Bugünden 1930'a 5,427,716 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/10 PAZAR YAZILARI Eski sanatçı kahveleri artık yok Flore Kahvesi'nde artık Sartre yok. Kahvenin ciltli bir defter gibi duran kartınm ilk sayfasında, onun roman dizisinin genel başlığı yazıh: Özgürlüğün yollan. DEMtR ÖZLÜ PARtS Nisan ayında Paris'te yaz sıcakları bastırdı. Öyle ki birkaç defa güneşlendikten sonra gölge aramaya başhyor insan. Üç yıl sonra Paris'te, devleşmiş çevre mahalleleri yakından görüyorum. Fakat ne mutlu ki kentin ortasında birçok eski mahalle, eskisi gibi duruyov. Hatta metronun daha derinlerinde, kentin her yanına yayılmış, yeni hızh trenin yaygmlaşmasıyla metro da yukarıdaki caddeler de daha bir tenhalaşmış gibi. 1960 yıllarının Paris'i değil bu. Büyük değişiklikler hemen göalemlenebuiyor; büyük bir teknolojik ilerleme içinde Fransa. Bunun yanında öteki ülkelere dönük devcil bir kültürel etkinliğin de ardında. Avrupa Topluluğu'nun kültürel liderliğine hazırlandığı, bunun yanında da teknolojide Japonya'dan ya da başka ülkelerden hiç de geride kalmamak istediği hemen anlaşıhyor. Reformcu Arap ülkeleriyle derin, sağlam kültürel, ekonomik bağlar kurmak politikası güttüğü de pek açık. Paris'in ortasında büyük bir Arap merkezi inşa edilmiş. Arap Edebiyatı en çok çevirilen edebiyatlar arasında. Yığınla Lübnanh, Filistinü, Kuzey Afrikalısürgün ya da ülkesinde yaşayanyazarın kitapları vitrinleri, tezgâhları dolduruyor. Oteliniz Quartier Latin'deyse, şu dönemin Fransası'ndaki akıl almaz çoklukta kitap yayınının, bembeyaz kâğıtlara basümış, kapak grafikleri de çok iyi yapılmış kitapların sizi odanıza kadar izlediği sanısma kapılabilirsiniz. Sabahleyin kaldırımlara çıkınca, belki de yeryüzünün en geniş kitap raflanyla, içleri dolu dolu kitabevleriyle karşılaşıyorsunuz. İlk defa basılan kitaplar ve eski kitaplann eşsiz güzellikte yeni basküarı. Niçin bu kadar çok okuyor bu insanlar? Sanırım artık eski sanatçı kahveleri yok. Belki bohem hayatı da geride kaldı. Başka bir dönem bu. Ürettiğinin karşıhğının alındığı, sanatçının başka insanlar arasına karıştığı bir dönem. Ama yazarlık konusunda, o dinmeyen belki de haklı 'pessimisme' moda. Flore Kahvesi'nde artık Sartre yok. Kahvenin ciltli bir defter gibi duran kartının ilk sayfasında, onun roman dizisinin genel başlığı yazıh: 'Özgürlüğün Yollan.' Kahve yönetimi, özgürlüğün yollan bu kahveden geçer, demek istiyor. Deux Magot her çeşit insanla dolup taşıyor. ISVIÇRE Dağların ardındaki yapay cennet. Paris'ten Bankalar... Yinebankalar tsviçre'de saymakla bitmeyecek denli çok banka var. Ülkenin dağ köylerinde, kuytu vadilerin derinliklerinde düzenli ve olağan bankalar. NEDİM GÜRSEL CENEVRE Son yıllarda palamarlarım koparmış sarhoş bir gemi gibi çıktığım yolculuklarda Cenevre'ye neden uğramadığımı bu kente gelir gelmez anladım. Ne aklanacak param vardı ne de borsada hisse senetlerim. Birleşmiş Milletler'e de gönüllü sürgünlüğüm bir yana, yolumun düşmesi uzak bir olasılıktı. Göl kıyısında yürüyorum. Tarihsel bir Avrupa kentinde, dinsei bağnazhğa karşı ilk dkenmeyi başlatmış, Katolik Kilise'ye başkaldınp ardmdan aydınlan, krallarla kalabalıkları sürüklemiş Calvin'in yurdunda değil, bankalar kentindeyim. Üniversal Bank, Citibank, Credit Suisse, Commertzbank, Banque Rohrer, New York Bank, Bank Leumi, Republic National Banque, Banque Hypothecaire... Bankalar Caddesi'nde yürüyorum. Bir başka caddeye sapıyorum sonra. Birkaç kahve, saat ve çikolatalarla dolu vitrinler, yine bankalar.. bankalar. Saymakla bitmeyecek denli çok, ülkenin dağ köylerinde, kuytu vadilerin derinliklerindeki atölyelerde hâlâ dönen saat çarkları gibi de düzenli ve olağan bankalar. Ağır, demir kapıları ve camların ardından görünmeyen memurlarıyla kentin ayrılmaz bir parçası olmuşlar. Zigler'in olay yaratan kitabmı anımsıyorum birden: İsviçre Daha Beyaz Yıkar. Geçen hafta Fransız televizyonundaki bir programda izlemiştim, ülkesine hakaret ettiği gerekçesiyle dokunulmazhğı kaldırılan milletvekilini, "Cenevre'de dolaşırken altın külçelerinin üzerinde yürüdüğünüzün farkmda bile olmazsımz diyordu. Yerin yedi kat dibinde, bankaltrın çelik kasalannda durur altın. Ve siz, değişim değerine dönüşerek aklanmış kirli kazançlann, saygınlıklarmdan hiçbir şey yitirmeden ülkelerinin kaderinde hâlâ söz sahibi olan eli kanlı diktatörlerin, Mafya babalarının, milyonlarca gencin yaşamını kahreden esrar kaçakçılarının Isviçre bankalarına yatırdıkları paranın üzerinden yürüyüp geçersiniz". General Guisan Rıhtımı boyunca yürüyorum. Kentin planına baktım az önce. Ne kadar da çok general adı taşıyan sokak varmış Cenevre'de. Eskiden tsviçrelilerin kiralık asker olarak ün yaptıklanru çoğumuz bilmeyiz. Avrupa'nın belli başlı sarayları için nöbetçiler lsviçre'den toplamrmış. Ashnda o zamandan bu yana lsviçrelilerin meslek değiştirmediklerini, saraylan bekleyen nöbetçilerin bugün de uluslararası finans kaynaklarının başında nöbet tuttuklarını düşünüyorum. MontBlanc köprüsünden martüara ekmek atmıyorum, hayır. Çünkü MontBlanc Köprüsü'nde martılar yok, Leman Gölü'nde bahk olmadığı gibi. Kentin sol yakasına geçip dağlara karşı bir banka oturuyorum. Cenevre'nin ünlü fıskiyesi yüzlerce metre yukarıya doğru fışkırtıyor suyunu. Rüzgâr, Alplerden esen deli rüzgâr da su damlacıklarını üzerime savurmuyor rau, yorgunluğumu, göçebeliğimi bir an olsun unutuyorum. Suyun serinliğini, gövdeme dirimsellik kattığım, giderek karşımda uzanan Leman Gölü'nün çırpıntıh dalgalanyla bütünleştiğimi aynmsıyorum. "Umuda Yolculuk" filminde bozkırdan kopup gelen insanlarımızm deyimiyle "Dağların ardındaki cennet". Ve onlar bu yapay cennete ulaşabilmek, bu sokaklarda dolaşıp kendilerine bu gölün kıyısında yeni bir yaşam kurabilmek için hâlâ tüm engelleri, güçlükleri, ölümü bile göğüslemeye hazırlar. Bense buraya gelirken onların yolunu izlemedim. Ne karlı dağları aştım ne de karanlık tünellerden geçtim. Trende, camın dışından akıp giden tertemiz sokaklı köylere, evlerin çiçekli, tahta balkonlarına da belli bir kayıtsızlıkla baktığımı anımsıyorum. Ne diyordu Nâzım sonu gelmeyen yolculuklannm birinde yazdığı dizelerde: "Geçiyor tsviçre camdan / güneşli bir akvaryumdan / geçen bir bahk gibi". Doğru, albenili, rengârenk bir bahk îsviçre. Ama ne yazık ki dondurulmuş, yaşamayan, lezzetsiz bir bahk. Bakışlanmı Leman Gölü'nden yelkenli gemilerle lüks yatların demirledikleri kuytu limana, oradan da oturduğum bankın sol yanına kaydırdığımda irkiliyorum birden. Çıplak bir kadm yontusu çakıyor beynimde. Cenevre'den MadruTden Dinlenenlerin dinlenme zamanı VECDİ SAYAR MADRİD Madrid'de tüm yollar Plaza Callao'dan geçer. Turistlerin bir numarah uğrak yeri Plaza del Sol'un hemen yanıbaşmda, kimliğini hiç yitirmemiş görkemli yapılarla çevrili bir meydan. Plaza del Sol'a yakmlığı şu açıdan önemli: Yalnızca Madrid'in değil tüm tspanya'nın göbeğinde hissediyor insan kendini burada. Sol Meydanı'nın orta yerindeki "sıfır noktası" gerçekten de tspanya'nın coğrafi merkeziymiş. Callao Meydam'nın kıyısındaki Manila Cafeteria'da burada kahvelere böyle deniyorbir "cafe con leche"nin yani bildiğimiz sütlü kahvenin tam sırası. Fırtınalı günlerin ardından gelen güneş, Madridlilere rahat bir nefes aldınyor. Ah, bir de şu trafik gürültüsü olmasa. Esnaf, dükkânlarını kapatma telaşında. Siesta zamamndan bir dakika bile çalmak olmaz. Tabii eski günlerde olduğu gibi şöyle bir iki saatlik öğle uykusuna hayır demiyorlar, gene de vardır ama çoğunluk günün en önemli törenine hazırlanıyor. Saat iki buçuk olunua lokantalarda tek bir boş yer kalmayacak. Şamatadan, dedikodudan geçilmeyecek. Ispanyollann yaşam ritmi bize pek de yabancı sayılmaz. Ama gene de öğle yemeği saatini beklemeden kaçamak yaptığım oluyor. Insanın ahşkanhklarvndan vazgeçmesi kolay mı? Herkes yemeğine başlarken ben sütlü kahvemi yudumluyorum işte. Karşımda Unlü müzikhol Xenon'un duvarmı boydan boya kaplayan Brezilya revüsünün kızları; yanıbaşında onsuz bir gun bile geçmeyen (Pretty Woman) Julia Roberts çapkın çapkın gülümsüyor. Yeni filmi adı kadar cazip mi acaba: "Sleep With Your Enemy", yani "DUşmanınla Yatmak..." Tüm bu kışkırtmalara kapılmayıp zaten ilk seans dortte bashyor, benim gibi ev erkekleri için dayanılmaz bir durum gazetelerime gömülüyorum. Dün gece televizyonda birinci haber olarak geçen skandal neyin nesiymiş bakahm, Okudukça ferahhyorum. Bu toplumla benzeşen ne çok yanımız vaı. Hele siyaset dünyasında olup bitenler. îktidardaki PSOE'de (Sosyalist Parti) kaynayan kazanların beklenmedik bir anda patlayıvermesi bu. Partinin ikinci adamı Alfonso Guerra'nm istifasından sonra her şeyin güllük gülistanlık olmadığı biliniyordu elbette. Her şey SER adlı bir radyo istasyonunun bir otomobilin telefonundan yapılan konuşmalan saptamasıyla başladı. PSOE'nin üçüncu adamı, partinin örgütlenme sekreteri Jose Maria Benegas, iki arkadaşı ile yaptığı konuşmalarda partideki iç çekişmelerin hangi noktaya ulaştığını gösterivermişti. Benegas, partinin yerel örgütlerinde görevli biri gazeteci, diğeri avukat iki arkadaşı ile konuşurken Gonzales'ten "Number One" (Bir Numara) diye söz ediyor, Başbakan'ın "tann"laşmasım eleştiriyordu. Olur ya, bizde daha neler oluyor diyeceksiniz. tlginç olan bu konuşmaların bant kayıtlannın radyodan ve televizyondan yayımlanıvermesi. Şimdi hükümet istediği kadar "haberleşme Özgürlüğünün zedelenmesinden", bunun bir "telefon terorizmi" olduğundan yakınadursun, parti içindeki kutuplaşmay» önleyebilmek kimsenin harcı değil artık. Benegas, aynı akşam istifasını verirken, parti içi muhalefet bu olayın bir tertip olduğunu iddia ediyor. Telefonların dinlenmesinin birey haklanna tecavüz olduğunu anlayabilmek için insanın kendi telefonlarının dinlenmesi gerekiyormuş demek ki. Bakahm iktidar partisi bu işin içinden nasıl çıkacak? Ben en iyisi kalkıp Julia Roberts'i seyredeyim. însanın düşmanıyla yataSa eirmesi kolay olmasa gerek. Roma'dan Italvan prezervatifleri neden büyük? NİLGÜN CERRAHOĞI.U ROMA Italyan prezervatifleri neden büyük? 'Lui\ 'Playboy' ya da 'Penthouse' gibi erkeklere mahsus dergilerin okuyucu mektuplan köşesine yakışacak bu soru İtalya'nın siyasi gündemini birkaç gün işgal etti. Abesle iştigale bayılan poliükacılar konuyu uzun uzun tartıştılar. Uzmanların görüşlerine başvurdular. Ülkenin en ciddi gazeteleri birinci sayfalannda başyazılar yayım,adılar. Hatta sonunda Brukstldek AT otoriteleri bile devreye girdi. Her şey Hıristiyan Demokrat milletvekili Hubert Corsi'nin en kuçuk boy İtalyan prezervatiflerinin Avrupa standartlarından daha buyuk olduğunu keşfetmesiyle başladı. İtalyan Sağlık Bakanlığı'nın onaylamak üzere olduğu yeni prezervatif boyutları AT ülkelerinde satılan standart 16 cm uzunluğundaki, 5 cm çapındaki ve 0.03 cm kalınhğındaki benzerlerine uymuyordu. Bu keşif, ülkenin bir kahkaka zelzelesiyle sarsılmasına yol açan bir polemik başlatmaya yetti. Acaba Italya'da prezeryatifler neden daha buyuktü? İtalyan erkeklerini '(iuinness rekorlar kitabına' sokacak bu olçuler nasıl belirlenmişti. Bu konuda kamuoyunun bilmediği gizli bir anatomik çalıştna mı vardı, yoksa bakan kendi fiziki donatımını mı kıstas almıştı? Ya Italyaya gelen turistler bu 'maksi' prezervatifler karşısmda komplekse kapılırsa ne olacaktı? Konuya yakın ilgi duyan milletvekili Corsi, bunu önlemek için İtalya'da AT standartlarına uygun' bir prezarvatif satış kampanyası başlatılmasmı öneriyordu? Ama bu da mevcut İtalyan prezervatif şirketlerinin pazannı baltalayıp sektördeki emekçilerin işsiz kalmasına yol açabilirdi. Bütün bu kaygı verici sorular karşısında, bundan böyle 'prezervatif parlamanter' olarak anılan, muhafazakâr milletvekili COTSİ, oturup Sağlık Bakam Francesco De Lorenzo'ya bir mektup yazdı ve izahat istedi. Bakan Lorenzo'nun araştırmaları sonunda italyan prezervatiflerinin AT'deki benzerlerine 2 milimetre fark attığı tespit edildi. Bu tespitin üzerine 'Latin Lover' mitosunun üzerine gitmekten hoşlanan ttalyan basını konu hakkmda birbirinden matrak yazılar yayımlamaya başladı. Ülkenin en ciddi gazetelerinderi biri olan Milanolu 'D Giornale', "Biz şimdiye dek yalnız kamu açıklarımız (1991'de 10 milyar dolar) acısından maksi olduğumuzu samyorduk; demek maksi oldugıımuz başka yönlerimiz de varnuş" diye bir başyazı yazdı. Ve "Sınırlanımzdan içeri giren iri kıyım Alınan erkeklerinin eline" diye devam etti. '11 Giornale'; "bundan böyle açıklayıcı bir not tutuşturalım. Şimdi artık süper maçoların ülkesi ttalya'dasınız. Bizinı ölçülerimiz size uymaz. Lütfen gelirken kendinize birer ufak AT prezervatifi tenıin edin..." Prezervatif sorununun trajikomik boyutlar kazanmasıyla sağlık bakanıyla, elinde cetvel prezertifleri ölçen milletvekili birbirlerine girdiler. Avrupalılık milimetreyle ölçülür mü ölçülmez mi tipindeki soruları yanıtlamaya uğraşan Corsi bu saldırıların altından kalkmaya çahşadursun; BrüksePden AT çevreleri de son sözu söylemek üzere devreye girdiler. Önce olayı 'tahrik edid bir espri' olarak yorumlayan AT bürokratları, bakanla milletvekilinin arasındaki kavganın ciddiliğini kavrayınca gereken hatırlatmayı yapmakta gecikmediler. "Bizim standart olarak öngördüğümüz ölçüler" dedi. Brüksel, "sadece yol gösterici niteliktedir. Bu konuda henüz tayin edilmiş zorunlu Avrupa boyutları yoktur..." n ÇAGDAŞ BİR PENCERENİN SAĞLIK RAPORU TEMEL MADDESİ: •Doğada olağanüstü zengin rezerve sahip, «Yapay kalpten uzay araçlarına kadar yaşamın her alanında insanın ve teknolojinin hizmetinde, •Hafif ve dayanıklı, • Kolay işlenen, «Sonsuz ömürlü, »En ekonomik maliyetle hurdası bile yeniden doğmaya hazır, •Doğal kaynaklara zarar vermeyen, koruyan, genç, sağlıklı, çevreci ve çağdaş bir metal: A L O M İ N Y U M . . . İnsan Sağlığına Uygunluğu: Yanmaz. Yangın anında zehirli gaz çıkarmaz. Bu özellıklen ile yapılanmıza ve insan sağlığına uygundur. Güvenle kullanılır. Dtş GftrflnO^fl: Yaptlara çağdaş bir görunüm kazandınr. Yüzeyi düzgün ve pürüzsuzdiir. Görünüşu ıtıukemmel, estetik ve şıklır. S ı n n a Tasanm (Manağı: Mimartar ve tasanmcılar için büyük kolaylık sağlar. Bınanın mımarisine göre her şekilde uygulanır. ÇeşHli Kullanım Olanağı: Diğer doğrama seçeneklerinden farklı ve üstün olarak çok yönlü kullanıma olanak venr. (Yatay eksenel, düşey eksenel, düşey sürme ve yatay sürme pencereler) Ekonomlkliliğl: Sağladığı yararları ile malıyeti arasında mükemmel bir denge vardır. Hurdası bile paradır. Yaşam Suresi: Sonsuz...sınırsız. Çürömez, hiç deforme olmaz, boya bakım gerektırmez. Renklendirilınefizelliğl: Yüzey kaplama ışlemleri ile her rengi alabilir. Rengi kesinlikle solmaz, bozulmaz, o EnerJI Tasarrufu: Hava sızdırmaz, içerideki ısıyı korur. Gerektiğinde ısı yalıtımlı sistemlerle alternatıflerine oranla en yüksek sı yalıtımını sağlar. Gelişmiş aitoterintefcihi A L Û M İ M Y U M DOĞAVE İNSAN DOSTUDÜR. ...Ve TOrklye'de Aiaminyum pencereye, FENİŞ çağdaş "Jistemler" ile hayat «enmktedir. FENIŞ Alüminyum Grubu Ş i r k e t l e r i FENİŞ AÜMNYUM TERME METAL FENİŞ SİSTEM FEMAŞ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog