Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet Theodorakis Ankara'daydı Satııbı Cumhurı>eı MaıbaauhV \e Gazetecîlık Turk Anonım Şırkeu adına Nftdır Vadı % Genel Va>ın Muduru Hasan Cemal, Muessese Muüııru Lmıne l>aklıgil, Yazı I^lerı Muduru Oka\ (>onensın, 0 Haber Merkezı Muduru Yalçin Bayer, Saslu Dıuonı "ioneımenı Alı Acar £ TemsıUüer ANkAR*t Ahmet Tan, tZMIR Hıkmel <retinka>a, ADANA (,eiin tıgenoglu K Polıtıka Celal Ba>langıç, Dı< Haberler rrRun BaJcı. tkonomı Cengiı Turkaa. Iş Scndıka ^ııkraa Ktttncı. kulıuf Celal tsler. htanbui Habcrlcrı ktmal kuçuk, fcgınm dertca> ^avlan. Vuri Haberlerı Necdrl Do&an, Spor Danısmanı \bdulk»dır \ucelmgn, L>ı?ı \azılar Kerera <,alı>kan. \ras.!irnid ^atıın Mpaj, Duzelıme Abdullah Y U K I £ k.ootdınatot Ahme» korulsan Q Malı b k ı t f u l l r k u ı 4 MuUd^hc Buknt \ıneı 0 Buuc PlanUrtu Se'gi Osmanbe*«oglu £ Rcklam A>$f Torun 0 fck Yavınlar Hulvs \k\ol £ idjtL Itusrtın (,urrr 0 Ijleıme Onder Çrlık £ Bıljtı Mem Naıl lnal 0 Persond Sevgj Botlaıuıoftlu iaıtn Kurulu Başkan \adir * a d . O k l » AUbml. \»lçm B«>«r, Hftsan Cemal, Hıkmeı (etınkays. O k n üonensin. l gur Mumcu, llhan Selçıık. Alı Sirmen. Ahmrl Tan Hasan w hn</n ( ınıruımet MdlbaacılıV ve G u e t t t ı h k T A Ş Tuıkotağı Cad 39/41 CajU M1'4 Ist l»k 246 Uuubul lel 512 05 05 (20 haı) Telcx 22246, ldx (1) 526 60 7, Hurolar Ankara /ı>j (mkalp Bk lııkılap S No 19/4, Tel 133 II 41 47, Tclejı 42344, hax « 05 6< # Izmır. H /•>• Blv 1352 S 2/3 Tel 13 12 30, Tclex 52359, Fax (51) 19 * % Adana ln. nıı ( ad \W S No 1 Kav I, Tel 19 VJ 52 (4 haij, Tcl«x 62155, Fax (71) 19 TAKVIM: 5 MAYIS 1991 Imsak: 4.10 Guneş: 5.51 Oğle: 13.06 Ikindi: 16.57 Akşam: 20.10 Yatsı: 21.44 Tikirlerimi müzîğimle savunuyorum' Yunanistan Devlet Bakanı ve ünlü besteci Mikis Theodorakis, TürkYunan dostluğunun sağlanması için iki ülkede de demokratik yapılaşmanın teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Theodorakis, "Her iki ülke, birbirinin toprak bütünlüğüne saygı göstermeli" dedi. AYŞE SAYIN ANKARA Yunanistan Devlet Bakanı ve dünyaca tanınmış besteci Mikis Theodorakis, başkent günlerinde 'TürkYunan dostluğu' için banş elçisi oldu. TürkYunan anlaşmazlığının çözümünün' AtatürkVenizelos çizgisinde yiirümekten' geçtiğini dile geüren Theodorakis, "Her iki ülke basını savaş mı istiyor? Bunu açıkça söylesinler ve çok istiyorlarsa ön saflarda savaşsınlar" dedi. Ankara Anakent Belediye Başkanı Murat Karayalçın'm davetlisi olarak hafta başında Türkiye'ye gelen Mikis Theodorakis, başkentte bulunduğu sürece.'Türk Yunan dostluğunu' anlatmayı kendine görev saydığını vurguladı. Zülfii Livaneli ile başlattıkları dostluk çağnsının, bugün iki ülke arasında başlayan yumuşama sürecinde büyüİc etkisi olduğuna inandığım ifade eden Theodorakis, Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada, Türk Yunan dostluğu için şu üç öneriyi dile getirdi: "Birincisi, karşılıklı olarak her iki ülke birbirinin toprak bütünlüğüne saygı göstermeli. Bir diğeri, her iki ülkede demokratik yapılaşmanın teşvik edilmesi gerekir. Ancak demokratik halklar gerçek dostluklan kurabilirler. Üçüncü şart da gerçekten dostluk istiyorlarsa içtealikle gayret göstermeleri gerekir. Ne zaman bir yakınlaşma ortamı doğsa ayagımız mutlaka bir engele çarpıyor. Bu önemli sorun da Kıbrıs. Ben 1963'ten beri Kıbrıs'a gidiyorum. Kıbrıs Türklerinden dostlarım var. Kıbrıslı Rumlara da zaman zaman sitem ettiğim ohnuştur. Öncelikle Türk azınlığın hakları mutlaka güvence altına alınmalıdır." Kıbrıs'ın ve Türkiye'nin gelecekte Avrupa Topluluğu'na üye olacağına dikkat çeken Theodorakis, " O halde her iki ülke de çok değerli bir zamanı kaybediyor. Bu düşüncelerim, vatandaş Theodorakis'in düşünceleridir. Ama vatandaş Theodorakis, Bakan Theodorakis'le bu düşüncelerinde çeHşmiyor" dedi. Theodorakis, üyesi bulunduğu Yunanistan Parlamentosu'nda da bu görüşleri savunduğunu söyledi. Mitsotakis'in de Venizolos'un izinde yürüyen bir lider olduğunu anlatan Theodorakis, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mitsotakis, Venizelos'un torunu ve onun evinde yetişmiş bir kişidir. Geçen aralık ayında Sayın Özal'ı gördügümde Venizelos ve Atatürk'ün yaptıgını bizim de yapmamız gerek» tiğini ve hükümetimin de bu düşünce içinde olduğunu söyledim. Bunun çok büyük bir önemi var. Her iki ülkede Mustafa Kemal ve Venizelos çizgisi olması gerekir." TürkYunan Dostluk Derneği Başkanı da olan Theodorakis, son yıllarda iki ülkenin de "Dostluk için önemli adımlar attığım" belirtirken "Ancak her iki ülke basımnın da tehlikeli yaklaşımlar içinde olduğunu" vurguladı. "Büyük gayretlerle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, ama basın hepsini bir anda silip süpürüyor" diyen sanatçı, buna îstanbul'da Yunan yolcu otobüsünde çıkan yangın sonrası yayımlanan haberleri örnek gösterdi. Theodorakis, "Basın gerçekten savaş mı istiyor, bunu açıkça söylesinler ve eğer çok istiyorlarsa gelsinler ön saflarda savaşsınlar" dedi. Makyajınızı tazeleyin, küpenizi takın, düğmenizi ilikleyin, geceye güzel başlayın Gece, düğmeyle şıklaşın Düğme deyip de geçmeyin. Günümüzde abiye tayyörlerin düğmeleri de inanılmaz boyutlarda, inanılmaz ışıltıda. Etrafı dore çevreli, yakutlu, zümrütlü, pırlantalı düğmeler. Böyle düğmeleri olan bir tayyörle takıya, başka desteğe ne gerek var ki? Her biri bir mücevher görüntüsünde. Takın düğmelerinizi çıkın... NECL SEYHUN Günden geceye geçmek... Gunumüzde kolay!.. Kadın dergilerinde çalışan kadınlara verilen moda öğütlerinde denir ki: "Işıltılı bir çift küpe, bir kolye, şık bir eşarp yeterli buna. İşinize giderken, koyun çantanıza, çıkın!" Evet, bu denli basit. Gün boyu çalıştıktan sonra akşama bir nikâha, bir kokteyle, bir yemeğe, bir tiyatroya gidecekseniz eve dönüp kıyafet değiştirmek gereksiz. Tazeleyin makyajınızı, küpenizi, eşarbınızı takın; gideceğiniz yere guvenle gidin. Yalan da değil. Hele hele beş altı yıldır, tayyör baş tacı olalı beri bu öğüt daha da bir geçerli. Tayyör her yerde giyiliyor. Daha doğrusu her yerde tayyörden başka bir şey giyilmiyor artık. İyi dikilmiş, sade, şık bir tayyör, cankurtaran. Günün her saatinde kadına güven veriyor. "Ne giysem yerinde olur?.." sorusuna da kesin bir çözüm getiriyor. Hangi saatte olursa olsun, bir tayyörle çıkabilirsiniz işin içinden... Belki şu son bir iki mevsimin ışığında kadın dergilerinin yazarları takı ve eşarp yerine "yanınızda yedek düğme götürün" diyorlardır. Çunkü yalnızca düğmelerle sade bir tayyörde günden geceye geçebilirsiniz. Ama düğme deyip de .geçmeyin. Günümüzde abiye tayyörlerin düğmeleri de inanılmaz boyutlarda, inanılmaz ışıltıda. Etrafı dore çevreli, her biri Hazreti Süleyman'ı hırsından çatlatacak irilikte yakutlu, zümrütlü, pırlantalı düğmeler... Böyle düğmeleri olan bir tayyörle takıya, başka desteğe ne gerek var ki?.. Her biri bir mücevher görüntüsünde. Takın düğmelerinizi, çıkın!.. Düğünlere, balolara bile bir tayyörle gidilebiliyor artık. Kumaş biraz daha fanteziyse, dekolte biraz daha başdöndürüyorsa eğer... Ama bu, günümüzün kolaylığı. Bir tayyörle günü geceye bağlamak ne mümkündü bir zamanlar. Her saatin ayrı bir kıyafeti olduğu zamanlar. Sabah gezintiye çıkarken ayrı, alışverişe giderken ayrı, ziyaret, sergi kıyafetleri ayrı, akşam yemeği ayrı, tiyatro, opera ayrı... Balo derseniz apayn... Bir kadın günde en az beş altı kıyafet değiştirirdi o zamanlar... Şimdi düşünmesi bile zor. Bir çift küpe, bir eşarp değişimi ile bir yemeğe, bir kokteyle, bir tiyatroya rahathkla gidilebildiği günümüzden 1900'lere dönmek... Ve bir tiyatroya gidecek olmak, gecelerden birinde... Bir tiyatroya gidiş, gerçek bir moda gösterisi. Sanatçılar bile, yerine göre 1516 kıyafet değiştiriyorlar sahnede... İki düğme ile işin içinden çıkmak ne mümkün!.. Tiyatro giysilerinin belirli renkleri var, her şeyden önce. Gerçi moda dergileri çeşitli renkte tiyatro giysileri sunuyorlar okuyucularına ama... Hiç, hiçbi* renk tiyatro giysilerinde siyahla beyazın ve altın renginin eline su dökemiyor o dönemde. Beyaz bir elbise örneğin, son derece emekli altın ve gümüş motiflerle şıkır şıkır işlenmiş olmalı. Tepeden tırnağa kıyafeti bezeyen danteller de cabası. Başa bir de taç takmak, kıyafetin gorkemini tamamlamak açısından şart. Paul Poiret'dan bir tiyatro elbisesi istesek, fildişi saten uzerine, baştan aşağı beyaz tül geçmi$ şık ve sade (!) bir elbise yapacaktı belki bize 1913'lerde. Siyahbeyazın saltanatı tartışılmazdı tiyatro giysilerinde o günlerde. Ama isteyenler siyah payetli tüllerin altını çelik mavisi, mor ya da kiraz kırmızısı renkle duble ederler, bu da kıyafete ışıkların altında, yanar döner bir çekicilik katardı... Gece gidilecek yer tiyatro değil de yemekse, başa, kapılardan sığmayan kocaman, tüllü, tüylü, çiçekli, kanatlı, görkemli şapkalar giymek gerekti. Şık sosyete pazartesi, çarşamba, cuma operada buluşurdu. Salı, perşembe, cumartesi de tiyatroda... Arada olur olmaz nedenlerle verilen balolar da cabası. Genç kızınızı sosyeteye takdim mi edeceksiniz, bir salonunuzu yeniden mi düzenlediniz, bir komşuya hoşgeldin mi diyorsunuz, çocuklarınız tatilden mi döndü?.. Gelsin bir balo!.. Her sıradan olay bir fırsattı balo için... Operaya gidecekseniz başkaydı iş. Çok daha başka özen isterdi bu. Kuyrukta son derece şık gece elbiseleri gerekti. Omuzlar alabildiğine dekolte olurdu. Elbiselerin üstünde tül, ipek, saten, inci, taş ve payetlerle işli çiçek bahçeleri vardı. Pırlantalı bir taç kaçınılmazdı böylesine görkemli bir giysi ile. Takıları söylemek bile gereksiz... Opera kıyafetlerini inanılmaz zenginlikte mantolar tamamlardı. Biraz Bizans, biraz Harem havasında altın ve gümüş lamelerden, satenlerden, kadifelerden, brokarlardan drapelerle, kürklerle, gipürlerle, işlemelerle bezenilen bu mantolara sarılınır, operanın görkemli merdivenlerinden ağır ağır inilirdi. Uşaklar, arabaları getirmek için koşuşurlardı... Opera çıkışları gerçek bir sanat şöleni idi moda açısından. Tüm yazarlar gazetelerinde bundan daha görkemli bir gösteri olamayacağı fikrinde birleşiyorlardı o yıllarda... Nasıl birleşmesinlerdi ki; ipekler, satenler, altın, gümüş kuyruklar merdivenlerden kayar, elbiselerin mantolann ışıltıları, takılar, taçlar göz kamaştırırmış. Mış mış, miş miş... Gelmiş, geçmiş... Biz kendi bahçemize, biz kendi günümüze, biz kendi gecemize bakalım!.. Kristal Eima ödülleri verild • Ekonomi Servisi Turkiye'de reklam dünyasının "Oscar"ı sayıla "Kristal Elma" ödülleri, Reklamcılar Derneği'nce dün Swiss Otel'de düzenlenen bir baloda sahiplerine verildi. 16 daldı 421 eserin katıldığı yarışmada dereceye girenlere ödüllerini Maliye Bakanı Adnan Kahveci verdi. "Yılın en iyileri" ödülüne basın dalında Vakko reklamı ile Era Ajans, TV dalında da Lassa reklamı ile Birleşik Reklamcılık değer görüldü. Diğer dallarda da ödüller sahiplerini buldu. Kuş cenneti tehlikede • ANTALYA (AA) Orman Genel Müdürlüğü Milli Parklar Şube Müdürü Nizam Savaş, çevre kirlenmesi önlenemediği takdirde Manyas Kuş Cenneti'nin elden gideceğini söyledi. Nizam Savaş, Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı'na Birleşmiş Milletler Çevre Komisyonu tarafından 3 kez diploma verildiğini hatırlatarak "Bir dördüncü kez diploma verilebilir mi bilmiyorum. Bugün kirlenme had safhada. Eğer çevre kanunları etkin olmazsa ve biz kirlenmeyi önleyemezsek kuş cenneti slden gidebilir" dedi. 'Sigara çiklet'e yasak • ANKARA (AA) Sağlık Bakanlığı, sigara şeklindeki çikletlerin "mahiyeti belli olmayan gıda katkı maddeleri içerdiğini" belirterek üretim ve satışlarının durdurulmasını istedi. Sağlık Bakanlığı'nca tüm illerdeki valiliklere bir genelge gönderilerek şekil ve ambalaj olarak muhtelif sigaralara benzeyen çiklet üretimi yapıldığınm ve satışa sunulduğunun görüldüğü bildirildi. Genelgede, çikletlerin ozellikle çocukların sağlığını ciddi şekilde tehlikeye sokacağı ve yanlış alışkanlıklar edinebilmelerine neden olacağı da vurgulandı. Eurovision'da 'Halley'den sonra en yüksek puan 4 TV Servisi 36. Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye, 44 puanla 12. oldu. "İki Dakika", böylece "Halley"den sonra bu yarışmada en yüksek puan alan parça oldu. İtalya'nın başkenti Roma'da düzenlenen yarışmada Isveç, Carole'un seslendirdiği "Fangad Av En Stormvid Aşk Fırtınası" adlı parçanın aldığı 146 puan ile birinci, Fransa da Amina'nın seslendirdiği "C'est le dernier qui a parle qui a raison" adlı parçanın aldığı aynı puanla ikinci oldular. Eurovision'a Aysel Gürel'in sözlerini yazdığı, Şevket Uğurluer'in bestelediği "İki Dakika" adlı parça ile katılan İzel Çeliköz, Reyhan Karaca ve Can Uğurluer'den oluşan Uçlü 10. sırada sahneye çıktı. Orkestrayı Turhan Yükseler yönetti. "İki Dakika" Danimarka ve ttalya'dan 8'er Malta, Fransa ve Israil'den 7'şer İngiltere'den 5 ve lspanya'dan 2 puan alarak 22 ülke arasında 12'nci sıraya yerleşti. Türk jürisi ise en yüksek puanı (12) tsrail'e kullanırken, Italyan'ya 10, İspanya'ya 8, Malta'ya 7, Isviçre'ye 6, Porte İki Dakika' 12. oldu kiz'e 5, Irlanda'ya 4, Luksemburg'a 3, lsveç'e 2, Norveç'e ise 1 puan verdi. Yanşmaya katılan ülkeler arasında "İki Dakika", 'önemli' kabul edilen ülkelerden iyi puanlar almış oldu. "İki Dakika"yı "Ben Türkiye'yi çok iyi tanıyorum" sözleriyle sunan Toto Cotugno, İzel Çeliköz, Reyhan Karaca ve Can Uğurluer sahne almadan önce "Ulkelerinde çok tamnmış üç sempatik genç, Türkiye'yi temsil edecek" dedi. Yarışma parçasından önce, katılan bütün ülkelerin yanşmacıları gibi üçlü, ltalyanca bir parça (Amore Scusami) seslendirdi. Yarışmanın puanlama aşamasında bağlantı kurmakta güçlük çekilen tek ülke Türkiye oldu. Türkiye jürisinin puanlarını açıklaması sırasında, 7 puandan 10 puana atlaması da 'düzeltmeli' bir tekrara neden oldu. Eurovision Şarkı Yarışmasının 36.sında birincilik sıralamasındaki iki ülke aynı puanı aldılar. Ancak îsveç gibi 46 puan almasına karşın Fransa, 'daha az 10 puan aldığı' için ikinci sıraya yerleşti. Tarilıi süs eşyalan • ISPARTA (AA) Isparta'da, yurtdışına kaçınlmak istenen 75 adet bronz ve gümüş sikke ile 23 adet bronz ve altın bayan süs eşyası ele geçirildi. Olayla ilgili olarak bir kişi gözaltma ahndı. Bir ihban değerlendiren il jandarma alay komutanhğı timleri, şehirlerarası otogardaki bir otobüste yaptıkları aramada Cevdet Özten adlı kişinin üzerinde Roma dönemine ait 75 adet bronz ve gümüş sikke ile 23 adet bayan süs eşyası ele geçirdiler. Pierre Balmain'in 199192 kışı için kadife bir kıyafeti, siyah devekuşu tüyleri manşetleri süslüyor. Gencelli'de sevgi yumaği • İZMtR (Cumhuriyet Ege Bürosu) Aliağa Gencelli'de termik santrahn kurulmasını engellemek için geçen yıl 6 mayıs günü yapılan "sevgi zinciri"nin 1. yıldönümü nedeniyle bugün Gencelli'de "sevgi yumağı" oluşturulacak. Geçen yılki etkinliklerin 1 yılını doldurduğu bugün Yeşiller, Gencelli'de ayrıca "yeşil yaşam" sergisi açacaklar. Yeşiller Partisi Sözcüsü Ali Sarıata, bu sergi ile "sevgi yumağı"na katılanlara, çevreyi kirletmeden sağlıklı yaşamak konusunda mesaj veremeye çalışacaklarını söyledi. Romancı Jerzy Kosinski, öncekigün banyosunda ölü bulundu Kültür Servisi 14 Haziran 1933 yılında Polonya'nın Lodz kentinde doğan Jerzy Kosinski Önceki gün, ABD'nin Manhattan kentindeki evinin banyosunda ölü bulundu. Romanlarındaki şiddet ve korku ölümünde de egemen olmuştu: Eşi Katerina Kosinski onu banyoda başına geçirümiş plastik torbayla cuma günü saat 16.30'da ölü buldu. Polonya'da itibarlı bir ailenin çocuğu olan Kosinski, 1957 yılında New York'a gitmiş, ABD vatandaşhğına geçmişti. İkinci Dünya Savaşı sırasında kalabalık ailesinin, iki kişi dışında hepsini yitiren Kosinski, altı yaşında evinden kaçtı. Nazi işgalindeki Doğu Avrupa'da çeşitli köylerde ırgatlık, hayvan bakıcılığı, çifjjçilik yaptı. Dokuz yaşındayken köylülerle yapılan bir çatışmada konuşma yeteneğini yitiren Kosinski, beş yılı aşkm bir süre hiç konuşamadı. Savaş sonunda anne ve babasıyla yine bir araya gelen Kosinski, sakat çocukların gittiği bir okula yerleştirildi. Tatile gittiğinde, bu kez bir kayak kazası sonucunda konuşma yeteneğine kavuştu. Ülkesi Polonya'da devlet kontrolündeki Stalinist üniversitede çalışmalarını sürdürurken Marksizmi reddetmesi nedeniyle iki kez okuldan uzaklaştırılan Kosinski, daha sonraları sosyal psikoloji doktorası yapma hazırhkları içindeyken birden yükseldi, doçent oldu. Bilim Akademisi'nden burs aldı. • Devlet kolektivizminden sıyrılmaya sürekli ça Kosinski: Sef alet ve ihtişamın romanı ba harcayan Kosinski kayak öğretmenliğinden sosyal danışmanlığa kadar pek çok işte çalıştı, hep gezdi. Kendisini, uydurma bir Amerikan vakfımn çağrılısı göstererek resmi pasaport alan Kosinski 1957 yıhnda New York'a gitti. Kamyon şoförü olarak Amerika'nm her tarafını dolaşan Kosinski, otopark bekçiliği, sinema projeksiyonculuğu, portre fotoğrafçıhğı, limuzin ve yarış arabası sürücülüğü yaptı. Bu arada tngilizcesini o kadar ilerletti ki Ford Vakfı bursu almakta fazla zorlanmadı. İki yü sonra ilk belları ve yüksek sosyete arasında yaşadı. Özel uçaklan, 17 mürettebath yatları, Pittsburgh, New York, Hobe Sound, Southampton, Paris, Londra ve Floransa'da evleri vardı. Yaşadığı hayat ancak romanlarda yaratılabilen bir dünyaydı. Kosinski şöyle diyordu: "Evliliğim sırasında aklımda hep Stendhal ile F. Scott Fitzgerald'ın, yani kafalannı zenginliğe taknuş olup da kendilerinde para olmayan yazarlann, bu hayatı denemeye hakları olduğu vardı. Önceleri bununla ilgili bir roman yazmaya karar verdim; servetin 6 yaşında evinden kaçlı. 9 yaşında konuşma yeteneğini yitirdi. 5 yıl sonra geçirdiği kayak kazası sonucu yeniden konuşmaya başladı. Pittsburghlu bir çelik zengininin dul eşiyle evlendi. Onunla evli kaldığı İÜ yıi boyunca yüksek sosyete arasında yaşadı. Önceki gün Manhattan'daki evinin banyosunda ölü bulundu. * gesellerini yazıyordu. Yayımlandığında best seller listelerine giren iki kitabı, onun sağlam bir yazarlık kariyerinin başladığını haber veriyordu. Sefalet bitmek üzereydi, ihtişamın da eşiğindeydi. Kosinski eşiğe adımını attı. Orada kendisini Pittsburghlu bir çelik zengininin dul eşi bekliyordu: Mary Weir. İki yıl onunla arkadaşhk yaptı, sonra da evlendi. Mary Weir'le geçirdiği on yıl içinde ağır sanayi dünyasında, büyük iş adamboyutlarını, gücün ne demek olduğunu, beni kuşatan yüksek sosyeteyi anlatan bir şey. Çok yakın geçmişime kadar beni kuşatan dehşetten, yoksulluktan ve yoksunluktan uzak bir şey. Ama evliyken o dünyanın o kadar parçası olmuştum ki duygularımın özünü, içinden çekip alamazdım. Bu nedenle ilk romammı savaş sırasında evsiz barksız kalmış bir çocuk hakkında yazmaya karar verdim: Bir zamanlar benim yaşadığım ve milyonlarca başka insanla paylaşüğım serüven lerdi bunlar. "Boyalı Kuş" böyle doğdu." Daha sonraları Adımlar, Bir Yerde, Şeytan Ağacı vd geldi. Salaş sokakların Don Kişot'u, milyarder dünyasının Kaptan Ahab'ı Kosinski, bir edebiyat virtüozuydu artık. Gezme alışkanlığını hiç bırakmadı. Hep hareket halinde oldu, yazdı. Paris'ten Beverly Hills'e, Roman Polanski ile karısı Sharon Tate'in evine gelirken Los Angeles aktarmasını kaçıran Kosinski, o akşam Charles Manson çetesinin, o evde 5 kişiyi öldürdüğünü sonradan öğrendi. Aralarında yakın dostları da vardı. Onu izleyen birkaç yıl boyunca Princeton Üniversitesi'nde Yale'de edebiyat dersleri veren Kosinski, Amerikan Yazarlar Derneği Başkanı olunca üniversite hayatmdan ayrıldı. Romancı ve senaryocu olarak "Bir Yerde" adlı yapıtını beyazperdeye uyarlayan Kosinski, bu çalışmasıyla Yılın En iyi Senaryosu ödülü'nü almış, filmde Peter Sellers, Shirley McLaine oynamıştı. Televizyonda ve basında sık sık adı geçen, söyleşiler yapan yazı yazan Kosinski kimi zaman kılık değiştirip dolaşırdı. Bir romanını yaklaşık üç yılda yazan Kosinski için bir eleştirmen şöyle demişti: "Romanlarını o kadar seyrek yazıyor ki sanki bir kelimesi ona bin dolara pathyor, bir sözü yanlış kullanırsa da hayatına pathyor". Eşinin dediğine göre son zamanlarda "Çalışamıyorum, yazanuyorum" diyormuş. Hayatına bu mu patladı acaba? 4 UNICEF'ten eğitim yardımı • KOCAELİ (AA) Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UN1CEF) ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ortaklaşa hazırlanan eğitim projesinin uygulanmasına Kocaeli'de 13 mayıs pazartesi günü başlanacak. Proje çerçevesinde İş ve İşçi Bulma Kurumu'nca saptanacak olan işsiz kadınlara bilgisiyar kursu verilecek. Kurslara İzmit'ter 580 kadın katılacak. UNlCEF'in 1 milyar 500 milyon lira, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanhğı'nın da 500 milyon lira ödenek ayırdığı bilgisayar kurslan, Kocaeli'nin yanı sıra Istanbul ve Şanhurfa'da da açılıyor. KOSİNSKİ 57 yaşındaydı. TÜRKÇEDE KOSİNSKİ ~ • Boyalı Kuş (Aydın Emeç) 2. basım 1980. • Adımlar (Aydın Emeç) 2. basım 1982. • Bir Yerde (Aydın Emeç) 2. basım 1982. • Boşluk (Mine Üner) 1984. • Çelik Bilye (Hüseyin Boysan) 1984. • Şeytan Ağacı (Belkıs Çorakçı) 2. basım 1990
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog