Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/16 DİZİ-RÖPORTAJ 15 HAZİRAN 1991 SeyitAbdülkadir ve diğer cemiyetyöneticileri, f Şeyh Saif isyanını kışkırtmaktan idam cezasına çarptınldıbr Kürt Teali Cemiyeti yargılanıyor Oncesi ve sonrasıyla ŞEYHSAİT AYAKLANMASI UĞUR MUMCU KLÖr Sadi, mahkemede Seyit Abdülkadir'i neden suçlamaya başladığını şöyle açıklar: "Uzun zamandan beri Seyit Abdülkadir Efendi beni iyi kötü besler, korurdu. Ben de kendilenne hizmetler ederdim. Tutuklanıp buraya geldikten sonra bana bir süre baktı. Fakat spn günlerde beni tamamen terk etti. İnsanlar felaket günlerinde belli oluyor!' M,.ahkemede Damat Ferit Paşa ve Kürt Teali arasındaki bir anlaşmayı Seyit Abdülkadir şöyle anlatıyor: "Evet, bilgim vardır, inkâr etmem. Hürriyet ve itilafla bir anlaşma yaparak Ferit Paşa'nın Ermenistan emellerini kırmak istedik. Bu anlaşma gereğince Kürdistan'a özerklik yerilecekti. Fakat Osmanlı hükümetiyle İslam halifeliğini ayırmadık!' & 'eyit Abdülkadir idam sehpasmda şunlan söyledi: "Beni asmakla Kürtlük gayretlerini diriltiyorsunuz. Kürtlerle Araplann birleşmesine sebep oluyorsunuz", oğlu Seyit Mehmet de "Peygamber sülalesine bu reva görülür mü, başınıza iş açtınız" diye konuştu. Kör Sadi "Vatana ihanet ettik", avukat Haci Ahti ise "Yaşasın Kürtlük " diyecekti. .14- 14 Mayıs 1925 perşembe günüydü. tstanbul'daki "Kürt Teali Cemiyeti"nin Başka- nı Seyit Abdülkadir, oğlu Seyit Mehmet, Hoşnev Aşireti Reisi Nafiz ve Palulu Kör Said'in yargılan- malan Şark Istiklal Mahkemesi'nde başlamıştı. Bitlisli Kemal Feyzi, Diyarbakırlı Haa Ahti Meh- met Tevfık, Cemil Paşazade Ekrem, Hoca Askeri, Diyarbakırh Ahmet, Divriğüi Ilyas ve Fado (Abdül- kadir Sido), Rıfat, Hüseyin ve Ilyas da yargılanan- lar arasındaydılar. Savcılık, Seyit Abdülkadir'in ayaklanma once- sindeki hazırlıklann lideri olduğu kanısındaydı. Bu yüzden önce Seyit Abdülkadir ve arkadaslanmn da- vası başlamıştı. Savcı Ahmet Süreyya Bey, iddianamesini şöyle özetletnişti: — Mahkemenizin huzurunda bulunan sanık Se- yit Abdülkadir, oğlu Mehmet, Hoşnev Aşiret Rei- si Nafiz ve Abdullah Şadi ile yargılaması kısmen yapümış olan Bitlisli Kemal Feyzi, Tiirk vatanımn doğu bolgelerinde zaman zaman meydana gelen ve memleketin ikiye bolunmesini amaçlayan bir ha- reketin hazırlayıcılan ve kışkırtıcüandırlar. Bu ha- ince hareketlerin ana batlannı şu basit sozlerie özet- leyeceğim: Gizli amaçlanna ulaşmak için sanıklar dört devre gecirmislerdir: Birinci devre, hayal kurma, ikinci devre tertip, ttçüncü devre karar ve dördiincü devre de icra! Esasen suç olan hareket de dört devrelik bir dii- şüncenin sonucudur. Bu hazıruk aşamalan içinde Kemal Feyzi de olmak iizere başlavıp devam ede- gelen eylemlerle sabittir. Seyil Abdülkadir, son zamanlarda tstanbul'da evinden çok az çıkmışsa da ayaklanmanın başarı Ue sonuçlanmasını sağlamak için oğlu ve özellikle Abdullah Sadi aracılığı ile yabancı bir devletin ko- runmasını sağlamaya çalışmıştı. Sadi, kendi ifadesinden de anlaşılacagı üzere en faal elemanlarından birivdi. Hoşnev aşiret reisle- rinden Erbilli Nafiz son ayaklanmadan bir av ön- ce İstanbul'a gelmiş. Seyit Abdülkadir ve oğlu Meh- mel ile çok candan \e etkili işbirliği yapmıştır. Se- yit Abdülkadir, geçimini sağlamak için evini ve eş- yasını satmak zorunda kaldığını ısrarla itiraf etti- ği halde Nafiz'i evinde günlerce misafir etmiştir. Seyit Abdülkadir, Cumhuriyet hükiimeti ordu- su ayaklanmacılara şiddetli darbeler indirdiği sıra- larda -hatta 11 nisan gününe kadar bile- bu mel- un fikrinden vazgeçmemiştir. Hükümet büliin hareketini bilir. Cumhuriyet hü- küraetinin dikkatinden hiçbir şeyin kaçmayacagı bilinir. Hiıkümet, sırf bu adamları yakalamak için sabretmesini bilmiştir. Hükümet, Şeyh Sait'in oğlu Ali Rıza, tstanbul'a geldiği zaman Seyit Abdülkadir'in evinden çıkma- yan malum şahıslarla elim sonuçjar verecek bu müt- hiş ve hain kararları saptamıştır. (223) Savcı, kanıt olarak, sahte Templen ile Kör Sadi 1 nin göruşme tutanaklarını ve gizli yazışmaları sunmuştu. Şark İstiklal Mahkemsi Başkanı Mazhar Müfıt Bey (224) Bitlisli Kemal Feyzi'nin Şımak aşiret rei- si Abdurrahman Bey'e gönderdiği mektupla Şımak, Hacı Bayram, Selubi, Güyan aşiret reisleri adına Şırnak Reisi Aysurzade Abdurrahman Ağa'nın tn- giltere'nin Irak'daki Başkomiserliğine gönderdiği 7 Ocak 1922 tarihli mektubu okutuyordu. Jin dergisi sahibi ve başyazan Bitlisli Kemal Feyzi ile Zaho Belediye Başkanı Mehmet Bey'in Şırnak Aşireti Reisi'ne gönderdikleri mektupta, Türkler ile lngilizlerin imzaladıklan gizli bir anlaşma Ue Kürt- lere özerklik verilmesinin planlandığı kaydedilerek İngıltere hukümeti ile "'sanıiıni bir münasebat" ku- rulması isteniyordu. (225) Bitlisli Kemal Feyzi'nin önerdiği Kürtler ve İn- gılizler arasındaki bu "samimi münasebat" da ku- rulmakta gecıkmemıştı. Şırnak Aşiret Reisi Abdurrahman Ağa'nın Bağ- dat'taki îngiliz Baskomiserliği'ne gönderdiği mek- tup şöyle başlıyordu: — Asaletmeap; Adaleti bütün dünyaca bilinen Büyük Britanya hükümetinin doğuda Kürt milletinin yüce hukuku- nun üstün tuttuğuna inancımız tamdır. Lloyd Ge- orge cenaplarının Kürtler ve Avam Kamarası'nda çeşitli beyanlan İstanbul'daki muhalif Kürtlerin ba- gımsızlık hareketleri ve son olarak da Sevr Antlaş- ması'nda bağımsızlığımızın açıkça belirtilmesi bu konudaki kanılanmızı daha da pekiştirmiştir. Biz, bu konuyu, her şeyden önce bir ırk ilişkisi nedeniyle kaydetmek zorundayız." - Abdurrahman Ağa'nın mektubunda daha son- ra Anglosakson ve Kürt soylan hakkında tarihsel bilgiler veriliyor ve şu isteklerde bulunuyordu: — Britanya hükümetinin haklanmın yalnızca bu anlasoıayla tanunakla yeü'nmesine nza gostermeyiz. Bağımsızlığımızın sağlanması konusunda gizli yardımda bulunulacağı umudunu taşımaktaydık. Oysa, Şırnak olayında, umut ettiğimiz ve bekledi- ğimiz yardımı görmediğimizden güçlü düşmanımız olan Türk Hukümeti elinde yalnız kaldıgımızı iizü- lerek ifade ederiz. (226) Milli hukukumuzun elde edilmesi ve hükiimeti- mizin kurulmasına kadar asiretlerimizin savaş mu- himmatı konusundaki eksiklikler milli maksadımı- zın gerekleşmesini engellemektedir. Bazı asiretler de mühimmatsızhk yüzünden harekete katılamıyor- lar. Gerçi hükümet kurmadan Büyük Britanya'nın açıkça yardım edemeyecegini biliyonız. Ancak hü- kümet kurulduktan sonra yapılacak açık yardım- dan önce bu gizli yardımın yapılmasını bütün iç- tenligimizle bildiririz." (227) Mektupta bu istekler konusunda daha aynntılı bilgi verileceği de bildiriliyordu. Mahkemede Kemal Fevzi ile ilgili raporlar oku- nuyordu. (228) Kemal Feyzi, 20 Nisan 1925 günü saat ll'de baş- layan sorgusunda Savcı Ahmet Süreyya Bey'e şun- ları söylemişti: — Ben, bağımsız bir Kiirdistan kurulması için çok çalıştım. Yıllarca aşiretler içinde vaşadım. V i- layetlerde uğraştım. Ünlü Simko'ya altı ay kâtiplik bire kabul etmesi sava Ahmet Süreyya Bey'i de şa- şırtmıştı. Savcının uyansı üzerine bu tutumunu da şöyle açıkhyordu: — Bu ana kadar Seyit Abdülkadir Efendi ve di- ğerieri aleyhine hiçbir şey söylemedim. Şimdi ne- den söylüyorurn. Bunun nedeni şudur Uzun zamandan beri Seyit Abdülkadir Efendi, beni iyi kötü besler, beni korurdu. Ben de kendile- nne hizmetler ederdim. Tutuklanıp buraya geldik- ten sonra bana bir süre baktı. Fakat son günlerde beni tamamen terk etti. İnsanlar felaket günlerin- de belli oluyor. Kendisine bu kadar hizmet ettim. Şu son günlerimde beni aç bıraktı, ondan mütees- sir oldum ve zaten mabkemece anlaşUan durumu adalet huzurunda beyan edivorum. Hapisbanede tahakküm etmek istiyor, bu gece beni az kalsın öldüniyordu. Âlemi ateşe yakıp ken- dileri kurtulmak istiyorlar. Cumhuriyetin adaletin- den, şefkatinden eminim. Istanbul'da Mr. Templen ile konuşmalanm Se- yit Abdülkadir'in bilgisi ile v-apdmıstır, biz bu ada- mı hakiki İngiliz zannettik. Türk ve hafta emni- yet memuru oiduğunu katiyen fark etmedik. Seyit Abdülkadir, bana konuşmalar hakkında talimat ve- riyordu. Hatta bir gün: — Aşiretler ücret almaz. Silah, erzak ve bazı su- baylan elde etmek için para gerekir. Bundan baş- ka terk edecegim köşküm için de para isterim, dedi. Ben de bunun üzerine Templen'den önce 250 bin, sonra da 500 bin lira istedim. Konuşmalar altı ay- dan fazla devam etti. Demin de arz ettiğim gjbi — Bu konuda bizi aydınlatır mısınız? Seyit Abdülkadir yanıthyordu: "— Evet, bilgim vardır, inkâr etmem, Hürriyet ve itilafla bir anlaşma yaparak Ferit Paşa'nın Er- menistan emellerini kırmak istedik. Bu anlaşma ge- reğince Kürdistan'a özerlik verecektik. Fakat Os- manlı Hükümetiyle Islam halifeliğini ayırmadık. — Bu imza sahipleri kim? — Bizim taraftan Molla Sait vardı. Bedirhani- lerden Mehmet Ali vardı, bir de bendeniz vardım. Hürriyet ve itilaftan da Vasfı, Zeynelabidin ve Sabri hocalar vardı. — Şeyh Sait'in oğlu Ali Rıza'yı tanır mısm? — Allah şahit, Şeyh Sait'i tanımam. Oglunu da yeni tanıdım. Ben evimden sık çıkmazdım. Yalnız bazen Abdülhamid adında bir tüccara gider, ma-. ğazasında bir çay içerdim. Bir gün yine gittiğimde birisi daha vardı. Oturuyordu. O adamm Şeyh Sa- it'in oğlu oiduğunu söyledi. Beni tanıştırdı. O va- kit Ali Rıza kalkü; elimi öptu. Ben de çay içtim ve evime döndum. — Sonra yine görüşlünüz mü — Evet; ertesi gün evime geldi. Ziyaret için gel- diğini söyledi, bir-iki saat oturdu... gitti. — Sonra bir daha gelmedi mi? — Iki gün sonra bir daha geldi. Gece kaldı, er- tesi gün gitti. — Siz görüştüğünüzde yanınızda kim vardı? — llk geldiğinde Nafız vardı; ikinci gelişinde bir adamıyla geldi. — Bu görüşmeden sonra Ali Rıza'run dönüşün- SEVTT ABDÜLKADtR — Şeyh Sait isyanını Istanbul'dan kışkırttığı gerekçesiyle yargılanıp asüan Kürt Teali Cemiyeti Başkanı. ŞEYH MEHMET -Seyit Abdülkadir'in oğlu. Isyan nedeniyle yargılanıp asılan Şeyh Mehmet de Kurt Teali Cemiyeti yöneticilerindendi. yapüm. Bütün bu gerilerim ve faaliyetlerimden son- ra gördüklerim bana şu kanıyı verdi: Birçoklan gibi benim de önceden sandığım bir- şeyin bugün ham bir hayal oiduğunu anlamış bu- lunuyorum. Ortada millet denecek bir Kürt toplu- luğu yokmuş meğer. Benim, o eski bütün emelle- rim ve hayallerim. inançlanm, hep boş, yersiz bir kunıntndan başka bir şey degilmiş. Kemal Feyzi, mahkemede şöyle konuşmuştu: — Evet, ben, Kürtlük için ve bir Kürt hukümeti kurulması için çok çajıştım. Bu yüzden daha önce de ölüm cezasına çarptırılmıştım. Bu uğurda be- nim gibi çalışanlann bir kısmı bağımsızlık bir kıs- mı da özerklik istiyordu. Bunların fikirlerini bir- leştinnek ve bu gaye uğruna bunlan birleştirmek mümkün olmadı. (229) Şanıklardan Kör Sadi, bütün suçlamalaiı kabul ediyordu. Polis görevlisi Celal'in raporlan mahke- mede okunmuştu. Sadi, Kürdistan Devleti kurul- ması için çaüştığını, Seyit Abdülkadir adına yap- tığı göriişmeleri, sahte Templen ile buluşmasını, hepsini, hepsini... "Pişmanım" diyordu. — Ama yapmış bulundum, bana verilecek idam cezası adaletin ta kendisi olacaktır. Kör Sadi, neden böyle itiraflarda bulunmuştu? Kör Sadi, savcıhkta suçlamaları reddetmişti. Mah- kemede reddettiği suçlamalan mahkemede birden- esaslan Seyit Abdülkadir idare ediyordu. Şeyh Sait'in oğlu Ali Rıza, iki gün Abdülkadir- in evinde oturdu. Ayaklanmayı o zaman düzenle- diler. Bu sebepten dolayıdır ki Abdülkadir ayak- lanmayı daha önceden biliyordu. Zaten Abdülkadir'in haberi olmadan Kürdistan- da yaprak kıpırdamaz. Ah beyler! Bu sır Bektaşi sım gibidir. Abdülkadir, oğlu ara- cılığı ile komşusu tngilizlerle de bu konuyu görüş- tü. Bütün iskele hamallannı elde etmişti. Cephaneyi İstanbul'dan kendisi sağladı. (230) Duruşmaya gelen Seyit Abdülkadir ise Kör Sa- di'nin itiraflarını kabul etmiyordu. "Benim haberim yok" diyordu. — Belki oğlum Mehmet'in haberi vardır! Ya da "yalan soylüyor" diye tepki gösteriyordu Seyit Abdülkadir sorgusunda Damat Ferit Pa- şa'nın Ermenistan kurulması için girişimlerde bu- lunduğunu, kendisinin.Ermenistan fikrine karşı koyduğunu soylüyor ve Kürdistan özerk devletinin kurulması çalışmalannı da şöyle anlatıyordu: Mazhar Müfit Bey, Ocak 1919 tarihinde imza- lanmış bir anlaşmanın Abdülkadir'in evinde bulun- duğunu, Kürt Teali Cemiyeti ile Damat Ferit Paşa hukümeti arasında imzalanan bu anlaşmada özerk- lik konusunun yer aldığını belirterek soruyordu: den üç veya dört gün sonra ihtilal başladı. Bundan haberiniz var mı? — Dinimle sizi temin ederim ki bu ihtflalden ha- berim yoktu ve olsaydı bükümete haber verirdim. Mahkeme üyesi Ali Saip Bey "seyitlik nereden geliyor?" diye sormuştu. Seyit Abdülkadir'in bu soruya verdiği yanıt her- kesi şaşırtmıştı: — Abdülgaoi Geylani abfadındanım. Asien Kürt degilim, Kürdistan'da yerieşmişim. (231) Seyit Abdülkadir'in evindeki aramada şifreler ele geçmişti. Bu şifrelere neden gerek görüldüğünü Seyit Ab- dülkadir'in oğlu Seyit Mehmet 17 Mayıs günlü du-. ruşmada şöyle açıkhyordu: — Hükümetten korktuğumuz için Anadolu'da- ki kulüpler ile haberieşmek için bu şifreleri yaptık. (232) Şifreler şöyleydi: "Terfiniz mukarerdir" demek "ihtilal için olursa" demekti... "tahsiliniz ikmal için geliniz" tümcesi "Kürtlük lehine hükümete karşı nümayiş için" an- lamındaydı. "Sıhhatiniz işar olunması", "her ta- rafta birlik saglandı" demekti. "Elbiseniz gönderilecek" demek "her tarafta hukümeti ele almak" anlamına geliyordu. Seyit Abdülkadir ve oğlu Mehmet, savunmala- rında Kör Sadi'yi yalancılıkla ve çıkarcılıkla suç- ladılar. Sadi de Seyit Abdülkadir ile ilgili suçlama- larını sürdürdü. Mahkeme 23 Mayıs günü karannı açıkladı: Kürt Teali Cemryeti Başkanı Seyit Abdülkadir, oğlu Seyit Mehmet, Palulu Kör Sadi, Bitlisli Hü- zanizade Kemal Feyzi, Avukat Haa Ahti Mehmet Tevfik, Aksaray'da Valide Carnii Kürsü şeyhi Silif- keli Hoca Askeri'nin idamlarına karar verilmişti. (233) Gerekçeli kararda Seyit Abdülkadir-Kör Sadi ile ilgili şu gerekçeler yer alıyordu: — Kör Sadi'nin... (...) Maddi ve manevi nüfuzu dolayısıyla âdeta Kürt ırkının ilahı olan Seyit Ab- dülkadir Efendi'nin Köşkü'ne sürekli olarak gitti- ği ve sonra da lngilizlerin güvenini kazanmış olan Celal Efendi aracılığı ile Mr. Templen adı verilen tngilizle Seyit Abdülkadir Efendi'nin emir ve tali- matıyla ve oğlu Seyit Mehmet'in yardımıyla Kür- distatı bağımsızlıgını sağlamak, ihtilal ve ayaklan- mayı genişletmek için görüşmeler yaptıgı gibi bu göriişmelerin devam sırasında ayaklanma lideri Şeyh Sait'in oğlu Ali Rıza'nın Seyit Abdülkadir'e geldiği (...) göriişme sırasında Kürdistan'a gönde- rilecek silahın kaynağı konusunda önemsiz uyuş- mazlıklar başgöstermiş ise de karşdıklı özveriler ile uyuşmazlık giderilmiş, tam anlaşma imzalanacak- ken Templen'in imzaya yetkili olup olmadığı konu- sunda tereddüt eden Seyit Abdülkadir Efendi'nin anlaşmanın imzalanmasını birkaç gun ertelediğini kabul ve itiraf eylemiş olmasına... (...) suç üstü ha- linde düzenlenen raporun olaya tamamen uy- masına... — Seyit Abdülkadir'in (...) evinde bulunan ve iç- lerinde Kürdistan ile ilgili belgelerin bulunduğu iki çuvalı arama sırasında yok etmeye teşebbüs etme- si... (...) ...bunlann içinde dinsizlik ve şeriat Ue med- reselerin kaldırılmasından dolayı cumhurbaşkanı- na hakaret eden yazıların bulunmasına... tutuklan- masından sonra evinde çok miktarda ateşli silah ele geçmesi... (...) ve Ayan üyeliğinde iken dahi özel- likle Kürdistan geleceği ile ilgili girişimlerde bulun- duğu eldeki belgelerden anlaşılması ve adı geçenin Lozan konferansı'ndan önceki günlerde Sultan Ha- mid doneminden beri Kürt ve Kürtlük işleri ile il- gilenmeyi siyasal amaç edinen Şerif Paşa Ue aynı amaçla çalışması (...), dünya savaşından sonra Er- menistan'ın geleceğini belirlemek için çalışan Bo- gos Nubar ile de ilişki kurması, Abdülkadir Efen- di, Şemdinli gibi dar bir yerden asırlarca impara- torluğun başkenti olan İstanbul'a gelerek Türkle- rin arasında şeref ve mutlulukla mevki ve servet ka- zandığı halde Türkün güçlü zamanında olumlu bir vatan görevi yerine vatan aleyhine çalışması... (...) Kürdistan bağımsızhğı liderlerinden Şeyh Sait ve avanesi vasıtasıyla Doğu illerinde ayaklanma çıka- nldıktan sonra Seyit Abdülkadir ve oğlu ile Palu- lu Abdullah Sadi'nin (...) Abdülkadir Efendi'nin emir ve talimatıyla Sadi'nin Templen namı veril- miş bir İngiliz Ue görüşüp Doğu ayaklanmasnıı ge- nişletmeye ve milli şahsiyetlere suikast ve bunun so- nucu olarak da Kürdistan bağunsızlıgını sağlamak, sınırlannı belirlemek ve Abbülkadir'i Kürdistan kralı ilan etmek için İngilizlerden para yardımı ya- pılması için gorüşmelerde bulunulması... (234) Ismet Paşa, İstiklal Mahkemesi kararlannın TBMM'ye sunulmadan infazı yetkisini de ahnıştı. (235) Infazlar, 27 Mayıs çarşamba sabahı Ulucami önünde yapıldı. önce Bitlisli Kemal Feyzi, arkasından Hacı Ah- ti asıldılar. Kemal Feyzi, suçsuz oiduğunu söyledi. Avukat Hacı Ahti "Yaşasın Kürtlük mefkûresi, ya- şasın Kürdistan" diye bağırdı. Seyit Abdülkadir idam sehpasında "Beni asmak- la Kürtlük gayretlerini diriltiyorsunuz. Kürtlerie Araplann birleşmesine sebep oluyorsunuz" dedi. Oğlu Seyit Mehmet "Peygamber sülaleane bu re- va eörülür mü? Başımıza iş açtınız" diye konuştu. Kör Sadi "İdam karannı minnet ve şükrania ka- bul ediyorum. Hepimiz idam cezasına müstehakız, Çünkü vatana ihanet ettik. Allah Türk milletinin ve memleketinin saadetini ebedi etsin, başka sözüm yok" diyordu. (236) Sabah saat dört elli üçtü. İstanbul'daki "Kürt Teali Cemiyeü" başkanı asıl- rruştı. 15 nisan günü de Erzurum'daki "Kürt İstik- lal Cemiyeti" lideri Cibranlı Miralay Halit Bey Bit- lis'te kurşuna dizilmişti. Şeyh Sait, Cibranlı Halit Bey'in kurşuna dizil- mesinden bir gün sonra yakalanmıştı; davası da Se- yit Abdülkadir ve arkadaşlannın asümalanndan bir gün önce başljyordu. Varın: Şeyh Sait Makkenede (223)- Cemal Behçet s: 78-79 (224)- Şark İstiklal Mahkemesi, Denizli Miletvekili Baş- kan Mazhar Mufit (Kansu), üyeler, Urfa Milletvekili Ali Saip (Ursavaş) ve Kırsehir Milleıvekili Lutfı Mufit'ten (özdeş) kuruluydu. Savcılar, Karası Mil- letvekili Ahmel Süreyya (Orgeevren) ve Bozok Milletvekili Avni Dogan'dı. (TBMM Zabıt Ceridesi, 7.3.1341 s: 218-253) Baskan Mazhar Mufit Be> valı, Ali Saip ve Lütfi Möfit Bey de subay kö- kenliydiler. Savcı Ahmet Süreyya Bey, hukukçu, Avni Doğan da kaymakam- dı. Askeri yargıç Münir Bey de (Emekli Korgeneral Münir Kocaçıtak) da sava yardımcısı olarak çalışmıştı. istiklal Mahkemelerini "mahkeme" sayma olanağı yoktur. Bunlar, astığı astık, kestiği kestik Harp Divan'larıdır. (225)- Kemal Feyzi, Damat Ferit Paşa'nın tngilizlerle imzaladığı 12 Eylül 1919 tarihli bu anlaşmanın Fransızlar tarafından ele geçirilerek Amerikan gazete- lerinde yayımlattığını yazıyor. Bu gizli anlaşmanm metni için bkz. (Karabe- kir Kazım İstiklal Harbimiz s: 374; ayrıca Trabzon'daki Fransız Başkonso- losluğu Lepissier'in 1 Mayıs 1920 tarihli raporu için; Fransız Dışişlen Ba- kanlığı Arşivi E-Levent (1918-1920) Serisis Vol 93.S: 1. vd. (226)- 1 Haziran-8 Eylül 1920 günleri arasında yörede Milli Aşireti, Ali Batı ve 20 Mayıs-7 Haziran 1920 tarihleri arasında Bahtiyar aşireti reisi Cemil Ceto ayaklanmaları olmuştur. (Türk İstiklal Harbi, VI. ncı cilt. istiklal Harbinde Ayaklanmalar, Genelkurmay Yay. 1974 Ank s: 176-181) (227> örgeevren, Dünya, 4-5 Haziran 1957. Bu metni, özetleyerek ve bugün- kü Türkçe ile yayımlıyoruz. (228)— Avni Doğan'm anılarına aldığı tçişleri Bakanlığı'nın 7 Eylül 1924 ta- rihli raporuna göre Kemal Fevzi, Bitlis'in Taş Mahallesi'nden Hacı Necmet- tinzade Reşid'in oğludur. Teğmenlikten aynlan Kemal Feyzi'nin KOrt Teali Cemiyeti'nin kurucula- nndan olduğu, 18 ağustos 1921 günu lngilizlerin yardımı Ue Kürdistan Hu- kümeti kurmak için Mısır yoluyla Kürdistan'a gectiği, tngiliz giysıleri Ue Şır- nak, Zaho, Kelekiryan bucağı Beriyan çevresinde dolaştığı, 15 Aralık 1921 günü yanında iki İngiliz subayı ile Şırnak Aşiret Reisi Abdurrahim Ağa ile görüştüğünü, tngilizler tarafmdan Kuzey Kürdistan'da propaganda işleriyle görevlendirildiği, yörede bildiriler dağıttığı; daha sonra izini kaybettirdiği, 14 Haziran 1923 günü de Genelkurmay Başkanlığı'ndan alınan bir yazı üze- rine yapılan sorusturmada, Kemal Feyzi'nin lstanbul'da içtihat matbaasın- da çalıstığının saptandığı bildirilmistir. Aym raporda. Bitlis Vaüliği'nden alınan 7 Haziran 1923 gunlü telgrafta, adı geçenin ihanetini kanıtlayıcı htrhangi bir bilgi edinilmediği, tstanbul ValUiği'nin 3 Ağustos 1923 günlü yazısında da Kemal Feyzi'nin 9 Ağustos 1923 günu vapurla istanbul'dan Trabzon'a gıttiği, Elcezire Zabitan Divanı'nın verdiği 18.8.1923 gün ve 1259 sayılı tutuklama karan iie arandığı kaydediliyor. Raporda şu olaya da değiniliyor "Kemal Feyzi, Musul'da 1922 yılı ekim ayından sonra lngilidere a>bkla hizmet etügi ve polis hafıyeliği yapuğı ihhar rdilmis. yurtlasbktan çıkanla- rak sjnır dısına sürülmesj istenmiştir." (Avni Doğan. ya>imlanmamış anılar ç- 80-810) (229)— Kemal Feyzi'nin savcılık ifadesi için bkz (Örgeevren, Dünya, 20-21 Mayıs 1957, mahkemedeki savunması için Dünya 5 Haziran 1957) (230)- Örgeevren, Dunya 31 Mayıs 1957. (231)- Cemal Behçet s: 87-89; (232)- Doğan Avni, yayımlanmamış anılar s: 118 (233)- Aynı kararla Cemil Paşazade Ahmet, Nafiz Bey, Dirikli Ilyas Bey, Ka- do diye bilinen Dirikli Abdülkadir, Rıfat ve Huseyın Beylerin aklanmaları- na karar verilmiştir. (234)- Avni Doğan'ın anüarında yer alan karar metnini bugünkü Türkçe ile özetleyerek yayımlıyoruz. (235)- TBMM, Zabıt Ceridesi, 1:69 4.3.1341, c 2 s: 149. 'Ismet Paşa Hükümetinin seferberlik ilan eden tezkeresinde 4.3.1925 günü infazlarla ılgilı şu izni istiyordu: •'.-lsbu mahkemelerin vereceği idam kararUnoın dahi aynı kannnun S. mad- desi mucibince ve vazi>etin raüsteceliyet ve istisnaiyete binaen Mecliji Âlice tadik edilmeksizin infazma musaade lalep eder..." (236)- Behçet Cemal s: 92; örgeevren Dunya, 5 Haziran 1957, Aybers s: 309 Yılmaz Odabası'nın "Şeyh Said İsyanı" adlı uzun şiirinde (Zilan Yayıncı- Uk, 1991 lst. s: 58) de Kemal Feyzi'ye mal edilen "cennet Kürdistan bizimdir" türünden sözleri doğrulayıcı kaynağa rastlayamadık. Tersine tutanaklar, Ke- mal Feyzi'nin duruşmalarda "Kürtler Turan aslındandır" görüşünü savun- duğunu ve "Bugun ben tamamen ve katiyetle anlamış bulunuyorurn ki, b«n yıllarca hükümet. zabıla \e memurlannı beyhude yerel işgal etmişim. Şimdi kendim kadar unlara da acıvonım" dedığını kanıtlıyor: Dunya 20 Mayıs 1957, Behçet Cemal s: 91-92) GÜLŞEHİR ASLÎYE HUKUK 1989/359 MAHKEMESİ'NDEN Davacı Gülşehir Abuşağı kasabasından Makbule Arısoy tarafın- dan davalı aynı yerden olup Çankırı ili Şabanözu ılçesi, Küçükyaka- b köyünde ikamet ettiği bildirilen Hacı Talat Arısoy aleyhine mahkememize açılan nafaka davasının yapılan yargılaması sırasın- da: Davalının belirtilen adreslerde bulunamadığandan kendisine dava dilekçesi tebliğ edilememiş olup, davalıya ilanen tebligat yapılması- na karar verilrnekle davalının duruşmanın atılı bulunduğu 16.7.1991 günü saat 9.00'da mahkemede bizzat hazır bulunmanız veya kendi- nizi bir vekille temsil ettirmeniz, hazır bulunup, kendinizi bir vekille de temsil ettirmediğiniz takdirde yokluğunuzda duruşma yapılıp ka- rar verileceği dava dilekçesi yerine kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. ANKARA 4. SULH HUKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN 1991/25 Davacı TEK Iç Anadolu Elektrik Dağıtım Müessesesi vekili tara- fından davalı Mehmet Savran aleyhine açılan alacak davasının yapı- lan yaıgılamasında, Davalı Mehmet Savran'ın Demetevler 1. caddede 59/12 Ankara ad- resine dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilememiş, emniyet'araş- tırmasında da tanınmadığı belirtildiğinden, dava konusu 765.875 lira alacak davasının ve duruşma gününün davalının yukandaki adresine ilanen tebligine karar verilmiş olup, duruşma günü olan 2.7.1991 gü- nunden önte ibraz etmek istediğiniz delilleri göndermeniz veya du- ruşmaya gelmerüz, aksi halde gıyabınızda karar verileceği hususu ilanen tebüğ olunur. 5.6.991 Basın: 28574 BAŞSAĞUĞI Mahkememiz emekli üyelerinden Sayın SAİT KOÇAK'ı yitirmenin üzüntüsü içindeyiz. Cenazesi 15 Haziran 1991 günü Bostancı Kuloğlu Camii'nde kılınacak öğle namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilecektir. Merhuma Tanrı'dan engin rahmet, ailesine ve meslektaşlanmıza acılanru paylaşarak başsaghğı dileriz. ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANUĞI ACI KAYBIMIZ REFİK TEZEL (1946-1991) Daha güzel bir dünya ve yurt özlemiyle dolu olan yüreği artık çarpmıyor. Arusı kalbimizde yaşayacaktır. AİLESİ VE DOSTLARI O2«l DENGE DERSHANESI Sağlık Sok. No.3 Sıhhiye ANKARA Tel.: 135 65 60 (3 Hat) UNIVERSİTE ADAYLARI " PTT PosU Çekleriyle SCRU BANKAMIZA ve Rehberlik hizmetlerimize ABONE OLABİÜRSİNİZj POSTAÇEKNO: 524175 > Mehmet Çakır O7*ı DENGE DERSHANESİ 1991 - 1992 ABONE BEDELİ 110.000- TL DENEME SINAVLARI: 4 ÖSS - 6 ÖYS Ayrıca her dersten 30 KONU TESTI, ÖSYM PARALELİNDE *500 - 5000 orjlrml «oru CEVAP KA&ITLAMMEKTUPIA BHOİSAY, ÖSVM M* NglH « a •onılanmz t ÖSVM M«1wxtn«m anfantorak, cavaplandınlmttr.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog