Bugünden 1930'a 5,415,159 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/16 HABERLERÎN DEVAMI çimi kazanın, seçimi" diye sesbağınyor" diye sürdürdü. Milletin kendisini yakanı yak lendi. Vatandaş bir dilim ekmek pemaya kararh olduğunu da anlatan Demirel, "Biz bu insanlara şindeyken Çankayahlar'm sefa btiyü mü yaptık" diye sordu. içinde olduğunu anlatan DemiDemirel, yönetimi elinde bulun rel, sözlerini şöyle sürdürdü: duranlann bu ülkenin hükümeti "Bana 'Niye cumhurbaşkanı olmadıklarını da anlatarak "Bu demiyorsun' diye kızıyorlar. devri kapatacak mısınız" soru Cumhurbaşkanlığı makamt sesuna "Evet" yanıtını alınca şöyle nindir arkadaş. Çankaya'da kim konuştu: oturacaksa, sen oturtacaksın. "İşte aradıgınıız ses bu idi. Halkın yüzde 80'inin reddettiği Meydanları sesi, ülkenin başın bir grubun Çankaya'ya oturttuda haksız oturanlan götürecek ğu kişiye ben 'cumhurbaşkanı' ve sandığın getirilmesini sagla dersem nasıl geiirim sizin karşıyacak. Sandıkla bir devri kapa nıza. Vatandaş can derdindeytıp yeni bir devir açacakgınız. ken Çankaya'ya 5 milyar liraya Bunlara tokat vunnayacaksınu avize aiıyorlar. Onun altında da kime tokat vuracaksınız? Bu oturup da ne yapacaksm? Bir elcüce insanlan alaşağı edeceksi leri yağda bir elleri balda. Milniz. Bu görev sizindir. Bu sizin let cefada, bunlar sefada." hakkmızdır." DYP Genel Başkan YardımcıÖzal'ın kısa bir süre öne An sı Hüsamettin Cindoruk, partitalya'da yaptığı konuşmada, sinin Çankaya ilçe örgütünde "Tophane agzıyla konuşuyor" dün partililere hitaben bir kodiye eleştirdiği Demirel, Antal nuşma yaptı. ANAP'm siyasal ya'da bu eleştirilere de yanıt ver parti değil, "şirket" olduğunu di. Kendi sesinden rahatsız olan savlayan Cindoruk, "Biten bir lar bulunduğunu belirten Detni ANAP ile bölük pörçük sosyal rei, "Benim sesimden rahatsız demokrat SHP'nin karşısında olanisriB işi bitmiştir. Beaden DYP tek iktidar adaytdır. O kakorkanm bir yanhş işi> b i r P<s M dar ki sosyal demokratlar ne vardır" dedi. söyleyeeeklerini şaşınnışlar, işi u Ai eiinden tez günde Çanka çevredliğe döktniışier. Çevreciya'sıs tabtını, tez eiden değişiir likten başka tutuaacak daliart bu miiietin bahönı" ve "tşte kalmamıştır. SHP bir ümil meydan, işte fırsat" pankartla de^Jdir" dedi. Cumhurbaşkanı rımn dikkati çeküği Antalya Turgut Özai'ı da eleşüren CinCumhuriyet Alanj'nda, 2 hazi doruk, "Türkiye'nin gündemini randa seçsm yapjlacak olan Fet dcgö, TRT'nln gündemini tayin hiye'nin Kemer beldesinden ge ediyor. Spikerlik yapıyor. Üstelen DYP'lilerin eiindeki bir pan tik sesi de kötü. 700 kelimelik kart ise arkadakilerin görmesi Türkçe ile konuşuyor. Kakafoni engeliyor diye Demirel tara nik bir kişi. Ama TRT'nin etkifından indirildi. Demirel, Ke sine ragmen ANAP'ın oylan merliiere "Meseie o pankartı ba yüzde 12'ye düşmuştur" diye n» burada göstermek değll, se konuştu. 26 MAYIS 199 Demirel: Bunlar haramzade gülüm" şarkısı eşliğinde alkışlarla konuşma yapacağı DYP'nin "Kırat" otobüsünün üzerine çıkarken "Toroslann insanı" diye sunuldu. DYP lideri, Elmah, Alanya ve Antalya'da yaptığı konuşmalarda, ülkeyi yönetenleri "haramzade" olarak niteledi ve "Bu haramı bunlardan sormak boynuımızun borcudur. Yetimin hakkı olan bir tek kör kunışu onlara kusturmazsak, bir daha bu meydanlara gelmeyiz. Meydanlara gelememek benim için ölümden beterdir" dedi. Miting alanlarındaki kalabalıkları sorduğu sorulan yanıtlatarak konuşturan Demirel, milletin yandığmı belirterek "Bu miileti kim yakıyor" sorusunu yöneltti. Alanda bulunanlardan "özal" yanıtını alan DYP lideri sözlerini, "Aksam TV'ye çıkıp ülkenin 10 senede Avrupa'yı geçtigini söylüyorlar. Tiirkiye bu kadar Uerledi de ülkenin kalkınmaya en müsait beldesinde insaalar niye 'Yandun anam' diye (Baştara/ı 1. Sayfada) Teröre operasyon Başbakan Akbulut, 'Tuğgeneral Cingöz'ü vuranlardan biri yakalandı' dedi. Ancak Adana Vali Vekili, 'Bu aşamada yakalandı demek yanlış olur' diyerek Akbulut'un açıklamasım doğrulamadı. Haber Merkezi Başbakan Yıldırım Akbulut'un "Adana'da Tuğgeneral Temei Cingöz'ü vuranlardan biri yakalandı" şeklindeki açıklaması, Adana Vali Vekili Faik Köken tarafından doğrulanmadı. Köken, şüpheli bazı kişilerin gözaltına alındığını ve ellerinde olayla ilgili önemli ipuçları bulunduğunu bildirerek "Ancak bu aşamada 'saldırganlardan biri yakalandı' demek yanlış olur. Günaha girmek istemeyiz" dedi. Emekli Korgeneral Ismail Selen'in Ankara'da uğradığı silahh saldırı sonucu öldürülmesiyle ilgili soruşturma sürerken Ankara Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, Selen'in saldırıya uğradığı yerdeki korumasında emniyetjn sorumlüluğumın bulunrnadığıni öne sürdü. Güney tlleri BüromuzuB haber ine göre Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Temeî Cingöz'e evinin yakmmda teröristlerce girişiîen silahh saldınyla ilgili operasyonlar sürerken Başbakan Yıldırım Akbulut'un "Saldtrganlardan biri yakaiandı" açıklaması olaya yeni boyut kazandırdı. Adana Vali Vekili Faik Köken, operasyonlarm arahksız olarak sürdürüîdüğünü beîirtti. Emniyet Müdürlüğü'nce sürekli alınan ve bıraküan olduğunu, bu nedenle gözaltmdakilerin sayısı konusunda kesin bilgi veremeyeceğini bildiren Köken şunları söyledi: "Emniyet MüdUrlüğü'nde hareketlilik var. Elimizde önemli sayılabilecek ipuçları bulunuyor. Operasyonlan da bu yönde sürdürüyoruz. Ancak bu aşamada 'saldırganlardan biri yakalandı' demek yanlış olur. Günaha girntek istemeyiz. Sanıyorum 35 güne kadar bazı sonuçlar çıkar. Vali Recep Birsin Özen yarın (bugün) akşam Belçika'dan dönecek. Kendisi daha doyurucu bir açıklama yapabilir." Bu arada, uğradığı silahh saldın sonucu ağır yaralanan Tuğgeneral Temel Cingöz'ün sağîık durumu ise düzeliyor. Öte yandan Selen'in öldürülmesiyle biriikte yasadışı örgütlerin ölüm tehdidi akmda buîunan kamu görevlilerinin yeterince korunup korunma&kîan tartışması bir kez daha gündeme geldi. Selen'in can güvenliği gerekçesiyîe koruma istediği, ancak bunun sağlanmadığı şeklindeki iddialar üzerine dün bir basın toplantısı düzenleyen Ankara Emniyet Müdürü Hasan Özdemir bu iddiayı yaianladı. özdemir, koruma konusunda yapslan son düzenleme ile ölüm tehdidi altındaki asker kökenli kişiler için evlerine yönelik korumamn poüsçe, yakın korumanın ise asker tarafından yapılmastnın kararlaştırıldığmı bildirdi. yük bir • patlamayla baslayan yangın kısa sürede büyüdü. Yangımn başlamasıyla biriikte 3. kattan atlayarak yaralanan ve Taksim tlkyardım Hastanesi'ne kaldırılan Ibrahim Ydmaz Yaşarsoy binada 10 kişinin yasadığını söyledi. Yaşarsoy kurtarılamayarak oldü. Yaşarsoy'la biriikte enkaz altından 3 erkek, iki kadın ve bir çocuk cesedi çıkarıldı. Binada ikâmet ettikleri saptanan kişilerin adları şunlar: Turan Baysal (55), Yılmaz Yaşatürk, Ayten Cilenti (44), Cüneyt Cilenti (17), Hatice Tosun (19), Melahat Azgıner (47), Ayşe Meral (34). Yetkililer binada ikamet edenler arasında Ash Meral (10), Deniz Meral (12), Tayfun Meral (15), Ziya Meral'in de (18) bulunduğunu, belirttiler. ttfaiye yetkiliieri, yakiaşık iki saat suren yangmda ölenlerin sayısının binanın tamamen yıkılarak enkazın kaldırümasından sonra belirleaebileceğini kaydederek öiümlerin dumandan zehirlenme, yarana ve enkaz aitında kalmadan kaynaklandığım biidîrdüer. Yetkililer, ayrıca yangın merdiveninin buluomamasının ölü sayjsını yukseltüğini söyledüer. Yangjnda Ölenlerin adlan şöyle: Turan Baysal (55), Hatice Çüenti, Ayten Çilenti (44) f Cüneyt Cilenti (17), Hatice Tosun (19), Melahat Azgıner (47), Ash Meral (10), Deniz Meral (12) ile hastanede ölen tbrahim Yılmaz Yaşasoy. Binanın bodrum katmda bulunan dükkânlardan birinin konfeksiyon atölyesi, zemin katındaki kebapçı dükkârunın Niyazi Bora'ya ait olduğu, birinci katta da konfeksiyon işyeri buiunduğu öğrenildi. GÖZLEM (Baştaraft l. Sayfada) UĞUR MUMCU OLAYLARIN GERCEK lir elde ediyordu. Bugün Yumur(ahkKerkük boru hattında 9,5 mttyon ton petroi var. Uzmanlar uzun siire beklerse hampetrolün borularda bozulabileceğini ileri sürüyorlar. Türkiye, yılkk petroi ihtîyactmn ortalama yansım bu hattan sağhyordu. Sortuçta, Irak'a uygulanan Birleşmiş MiUetler ambargosu, Türkiye'nin çıkarlarını büyük Olçüde baltalıyor. . Vaşington, Saddam'm dtişüriilrrtesi için ambargoyu sürdürmeyî bir siyaset olarak benimseyebilir; Birleşmiş Milletier Giivenlik Konseyi'ni de bu politikaya alet edebihr. Ancak bu arada başka işler de yapmaktadır. TÜrkiyeABDarasmdaki "stratejik ışbırltği"nm belirsızliği yanmda, belirli olan çarpıcı göstergeler de eksik değildir: Kıbns sorununda Ankara'dan daha çok özveri beklenmekte, Yunanistan'la Ttirkiye arasmdaki Unlu 7'ye 10 oranı da ABD Kongresi Dişişleri Komisyonu'nun aldtğı son kararda ısrarla korunmaktadır. Türkiye, Saddam'ı ıktıdardan düşürmek için uygulanan polittka uğruna, kapatılan petroi hattmm bekçihğını ustlenmektedir, Bu nedenle yılda yakiaşık 300 miiyon dolarlık bir gelirden deyoksun kaimaktayız. Eğer bu bekçilığın hukuksal gerekçesı kalmtşsa diyecek bir şey yoktur. Ancak Birleşmiş MiHeiler'in temel yasasma göre hukuksal bir gerekçe katmamtşsa "büyük dosiumuz" Amerika'mn tutumunu nasıl değerkndireceğiz? • ** (Bttştarafi I. Sayfaıia) Akbıdııt'a seçim baskısı her yü ortalama yüzde 5060'lar düzeyinde seyreden enflasyonun toplumda "büyük lahribat yaptığını" kaydetti. Demirel, "Enflasyon kendiliginden olmaz, sipariş üzerine de gelmez. Enflasyon bir politikadır. Bugün ulkeyi yonetenlerin poiitikasıdır enflasyon" diye konuştu. Son faiz operasyonunu da değertendiren Demirel şöyle devam etti: "Şimdi Türkiye'de faiz serbest mi? ÖyJe diyorlar. Eee, o zaman niye 'üç indir beş kaldtr' diyorsunuz? Eee, 'Canım onu kendini bilmez biri yapmış' diyemezsiniz. Bu politikaiara 'kargayı bülbül yapmak' derler. Ayrıca şu da var, sürekli 'İşte 5980'den sonra sçrbest piyasa ekonomısıne geçuk' lat'ları ediliyor. 10 sene evvel Marksist ekonomi mi vardı Türkiye'de?" {Büftarafı l. Sayfada) Cumburbaşkanı Turgut Özal, dün kaldığı Çırağan pjdag oteli'nden saat 15.30 sıralannda, beraberinde eski milli savunma bakanlarmdan Ercan Vurathan olduğu halde ayrüarak sahil yolundan Rumelikavagt'na aitü. Öza!, burada eski Beşiktaşlı fııtboku Bora Öztürk'ün bahk lokantasında yemek yedi. Özal yemekteyken saat 17.40'ta oğlu Ahmet Özal, kendisinin kuliandtğı jiplc lokantaya geldi. Lokanta çıkışında Özal üstu açık araba ile Rumelikavağı iskelesine giderken yurttaşian sclamladı. Ancak ilgl gftrmedi. tskelede oğfu Ahmet özal, Ercan VtıraHıan ve tstanbul Emniyet Muduru Mehmet Ağar ile birltkte kendisini bekleyen surat motoruna binerek denize açıldı. Özal ve beraberindekiler 40 dakikahk deniz turundan sonra Çırağan Palas Oteli'ne dftndtiler. Bogaz gezisinden önce de Özal Çırağan Oteli'nde Turkiye Giyim Sanayicileri Derneği ile tstanbul Sanayi Odası temsikilerinden oluşan "Kota Görüşmeleri Komitesi"ni kabul etti. Komitede bulunan Engin Koyuncu, Hasan Arat, Nuri Akm, Sezer Mavituncalılar, Atanıan Onar ve Atilla Alptekin Özal'a "Tavsiyeleriniz her zaman Türk ibracatçılarının rehberi olacaktır" dediler. Cumhurbaşkanı Özal daha sonra Kültür Bakanı Namık Zeybek'in konugu olarak Türkiye'de bulunan Arnavutluk Kültür Bakanı Moikom Zego'yu kabul etti. grubunuu 276 kişiHk ezici çoğunluğu ile bulduğu saha avantajmı TOBB geneî kurulunda bulamadı. Klasik üslubuyla konuşmasma baslayan Başbakan Akbulut, önce Demiı'el'in eleştirilerini yarutlamayt yeğledi. "Benden önceki konuşmacılann söylediklerine göre Tiirkiye büyük bir feiakette karşı karşıya" deyince, sözleri delegelerce kesildi ve "Doğnıdur" diye bir uğultu yükseldi salondan. Akbuîut'un konuşması daha sonra da sık sık kesildi ve bazı delegeler laf attılar. Genel Kurul Başkanı Şinasi Ertan, Başbakan'a uygun konuşma ortamı sağlayabilmek için zaman zaman güçlük çekti. Ertan, delegeleri, "Arkadaşlar, liitfeo âinleyelim, bu tür hareketler bizim camîamıza yakışmaz" diye uyardı. Enflasyon kurumsallaştı Demirel'den sonra konuşan SHP Genel Sekreteri Hikmet Çetin de, ülkenin bugün içinde bulunduğu sorunların aşılabilroesi için "hemen erken seçim" yapıhrıası gerektiğini söyledi. Çetin, "Bu sorunların üstesinden ancak gerçek halk desteğini arkasında duyan bir hükümetin gelebileceğini" söyledi. Enflasyonun kurumsallaştırıldığını, vergi sisteminin yozlaştmldığını, terörle mücadelenin önemli bir sorun haline geldiğini kaydeden Çetin, partisinin ekonomik görüşlerini de özetle şöyle açıkladı: "Biz hiçbir alanda yasakçı defiliz. Her türlü düşüncenin, inancm ve teşebbüsün serbest olacağını savunuyoruz. Türkiye'nin istikrar içinde sanayileşerek, büyüyerek, hakça bölüşerek gelişmesini savunuyoruz." "Artık dinlemeyeceğiz" Akbulut'la TOBB delegeleri arasında geçen karşıhkh konuşmalann bir bölümU özetle şöyle: AKBULUT 1980 öncesinin olumsuzlukiar... DELEGELER Bunları çok dinledik, geç... AKBULUT Daha çok da dinleyeceksiniz... DELEGELER Hayır, artık dinlemeyeceğiz... AKBULUT 70 sente muhtaç olduğumuz günleri... DELEGELER (Gürültü ve gülüşmeler) AKBULUT O dönemde yağ var rmydı, bulabiliyor muydunuz? DELEGELER O zaman, siz de o partideydiniz... AKBULUT Sizin gibi kuruluşlar ve muhalefet "Ekonomi battı batıyor" dedikçe ekonomimiz menfi etkileniyor... DELEGELER Pancar paraları, pancar paraları... AKBULUT llla gayri memnun bir tablo göstermeye çalışmanın faydası yoktur... DELEGELER Buğday fiyatlan hâlâ açıklanmadı. Adana'da buğday 350 lira... AKBULUT Seçim 1992'de, zamanındayapılacak. 1987 seçimlerini biz aldık. Oy nispetimiz yüzde 37. DELEGELER tdi... leriyle askıya alınacak; sermaye, askeri darbeler eliyle güvenceye bağlanacaktı. % Arjantin'de ve Şili'de böyle de oldu. Bu model okyanuslar aştı, Türkiye'nin de kapısına dayandı.12 Eylül öncesinde Türkiye bir iç savaş içine sokuldu. Aynı toplumsal katmanlardan gelen halk çocukları "devrimcilik" ve "ülkücülük" adlarına birbirlerine kırdırıldı. Bir uğursuz savaş yaşandı. Terör eyleminde kullanılan silahların onda dokuzunun NA1D ülkelerinde üretildiği çok sonraları anlaşıldı. Bu uğursuz savaşta beş bin genç bir "gençlik soykınmı" yapıltrcasına yok edildi. Ve tabii sonunda olanlar da oldu. O koşullarda darbe, "yağmurun yağması gibi doğalhkla" geldi; oturdu. ,;ı "Ekonomilerin militarizasyonu" adını verdigjmiz model, Kanan Paşa, MGK ve Başbakan Yardımcısı Ozal'ın elleriyle "emir komuta zinciri ve emirle" yerleştirildi. ANAP, işte bu modelin sivil kadrosudur. Liberallikmiş, sivil toplummuş.. ve "serbest piyasa ekonomisi" imiş.. Bütün bunlar birer aldatmacadır. Siz işin özüne bakın: ANAP, 12 Eylül'ün turfanda ürünüdürl Bu olgunun en büyük kanrtları, bugünkü devlet protokolünün 1 ve 2 numaralı koltuklarıdır: 12 Eylül Askeri Hükümeti'nin Başbakan Yardımcısı bugünün Cumhurbaşkanrdır. Bugünün TBMM Başkant da 12 Eytüt'ün Maliye Bakanf'dır. Fazla söze ne gerek var? Bu Göney Amerika rnodeli, Törkîye'nin güneydoğusundan gelen Arap rözgârlanyla kanşarak, dtrtsei duygulart ve dince kutsal kavramîart "arabesk liberalizmin" emrine soktu.Bugünierda bir başka "güney /node//"nden söz edH'tyor. "Göney Kore mode//"nden! Güney Kore, bir güdümlü demokrast modeüdtr. Bu modeide de liberal ekonomi, ordu eliyle uyguianm Bu sözde Itbera! ekonomi, Güney Kore'yi yabanct sermayeye açmış, buna karşılık işçi ücretlerini sınırlı düzeyde tutmuştur. Tıpkf özai'ın yaptığı gibi.. Güney Kore modefi, Güney Amerika modelinin Asya'daki uzantısıdır. SHP eski Genet Sekreteri Deniz Bayka!, "Egs Genç işadamlan Demeği" tarafından düzenlenen toplantıda şöyfe tonuşuyor: Türkiye için çağrıştırabileceği bütün olumsuzluktara karşın bir askeri dikta rejimi altında gerçekieşmiş olması gibi unsurlar bir yane, fakat bir ekonomik model olarak bu modeti bizim dikkatle, ciddiyetle incelememize ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Baykal, bir soru üzerine de bu rnodeli ömek otarak göstermediğini, ancak Güney Kore'nin yapttğı stçramanın da gözardı edilmemest gerektiğini, "Tanzirnat aktarmacâğı" ite de sorunlann çözülemeyeceğini sözierine ekliyor. Baykal, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültest'nde "siyaset sosyolojisi" dersleri vermiş olan bir eski öğretim üyestdir. Bu modelierin siyasal ve ekonomik yönleriyle bir butün olduğunu da bilir, bu re]imlerin siyasal sonuçian ve "toplumsal maliyetieri"n\ de... Ve bu sözierin, hangi zaman diliminde ve nerede konuşulması gerektiğini de... işçi haklarının asker yöpetimier eliyle yok edildikleri üikeSerde ABD desteği ve yabancı sermaye katkssıyla uiusal gelîr arttırmanın güç bir yanı yoktur. Sorun, kaikınrnayı, demokratik rejim içinie yapabilmek ve bu utusal geliri toplumsal sıntf ve tabakalar arasmda adaletli biçimde dağıtabilmektedir. Güney Kore modeli, "emefc ağırlıkh kitle p&rtjsi" olduğunu ileri süren sosyal demokrat partiSerde değil, varlık nedenteri darbelere bağlı ANAP gibi partiler içın söz konusu olmalıdıf. Türkiye demokrasisinin "makus talihi" biraz da, "sosyalist o/mayan sol partiler" i!e "liberal olmayan sağ partiler" arasında bir pingpong topu gibi gidip gelmesinden kaynaklanıyor. "Denize nazır sosyal demokratlar"\n gözleri, demek, göre göre ancak Güney Kore'yı görebiliyor! TAHMİNLER l.KOŞU:F:(8)Cariye,PP: (1) Hayırlıoğlu, P: (2) Sonkoz, S: (6) Doğanbatur. 2. KOŞU: F: (4) Mertkan, PP: (1) Heybetli, P: (7) Mücahit, S: (2) Birtaç. 3. KOŞU:F:(4)Paçho,PP: (5), Sarısaka, P: (8) Bonny, S: (6) Süper Sony. 4. KOŞU: F: (7) Native Procida, PP: (2) Godwinner, P: (10) Serdarbey, S: (11) Tycoon. 5. KOŞU: F: (6) Southerdancer, PP: (4) Ottoman, P: (2) Catline, S: (8) Calandra. 6. KOŞU: F: (3) Doğubatur, PP: (11) Begüm, P: (9) ömer, S: (12) Handan, S: (7) Melike 13. 7. KOŞU: F: (5) Michael Jackson, PP: (3) Hats Off, P: (7) Iskoçyah, S: (4) Karındaş. V PENCERE (Baştarafi 2. Sayfada) HBntlilerden Moliere (Baştarafı 1. Sayfada) de genişlemiş imparatorluk, Alemgir ile artık gerileme eşiğinde. Yabanc» devletler, başta Ingiltere, sömürgeci sıfatıyla kapıda. Alemgir (16581707), devletin çöküşüne koşut biçimde sofu, gaddar, zalim, ama yeteneksiz bir hükümdar. Müslümanlığı nedeniyle Hindulara karşı olması, onları isyana itmiş. 1 0 7 10 11 a 9 yetli insanların dini duygularını ve inançlarım kendi cıkarına sömüren ve bunü sürekli olarak din adına yaptığını söyleyerek göz boyayan bir ikiyüzlüdür. Hintli "Tartuffe" ile Fransızı arasında fark yoktur aslında. "Tartuffe", zengin ve saf dindar Orgon'un evine kendini misafir Moliere belki Alemgir'in varlığından bile haberli değildi o yıllarda. Ama 300 yıl aradan sonra "Tartuffe", Güneş Kralm değil, Alemgir'in döneminde Moliere, oyunu baştan yazmak geçiyor. zorunda kaldı. Ancak beş. yıl Hintli "Tartuffe", o dönemin sonra yeniden sahnelenmesine bir özelliği olarak saf ve iyi ni izin çıkabildi. ettirir, kansına ve kızına göz koyar, evine ve malına sahip çıkmaya kalkar. "Tartuffe*, bütün bunları din kisvesi altında yapar. 14. Louis döneminin Protestan düşmanı Katolik softaları, Moliere'e boşuna diş bilemiyorlardı. Moliere, boşuna ölümle tehdit edilmedi ve cenazesine boşuna süprüntü gibi davramlmadı. Oyun ilk kez 1664'te oynandığında Katolik Kilisesi öyle büyük bir tepki gösterdi ki tiyatro tarihinin ilk sansürlerinden biri uygulandı. Ingiltere'nin en başarıh etnik tiyatrolarından "Tara Arts"ın kunıculanndan yönetmen Jatinder Verma, "Tartuffe"ü klasik Hint danslı, mtizikli, yaratıcı, renkli, yer yer karikatürsü, kültürlerarası bir gösteriye dönüştürmüş. Ancak oyunun ciddi mesajı yerli yerinde. Yönetmen Verma, "Böyle bir klasik oyunla bugünün insanına ne vermeyi düşünüyorsunuz?" sorumuzu yanıtlarken, "Bu oyun bugün bile bağnaz görüşlerle alay edebiliyor. Amerikada, başka yerlerde bu tur görüşlerin arttığını görüyonız. Salman Rüşdü olayı da bağnaz görüşleri yeniden gündeme getirdi, tartısmaya açtı" diyor. Hintli bir yönetmen tarafından, Hint kökenli sanatçılarca sahnelenen "Tartuffe" henüz Hindistan'ı ziyaret etmedi. îngiltere"de ise basından sürekli övgü aldı. Daily Telegraph, "Oryantal bir Moliere, kültürlerin nefis bir karmasına fırsat veriyor" derken, Sunday Times, "Gayet zekice ve mükemmel bir yapım" dedi. Financial Times, "Sanat ile siyasetin aynlmazlığı, çağlar ötesinden yine karşımıza geliyor. Oyun baştan aşağı değişmiş, ama ruhu aynı" diye yazdı. Times gazetesinin saygın kitap eki TLS, "Gercek Tartuffe^ den daha yalın ve neşeli" değerlendirmesi yaptı. Akbulut muhalefet grubunda gibiydi Genel kurulda önce Demirel, ardından Çetin ve son olarak da Başbakan Akbulut'un kürsüye gelişleri, üslupları ve salondaki hava, bir ölçtide TBMM'deki bütçe görüşmelerini andırıyordu. Ancak Akbulut, TBMM Genel Kurulu'ndaki ANAP Bir Toshiba alm tki Toshiba salıilri olıuı Şimdi Toshiba Lap Toplar, T 1000 model Lap Top Hediyeli OvT.Dunya'dadâustubUgisayır taıllartmlann Todıiba U ç Top'u torcDıyuzdegdir.. DUnyanın tercıh ettığı Toshiba LapTop'un 20değışıkmodelmden birinı seçin . Toshiba T 1000 model Lap Top sahibi de olun... çekilışsiz...kurasız... K>sa bir sure için sıze tanınan bu özel olanaktan yararlanın... KISABİRSÜREİÇİNÖZELBİRİMKAN . . . TOSHİBA Türkıye DıstnbOtörO ELEKTROMAK BÛRO MAKİNALARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Büyükders Cad Basman Han No.4 K a t i 80260 Şlşlllslanbul Tsl:133 01 00/4 Hat Fax. 140 73 09 Telex 27362 Omkn tr In Touch with Tomorrow B .l0ftkiVtTBÎt¥işrYÎttIoSfeBş TÜYAPİSTANBUL SERGİ S91 28 30 MAYIS 1 SARAYI UYGULAMA GÖSTERİLEHİNE DAVETÜSINİZ. lışıyor; mazot ve benzin kokusu ortalığa yayılıyor; yine de herkes "biraz sonra yol açılır" diye bekliyor; yol açılmıyor; sürücülerin çoğu kontak anahtarını kapattılar; önce merak, sonra sıkıntı, daha sonra öfke ve tepki dalgaları kişiden kişiye kısa dalga üzerinden yaytn yapıyor; homurdanmalar işitiliyor: Neden durduk? Bilmem... Memur bey, memur bey... Buyrun... Yolu neden kestiniz? Emir böyle... Kimi yüreksiz, kendini ortaya çıkarmadan alçak sesle "ya sabır" çekiyor; kimisi yolculan kışkırtmak ister gibi yüksek sesle "fesuphanallah" diyor. Memura soru soran dolmuş yolcusu bu kez üsteliyor: Emrin bir neden) olmalı... Ne bileyim kardeşiml.. Kes dediler kestik. Biz emir kuluyuz, keyfimizden mi yaptık?.. Yolculardan biri lafa karıştı: Ben biliyorum... Polis: Neyi? Yolu neden kestiklerini. Nedenmiş? Semra Özal geçecek... • Gerçek mi, değil mi? Artık önemi yok... Kimi zaman söylence gerçeği aşar; gerçekten daha çok gerçeklik kazanır. Özal ailesine ilişkin söylenceler ses duvarını aştı. Aile bireylerine dönük haberler, yorumlar, dedikodular üst üste ekleniyor; oğulların, kızların, biraderierin, yeğenlerin suretleri çarpıcı bir aile albümü oluşturuyor; kimlik belgeleri lunapark aynalarına yansıtılıyor. Sabah gazetesinde bir manşet: "Semra Özal'a Çinli zayıflama doktorul.. Dünyaca ünlü Çinli diyet uzmanı Dofctor Çung, Semra özal'ı zayıflatmak için Türkiye'ye getirildi." Bayan Özal'ın ünlü papatyalarından birisi Çinli doktoru havaalanında karşılamış; önemli konuklar salonunda ağırlamış; sonra bir arabaya atıp götürmüş... Kime? ANAP İstanbul İl Başkanı'nal.. Haber doğru mu? Doğru olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Olay ilk günden bugüne kadar yaratılan aile tablosuna o kadar yakışıypr ki ağzınla kuş tutsan artık kimseyi tersine inandıramazsın. Özel uçaklar, sıra sıra lüks arabalar, savurganlık saltanatı, şatafat merakı, yoksullara tepki, işçilere düşmanlık, zenginlere muhabbet, milyarlık düğünler, yat sefaları birbirine eklemlenerek uzun bir film oluşturuyor; halkın gözünde çerçevesi çizilen aile tablosuna Çinli Doktor Çung pek yakışıyor. Basın yalancı mı? "O yalan, bu yalan, fili yuttu biryılan" özdeyişinden geçtik;ailenin yaşam biçimi ortadadır. • Özal her gün televizyonda boy gösterdikçe; "bu ülkede her şey benden soru/ur" havasına girdikçe; "aile boyu yönetim" günden güne daha beter biçimde iktidara oturdukça; halktüm olumsuzlukların hesabını "aile"ye fatura etmeye başladı. Hoş bir şey değil... Ama gerçek. Biriken tepkiler, Türkiye'de büyük bir siyasal patlamaya gebeliği oluşturuyor; faturanın bedelini yalnız 'aile' değil, ANAP iktidarı da ödeyecektir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog