Bugünden 1930'a 5,453,480 adet makale



Katalog


«
»

16 MAYIS 1991 Sanatçımn yalııız ölimıü Mesleğinin doruğundayken şeker hastalığı sonucu sanattan kopan, perde ve sahnelerin "Yuki"sinin altı yıllık dramı Yeşilçam'daki bir otel odasında son buldu. Bir başına ve kimsesiz. Tiyatro emektarlanndan Yüksel Gözen, dünyaya bir otel odasında sessiz ve sakin veda etti DUN^ADA BUGUN ALİSİRMKN HABERLER CUMHURİYET/3 1 EŞtLÇAMlNACIKAYBI *Baba' Ihsan öldü TURHAN GÜRKAN Türk sinemasının tiyatro kökenli 40 yılhk çok yönlü emektar sanatçısı thsan Yüce'yi, bir kalp krizi, ansızın aramızdan çekip ahverdi. Önce tiyatro oyuncusu, yöneücisi, sonra sinema oyuncusu, senaryo yazarı, yapımcı ve yönetmen olarak sanat dıinyamıza yeteneği ve deneyimi ile yıllar boyu hizmet verip, değerli katkılarda bulunan thsan Yüce'nin kaybı büyük üzüntü yarattı. Haydarpaşa Göğtts Cerrahisi'nde öölen sanatçımn cenazesi, bugün Üsküdar Doğancılar Camü'nde kılınacak öğle namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Kısa boyu, olgun, babacan tavırları, sevimli haliyle thsan Yüce, sanat dunyamızın en alçak gönüllü üyelerinden biriydi. Buyük bir aşk ve tutkuyla bağlandığı sanat yaşamında kannca kararınca, sessiz sedasız çalışarak onurlu bir adla birlikte 40 yılhk bir uğraşı da geride bıraktı. thsan Yuce, 23 Ocak 1929'da Elazığ'da doğdu. lzmir Atatürk Lisesi'nden sonra tzmir tktisadi ve Ticari tlimler Akademisi'nde okudu. Bir süre özel kuruluşlarda muhasebecilik yaptı. Sanat yaşamına 1952'de tzmir Halk ve Çocuk Tiyatrosu'nda "Portakal Kabukları" adlı oyunla başladı. Sinemaya profesyonel olarak 1960 başlarında geçen sanatçı, kısa sürede Yeşilçam'ın aranılan ve sevilen karakter ederdim ben. Hep tek başınaydı. Bahtsız kahramanlardan biriydi. Hep şaşırırdım, çocuklugundan beri zor gunler geçirmişti, buna ragmen nasıl dünyaya bu kadar gülen gözlerle bakardı. Hiç kindar olmamıştı. Çalışamaz hale gelince ne olacak diye merak edip durdum. Bir altındı o. Degerini bulamamış bir «ariâtev ztyan blnflı$ W yetenek. Yazık ki bu kadert pa.vlaşacak çok sanatçı var" diyor. Gülriz Sururi ise şöyle konuşuyordu: "Ben Yüksel GÖzen'i en az tanıyan meslektaşlarından biriyim. 'Kaldırım Serçesi' müzikalinde ona Papa rolunu vermiştik, bir hafta Eskişehir Anadolu Üniversitesi kampusunda birlikte oynadık. Bizim meslegimizin neferlerindendi, ama göze çarpmayan adsız kahramanlardan biriydi. Oysa savaşları hep AHU ANTMEN Bir fotoğrafm fotokopisi. Üstünde Yüksel Gözen (19371991) yazıh. Ses Tiyatrosu'nun girişinde, her cenaze töreninde yapıldığı gibi birer iğneyle dağıtılıyor. Sonja yakalardan düşuyor, Beyoğlu sokaklannda rüzgârın peşinden sürükleniyor, artık yalnızca bir anı... Tiyatro dünyası Yüksel Gözen'i, ama tiyatrocu dostlan Yuki'yi, Namşiş'i yitirdi. Geçen cumartesi günü aramızdan aynlan Yüksel Gözen için önceki gün Ses Tiyatrosu'nda gerçekleştinlen "son uğurlama"da herkeste derin bir üzüntü. Tanıdık yüzler, tiyatro sahnesinin ortasına yerleştirilmiş tabut başında "saygıda" duruyor, kimisi dayanamıyor ağhyor. Hadi Çaman, Göksel Kortay, Fttsun Erbulak, Gülriz Şururi, Tevfik Gelenbe, Münir Özkul, Ferhan Şensoy, Ahmet Gülhan, Ekrem Bora, Tanjıı Giirsu... Daha nicelerı. Yüksel Gözen kalabahkları, "dolu salonlan" severmiş, hep yalnız olmasına karşın. Evet, kalabalıkları severmış, ama yaşamımn özellikle son birkaç yıh Yeşilcam'da bir otelin sessİ7 odasında geçmiş. Ara sıra karşılaştığı dostlarına, "Aranmaz oldum, kimse kapıtnı çalmıyor artık" dcrmiş, ama yakınmadan. Sonra Yeşilçam'daki berber Burhan'a gider beklermiş. "Belki bir iş çıkar" diye. Son zamanlarda Gözen'e iş teklif etmek için berbere gelen pek olmuyormuş zaten. Yüksel Gözen tiyatroculuğa 1962 yıhnda Dormen Tiyatrosu'nda başlamıştı. 1971'de üyatronun kapanmasıyla birlikte Nisa SerezliTolga Aşkıner Tiyatrosu'nda çalışnıaya başladı. Bir dönem Hadi Çaman ve Yeditepe Oyuncuları ile birlikteydi. Son birkaç ay kadar da Nejat Uygur Tiyatrosu'nda çalışmıştı. 198O'lı yıllarda rol aldığı 14 bolumluk TV dizisi "Üç tatanbui" mesleğinin "başan"» lâiından, blri sayılıyor. Gözen, 1985 yılında da "Yalnızlar Parkı"ndaki rolüyle Avni Dilligil ödülü'nü kazanmıştı. Kendi çahştığı tiyatro, hep en iyi tiyatroydu, kendi çalıştığı tiyatronun salonları her zaman doluydu. Oyunlardan önce gişeyi kontrol eder, diğer oyunculara "Ooo, tıklım cıklım" derdi. Belki yalnızca ilk dört sıra "tıklım tıklım" doluydu, ama öyle görmek istiyordu. Dormen ÖDÜL ALDIĞIOYUN Tiyatroya 1962 yıhnda Dormen Tiyatrosu'nda baslayan Yüksel Gözen, Hadi Çaman'la oynadığı "Yalnızlar Parkı'ndaki rolüyle de Avni Dilligil ödülü'nü kazanmışü. Tiyatrosu'na duyduğu aşk hiç düm, tahliller yapıldı, bize bir insancıldı, dünyaya maviş gözölmedi. Haldun Dormen ıle bir çeşit ulser olduğunu ve her haf leriyle gülerek bakardı, kalbi telikte çalıştığı Sçs Tiyatrosu onun ta hastaneye gitmesi gerektiğini mi/.di, uzulenle uzülür, sevineneviydi, kendisine ait hissettiği söylediler. Ama yara bir türlü le sevinirdi..." tek yerdi belki de. "Haldun kapanmıyordu, şekerden olabiYüksel Gözen'in yalnızhğı, Dormen'den daha çok Dormen leceğini sorduğumda doktorlar bir otel odasında bir başınalığı, ciydi" diyor Hadi Çaman onun olmadığını söyledi. Doktorları Türkiye'deki sanatçılann yaiçin ve "Sanki 1970'lerde ka suçlamıyorum, belki gizli şeker şamöykulerine bakılınca bir pandığında ölmüşıü Yüksel di, belki son hirkaç aydır ^eke "ilk" değildi, bir " s o n " da oliis( ri vardı. Ama bilinmeyen bir mayacaktı ku^kusuz. Gözen." Son 3 yıldır bacağında bir ra • hastalık degll kt 1m. Biz bu fflaNededİİIr?"" hatsızhğı vardı, ayağını sürüye mı şekerden gbmdük, * 1 f f rek yfirüyordu. Dolayısıyla ış üzüldüğum bu." Yuksel Gözen'in yakın arkaŞekeri olduğunu hep reddet daşlarından tiyatro sanatçısı bulması hiç kolay olmuyordu. O gün ne kazandıysa onunla ya mişti, ama şeker komasından cı Hadi Çaman, "Hepimizin en şayan bir sanatçıydı. Derdıni kamadı. Reddediyordu, ancak yakın arkadaşıydı, ama hiçbiriiçine atan biriydi, ama bir gun biliyordu belki de. Hastaneye miz onun yakın arkadaşı değilyakın arkadaşı Hadi Çaman'a gidecek parası yoktu. Cenaze dik" diyor ve ekliyor: "Ona saanlatmıstı: "Bana bacağında çı için yetecck kadar parası bile hip çıkamadık. Zor günlerinde kan bir yaradan söz ediyordu, yoktu. yanında olamadık. Dünya onu ama oylesine... Sivilce çıktı, kaŞatafat içinde yaşamamıştı, sevdi mi bilmiyorum, ama o şıdım diyordu... Dormen Tiyat ama Ses Tiyatrosu'nda görkem dtinyayı çok severdi." rosu'ndan sigortalıydı, onu sos li bir biçimde uğurlandı. Şimdi Göksel Kortay, "Yüksel'e ne yal sigortalar hastanesine gotür anlatıyor dostlan: "Sevecendi, olacagını 25 yıl önce de merak oyunculanndan biri oldu. Sonra senaryo yazmaya başladı. 40'ın ustünde senaryosu filme alındi. 1970 sonlarında ise yönetmenliği ve yapımcıltğı denedi. Aslıer Film şirketini kurdu; ancak yurutemedi. Ertem Eğilmez'in yönettiği "Senede Bir Gün" "Bir Millet Uyamyor", "Surtüğün Kızı", gibi filmlerde ilginç kişilikler çizdi. Böylece sinemayı kalıcı bir uğraş olarak seçti. 1976'da Atıf Yılmaz'ın "Maglup Edilemeyenler", "tşteHayat" fîlmlerindeki rolleriyle 13. Antalya Film Şenliği'nde En tyi Yardımcı Oyuncu ödülü'ne değer görüldü.l981'de Süreyya Durunun yönettiği "Derya Gülü" ile 18. Antalya Film Şenliği'nde En tyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Ihsan Yüce'nin oyuncu olarak bazı filmleri: "Güzel Bir Gün İçin", "Kozanoğlu", "Güllü", "Keloğlan", 'Utanç", "Ezogelin", "KamburV'Kanlı Deniz", "Kuşçu", "Rrat'ın Cinleri", "Güneşli Bataklık", "Kibar Feyzo", "Maden", "Sultan", "Töre", Çicek Abbas", "Asklann En Güzeli", "Herhangi Bir Kadın", "Doktor Civanım", "Davaro", "Arkadaşım", "Namus", "Zincir". Yönetmen olarak "Bebek", "Deliier Koguşu", "Hayat Cehennemî", "Fbişo", "Bizim Sokak", "Ben Vaşarken". thsan Yuce'yi oyuncu olarak son kez geçen haftalarda trfan Tözüm'ün 1989 yapımı "Fazilet" filminde televizyondan izlemiştik. o neferler kazanır, kumandanlara başarı yollarını onlar açar. tşte Yüksel, o neferlerin en iyilerindendi. Otuz yıl içinde onu pek çok oyunda izledim, hiçbir yanhşını görmedim, en küçuk rolunden en büyüğüne kadar. Çalıştığı tiyatroya olan bağlıiığını anımsıyorum... Haldun Dormen'den daha fazla Doroynuyorsak bizleri gözü Rörmezdi. Sessiz, sakindi, bir sanatçıya neredeyse yakışmayacak biçimde gösterişsizce geçip gitti. Onun patırtıst, gürultusü hep çalıştığı tiyatro adına olurdu. Bir TIYAP üyesi olarak sanatçılanmıza gereken ilgiyi gösteremediğimiz için çok üzgünüm. Ama bu bize bir ders oldu galiba, bundan sonra daha başka bir yaklaşım içinde olacağımıza inanıyorum." İZMİR Süleyman Demirei'i, sağanak yağmur yüzünden kestiği Karşıyaka mitingi öncesinde, Ege Üniversitesi Fen Fakültesi amfisinde gençlerle konuşurken dinliyorum. Salonda oturacak yer yok. Ayaktaki dinleyicilerle birlikte 1500 dolayında kişi var. Süleyman Bey yılların verdiği deneyimle rahat konuşuyor, salondan zaman zaman kahkahalar, zaman zaman alkışlar yükseliyor. Demirel en çok, Marmaris Armutalan'da oturan ve oradan anılarını yazan kişiye, Evren'e dokunup, taşı gediğine koyduğunda alkış alıyor. Salonun çok büyük çoğunluğu, hem gülmekten kırılıyor, hem de coşkun biçimde alkışlıyor. Birden, şimdi Marmaris'ten anılarını yazan adamın ne hallere düştüğünü'düşünüyorum. Yıllar önce, volta atarken sağlığına dua ettiğimde, arkadaşlann tepkisiyle karşılaşır ve onlara hep aynı yanıtı verirdim: Yaşasın ki, görsün; hepsi uzun yaşasınlar ki görsünler, biz de onların gördüklerini görelim ve bugünleri kahkahalar atarak ammsayalım. Demirel sık sık, insan haklarından, demokrasiden söz ediyor, eskiden olmadığı ölçüde, laikliğin altını çiziyor, bireyin haklarını gündeme getiriyor. Sivil toplum diyor, "uygar ülke, sivil toplum" istediğini söylüyor. Süleyman Bey, Adapazarı'nda köylülere de, İzmir'de öğrencilere de herkesin kendi hakkını araması gerektiğinden söz ediyor, toplumun üzerine serpilmiş ölü toprağını kaldırmaya çalışıyor. DYP Genel Başkanı konuşmalarını fıkralarla süslüyor: "Biz demokrasiyi kurmaya çalışıyoruz. Bu sadece benim meselem değil, sizin de ucundan tutmanız lazım" diyor ve Italyan Yüzbaşısı'nın öyküsünü anlatıyor. "Savaş sırasında Yüzbaşı, vatanın korunmasının kutsallığıtv dan söz edip, biraz sonra tabancasını çekip hücuma kalkacağını ve kimlerin, neler yapmasını söylüyor ve ardından da çekiyor tabancayı fırlıyor ileri. Birden siperlerden alkış ve takdir sesleri yükseliyor. Yerlerinden kıpırdamamış askerler bağırmaktadırlar: Bravo Capitano". "Siz de böyle yaparsanız işler yürümez" diyor. Hukuk devleti, demokratik laik devlet deyimleri sık sık yineleniyor. Daha sonraki birtael konuşmada Süleyman Bey, çoğunluğun da her istediğini yapamayacağını, özüne dokunulmaz demokratik hakların varlığını getiriyor gündeme ve "Bir kişi bile • azınhktır" diyor. DYP Başkanı Demirel gençleri; Biz yetmiyoruz, Turkiye'de demokratik örgütlü bir toplum lazım, diye uyanyor. Onu dinlerken gerilere gidiyorum. Demirel, Türkiye'yi yönetirken bu sözleri kullanmazdı. O zamanlar bu sözler muhalefetin, hafta muhalefetin, oy açısından . marjinal, ama düşünceleri etkileme açısından güçlü kesimine ' attti. Demirel Türkiye'yi yönetirken üniversitelere gidip gençlerle konuşmaz, konuşamazdı ve o zamanlarda onun böylesine alkış • alacağı düşünülemezdi. "Borç alırsınız, alır mısınız, sonunda borçlunuzun karşısında • başınızı kaldıramazsınız" diyor. Aman Tanrım, eskiden bu sözler solun savları değil miydi? ; Acaba bir şeyler mi değişti? Bir şeylerin değiştiği kesin. ! Her şeyden önce, üniversite eski üniversite, gençlik eski gençlik değil. Kimi sorularda, olayların eskisi kadar yakından izlenmediğini de görüyorsunuz. Ama yine de gençlik, toplumun görece en uyanık kesimi. Yine de salonda belH bilinç kıvılcımları görüyorsunuz ve daha da önemlisi, Süleyman Bey, onları söndürmeyi değil, yelpazelemeyi, canlandırmayı amaçlıyor görünüyor. Yoksa Süleyman Bey mi değişiyor? "Çok partili rejimi yürütemedik, arızalar oldu" diyen Demirel,' geçmişteki yaşadıklarından aldığı derslerle değişmiş olamaz mı? ' Marmaris'ten anılarını yazan adam ayırdına varmadan, demok' rasiye bir hizmette (istemeden de olsa) bulunmuş olamaz mr? Bu konuda bazı ipuçları olmakla birlikte ihtiyatlı davranmak ğ ğ ç ç ^ (çünkü demokrasimizin rayına oturtulması gerçek ve geniş kap • • samlı bir uzlaşmayı zorunlu kılıyor) bu olasılık uzennde ciddı ciddi düşünmemiz ve olayları yakından izlememiz gerekiyor. Kırk yıllık Yani, Kâni mi oluyor? Sık sık uzlaşmanın (kendisi consensus diyor) gereğınden söz eden Süleyman Bey'i yakından izlerken insan, yine de şu soruyu kendi kendine sormadan edemiyor: Süleyman Bey'in tabanı, daha doğrusu tabanı ile örgütü arasındaki aktarma kayışlan ve örgütü, acaba böylesi olumluya doğru bir değişime hazırlıklı mı? Böyle bir gelişmeyi içine sindirecek düzeye vardı mı? Demokrasinin geleceği biraz da bu sorunun yanıtındayatıyor galiba. Kırk Yılhk Yani... Kitap Günleri başladı Mis Sokak CKK İLE BEYOĞLUBELEDlYESrNlN tŞBlRLİGİ "Geleceğin Sigortası" Primlerinizi Yatırmayı Unutmayınız! Kültür Servisi Cumhuriyet Kitap KulUbü'nün Beyoğlu Mis Sokak'ta düzenlediği kitap günleri dün saat 17.00'de verilen bir kokteylle başladı. Beyoğlu Belediyesi'nin katkılarıyla gerçekleştirilen kitap günleri Belediye Başkaru Hiiseyin Aslan'ın "Hayırlı olsun" sözleriyle açüdı. Mis Sokak'ta düzenlenen törene yaymevi yöneticileri, kalabaİJk bir sanatçı topluluğu, sinema dünyasından ünlüler, basın ve yerel yönetim mensuplan ile okurlar katıldı. 130 yayınevinin beş bini aşkın kitapla katüdığı kitap günleri, sanatçı ve okurlar yanında Mis Sokak sakinlerini de sevindirdi. CKK'mn kitap günleriyle Beyoğlu'nun yeni bir kimliğe kavuştuğunu belirten sokak sakinleriyle sanatçı ve okurlar, havanın yağmurlu olmasına rağmen KİTAP GÜNLERİ Cumhuriyet Kitap Kulübü'nün Beyoğlu Mis Sokak'ta düzenlediği 'Kitap Günleri' dün başladı. Yayınevi kitaba duyulan ilgiden dolayı yöneticileri ve kalabalık bir sanatçı kitlesinin katüdığı 'Kitap Günleri', Beyoğlu Belediye Başkanı Hüseyin Aslan'ın "Hayırlı memnunluklanm dile getirdiler. olsun" sözleriyle açıldı. (Fotoğraf: Cumhuriyet) CKK yöneticisi Mehmet tlkorur, kitabın bir kez daha gündeme gelmesinden duyduğu memnunluğu behrttıkten sonra "Kitap dünyasından bir esinti olan günlerimiz Ataköy Atrium'da da sürecek" dedi. amaçlayarak açılmıştı. Kitabıyla, Kültür Servisi Kitap, Beyoğlu'na iki bir "Beyoğlu Kitap GünlerT'nin açılışı yazanyla sokakta bir araya gelen, Beyoğlu Belediyesi Basm Da yıl önce girmişti... Yaz aylarında cıvıl yapıldı dün Mis Sokağı'nda. Kitap nışmam Nuri Dikeç ise kitap cıvıl Beyoğlu'nun ünlü Mis Sokağı'nda, Günleri'nin açıhşıru yapan Beyoğlu onlarla kaynaşan eski ve yeni okuriann gtinleriyle ilgili duşuncelerini bir ay boyunca kitapla dost olmuştu coşkusu bu amacımızın büyük ölçüde Belediye Başkanı Hüseyin Aslan, şöyle açıkladı: "Beyoğlu'ndan gelip geçen... Cumhuriyet Kitap Kulübü demokrasinin, Özgürlüklerin ve insan gerçekleştigini kanıtlamıştı" dedi. Kitap uzaklaşan kulturel etkinlikleri ile Beyoğlu Belediyesi'nin ortaklaşa haklarının tam olarak yerleşebilmesinin Günleri'nin "Halkın kültür düzeyini yerel yonetim olarak yeniden düzenledikleri kitap günleri kapsamında, yalnızca yasal yükseltmek, kitap satışlaruu arttırarak gündeme getiriyoruz kitap gün birçok yazar ve şair kitaplanm atılımlar ve önlemlerle yazarlann daha çok ve verimli yapıtlar leri ile." imzalamış, okurlarıyla tanışma fırsatı değil, halkın eğitim ve kültür düzeyinin ortaya koymasını teşvik etmek" arttırılması ile gerçekleşebileceğini amacıyla düzenlendiğini belirten 31 mayısa kadar sürccck kitap bulmuştu. Acı bir deneyim de söyledi. Böyle bir çabada en etkin günlerinde yazarlar kitaplarını yaşanmıştı o günlerde, bir kitap Hüseyin Aslan, Kitap Günleri'nin malzemenin "kitap" olduğuna işaret imzalayacak, okurlarıyla söyle kundaklama olayı. ama bu coktan önümüzdeki yıllarda da eden Beyoğlu Belediye Başkanı, şecekler. Bu kapsamda ilk imza unutuldu, akıllarda kalan Mis gerçekleştirileceğini söyledi. "Beyoğlu Kitap Günleri ilk kez 1989'da, Beyoğlu Kitap Günleri'nin açıhşına günü yarın saat 15.00'te başla Sokağı'nda kitapla, kitapseverlerle ve ülkemizde kitap tüketiminde görülen yacak. Yarınki imza gününde yazarlarla yaşanan günler oldu daha aralarında Yaşar Kemal, Erdal Atabek, gerilemeye bir parça olsa da dur Fazri Hüsnu Dağlarca, Nevzat çok. Kemal Özer, Nail Güreli, Gülsüm diyebilmek, halkımızın kitaba olan Çelik, Demirtaş Ceyhun ve ErAkyuz, Rasit Gökçeli'nin de bulunduğu Yine, Cumhuriyet Kitap Kulübü ve sogukluğunu ve ürkmesini yırtmasını bil Tuşalp katılacak. vazarlar ve yayınevi yöneticileri katıldı. Beyoğlu Belediyesi'nin işbirliğiyle, yeni ANADOLU HAYAT Genel Müdürlük: Ankara Cad. No: 221 34430 Sirkeci / tST. Tel: 511 42 80 Fax: 520 94 55 BUGUN ANAYASA / o r u m u\ GİRİŞ S E R B E S T T İ R 10.001230 YARIN 16 MAYIS 1991 PERŞEMBE 10.0012.30 ANAY/VS/VL SİSTEMI.ER Açq OLTAN SUNGURLU, Adalet Bakanı Yönetim GÜNERİ CtVAOGLU .Gazetecı Yaıar BiUiri Doç Dr SÜHEYL BATUM, (/ U) Yonımtar Prof. Dr ORHAN ALDIKAÇTI, {/ U) Ptof Dr OYA ARASH, (A U) Prof Dr. ERGUN ÖZBUDUN, (A V) COŞKUN K1RCA, Em Buyukelçı. Yazar TAHA AKYOL. Gazelecı Yazar 17 MAYIS 1991 CUMA MERKEZ1VEYEREL IKTİDARLAR htanbul Buyukşehır Belediye Başkanı Yönttim TARHANERDEM, Sanavı ve Teknolojı Eski Bakanı BiUiri NECDET UGUR, Müh Eğınm Eski Bakanı Yorumlar Prof Dr RUŞEN KELEŞ, (A U) RECEP YAZICIOGLU Aydm Valısi SAMİGÖKDENİZ, Bahkesır Bld Bsk SELAHADDtN Y1LD1R1M, 1ULA (Ulushrarası Beledıyeler Btrlığı) Gen Skr. Açış Prof. Dr NURETTİN SÖZEN, Kitap,okuruyla buluşuyor MÜLKİYEULER BIRUĞI Wm/ ISTANBUL ŞUBESI ^ wtJ H w İSTANBUL MÜLKİYEULER VAKFI İTÜ M A Ç K A KAMPÜSÜ, (ESKİ M A D E N FAKÜLTESİ), MAÇKAİSTANBUL TÜRK SİLAHLIKUVVETLERİNİ 6ÜÇLENDİRME VAKFI MİUETtNlN BAÖIŞLARINIOKDUSUNUN OÜÇUNMESİNDE KUIUNMAKTAOIR. TUHK StLAHU KUVVETLERİNİ CUÇLENMRMEVMVI
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog