Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURÎYET/12 EKONOMt 17 HAZİRAN 1991 BORSANOTLARI ABDURRAHMAN YILDIRIM Borsa,Yılmaz'la'mesut' olacak mı?Körfez savaşı gibi borsayı haftalardır etkisi altına alan 'slyasi belirsizlik' dağıldı, hem de borsanm istediği şe- kilde: ANAP Genel Başkanlı- ğı'na Mesut Yılmaz seçildi. Uzerinden 'bulut' kalkan bor- sa, şimdi Yılmaz'la daha 'mesut.' İktidar partisi Anavatan'ın genel başkanlığına Mesut Yıl- maz'ın seçilmesi mevcut ıkti- darı değiştirmiyor, sadece başbakan ve bakanları değiş- tiriyor. Beraberinde yönetim anlayışını ve ekonomik politi- kasını değiştirmeyi de getiri- yor. İktidar partisinin yeni kad- roları yeni bir vitrin, yeni bir görünüm veriyor. Yeni bir umut ve yeni bir şans yaratı- yor. Bu, ekonomi için ve siya- si istikrar için kısa süreli bir so- luk aimak demektir. Borsanın da bu dönemde böyle bir so- luğa ihtiyacı var. Mesut Yıl- maz'ın seçilmesinin borsa için bir başka anlamı ise genel se- çime gidecek olan yolun da- ha da kısattılması. Yatırımlar- da kararsızlık döneminin bit- mesi için seçimin erkene alın- ması ekonominin ve iş dünya- sının ihtiyacı. Borsa ve iş çev- releri için Yılmaz'ın başbakan- lıgi demek ekonominin Pak- demirli tarafından yönetilme- si ve çok başlılığın sona erme- si demek. Işte bu faktörler borsada psikolojik bir rahatla- ma sağtıvor. Borsa, Körfez savaşı biteli beri bir türlü kendine geleme- di. Savaş sürerken yükselen borsa, savaşın bitmesiyle düş- meye başladı. Savaşı, dövizın ve faizin yükselmesı izleyince borsanın morali iyice bozuldu. Ardından ekonomide çizilen 'kara tablo', karamsarlığı büsbütün arttırdı. Hem de öy- le bir arttırdı ki mayıs ayı so- nuna doğru gerçekleştirilen faizleri düşürme operasyonu ve dövizin durulması bile bor- sayı canlandıramadı. Aşırı ka- ramsarlık, belirsizlik ve güven- sizlik içinde borsa, haftalar- dan beri bir salıncak gibi en- deks 3500-4000 puan arasın- da gidip geldi. Bu psikolojik etmenler içinde borsa, ANAP kongresini ve kongre sonra- sındaki gelişmeleri kendine bir kurtuluş olarak algıladı. Ve beklemeye başladı. Türkiye'- nin döviz durumundaki iyileş- meye, faizlerin düşmesine ve hisse senedi fiyatlannı cazip düzeye irtmesine aldırmadı. Bu dönemde borsaya gelen yatınmcılar hangi hisseleri alabilir? Sektörleri değerlen- dirdiğimizde şöyle bir tablo çı- kıyor ortaya. Oncelikle çimen- to sektörünü herkes keşfet- miş bulunuyor. Kârlı, ürettiği- ni satan bir sektör. Fazla bir şey söylemeye gerek yok. Ama bazı şirketlerin önümüz- deki dönemde toplusözleşme- leri olduğunu hatırlatmak ge- rekiyor. Dayanıklı tüketim malları satışmda patlama var. Şirketlerin kârlarında da öyle. Telekomünikasyon şir- ketleri de tam kapasiteyle ça- lışıyor. Yurtiçi ve yurtdışı iha- leleri tamam. Dünyada daral- makta olan otomobil pazarı Türkiye'de hızla genişliyor, çok canlı ve geleceğı parlak bir sektör. Otomobil satışlanmn 1995'e kadar hızla artarak de- vam edeceği, araştırmalarla ortaya konulmuş durumda. Otomobil satışlarındaki artışı, lastik satışlanmn izlemesi çok normal. Üstelik lastik sektörü geçen yıl ağır birtoplusözleş- meden ve grevden geliyor. Şirketlerin bu yıl geçen yıla göre çok daha iyi bilanço açık- lama şanslan var. Bira sektö- rü Türkiye'de çok cazip, sade- ce 4 fabrika var ve tam kapa- siteyle çaltşıyorlar. Kârlılıkları ve finansal gös- tergeleri sağlam. Tekstilde ABD kotaları yüzde 100, AT kotaları yüzde 20 arttırıldı, it- halata karşı koruma getirildi. Bunların tekstil şirketlerine şu veya bu şekilde olumlu yansı- ması beklenir. Bankaların kârları iyi, yalnız sermaye art- tırımlarında hisse senetlerinin hemen teslim edilememesi bir şanssızlık. Bu sayılan sektör- ler dışında kalan, kâr etmesi- ne ve mali bünyeleri sağlam olmasına karşılık özkaynakla- rın altında satılan hisseler de bulunuyor. Borsa, aslında farkında ol- madan kendini Mesut Yıl- maz'a endeksledi. Oyle ki Yıt- maz'ın şansının artmasıyla yükselişe geçti, azalmasıyla düştü. Geçen hafta pazartesi günü Cumhurbaşkanı'nın 'tarafsızlığım' açıklamasıyla Yılmaz'm yolunun açılması üzerine borsa salı, çarşamba ve perşembe günü yükseldi. Kongrenin kilit adamlarından biri haline gelen Namık Kemal Zeybek'in cuma günü Akbu- lut'u desteklediğini açıklama- styla bu kez herkes satışa koştu ve borsada fiyatlar düş- tü. Pakdemirli'nin Yılmaz'ı desteklediği haberi ise borsa seansına yetişemedi. Mesut Yılmaz'ın seçilmesiy- le birlikte borsaya taze para gelmesini engelleyen 'siyasi belirsizlik ve psikolojik faktörler' dağılıyor, dağıla- cak. Tabti paranın gelişini en- gelleyici yeni siyasi belirsizlik- ler veya psikolojik faktörier or- taya çıkmaz, böyle faktörler inşa edilmezse. Olumsuz etkenlerin ortadan kalkması yanında borsayı olumlu etkileyecek şu geliş- meler de var: • Hazine bonosu anapara ve faiz geri ödemesi, maaş öde- mesi ve bayram tatilinde eko- nominin artan para ihtiyacı emisyonu genişletici etki ya- pacak. Piyasadaki para mik- tarının artmasmdan borsanın olumlu etkilenmesi bek- leniyor. • Borsa şirketlerinin altı aylık bilançolarına ilişkin olumlu sinyaller gelmeye başladı. Önümüzdeki günlerde bilan- ço haberieri daha da artacak. Piyasadaki para miktarının artması ve borsayı etkileyen faktörlerin iyileşmesi ve bun- ların bilanço açıklamalarıyla birleşmesı, parayı borsaya çekecek. • Yerti yatınmcılar yanında ya- bancı yatınmcılar da ANAP kongresini bekliyordu. Türki- ye'nin siyasi ve ekonomik alanda kısa da olsa istikrarlı bir dönem geçireceği kanaa- ti, yabancılan Türk hisse se- netlerine yöneltebilir. Özellikle fiyatların dünya ortalamasının oldukça altına inmesi, yaban- cılan cezbedebilir. Sadece ya- bancıların talebi de bizim bor- sanın kaderini değiştirici etki yapar. Sonuç Bir mal ucuz fıyata, ucuz- ken alınır. Bugünlerde borsa- da fiyatlar son iki yılın en dü- şük düzeyindedir. Ve koşullar da borsanın lehinedir. O hal- de hâlâ gelişmeleri beklemek ve çekingenlik niye? Unutma- malı, 'ıslanmışın yağmurdan korkusu olmaz' ve de sirke- sini, sarmtsağını sayan pa- ça içemez.' Çimentodan Koç devrine Borsada bir zamanlar bazı hisseler moda olurdu: Akçi- mento, Çukurova Elektrik, Er- demir, Eczacıbaşı Yatırım, Ec- zacıbaşı İlaç gibi. Ama 1991'e girildiğinde çimento sektörüy- le, sektörler ön plana çıkmaya başladı. Çimento hisselerinin işlem hacmi borsanın toplam işlem hacminin yarısını oluştu- rur hale geldi. Taa ki, önceki hafta ortasına kadar. Koç Amerikan Bankası'nın Türk Demirdöküm tahtasındaki sa- tışları kapatmasıyla başlayana alım dalgası bir anda tüm Koç kâğıtlarına sıçradı. Sonradan anlaşıldı ki pazarlamacı şirket merkez ticaret Türk Demirdö- küm'ün bünyesine katılacaktı. Böylece şirket güçlendirilecek- Şirketlerini büyütmek ve güçlendirmek için birteştirmek ve dış rekabete hazırlamak Koç topluluğunun ana politika- larından biriydi. O halde diğer Koç şirketlerinde de böyle du- rumlar olabilirdı. Gözler Koç şirketlerine çevrilmişti. Arçe- lik'in 3 aylık kârı çok iyiydi. 6 aylık kârı da çok yüksek çıka- caktı. Ayrıca bir yabancı şirket ile ortaklığa gidiyordu. Koç bünyesinde dayanıklı tüketim malları pazariayan bir iki şirket- te birleşme durumu ve kendi başına Arçelik Holding haline dönüştürülmesi gündemdeydi. Ya Migros'ta neler oluyordu? Oncelikle Körfez savaşı döne- minde raflannda mal bırakıl- mamıştı, kân İyiydi. Üstelik hi- permarketler açmaya başla- mıştı. Bu, artan ciro ve artan kâr demekti. Aynı zamanda işletme sermayesi ihtiya- cının artması yani sermaye arttırımı demekti. Bu nedenle Migros'ta iki bedelli, iki bedel- siz sermaye arttırımı vardı. Otosan ise Tofaş'lardan dola- yı talep görmüştü. Tofaş 19 bin liradan satılırdı da Otosan hiç 10 bin lirada durur muydu?. Onun fiyatı da koştu yukarıya doğru. Koç Yatırım ve Koç Hol- ding ise Tofaş'ların satışından dolayı canlanmıştı. Sonuçta bütün Koç hisselerine talep ya- ğıyordu. Borsa işlem hacminin neredeyse yarısını, sayılan 10'u bulan Koç hisseleri ger- çekleştiriyordu. Yaptıkları primler de borsa ortalamasının tam 2 katıydı. Artık borsada çi- mento devri bitmiş, Koç devri başlamıştı. Profesörler Ttirk-Iş'e kızgıntş-Sendika Servisi — Türk- Iş'in Hür tşçi Sendikalan Kon- federasyonu'na (ICFTU) gön- derdiği Uluslararası Çalışma örgütü (ILO) ilkelerinden sap- ma isteyen mektubu tepki yarat- tı. Kamu çalışanlannın sendika- laşmasında öncülük yapan bilim- adamlarından Prof. Mesut Gül- mez, Türk-Iş'in uluslararası hu- kuku anlayamadığını söyledi. Prof. Gültnez, "tçerde meraur sendikacılığına destek verme- yen, öğretmenlerin ve kamu gö- revlUerinin bir insan hakkı ya- ralma ve yaşatma çabasına se- yirci kalan Türk-lşin dışanda destek olcnası elbette beklene- mezdi" dedi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri ve ÎHD 1402'- likler Kornisyonu Sekreteri Dr. Haldun Özen, sendikal hareke- ti arkadan vuran gizli mektubu uzüntuyle okuduklarına işaret etti. Özen mektubun soğuk duş etkisi yaptığını vurgulayarak "Sendikalann yetersizliğini aş- mak amacıyla günlerdir eylem koyan işcilerin karşısında örgiit- lenebilmek için en olumsuz ko- şullarda adım adım ilerieyen ka- mu personeli ve 12 Fylül'ün acı- sını tüm ağırlıgıyla on yıl çekmiş 1402'likler karşısında Türk-Iş, tarihsel bir hata yapmanın ağır sonımlulugu altında kalmıştır" şeklinde konuştu. Türk-tş'in mektubuna rağ- men üyesi olduğu ICFTU'nun her yıl Cenevre'de yayımlanan yılhk raporunun Türkiye'ye iliş- kin bölümünde ICFTU'nun Türk-Iş isteklerini yok sayarak yüzde 10 baraja karşı çıktığı, kamu çalışanlannın sendikalaş- dığına işaret edildi. DİSK ile il- ma hakkı ile DtSK somnuna gili gelişmelerin ICFTU için cid- ağırlık verdiği dikkat çekti. ILO'daki Türkiye tartışmaların- da da uluslararası sendikal ku- ruluşların temsilcileri Türk-lş'in eğilimi ile çelişkili olarak söz kö- nusu sorunlara öncelik ve ağır- hk tanıyan konuşmalar yaptılar. AA'nın Cenevre kaynaklı ha- berine göre ICFTU raporunda Türkiye'de on yıldır olumlu hiç- bir gelişme olmamasına karşın hükümet uygulamalan ile yeni sendikal hak ihlallerinin yaşan- DENtZER, KAMU İŞÇtLERİNİN EYLEMİNİ DESTEKLEDİ Işçînin gücü birliktengeliyor İş-Sendika Servisi — 600 bin kamu ça- lışammn toplusözleşme uyuşmazlığı ve pa- sif direniş eylemlerine ilişkin bir açıklama yapan Genel Maden-lş Sendikası Başkanı Şemsi Denizer, işçi sınıfının gücünün bir- likten geldiğini ve her şeyi kendi gücü ile başaracağım gördüğünü söyledi. Denizer işçileri 10 yıldır sömürenlerin korku içinde olduklarını vurgulayarak özetle şöyle devam etti: "Diin maden isçUerinin karşısiDa geçen- ler, bugün 600 bin arkadaşımuın karşısı- na geçiyor ve yine aynı misyonu oynuyor- lar. Zonguldak'daki cevabı şimdi Tiirki- ye'den alıyorlar. Ülkenin ber yanında 'Çankaya'nın şişmanı işçi düşmanı, hükü- met istifa, işçiler el ele genel greve' slogan- lan yükseliyor. İşçiler 'İşçiler gele- gun süreli açlık grevi sona erdirildi. İşçi- cek hanedan gidecek' diye haykırıyor." ler, eş ve çocuklan tarafından ziyaret edi- Genel Maden İşçileri Sendikası olarak len sendikacılar toplu halde fuara yurüye- her zaman ve her şart altında mücadele- rek alkışh protesto ve gösteriler arasmda den yana olanları desteklediklerini, üzer- açlık grevi eylemlerine son verdiler. lerine düşen görevi eksiksiz yapacaklarını söyleyen Denizer, 600 bin kamu işçisüıin mücadelesinde fıiü desteklerinin de her za- man hazır olduğunu belirtti. tzmir'de 76 şube başkanının kamu işçi- lerini desteklemek üzere başlattıklan iki NETBANK'A GELIN 3 ay ^ l y ı l 6 ay 68 65 67 53 3 aylık % 68 brüt faizin yıllık getırisi % T Ö . 2 0 # dir. NETBANK E D M XMK/H 133 03 50 C«ri*ny« Cad. 201 Elmodoğ HAttrfl HCstym Ahms, 134 M 06 Cu«4wny« Coo 271 CA4M.O6U1 I^oul Sa«« 511*0 02 Nu^ovnanr^ Coo 89 Em.nonû AMTAITA Otck Hapoğlo 17 U > I Amuric Cad 73 KUfADAM B*, Ero*; 19488 di endişe kaynağı olduğu vurgu- landı. Türkiye kamu çalışanlannın sendikalaşma hakkını savunan Prof. Mesut Gulmez, kamu ça- lışanlarının sendikalaşma hakkı- nın ancak 87 sayılı ILO sözleş- mesi ile bağlantılı savunulabile- ceği yolundaki Türk-İş mektu- bunda yer alan görüşün gerçeği saptırma olduğunu söyledi. Türk-lş'in İLO'da izlediği politika ile yıllardır işçi tezleri- ni ve Türkiye işçi sınıfının hak- larını yürekten savunan ICFTU ve ICEF gibi dost örgütlerin yal- nız bırakıldıklarına değinen Dr. Haldun Özen ise İLO'da tarih- sel bir fırsatın daha Türk-tş ta- rafından kaçırıldığını vurgula- yarak görüşlerini şöyle özetledi: "Türk-tş'in bu tutumu çalı- şanlann degil, işverenlerin ve onlann destekçisi olan hüküme- tin yarannadır. Türk-tşi 'sorunlan ILO'ya götürmeyelim' diyerek işçileri yıllardır oyalayan tşveren Sen- dikalan çizgisinde gormek iste- miyoruz. Türk-tş bu tutumuy- la insan haklan savunucusu ke- simler arasında başlatılan ciddi diyaloğu baltalamıştır." Zam istediler Polisler mandallama eyleminde ANKARA (AA)— Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde görevli bazı polisler, maaşlanna zam yapılması isteğiyle telsizden mandallama eylemine başladı- lar. Mandallama yaparak zam talebinde bulunanlan tespit et- mek amacıyla kayda alınan ko- nuşmaların laboratuvarda ince- leneceği, eyleme katüanlann "mesleklen ihraç" edileceği bil- dirildi. Emniyet teşkilatına maaş dı- şında "ek tazminat" odenmesi konusunda çalışmalar sürerken, Ankara'da bazı polisler, telsizle- rinin mandallarına sürekli basa- rak, konuşmalan engellemeye çalıştılar. Ankara Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, telsiz eylemi yapanlann tespit edilmesine ça- lışıldığını belirterek "Tüm bi- rimlere tamim yayımladım. Bu kişileri tespit etmeye çalışıyonız. istek haklı olsa bile yöntem bunu haksızlaştmyor" dedi. B E K L A M D U N Y A S I Reklam yazarları ataktaReklam Yazarları Derneği, geçen günlerde, TRT Reklam Yarışması Jüri- si'nde derneğin belirleyeceği bir üyey- le temsil editme istemini TRT Reklam Dairesi Başkanlığı'na yazılı olarak iletti. TRT Reklam Dairesi Başkanlığı tek- lifi değerlendirdi ve onayladı. Böylece önümüzdeki yıldan itibaren TRT Reklam'Yarışması Jürisi'nde tem- sil edilen ilk mesleki kuruluş olma öze(- liğini RYD kazanmış olacak. RYD Serbest Çalışma Yönetmeliği ve Taban Fiyat Listesi '91 broşürü basıldı. Fıyat listesi ilk kez geçen ytl belirlen- miş ve üyelere iletilmişti. Broşür, bu yıl geçerli olacak fiyatlan ve daha önce lis- tede yer almayan işleri kapsıyor. Bir fotoğraf stüdyosunun ve 20'yi as- kın ressamın atölyesinin bir arada oldu- ğu İstanbul Sanat Merkezi içinde yer alan RYD tokaline telesekreterti telefon bağlanıyor. 156 17 20 numaralı telefon, tüm RYD üyeleri için... Sakızağacı Cad. Eskiceşme Sokak No: 1 Taksim adresindeki İstanbul Sa- nat Merkezi'nin Halıç manzaralı terasın- da temmuzda açılacak bar, RYD üye kimlik kartı sahiplerine indirimli olacak. Seguela iletişim okulu kurdu RSCG ajansının ortaklanndan Jacqu- es Seguela 'Avrupalı İlk İletişim Üniversitesi' adı altında RSCG Campus okulunu kurdu. "Öğreniminizi mesle- ğinde başarılı olanlarta başarın" stoga- nıyla tanrtımı yapılan okul, lise diploması olanlara ya da liseden sonra iki yıllık yüksek okulları bitirenlere açık. Okulun iki önemli özelliği var: Birincisi dersle- rin tamamen uygulamalı olarak uzman- lar ve mesleğini bilfiil icra edenler tara- Umştmm çıkarauı- fından verilmesi. İkincisi de okulun Fransa'nın dışındaki Avrupa ülkelerin- deki zorunlu stajlarla desteklenmesi. "İletişim dünyasının kapdannı acmak mı istiyorsunuz? Gazetecilik, reklamcılık, halkla ilişkiler konularında uzmanlık..." cümleleriyle tanıtılan okul hakkında ay- rıntlı bilgi için RCSG Campus, 55 Rue Pierre Poli, 92130 Issy-les Moulineaux" adresine başvurmak gerekiyor. AFA Yayınevi rek- d i i i i ki ÇOCK» y lam dizisinin son kita- bı Fransız uzman Je- an -Noel Kapferer'in "Çocuk ve Reklam" başlıklı çalışması. Sermin Önder'in Türkçeye kazandırdığı toplam 279 sayfalık ki- tap gerek teorik yakla- şımı gerekse uygula- madaki örnekleriyle başarılı bir çalışma. Yüksek ticaret okulun- da profesör olan Kapferer'in reklam ve psikolojik etkilerini in- celediği son kitabı 'İkna Etmenin Yollan" başlıklı kitabının çocuklar örneğindeki ilk adımı olan bu çalışma sadece reklam ajans- larındaki yaratıcı, yönetici ya da müşteri tem- silcileri için değil, özellikle anne-babalar için çok öğretici. İletişim ve medya çağında ço- cuklann gerek kişiliklerinın oluşması gerek- se tüketim toplumuyla tanışmalarınm en önemli evresınde çocuk/reklam ilişkisini ay- rıntılı bir şekilde sade bir dille açımsayan, klasik olmaya aday bir çalışma. bilgilt Serbetçe . lenme fıkrası Uluslararası Reklamcılık Der- neği Türkiye şubesinin 3 haziran günü yapılan son yemekli top- lantısında konuşmacı Koç Hol- ding Yönetim Kurulu üyesi Can Kıraç'ın Konusu 'Ferdin Serbet- çe Bilgilenme-Seçme Hürriyeti ve Reklam' dı. Kıraç, bikjinin ve uzmanlığın ne denli önemli oldu- ğunu vurgulamak amacıyia ko- nuşmasının başında Aydın Boy- san'dan bir fıkra aktardı: Dişçi matkapla uzun süren bir uğraş- tan sonra hastasına sorar: — Sizin attın kaplamanız ne kadar da kalınmış? Hasta bitkin bir sesle cevap verir: — Doktor bey, dişi çoktan del- diniz de şu anda kravat iğneme inmiş bulunuyorsunuz! T E K N O L O J I V I T R I H I İlk kayıt yapan CD Japon elektronik devi Sony, gelecek yıl kayıt yapabilen yeni bir (tompakt diski piyasaya sürmeyi amaçlıyor. Bu atılım- la birlikte müzik dünyasında rekabetin hızlanması bekleniyor. • Sony'nin yeni mini diski, 12 santimet- relik normal bir diske sığan müzik mik- tarını 6.4 santimetre çapmdaki bir dis- ke sıkıştırıyor. Bu mıni diskin 74 dakika- lık bir kapasitesi var. Yeni mini diskin bir diğer önemli özel- liği de sarsıntılardan etkilenmemesi. Çalacağı müziğin 3 saniyelik bölümü- nü bir bellek yongasına kaydediyor, böy- lece koşu ya da otomobilin sallanması nedeniyle müzikte hiçbir kesilme olmu- yor. Sarsıntı olduğu zaman diskin okun- ması kesiliyor ve bellek yongası devre- ye giriyor. Diskin yeniden okunmaya başlaması için 3 saniyelik süre doluyor ve bu sürenin sonunda disk kaldığı yer- den çalmaya devam ediyor. Sony, bir süre önce DAT'ı (sayısal ka- setçalar) kompakt disk kalitesinde ka- yıt yapabilen kasetçalar piyasaya sür- müştü, ancak pahalı olması nedeniyle tüketicilerin ilgisini çekmemişti. Ote yandan kompakt diski icat eden ve Sony ile birlikte gelişttren Hollanda firması Philips ise DAT'ın rakibi olacak bir sa- yısal kompakt kasetçalar (DDC kompakt disk kalitesinde kayıt yapabilen, normal ve sayısal kasetleri çalabilen aygrt) üze- rinde çahşıyor. Bu arada dünyanın en büyük elektronik gereç üreticisi Mats- husita da geçen ay bu projeye katıldığı- nı açıkladı. Mini diskin veri sıkışiınma sistemi, normal bir CD'ye müzik kaydetmek için gerekli alanı beş kez kısaltıyor. Mini diskte aynı veriler, normal CD'de kulla- nılanın beşte biri kadar bir alana kayde- dilebiliyor. Ancak yeni mini diskin bir za- yıf noktası var. Philips'in DCC sistemin- de olduğu gibi işitilmesi çok zor sesleri ya da aynı frekansta bulunan ve güçlü sesler tarafından bastınlan zayıf sesle- ri kaydetmiyor. Bu nedenle ilk kopyadan sonrakı kopyaların kalitesi gittikçe kötü- leşiyor. Thames'de amffbi: Land Rover, Ingiliz polisi için hem araba hem suda kufla- nılabilen bir taşıt geliştirdi. Karada saatte 112 km., suda 7 deniz mili (yaklaşık 13 km) hızla ilerleyebilen bu amfibiyi, İngiliz polisi Thames Nehri'nde kullana- cak. Taşıt; yangın, dağda kurtarma, ambulans ve öteki acil durumlarda kullanıl- ma özelliklerine de sahip bulunuyor. Aracın içi çok basit ve geniş. Ancak amaç- lara uygun olarak donatılabiliyor. Telefon, bilgisayar, tıbbı malzeme, manyetos- kop vb. gereçler taşıta yerleştirilebiliyor. Taşmabilir teleks Philips'in Safecom-CM adlı teleksi, gemide, otomobilde, kutuplar hariç her yerde kullanılabiliyor, çünkü veriler In- marsat C uydusuyla aktanlıyor. Ayrıca teleksin ilginç birkaç özelliği daha var. "İyileştirilmiş grup aramalan" adlı işlev, acil mesajlann alınmasmı sağlıyor, ay- nca bir grup gemiye aynı anda özel me- saj gönderebiliyor. Teleksin bir öteki özelliği ise alarmı. Alarm çalışmaya bas- ladığı zaman, koordinasyon ve yardım merkezleri hemen terminale bağlanıyor. Safecom-CM var olan tüm kişisel bilgi- sayarlarta uyumlu olarak çalışabiliyor. Teleks, neme (%95), deniz suyuna, bu- za (2.5 cm'ye kadar), yağmura (10 cm/saat) ve rüzgâra (185 km/saat) kar- şı dayanıklı. Ayrıca aşırı sıcaklıklar ay- gıtın çalışmasını etkilemiyor. Elektronik aygıtlar 0° ile 45°C, anten -35° ile 55°C arasında sıcaklıklarda çalışabiliyor Ağır- lığı 2 kilogram olan Safecom-CM'nin fi- yatı 65 bin Fransız Frangı. Çok yönlü parfüm Unlimited Per-j fume adlı bu par- füm, dörtfarklı iş-| levi birden yerine getirebiliyor.. Amerikan La Par- fumerie firması- nın tasarımladığı parfüm, tıraş los- yonu, banyo sa- bunu, vücut losyonu ve normal par- füm olarak kullanılabiliyor. Avucunu- zun içinde suyla kanştırdığınız za- man koyulaşıyor ve beyaz bir losyon halini alıyor. Banyo suyuna eklene- biliyor ya da vücut kremi olarak sü- rülebiliyor. One Unlimited alkol içer- miyor. özellikle yolculuklarda yer ta- sarrufu sağlamak amacıyla tasanm- lanmış olan parfümün altı çeşidi bu- lunuyor. Indochine, Malaga ve Pro- vence gibi adları olan parfümün bir şişesinin fiyatı 30 dolar.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog