Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

16 HAZÎRAN 1991 CUMHURİYET/17 HAVA DURUMU TÜRKIYEDE BUGÜN Devlet Meteoroloji İşlerı Genel Mûdürlüğü'nden alı- nan bilgiye göre; yurdun kuzeydoğusu bulutlu, diğer yerier açık geçecek. HAVA SICAKLIĞI: Artmaya de- vam edecek. RUZGÂR: Kuzey ve bat yönlerden or- ta kuvvette esecek. Deniz- lerde, yıldız ve poyrazdan saatte 14-16 deniz mili hız- la esecek. Dalga yüksekli- ği 1 metre dolayında bulu- Mana Mapazarı Mıyaman Alyon HP Antera Antakya Antalya Artvm Ayom Blk A M°22°Dıyaftalor A 29° 15° Edme A 32° 19° Erancan A 29° 9°Eraırum A 27° 9°EsU$Mr A 30°1S°Gaaanap A 29»23°Graun B A 31° 21° Gûmûşhane B nacak. Van Gölü'nde Hava: Açık geçecek. Rüzgâr, kuzey ve batı yönlerden hafif, ara sı- ra orta kuvvette esecek. Görüş uzaklığı 10 ki- lometre dolayında olacak. Bıteok Bmgtl Brtfe 80lu Bursa Çanakteıe Çorum Oenrf A 28° 15° Hakön A 34°20°lsparta A 29° 12° Istanbul A 28° 15° lan» A 29°W°KafS A 27° V*> Kastomonu A 27° 14° Kayser A 29° 17° Kırtöarei A 30° 16° Konyı A 27° 9°KÜBIıya A 33° 9°ttataya 34°17°ttanısa 29°14°KMaraş 29°13°Mersn 24° 7°MuOla 29°19°Muş 32°19°Nı$de 24° 16° Ortu 27°14°Rize 30°16°Samsun 32°13°S«rt 27° 16° Smop 33°20°Sıvas 23° 7°le!ar<laj 28°14°*ahzon 29°12°lınce» 23°14°Uş* 31° 15° Van 30° KP Vtazoal 32° 11° Zonguldak > bulutlu A-apk B-MuOu G-güıeşt K-loriı S-asi Y-yağmuriu Helsınkı J ifeLenıngrad J0 ^ • J Moskova DUNYA'DA BUGUN AiTtstefdsm B 19° Araran A 36° Atma Bafrlat Baredoıu Basel Balgnıd Barfn Bonn BritaaH Onevre m CMde Outa Ftankturt Gkne Kttn Leflcoşa A 32° A 42° A 24° A 21° A 28° B 19° B 21° B 18° A 22° A 24° A 36° A43° A 42° B 19° A 30° Y 18= A 39° B 16° B 20° A 31» Lemngrad Londra Madrd UUno Montre* Hûnh Pte«¥brt Oslo Pans Prag Roma $am W Ayıv lünus Varşova Venedık Y 21° B 20 A 32 A 26 B 24° B 18° Y 14° B 22° A 21° A 44° A 30° A 30° A 25° B 20° A 28° A 28° Vtehngton Zûnh A 29° BULMACA 8 SOLDAN SAĞA: 1/ Salt güldürmeyi değü, yergiyi ve özel- likle de düşündür- meyi araaçlayan mi- zah tûrü. 2/ Kınk kemikleri bir aıada tutmak amacıyla kuUanılan tahta gibi düz nesne... Tropikal bölgelerde yetişen ve yumrulan besin ola- rak kullanılan bitki- lere verilen ad. 3/ Konya ilinde bir ba- raj... Altı mukavva ile beslenmiş, üstü sırmaL işleme. 4/ Hayat arkadaşı... Onama belirten sözcük. 5/ Kışa ka- dar saklanabüen, san renkli bir çe- şit üzüm. 6/ Çok anlayışh ve sezgili kimse... Holmiyumun simgcsi. 7/ Coşkun, esinle dolu... Hava ya da gaz akımlan oluşturmakta kullanı- lan aygıt. 8/ Kutsal inanç... Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. 9/ Etiyopya'da yaşayan silah de- rili Yahudiler. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Kabartma bir fıgür oluşturacak biçimde yontulmuş değerli taş... Dolcu teli. II Bir elçüiğe bağk uzman... Üstü kapalı olarak anlatma. 3/ tran'da tarihi bir kent... Dişi geyik. 4/ Hile... Yağı alındıktan sonra zeytinin kalan posa- a. 5/ Manün'in bir ilçesi. 6/ Kendini bir konuya venne... Uzaklık anlatmakta kullanılan söz. 7/ Türk müziğinde bileşik bir ma- kam... Bakı. 8/ Bir oyun ya da filmde dinlenme süresi... Sar- ma, kuşatma. 9/ Sofa... Haysiyet. 60 YIL ONCE Cumhuriyet Sigara kâğıdı 16 HAZİRAN 1931 Tütün Inhisar İdaresi satın alacağı bir sigara kâğıdı için biy münakasa açmış ve bu münakasaya dört müessese iştirak etmişti. Münakasada kâğıtlar, Moudiano isminde bir tüccara ihale edilmişti. Münakasayı kazanamıyan diğer firmalar bu ihalenin haksız olduğunu ileri sürerek Maliye Vekâletine müracaat etmişlerdir. Tütün Inhisar umutn müdürü Behçet Bey dün bu mes'ele hakkmda kendisile görüşen bir muharririmize şu izahatı vermiştir: "— Bu ihale esasen münakasa değil bir pazarlıktı. Münakasaya iştirak eden dört fabrikadan ikisi nümunemize tamamile muvafık mal ibraz ettiler. Verdikleri nümunelerdeki farkları çıkardıktan sonra fiat itibarile Mondiano fabrikasından yüksek bulduk. Müracaat edenler içinde bazı taliplerin 100 binden fazla bobin veremiyeceği söylenmesi üzerine 250 bin bobinde ısrar edilirse derhal Mondiano'ya vermek mecburiyeti olduğunu düşünen müdürler encümeni bu miktarı 100 bine indirmiştir. Bu suretle rekabet temin edilebilmiş ve yalruz bu muamelede hazine 12 bin lira istifade etmiştüi' Babıâli kapısı açıhyor! Ermeni hâdisesindenberi kapalı duran Babıâlinin Salkımsöğüt'teki kapısının tamiri için altı ytlz lira bedel keşif konulmuştur. Tamirden sonra ashabı mesalih bu kapıdan işliyecektir. 30 YIL ONCE Cumhuriyet Sosyalist Endonezya 16 HAZİRAN 1%1 Endonezya Cumhurbaşkanı Sukarno dün Pekin'de büyük bir halk topluluğuna hitaben bir konuşma yapmış ve Endonezyayı sosyalist bir memleket haline sokmak için gereken her gayretin sarfedilmekte olduğunu söylemiştir Sukarno'nun konuşması, Kızıl Çinin Yeni Çin Haberler Ajansı tarafından yayınlanmışur., Sukamo Ancak Sukamo Endonezya için her bakımdan sosyalist bir tutum mu takımlacağînı, yoksa yalnız iktisadi bakımdan sosyalist bir poütika mı güdüleceğini açıklamamıştır. Sukarno konuşurken, bir aralık devletin aynen Kızıl Çine benzemesini istediğini, bilâhare "sosyal ekonomik ihtilâle" istinad eden bir sosyalist sistemin kurulmasını arzu ettiğini söylemiştir. Sukarno'nun yaptığı konuşmanın metni gayet muğlak olup Endonezyanın Komünist Blokuğuna doğru kaydığına işaret etmemektedir. Yuzbin kişilik bir kalabalığa hitaben yaptığı bu konuşmasında Sukarno, Kızıl Çinin başarılarını takdir ettiğini belirtmiştir. Sukarno, Endonezyanın milli, siyasi, kültürel, insani ve sosyal-ekonomik inkılâplar yapmakta olduğuna işaret etmiş ve Endonezya inkilâbının milli bir inkılâp olduğunu söylemiştir. öte yandan Pekin Radyosu tarafından bugün bildirildiğine göre Endonezya Devlet Başkanı Sukarno bugün Pekin'den Moskova'ya müteveccihen hareket etmiştir. GEÇEN YIL BUGUN Cumhurlyel 16 HAZtRAN 1990 Avrupa Işçi Sendikaları Konfederasyonu ETUC Genel Sekreteri Mathias Hinterscheid, dünya ve Doğu Avrupa'daki hızlı gelişmelerin Türkiye'ye ilgilerini ve Türkiye'ye yönelik tavırlannı değiştirmediğini söyledi. Hinterscheid, "Ancak Türkiye'de insan haklan, demokrasi, sendikal haklar bu düzeyde kalırken Türkiye'nin AT ile ilişki kurmasına karşı politikamız değişmeyecektir" dedi. DÜZELTME • Ekonomi sayfamızda dün yer alan "Hayali ihracatçı Ertan Sert" başlıklı haberde, "hakkında yeniden tutuklama karan verilen" cümlesi bir yanlışlık sonucu yer almıştır. Düzeltiriz. TAKITSMA Bahar Kooseri Sayın Şef Erol Erdinç'in seyircilerden özür dilemesini gerektirecek hiçbir "bayağı ve ucuz" bir olay yaşanmamıştır. Böyle yenilikçi, güzel esprılerle donatılmış konserlerin devamını diliyoruz. tstanbul Devlet Senfoni Orkestras'nın 18 mayıs cumartesi günü verdiği konser, bu yı- la kadar yapılan kapanış konserlerinin en mükemmeli, en anlamlısıydı. Bu özgün konsere yöneltilen eleştiriler çok şaşırtıcı- dır. Her tûr müziğin değeri vardır. Fakat soy- luluk farklı anlam taşır. Bu konseri de soy- luluk ifadesinden yola çıkarak yargılamak hatah ve anlamsız olur. Çünkü her tür mü- ziğin verdiği mesaj farklıdır ve farklı din- lenim, duyum gerektirir. Bu konserde, gençler, müziğin farkında olarak coşmuştur. Gençlerin coşmalan ga- yet doğaldır, çünkü bu müzik klasik mü- zik değil, hafif müziktir. Bu güzel parçala- n, koltuğa çakıhp dinlemek, zaten o atmos- ferde bir hata olurdu ve böyle bir sıcakL- ğı, orkestra-dinleyid diyaloğunun bu kadar güzel yakalandığı bir anı kaçmnak zevkin- den yoksun kalınmış olunurdu. Bastınlmış duygular insanlarda her za- man sıkıntı, doyumsuzluk kaynağı olmuş- tur. Dar kalıplann içine sıkışmış beyinle- rin, hisleri, heyecanlan körelmiş ruhların artık çağımızda yeri olmamalıdır. Gençler de ve gençleri destekleyenler de bu kadar kolayca yargılanmamalrdır. Zaten yenilik- ler, orijinal olan şeyler, hep yadnrganmış ve çok kolay "deştirilerie" karşılaşmıştu-. AKM'de, klasik müzik konserlerinin dı- şında, defıleler, sarkı yanşmalan, folklor ve dans gruplan vb birçok etkinlik yapıl- maktadır. Hafif müziği çalan aynı orkest- raysa, dinleyici de farklı dinleyici değildir. Hepsi senfoni orkestrası konserlerini izle- yen kişilerdir. O ana kadar koltuklannda hareketsiz duran bu dinleyiciler, orta yaşlı hanım ve beyler bile coşkulannı gizleyeme- den ayağa fırlamış ve alkışlanyla genç kı- zın sahnede "Samba" yapmasım destekle- mişlerdir. Bu kadar büyük bir kitle tarafın- dan beğeni kazanılırken sadece "Fethi Bey'in tepkisini abartıh bir anlatıyla gös- termesi, eleştirilerindeki "iyi nlyeti" açık- ça ortaya koymuştur. Sahneye çıkan kız, gençlerin coşkusunun bir simgesi ve ifadesiydi. Cesaretini de bu- rada tebrik etmek istiyoruz. Herkesin yap- mak isteyip de yapamadığını başardı ve bu- nu saf, doğal bir içtenlikle sergiledi. Üze- rindeki giysileri, Fethi Bey'in altını çizerek, yanlış ve asağüayıcı bir şekilde yazması çok üzücüdür. Gayet cici ve bir gencin giyine- bileceği şekilde giyinmiş, doğal bir genç kız- dı. Finalin esprisiydi. Samba çalınırken genç kızın dans etmesi o kadar doğal ve içtendi ki basit ve cinselliği ön plana alan bir anla- tım tarzı kullanarak konseri yonımlayan ki- şiler, ancak kendi komplekslerini sergüemiş olurlar. Sayın Şef Erol Erdinç'in seyircilerden özür dilemesini gerektirecek hiçbir "baya- ğı ve ucuz" bir olay yaşanmamıştır. Böyle yenilikçi, güzel espruerle donatılmış kon- serlerin devamını diliyoruz. Şef Erol Er- dinç'i de yeteneğinden dolayı kutluyor ve "İyi niyetli" olmayan kişilerin eleştirileri- ne kulak asmamasım istiyoruz. FtLİZ ÖZGÜL ve arkadaşlan / tstaabol Çocuklarımız demokrasi ffakiri Öğretmene soru sormaya korkuyor, mılletvekillerine güvenmiyorlar. Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın sorunlarına yardımcı olacaklarına inanmıyorlar. İlkokullarda yapılan araştırmanın düşündürücu sonuçları. Listeler hazır Yerleri değişecek vali ve emnıyet müdürleri kimler? Kimler kızağa çekilecek, kimler daha üst görevlere gelecek? Yılmaz ve Akbulut'un tam listeleri Kadın ve Yaz Saç bakımından modaya, makyajdan cilt bakımına. Nokta'nın kadınlara yaz armağanı: Kadın ve Yaz Bölümü. Nokta bu sayıda bir formafazia. Kadınlariçin... • "Bir oğlum olacak, adı Filistin" Filistinli kadınların umurJu direnişlerı • Sosyalist Enternasyonal kararlarına Kürtler ne diyor? • Miss Türkıye: "Ben değişik bir kızım demek ki. ." • Liberal diye Mesut Yılmaz'ı nasıl yutturdular? PORNO, LOTARYA, ANAP, TENSİKAT BASINIKİM KURTARACAK?• Cumhuriyet 42 gazeteciyi neden işten çıkarmak zorunda kaldı? • Asil Nadir basın krizinden kendini ne kadar sorumlu tutuyor? • Kemal llıcak Tercüman'ı nasıl kurtaracak? • Sabah'ın yöz milyarlarca liratık kredi borcu var mı? • Milliyet'in Memo'su tiraj kaybını engelleyebildi mi? • Güneş çalışanları neden birbirine girdi? • Nezih Demirkent Güneş'i neden almak istemiyor? Bütiin bunların yanıtları Nokta'da... ~~ P08NO rjr-^-r IÎNSIKAI ' f S ANAf KİM KURTARACAK? DERGİ BİRDEN HAFTALIK HABER DERGİSİ İSTANBUL YELKEN KULÜBÜ Yaz Okulu7-18 yaş grubu • YÜZME • OPTİMİST • CADET 7'den 70'e • VVİNDSURF • YAT MÜRACAAT: Telefon: 336 06 33-336 93 72 Adres: Fenerbahçe burnu Kadıköy/İST. Denizle Tanışın, Dost Olun "INGILTERE'DE YAZ OKULU11 Uving Languoge Centre, Folkestone 7TUR • 12-18 ya? grubuna • Haftada 20 ders İngilizce • Haftada 1 tam + 1 yarım gün çevre gezileri • Haftada 4 yarım gün sportif aktiviteler • Isıtmalı yüzme havuzu , tenis, basketbol • Aile yanında tam pansiyon konalclama • Alan-okul-alan transfeHeri • 7 Tur rerıberinin refakatinde • 4,6 ve 8 haftalık dönemler TR\\I LSIIOP Inonü Cad 37/2Gümuşsuyu 152 59 21 (4 Hat) 8 TEMMUZ, 29 TEMMUZ BAŞLANGIÇ TARİHLERİ Tekel müessesesinden aldığım 1991 yılı fatura defterimi kaybettım. Hükıimsuzdur. MEHMET PEKHAS Nûfus cuzdanlânmızı kaybettik. Hükümsuzdür. ABDULLAH DAĞCI AHMET DAĞCI AMASYA ASLİYE 1. HUKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN 1987/421 E. 1991/73 K. Davacı: Nimet Duysal - Amasya Davdılar: 1- Meryem Yalçın, 2- Bilge Buga, 3- Abdurrahman Kır- Iangıç, 4- Dursun Kırlangıç, 5- Türkan Çelebi, 6- Ayten Elbeyli, 7- Azime Kuşçu, 8- Perihan Kırlangıç, 9- Ertuğrul Kırlangıç. Dava: Tesdl Dava Tarihi: 15.12.1987 Karar Tarihi: 14.3.1991 Davacı tarafından davahlar aleyhine açılan tescil davasının yapı- lan açık yargılaması sonunda: Davalılardan Perihan Kırlangıç ve Ertuğrul Kırlangjç'a tebligatla- rilan yoluyla yapüdığından 14.3.1991 gunlü mahkeme karan ile Amas- ya Gökmedrese Mah. 578 ada 22 parsel tapu kaydının iptali ile davacı Nimet Duysak adına tapuya tesciline, arsa bedeli uzerinden hesapla- nan 935.719 TL tazminatın davaadan alınarak davalüara verilmesi- ne. Peşin alınan harcın mahsubu ile 208.225 TL harcın davalılardan alınrnasına, davacı tarafından yapılan 243.690 TL yargılama gideri- nin davalılardan alınarak davaaya verümesine davacının yüzüne karşı davaülann yokluğunda verilmiş olup karar tebliği yerine kaim olmak üzere ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra tebliğ edilmiş sayılacağı ilan olunur. Basın: 47608 ANKARA NOTLARI MUSTAFA EKMEKÇt Batan Geminin Mallan... Ayşe ilhan'ı, tanıştırırken "İki Gözüm Ayşe" diyorum, öyle deyince herkes tanıyor. Sabahattin Ali'nin arkadaşı Ayşe İl- han, Cumhuriyet'in düzenli bir okurudur. — Akıllı kuşlar gibi konacak yerleri biliyorsun, oralara ko- nuyorsun Ekmekçi! diyor. Sabah yürüyüşünde "Bugün nerelere konsam acaba?" di- ye düşünüyorum, öyle çatıyorum kafamda konuları. "Anka- ra Notları"nın türü gereği, bir yere değil, birçok yere konma durumundayım da. Vitrinleri gezer gibi dolaşıyorum. Sela- nik Caddesı 57de "Belediye Başkanlan Konuk Evi" var; oraya uğradım bir ara. Orası Ankara'ya gelen belediye başkanları- nın konakladıklan bir yer. Bir kişi elimi sıktı: — Ben Fatsa'nın llıca beldesi Belediye Başkanı'yım, adım Ahmet Özçelik. Sizinle bir Karadeniz gezinizde tanışmış, kı- sa bir süre birlikte olmuştuk.. — Çok sevindim Ahmet Bey, sağ olun! Oturup birlikte çay içtik. Ahmet Özçelik de terziymiş. Terzi Rkri Sönmez'in arkadaşı. — Terzi Fikri arkadaşımdı. Çıraklığı birlikte yaptık. O sos- yalistti, ben sosyal demokrattım. Bir yıl birlikte çalışmışlığı- mız da var Ahmet Özçelik de Terzi Fikri gibi, 12 Eylül'den sonra ce- zaevi cezaevi, garnizon garnizon süründürülmüş. O da tür- lü işkenceler görmüş. Ahmet Özçelik, 1970 yılından beri politikada, belediye başkanı. ilkokulu bile bitirmemiş. Ama kendi kendini yetiştırmiş, bilinçli bir demokrat. Ona 'Terzi Fikri" iie ilgili sorular soruyorum. — ölümü nasıl oldu Fikri Sönmez'in? Yüregi durdu dediler... — Öyle dediler, ama kimsenin bilmediği bir sey var; Rkri yabancı gazetecilere "Öyle açıklamalar yapacağım ki Çan- kaya sallanacak!" demişti, bu açıklamasından sonra, ertesi günü cezaevinde öldü! O günleri çok iyi anımsıyordum. 12 Eylül faşizmi, Terzi Rkri Sönmez'in gömütüne gideni bile izliyor, izliyordu... O zaman 12 Eytülcüleri pohpohlayan, faşizmin -tıer zaman- yardakçısı kimi gazeteciler, Terzi Fikri Sönrnez'e takaıiar, yaz- madıklarını komazlardı. Bunlar, suratlarına tükürsen yagmur yağdı sanırlardı! 12 Eylül'de köşeleri dönduler. Şımdi krallar gibidirler. Fatsa'nın Belediye Başkanı Fikri Sönmez, gömü- tünde yatar... Ahmet Özçelik'ln anlatacağı çok şey vardı; bir gün yaza- rım onları da... • • • Yazar Dursun Akçam, Esenboğa Havaalanı'na geldiği za- man, başına gelecekleri biliyor muydu? Binbir güçlükle pa- saport alınmıştı bir yıllık. İçişleri Bakanlığı, "Yurda dönebilir, bizce bir sakınca yok" diyordu. Hamburg'dan telefonla ara- dığında şöyle dedim Dursun'a: — Dursun'cuğum, olanak varsa, sabah uçaklanndan bi- riyle gelmeye çalış. Bir pürüz çıkarsa, akşama dek çözüm- lenir, sen de emnıyette gözaltında filan çok beklemezsin. Uçak yokmuş sabah saatinde; Frankfurt üzerınden gelen uçak da saat 17.20'de Esenbogada'ymış. Akın Birdal, savun- man Veli Devecıoğlu birlikte havaalanına gittik. Dursun Ak- çam'ın eş'i Perihan Akçam, oğulları; milletvekilleri ayrı arabalarda geleceklerdi. Esenboga'da gözüme çarpanlardan kimileri şoyleydi: Milletvekillerinden Hüsnü Okçuoğlu, Zeki Önal, Kâmil Ale- şoğulları, Uluslararası Af Örgütü'nün eski Türkiye masası yet- kilisi Helmuth Oberdıek; Akçam'ın yakınları... Muzaffer İlhan Erdost, vecihi Timuroglu, ihsan Atar, Hikmet Koçak. Bekle- nen Lufthansa geldi, yolcular önce pasaporttan geçmeye başladılar. Dursun Akçam göründü, on bir yılda saçları da- ha bir ağarmış gibi. Dursun'un oğlu Cahit'i sorguiayan, yani Cahit'e işkence yapan görevlı polis de orada değil mlymiş! Bari kendilerini unutturup ortalıkta gözükmeseler. Oğluna iş- kence yap, sonra yurtdışından gelen babasını, havaalanın- da karşıla, emniyete götür. Gözlerimi diktim, ona bakıyorum. Dursun elini kolunu sal- tayarak çıkıp gideceğini mi sanıyordu ne? Üst kata, emnıyet bölümüne çıkiık. Görevli polisler, hacı adaylannın işleriyle uğraşıyorlar. Milletvekilleri ile birlikte, bir- kaç gazeteciyle ben de oradayım. Polisler sıcak davranmı- yorlar. 141-142 kalkınca, ne yapmalı? Komünist yoksa da yaratmalı mı? Polis görevlileri daha sıcak davranamazlar mı insanlara? Niye böyle bunlar? — Buyurun gidebilirsiniz? Ben de sandım ki, Dursun Akçam evine gidiyor. Doğru 1. Şube'ye. Onlar, yani polislerle Dursun, ayrı gittiler, bizler ay- rı, 1. şubeye vardık kı ortalıkta kimseler yok. Kimsenin de ha- beri yok! Oysa, Milletvekili Zeki Önal, Vali Yardımcısı Yahya Gür'e telefon etmış, yazar Dursun Akçam'ın emniyette bek- letilmeyip savcılığa yollanmasını istedi. Yahya Gür, "Tamaml Ben birinci şubeye telefon ediyorum!" dedi. Ne tamamı? 1. şubeye vardık ki, ı-ıh... Orası, duvar. Kimsenin kimse- den haberi yok. Ortalıkta konuşacak yetkili, yetkisiz, ilgili, il- gisiz kimse yok. Başkomiser mi, kim, biri milletvekiline şöyle diyor: — Vallahi efendim, emniyette herkesi Kızılay'a sevk etti- ler. Kimse yok. Bir olay var da... Anlaşılıyor, orada da her şey dökülüyor. Umarsız, aynldık. Polislere değişik giysiler filan mı giydiriyorlar? Serseri kılıklı, elinde Kalaşnikof silahlar, ayakkabısının topuğuna basarak giden adamlar, önümüzden geçip şefe: — Biz Kızılay'a gidiyoruz! dıyorlar. Şef göz kapaklarını in- diriyor, "gidin"mi demek bu? Dursun Akçam'ı göremeden aynldık. Kollan sıvayıp, yaza- rı içeriden çıkarmak kalıyordu geriye. Dursun Akçam, Esen- boga'da kulağıma! — İşkence yaparlar mı? diye fısıldadı... Bu ne saçma şeydi? Yurtdışından ayağı ile gelen bir ya- zar, evine yollanacak yerde, emniyetin pislik içinde yüzen iz- belerine atılabiliyordu? Haydar Kutlu'yla, Nihat Sargın'a uygulanan yöntem, olduğu gibi sürdürülüyordu. Ne zaman öğrenecektik, bir yazarı, bir aydını emniyet izbeleri yerine evi- ne göndermeyi. 12 Eylül, kamu gorevlilerini, çalışanları da mahvetmişti. Yürekli savcı, yargıç artık ara ki bulasın! — Vallahi ben ürkerim! Ben korkarım! DGM Başsavcısı Nusret Demiral'la konuşuyoruz. Konuş- ması beni şaşırtıyor: — Gelsinler efendim, ben gelmelerinden yanayım. Son ya- sadan sonra, ben işleri sıfırladım, dosyaları kaldırdım. Se- nin yazarın Dursun Akçam'ın DGM'lik bir şeyi yok. O Ankara savc'lığında; ancak Dursun Akçam'ın dokuz tutukjaması, bir yakalaması var! Oh, oh oh! Dursun Akçam ilk geceyi Ankara emniyetinde, hatta sandalye üzerinde geçirdi. Gece sayrılandı, Numune1 ye kaldırıldı. Yeni yeni kurcalayınca ortaya çıkıyor; Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava 1983'te ortadan kalkmış. Ama bu kalkan davaya bağlı bir dolu tutuklama, yakalama buyrukları kalkmamış. İdare de yargı da böylesine Hababam yöntemiyle çalışabilir mi? Bir ülkede, yönetim de yargı da böy- le dökülebilir mi? Ardahan'daki dava ortadan kalkıyor. Arda- han ilçe jandarma komutanının arama buyruğu ortalıkta geziyor. Yurttaşa: — Bendeki kayda göre sen suçlusun. Aklandıysan git, dos- yanı bul getir! denebilir mi? Suçlayan da aklayan da sizler değil misiniz? Akçam iki gece gözaltında kaldıktan sonra salıverildi. • • • ANAP kurultayı dündü; batan geminin mallarını gördük ora- da. Bir bakana sormuştum, "kim kazanır?" diye. "Oturan taşı yerinden kaldırmak, daha güçtür" yanıtını verdiydi. Taş kaldırıldı; altından Hacı Semra Hanım'ın desteklediği Mesut Yılmaz çıktı. ANAP kulisinde, ANAP'lılar konuşuyorlarmış. Biri öbürü- ne şöyle demiş: — Yahu, biz niye genel başkan arıyoruz? Bülerrt Bey'i ge- tırsek ya partinin başına. Nasıl olsa bize yardımcı, eninde so- nunda birleşeceğiz!.. SATILIK KARTAL Süper temiz 83 model sahibinden satıhktır. Tcl: 512 05 05 / 492
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog