Bugünden 1930'a 5,465,953 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURÎYET/12 PAZAR KONUĞU SVlSl.AM.kJ Türkiye 'kültür yolları' merkezi UNESCO Birleşmiş Mületler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü adını bütün dünyada bu alanlara dönük çalışmaları ile duyurmuş bir kuruluş. Bu örgütün çalışmaları uluslararası kültür köprülerinin kurulması ve değişik kökenlerden gelen insanların birbirleriyle bilgi alışverişinde bulunmasına büyük katkı sağhyor. UNESCO nezdindeki Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Pulat Tacer, Paris muhabirimiz Mine G. Saulnier'e, Türkiye'nin değişen dünyada ve Avrupa'da çağdaş kimliği ile aradığı yeri anlattı. UNESCO'daki Türkiye temsilcisi Büyükelçi Pulat Tacer PAZAR KONUĞU içerisinde tümüyle gençleştırilebilir. Kadın memurlar arasında üst düzey yönetici çok değil. Dolayısıyla hiyerarşi piramidi yaşa uygun. Tabii bu da kadınerkek ayrınu yapüdığının işareti. UNESCO'ya genç, idealist ve enerjik; bilgisayarı kullanmasını bilen, işleri daha kolay, daha çabuk yapmak isteyen elemanlar getirildiği takdirde bir gençleşme ve dinamikleşme kaydedilebilir. Üye ülkelerin UNESCO'yu devam ettirme isteklerine bağh... 'urumun geleceği pek parlak değil gaŞündilik buzdolabına kaldınlmıştır diyebilirim; an için. 'iraz sizden söz edelim, isterseniz. Kaç yıldır diplomat, kaç yıldır büyükelçisiniz? 1955 yıhndan beri Dışişleri Bakanlığı memuru; 1981'den beri de büyükelçilik yaptım. Önce Endonezya'da büyükelçiydim, sorira Avrupa toplulukları (Bruksel) nezdinde Türkiye daimi temsilcisi, büyükelçi oldum. AT'ye tam üyelik başvurumuz benim dönemimde yapıldı. Daha sonra Ankara'da Kültür İşleri Genel Müdürü oldum, Dışişleri Bakanlığı'nda... Geçen yıl, UNESCO'ya atandım. 'eslekteki "en acı ve tatlı anılarınız neyaşandı? SOYLEŞİ MİNE G. SAULN1ER ISaym Pulat Thcar, kırk ytldır "UNESKonuyla ilgili olarak bu yıl 4 aralıkta UNESCO"nun iyi bir şey olduğunu duyarız. Ama CO'da bir "kolokyum" yapılacak. "UNESCO"nun uzun süredir yaşadığı krîzi ve buBu kolokyumda bilim adamlan Yunus Emregtinkü kimliğini eksik bildiğimizi samyorum. Bi yi konuşacaklar. 5 aralıkta ve Pompidou kültür ze UNESCO nedir, ne değildir, anlatır mısmız? merkezinde Fransız sanatçılan ile bir şür günü tertipleyeceğiz. Ankara Operası Orkestrası eşliğinBu bilgisayara ne var, ne yok demeye benzedi, de bir koro, Madeleine Kilisesi'nde 5 eylülde Yuama kısaca toparlamaya çahşayım: UNESCO; bi nus Emre Oratoryası'nı seslendirecek. 4 eylülde lim, eğitim, kültür ve iletişim alanlannda işbirli ise aynı oratorya Papa'nın önünde, daha sonra da ği yapmak isteyen üye ülkelerin bir araya geldik Avrupa'nın ceşitli kentlerinde çahnacak. leri bir forum. Yine UNESCO, Yunus Emre için bir radyo diSöz konusu işbirliğinin son derece geniş bir fa zisi hazırhyor. Bu program Fransızca konuşan büaliyet alanı olduğu için UNESCO zamanla baş tün ülkelerde yayımlanacak. Bir de ilginç bir proka benzeri amaçlı örgütlerle aynı işl iki kez yap jemiz var: Yunus Emre'nin barış mesajını gençlema, "düplikasyon" durumuna girmiş. re iletmek üzere gezici bir Yunus Emre Sergisi'ni Şimdiki profılinde; ABD ve Ingiltere, UNES Fransa'nın eğitim kurumlan çerçevesinde dolaşCO'dan aynlmış bulunuyorlar. Bu iki ülke bazı tıracağız. siyasal gerekçeler ileri sürerek aynldılar. Fakat beÖte yandan TürkiyeUNESCO çerçevesinde nim kişisel değerlendirmeme göre UNESCO'nun Türkiye'nin kabul ettirmiş olduğu "kültür yollan" evrensellikten uzaklaşması sonucunu veren bu kri projesi var. Türkiye'nin kültür kimliği çok ilgi çezin temel nedeni, uluslararası çok taraflı işbirliği kici, benim kanımca karma bir kültürdür. Başka sorunudur. Birleşmiş Milletler örgütü'nün öne bir deyişle Orta Asya'dan gelen Türk ulusunun, mi, Körfez krizi ve savaşıyla artmış göründü. Kör Anadolu'da karşılaştığı kültürden etkilenmemiş fez'de olup bitenler, uluslararası işbirliğinin siya olduğu düşünülemez. O kültürleri etkilemediği de sal bir boyutu idi. Böyle bir işbirliğini sağlık, eği düşünülemez. tim alanlannda sağlamak, değişik ülke insanlaBu sentez, Türk topraklarında hem tarih hem rını birbirlerine yaklaştırmak çok önemli. Fakat kültür yollan oluşturmuştur. Hititlerin geçtiği, Sarbu amaçla kurulan orgütler, zamanla uluslarara int Paul'ün geçtiği yollar vardır. Türklerin Doğu sı birer bürokrasi çarkı haline gelip üye ülkeler Anadolu'dan gelip Batı Anadolu'da devletler kuden kopuk bir "yarauk", üstelik de masraflı bir rarken geçtikleri yollar vardır... Yedi küiseler yodevletler üstü kurum durumvma dönüşebiliyorlar. lu vardır: "Les 7 Eglises De UApocalypse" deniUNESCO için böyle bir tanım yapılabilir. Ulus len, Saint Pierre geçmiştir Türkiye yollanndan... lararası bir bürokrasi yaratılmış, idari masraflar Insanlar, başka bir ülkeye gittikleri zaman yalartmış, personel masrafları artmış. Bugün UNES nız güneş ve deniz değil, o ülkenin kültürunü de CO'nun yılda yaklaşık butçesi 170 milyon dolar. görmek istiyorlar. UNESCO, Türkiye'nin bu açıBunun yüzde yetmişi personel ve idari masrafla dan zenginliğini kabul etmiş ve ülkemizin kültura gidiyor. Aynca UNESCO bütçesinin arttırılmaması yolunda genel bir eğilim var. Eğer gerçekleşirse, enflasyon ve personel giderlerindeki olası artışlar sonucu bu kurum yalnızca kendi giderlerini karşılar duruma düşecektir. Bunun önlenmesi gerek. mal ve Ismet adlarını koymuş. Bu da ilgi çekici bir örnek... Acı anılardan söz etmek istemiyorum, ama ATdeki dönemim kolay geçmedi. Çünkü Avrupa Toplulukları kendi içinde bir örgüt devlet haline gelmiş. Kendi içinde bütünleşmeye yöneldiği için sanki savunma dikenlerini dışarıya çevirmiş ve başka ülkelere çok haksız muamele yapan bir örgüt devlet. Daha doğrusu orada çalışanlar başkalarına kötü davranmayı spor haline getirmişlerdir. Bir örnek vereyim: Bizim AT'ye çok ufak bir miktar domates salçası satmak kontenjanımız vardır. Galiba 12.500 tondur. Bu bizim salça ihracatımıza oranla çok düşük bir miktar... O sırada yalnız Yunanistandan alıp Doğu ülkelerine pazarladığımız salça, 25 bin ton... P U L A T T A C E R Büyükelçilik dönemimde en güzel yıllarım Endonezya'da yaşandı. Güzel bir elçilik binası inşa ettik, eşimle birlikte ve bu ülkede Türk elçilerine verilen önem, beni son derece duygulandırdı. Doğu Avrupa'daki demokratikleşme ve liberalleşme süreci ilerledikçe, ekonomik sıkıntılar nedeniyle Doğu'dan Batı'ya insan hareketleri olması kaçınılmaz. Batı ekonomisini felç edebilir boyutlara varabilir bu. Onun için samyorum önce Batı bunlara ekonomik yardım yaparak bu göçü durdurmaya çalışacak. Adamlar, listelerdeki bu çerez sayılacak domates kontenjanı konusunda bile zorluk çıkanyorlardı. "Efendim," diyorlar, "Bunun yarısı salça, yansı soyulmuş domatestir; soyulmuş domates göndermediğiniz için öteki yansı saiçayı da gönderemezsinizt" Şimdi bu iyi niyet değil. Aynı şekilde, serbest dolaşım konusunda bize verilmiş sözlerini de tutmadılar. Yalnız söz değil, şekli bir maddeye dayanarak aramızdaki anlaşmaya da uymadılar sayılır. Fakat ben bunlan anlayışla karşıhyorum. Çünkü uluslararası ilişkilerde birbirleriyle çelişkili görünen iki temel ilke var: Birisi "Pacta Sum Servanda." Yani bir anlaşma yapıldığı zaman, buna uyulması ilkesi. Öteki, "Rebus Sicstanti Bns". Koşullar değiştiği takdirde; anlaşmalarm da değişeceği ilkesi. Bu doğrudur. Son yıllarda Avrupa'nın koşulları değişmiş, Türkiye ve diğer ülkelerden Avrupa'ya işvi hareketleri çoğalmıştır. Bu nedenle o işçi pazarlan da kendilerini savunmak isterler. Benim BrüksePdeki elçilik görevimde karşımdaki insanlarla uzlaşamadığım nokta şuydu: Ben diyordum TürkiyeEndonezya ilişkilerinin tarihini inceledim: Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm yıllannda, Pulat Tacer 1931'de Istanbul'da doğdu. 1950'de Sumatrah sultanların Osmanlı'dan yardım istediklerini ve Ikinci Selim zamamnda 51 parçalık tstanbul Kabataş Erkek Lisesi'ni, 1954'te bir donanmanm Sumatra'ya gönderildiğini ve oraAnkara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi ve da kaldığını öğrendim. 1955'te Dışişleri Bakanlığt'na girdi. Viyana Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nda 9 yıl Sonra Sumatra'nın kuzeyinde bulunan "Buaçe" gorev yaptı. Üsküp, Stuttgart, Münih bölgesini epeyce gezdim. Beni çok etkileyen bir anımı size aktarayım... Başkonsolosluğu ve Endonezya Büyükeliiliği, Bruksel AT Daimi Temsilciliği'nde bulundu. Bir gün hiç habersiz orac^a bir köye gittik. YaHalen Paris'te UNESCO büyukelçisi olarak nımda Irak elçisi de vardı, ortahkta çocuklar oygorevim surdürmekte. Yabancı d'ti olarak nuyordu; Arap harflerin yazılı olduğu mezarları Fransızca, Almanca ve tngilizce biliyor. Çeşıtli görmeye gittik. Çocuklar da peşimizden... Benim çevirileri, enerji sorunları ustune iki kitabı, merakım, kitaplarda okuduğum "Beytulmukaddes" sözcüğünden "Battai" adını almış bir koyu sanat konulu konferansları var. TürkiyeUNESCO çerçevesinde, Türkiye'nin l&bul ettirmiş olduğu "kültür yolları" projesi var. Türkiye'nin kültür kimliği çok ilgi çekici. Benim kanımca karma bir kültürdür. Hititlerin geçtiği, St. Paul'un geçtiği yollar var. UNESCO bunların tanıtımını "kültürel kalkınmanın 10 yılı" projesine aldı. Mürkiye'nin UNESCO'dan bekledikleri, urnarı ve çıkarları nedir? Türkiye, başından beri UNESCO üyesi ve son derece aktif olmuş. Birkaç kez UNESCO yönetim kuruluna seçilmiş. En son yönetim kurulu Uyesi Sayın Erdal İnönü idi. Sanınm görevi 1983 yıhnda bitti. Sayın İnönü'nün. Türkiye'nin UNESCO içinde baa büyük projeleri bulunmakta. Bunların en başta gelenleri, Istanbul ve Göreme kampanyalandır. Burada hemen belirtmek istediğim bir nokta var: Bizim kamuoyumuzda ve dünyada, konuyla yakından ilgilenmeyen kişiler UNESCO'yu bir yardım örgütü sanıyor. UNESCO bize ne verir, biz bu konuda UNESCO'dan ne yardım alabiliriz biçiminde bir kanı hâkim. Bu kanı yanlış. Çünkü UNESCO teknik bir yardım örgütü değil. UNESCO'nun yapüğı, örneğin îstanbul ve Göreme projeleri için gereken parasal yardımı bu çeşit teknik yardım örgütlerinden sağlamak (Dünya Bankası, gönüllü ülke kaynakları vb. gibi ku HEDEF AVRUPA UNESCO Daimi Temsilcimiz Pulat Tacer, arkadaşımız Mine Saulnier'e "Türkiye bir gün mutlaka Avrupa'da yerini alacak" diyor. rumlardan sağlanır bu) ve UNESCO bünyesinde bulabilmekti. Çünkü bu köyün o Osmanlı donanbiriken bu fonu, Türk uzmanlarla UNESCO uzrel yollanmn çizilmesini, broşürlerle tanıtımını, kitabı Türkçe, Yaşar Kemal'in bir kitabı ise Kırmasından kalmış olanlar tarafından kurulduğumanlanrun saptayacağı bir plan dahilinde kullan"kültürel kalkınmanuı on yılı" projesine almışgızca yayımlanacak. nu okumuştum. Yanımıza gelen çocuklar, Endodırmaktır. tır. Bu şu anda gerçekleşiyor. Böyle bir yaklaşım nezyalı çocuklardan değişik bir fizik gösteriyoryalnızca yabancılann değil, bizim de üzerinde ya mmmmABD ve İngıltere UNESCO'ya dönmek Ne yazık ki söz konusu tstanbul ve Göreme reslardı. şadığımız toprakları daha iyi tanımamız açısın için ne gibi reformlar istiyorlar bu kurumda? torasyon projeleri için birkaç milyon dolar gereBize eşlik eden çevirrnen, Endonezya dilinde çodan yararlı. kiyordu; UNESCO yalnızca 100.000 dolar toplacuklardan birine; "Sen Endonezyalı mısın" diye yabildi. Birçok proje için durum aynı. UNESCO, Yine UNESCO Türkiye arasında, bilimsel alanABD ve Inglitere, UNESCO'ya mumkün oldusordu. Kız "BenTürküm" deyiverdi. "Bizr dedi, yeterli para yardımını sağlayamıyor. Bunun başda işbirliği de var. Örneğin bir matematik dergisi ğu kadar az parayla çok iş yaptırmak istiyorlar. "Osmanlı'dan geliriz, babamın adı Osman'dır, biz lıca nedeni, UNESCO'nun kabul ettiği bu tür proçıkıyor. Ankara'da çıkıyor... Çevre sorunları, in Aslında bütün dünya yönetimleri böyle. Bilgisaburasını bekleriz." jelerin sayısında görülen artış. Yetmişi aşkın proje san hakları, eğitim konusunda özellikle çok ge yarlar çıktı ortaya. Bilgisayarlar, memurların uzun var, hiçbirine para toplanamıyor. zamanda yaptıklan işleri birkaç saniyede yapıyor. UNESCO'nun Türkiye açısından bir diğer öneBu iki ülke, UNESCO'daki idari masrafların Türkiye'nin günün birinde, mi, dünya miras listesi denilen yeryüzündeki en AT'deki dönemim kolay ortadan kaldırılmasını istiyorlar. Memur azaltıl herhalde 2000 yıhndan sonra önemli tarihsel yapıtlann korunma listesinde yer geçmedi. Onlar kendi içinde masını ve UNESCO'nun çağdaş bir yapıya kavuşalmak. turulmasını istiyorlar. Bir eleştiri olsun diye söy Avrupa'nın içinde, belki yeni Türkiye'nin bu listede bulunan zenguılikleri bütünleşmeye yöneldiği için, lemiyorum, UNESCO bundan onceki genel mü bir biçimde gerekirse yeni şunlar: IstanbuPun tarihsel yerleri, Pamukkale, sanki savunma dikenlerini dür döneminde daha çok politize olmuştu. ŞimHatuşaş Hitit kenti, Göreme MUli Parkı ve peri diki müdür İspanyol, Mr. Mayor, bir bilim ada formüller altında entegrasyon bacaları, Nemrut dağı, bir de güneyde Xantus dışarıya çevirmiş ve başka mı. İyi niyetli ve birçok çalışma yapmak istiyor, sürecine girmesi Letoon denilen yerleşme bölgesi. ülkelere çok haksız muamele kısıtlı olanaklar dolayısıyla zorlanıyor. UNESCO Dünyada 330340 kadar yer, böyle UNESCO gerçekleşecektir. Bu nasıl yapan bir örgüt devlet. Daha Örgutünde bir memur hegemonyası oluşmuş. koruması altma alınmışlar. Fakat UNESCO'nun bunları koruyacak parası yok. Üye ülkelerden is doğrusu orada çalışanlar olur? UNESCO memurlannı işten çıkarmak kolay tiyor bu korumayı. Ancak uzman, danışma, tekbaşkalarına kötü davranmayı değildir. tşten çıkarılma sırasında üye ülkelerin Yeni anlaşmalar yeni nik alanlarda yardımcı olabiliyor. Ancak bu lisbaskıları vardır. Bunlar uzun süredir yerleşmişlerteye alınmak söz konusu doğal ve tarihsel güzel bir spor haline getirmişler. dir. Bir rutin içine girmişlerdir. Şunu söylemek is biçimler düzenlemek gerek. liğin korunması açısından dünyaya karşı "ahlaki" tiyorunı ki bu rutin bazen bana iki kat yukanbir sorumluluk yaratmasıyla önemli. niş bir işbirliği var. £aten UNESCO'nun en kap dan gonderüen mektubun 15 günde gelmesi soEndonezya dilinde söylüyordu bunlan. O an, nucunu veriyor... mmm^mUNESCO'nun Türkiye ile ilgili son fasamlı faaliyet alanı eğitımdir... tüylerim diken diken oldu. Daha sonra o aileyle aliyetlerini anlatır mısınız Ititfen? Türkiye, dünya Türk kültürleri arasında bağımyazıştık biz. Türkçe kitaplar, Türk bayrakları gönBu gibi eskiden kalan ve yaşlı bir bürokrasinin sız tek Türk devleti olmakla, önemli bir kültür derdik. Atatürk'ü anlattık onlara. Atatürk'le ilsonucu olan hastalıkları düzeltmek gerekiyor odağıdır, diğer akraba uluslar için. Bu yıl, UNESCO'da Yunus Emre yılı kutlanıgili kitaplar gönderdik. Meslek hayatımda beni UNESCO'da. Ben gençleştirme yapılması yandayor. Söz konusu kurumun iki yıl önceki genel kuO bakımdan da UNESCO, diğer Türk ulusla şıyım. UNESCO'nun bugün ya$ ortalaması 50 ila en heyecanlandırıp mutlu kılan anı budur. rına seslenmek açısından önemli bir merkezdir. 60 arasında bulunan erkek memurlarının oranı % rulunda ahnan bir karar gereği, bütün dünyada Ayrıca Endonezyalılar son derece cana yakın, Daha çok yararlanmak gerekir. Örneğin bu yön 70. UNESCO milli komisyonları ve kültür bakanhkiyi niyetli insanlar. Orada bizim binayı yapan mide UNESCO olarak Türkçe ve Kırgızca iki dilde ları, ünlü Türk ozanı Yunus Emre'nin kişiliği ve marın adı, Kemal'di. Kardeşinin de Ismet'miş. Babir kitap yayımlıyoruz. Cengiz Aytmatov'un bir eserlerini tanıtmak yönünde çaba harcayacaklar. balan kendilerine Turk devriınlerinin liderleri KeBaşka bir deyişle UNESCO memurlan on yıl UNESCO, diğer Türk uluslarına seslenmek açısından önemli bir merkezdir. Daha çok yararlanmak gerekir. Örneğin bu yönde UNESCO olarak Türkçe ve Kırgızca iki dilde bir kitap yayımlıyoruz. Cengiz Aytmatov'un bir kitabı Türkçe, Yaşar Kemal'in bir kitabı ise Kırgızca yayımlanacak. ki bir işçi pazarı, arz ve talep pazarıdır. Siz iş talebi yapmazsanız, ben ne kadar işçiyle gelirsem geleyim, iş bulunmazsa; işsizlikten geri dönenleri görüp başkalan gelmez. Ama siz insanlara kaçak iş veriyorsunuz, kaçak işçi çalıştınyorsunuz, o adamlar da geliyorlar... Siz kendi sanayinizi ve tarım istihdamınızı denetleyin, arz ve talep kuralı işleyecektir. Böylece bütün Türklere onur kıncı biçimde uyguladığınız vize rejimi de ortadan kalkacaktır. Bir Avrupa Konseyi üyesi olan Türkiye'ye uygulanan vize rejimini yalnız işçi dolaşımı ile açıklamak da mümkün değil. Bunun içinde kültürel nedenler de var. Bence bu Avrupa ile diğer ülkeler ve Türkiye arasma bir sınır koyma teşebbüsüdür, Uişkilerimiz bu açıdan yeniden gözden geçirilmelidir. Türkiye sonuçta AT üyesi olabilecek mi? Türkiye'nin günün birinde, herhalde 2000 yıhndan sonra, Avrupa'nın içinde, belki yeni bir biçimde, gerekirse yeni formüller altında entegrasyon sürecine girmesi gerçekleşecektir. Bu nasıl olur? Yeni anlaşmalar, yeni biçimler düzenlemek gerek. Aslında AT'yi oluşturan anlaşmalar da eski. Roma Antlaşması bugün zaten iki üç kez değişmiştir. Ve yeniden değiştirilecektir. Türkiye ile ilgili Ankara Antlaşması da yeni bir biçim alabilir, Türkiye'nin lehine yapılacak olan düzeltmelerle bir entegrasyon süreci oluşturulur. önemli olan, Avrupa ile Türkiye arasmdaki Ankara Antlaşması'nın "sona erme hiikmü" yoktur. Başka bir deyişle son, bizim Avrupa'ya girmemizdir. Roma anlaşmasında da sona erme hükmü yoktur. Bu, "Avnıpa"yı oluşturan anlaşmalarm özelliği. \Kö'rfez savaşından sonraki yeni dünya düzenini nasıl gözlemliyorsunuz? Bundan sonraki süreci kişisel olarak ve Doğu ülkelerindeki gelişmelerin ışığı altında, zengin ülkelerin kendilerini yoksullara karşı nasıl koruması gerekeceğinin hesaplarını yaptıklan bir dönem olarak düşünüyorum. Doğu Avrupa'daki demokratikleşme ve liberalleşme süreci ilerledikçe, ekonomik sıkıntılar nedeniyle Doğu'dan Batı'ya insan hareketleri olması kaçınılmaz. Batı ekonomisini felç edebilir boyutlara varabilir bu. Onun için samyorum önce Batı bunlara ekonomik yardım yaparak bu göçü durdurmaya çalışacak. Buna paralel olarak kendilerini koruma önlemleri de alacaklar. Bu vizeler olabilir, sınırlar olabilir... örneğin Avrupa kalesinden söz ediliyor. ATnin kendi duvarlarını yükseltmesinden söz ediliyor. Bence en önemli sorunlardan biri bu. Batı Avrupa'ya olabilecek göç bir yandan Mağrip ülkelerinden, öte yandan Doğu Avrupa'dan gelecektir. Bu sorunu çözebilmek için yeni dengeler kurmak zorunda kalacaklar.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog