Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

17 HAZtRAN 1991 HABERLER CUMHURİYET/S Pazar günleri hastane kapılarında hep aynı curcuna yaşanıyor Ziyaretçiler 'hasta9 ediyorİstanbul'un en büyük hastanelerinden biri olan SSK Okmeydam Hastanesi'nde hasta ziyaretine gelen binlerce kişi kapılara akın ediyor. Ziyaret saatinin başlamasıyla birlikte merdivenlere yönelenlerin ellerinde tencereler, bisküviler, su şişeleri, kolonyalar, çiçekler göze çarpıyor. Binlerce kişiyle uğraşan tek görevli çocukların ve yiyecek maddelerinin hastalann yanına çıkarılmasına engel olamıyor. Görevli ile ziyaretçiler arasında zaman zaman tartışmalar ve ilginç olaylar yaşanıyor. AYŞE YILDIRIM '. Pazar gunü saat 12 sıralan. SSK Okmeydam Hastanesi'nin iki kapısının önu de çoktan çi- çek, kolonya, meyve tezgâhla- nyla dolmuş. Kapıdan içerı gi- ren herkes önce tezgâhlardan bi- .risine uğruyor. ! Bahçe piknik yeri gibi. Boğu- !cu havada kadınlar çocuklarıy- la ağaçlann altına oturmuş. Ne kadar çok baloncu var. Bekle- mekten sıkılıp ağlayan çocuğa annesı bir balon alıyor. . tçeri sızan tezgâhtarlar, ko- üonyaları, çiçekleri duvarlann lüzerine dizmiş. Herkesin elinde •demeti bin liralık çiçek. Ellerde poşetler, içinde kâğıda sanh ku- tular. Bazılannda tencereler. — Sigara.M unutmadın degil mi? diyor kadının birisi yanın- dakine. ) Ziyaret saatinin başlayacağı 13.00'e doğru 8 katlı hastanenin pencereleri hastalarla doldu. KOLONYA YERİNE KARALAHAN A ÇORBASI — Herkesin eliııde demeti bin liralık çiçek. Ellerde poşetler, içinde kâgıda sanlı kutular. Bazılannda tencerekr. "Ne getirdiniz" diyoruz. "Laz böregi, karalahana çorbası" diye yanıtlıyorlar. Ortaük sigara dumanından geçilmiyor. Odalarda hastanın başında bir nefes kendisi çekiyor ziyarelçi, bir nefes de hastaya... (Makarrem Aydın) Aşağıda ziyaretçiler, yukarıda camlar ardmda hastalar. Karşı- hklı işaretler ve el sallamalar. Kapının açılmasına az kaldı. Herkes girişe doğru hücum edi- yor. Aralarda kalan çocuklar, ağlıyor. Camekân bölmeli kapı- nın ardmda bekleyen görevli, elinden duşurmediği sıgarasın- dan bir nefes çekıp kapıyı açı- yor: — Ne biçim Avrupalısınız, AT'ye girecegiz, adamlar bu yiizden bizi almıyor yav. N'oiur vaktinde içeri girseniz. Tekrar ıçen giriyor. O an ora- daki en onemlı şahıs kendısı sankı. Bir sılre sonra yine aynı hareketlerle gelıp kapıyı açıyor. En önde küçıik bir çocuk ağa- beyınin elinı tuımuş bekliyor. — Ni>e getirdin bu çocuğu, >azık degil mi? Senden, benden iyi düşunen biı>uklerimiz du- şunmuş dogru karar vermişler. Bu çocuk şimdi bu kadar insa- nın mikrobunu, tozunu yula- cak, yukan çıkacak. Vann has- ta olur. Onun için de 0-12 yaş arası çocuk almak yasak. lyı bir nutuk attığıru düşunu- yor olmalı ki şöyle bir göz gez- diriyor bekleyenlere. — Hadi bakalım al çocugu da kalabalık olmadan yukan çık, goster diyor. Ameliyata girecek, taburcu olacak hastalann yakınları girip çıkıyor. Arada kapıda bekleyen gorevlınin tanıdıklan. lçı meyve dolu poşet ve bir kola şışesiyle genç bir adam el selamıyla giriyor. Peşınden elin- de pet şişe suyla başkası girme- ye çalışıyor. Elini kaldırıyor fa- kat işe yaramıyor. Gorevlı dur- duruyor. — Nereye? — Hastamızın geceliği yok, ziyaretçiler gelmeden gidip giy- dırsem. — İçerhe içecek almıyoruz. — Ama bu su. — Peki bu seferlik olsun ba- kalım, hadi geç. Kapıdakıler homurdanıyor. "Rüşvetçi bunların hepsi de." Genç bir çocuk "Ama iyi adam" diyor. "Demin niye alıyorsun dedi- ğirode 'Ne olur aldıysam efendım' dedi. Ne kadar aldıgı- nı sordum, '50 bin' dedi. Durust hiç degilse, söyliıyor." Kapının açılmasına 15 daki- ka kaldı. İnsanlar birbirlerini iteklemeye çoktan başladı. Camlar kınlacak diye bolmeden dışarıya kendimizi zor bela atı- yoruz. "Artık kapdan açın". "5 dakika önce bıraksanız ne olur?", "Sabahtan beri bekli- yonız" sesleri yukseliyor. Nihayet kapılar açıldı. 8 kat- lı hastanenin koridorlarında bu kez izdıham yaşanmaya başla- dı. Hastalar merdivenlerın ba- şına kadar gelmış bile. 1. kat doğum. En çok heye- can orada var. Babaların elle- rinde çiçek, yuzlerinde tebes- sum. Girişte numarayla bebeği- ni çağırttınp camdan bir bakı- yor. Fmnsa'nın kadın Başbakanı Cressoru Iııgiliz erkeklerinin fclörtte bîri eşcînsel Kuruluşumuzun EDİP EMİL ÖYMEN LONDRA — Fransa Başba- kanı Edith Cresson, her dört tn- giliz erkeğinden birinin eşcinsel olduğunu soyledi. Cresson, "Anglosakson erkekleri kadın- la o kadar ilgilenmezler, bu da incelenmesi gereken bir sorun- dur" dıyerek Alman ve Ameri- 'kan erkeklerinin de yine dörtte birinin eşcinsel olduklarını sa- vundu. lngiliz basınının Batı diUerin- de kabul gören Fransızca sözcü- ğu ile "femme fatale", yani "baştan çıkancı, fettan ve erke- gin kuyusunu kazan kadın" di- ye nitelediğı Edith Cresson'un bu görüşleri "Observer" gaze- tesinde yayımlandı. Ingiltere'- nin Avrupa Topluluğu ile ilişki- lerindeki sürekli ikircikli, kuş- kulu, tedirgin ve mızıkçı tutu- güçlü erkeklerden ve krallardan gelen bir izlenim. Fransız erkek- leri kadınlarla daha ilgili. Ang- losakson erkekleri ise ilgisiz ol- dukları için bu incelenmeye de- ger bir konu. Artık kulturel mi biyolojik mi bilmiyorum, ama i)i işlemeyen bir şe> var ortada, bu açık. Londra'da yürurken erkekler size bakmıyor. Paris'- te ise erkekler bakar, sadece so- kaktaki işçiler degil, herkes ge- çen bir kadına bakar. Anglo- saksonlar kadınla kadın olarak ilgilenmez. Bence bojleleri bir ölçude ozürlıi demektir." Observer gazetesinde geniş yer verilen uzun söyleşısinde Cresson, kadın-erkek ilişkileri hakkındaki gorıişlerini de "açık biçimde" ortaya koydu. Cres- son'un bazı sorulara yanıtları özetle şöyle: — Sizce kadınlarla erkekler Observer gazetesinin sorulannı yanıtlayan Fransa Başbakanı, ."Londra'da "yürurken erkekler size bakmıyor. Paris'te ise erkekler bakar, sadece sokaktaki işçiler ;değil, herkes geçen bir kadına bakar. Anglosaksonlar kadınla kadın ;olarak ilgilenmez" : dedi. Edith Cresson — Kadının ken- dine giiveni az. imunu üzerinden bir türliı ata- imadığı bir sırada Fransa Başba- 'kanı'nın İngiliz erkeklerini he- def alan "gozunii budaktan sakınmayan" sözleri Ingılız ka- muovunda hızla tepki görmeye 'aday. ! Cresson, tanınmış Ingiiız ki- tap yayıncısı Naim Atallah'ın kadın-erkek ilişkileri, siyaset ve cinsel iktidar, aşk ve cinsellik konularındaki sorulannı yanıt- larken tartışma yaratmaya aday görüşlerini şöyle açıklıyor: ,"Anglosakson ülkelerinde er- keklerin çoğu erkekleri seçer, ancak bunlann hepsi olmasa bi- le büvıik kısmı eşcinseldir. Amerika'da, Ingiltere ve Al- manya'da yuzde 25 kadan boy- le. Bunu Fransa'da duşunemez- siniz. Geleneksel olarak Fransız erkekleri kadın-erkek ilişkisin- den yanadır. Bu da tarihteki arasında en temel farklılık ne- dir? CRESSON — Kadınlar, er- keklerden daha güçlü, ama da- ha hassas bir sinir sistemleri var. Kadınlar için önemli olan soru- nun temeline inmektir, görunuş- le uğraşmak değil. Bu nedenie kadınlar sorunlarla daha iyi ba- şa çıkarlar. — Eger bir kadın işinde ba- şansızsa, yeteneksiz oldugu için degil fakat kendine giiveni ol- madığı için. Bu görfişe katılır mısınız? CRESSON — Kadınların kendilerine güveni az, çunkü böyle olması için her şey yapılı- yor. Ayrıca kadınlar ikincil rol- leri de çok kolayca kabul edi- yorlar. Herhalde kadınları ha- rekete geçiren, ille de başarılı ol- ma durtüsu değil. Kadınlar sa- dece bir işi iyi yapmak isterler. Erkek için ise başanlı gorunmek yeterli. Şoförlu bir arabası ol- sun, surekli olarak "beyefendi toplantıda" diyecek guzel bir sekreteri olsun, butun bunlardır onemli olan. — Kadın, iş cinselliğe geldiği zaman erkekten daha mı ciddi? CRESSON — Erkekler cın- selliği ciddiye almadıklannı söy- lerler. Ama soyledikleriyle yap- tıkları arasında çok buyuk fark var. Cinselliğe ılişkin anlattıkla- rı hikâyeler, yaptıkları şaka- lar... Bunlara onem vermemek gerek. Bir erkeğı değerlendirme- de en önemli anahtar, cinselli- ğe yaklaşımı. Eğer saçma sapan şakalarla yaklaşılacak bir konu olarak gorüyorsa ilginç bir er- kek değildir. Cinsellik kadınlar için hiç de şakaya gelir bir ko- nu değil çıinku. — Bir kadın bir erkekle >al- tığında 'onu seviyorum' diyerek duygulannı belirtiyor. Bir erkek için ise olay sadece bir cinsd bir- leşme mi? CRESSON — Pek çok kadın sadece zevk aldıkları içm bir er- kekle yatmıştır. Buyuk ve kaba- rık duygular nadirdir. Ama bir kez ortaya çıktı mı da önem ka- zanır. Bence kadınlar da cınsel açlığı aynen erkekler gibı hisse- diyor. Fark yok. Kadınların da tıpkı erkekler gibi gelip geçici ilişkileri olabilir. Bu, kadınlar için biyolojik bir olay. Ama er- kekler için bir yanş, bir bobur- lenme konusu. Bu da onların kendilerine olan guvensizliğini gosteriyor, çunku erkeklerin ço- ğu cinselliğin ne olduğunu bıl- miyor bile. Fransa'da kamuo- yuna mal olmuş bir erkeğin ge- lip geçici ilişkilerinin olması do- ğal karşılanır. Hatta ona olum- lu puan bile kazandınr. Ama bir kadında aynı durum hiç hoş karşılanmaz. — Erkekler başanlı kadınlar- dan korkujorlar mı sizce? CRESSON — Erkeklerde, kadınların daima daha başanlı olduğu şeklinde bir korku var- dır. Kadınların eninde sonunda ustün geleceği şeklinde bir kor- ku. Bu, erkeklerde bebeklıkle- rinden beri suren bir korku. Er- kekler böyle kadınlar hakkında kişilikleri, cinsel yaşamlan, ai- le yaşamlan, ozelliklen hakkın- da hikâyeler uydururlar. Kadın- larda olmayan ozellikleri varmış gibi anlatırlar. Ancak çok guç- lü erkekler bu korku ile birlikte yaşayabılir. Bunlar ise az. Ba- şanlı bir kadının kendine uygun bir erkek bulması bu nedenie guç. Yani başandan gozu karar- mayacak, kişiliği bozulmaya- cak, iç dunyası böyle bir duru- mu olduğu gibi kabullenecek ve kadınla eşit ortak olacak bir er- kek bulması güç. Yarışma, Seçici Ku Ancak dah • Yapıtlar, guaj boya I • Tonsurton rerrUiçalışmalarda renkle^ıyırt Ailebilecek şefi • Yapılacak çalışma rotasyan baskı tekniği ıle kunmg üzfne aktarılaca hat) veçoktıassas raster (nona, paan) çalışılmaya • Yapıtiarın boyu 40 cm. eni 32 cm o!acaktır| yoktur. eyapılacaktır. olacaktır. , çok ince gren (çizgi, YARIŞMA ÖDÜLLERİ: I.'lik ödülu: Sümerbank mağazalarında 3.000.000.- TL'lik ücretsiz alışveriş 2.'lik ödülü: Sümerbank mağazalarında 2,000.000.- TL'lik ücretsiz alışveriş 3.'lük ödülu; Sümerbank mağazalarında 1.000.000.- TL'lik ücretsiz alışveriş YARIŞMAJÜRİSİ Hülya ÖZDEN, Zafer GENCAYDIN, Mürşide İÇMELİ, Zahit BÜYÜKİŞLEYEN, Sami ÇİZGİNER. YARIŞMA TAKVİMİ: Son Katılım Tarihi: 26 Ağustos 1991 • Sonuçların Açıklanması: 3 Eylül 1991 GÖNDERİM: Yapıtiarın arka yüzünün sol alt köşesine, altı rakamdan oluşan bir rumuz ve yapıtın adı yazılacaktır. Yapıtlar, çerçevesiz ve paspartusuz olarak, bir zarfa konacak ve zarf kapatıldıktan sonra üzerine sadece rumuz yazılacaktır. Katılımcı, rumuzuyla birlikte adını, soyadını ve açık adresini ayrıca bir zarfa koyacak, her iki zarf da, yapıtlar postada hasar görmeyecek şekilde paketlenip, Sümerbank Holding A.Ş. Genel Müdüriüğü Halkla İlişkiler ve Tanıtım Müdürlüğü Ulus Meydanı No: 2 Kat: 4,06042 Ulus • ANKARA adresine posta ile gönderilecek veya elden teslim edilecektir. Postadaki hasar ve gecikmeden Sümerbank sorumlu olmayacaktır. Yarışmada ödül alan ve sergilenmeye değer görülen yapıtlar, Sümerbank arşivine girecek, 1992 yılı bez duvar takviminin yanısıra, gerektiğinde yapıt sahibinin adı belirtilerek. kullanılabilecek ve sergilenebilecektir. Diğer yapıtiarın tümü, gönderildikleri paketleme ile geri gönderilecektir. Yarışmayla ilgili detaylı bilgi, Sümerbank Holding A.Ş. Genel Müdürlüğü Halkla İlişkiler Tanıtım Müdürlüğü Ulus Meydanı No: 2 Kat: 4,06042 Ulus / ANKARA adresinden temin edilebilir. Tef.: (4)32442 80 • 324 4172 • 310 38 30/ 307- 308 -309 -318 SÜMERBANK TURKIYE MIN 610 NüMARAU AIIE MAGAZASI — 53 numarayı getirir misi- niz. Ah canım saçlara bak, ki- me benziyor bu. Hastalann yataklannın üzeri ziyaretçileriyle dohnuş. — Dogum nasıl oldu? — Bebek iyi mi? — Niye ağlıyorsun kızın, kurtuldun işte. 4. kat beyin cerrahi ve yoğun bakım. Odalara ziyaretçi teker teker almıyor. Yoğun bakımda ise camdan bakılmasına izin ve- riliyor. Kapıda hemşire bağın- yor, "Kim rfişvet lafını etti? Teklif edin de göreiim." Hasta- ya getırılen yiyecekler ellerde kaldı. Kapıdaki görevli değişmiş. Bu kez 20 yıldır hastanede çalıştı- ğını sövleyen Ramiz Kuğn gel- mış. "Perşembe, pazar günii zi- yaret var. tki buçuga kadar sii- ruyor. Humma gibi oluyor. Hırsızı, arsızı burada" diyor. Tencerelerle çıkanlan yemekle- rı soruyoruz. "'Ne çeşit olursa getiriyorlar. Bu kalabalıkta na- sıl bakacagız." 'Ya çocuklar' diyoruz, 'yasak degil mi yukan çıkmalan?' — Yasak ama, diyor, hangi birini göreiim. Bazılannı bırak- mıyoruz. Ikinci katta yatan Eivan Ay- dın iki kez omurilik ameliyatı olmuş. iki aydır yatıyor. Abisi- nin eşi Gülbeyaz elinde tuttuğu tencereyi getirip dolaba koyu- yor. Ne getirdiniz, diyoruz, "Laz yemegi" diyor "Karala- hana çorbası". Eşi Hayriye baş- hyor konuşmaya, "Her çeşi» ye- mek yapıp getiriyoruz. Pilav, çorba, mısır ekmegi. Dolabı açın, herkesin öyle, tıklım ük- lım." Koridorlarda görevli yok. Si- gara içmek yasak levhalarına rağmen ortalık sigara dumanın- dan geçilmiyor. Odalarda has- tanın başında bir nefes kendisi çekenler, bir nefes de hastaya çektirenler. Sütler, yoğurtlar, bisküviler dizilmiş masaların üs- tune. A7&4 KISA • Çukurca'da guvenlik guçleriyle çatışmaya giren teröristlerden bırı olu, biri de sağ olarak ele geçirildi. Tunceli'de de araziye gömüftr; bir teroristin cesedi bulundu.' Şırnak'ın Uludere ilçesi J ' Tarlabaşı köyu yakınlannda ise toprağa gömulu bir torba içinde 5 adet uzun namlulu sılah ele geçirildi. • Balıkesir'in Manyas ılçesindekı Karagöl'de bir sandalın alabora olması sonucu kaybolan 8 kişiden 6'sının cesedi çıkanldı. Onceki gün 4 kişinin cesedi çıkartılmıştı. Dün de Muharrem Akbaş (30) ile Nurettin Akbaş'ın (30) cesetlerı bulundu. Kayıp Mehmet Akbaş ıle Bedriye Yardımcı'nın aranmasınm surduruldüğü bildirildi. • İstanbul'da geçen cuma gunu ölen Konya eski milletvekillerinden Abdüssamet Kuzucu, dün Konya'da toprağa verildi. Kuzucu'nun cenaze törenine yakınları, bazı milletvekilleri ve yurttaşlar katıldı. • Bursa'nın tarihi Kapalıçarşısı'nda geçen hafta arızalanan trafonun bakım çalışması sırasında ıneydana gelen patlamada ağır şekilde yaralanan 3 TEK işçisinden biri olan Emin Çetinkaya, tedavı gordüğü Tıp Fakultesi Plastik Cerrahi Yoğun Bakım Unitesi'nde kurtanlamayarak oldu. • TRAFİK Yurdun çeşitli yerlerinde meydana gelen trafik kazalannda 11 kişi öldü. Tekirdağ'daki kazada Fuan Inan, Adem Erk, Üzeyir Irmak ve tbrahim Irmak, Mersin'deki kazada Ercan Esirgemez ve llker Küçük, Kayseri'deki kazada Sabri Denkler, CAntep'teki kazalarda Tuncay Eryenilmen ve Mehmet Sadiç, Ankara'daki kazada Cüneyt Yenal, Ödemişte'teki kazada da Osman Gul yasamını yitirdi. • Hâkimler ve Savcılar Yuksek Kurulu, 838 hâkım ve savcının derecelerinin yukseltilmesine karar verdi. Resmi Gazete"nirı dünkü sayısında yayımlanan karara gore nisan 1991 sonuna kadar surelerini bitirerek yükselmeye hak kazanan 838 adli yargı hâkimi, cumhuriyet başsavcı ve savcılan, bakanlık merkez kurulu hizmetinde bulunanlar ile idari yargı hâkiminin dereceleri yukseltildi. • Diyanet lşleri Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu ve bazı milletvekillerinin de bulunduğu son hacı kafilesi Cidde'ye ulaştı. Mekke Hac İdare Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre 27 mayısta başlayan hac seferleri son kafilenin Turkiye'den ayrılması ile tamamlandı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog