Bugünden 1930'a 5,503,932 adet makale



Katalog


«
»

1 HAZİRAN 1991 • • * * H ARFRI FRİN DFYAM1 CUMHURİYET/19 Ozal'ın aday oyunu (Baftarafi 1. Sayfada) ten sonra dün adayhğını açıkla- maya hanrlanan Lütfullah Ka- yalar'ın, yakın çevresinin bastır- ması nedeniyle bu görüşünden şimdilik vazgeçtiği öğrenildi. Yine Cumhurbaşkanı Özal ile görüştükten sonra adaylığı ko- nusunda önce Mesut Yılmaz ile görüşen, daha sonra bağımsız bir sekilde aday olmak için ha- zırlanan Namık Kemal Zeybek ise dün Içkale Oteli'nde bazı il başkanlan ile görüşmelerini sür- dürdü. Cumhuriyet muhabiri- nin sorulannı yanıtlayan Zey- bek, adaybğrm açıklamak konu- sunda, "Temaslanm sürüyor. Arkadaşlanma, teskilata danı- şryorum, şlmrtiHk çalışmalanm böyle devam ediyor" yanıtını verdi. Başbakan Akbulut'un basın toplantısına katılmayan Zeybek, Akbulut'un "özel bir sebebi var da ondan katdmadı" sözlerinin hatırlatılması üzerine, "Bildigi özel sebep neyse keske kcndikri acıklasalardı. Sayın Başbakan saygıdeğer bir insandır" diye konuştu. Bazı il başkanlan ise Zeybek'- in kendileriyle genel başkan adaylığı konusunu görüştüğü- nü, Zeybek'e, "Ekibinizi ku- ran, çesitli tabanlardan isimler bolun. Yeterii olursanız, kong- re içta aday olun" dediklerini anlattüar. Ekrem Pakdemirli'nin ise hem Mesut Yılmaz hem de Na- mık Kemal Zeybek ile görüştü- ğü, Başbakan Akbulut ile yap- tığı görüşmede kesin bir dille ol- masa da kendisiyle çalışmayaca- ğını Akbulut'a aktardığı ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı özal, ANAP genel başkanlığına aday olmak için kendisinden "izin" isteyenlere, "Sana aday olma demem, aday olmak istiyorsan açıkla. Şimdiden kimi istediği- mi de söyleyemem" karşılığını vererek aday sayıanı çoğaltıyor. özal son günlerde görüştüğü ANAP'lılara, "Kongrede her- kes gücünü görsön. Oradan çı- kan, işi topariayamazsa olağa- nüstü kongreye gidilir" demesi dikkat çekiyor. özal'ın olağan kongreden sonra seçimlere gerekirse bir başka adayla gitmesine yönelik sözleri de ANAP kulislerinde konuşuluyor. özal'ın kongre- den gflçlü bir aday çıkmaması •durumunda olağanüstü kongre- ye gidilebileceğini milletveküle- rine aktardığı öğrenildi. öte yandan ANAP'ın 5 genel başkan adayı Başbakan Akbu- lut, Mesut Yılmaz, Hüsnü Do- ğan, Cengiz Tuncer ve Hasan Celal Güzel çalışmalanru sürdü- rüyorlar. Mesut Yılmaz, dön günlük bir geziye çıktı. Yılmaz'- ın ilk durağı kendisine en büyük desteği veren Bursa il teşkilatı ve delegeleri. Yılmaz, Bursa'daki görüşmeleri sırasında çevre iller- den gelen delegelerle bölge top- lantısı düzenledi. Hasan Celal Gûzel ise geçen hafta başladığı yurt gezisini Erzurum ve Erzin- ^an"da sürdürüyor. Başbakan Akbulut, kongre öncesinde dün Tokat'ta Erzin- can, Çorum, Amasya ve Tokat delegeleriyle bir bölge toplantı- sı yaptı. Akbulut, Tokat'ta dü- zenlenen mitingdeki konuşma- sında, genel başkanlık yarışına ve diğer adaylara değinmedi, ancak genel başkan adaylann- dan Mesut Yimaz'a karşı bas- tınlan bir el flanı, ANAP Tek- nik Damşman Erkal Zenger ta- rafından dagiıldı. El ilanında, "Ye«i Başbakanımızı Tanıyaüm" başlığıyla Yılmaz'ı tarutar Sabaa gazetesine atıfta bulunıiarak "Sabah gazetesi Başbafcanhk Güzdhk Yansması birinciii Mesıt Yılmaz" denıl- di. EJ Lanındi aynca, "Rejisör: Liberaimsi Bozknrt Yaşar, jü- ri: A.. A. Taşır, Müjde Ar, Gö- BMI Yczar v« o ayarda birkaç y ı z u ' sözJerine de yer verildi. Taşar'n önüîdeki "A.A" harf- leri ise el ilaıının altında "Al- lata'u Aslam' diye açıklandı. Devlet Bakaıı tsmet özarslan ve miletvekileri Mehmet Şe- •en, Bkrlas logu, Ertuğnıl Öz- demir Ülki Güney, Erkan Yükse, ZeidUznn, Metin Giir- dere v- Orhaı Demirtaş ile To- kat'a jelen laşbakan Akbulut, berabi-indefclerle Ali Paşa Ca- misi'rr gideek cuma namazı küd Akbılut, jazetecilerinj "Sa- yın Hîsaa Ebgan sizin dışuuz- daki auaylara bir araya gelebi- leceğLa söyhyor" diyerek de- ğerlenirmesni sorması üzerine, "Degrlendimeye gerek yok. Madesa ki söiemiş, onlaria be- raber abşabir" karşılığuu ver- di. GsıetecilTİn, Doğan'ın er- ken ^nel sçim koşullanrun gündene gelöileceğini söyledi- ğini aıms&tnalan üzerine de Akt»\aıt, jöie dedi: "Vflaai < kazanırsa herhal- de ö y i harelet eder. Aday olan kazamak kn aday olur. Bir arayaşdme. için falan değil. Amaı Bzanııa, herhalde erken genelccim oşuflannı görüşe- büir. «oditanaatindeolanlar- la v e ı miiserek oldaklanyla b e r a t ı »yı sekilde hareket edeblrkf. kı husustaki görü- şünaio erkeıgenel seçim degil, 1992. 'e stçiıin yapılacagı şek- Undl«9T." Czal'ı topa tutr« geel başkan adaylı- ğııu ^ceti jın açıklayan Hüs- nü M~"ıgant hgün ortaya çıkan k a o s s n Özi'ın sorumlu oldu- Doğan, Cumhu- riyet'in sorulannı şöyle ya- nıtladı: — Adaylıgınızm Özal ve Ak- bulut'a reaksiyon sonucu oldu- ğu öne sürülüyor? DOĞAN — Partinin kurulu- şunda, hükümet programında, parti programının hazırlanma- sında bu kadar görev üstlenmiş bir kişi olarak aday olmam ga- yet tabiidir. Reaksiyon sonucu degüdir. Ikincisi özellikle öne çı- kanlan iki adayda (Akbulut ve Yılmaz) neticede bir kurtuluş görseydim, farklı hareket eder- dim. Azil meselesi hakkında hiçbir şey söylemiyorum, o ko- nuyagirmiyorum. Benim kara- nm herhangi bir sekilde bissi de- ğil, mantıkbdır. Sorumluluğu-' mun gereğidir. Dünkü (önceki günkü) basın toplantımda da ifade ettim; 8 yüdır iktidarda olan bir partinin yepyeni bir strateji ile program- la ortaya çıkması mümkün de- gildir. Onemli olan kendi prog- ramımıza sadık kalarak disiplin- li, ciddi bir sekilde çaüşmaktır. Ben bunları yeni değil, birkaç senedir söylüyorum. Fakat az konuştuğum için, bunlan sık sık tekrar etmediğim için belki göz- den kaçıyor. Parti olarak kayıp sebepleri- mizin başında programımıza sa- dakatle bağlı olmamamız gelir. Programın dışına çıktık. örne- ğin, ekonomik programda epey sapmalanmız vardır. — Şu ana kadar 5 aday var, daha yenilerinin de çıkacağı bekleniyor. Partinizin oy oranı anketlerc göre yüzde 15'in altın- da. Genel başkanlık için bu ka- dar çok talep olmasını nasıl de- gerlendiriyorsunuz? DOĞAN — Bu talebin olma- sının sebebi, Sayın özal'ın cum- hurbaşkanı seçÜmesi, dönemin- deki yani 1989 sonbahanndaki 18'Ier ve 8'ler meselesidir. Eğer Sayın özal öyle bir metot baş- latmasaydı bugünkü yarış da böyle bol adaylı bir yanş hali- ne gelmezdi. Maalesef onun bir sonucu olarak bu hale geldi. Ki- me verikneyecek, ben de devre- de olayıtn rru olmayayım rm, bana verilir mi verihrıez mi gi- bi. Normal şartlarda bir kong- re olsaydı, 1989 şartlan olma- saydı, bugünkü normal bir par- tide olduğu gibi bir, iki bileme- din üç kişi cıkardı, kendi arasın- da yarışırdı. Orda başlatılan bir şey Sayın Cumhurbaşkanı'nın ışık verip vermeyeceği ve herkes, 'Bana da ışık verüebilir, o olu- yor ben niye olmayayım bana da ışık verilebilir' havasına gir- di. Tabii kanaatimce insanların zaaflan istismar edildi. tnsanla- nn zaaf noktalan yakalandı ve onlar büyütüldü ve bu hale gel- dik. Bu müdahalekr olduğu sü- rece bu zaaflar olur. — Peki siz de ışık bekliyor musunuz yukandan? DOĞAN — Benim tavırlanm net. Ben adaylığımı ilan ederken düşündüm taşındım, ne Sayın özal'la bir görüşme talebim ol- du, ne de görüştüm. Şu anda öyle bir beklentim yok. Ve ge- ne 18'ler, 8'ler meselesine döne- yim; ben bunun doğru bir me- tot olmadığı kanaatindeyim. Orada dahi Sayın özal şunu yapsaydı belki daha doğrusunu yapmış olurdu, hiç 18, 8 çıkar- mazdı ortaya, birini derdi olur- du o zaman, belki oyalama ge- reğini duydu. Belirli bir süre in- sanları partide bölünme falan olmasın diye. Ama onu başka sekilde de yapabilirdi, bu işi bi- tirirdi. Herkesin içindeki aday- lık arzusunu arttırmış olmazdı. — Peki adaylar arasında ve- ya aday adaylan arasında ittifak söz konusu olabiir mi? DOGAN — Şu anda degil. Hayır. Bunlann hepsi bizim ar- kadaşımız, ama metotta, pren- sipte anlaşmamız lazım. Bir de benim şikâyet ettiğim; bugüne kadar yapılan hatalara ortak ol- mamış olanlarla bir araya gele- bilirim. Bu insanlann sayısı da pek o kadar fazla değil. — Sizce kongreden sonra partinizin yapısı nasd olur, hü- kiimetin durumu ne olur? Bir de erken seçim gündeme gelebilir mi? Siyasal akışıldıgın bir erken seçimle aşdması yoluna gidilebi- lir mi? DOGAN — Erken seçimle ANAP kongresi arasında bir ilişki tabiatiyle kurulacaktır. ANAP, bu kongreden sıkıntıü çıkarsa, kongre sonrasında ba- zı sıkıntıların içine düşerse, er- ken seçim şartlan meydana ge- lebilir. Ama her halûkarda parti olarak bir seçim karannı, kong- reden sonra düşünüp kararlaş- tırmak durumundayız. Meclis'- te ANAP çoğunluğu var. Dola- yısıyla bu lcaran o çoğunluk ve- recektir. Ohnalı mıdır meselesi ayrıdır, nasıl olur meselesi ay- rıdn-. Bazı hatalar olmasaydı belki bir erken seçim yapmak, 1990 sonbahannda bir erken se- çim yapmanın şartlan vardı. Bugün bu şartlar altında bizim parti olarak erken secime gitme- yi sonuçları bakımından epey düşünmemiz lazımdır. Yılmaz'a engelleme ANAP genel başkan adayı Mesut Yılmaz, Bursa Uludağ'- da 12 ilin delegeleriyle düzenle- diği ilk bölge toplantısında, Başbakan Yıldırım Akbulut'un engellemesiyle karşılaştı. Başba- kan Akbulut, Yılmaz'ın toplan- tıya çağırdığı il başkanlan ve de- legeleri aratarak gitmemelerini istedi. Ancak çok sayıda delege Yılmaz'ın toplantısına katıldı. ANAP genel başkan adayı Mesut Yılmaz, ilk bölge toplan- tısını Bursa Uludağ'da düzenle- di. Uîudağ'a akşam saatlerinde gelen Yümaz, delegeler tarafın- dan "işte Yılmaz, işte başba- kan", "Türkiye seninle gunır duyacak" sloganlarıyla karşı- landı. Yılmaz'ın toplantısına, çağnlı olan 111 bölge delegesi- nin üçte ikisinin katıldığı görül- dü. Çağnh olan ülerin ANAP'lı 36 milletvekilinden de 17'si top- lantıya katıldı. Başbakan Yıldınm Akbulut'- un, genel başkan yardımcısı Cumhur Ersiiner aracıhğıyla, Yılmaz'ın toplantısına çağnlı olan, Burhaniye ilçe başkanı Fa- ruk Kazıklı, Cumhur Ersümer'- in, "Başbakan, Ydmaz'ın top- lantısına gitmenizi istemiyor" haurlatması üzerine, "Başba- kan bize gönderdiği saatlerin di- yetini mi istiyor? Eger öyleyse saati geri gönderirim" diyerek toplantıya katılacağını bildirdi. ANAP genel başkan âiJayTâ- rından Hasan Celal Güzel, Kı- nkkale, Yozgat ve Sıvas'ta parti örgütlerini ziyaret ederek parti- lilerle sohbet etti. Güzel, Yoz- gat'ta 30 kadar ANAP'lıyla yap- tığı sohbette "Beyefendinin, ha- nımefendinin elini öpsem, af di- lesem ben de yeniden bakan olu- rum, ama bu mesele raakara meselesi değil, partimizi canlan- dınna, kaidelere uydurma me- selesidir" dedi. Hasan Celal Güzel, partisinin Erzurum il binasında gazeteci- lere yapüğı açıklamada, Yıldınm Akbulut'un, kongreye dönük çalışma şeklini eleştirdi. Güzel şöyle devam etti: "Bir partinin genel başkanı ve başbakanı, Maksirn Gazinosu- nda arabesk dinleyerek seçile- mez. Tabii oraya iştirak eden dosdarımıza özellikle il başkan- larımıza diyecegimiz yok. Ben de il başkanı olsam görevimdir giderim. Ama bu işlerde en de- mokratik olanı secmenin ayağı- na gidip oyunu istemektir, ben bunu böyle telakkiediyorum." Güzel, bir gazetecinin, "Hüs- nü Doğan'ın genel başkan seçtt- mesi halinde erken secime gidi- lebileceğini ve kendisinin bu ko- nudaki düşUncesinin ne oldugu" şeklindeki sorusuna şu karşılığı verdi: "Eğer memleketin şartlan er- ken secimi gerektiriyorsa, buna taraftar oluruz. Ama ille de bu- nu icap ettiren bir atmosfer or- taya çıkmaz ise gelecek seneye kalmasuun da bir mahsunı yok- tur. Doğan'ın vaadi hesaptan çok, iilke şartlanyla ilgili bir de- ğerlendirmesidir." Başbakan Akbulut'un önce- ki gün yaptığı basın toplantısın- da, "Partinin içinde huzursuz- luk çıkarmak ve dinamit koy- makla" suçladığı Yılmaz ekibi- nin kurmaylanndan Rize büyük kongre delegesi ve kapatılan MHP'nin Genel Sekreteri Yaşar Okuyan, "Geçen genel knrulda da ben ve birçok arkadaşım Sa- yın Akbulut'u desteklemiştik. Desteklerken iyiydik de şimdi mi kötü olduk" dedi. Traktörlü nıiting (Baftarafi I. Sayfada) litikalannı protesto etmek" amacıyla bölge toplantılan baş- latmıştı. Birlik, şimdi de düşük taban fiyatlanmn açıklandığı bugttnlerde, Adana'da büyük bir traktörlü miting hazırlığına girişti. Çukurova bölgesinden çiftcilerin traktörleriyle katıla- cağı ve Adana'nın merkezinde yapılacak olan bu miting, birli- ğin daha sonraki eylemleri için de bir başlangıç olacak. Adana Büromuzdan Mehmet Yapıcı'nın verdiği habere göre Seyhan Ziraat Odası Başkanı Muhsin Karaali, bu durumu şöyle anlatıyor: "Üretici bankaya borçludur, gübre satıcısma borçludur, ko- operatife borçludur, petroküye borçludur, tefeciye borçludnr. Şimdi tüm alacaklüar, 'buğda- yı nasıl olsa hasat etti' diye ka- pısına dayanacakiardır. Bu du- nırada üreticinia başvuracağı tek yer tiiccar olacaktır. Şimdi 500-550 liradan ahm yapan tiic- car, iki gün sonra belki 450 li- raya düşürecektir fiyatı. Oysa geçen sene verilen taban fiyat 480 Uraydı." Gerçekten de Türkiye'de buğ- dayı ilk hasat eden Çukurova çiftçisi, daha şimdiden kendi de- yişiyle "tüccar tuzağı"na düştü. Hasadın neredeyse bitmek üze- re olduğu Çukurova'da, taban fiyatmm nasıl olsa düşük çıka- cağını tahmin eden üreticiler, ürünlejini, hiç değilse fiyatı pe- şin ödeyen tüccara venneye baş- lamışlardı. Tüccar ise buğdayın kilosuna 550 lira fiyat biçmişti. Ancak devletin belirlediği 660-750 lira arasındaki fiyatın yansını peşin olarak ödeyeceği ortaya çıkar çıkmaz, tüccar da kendi fiyatmı doğal olarak kırdı. İşte bu dunım nedeniyle Zi- raat Odalan Birliği, Çukurova'- yı eylemlerinin başlangıç nokta- sı yaptı. Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Rıfat Akyüz, "Hükü- met, taban fiyabm yeniden göz- den geçirmezse, 7 bin üyem so- kaga dökükcek, traktör de ya- kacak, pulluk da. Olacaklardan sorumlu değiliz" diyor. Adana VaUliği'nin de onay verdiği mitingin, hareketli geçe- ceği tahmin ediliyor. Bu protes- to, perşembe günü sabah trak- törler eşliğinde bir yürüytişle başlayacak, tstasyon Alam'nda bir toplantıyla sona erecek. Zi- raat Odalan Birliği de 5 hazi- randa Bursa'da, 6 haziranda Manisa'da birer bölge toplantısı düzenleyecek, daha sonra An- kara'da tüm yurt temsilcileriy- le bir araya gelinecek ve eylem programı saptanacak. tzmir Bü- romuzun, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, Konya ve Erzurum muhabirlerimizin bildirdiğine göre taban fiyatlanyla için için kaynayan tek bölge Çukurova değil. Sıranın kendilerine gele- ceğini bilen Orta Anadolu ve Trakya çiftçisi de hem fıyatla- nn düşüklüğüne hem de taksit- le ödeme yapılmasına isyan edi- yor. Edirne Ziraat Odası Baş- kanı Dr. Erol Baraz, hüküme- tin tanmdan diğer sektörlere transfer akışı yaptığını ileri sü- rüyor. Türkiye Ziraatçılar Der- neği Başkanı tbrahim Yetkin ise hükümetin peşin para vermeye- rek ürünü serbest piyasaya, ya- ni tüccara yöneltmeyi amaçladı- ğı görüşünde. Yetkin, Toprak Mahsulleri Ofısi'nin silolannda dağ gibi duran 4-5 milyon ton- luk stoku anımsatarak, devletin bu yıl bu stoku daha da arttır- mak niyetinde olmadığını, ürü- nün tüccara satılmasıru sağlaya- rak bu yükten mümkün oldu- ğunca kurtulmayı düşündüğünü söylüyor. Âvrupa Topluluğu'ndan ABD'ye, Japonya'ya kadar, is- tediği kadar serbest piyasa eko- nomisi uygulasın, hiçbir hükü- metin gözardı edemediği, des- teklemek zorunda kaldığı, bü- yük bir seçmen kitlesi oluşturan çiftçiler, Akbulut hükümetinin gündeminde de önemli bir yer tutuyor. Hükümet, geçen yıl özellikle hububat üreticisi için kesenin ağzını açtı. Çiftçiye dünya fiyatlanmn üstünde bir fıyat verdi. Geçen yıl aynı zamanda baş- ka bir değişiklik daha yapıldı. Eskiden Toprak Mahsulleri Ofi- si, destekleme ahmlannı Merkez Bankası'ndan reeskont kredisi olarak karşılarken geçen yıl Özel okul giriş sınavında (Bastarafı 1. Sayfada) ra'dan pöstaya verilmiş. Ta- bii bunlann cuma akşamına kadar adreslere ulaşması müm- kün degil. Bunun üzerine biz, tstanbul'daki 44 özel okn- la 185 sayfa tutanndaki, bangj ögrencinin nerede sınava girece- ğini gösteren listeleri fotokopi yaparak gönderdik. Veliler, bn okuDardan çocuklannın nerede sınava gireceklerini öğrenebilir- ler. Bugün (dün) çoğu da öğren- di. Aynca çocuklardan 'smav gi- riş kartı' istemeyeceğiz. Bunun yerine, başvuru formunu teslim ettiklerinde kendilerine verilen resimli 'özel okullar sınavı kim- lik kartı'm göstermeleri yeterii olacak. Hiçbir veii panige kapıl- tstanbul'da 44 özel okul dışın- da, Sınav Yürütme Kurulu'nun çalıştığı dört merkezden, sınava giriş yerleri öğrenilebilecek. Bu okullar: Kültür Lisesi 559 43 94 / 559 04 88, Robert Lisesi, Işık Lisesi (Maslak) 176 11 89 - 90, Anakent Lisesi 360 13 31. lstanbul dışındaki sınav için de Milli Eğitim müdürlükleri ve okullann uyanldığı ve bütün öğ- rencüerin sınava alınacagı bil- dirildi. Yannki sma\3 yaklaşık 16.500 öğrenci girecek. Istanbul'dan sı- nava girecek öğrenci sayısı ise 11 bin 500 dolayında. 20 milyarlık borç davası düştü (Baftarafi 1. Sayfada) lamada "Baaka şeklen dava açmışb" diy-e konuştu. 20 milyar lirahk kredi borcu olan Alpaslan Beşikçioğlu'nun icrayı önlemek amacıyla mal ka- çırdığı savıyla Iş Bankası'nın aç- üğı dava, taraflar anlaşınca düş- tü. Bankadan "Simplot ve Be- şikçioğlu Tanm Ürünleri AŞ" ile "Alpaslan Beşikçioğlu Dış Ticaret AŞ" adına aldığı döviz kredisinin vadesini ödeyemeyen Alpaslan Beşikçioğlu hakkında icra başlatıldı. tzmir 4. lcra Da- iresi'nde yapılan icra takibi so- nunda Beşikçioğlu'nun Karşıya- ka'daki apartman dairelerini hi- be yoluyla ailesine devrettiğinin anlaşıldığı bildirildi. Bunun üze- rine Karşıyaka Asliye Hukuk Hâkimliği'ne başvuran banka- mn hukuk müşavirliği "mal kaçınldığını" öne sürdü. Dava dilekçesinde, "Borçlu Alpaslan Beşikçioğlu borçtannı ödemede acze düştügünü anlayınca, ma- Kki olduğu birtakım taşmmaz- lan eşi ve çocuklanna hibe ede- rek mal varkğını yok etti. Bu su- retle aleyhine yapıbcak takipleri semeresiz hale getirmeyi hedefledi" savı yer aldı. Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesi'nden ticaret mahke- mesine devredilen davanın ba- sına yansıması üzerine,bir açık- lama yapan Alpaslan Beşikçioğ- lu, bankanın şeklen dava açtı- ğını söyledi. Dava açıldıktan sonra banka ile anlaşma sağlan- dığuu beh'rten Beşikçioğlu şun- lan söyledi: "Banka avukatlan şeklen da- va açtı. tik etapta hukukçnlar devreye girdi. Çünkü prosedür böyle işliyor. Sonra banka yet- kilOeriyte konuşuknı ve antaşına sağlandı. Mal variığımı kaçırdı- ğun yolundaki iddialara geünce: Karşıyaka'daki dairekrin biçbi- ri şirketimizin bilançolannda yer almıyor. Hiçbir zaman on- İan kendimin addetmedim. Ben sadece imkânı müsait olan bir babanın çocuklan için yapması gereken şeyi yaptım. Bu daire- ler çocuklanmındır ve yaklaşık 3-4 yıl önce onlann üstüne ge- çirilmiştir. Yani yeni bir şey de- ğfldir. Hibedir ama bütün ver- gileri ödenmiştir." Beşikçioğlu, dondurulmuş patates yatınmı nedeniyle geç- mişte sıkıntılı günler yaşadığını anımsatarak "1.5 yıl önce mali durumumuz düzene girdi. Ban- kaya olan borcumun müessese- min bfiyükİHğü dikkate alımrsa hiçbir şey ifade etmediği ortaya çıkar" diye konuştu. Konuya Uişkin olarak banka- mn hukuk müşaviri Refik Er de şu bilgiyi verdi: "Dava acılnuştı. Taraflar an- laştı. Banka olarak biz feragat ettik. Karan da çıktı. Dava ka- pandı. 12 hazirandaki duruşma, banka feragat edince dava düş- tüğü için de yapılmayacak. Apartman dairelerinin hibe edil- mesi 2 yıl önce olmuş. Biz biraz da zorlamak için, muvazaadır diye bir tapu iptal davası açtık. Anlaşma olunca davadan fera- gat ettik." NE 5ICAKTAAJ • Arçelik Klima, Him Türkiye'ye yaytl- mıj 379 Arçelik Yetkİİİ Servisi'nin ga- rant'rsi altmdadır. • Yüksek randımanlı- dır. Az elektrik harcar. * Montajt ve montaj parçalan ücretsizdir. • Serinie- tirken üşütmez- Üfledİği hava 13 c/ere- cenin aitına dvşmez. • Uzun ömürlü- dür. • Bir klimanm kalbİ saytlan kompresörü, dünyanın en iyt kompre- sörierindert biridir. • Ve Arçelik'in ben- zcrsiz servİ5 örgûtö ile kaÜiesine sahiptir. MOOfl ME-1S60 MEUIM 4MEVSM A«53O» SOnKKUMA AnniAtsiı 275 OCP n İ70.Cİ»TL J15000IL 11 A5T 11 AY 11 AY K O V M M T<MK)MHTAT 3 300.000 Tl 5 640.000 Tl 4.980.000 R E L İ I C Arçelik Bayilerinde. K L İ M A bankanın uyguladığı para prog- ramı nedeniyle bu olanak orta- dan kalktı. Ofise "git, dışandan borclan" denildi. Aralannda Citicorp, Manufacturers Hano- ver Bank, Sumitomo Bank, Banque Internationale de Com- marce gibi pek çok büyük ku- ruluşun bulunduğu özel yaban- a bankalar, TMO'ya 760 mil- yon dolan aşkın bir ya da bir iki yıl vadeli borç verdiler. Ofis, içerde de borçlandı. Çiftçinin parasım ödedi. Ancak bu borçlann acısı bu yıl çıktı. Toprak Mahsulleri Ofi- si, 1 Nisan 1991'de kendini şu koşullar içinde buldu: 890 mil- yon dolar dış borcu var. Bunun 670 milyon dolarını bu yıl öde- mek zorunda. Bu yıl ödeyeceği iç ve dış borç faizleri ise 4.1 tril- yon ürayı buluyor. İşte bu koşullar, TMÖ'nun kendi başının çaresine bakmak bir yana, bütün ekonomi için de büyük bir yük haline dönüştü- ğünü gösteriyor. Kısacası Ofis'- in bu yıl hem borç ödemelerini yapabilmek hem de üreticiye az da olşa bir para ödeyebilmek için 10 trilyonu aşkın bir kayna- ğa ihtiyaa olduğu hesaplanıyor. Bütün bunlar, hükümetin, bütün siyasal zorlamalara kar- şın, çiftçiye enflasyondan daha az bir zam yapmasma yol açtı. Ancak başta DYP olmak üzere muhalefet partileri de çiftçinin uygulanan bütün bu ekonomik politikalardan sorumlu olmadı- ğını behrterek hükümeti sıkış- tynyor. Inönü (Baftarafi 1. Sayfada) geçerken Cumhuriyet muhabiri- nin sorusu üzerine Ecevit'in "SHP kendi içinde kavgalı" sö- zünü şöyle değerlendirdi: "SHP'nin kavgadan geçilme- diğini söylüyor. Astanda DSP içinde kavga edecek kimse kal- madı. Her kavga başlangıcında partiden çıkarırsa insanlan, ta- bii kavgasız parti olur. Ama kimse kalmayınca parti de ol- maz. Büyük işler kavga etmeden olmuyor. Toplum hareketi kav- ga etmeden olmaz. L'ğraşma- dan, tartışmadan bir şey olmaz. Kavga etmeyeceğiz diye herkes partiden atüırsa tabii parti de kalmaz. Bu sözleri kandırmaca- dan başka bir şey olmaz." Ecevit'in Cumhurbaşkanı özal'la görüşmesine de bir so- ru üzerine yeniden değinen lnö- nü, "Cumhurbaşkanı dahil her- kes Irak'ta olanlan biliyor. Gü- neydogu'da yeni bir şey oldu, Cnmhurbaşkanı yeni bir şey an- latacak bize, diye gidildi. Şimdi Özal-Ecevit göriişmesinde kim bir şey oğrenecek. Bu, sadece bir gösteri. Sayın Özal'ı destekle- mek. Sonuç bu olacak" dedi. Inönü, kamuoyu araştırmala- nyla ilgili bir soruya da şu ya- nitı verdi: "Seçimler yaklaştığı için gö- riiyorsunuz, her parti ben birinci parti olacağım diyor. DSP bile aynı şeyi söylüyor. lyi ama bu- güne kadar aklınız neredeydi? Bugüne kadar sosyal demokrat- lann bölünmesi için uğraştımz durdunuz. Bugüne kadar tek başımıza biz iktidar olacagız di- yordunuz, olamazsınız. Sosyal demokratlann gücünü bu kadar baltalarsanız, hiçbir sekilde fay- danıza olmaz." DYP lideri Demirel de Torbalı ilçesinin Subaşı ve Çaybaşı bel- delerindeki gezisinde "Özal- Ecevit görüşmesini nasıl değer- lendirdiğinin" sonılması üzeri- ne "Ben kimin Çankaya'ya baş- vurup bu kapıyı çalacagını, bu kapının kime açüacağını umur- samıyorum" dedi. Demirel, Ece- vit'in "Biz Çankaya'ya Güney- doğu kararnamelerine yeşil ışık yakmak için çıkmıyonız" sözle- rinin hatırlatılması üzerine de şunlan söyledi: "Demagoji. Halkın yüzde 80'inin reddettiği bir Çankaya- ya ne için çıkarsa demagoji. Kimseye anlatamaz." Süleyman Demirel, "tktidar partisi koltuk değneği mi an- yor?" sorusuna da "Arar ama değnek de basınca tutmah. Değ- nek de değnek olmalı" yanıtını verdi. VELİEFElNDt HJPODROMITJNDAN FİKRETDAĞLIOĞLU TAHMİNLER 1. KOŞU: F. (3) Hamitağa, PP. (7) Uğursel, P. (2) Cimbom, S. (6) Seltur. 2. KOŞU: F. (4) Sansaka, PP. Yakamoz, S. (2) özcanbey. 3. KOŞU: F. (3) Karaman, PP. (5) Hertsoff, S (1) Pastör. 4. KOŞU: F. (5) Emiroğlu, PP. (2) Balık, P. (6) Foçah, S. (1) Akgün. 5. KOŞU: F. (6) Ather, PP (1) Begüm, P. (8) Ömer, S (7) Mü- cahit. 6. KOŞU: F. (7) Yüdıray, PP. (6) Şarlo, P. (8) Beylerbeyi, P. (10) Pamilly, S. (13) Rusty, S. (12) Westsidestorg. 7. KOŞU: F. (7) Aslanım, PP. (10) Sedam, P. (11) Tkthkız, S. (6) Pınltı. GOZLEM UĞURMLMCU (Baftarafi 1. Sayfada) rak •orta' derecede öğrenmişterdir. Ancak yüzde 581 biyofi- zlk, yüzde 26'sı nükleer tıp, yüzde 24'û fizik dersini "a? Oğ- rendikterini; yüzde 62'si b/fgisayar btlimi, yüzde 26'aınûMe- er tıp, yüzde 24'ü plastik cerrahi, yüzde 25'i de gûzel sanat- lar ve beden eğitimi dersini hiç okumadridanm beürtmişier- dk. (Türkiye'de Tıp Eğrtimi, Ozet s: 5) Anestezi dersi: — Anestezyoloji dersi 'az' ile "orta" arasında torta' katego- risme yaklaşan bir değerde öğretilmiştir. ÖğrencHerin dğron- me seviyeieri baJamndan &p fakûâeieri arasmda artiamk fark- lar vardır. Bilgisayar bilimi: — Bilgisayar bilimi dersi 'hiçf ile "az' kategorüeh arasmda 'hiç" kategorisine yaklaşan bir düzeyde öğrenilmiştir. (s: 5) Gelelim uygulamaya: — Tüm grubun yüzde 92'si trakaestomi, yüzde 83'û gö- ğüse tüp konulması ve drenajt, yüzde 81 "ı otopsi, yüzde 81'i torasentez, yüzde 56'sı rahim içi aracı takılması ve doğum kontrol metotları, yüzde 55'i kınğı atele alma ve alçı uygu- lama, yüzde 54'ü cut-down, yüzde 517parasentezuyguta- masını hiç yapmadıklannı belirtmişlerdir. (s: 13) Yeni yayınlar izleniyor mu? Hayır. — Intemlerin yüzde 64'ü tıp alanmda herhangi bir periyo- diği izlemedikierini belirtmişterdir. (s: 14) Peki öğretim üyeleri? Oniar tıp dergiterini izliyoriar mt? Oğretim üyeterinin ancak üçte biri tıp dergiterini iziiyormuşl — Sonuç olarak yabancı dil bilen öğretim üyeterinin üçte biri en az 1 ile 3 adet periyodiği takip etmektediner. (s: 16) Tip fakültelerindeki öğretim ve yardımcılannın dökümü de şöyle: — Profesönerin yüzde 54.8'i, doçentferin yüzde 36'sı, yer- dımcı doçentterin yüzde 18'i, öğretim görevtüerinin yüzde 42'si. Hacettepe Tıp, lstanbul Tıp, Cerrahpasa Tıp ve Ankarn Û. Tıp takûttelerinde, ka/an yüzde/er diğer 19 tıp fakûltesinde buiunmaktadır. (s: 26) Oğretim üyeterinin kaçta kaçı protosör, kacta kacı doçent- miş? — Tıp fakültelerinde görev yapan öğretim üyelerinin yüz- de 47.2'siprofesörler, yüzde 28.9'u doçent, yüzde 17.8'iyar- dımcı doçent, yüzde 6.1'i öğretim göreviisidır. Görüldüğu gibi pramlt tersine dönmüş dunımdadır. Bu durum değiştirilmez ise profesör sayısı giderek azalacak ve akademik yapı bo- zuJacaktr. (s: 27). Kadavra başına kaç öğrenci düşüyormuş? — 25... Bu incelemeleri başka dallarda da yapsanız sonuç aynı- dır. Türkiye, yükseköğrenimde tam bir çıkmaza girmiştir. işte tıp eğitimi alanındaki sonuçlar bunlar. j BAŞKENTTEN AHMET TAN (Baftarafi 1. Sayfada) kanı'na? Çünkü, Kıbns Rum Yönetimi Lideri Vasiliu, bu sıralarda Was- hington'da Amerikan yönetimi ile görüşmeler yapıyordu. Vasi- liu bu gorüşmelerde, Türkiye 1 nin, Kıbns'ta çözüm yolunu tı- kadıgını anlatıyordu. Başkan Bush ile de bir görüşme yapan Vasiliu'nun öne sürdügü iddia- lara karşı Ankara. Dışişleri Ba- kam'nın imzası ile bir mektup yazılmasına karar veriyor. Böy- le bir mektubun Amerikan yö- netiminin dosyalannda olması- nın yararh olacağı düşünülüyor. MekrupU, Tnrkiye'nin Kıbns sorununu görüşmek üzere "Dörtlü Toplantı"ya hazır oldu- ğu bildiriliyor. Buna göre Ada- daki iki toplum yöneticileriyle Yunanistan ve Türkiye'nin or- taklaşa görüşme yolu açılıyor. Başkan Bush, Vasiliu ile bu- luşmasında, Türkiye'nin bu ka- ranndan ve mektuptan söz edi- yor. Ankara'ya ulaşan haberier, önce Vasiliu'nun mektuptaki önerileri "reddetmediği", ancak olumsuz bir tutum içinde oldu- ğu yolunda. Vasiliu'nun endişe- si. Denktaş ile masaya oturursa, KKTC'nin resmen tanınacağm- dan kaynaklanıyor. Benzeri bir endişeyi Türkiye sergüemiyor. Oysa böyle bir top- lantı ile aynı biçimde Kıbns Rum Yönetimi de Türkiye bakı- mından resmen tanınmış olacak. Mektupta bu görüşmenin hangi düzeyde yapılacagı konu- sunda bir ifade yer almıyor. Ama, Cumhurbaşkanı Özal bir süre önce BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar ile yaptığı te- lefon göriişmesinde, bu konuyu da telaffuz ediyor. Yunanistan'ı Başbakan Mitsotakis, Rum Yö- netimi'ni Vasiliu, KKTC'yi Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk- iye'yi ise Özal veya Akbulut. Türkiye 1974 yılından bu ya- na sürdnrdüğü "Kıbns sonınu ancak toplumlararası görüşme- lerle çözülür" ilkesinden vaz- geçiyor. Alptemoçin, Dörtlü Toplan- tı'yı kabul ederken bazı ilkeler- den asla vazgeçilemeyeceğinin de albnı çiziyor. Bu ilkeler, 1990 tarihli 649 sa- yılı BM karannda belirtilen il- keler. tki toplumlu, iki kesimli ve siyasal eşitlige dayalı çözüm. Mektupta buna "Türkiye'nin garantörlüğü" de ekleniyor. Bunlar Türk tarafı için "ol- mazsa olmaz" koşullar. Mektupta, Dörtlü Toplantı'- nuı 8 maddelik bir çözüm deme- tini inceleyebileceği önerUiyor. Bu maddeler şöyle: — Temel hedefler (söz konu- su BM karan), — Federasyonun genel il- keleri, — Anayasal yapının nn- snrlan, — Güvenlik ve garantiler konusu, — Toprak düzenlemeleri, — Üç özgürlük ve yer değiş- tirmiş kişiler, — Ekonomik kalkınma ve ge- lişme konusu, — Geçiş dönemi hazırlıldan. Alptemoçin'in mektubunda, gorüşmelerde alınan mesafe so- nucu, iki taraf bir ön anlaşma yaparsa, maddelerin her iki top- lumda referanduma sunulması öngöriilüyor. Onaylanması halinde nibai anlaşma görüşmelerine geçile- cek. Bu göriişmelerin sonucu da referanduma sunulacak. Mektup, bir çerceve anlaşma- sına ulaşmak için bem yöntem hem de yaklaşım biçimi olarak bugüne kadar yapılmtş en olnm- lu önerileri içeriyor. Ancak, dün akşam üzeri hem Kıbns Rum kesiminden hem de Atina'dan yapılan açıklamalar, Alptemo- çin'in mektubnndaki önerilerin reddedildiğini ortaya koydu. Vasiliu'nun işbaşına geMikten bu yana uluslararası ölçekte ser- gilediği uzlaşmaa görüntünün vapay olduğu dün ve önceki gün VVashington'da yaptığı göriişme- lerde ortaya çıktı. Amerikan yönetimi ile en üst düzeyde görüşme masasına oro- ran Baker ile ve daha sonra Ba- ker'ın da katüdıgı Dışişleri Ba- kanlıgı gönişmeierinde Rum II- der, en küçük bir olumlu yakla- şım sergilemedi. Bush ile yaptı- ğı görüşme ise Amerikan ölçü- lerine göre oldukca uzundn. Ama, yapılan açıklamada Beyaz Saray Sözcüsü, Bush'un yalnız- ca, "BM şemsiyesi albnda Kıb- ns konusunda katalizöriük gö- revi ustienmeye hazır oldugunu" söylemekle yetindi. Başkan Bush'un Türkiye'ye yapacagı resmi ziyaret, "Kıbns Banş HareKâtı"nm 18. yıldönü- müne rasthyor. Bu rastlanb Kıb- ns Rumlan ve Atina'yı herhal- de üzecektir. Hatta ziyaret tari- hi nedeniyle Başkan Bush'u "katalizörlükte Türk yanlısı olmakla" bile suçlayabilirier. Bu nedenle Alptemoçin, Ba- ker'a bir başka mektup daha ya- ap ziyaret tarihini değiştirmesini istemeli... Çîftçiye yeni (Baftarafi 1. Sayfada) lirlenmesini öneriyor. Başbakan Akbnlnt'a sunulan rapora göre ürün maliyetlerinin yüzde 30 fazlası ile verilmesi gerekli orta- lama taban fıyatlar şöyle: — Buğday: 710 TL. — Ayçiçeği: 1.460. — Fındık: 4.580. — Pancar: 202. — Pamuk: 3.960. Para Kredi Kuruiu ise fiyatla- nn söz konusu maliyet hesapla- nnın da altında tutulmasını öne- riyor. Ayçiçeği için 1.230 lira fi- yat önerilirken ürün pariteleri- ne göre de bu fiyatın en fazla 1.400 lıraya yükseltilmesi öngö- rülüyor. Fındık fiyatının 4 veya 4.500 lira, şeker pancan fiyatının 170-200 lira, pamuk fiyatmm da 2.900-3.150 lira arasında belir- lenmesi gerektiği kaydedildi. Azrail (Baftarafi 1. Sayfada) met Mercan (48) yokuşu iner- ken kızı Hafize, aracı fark ede- rek sevinçle babasına doğru koşmaya başladı. Ancak ilkokul 4. sınıf öğrencisi Hafize, baba- sınm aracı altında kalarak öldtl. Baba Mehmet Mercan ise SSK Izmit Hastanesi'ne kakhn-i larak tedavi aitına alındı. Dün aynca Balıkesir'de mey- dana gelen kazada Ali Özdinç ile Hasan Menteşe, Nevşehir'de- ki kazada Cevat Vans ve eşi Emine Vanş, tstanbul'daki ka- zada Halit Baysal ve Mnsa Bir- yan, Gaziantep'teki kazada AU- can Çevik, Trabzon'da AH Bos- tan, Isparta'da meydana gelen kazada da Zekiye Dalkılıç yaşa- mını yitirdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog