Bugünden 1930'a 5,492,510 adet makale



Katalog


«
»

12 HAZİRAN 1991 CUMHURÎYET/17 HAVA DURUMU TÜRKIYE'DE BUGÜN Uevtet Meteon** iştefi Genel Mû- dürtûğü'nden alran bilgiye göre yunfcın kuzeydoğu tesimteri çok bu- hıtlu. Doğu Karadeniz ie Doju Ana- dolu'nun taney doğusu sağanak ya- ğışlı, dijjer yerter açık geçecek. HA- VA SICAKLIĞI Bıraz artacak. RÛZ- GÂR: Yunlun kuşy kesimlerinde taı- zey ve dofiu, güney Kesimlennde . güney ve batı yönlerden orta kuv- vette ese«K Denöenie: Karadeniz, Marmara, Egecte yıldız ve karayel, Akdeniz'cte günbabsı ve lodostan 3-5, Ege ve Akceniz'de 6 kuvvetn- de, saatte 10-21, Ege ve Akdenız- de 27 deniz Marta Mapazan Adıyaman Atyon Ajn Ankara Antanya A 32" 16° Mavsa A 28° 14° K Maraş B 24° 10° M6isn Y 20° 4°Mu0k A 24° 10° Muş A 29° 17» NİOde A 23° 15° OnJu rrûli hızta esecek. Daiga yûkseklıği 1.5-2 metre, Ege ve Ak- denc'de 25-5 metre, görüş uzaMıfiı 10 km dolayında butaı- nacak. Van Gflü'nde hava: Bulutfu geçecek Rüzgâr bab yön- lerden orta kuvvette esecek, göl kûçük dalgalı olup, görûş uaklığı 10 km. dolayında olacak. Aftvta Balıkesır Bileak BıngJH Kdts Mu Bursa ÇanaMale Çorum Denut A 31° 19° ayarbalor A 29° 16° Ertme A 30° 17° Erancan A 27° 10° Erzurum Y 21° PEsHşeNr A 25° 9°Gaaantt<) A 3O°2O°âıtsun A 28° 10° Gûmüşhane V 20° 10° Rra Y 22°12°HaHl*i B 26° 13° Samsun A 32° 17° Isparta A 28° 12° S«t A 29° 12° Isanbul A 24° 15» Smap A 27° 14° lanr A 31° 18° Sıvas B27°12°Kars Y 20° 5°Tekniaû A 26° 15° Kasamonu A 23° 9°Trat2on A 23° 10° Kaysen A 25° V\naH A 29° 13° Kırtıtni A 28° 14» Uşak A 30° 17° Konya A 25° 10° Van B 2»' 9° Kûtahys A 28° 11° Ytagat A 30° 18° A 30° 16° A 27° 21° A 30» 15° A 24» 9° B 28°10° Y 22"W° B 23° 15° A 31° 19° A 21° 15° A 23° 9" A 27*15° Y 23»15° B 23° 13° A 28° 12° B 23° 10° A 24» 8° A 30° 17° Malatya B 28° 14° Zonguktak A 22° 14° ricarlt A-apk B-bUuOu G-«ıreşiı K-Urt S-ssfı Y-njnıuriu DÜNYA'DA BUGÜN Amstertam Y 17° Amman A 31° Atina BaOdat BarcelofH eatgraı] Btcin Bom BriJteâ Budapest Cenevre Cezayır CHde Duba Fnnktun Sme Hefcanta Kahre Kopenhag Köfeı Lıfloşa A 30° A 35° A 25° A 21° A 27° B 23° Y 19° Y 17° A 27° A 22° A 30° A 44° A 42° A 20° A 27° B 18° A 32° Y 18° Y 19° A 32° Lenıngrad Londra Madıid Mılano Montreal Moskova Minih Oslo Pans Pıas 22? Sofya Şam IHAvn Iınus Varşora Vfensft Viyana B 18° Y 17" A 28° A 26° B 2T" B 22° Y 11° Y 18° A 22° A 44° A 25° A 25° A 33° A 22° A 25° A 22 Yfcshıngton-- Zûnh A 21° BULMACA M 1 | II L_• •n r ı • J U P •L {- • SOLDANSAGA: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Gerçekte olmadı- ğı halde var gibi gö- rünen imge. 2/ Çile durumundaki ipliği yumak yapmak ya da masuraya sarmak için kullanılan ay- gıt... Bin metrenin kısa yazıhşı. 3/ Sat- rançta özel bir hare- ket... Belirti. 4/ Ku- ran'ı güzel, yüksek sesle ve usulünce okuma. 5/ Bir yan- şın belirli uzakkğı kapsayan bölümler- den her biri... Üstü toprakla örtülü saman yığını. 6/ Ince yapıb... Alıcı- nın kendi kendine monte edebilece- ği şekilde satılan parçalann tümü. 7/ Anadolu'da kuruimuş eski bir uygar- lık... BannduTna. 8/ Apansız-. özel- likle Rusça'dan yaptığı çevirileriyle tanınmış Hasan Ali önadlı yazanmı- zın soyadı. 9/ Kale hendeği... Kars'm bir ilçesi. YUKARIDAN AŞAGlYA: 1/ Uzun kış gecelerinde dost, ahbap, komşu ve akrabaların birlikte ye- dikleri akşam yemeğine ve o gece yapılan eğlenceye Anadolu'- da verilen ad. 2/ Telefon sözü... Posta sürücüsü. 3/ Tüysüz şef- tali de denilen bir meyve. 4/ Türk Malı'nı simgeleyen harfler... Uluslararası Basın Enstitüsü'nün simgesi... Kahn bükülmüş si- cim. 5/ Arap erkeklerinin kefıyelerinin üzerine bağladıklan yün- den örme kalın çember bağ... Nikelin simgesi. 6/ Diş köklerini kaplayan sert madde... Eski Kıbrıs'ın kuvvet tannsı. 7/Ameri- kaarmudu da denilen bir meyve. 8/ Kredi mektubu. 9/ İspirto- nun istirpo, topragın torpak biçiminde telaffuzunda olduğu gi- bi bir sözcük içindeki seslerin yer değiştirmesine verilen ad. 60 YIL ONCE Cumhuriyet Açlık grevinin bitişi 12 HAZtRAN 1931 Idama mahkûm edilen iki şahsın, idam hükumlerinin tasdik edildiğini haber almalan üzerine tevkifanede açlık grevine başladıklannı ve bu greve bir muddet devam ettikten sonra yemek yemeğe başladıklannı yazmıştık. Bu mes'ele hakkında dün Umumı Hapisane sertabibi Ibrahim Zati Beyle görüştük. Ibrahim Zati Bey, açlık grevcilerinin vaziyetleri hakkında bize şu malûmatı vermiştir: u — İdam mahkûmları, bıüunduklan koğuşlarda yüzükoyun yatmak ve kimse ile birşey konuşmamak suretile greve başladılar. Muayyen olan yemekleri verildiği vakit bunlan kabul etmediler ve etraflarındakilere küfür savurdular. Tevkifane idaresi bu vaziyet üzerine bir iki gün tereddütten sonra k^fiyeti bize haber verdi. Bunun üzerine grevcileri tevkifane hastanesine nakil ve tecrit ettik. Ve greve devam ettikleri takdirde kendilerine cebrî gömlek giydirilerek bunınlanndan lâstik borular vasıtasile gıdaJandırılacaklarıru ihtar ettik. Ben, bu usulü geçen sene Viyana'da iken görmüştüm. Viyana hapisanesinde mahkûm bulunan bir Rus komünisti de bu şekilde grev ilân etmiş, kendisine cebri gömlek giydirilmek ve lâstik borular vasıtasile ağzından süt akıtılmak suretile gıdalandırılmıştı. Biz de burada ayni usulü takip edecektik. Fakat bizim grevciler on on iki günlük bir tahammülden sonra daha fazla açlığa dayanamadılar ve cebrî muameleye lüzum kalmadan yemek yemeğe başladılar. 30 YIL ONCE Cumhuriyet Anayasanın getirdiği yenifikler 12 HAZtRAN 1961 Türk Devrim Ocaklannın düzenlediği, Kurucu Meclis üyesi Doçent Dr. Ismet Giritli'nin yönettiği "Referanduma sunulacak yeni anayasanın özellikleri ve getirdiği yenilikler" konulu açık oturum dün Türkiye Milli Gençlik Teşkilâtı lokalinde yapılmıştır. Giritli, referanduma sunulacak anayasanın 1924 Anayasasına nazaran getirdiği yenilikleri şöyle özetlemiştir: 1- Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletjndir demekle beraber bunun devlet ve yasama organı tarafından kullamlması hukuk ve adalet esasları ile sınırlanmıştır. 2- Hürriyetler, anayasada teminata alınmıştır. Bilhassa tanzim ve tâdili hususlan birbirinden aynlmıştır. 3- Siyasi parti kavramına yer verilmiştir. 4- Siyasi hürriyetler çağdaş demokrasilerdeki gibi ekonomik ve sosyal haklarla takviye edilmiş ve iktisadi kalkınma plana bağlanmıştır. 5- İki meclis sistemi kabul edilmiştir. 6- Yargı görevi ve organına kuvvetli bir yer verilmiştir. Anayasa mahkemesi kuruimuş, hakimlerin tarafsızlığı sağlanmıştır. 7- Anayasada milli devlet tâbiri kullanılmış ve bundan ne kastedildiği başlangıç bölümünde belirtilmiştir. tsmet Giritli GEÇEN YIL BUGÜN Cumhuriyet Dayanışmada kavga 12 HAZİRAN 1990 Polonya'da komünist yönetimin iş başından U2aklaştınlmasında en büyük görevi üstlenen Dayanışma hareketi, şimdi kendi içindeki sorunlarla uğraşıyor. Doğu Avnıpa ülkeleri içinde komünist yönetime karşı ilk parlak zaferi kazanma unvamna sahip Dayanışma, şimdi lideri Lech Vv'alesa ile hükümette bulunan ve hukümete destek veren temsücüeri arasındaki bir 'soğuk savaş'a sahne oluyor. DÜZELTME • Banka Ekonomi sayfamızda dün yer alan Anka kaynakh "Bankalarda alacak sorunu" başlıkh haberde "îktisat Bankası" yerine "Finansbank" çıkmıştır. TAKITSMA *Hor İle Bir Üniversiter Hemen hemen her büyük kuruluşun is ilanında su ortak nokta göze çarpmaktadır: "ODTÜ - ITÜ - BOGAZlÇÎ Ü. - BtLKENT Ü. veya muadili yurtdışı okullardan mezun olmuş..." "...Hükümel daha önce 30 üniversite teklifini getirirken, bu sayıya dün ANAP'lı milletvekiUerinin oyUnyia getirilen önerge- lerie üniversite sayısı 43'e çıktı." (Cumhu- riyet, 30.5.1991) Gazetede bu haberi okuyunca acı acı gü- lümsedim. Çünkü üniversite açmakla so- runlar çözümlenmiyordu, ülkemizin kalkın- ması, gelişmesi, çağdaş bir düzeye gelmesi sağlanamıyordu. Bunların yanı sıra diğer önemli ve belki de en can aha nokta bu üni- versitelerde okuyan gençlerin, okul sonra- sı yaşamda iş bulabilmeleriydi! On beş-on altı yıl okullarda dirsek çurutmenin ama- a, iyi bir gelecek hazıılayacak meslek ve iş edinmek değil mi? Bu nedenle küçücük ço- cuklar daha oyun çağlarının en mutlu dö- nemlerinde aileleri tarafından "doktor", "mübendis", "bilgisayarcı" vb. meslek sa- hibi olarak, "yaşamlannı kurtarmalan", "telkiııleriyle", bir yanş atı gibi yetiştiril- miyorlar mi? Dolayısıyla okul sonrası iş bu- labilme her üniversiteünin günümüzde kâ- busu olmuştur. Hemen hemen her büyük kuruluşun iş ilanında şu ortak nokta göze çarpmaktadır: "ODTÜ - tTÜ - BOĞAZtÇt Ü. - BtL- KENT Ü. veya mnadili yurtdışı okullardan mezun olmuş..." Bu ilanlar, bir anlamda üniversitelerimizin içinde bulunduklan du- rumun aynası gibidirler. Buna göre, bu okullar dışındaki üniversiteli gençlerin iş olanaklan oldukça zor, hatta işsizlik tehli- kesiyle yüz yüzedirler. Özellikle de YÖK sonrası üniversitelerimizin durumu hiç de iç açıcı değildir. Dünyaca ünlü matematik bilgini Ord. Prof. Dr. Cahit Arf, bugünkü üniversiteleri gerçek anlamda birer üniver- site olarak değil de devlet liseleri olarak ta- nımlamaktadır. Doğrusu Sayın Arfa hak vermemek elde değil! Bu gerçeklerden sonra üniversiteferimi- zin dev gibi sorunJarı dururken, üniversite gençliğinin iş olanaklan bu denli sırurlıy- ken; hangi gerçekçüik ve bilimsellik adına "her ile bir üniversite" acüması çahşmala- n Meclis'e getirilmektedir ve kanun olarak yasalaşünlmaktadır? lnsan ister istemez bu- nun "ocuz bir seçim yatınmı" olduğunu kuşkusuna kapılmaktadır. R.YAStN GÜLSEVEN tzmir Köprüleri Atmaya Çaln^nıak! Nedendir bu çaba? YÖK'ün geliştirdiği bir kavram kargaşasından bile bile niçin yararlanılmak istenmektedir? Amaç, GM'nin de etkilerini almak mı yoksa olası gelişmelere ambargo koymak mıdır? Gıda mühendisliği ile ilgili yeni bir yasa teklifi yoğun tartışmalar yaratarak gündem- deki bir soruna yeni bir boyut getirdi. So- runa diyorum, çünkü özünde "GM" me- zunlannın, Ziraat Fakülteleri (ZF) "Gıda Bilim ve Teknoiojisi Bolumü (GBTB)" me- zunu olan Ziraat Mühendislerini (ZM) yok sayma çabası yatmaktadır. TMMOB Genel Kurulu'nda da sergilenen bu çaba, GM ya- sa tasansının gerekçesinde yer alan "..Jüm gıda sorunlannın çözüm bddemesi, GM uz- manlık dalını doğurmuştur" ifadesiyle de kendini göstermektedir. Bu yaklaşım, gıda sektörünün mühendis gereksinimini karşı- celerle sunulsa da yenilenmiş bir çehre ile gelişen bir mühendislik dalına böylesi bir yasa gerekebilir. Ancak yasanın ilk metnin- de yer alan 2. ve 4. maddeler GM unvanı ve gıda sektörüne ambargo koymakta ve "özel yasalarla" yetkilendirilen meslekleri bile dışlamaktaydı. Yazılanlardan 4. raad- denin değiştirildiği anlaşılmaktadır. Ancak 2. maddede yer alan ifade biçimi ile kasıtlı olarak GM unvamnın sınırlanmak istenmesi ilerde sorunlar yaratacaktır. Çünkü 2. mad- deyle de bugün yapay ve şekilsel farklılık- larla birbirinden aynlan iki fakülte mezun- „._. , lan arasınaset çekilmek istenmektedir. Ne- lamak amacıyla bünyesinde GBTB oluştu- dendir bu çaba? YÖK'ün geliştirdiği bir kav- ri provokasyonlar, her zaman onanlmaz ya- ran, uzun yıllar bu amaca yönelik mezun ram kargaşasından bile bile niçin yararla- ^^ a c m 5 unutulamamıştır. Nasıl ki biz veren tek mühendislik disiplini olan ve 35 nılmak istenmektedir? Amaç GM'nin de t u m ZM'Ieri gelişmekte olan bir toplumun yıldır görevi üstlenen bir mesleğe haksızhk- yetkilerini almak mı yoksa olası gelişmele- gereksinimi doğrultusunda diyalektik bir tır. Kaldı ki ülkemizdeki ilk GM Fakülte- re ambargo koymak mıdır? yaklaşunla yeniye ve gelişecek olana karşı öte yandan, yeni uygulanmaya başlanan Çikümaması gerektiğini kavramışsak, sizler "ZF mezunu peyzaj mimarıdır" unvanın- * a v m yaklaşunla bizim bunyemizdeki sizle jik bir hale sokarak anlamamakta hakhdır. Çünkü kendi fakültelerinde halen, bölüm başkanlığı görevlerini yürüten, GM eğitimi- nin iskeletini oluşturan ve GM fakülte öğ- retim üyeliği sıfatımn arkasına saklanarak, bugünkü mesleki kariyerini sağlayan ZM kökenini reddeden ZM'lerle sık sık karşılaş- mıştır. Ve onlarda görülen bu kompleksi tüm GBTB mezunlannda var sanmaktadır. Ama biraz daha düşunür, gözlemler ve bul- gulannı irdelerse sorunun "hak" sorunu ol- duğunu kolayca kavrayacaktır. Değerli gıda mühendisleri, halen omuz omuza çalıştığınız, fakültelerinizde ve pra- tikte gelişmenize sağladıklan katkılan baş- kaJannın anlatmasına gerek olmayan ve bu- günkü sayüan 3000 üzerinde olan GBTB mezunları ile farklı bir meslekmiş gibi ça- tışmaya girmenin hiç kimseye yaran yoktur. Bizim birçok alanda karşılaştığımız benze- si'ni kendi bünyesinde oluşturarak "fakülte" kimliği almasına karar veren ve YÖK'ün "bir üniversitede aynı egitimi veren, iki ay- n fakülte olamaz" gerekçesiyle kendi GBTB'sini kapatmak zorunda kalan bir meslek soz konusu olduğunda, sanınm hak- sızbk daha da büyür. Yok sayma çabası, çünkü bugün GM fakülteleri arasındaki eği- tim farkhhklan bir kenara itilerek, GBTB ile olan yapay farklılıklar öne çıkarılmaya, böylece ZM ile olan köprüler atılmaya ça- lışılmaktadır. öncelikle belirtmek gerekir ki GM yasa- sının tamamına bir karşı çıkış söz konusu değildir. Her ne kadar "GMTerinin istihda- mındaki büyük engeller" gibi abartılı gerek- da olduğu gibi GBTB mezunlarının diplo- malannda da "ZF mezunu GM'dir" ifade- sinin yer alması için Üniversite senatolann- dan olumlu görüşler çıkmaktadır. GBTB mezunlanrun GM unvanı istemesi de bu denli basit ve dogal çözümlere açıktır. Ye- terlilik açısmdan bir farkı bulunmayan ve zaten bu işi yıUardır yapan GBTB mezun- lanna gelişen koşullara bağlı olarak, iki aşa- malı "nvan yerine eşdeğerlileri ile aynı un- vanın verilmesiyle, istihdamda da eşit ko- şullar yaratılması gereklidir. Sn. Ahmet Bul- gay, gereklilikten doğan bu isteği, "mühen- dislik", "onur" gibi ifadelerle çarpıtıp tra- bütünleşmesi gereken değişime sahip çıkma- lı ve engellemeye çalışmamalısıruz. Biz hiçbir dönemde meslek şovenizmi yapmayı becerememiş bir meslek toplumu olmanın sıkmtılanm yaşadık. Ama belki de bu işin sonunda, sayenizde meslek şoveniz- mi yapmayı da öneririz. öyle değil mi 35 yıldır GBTB mezunu olmanın onurunu, hiz- metleri ve ürettikleri ile yurdun dört bir ya- nında yaşatan değerli meslektaşlarun. ATtLLA GÖKTÜRK TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Pevlet Konukevleri Acaba kamuya ait tüm misafirhaneler, öğretmenevleri, orduevleri tek bir çatı altmda toplanıp, bunlar 15. dereceden 1. dereceye kadar bütün devlet memurlarına açılamaz mı? ordoevi, öğretmenevi ve ye- ni açılan hâkimevi (Ankara) gibi belli mes- lek gruplarına hizmet veren kurumlar mev- cuttur. Bu kurumlar, hitap ettikleri meslek mensuplanna, otelinden ucuz yemeğine, ku- aföründen terzisine değin değişik alanlar- da hizmet vermektedirler. Bunun yanında DSİ, TKİ, TCK, DDY vb pek çok KİTin ve kamu kuruluşunun da değişik illerde misafirhaneleri bulunmakta- dır. Bu misafîrhaneler de ait olduklan ku- rum elemanlannın, öncelikle görevli gittik- leri yerlerde konaklama ve yemek gereksi- nimlerini lcarşılarlar. Yoksa devletin verdi- ği harcırah üçüncü sınıf bir oteldeki yatak ücretini bile karşılamamaktadır (4. derece- deki bir memur için günlük 18.000 TL). yer sorunu ile karşı karşıya kalıyorum. Bu sorunun, benim ve diğer üç beş kişi- nin sorunu olduğunu sanmıyorum. Ne ya- pılabilir? îster görevli ister tedavi amaçh, is- , , . , terse turistik amaçh olsun, devlet memur- gıden başka bir kuruma ait personel aym l a n n m gittiidgri yerlerde kalacak yer soru- yerden yararlanamaz BeUcı yasal olarak ya n u n u n ç ö z i i m ü ^ n e yapiiabüi,-? Bizim bir da yonetmehk gereği kalabüır de uygulama- on erimiz var: Acaba kamuya ait tüm misa- da sorunlar çücar Yemnız yok, falanca mü- f ı r h a n e l e r , öğretmenevleri, orduevleri tek bir dürler gelecek gıbu.. Başka bir örnek vere- çatj a l t ı n d a topianıp, bunlar 15. dereceden yım: Ben ümversıtede araştırma görevlisi L d e r e ceye kadar bütün devlet memurları- olarak çalışmaktayım ve buna dayanarak n a açjamaz mı? Ve bunlarda kalabilmek "Oğretmenevi Karto" çıkarttım. Bu kartla İÇİI1( i ş y e r i n e ait kimlik kart! yeterli olamaz Ankara ye Istanbul'da bıreı kere öğretme- ^^ B i r arkadaşımın önerisini de burada be- nevmde kalabıldun Üsteük her ikismde de h n m A i s t e r i r n : H er ilde otogar ve tren gar- bır daha gelmeym dercesme MıUı Eğıtim l a r m E j t e k k i ş i n i n g o r e v l i o l d u ğ u > b i l g i s a . mensuplanna öncelık tamndığı bana söy-y a l h b i r e r d a m ş m a b ü r o s u a ç u a r a k hangi lendı. Kartım ohnasa hiç kalamazdım. Biri misafırhanede boş yer olduğu müracaatçı- dışında, kamu kurumlarına ait misafirha- ya hemen büdirilebilir nelerde ise hiç kalamadım. Bizler, yeni bir organizasyon sonucunda Oysa ışunm gereği olarak her hafta Istan-oluşabilecek bu kurumlara ad bulduk- bul'a gitmek ve orada bir ıkı gece kalmak "Devlet Konukevlerig g ak Devlet Konukevleri. Bundan sonrası, bi- Diğer kamu kurum ve kuruluşlannda ça- zorunda ıdım. Üsteük bu gıdışlenm ıçm yol- zim oylanmızla seçilmiş olup yukanda say- hşan devlet memurlan, yukarıda bahsi ge- luk ve harcırah da alamıyordum. Doktora m ı ş olduğumuz yerlerin hepsinde istedigi çen yerlerden yararlanamamaktadırlar. Ör- öğrenimim için bir yıl buna katlandun. Ar- sürece kalabilen vekillerimize kalıyor neğin, DSt mensubu birisi, turistik amaçla kadaş ve akrabalar sayesinde o günleri ge- gitmiş olsa bile diyelim Konya'daki DSİ Mi- çirdik. Daha seyrek olmakla beraber hâlâ safirhanesi'nde kalabihrken, bu ile görevli gidip geliyorum ve her gidişimde kalacak MUSTAFA EGRİBOYUN Zonguldak Müh. Fakültesi Mısırlı 6 Abdölvahap 9 Insanlarm doğru adı nüfus kartında yazılı olan adıdır. Bu adıru beğenmese yasal yollara başvurarak düzeltirdi. "Cumhııriyet"in 13 Mayıs 1991 tarihli sa- yısında "Tarîışma" sütunlannda Sayın Ay- dın Aybay'ın "Mısırh Abdel-Wahab" baş- lıklı yazısındaki benimseyemediğım baa gö- rüşlere değinmek istiyorum: 1) Latin harflerini kullanmayan dillerde- ki özel adlan yazarken, genellikle o dilde- ki okunuşunu Türk alfabesi ile biçimlendir- mek yoluna gidiliyor, bu doğrudur. Ancak "Abdülvahap" yazıhşı bu adın Arapçada • zetecileri de ayıplıyor. tnsanların doğru adı nüfus kartında yazüı olan adıdır. Bu adını beğenmese yasal yollara başvurarak düzel- - tirdi. Bir insamn adının doğru olarak, yani soylenişini iyi yansıtan bir yazüış mıdır? He- n u fu s kayıtlannda olduğu ve kendisiJfa de İe "Om Kalthoum" yerine "Ummü benimsediği gibi yazılmasını istemesi nak- Gülsüm" >"azılabilir mi? Böyle yazmadı di- sız mıdu-? Çağdaş toplumda, bir bireyin bu ye "geoç gazeted" azarlarur mı? Olsa olsa, hakkıru bile çok mu görmeli>iz? Bu kişinin habere "bizde birramanlarÜmmü Gülsüm "bir süre Amerika'da yasamış olması" bu diye tanınmış olan" gibi bir açıklama kon- hakkını küçumsemek için yeterli raidir? sa daha iyi olurdu denebilir. Sayın Aydın Aybay'ın yazısım okuyunca 2) Yazar bir banka yöneticisini, adının akhma bu sorular, bu düşünceler geldi, bil- "Rüştü" değil de "Rüşdü" olarak yaalma- mem yamlıyor muyum? sını istediği için eleştiriyor ve buna uyan ga- DR. ERGİN SENCER Ataköy-tstanbul POLTTIKA VE OTESI MEHMED KEMAL Her On Yılda Bir... 12 Eylül bunalımından sonra yapılan ilk seçimlerde halkı- mız Turgut Özal'a bir kurtarıcı olarak sarıldı. Ne yalan söyie- yeyim, ogüne kadar tanıdığım buncapolitikacı arasındaTur- gut Özal adını bilmiyordum. Turgut Ozal'ı 1983 seçimlerin- de Adana'da, bir miting alanında ilk kez görüyordum. Bir kez de Ankara'daki Çiftlik Lokantası'nda uzaktan tanımıştım. Bir gün devlet kuşu olarak başımıza konacağını nereden bilebi- lirdim? Seçim gezisine çikmıştım. Seçim alanında o gün üç parti- nin başkanı da konuşacaktı. Böylece üçünü de yakından gör- müş, dinlemiş olacaktım. Biri bir emekli general, öteki emekli bir vali, şimdi konuşan ise o güne değin takunyacı olarak ta- nınan ünlü bir bürokrattı. Sadece Adana'yı değil, DP'den bütün politikacıları çok iyi tanıyan dostum Selahattin Canka'yla alanda Özal'ı dinli- yorduk: "Bu konuşana dikkat et" dedi. "Seçimi tek başına alıp gö- türebilir." "Deme, nasıl olur?.." "Eh, ben söyiüyorum işte!.. Bu bir yanştır, benim tuttuğum da budur." Selahattin söylemişti, ama ben olası görmemiş, gene de bir yere not etmiştim. Ertesi gün Tarsus'ta dinledim. Kendi- siyle gazeteci Emel Aktuğ aracılığıyla tanıştım da... Sessiz, durgun, yüksek sesle konuşmaktan çekinen, bir şeyi bilmi- yor da yeni öğreniyormuş gibi davranan kişiligi vardı. Seçim otobüsünde hep eşıyle yan yana ve el eleydi. Bu da dikkati- mi çekmişti. Bana karı koca ısrarla Çanakkale mitingine de katılmamı önermişlerdi, ama böyle yorgunluğu göze alama- mıştım, kaç gündür yollardaydım. Yarım yüzyıla yakındır bu meslekteyim. Bunun otuz yılı par- lamento muhabiri olarak geçti. Halk Partili siyasetçileri ol- dum olası, DP'li siyasetçileri ortaya çıkışlanndan beri bilirim. İçlerinde parti kuranlar, parti değiştirenler, eski partilerine ye- niden dönenler, bir kıyıya çekilenler vardı. Bunca yıl sonra bir siyaset uzmanı sayılabilirim. Karpuzcunun şöyle bir ba- kınca karpuzdan anlaması gibi ben de siyasetçiden anlarım. Bay Özal'da yanılmıştım. Çıktığı seçim kürsüsünde bu kısa boylu, şişman adam ne- ler söylemiyordu ki; enflasyonun belini kıracağız, orta direği mutlu edeceğiz, devlet dairesinde işler beş dakikada bite- cek, vergilerin çoğu kalkacak... Yapacak mıydı? Öyle yağlı ballı anlatıyordu ki yapacak sanıldı... Bir zamanlar Demirel, Ecevit gibi genç öncülere kanan bu millet, Özal'ın ardından niye gitmesindi!.. Üç yıllık cunta dö- nemini saymazsak, onuncu yılına doğru geliyor. Sivil politi- kacı her ayağı tökezlediğinde askere sarılır. Bunun tökezle- melerinde sarılmadı. Bıraktılar. Bakalım tökezleye tökezleye nerelere değin gidecek! Hiçbir şey değil, belinin kınlacağı söylenen enflasyon (pa- halılık) halkın belini kırdı, hatta halkta bel koymadı. Orta di- reğin ise adı anılmaz oldu. Çoktandır yurt gezisine çıkmadım. Eskiden yılda bir olsa da şöyle bir dolaşır, gazeteci deyişi ile "nabız yoklardım." Şim- di gezenleri dinliyorum, yazanları okuyorum. Halk meydan- larda homurdanmaya başlamış... İbre de Demirel'e doğru ağı- yormuş. 1950'den sonra Ismet Paşa nasıl demokrat kesilmiş- şe, Süleyman Bey'de bir şeyler olmasın, hidayete eımesin!.. İki askeri darbenin vurgununu yemiş insan çok çok şeyler söyier... ÇAUŞANLAR1N SORULARI/SORUNLARI YILMAZ ŞİPAL "Babamın Bağ-Kur Maaşı Bana Kalırmı? SORU: Bağ-Kur'dan emekli bir babanın kızıyım. Babam, 1984 yüında vefat etti. Annemi ise daha önce yitir- miştik. Ben de Bağ-Kur emeklisiyim. Eşimden boşandım. Babamın tek kızıyım. Babamdan bana yalnızca bir daire kaldı. Bag-Kur ayugunın dısında hiçbir gelirim yok. Babamın Bağ-Knr maaşı bana kalv mı? AJD. YANIT: Çahşanların, dul ve yetimlerinin sosyal güvenlikle- ri çeşitli yasalarla sağlanmaktadır. Bu yasalar: 1) 5434 sayıh TC Emekli Sandığı Yasası, 2) 506 sayıh Sosyal Sigortalar Yasası, 3) 1479 sayıh Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalı- şanlar Sosyal Sigortalar Yasası, (Kısa adı Bağ-Kur Yasası), 4) 2925 sayılı Tanmda Kendi Adına ve Hesabına Çalışan Sos- yal Sigortalar Yasası, 5) 2925 sayılı Tanm Işçileri Sosyal Sigortalar Yasası'ndan oluşmaktadır, Sosyal güvenlikleri sağlayan bu yasalann dul ve yetim aylık- larına ilişkin hükümleri değişiktir. 1479 sayıh Bağ-Kur Yasası'nın 45. maddesinde "Eş ve Ço- cuklara, Ana ve Babaya Tahsis Yapılması" koşullan belirlen- miştir. Bu beürlemeye göre ölen sigortalının ayhgının: "c) 18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşlar ne olursa olsun çahşamayacak durumda malul bulunan çocuklan ile geçimini sağlayacak başka bir geüri olmamak ko- şulu ile yaşlan ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklann her birine %25'i" oranında aylık bağlanır. Ölen Bağ-Kur sigortahsının evli olmayan kız çocuğuna ay- lık bağlanabilmesi için kız çocuğun geçimini sağlayacak bir ge- Urinin bulunmaması gerekmektedir. Geçim sağlayan geür neye göre saptanacaktır? Bu sorunun yanıtı Bağ-Kur Genel Müdür- lüğü Genelge No. 268'de verilmiştir. (Sayfa 69): "Geçimini sağlayacak başka bir gelir sınınnın ne ohnası ge- rektiği hususu yönetim kurulunca alınan 76/59 sayıh kararla (10.7.1976 gün ve yaşını doldurmuş, muhuç, güçsüz ve kimse- siz Türk vatandaşlarına ayhk bağlanması hakkında) kanunla tespit edilen aylık miktarmı geçmeyecek kadar geliri bulunan evlenmemiş kız çocuklarla dul kalmış kızlara hak ettikleri ölüm ayhklannuı bağlanması şeklinde tespit edilmiş bulunmaktadır:' Böylece, 2022 sayıh yasa ile belirlenen 100 gösterge sayısı ile 352 katsayı çarpımı sonucu bulunan 35 bin 200 lira, geçim sağ- layan gelir kabul edilmiştir. Ayda, en az 35 bin 200 lira geliri olan ve evli de bulunmayan kız çocuklar "muhtaç" kabul edilmemekte ve Bağ-Kur'un ye- tim ayhğından yararlanamamaktadır. NURPER AÇIKALIN ile MURAT BASAR evlendiler. 11 Haziran 1991 Beyoglu Evlendirme Dairesi EĞİTİM K A D I K O Y Lİ S KU R SÜRÜCÜ KURSU TA K S İ T L E Devreler Hafta Şonu. 29 Haziran Hafta içi: 1 Temmuz Sabah • Aksam KADIKÖY " (Soğutlüçeşme Camıi yanı) 349 18 24 - 349 18 25 - 336 02 06 - 336 02 79 AU-PAIR'ÜK İNGİLTERE'DE 17-27 yaş arasınöakı bayanlar Seçkın İNGLİZ Aıleler yanında A P A R nebriir Haftada £30 - £35 p • İSTANBUL ÜSAN HERKE2İ KURSİYERLERlNl bu ejram hamennden ÛCRETSİZ ya- rariandınyo» GençtûrkCdNo50LALELl Tei : 520 81 99 Fax : 511 90 69 DİLFEF1 YAZ KAY1TLARI BASLAOI ALMANCA İNGİLİZCE BİLGİSAYARB E Ş İ K T A Ş 160 77 46 159 75 29 Tel: 15100 44 Fax: 151 41 55 OXFORD HOUSE COLLEGE ÇANAJANS 3 Oxtord Street, London Wl t T»l: 9944-71-5M »7 8S'6 Ftt: »M4-71- 3» *5C 5 İngilizceyi } Londra'nın merkeıinde öğrenin ! f • Genet ve Yo^jn h^tzce • Her sevyede hglece d • Het Pazcrtes baslcıyabıifsinız »Çok exonomk ftyctoa A • Rcftot br ortamda kcnddama t Vizeoe kctoyn» 2 •'ecribek öğretmeıier • Genjsosya atrtvitaff S OuJurnjz MtlSJtLCO ûy&i ve BRITSH COUNCl <yray*ar 4 UçakbtettUbUden 'f' n: YURTDIŞI EĞITİM DANIŞMANLIĞI Isunbol Cad No 25 Kaı 2 BAKIRKÖY Tel: 561 21 52 Fax: 542 60 24 ELEMAN ALINACAKTIR Maaş + komisyon ile çalışacak - PAZARLAMACILAR (Işletme eğitımli, satış yeleneğı olan), - SEKRETER (Ingılizce daktılo yazabılen). - TEKNİSYEN (Oto ehliyetlı) Tel: 130 23 59-147 20 59 ERKE A.Ş. Nüfus cüzdanımı, sigorta kartımı, sefer görev emri kâğıdımı kaybettim. Hükümsüzdür. A YHAN SERHOŞ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog