Bugünden 1930'a 5,459,226 adet makale



Katalog


«
»

29 MAYIS 1991 HAVA DURUMU Meteonoloji İşleri Genel Müdurlüğü'nden alınan bilgiye göre yurdun kuzey ve batı kesimlen çok bulutlu, Marmara, Ege, Göller BMgesi, Iç Anadolu, Karadeniz ile Doğu Anadolu'nun kuzeyi sağanak ve gök gurultülü saganak yagışlı, öteki yerler açık geçecek. HWA SICAKLIGI: Ûnemli bir değışiklık olmayacak. RÜZGAR: Guney ve Batı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, yurdun batı kesimlerinde kuvvetlice esecek. Denizlerde günbatısı ve lodostan 35 Güney Ege ve AkdeY 26° 13° Dlyarbakır Y 16? 12° Edıme CUMHURİYET/17 TÜRKİYE'DE BU6ÜN 27° 16° 20° A 24°10°Emncan 19° Y 12° 3°Emırum 14° Y 14° 3°Eskişehir 24° Y 14° 5°Gaaantep 15° Y 25° 17° Giresun Y 24° 12° Gümüşhane Y 16° 23° Y 15° 10° Hakkârı 1*° Y 2ff= 10? Isparta 16° Y 18° 8° Istanbul 19° Y 16° 5°lzmır 19° B 22° 9°Kats B 24° 10° Kastamonu Y 12° 15° Y 12° 6°Kaysen Bolu 15° Y 16° 9°KırWarelı Bursa 15° Çanakkale Y 18° 13° Konya 14° Y 13° 3°Kutahya Çorum 24° Y 17° 7°Malatya Denizli 8°Manısa 9°K.Maraş 6°Mersin 3°MuJla 5°Muş 10° NiOde 12° Onlu 8°Rize 11° Samsun 5°Siirt 11° Slnop 12° Sıvas 2°Tekırdau 6°Trabzon 5°Tunceh 8°Uşak 5" Van 4"Yozoat 10° Zonguldak DÜNYA'DA BUGÛN Amsterdam B 16" Amman A 26° Atina B 22° Bajdat A 36° Barcelona Y 21" Basel Y 18° Belgrad Y 18° Berlin B 16° Bonn B 16° B 17° Brüteel Budapeşte B 18° Cenevre Y 18° Cezayır Y 23° Cidde A 38° Oubaı A 38° Franktud B 20° Girne A 23° Helsınki B 18° Kahire A 27° Kopenhag B 17° KMn B 16° Uftoşa B 25° Lenlngrad Londra Madnd Milano Montreal Moskova Münih NewYort( Oslo Prag Riyad Roma Sofya Paris B B Y A 15° 18° 22° 22° POLİTİKA VE ÖTESİ MEHMED KEMAL Y 25° B 26° B B B A A Y A 18° 21° 17° 42° 23° 14° 28° Siyasette Anılar... niz'de yer yer 6 kuvvetinde, saatte 1021, Güney Ege ve Akdeniz'de yer yer 27 deniz mili tuzla esecek. Dalga yüksekligi 0.51.5, yer yer 2, Güney Ege ve Akdeniz'de 2.53 m. dolayında olacak. Van Gölü'nde hava bulutlu geçecek. Rüzgâr güney ve batı yunlerden orta kuvvette esecek. V. açık > bulutlu " yajmurtu • Isıslı $am lelAm Tunus Varşma Veıudik Ğ karlı Aaçık BbuluOu Gouneşli Kkarlı Ssisll Yyajmuriu Viyana VfcshınBton Zürilı Y 18° B 17° A 19° B 17° BULMACA SOLDAN SAĞA: 1 2 3 4 1/ Bir birimde çalışan görevlilerin düzenli bir biçimde yer değiştirmeleri. 2/ özen... Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu. 3/ Belde pensleri olmayan düz elbise... Çuvaldızla i$ işleyenlerin, avuçlarını korumak için ellerine gecirdikleri demırli kayış. 4/ .Yayh çalgılarda, ke 9 sintiye yer vermeyecek biçimde yayın süratli olarak çekilip itilmesini belirten müzik terimi. 5/ Akıl... Aiçak enlemlerde esen düzenli rüzgâr, 6/ Uyma, boyım eğme... Bir bağlaç. 7/ Çabuk tutuşan süngerimsi bir n&dde. tstem dışı yapılan • harcket. 8/ Ses... Sancağı, yelkeni ya da sereni direkten asağı alma. 9/ Osmanlılarda gece bekçisi... Çeşitli bitkilerin yaprak ve kabukları ile kokulandınlmış acımtırak bir içki. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Bir tüketim kooperatifinin yıl sonunda üyeierine dağıttığı kâr. 2/ Ekonomik alanda kendi kendine yeterli olmaya yönelen bir ülkenin rejimi... Bir sayının üstüne yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı. 3/ Ekmek ufağı... Ergenlik sivilcesi. 4/ Tarla nnırı... Bir tür halk türküsü. 5/ Doğu Akdeniz'de kulfanılan kıç üstü yüksek tekne. 6/ Seçkin... Eski Mısır'da güneş tanrısı. 7/ Eti lezzetli bir balık... BelirK bir iş ya da hizmeti başarabilecek güçteki en küçük askeri biriik. 8/ Ekmek... Bulaşık yıkanan musluk teknesi. 9/ Plastik su $i$elerine verilen ad... Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile primli değerlerin kuru arasındaki far.k. TARTTŞMA Üniversite Kımnak Asddır, Parçalamak DoğiJ! O tstanbul Üniversitesi ki doğrudan doğruya Bursa ve Edirne üniversitelerinin ve dolaylı olarak Ankara vd bazı üniversitelerin anasıdır. Son haftalarda bazı üniversiteleri parçalamaya ve bu arada tstanbul Üniversitesini de bu uygulamaya sokmaya yönelik girişimlerin yoğunlaştığı anlaşıhyor. tstanbul Üniversitesi Senatosu'nun bir bildiri yayımlama gereksinimini duyması bunun somut bir kanıtıdır. Daha önceki bir yazımızda da konuya kısaca dokunarak bunun yanlışlığını belirtmiştik (Milliyet 3 Mayıs 1991). Bu girişimde bulunan bazı milletvekilleri ve diğerlerinin nedenleri, yüzeysel, yetersiz, hatalı ve de "üniversiteleşme vetiresine" ters düşmektedir. Gelişmesini, üniversiteleşmesini uzun bir zaman süresi boyunca doğal, akademik gelenek ve prensiplere uygun bir şekilde oluşturan ve bugünkü saygın ulusal ve uluslararası düzeyine ulaşmış bulunan, ülkemizin ilk ve gerçekten ana ve doğurgan misyonlu üniversitesini hedefleyen bu bölme düşüncesi büyük bir haksızlıktu". O îstanbul Üniversitesi ki doğrudan doğruya Bursa ve Edirne üniversitelerinin ve dolaylı olarak Ankara vd bazı üniversitelerin anasıdır. O üniversite ki ülkemizde 150 yıldır yükseköğretimin çağdaşlaştınlması ve modernizasyonu çabalarını gerçekten üniversiteleşme ile yerleştiren ve Türkiye'yi uluslararası "üniversiter arenaya" ilk olarak bağlayan kurumdur. O, üniversite ki köklü ve çok sağlam birikimi ile türlü tromalara rağmen bu yapısmı güç ve performansını sürdürebilmektedir. O üniversite ki kendi bünyesinden ayrılzulacak ve özetle "üniversiteleşme vetiresi" saptırılacak ve tüm bu olumsuzluklara karşın ne maddi ne eğitimsel ve ne de öğrenci kapasitesi, eğitim ve öğretim bakımından bir yarar sağlanmayacak olduğuna göre hedefi nedir bu koparma düşüncesinin? Doğrusu anlaşılması zor. Bazıları mesafelerin uzaklığı ve bununla ilişkili olarak yönetim ve iletişim zorluklarını ileri sürüyorlarmış. 199O'lı yıllarda yönetim ve iletişimin aracıları, posta tatarları, atlar, arabalar değil, elektronik sistemler ve kompüterlerdir. Nihayet şunu da eklemeleyim, içinde yaşadığım ve de gelişmesini izlediğim bir dönemin bilgileri olarak Avcılar Kampusu'nun planlanması yıllar öncesinin bir üretimi olup belli dayanak ve gereksinimlerden ötürüdür. Dolayısıyla Avcüar Kampusu ne sürpriz ne de "emıi vaki"dir tstanbul Üniması istenen fakülte veya birimleri kendi versitesi için. içinde yıllar süresince üretip geliştirmiş ve Üniversite kurarken hedef iyi eğitim, iyi bilimsel, yapısal düzeninin bir rük'nü hali akademik düzey, kaliteli akademikbilimsel ne getirmiştir. performanstır. Bunları hedefleyen plen ve Şimdi, bütün bunlara rağmen durup dururken bir yeni üniversite kurma hevesini, işin "kolay gözükenine" kaçıp bu saygın kurumdan kendi "rükün"lerini koparıp yeni bir kurum oluşturma çabasının "oportünist bir yaklaşınTdan başka anlamı olamaz. Işin kolayma kaçıp diyorum, zira hedef ve rasyonel olan, bir "yeni" tesistir. Ancak bu şekilde hem öğrenci kapasitesi artışı hem bölgesel gereksinimleri yamtlama kabil olur. Parçalama ile öğrenci sayısı mı artacak? Hayır! Parçalama çeşitli bölümler arasındaki yapısal kopukluğa, karşıhklı etkileşimin azalmasına hatta kaybolmasına yol açacak, "üniversiteler bütün" içinde yıllar boyu yerleşmiş etkileşim ve gelenekler boyöntemler ise işleyen kaliteli bir bütünü parçalamak değil, yenisini kurabilmektir. Elbette bu zaman, uzun düşünme ve planlamayı gerektiren bir iştir. Ama sağlam, verimli ve doğru olan yoldur. Kemal Satır'ın ölüm haberini radyodan duyduğum zaman duraladım. Elli yılı aşkın gazetecilik yaşamında Kemal Satır'la kaç kez karşılaşmıştım. İçinde acı tatlı anılar vardı. 1943'te 'Esendal'ın mebusları arasında Meclis'e gtrmişti. Genç, yakışıklı, sevecen bir milletvekili idi. Memduh Şevket Esendal, CHP Genel Sekreteri olmuş, 1943 seçimlerinde gözünün tuttuğu gençleri listeye almıştı. Yıllar gözlerimin önünden akıyor, Ankara, İstanbut, türtü yurt gezileri... Kemal Satır'ın Şişli alanına bakan evinde pencere önünde oturuyoruz. Dışarda ağır ağır kar yağıyor. Yakıt kıtlığı olduğu için salon soğuk, paltolarla oturuyoruz. "CHP'ye nasıl girdiniz, nasıl CHP'li oldunuz?" diye soruyorum. Ben bir değil, iki kez CHP'li oldum. Birincisi Serbest Fırka zamanında... Universitede öğrenciydim, 1930'larda... Cevdet Kerim İncedayı gençlere önem veriyordu. İkinci girişim, doktor olup Adana'ya geldiğimde. İşlerim iyi, para kazanıyorum, halkevi başkanıyım, parti il yonetimindeyim. Savaş başladı, beni askere aldılar. Askerlerin, halkın yoksul durumunu görüyorum. Her şey acı, iç karartıcı.. Bana bunlar dokunuyor... Kafamda kendime göre çözümler arıyorum. Terhis oldum Ankara'ya geldim. Partili arkadaşlarla görüşürken, 'Seni Memduh Şevket Esendal çağırıyor' dediler. Kafamda birçok tasarı var dedim ya... Arkadaşla Esendal'ın odasına girdik. 'Bizi Kemal Beyle yalnız bırakır mısınız!..' dedi. Ben başladım askerlikte gördüklerimi anlatmaya, 'Efendim, memleketin hali perişan. Askerlerin durumu kötü...' Esendal da başladı yurtdışında gördüklerini anlatmaya..." Patatesli güzel bir et... Sağlıklı çocuklar... Güzel bir kadın..." 'Efendim askerler yiyecek bulamıyor...' 'Bahçe içinde güzel evler olmalı... Çiçekler ekilmeli... insanlar mutlu...' 'Savaşın sorunlan altından nasıl kalkacağız?' 'Sizin gibi gençler siyasete atılmalı, siyasetle uğraşmalı...' Şöyle bir baktım, ben ne antatıyorum, genel sekreter ne söylüyor... Karamsar olarak yanından çıktım. Parti nasıl ellere düşmüş diye üzülüyorum. Yanımdaki arkadaşa dedim ki: 'Bu adam deli!...' Gözüm tutmadı, Adana'ya döndüm. Bir süre sonra partiden çağırdılar. 'Ankara'nın buyruğu var ,sen seçimlere gireceksin, mebus olacaksın (1943 seçimleri)' 'Ben mebus olmak istemiyorum.' 'Esendal mebusluğunu istiyor' 'Bırakın şu adamı yahu, patatesli et, bahçe içinde ev... O, bundan başkasını bilmez.' 'Büyük adamdır o,' dediler. 'Şen tanımamışsın.' O zaman mebuslar 300350 lira kadar para alıyorlar. Ben Adana'da serbest doktorluk yapıyorum, vizitem 2.5 lira iken ayda 2 bin, iki bin beş yüz lira kazanıyorum. 'Olmaz' dedim. 'Vallahi Parti'nin, Ankara'nın emri' dediler. Böyle mebus oldum. Esendal'ın büyük adam olduğunu çok sonra öğrendim. Bir gün bana dedi ki, 'ideal partilerinde mücadele kırıcı olur. Herkes ben ötesinden daha iyi yaparım, der. Bizim parti öyle değil. Dikkat et, kırıcı olma.' 'Yıl 1965, CHP seçimleri yitiriyor. AP, tek başına iktidara geüyor. CHP'liler bunu beklemiyorlar. Seçimi yitiren bir suçtu aranıyor. Ortantn solu stoganı suçiu buiunuyor. Parti Meclisi toplanıyor. Kemai Satır başkanlık edecek. Paşa, Satır'ı çağırıyor, şöyle konuşuyor. "Dün gece hiç uyuyamadım." 'Neden Paşam? Hayrolal.." Üzüntülü, kırgın bir sesle: "Konuşmaları dinlemedin mi? özellikle Emin'in (Paksüt) sözleri... Böyle sözler duyup yüz yıf yaşayacağıma, duymasam da bugün ölsem daha iyi... Çok insafsız davraniyorlar.' Çok sinirlidir, kızgındır, şöyle der: "istifa edeceğim. Hem parti başkanlığından, hem de milletvekilliğinden... Senatör olabilir miyim?" Fuat Sirmen (Senato Başkanı) araştırır, olabileceği anlaşılır. "Benden sonra genel başkan sensin!.." der Satır'a... Paşa istifa eder ama Satır genel başkan olamaz. Genel sekreterlik de elden gider... Son zamanlarda siyaseti bırakmış köşesine çekilmişti. <ÎHP'nin 12 Eylül'e gelinceye değin birikmiş anıları vardı. CHP kapandığında gördüm, 'Bakın buraya kadar getirdiler" demişti. Tanrı rahmet eylesin! 60 YIL ONCE Cumhurivet 29 MAYIS 1931 Kibrit şirketi Buyükdere'de SADIK ZADE BİRADER1İR eski Nektar fabrikasının bulunduğu bina ile arsaları VAPURLARI satın almış ve kibrit Karadeniz muntazam fabrikası inşaatma ve Lüks Postasj başlamıştır. Şirket Nektar fabrika binasmı depo olarak iBnfl tkpmı t u t f l d t Slrkect nbt)1Brod»n bıtekeü? ( ZongtU kullanacaktır. Hükümetle d^k* Ineboîn. Aytnak, Sınısuik yapılan mukaveie mucibince Ofdu, GfrtSBB, Trabzon* Surmene (ayin olunan müddet 't tüu'jt «ztfflet ve »*d« rdcrekt!. zarfmda fabrika faaliyete Tıhllit Içln SlricccTd* M»ynwn« bsıu ılondı iecnubguu müracuı girmiş bulunacaktır. Bu Teltton; hunbtıl »184 fabrikaya Sinop'taki febrikada bulunan makinelerle beraber, lsveç*ten getirilen son sistem makineler konacaktır. Gerek tstanbul ve gerek taşra bayilerinin satmakta oldukları kibrit kutularındaki kibrit adetlerinin noksan çıktığına dair olan şayialar şirket idaresince doğru bulunmamaktadır. Anadolu'nun bir çok mahallerinde yeni satış şubeleri açılmış ve bu şubelerde uzun müddet kibrit ihtiyacına tekabül edecek stok mal bulundurulması temin edilmiştir. Memlekette çakmaktaşı kaçakçılığı ile hakkile mücadele edildiği takdirde kibrit istihlâkâtının bugüne nazaran daha çok artacağı ve hükümet varidatının mühim bir miktarda fazlalaşacağı muhakkak addedilmektedir. Kibrit fabrikası Doğal gidişi bırakıp kolaya atlamak, yüzeyselliği, sıkıntıyı ve zorluğu birlikte getirir. tpsa se velocitas implîcat (Çabukiuk kendisini engeller) Seneka Sağduyu ve aklîlik herhalde parçalamacılığa engel olacaktır. Prof.Dr. KEMAL ÖNEN tstanbul 16. İKTİSATÇILAR HAFTASI "Ekonomi ve Siyasette Yeni Stratejiler" 1. GUN SÂBAH SAAT: 10.00 SUNUŞ: VeyselÇARKÇIOĞLU Prof. Dr. Akın ILKİN AÇHJŞ KONUŞMALARI: Imren AYKUT Yıldınm AKBULUT 123 HAZİRAN 1991 THE MARMARA OTELİ BALO SALONU 1 HAZİRAN 1991 ÖĞLEDEN SONRA SAAT: 14.00 AÇIUŞ KONUŞMASI: Adnan KAHVEÖ YORUM: Prof. Dr. Hab. W. MACIEJEWSKI (Varşova Üniversitesi tktisat Fak. Dekanı) "Polonya ekonomisinde transformasyon" ÇAJJŞANLARIN SORULARI/SORUNLARI YILMAZŞİPAL "" 30 YIL ÖNCE Cumhuriyet Anayasa kabul edildi 29 MAYIS 1961 Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel'in ifadesiyle, 1961 yılının Kurban Bayramında üç bayram birden kutlandı. • Bunlardan biri, Kurban Bayramının kendisiydi. Ikincisi 27 Mayıs Devriminin ilk Cemal Giirsel yıldönümüydü. Sonuncusu ise Ikinci Cumhuriyetin Anayasa ve Seçim Kanunu tasarılarının neticeye bağlanmasıydı. Filhakika, Kurban Bayramı, memleketimizde gereği üzere kutlanırken, Kurucu Meclis, Bayramın üç günü nispi bir çoğu/ıluk ile Anayasayı tamamlamağa ve milletin karşısma akyüzle çıkmağa çahşıyordu. Kurucu Meclis Anayasasımn 34. maddesinde "Kurucu Meclis, Anayasa ile Seçim Kanununu en geç 27 mayıs 1961 tarihine kadar tamamlar" hükmünü vaz'etmiştir. Bu hüküm yerine getirilmekle, Millî Birlik Komitesi ve Temsilciler Meclisi üyeleri, ileriki yıllann iktidar ve muhalefet mensuplanna, Anayasaya uymanın örneğini vermiş oldular. Kurucu Meclisin asıl görevlerinden biri Seçim Kanunu idi. Daha önce de teferruatı bildirildiği üzere, bünyemize en uygun seçim sistemi olarak Briand Sistemi kabul edildi. Çoğunluk sistemi ile nispi seçimin ortasında bulunan bu sistemin mahzur veya faydalarını, ilerdeki tatbikatı gösterecektir. Meclisin ikinci görevi Anayasa idi. 25, 26 ve 27 mayıs bayram günleri, kesif bir mesai göstermek suretiyle Kurucu Meclis, yeni Anayasamızı kabul etti. Kanunun oylaması Devrimin yıldönümü olan 27 mayıs 1961 cumartesi günü saat 9.30'da yapıldı. Geçen yıl aynı saatlerde bütün millet, çiğnenen Anayasamızm kurtanlışından ve başarılah ihtilâlden doğan sevinci paylaşıyordu. Bir yıl sonra ise çiğnenemiyecek bir yeni Anayasa millete sunuluyordu. OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Yüksel ÜLKEN PANELISTLER: Prof. Dr. Asaf Savaş AKAD Prof. Dr. Erdoğan ALKİN Prof. Dr. Izzettin ÖNDER PANEL Yeni Bir Dünya Düzeni mi? OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Esat ÇAM PANELISTLER: Dr. öztin AKGÜÇ Prof. Dr. Toktamış ATEŞ Prof. Dr. Bemard BOTIVEAU (Fransa CNRS öğr. üyesi) PANEL Körfez Savaşı Sonrası Ekonomik ve Politik Eğilimler "Bana İki Kademe VerildT SORU: Emekli sağlık memuruyum. 1976 yılında 2. derece 4. kademeden emekli oldum. 1979 yılında yeniden aynı göreve atandım. Eski kadrom olmadığı için daha dttşttk bir dereceden atamam yapıldı. Bu ikinci görevde 19 ay çalıştıktan sonra ikinci kez emekli oldum. Her iki görev sınısında iki kademe alacağım vardı. Bu kez 331 sayılı kararname uyannca geçmiş yıllara ait birikmiş farklann ödenmesi gerekiyor. Bunun için Emekli Sandıgı'na başvuruda bulundum. Bu durumda sorunum, benim sonradan kazandıgım bu iki kademeden doğan birikmiş alacaklanmm ödenip ödenmeyeceğidir. Kaç yülık fark ödenmesi gerekiyor ve bu farklann tutan ne kadardır? En son emekli olduğum günden bugüne kadar 11 yıl geçti. Bana 5 yıllık bir fark ödeneceği kanısındayım. N.Y. YANIli 30 Haziran 1988 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 331 sayılı Yasa Hükmünde Kararname ile kadrosuzluk nedeniyle derece yükselmesi yapamayan devlet memurlarına bir derece verilmesi öngörülmüştür. Yasa Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği 30 Haziran 1988 tarihinde "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ek ve geçici maddelerine göre aylık almakta olan veya aylıksız izinli sayılan personelden mezkür kanunun derece yükselmesine dair hükümlerinde yer alan şartları taşımakla beraber, 1/3/1975 tarihinden sonra kadrosuzluk sebebiyle derece yükselmesi yapamayanların bu şekilde geçen başarılı hizmet süreleri, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kaydıyla her yıl bir kademe ve her üç yıh bir derece verilmek suretiyle kadro şartı aranmaksızın" değerlendirilmesi öngörülmüş ayrıca 2182 sayılı yasa ile kazanılmış haklar da saklı tutulmuştur. Bu değerlendirmenin, 1 Mart 1975 ile 30 Haziran 1988 tarihleri arasında emekli olanlara da uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak "ilgililere bu şekilde yapılacak değerlendirme sonucunda ulaşacakları derece ve kademeler üzerinden aylık ödenmesine" kararnamenin yayımım izleyen aybaşından başlanacağı vurgulanmıştır. Konuya ilişkin açıklamalar getiren 106 sayılı Devlet Memurları Genel Tebliği'nde uygulamanın nasıl yapılacağı şöyle anlatılmaktadır: "Diğer taraftan 1/3/1975 30/6/1988 tarihleri arasında kadrosuzluk nedeniyle derece terfii yapamayıp kademe ilerlemesi yapan ve Kanun Hükmünde Kararname uyannca bu şekilde geçen başarılı hizmet süreleri değerlendirilenlere, lehlerine doğacak durumlar dolayısıyla anılan dönem için herhangi bir fark ödemesinin yapılması ve bu dönemler için emeklilik kesenek farkları kesilmesi söz konusu olmayacaktır. Aynı süre içinde haklarında emeklilik hükümleri uygulanmış olanlara da aylık ve ikramiye farkı adı altında herhangi bir ödeme yapılmayacaktır!' Kısacası, 331 sayılı Yasa Hükmünde Kararname ile getirilen bu hak 30 Haziran 1988'den gecerli olarak uygulanacaktır. 1 Mart 197530 Haziran 1988 dönemi için geriye dönük aylık ya da ikramiye farkı ödenmesi söz konusu değildir. Michel MARTO (Ürdün Meıfcez Bank. Bşk. Yrd.) 2. GUN SABAH SAAT: 10.00 AÇEJŞ KONUŞMASI: Erdal INÖNÜ 2 HAZİRAN 1991 ÖĞLEDEN SONRA SAAT: 14.00 YORUM: Prof. Dr. Hurşit AHMET (Pakistan Senato üyesi) "Gelişmekte olan ülkelerde kalkınma stratejileri) OTURUM BAŞKANI: Talat ORHON PANEUSTLER: Prof. Dr. Taner BERKSOY Prof. Dr. Tansu ÇlLLER MemduhHACIOÖLU Prof. Dr. Gülten KAZGAN PANEL Türkiye'de Yeni Dönem Kalkınma Stratejileri OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Nusret EKİN PANELISTLER: Prof. Dr. Sadun AREN Murteza Çelikel Mcriç KÖYATASI Prof. Dr. Erol MANİSALI Ali Zafer TACIROĞLU PANEL Ulusal Ekonomide Sorunlar ve Çözüm Arayışları 3. GUN SABAH SAAT: 10.00 AÇILIŞ KONUŞMASI: Süleyman DEMIREL 3 HAZİRAN 1991 ÖĞLEDEN SONRA SAAT: 14.00 AÇIUŞ KONUŞMASI: Bülent ECEVÎT GEÇEN YIL BUGUN Cumhuriyet OTURUM BAŞKANI: Prof. Dr. Akın ILKIN PANELISTLER: Oğuzhan, AStLTÜRK M. Ali EREN Ertuğrul GÜNAY Sümer ORAL ÜlküSÖYLEMEZOĞLU PANEL Türk Siyasetinde Yeni Stratejiler OTURUM BAŞKANI: Şeref ÖZGENCtL PANELISTLER: Oğuz ARAL Yılfnaz KARAKOYUNLU Ali KOÇMAN ZülfüLTVANELl Doç. Dr. Türkel MlNÎBAŞ PANEL Türkiye'nin Demokrasi Deneyiminde SosyoKültürel Değişimler Dayanışma'nın zaferi 29 MAYIS 1990 Polonya'da önceki gün 50 yıl aradan sonra yapılan ilk serbest yerel seçimlerde alınan ilk sonuçlara göre Dayanışma'nın adayları birçok kentte büyük zafer kazandılar. Katılma oranı yüzde 50'nin altına düşen seçimlerde kesinleşmiş resmi sonuçların yarın ilan edilmesi bekleniyor. Bir haftadır süren demiryolu grevi de Dayanışma lideri Lech Walesa'nın çabaları sonucu askıya alındı. Alınan ilk sonuçlara göre ülkenin kuzeyindeki Gdansk'ta belediye konseyindeki 60 sandalyeden 59'unu Dayanışma adayları elde ettiler, ISTANBUL ÜNİVERSİTESİ iKTlSAT FAKÜLTESI MEZUNLARI CEMİYETİ Cumhuriyet Cad. 27/6 Taksim Tel: 150 50 34, 150 44 11 Fax: 150 16 4 2 DEVREN KİRALIK DÜKKÂN Üst Göztepe'de hediyelik eşyaoyuncakkırtasiye1000 kasetlik video kulübü CİNS KÖPEKLER Bizler; cins köpekler, yeni sahiplerimizi anyoruz. Tcl: 350 75 59 HAYVANLARIN YAŞAM HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ İrtibatTel: 177 90 01
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog