Bugünden 1930'a 5,502,404 adet makale



Katalog


«
»

13 HAZİRAN 1991 • * • • HABERLERİN DEVAMI CUMHURİYET/19 Kürtler ve Sosyalist Enternasyonal... (Baştarafı 1. Sayfada) kararında Sosyalist Enternasyonal, Kürt so- rununun çözümüne ilişkin olarak iki konuda hayır demiş oluyor: Birinci önemli nokta, çözüm için terör ve şiddeti reddetrnesidir. jkinci önemli nokta, ayrılıkçılığa, bir baş- ka deyişle bölgede var olan sınırların değiş- mesine yol açabilecek bağımsız bir Kürt dev- letinin kurulmasına karşı çıkmasıdır. Sosyalist Enternasyonal gibi Batı Avrupa'- nın son derece etkili sosyal demokrat parti- lerinin ağırlıklı biçimde yer aldıkları ulusla- rarası bir örgütün oy biriiğiyle benimsemiş olduğu bu karar ülkemiz açısından önemli- dir. Çünkü, yineliyoruz, ayrılıkçı hareketleri ve terörü reddetmekte, sorunun her ülkenin kendi bütünlüğü içinde, ama demokrasi ve insan haklan çerçevesinde çözümünü ön- görmektedir. Nitekim, Sosyalist Enternasyonaj'e evsa- hipliği yapan SHP'nin lideri Sayın İnönü de toplantıyı açış konuşmasında aynı noktala- rın altını şöyle çizmişti: "Amacımız basite indirgenerek şöyle özet- lenebilir: Etnik kökeni ne olursa olsun, hiçbir yurttaşımızın en ufak bir siyasal ya da kültü- relbaskı attında kalmasını istemeyiz. Terorizm istemiyoruz; ulusal sınırlanmızın tart/şma ko- nusu edilmesini istemiyoruz; hiçbir yurttaşı- mızın toplumun bütüniüğünden yabancılaş- masını istemiyoruz." Gitgide netleşen bir fotoğraftan söz edi- lebilir: Eğer bu ülkede siyasal iktidarlar, Kürtso- runu konusunda kendilerine düşeni yapar- larsa, yani demokrasiyi ve insan haklarını tüm yurttaşlarına tam anlamıyla yayabilirter- se, bunun iki açıdan yararı kendini kısa sü- rede duyuracaktır: • Ayrılıkçı terör tecrit edilebilecek ve Tür- kiye daha huzurlu, daha barış içinde yaşa- yan insanların ülkesi olabilecek; • Dış politikadaTürkiye'nin manevra ala- nı kesinlikle genişleyecek; zira devletler arası ilişkiler ve uluslararası platformlarda bir kam- burdan kurtulacak Başarabilecek miyiz? İnsan, örneğin ANAP iktidannın son ola- rak çıkarttığı Anti-Terör Yasası'na bakınca karamsarhğa kapılıyor. Ama yine de siyasal yelpazede başı çeken partilerde -ANAP dahil- gittikçe belırginleşen eğilimleri göz önünde tutunca da ölçülü bir iyimserliğe kapılabiliyor. BAŞKENT'TEN AHMET TAIV (Baştarafı 1. Sayfada) met, bu hiikümetle Ozal'ın iliş- kileri ve hepsinden önemlisi S«mra Hanım'ın siyasi hedefle- ri gündeme çöreklenecek. Ve yine yaşam yapay bir bi- çimde Özal ve ANAP tarafın- dan belirlenmeye devam edecek... Türkiye "doğai"a ne zaman geçecek? Elbette seçim yapıldığı zaman. Ama seçim için ne Akbulut1 tan bir ışık var ne de Vıl- maz'dan. Başbakan dün dedi ki, 'lîç yıl önce 'erken seçim kaçınılmaz' denmeye başlandı. Hâlâ kaçınılmaz deniyor. Seçim yapılmadı, bir şey olmadı. De- mek ki 'kaçuulmaziık' şahsa gö- re değişiyor" Mesut Yılmaz'ın seçime yat- kın olduğu soyleniyor. Ama bu- nu açıkça telaffuz etmiş değil. Yılmaz adına açıklama yapma- ya yetkili kılınan Bulent Akar- calı'ya sorduk. Akarcalı, "seçi- me parti iıst organı ve Meclis gnıbu karar verir" dedi. Meclis grubunun seçime ka- rar vermesini ne Ydmaz sağlaya- bilir ne de Özal. Bunu, millet- vekilleri her fırsatta açıkça or- taya koydular. koyuyorlar. ANAP kongresinin seçecegi liderin Türkiye'yi "dogaTa çı- kannasını beklemek boşa. iki aday da ANAP'ı düze çıkarmak peşinde. "ANAP diize çıktıgın- da Türkiye de düze çıkar" diye düşunüyoriar. Oysa ki ANAP, 1983ten başlayarak 3-4 yıl "düz"de idi, ama Türkiye'yi du- ze çıkaramadı. Liderini Çanka- ya'ya çıkarmakla kaldı... **# Okura iddialı gelebilecek bir saptama; ama belgesel fotoğraf kadar gerçek: Dün akşam üz«ri Yeşilköy'de ve Tarabya'da Akbulut'a göste- rilen ilgi ve coşku, Turgut Ozai'a 1983te gösterilenie kıyaslanacak düzeydeydi... Alanı ve yollan dolduranlar kuru kalabahk degildi. Heye- canla zıplıyortar. nefes nefese "Dörtist Başbakan" diye Akbu- lut'un peşinden koşuyorlardı. Başbakanlar için durüstlügun bir meziyet olmadıgını, esasen her başbakanm böyle olmasının doğal oiduğunu herhalde bili- yorlardı. Ama yine de "her ih- timale karşı" diye, bu işin altını çiziyorlardı. Hepsi karayagız ve bıyıklı idi. Göbekli ve sıska, orta boylu ya da kısaydılar. Yaşlan otuz dola- yında olanlar çoğunluktaydı. Ya Istanbul delegesi ya il genel ve- ya belediye meclisi ttyesi ya da düz ANAP'hydılar. Hepsi topyekûn ANAP'ın İs- tanbul tabanıydı. Ama aralannda. "tstanbul doğumludur" diyebileceginiz tek bir kişi göze çarpmıyordu. Canlı bir koçu, omuzlan üzerin- den kaydırarak Başbakan'ın ayaklannın dibine indirip, bıçagı hayvanın boğazına bastırmala- rı bunun kanıtıydı adeta... Dinsel bir gereklilik olan kur- ban, Türk siyaset protokolünde vazgeçilmez bir formalite halini almıştı. Başbakan'ın, bakan, va- li, emniyet mudürü Ue biriikte başı kesik bir koyun tarafından karşılanması, karşı durulmaz bir zorunluluktu. Laik cumhuriyetin Cumhur- başkanı. eşini İslanbul'a il baş- kanı seçtirirken amacını, "Siya- sette dinselligin etkisini kaldırmak" diye açıklamıştı. Tu- tuculann İstanbul'da partiyi ele geçinnelerini önlemenin çaresi, "liberal Semra Hanım"ın bura- ya başkan olraasıydı... Semra Hanım başkan olmuş- tu, ama ANAP'ın İstanbul'da- ki görüntüsunde değişiklik ol- mamıştı. Detegeler.yine "Allafaü ekber" diyor, yine mehter mar- şı çalıp soylüyorlardı... *** Sahi, Cumhurbaşkanı niçin onca patırtı gürültüyü göze ala- rak tstanbul ü Başkanlığı'na eşi- ni getirmişti? Sorunun yanıtını almak için kongreyi beklemek gerek. Ama öyle anlaşılıyor ki Sem- ra Hanım'ın ANAP siyasetinde "kayıtsız şartsız" bir konumu olmayacak. Akbulut dün uçakta bize de- di ki, "Semra Hanım'ın divan başkanlığına seçilmesini Mesut Bey taraftarlan isteyebilir. Ama bunun karannı, bizce, bir komi- Bustftan ÖzaPa: Kıbrıs'ı (Baştarafı 1. Sayfada) mesi gibi bir sonuca sürüklen- mek istemedigini bilen Bush, Ankara'dakj dostuttzerindepsi- kolojik baskıyı deniyor. AJBD Başkanı bu konuda hızlı hareket etmeyecek, çünkü Özal güvence olmadan, yani Kıbnslı Türkler için BM ya da diger uluslarara- sı garantiler oimadan çekilemez. Ama Bush elini uzatmış ve fısıl- dıyor: 'Hadi gel şu işi biriikte halledelim Turgut! Bush Anka- ra'dan aynldtktan sonra birçok telefon çagnsı alacaga benzi- yor." Makalede Kıbrıs konusunda- ki son durum şöyle değerlendi- riliyor: "Bush, Yunanistan Başbaka- nı Mitsotakis ile iyi ilişkiler kur- du ve Türkiye Cumhurbaşkam Turgut Özal ile haftalık telefon göriismelerine dayalı olagan dı- şı baglantısı var. Ancak kişisel ilişkiler yüzyıl- lara dayanan düşmanlıklan or- tadao kaldırmaya y-a da ABD- nin bu yaz imzalanmasını iste- diği bir belgenin kabul edilme- sine yetmiyor. Almanya'ııın bir- leşmesinden farklı olarak Kıb- ns'taki bolurune farklı insanlar arasında. Ledsky'nin dediği gi- bi 'Sihirli bir formül yok! Bu en iyi, sorunun çözümüne kanşmış olan BM'de biliniyor. Genel Sekreter Cuellar 1989da başa- nsız kalmış olan bir plan oluş- turmaya çahşıyor ve Ankara'dan ciddi öneriler bekliyor. Körfez savaşuıda hıztı ve cesur bir sekil- de müttefiklerle biriikte davra- nan Turkler, Batı'nın Kıbns ko- nusunda çözum için teklifleri Ue yüz yüze kaldı. Ortada iki önemli hassas nokta var: Türki- ye adada ne kadar toprak vere- cek -yüzde 20lik nüfus halen adanın yüzde 40'ını elinde tutuyor- ve ne kadar Yunanlı mülteci Türk sınırlan içindeki evlerine dönebilecekler. Anka- ra'nın her iki konudaki önerile- ri anlaşmaya vanlabilecek nok- tanın çok gerisinde kalıyor." 'Camdan Kalp' yılın en iyi Türk filmi seçUdi. Türk Oscarı'nı Mefisto kazandı Ağustos sonuna kadar, kira ve masraflan paylaşmak ûzere evinde kalabileceğim bayan arkadaş anyorum Ayşen 157 72 15 10.00-18.00 KALBİNİZİ KORUYUNUZ TÜRK KALP VAKFI Sağlıkh bir kalple Sağlıklı, Başanlı ve Mutlu yıllar diler... Tel :175 12 44/ 45 -166 02 78 141 10 49 - Fax : 166 47 12 te vermeli." Bu, açıkça Genel Başkan'ın, tl Başkanı'na "Çizmeden yuka- rıya çıkma!" uyansı. Akbulut, sonuna kadar, Sem- ra Hanım'ın divan başkanlığına razı olmayacak gibi. Bunun ne- deni açık. Divan başkanlıgı, "daha yukanlara" çıkışın bir vi- zesi niteliğinde. Akbulul da bir zamanlar, ANAP'ın ilk büyük kongresinde, divan başkanlıgı yapmıştı. Başbakan, Semra Hanım'dan "tstanbul tl Başkanımız" diye söz ediyor. "tl başkanımmn kongrede bana oy vermemesi için esasın- da bir neden yok" diyor. Ardın- dan, 'Kendisini MKYK'ya alırız" diye ekliyor. İstanbul İl Başkam'nm MKYK'ya alınması bir ödün mü, yoksa kendisinin gözetim altında tutulması mı? Bunu, Akbulut'un kongrede Mesut Yümaz'a yapacağı "fark" belirleyecek. Akbulut mu. Yılmaz mı? Bu sorunun yanıtını, iki taraf da oy verme saatine kadar ara- yıp duracak. Yılmaz yanlılannın yaptıgı bir hesaplamadan söz ediliyor. Bunu Başbakan da duymuş, "Yılmaz 490, Akbulut 600." Başbakan gülerek. "Bak, so- nucu kendisi de tahmin etmiş. Biz, Allab'ın izniyle arayı daha da açacagız" diyor. ANAP, iyice azalan halk des- tegine rağmen. bir kitle partisi. Bu kitle partisi, kendine "baş" ararken gövdesine göre bir ter- cih yapacak. ANAP'ın gövdesi, tutucu ve kır kökenli; kentte yaşasa bile. Akbulut, üslubuyla, olaylara y-aklaşım ve anlatım biçimiyle bu gövdeye daha yakın ve yat- kın. Mesut Yılmaz ise genel ola- rak sermaye, dış çevreler ve bel- li ölçekteki bölgesel destege da- yanıyor. Delege gövdesinin, Yılmaz'ı kendisine "baş" olarak seçme- si, bu durumda daha az olası görünüyor. Yalnızca Ozal'ın kişisel terci- hi olarak ortaya çıkan Akbulut'- un, bugün ANAP'ta iki büyük seçenekten biri olması bile önemli başan. Cumartesi gün- kü kongreyi kazanırsa, kendisi- ni hem Özal'a hem ANAP taba- nına hem de ANAP müietvekil- lerine knbul ettirebilecek. Ama seçim sınavını göze al- madan, kendini Türk halkına benimsetmesi söz konusu degil... Gündem (Baftarafı 1. Sayfada) limini daha önce ifade ettigini' belirttiler. Brifinge; Başbakan Yıldınm Akbulut, ekonomiden sorumlu devlet bakanları Gü- neş Taner, Işın Çelebi ile Mali- ye ve Giimrük Bakanı Adnan Kahveci ve ekonomi yönetimin- den sorumlu birimlerin üst dü- zey yöneticileri katılacak. (Baştarafı 1. Sayfada) Spielberg, 9- Vahşi Duygular/ David Lynch, 10- Brooklyn'e Son Çıkış / Udi Edel. tbrahim Altınsay, Tunca Arslan (2000'e Doğru), Hayri Caner (Günay- dın), Sungu Çapan (Tempo), Atilla Dorsay (Cumhuriyet), Burçak Evren (Güneş), Ali Ha- kan (Sabah), tbrahim Karameh- met (Hurriyet), Cem Karaer (Tercüman), Agah Özgiiç (Haf- tanın Sesi), Hakan Sonok, Kâ- mi Suveren (Türkiye), Rekin Teksoy ve Ali Ulvi Uyanık 'tan (Milliyet Sanat) oluşan sinema yazarları, yerli film daJında, çe- kilmiş kimi filmlerin gösterile- cek sinema salonu bulamadık- ları için seyirci karşısma çıkma- ması olayını protesto etmek için bu alanda hiç ödül vermemeyi ve durumu bir bildiriyle kamu- oyuna açıklamayı uzun uzun tartıştılar. Ancak sonuç olarak geçen yıl ağır koşullara karşın çevrilmiş ve seyirciye gösterile- bilmiş 12 kadar filmin hakkını yememek için ödul verme dü- şüncesi ağır bastı. En iyi Turk filmi olarak Fehmi Yaşar'ın "Camdan Kalp'i seçildi. Orhan Oguz'un "2 Başlı Dev"i ikinci, Atıf Yılmaz'ın 'Bekle Dedim Gölgeye'si ise uçüncü fılm oldu. Fehmi Yaşar "Camdan Kalp'Me en iyi yönetmen ve se- naryo yazarı odüllerine de lâyık görüldü. Orhan Oguz'un "2 Başü Dev" ve "Bekle Dedim Gölgeye" fümlerindeki çabşması en iyi görüntü yönetmenliği, Serdar Ateşer ve Ayse Tütüncü- nün "Bekle Dedim Gölgeye" için yaptıklan miizik de en iyi film müziği dalında birinci oldu. Sinema yazarlan bu yıl kadm oyuncu dahnda ödül vermediler. En iyi erkek oyuncu olarak "2 Başlı Dev" filminin genç oyun- cusu Fikret Kuşkan seçildi. Yar- dımcı oyuncu dallannda ise "Camdan Kalp" ve "BerdeTde- ki oyunuyla Füsun Demirel ve "Bekle Dedim Gölgeye" ile Cü- neyt çalışkur ödüllendirildi. Sinema yazarları, geçen yıl içinde Türk oyuncularının kimi yabancı filmlere oyun güçleriy- le yaptıkları katkının altını çi- zerken Necmettin Çobanoglu- na da bu alanda 'Umuda Yolculuk' filmindeki başanlı oyunu için bir özel ödül verdi- ler. SULTANAHMET'TE GOSTERI GOZLEM UĞURMLMCU (Baştarafı 1. Sayfada) yollan içinde en sağlıklı, gerçekçi ve uzun erimli olanıdır: —Sorunun çözümû, bölgedeki devtetin yeniden bölünmesi değil, Kürt kökenli yurttaslara sahip devletlerin demokratik- ieşmeleri ve Kûrtlerin de diğer yurttaşlar ile biriikte tüm de- mokratik haklardan yararlanmalandır. Her ülkenin kendi için- de demokrasiyi yaygınlaştırması, sorunun çözümüne katkı sağlar... Sosyalist Enternasyonal, bu konuda bir de model ön- görüyor: —AGİK modeli... SHP, 1990 yılı temmuz ayında hazırladıg'ı 'Doğu ve Gû- neydoğu Sorunlarına Bakış ve Çözüm Önerileri başlıklı ra- porunda aynı çözüm yollarını önermişti: —Kürt kimliğini kabul ederek kendine Kürt kökenliyim di- yen yurttaşa bu kişilikierini hayatın her alanında istedikleri gibi ve özgürce belirtme hakkına sahip olmaJarı sağlana- caktır. Hangi etnik kökenden gelirse gelsin, herkes 'yurttaşlık haklanndan eşit biçimde' yararlanmalıdır. Demokrasinin gereği de budur. AGİK'in amacı da budur. 'Yeni Bir Avrupa için Paris Vasast' adlı uluslararası söz- leşme, 21 Kasım 1990 günü Paris'te imzalanmıştır. Türkiye de bu sozleşmeyi imzalamıştır. Bu sözleşme ile Türkiye 'ulusal azınlıklann etnik, küttü- rel, dil ve kimliklerinin korunması ve bu kimliğin kuvvetlendi- rilrpesi için gerekli koşulların oluşturulması' sözünü de ver- miştir. 1 Temmuz 1991 Pazartesi günü Cenevre'de "Ulusal Azın- lıklar Hakkında Uzmanlar Toplantısı" başlayacaktır. Bu top- lantı 19 gün sürecektir. Büyük olasılıkla Kürt sorunu bu konferansın en duyarlı konularından biri olacaktır. Denilebilir ki: —Lozan Antlaşması'na göre Kürtler ulusal azınlık sayıl- mazlar... Doğru; sayılmazlar. Ancak bu konuda gerçekçi olmalıyız. 'Paris Yasası' Kürtleri de kapsamaktadır. Tersine yorum, inandıncı olmaz. 'Üniter devlef ve 'insan haklan...' Türkiye'de demokrasinin anahtarı bu dört sözcük ve bu dört sozcükten oluşan bu iki kavramdadır. Ayrımcı terör örgütleri ile bu örgütlerin dolaylı ve dolay- sız destekçileri ideolojik ve siyasal güçlerini yıllarca anti- demokratik baskılardan aldılar. Yıllarca Marksistler, dinciler ve Kürtler üzerinde devlet bas- kıları uygulandı. Uygulandı da ne oldu? Dinciler, 12 Eylül desteği ve ANAP ile iktidara geldiler... Ve PKK terörü doğdul Yıllarca TKP yasaklandı da ne oldu? İşte serbestler... Serbestler ve ANAP'ı kendilerine en ya- kın parti' ilan ettiler. Evet; çözüm, açık rejimdedir; çözüm, demokrasidedir. Çö- züm; insan haklarının Edirne'den Ardahan'a kadar, her yer- de tam, ayrımsız ve eksiksiz uygulanmasındadır. Türkçülüğün ya da Kürtçülüğün ön plana çıktığı siyasal ideolojiier, ister istemez, gerginlikler ve sorunlar doğururlar. Her şoven görüş, bir başka şovenizmin doğumuna yol açar. Sağlıklı çözüm, etnik kökenlerin 'ayncalık ya da baskı nedeni' sayılmadığı demokratik toplumlardadır. BRANDTLA GÖRÜŞTÜ Denktaş: Rumlarla eşit şardarda görüşürüz Oturma eylemi y^pan memurlar çok sayıda yazılı pankart taşıdılar. (Fotoğraf: Deniz Topaloglu) Memurun *zam' öfkesiHükümetin öngördüğü yüzde 20 oranındaki zammı yeterli bulmayan memurlar, telefon eyleminden sonra dün de Sultanahmet'te oturma eylemi yaptıkları Ayasofya Müzesi önünde 15 dakika oturarak alkışlı protestoda bulundular. lş-Sendika Servisi — İstanbul'da dün 600'ü aş- kın memur, Sultanahmet Meydanı'nda oturma eylemi yaparak hükümetin öngördüğü yüzde 20'lik temmuz zammını ve memur sendikaları üzerindeki baskılan protesto ettiler. Bir süredir telefonlu protesto eylemi yapan memurlar, dün iş çıkışında, saat 18.30'da Sul- tanahmet Meydanı'nda toplandılar. Eğitim, be- lediye. sağlık, tanm, maliye, PTT ve demiryolu işkollannda çalışan 600'ü aşkm memur, Ayasof- ya Muzesi önünde 15 dakika oturma eylemi ya- parak alkışlı protestolarda bulundular. Memur- lar ellerinde, üzerinde "Ücretli kölelige son", "Sefalet ücretine hayır", "Ekmek 1000. otobüs 3000 lira, bu zam bana yeter mi?", "Sadaka de- gil, toplusözleşme", "Memur sendikaları uze- rindeki baskılara son", "Aşpara, ekmek para, cüzdan boş, yürek yara", "L'cretimizi biz belir- leriz, hakkımız yüzde 300" yazılı pankartlar ta- şıdılar. Burada okunan Eğit-Sen, Tüm-Bel-Sen, Tüm-Sağlık-Sen ve Tarım-Sen sendikaları tara- fından ortak hazırlanan basın bildirisinde de hü- kümetin öngördüğü temmuz zammının memur- ların ekonomik sorunlarını çözmeyeceği belirtil- di. Açıklamada, "Yalan ve umut taciıierinin bile savunamadıgı komik maaş artışlannı, kamu ça- hşanları olarak kabul etmiyonız. Onur kıncı ma- aş artışını protesto ediyor, toplu sözleşme hak- kı istiyoruz" denildi. Açıklamada, Tüm-Bel-Sen, Tüm Sağlık-Sen, Eğit-Sen sendikalarının yasadışı bir uygulamayla mühürlenmeleri de protesto edilerek idare mah- kemelerinin yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen, memur sendikalan üzerindeki mühür- lerin kaldırılmaması kınandı. .AJkışb protestolar- la oturma eylemi yapan memurlar, daha sonra güvenlik kuvvetlerinin uyanları uzerine, sessiz- ce dağıldılar. Öte yandan Sağlık-Sen yöneticileri, sendika- lannın 7 hazdranda polis tarafından basılarak çok sayıda üye ile biriikte sendika başkanı Fatma Patlar ve genel sekreterin gözaltına alındıgını bil- dirdiler. Gözaltına alınanların daha sonra ser- best bırakılmasına rağmen sendika başkanlan ve sekreterlerinin serbest bırakılmamasını kınadılar. Dış Haberter Servisi — Sos- yalist Enternasyonal Başkanı Willy Brandt ile KKTC Cum- hurbaşkanı Rauf Denktaş, dün SHP Genel Başkanı Erdal tnö- nü'nün girişimiyle bir araya gel- di. Brandt-Denktaş göriişmesin- de, Kıbns sorununun çözümü- ne ilişkin son günlerde atılan adımların üzerinde durulduğu bildirildi. Görüşmede Denktaş, Rum tarafıyla eşit şartlarda ma- saya oturması koşuluyla ulusla- rarası bir konferans fikrine olumlu yaklaştığı mesajını ver- di. Brandt, Denktaş'la göruş- mesinden sonra yaptığı açıkla- mada, Kıbns'ta iki toplumun politik eşitliğine dayalı bir çö- zümden yana oiduğunu söyledi. Brandt ile Denktaş, dün Hil- ton Oteli'nde bir araya geldiler. Brandt, görüşme öncesinde ga- zetecilere, SHP Genel Başkanı Inönü'nün, Denktaş ile görüş- mesini önerdiğini, kendisinin de bu teklifı kabul ettigini söyledi. Brandt, "Kıbns'taki iki toplu- mun temsilcileriyie her zaman görüşmeye bazırun" dedi. Inönü'nün görüşmenin ger- çekleşeceğini bildirmesinden sonra dün tstanbul'a gelen Denktaş da görüşme öncesinde karşıhklı görüş alışverişinde bu- lunulacağını söyledi. Brandt ile yarım saatlik gö- rüşmesinden sonra bir açıklama yapan Denktaş, Sosyalist Enter- nasyonal başkanında Türk taıa- fının göruşlerini anlattığını, Brandt'ın da bu göriışleri ilgi ile dinlediğini bildirdi. Denktaş, Brandt'tan KKTC sosyal de- mokrat partilerinin Sosyalist Enternasyonal'e alınması konu- sunda yardımcı olmasını istedi- ğini de belirtti. Denktaş, görüşmenin içeriği hakkında bilgi vermedi. Brandt ve görüşmeye katılan Inönü'- nün de konuşmaların içeriği hakkında bilgi vermedikleri dik- kat çekti. Edinüen bilgiye göre, görüş- mede, Türk tarafının göruşlerini anlatan Denktaş, Brandt'ın, Kıbns sorununun çözümüne ilişkin olarak ortaya atılan Rum-Yunan ortak önerisi hak- kındaki sorularına muhatap ol- du. Brandt'ın, "dokuzlu konfe- rans" önerisi hakkındaki soru- larına, Denktaş'ın, "Rumlarla masaya eşit şartlarda oturmak koşuluyla böyle bir konferans fikrini destekleyebilirim" dedi- ği oğrenildi. Denktaş, gazetecilerin sorula- rına verdiği yanıtlarda da ABD'nin Kıbns özel koordina- törü Nelson Ledsky'nin Anka- ra ve KKTC'ye yaptığı temasla- ra değindi. Denktaş, KKTC'nin şündiye kadar toprak konusun- da bir öneride bulunmadığı yo- lundaki iddialann asılsız oidu- ğunu söyledi. NE SICAKTAN A R Ç E L İ K K L İ M A L A R Ş İ M D İ T A K S İ T L E . • Arçelik Klima serınletırken uşüimez Uffe- dıği htjva ! 3 derecenın alhna dujmez • Yuksek rondımanlıdır Az elektrik harcar • Montajı ve montaı parçaian ucretstzdır • Uzun omürjudur. • Bir klımanın kahı so- ythn kompresorv, dunyanın en r/? kompre- sörlerınden bındir • Ve Arçelik'm benzer- KZ tervis örgütü ile kolrteiine sahiphr. uooa AKE M6D MaTW ME43O0V 4MTVSW Ali 53O0 SUKRKUMA KSİU1VC ATUKTAJÖfT 275 000 H 47C0OOII 4130O0II SUKSI n AV 11 AV 11 Vt KDVMm TOfUMFfTAT 3300 OOOTl 5640 000 Tl j 980 ooo n A . R O E L İ I C Arçelik Bayilerinde. K L İ M A Galata Köprüsü Işyerleri mühürlendî tstanbul Haber Servisi — Ta- rihi Galata Köprusü altındaki işyerleri, Bu^kşehir Belediye- si zabıta ekiplerince mühurlen- di. Mühürleme sırasında dire- nen köprüaltı esnafından bir grup, köprü ustünde oturma ey- lemi yaparak trafiği bir süre ak- sattı. Köprüaltı esnafmın avu- katı Serpil Tannöver, tahliyenin usulsüz oiduğunu öne sürdü. Yeni köprünün ulaşıma açıl- masından sonra sökümüne baş- lanacak olan tarihi Galata Köp- rüsü'ndeki işyerlerinin boşaltıl- ması için, Zabıta Müdürü Şinasi Yalçın ve bir grup zabıta memu- ru, dün 11.00 sıralarında kop- rüaltına gelerek işyeri sahiple- rinden dükkânlan boşaltmala- rını istedi. Daha sonra dükkânların tah- liyesi sırasında zabıta memurları ile işyeri sahipleri arasında tar- ıışmalar çıktı. Bazı işyeri sahip- leri dukkânlarını kilitleyip gi- derken, bir grup esnaf da köp- ru ustüne çıkarak oturma eyle- mi yaptılar. Nüfus cüzdanımı kaybettim. Hükümsüzdür. HALtL GÜRCAN BORSA BANKERUGt BELGES1 ^«â«rLcr A.Ş . "nın 2499 sayılı Sermaye PıySsası Kanunu'nun 31 ve Z2 DCI maddelen çerçevesinde Jl 5 193earı- hınden ıtibaren aracılık raalıyetınde bulunma- sına ızın ^erılmıştır Bu belge sahıbı aracı kurum. sermaye Juruınuna ilişkin tercıhi nıyle aracılık yuklemınj Inder^ntmg! mı yapamaz 31 Ş C E N S A MENKUL DEĞERLER AŞ. Büro Spof Caddesl No. 149/1 Boçikiat/İST. T«*. : Bocsa : 143 41 32-152 12 T7 161 80 06 - 161 24 29 - 161 41 68 Fax 161 56 07 A
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog