Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

15 MAYIS 7997 • * • • AHMET TAN (Baştarafı 1. Sayfada) en tepeden izin almaları gerekiyor. Avrokratlar, adları yazılmamak kaydıyla her şeyi açıklıkla konuşuyorlar. AT karargâhındaki Avrokrat'larla konuşurken, istemeden şu noktaya vanyorsunuz: "Türkiye'nin eksiği nedir? Bir liste verin de eksikleri tamamlayahm." Avrokratlar, çok içten ve candan davranıyorlar. Konuşmanın uzunluğuna, sıcaklığına göre listeyi sözlü de olsa veriyorlar. Kendi ilgi alanına, Türkiye konusundaki ulusal önyargdanna göre her Avrokrat'ın listesi ayrı öncelikler taşıyor. Kimi zaman enflasyon öne çıkıyor, kimi zaman Kürtlere kötü muamele... Laf uzayınca liste de uzayabiliyor. Sonunda iş gelip kültürel farklılığa dayanıyor. "Kültürel farklılık", HıristiyanMüslüman aynmımn kibarcası. Dini telaffuz etmek, elbette tarafsız bir "resmi yetkiliye", hele de Batı entelektüelliğine yakışmıyor. Bunun yerine, "bazı gelenek ve göreneklerin Avrupa genel kültürüne uyum sağlamada zorluklar yaratacağından" söz ediyorlar. Örnek veriyorlar: "Kurban Bayramı'nda kurban kesmek." Bir Avrokrat olarak ülkelerin gelenek ve göreneklerini tartışma konusu yapmanın yakışıksız olacağını kabul ediyorlar. Ama, böyle bir farklılığın ileride "tek toplum olacak" Avrupa'da sıkıntılar yaratacağını da sizin kabul etmenizi bekliyorlar. Avrokratlar, Uyeler arasındaki kültiir farklannın doğurduğu sıkıntılardan bıkmış durumdalar. Her sıkıntı yeni iş yükü, yeni bir başağrısı, yeni bir müzakere süreci demek... Toplulukta patlak veren her sıkıntıyı gidermek, Avrokrat'a düşüyor. .Örneğin, önceki gün Avrupa ve Amerikan gazetelerine de yansıyan İspanya ile ilgili sıkıntı, Avrokratlann ağzının tadını kaçırmış durumda. İspanya, ülkelerinin adının tspanyolca yazılmasında ısrarlı. AT buna uyuyor, ancak "EspaAa"yı, "n"nin üstüne şapka koymadan yazıyor. Gerçi bu Türkiye'nin "hindi"ye çevrilmesi türiinden bir yanlışlık yaratmıyor. Ama yine de tspanyollar, "n"nin şapkasız yazılmasını ulusal kimliklerine saygısızlık olarak görüyorlar. Şu anda 12 ülke var. Bu sayı arttıkça, bu tür kiiltürel sorunl«r daha da arttcak. " " " " Laf yeniden Kurban Bayramı'na geliyor. Avrokratlar, Türkiye'yi de, Islamiyeti de çok iyi tanıyorlar. Biliyorlar ki, önümüzdeki ay ülkemizde, sokak aralarındaki arsalarda, arka bahçelerde, cami avlularında "kan gövdeyi götürecek." Muhatabımız diyor ki: "Farzedelim, Türkiye AT'a katıldı, Avrupa Birleşik Devletleri'nin bir 'eyaleti' oldu. Türkiye'de de bayramda canlı canlı hayvanlar boğazlanacak. Bunun komisyonda bizlere çıkaracağı zorlukları, yaratacağı sonınları düşünebiliyor musunuz?" "Nasıl" diye soruyorsunuz. O, "sorun"ları anlatıyor. Biz özetleyelim: "Kurban kesilen her evin önünde Lüksemburg'dan,t Kopenhag'dan, Londra'dan köpup gelen 'hayvan hakçılan' gösteri yapacaklar. Sorun... Brüksel'de, Strazburg'da Türkiyeli Avrupa milletvekillerini, Yunanlılarla birlesen Danimarkalılar protesto edecekler. Sorun... Ankara, kurban kesmenin 'kültürel özerklik' ve 'ulusal kimlik' bağlamında ele alınmasını savunacak, Atina ise koyun kesen bir ulusun bir gün tüm Avrupa'yı da kesebileceğini, kurban kesmekle Türklerin şimdiden bu işin antrenmanım yaptıklarını, Türklere karşı önlem alınmasını isteyecekler. Sorun... Komisyon, 'uzlaşma' formülleri arayacak. Sorun... TUrklerin kurbanlan ancak vejetaryen örgütleriyle Kızılhaç gözetimi altında kesilebileceği, görevli hemşirelerce lokal anestezi yapılmayan koyunların kesilemeyeceği türünden bir karar tasansı hazırlanacak. YunanhJar buna 'rezerv' koyacaklar. Sorun... Türklerin kurban alışkanlıklarının, topluluğun ortak tarım politikasına zarar verdiğini öne süren Almanlar, Türk işçilerinin serbest dolaşunına engel olacaklar. Sorun..." Muhatabımızın sorunları bitireceği yok. Oysa ki her sorun, çözümünü de birlikte getirebUir. Kendisine bunu anlatıyorsunuz. Örnek veriyorsunuz. Nasıl ki Hıristiyanlar, çam katliamını önlemek için Noelde plastik yapraklı yapay çam ağacı kullanıyorlar, Türkler de AT'nin hatın için benzeri bir çözüme başvurabilirler. Örneğin, koyun postuna sarılmış şişme lastikten kurban kesebilirler. Islamiyette önemli olan, kurban kanı akıtmaktır. Daha önce komisyonun görevlendireceği imamhatip çıkışlı veteriner operatörlüğü eğitimi görmüş uzmanlar eliyle ve yine AT'nin belirleyeeeği kotalara göre, belli sayıda "sahici koyunlar", anestezi altında kesilebilir. Bu kurbanlann kanları depolanır. Daha sonra küçük naylon poşetlere konularak şişme koyunların boyunlarına yerleştirilir. Türkiye böyle bir çözüme evet diyebilir. Mühâtabımiz, liaşimlkaşıyor: "Türkiye evet der, ama Yunanlılar itiraz eder. Bu da sorun..." Brüksel'de Avrokratlar, en azından şimdilik, sorun istenıiyorlar... Belki de haklılar. Türkiye'ye yardım öngören 4. Mali Protokol'U veto edip duran Yunan sorunu varken bir de buna kurbanlık koyun derdi katılmasından korkuyorlar... HABERLERİN DEVAMI CUMHURİYET/19 OLÂYLAREV ARDINDAKI îş dünyası: Önlemler yetersiz GOZLEM Ekonomi Servisi Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın onayından geçen yeni 'kemer sıkma' kararları iş çevrelerini tatmin etmedi. İşadamları kararların ekonomideki sorunları geçiştirerek çözümü sonraya ertelediğini savundu. Kamuoyunda bir süredir tartışılan yeni ekonomik önlemler Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a önceki gün verilen aylık olağan ekonomi brifinginde onaya sunuldu. KİT ürünlerine zam yapılması, memur maaş artışının düşük tutulması, tarım sübvansiyonlannda kısıntıya gidilmesi ve bütçe harcamalarının azaltılması gibi önlemleri içeren yeni ekonomik paket konusunda görüş açıklayan işadamları kararları yüzeysel buldular. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Yalım Erez, Türk ekonomisinin yeni istikrar önlemlerine ihtiyaç duyduğunu belirterek "Ancak bu önlemler palyatif kararlar olmamalı. Köşkten çıkan kararlar ise kanseri aspirinle tedavi etmeye benziyor" dedi. Ekonomideki sorunların kaynakları ve öncelikleri ciddi bir şekilde saptayarak çözülmesi gerektiğini anlatan Erez, klasikleşmiş ve etkisini yitirmiş kemer sıkma politikalarının sorunların çözümünü ertelediğini savundu. Erez, bütçe harcamalarının kısılması, memur maaş artışının düşük tutulması gibi tedbirlerin kamunun iç borçlanma gereği sürdükçe ve yeni bir vergi reformu yapılmadıkça etkisiz kalacağını da sözlerine ekledi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Memduh Hacıoğlu, yeni kemer sıkma kararlarının hükümetin zaten bir süredir uygulamaya çalıştığı tedbirler olduğuna işaret ederek "Bu kararların hiçbir başarı şansı yok. İşsizliğin arttığı bir dönemde kemer sıkma politikalarıyla ekonomiyi durgunluğa itmek son derece tehlikeli" dedi. Turk ekonomisinin iki önemli sorunu olduğunu belirten Hacıoğlu, kamunun aşırı para ihtiyacı ve harcamaların gelirlerle uyumlaştırılamaması şeklinde özetlediği bu sorunların KİT'leri tamamen gözden geçirerek ve gelirleri arttırıcı tedbir alarak çözülebileceğini söyledi. Fatura ödemeden ekonominin düzlüğe çıkamayacağını anlatan İSO Başkanı, bu faturanın da yüzeysel kalan kararlarla değil, ekonomiden sorumlu tum kesimlerin katılımıyla çıkarılabileceğini belirtti. Hacıoğlu, yeni kararların geçiştirme politikası olduğunu da savunarak "Bu kararlar sorunları çrtzmeyecefc, aksine bttytitecek" diye konuştu. Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkanı Şinasi Ertan yeni önlemler konusunda "Dağ fare doğurdu. Sanki çok önemli kararlar alacaklarmış gibi davrandılar. Bunlar hiçbir faydası olmayacak önlemler" değerlendirmesini yaptı. Ertan, ekonominin daha radikal önlemlere gereksinimi olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Ahnacağı ifade edilen önlemler daha önce de çok söylendi. Çok ciddi derlenme toparlanmaya ihtiyaç vardır. Tasarrufa yönelmek, vergi reformu yapmak ve ihtiyaç duyulan yatırım teşviklerini uygulamaya koymak gerekmektedir. Bunlar olmadığı sürece bu tür kararlar günü kurtarma kararları olur. Ekonomiye de kısa ve orta vadede katkı sağlamaz." Izmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Halit Şarlak da ekonomide "zaruri bir operasyon" yapıldığını söyledi. Şarlak, "1991'in programı yapılırken öngörülenlerin hepsi değişmiştir. Bu değişikliklere göre tedbirlerin alınmış olıtıası gerekir. Alınacak tedbirler hiçbir zaman geçici ve kısa süreli olmamalıdır" diye konuştu. Türkiye Işveren Sendikaları Konfederasyonu (TtSK) Başkanı Refik Baydur ise serbest pazar ekonomisinde bürokrasinin alacağı kararlarla sorunların çözülemeyeceğini belirterek ekonomik kararların bürokrasinin fasit dairesi dışına çıkılarak işçi, işveren ve çiftçi kesiminin katıldığı bir ekonomik konsey tarafından alınmasını önerdi. Baydur, köşkün onayından çıkan yeni ekonomik paketin sihirli değnek gibi sorunları çözemeyeceğini savunarak "Türkiye kemer stkmakta zaten geç kaldı. Dampingli mallann piyasada cirit attığı bir ortamda alınan kararların hiçbir etkisi olmaz" dedi. Doğıu Yol Partisi (DYP) Zonguldak Milletvekili Tevfik Ertüzün, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a sunulan ekonomik istikrar paketinin IMF patentli olduğunu belirterek Türk ekonomisinin ANAP döneminden beri Ankara'dan değil Amerika'dan yönetildiğini öne sürdü. İstikrar paketinde ücretliler ve çiftçilerden fedakârlık beklenmesinin ciddi sosyal patlamalara yol açabileceğini kaydeden Ertüzün, paketten ne çıkarsa çıksın seçimlerin ertelenmeyeceğini, seçimlerin artık "toplumsal talep" haline geldiğini söyledi. GERÇEK UGUR MUMCU (Baştarafı 1. Sayfada) aktmların varlığı da bir gerçektir; ancak bu, sonucu değiştirmez, hiçbir devlet, ülkesinin parçalanmasına, bölünmesine, paylaşılmasına razı olamaz, bu tür eylemlere de hoşgörü gösteremez. Çağımızın devletler hukukunda benimsenen kesin kural da budur. Türkiye'de Kürt asıllı yurttaşların yaşamaları ne kadar gerçekse, Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçekliği de o kadar elle tutulur, gözle görülür bir olgudur. Kuşkusuz hiçbir devletin halkı yüzde yüz aynı soydan gelme değildir; bunu da doğal saymak gerekir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti içinde hangi soydan olurlarsa olsunlar yaşayan yurttaşlar sorunlarmı devletin sınırları içinde ve bu sınırları koruyarak çözümlemekte birleşiyorlarsa, sorunun çözümü için sağltklı bir temel oluşmuş demektir. Biz Anadolu'da yaşayan Kürtlerin büyük çoğunluğunda bu temel bilincin varlığına inanıyoruz. Bir küçük azınlık bu bilincin dışında kalabilir; geçmişin kan davalarını günümüze taşımak ve yeni kuşaklara yüklemek için çalışabilir; ama, bu çabalar temel doğruyu değiştirecek bir ağırlık kazanamaz. Anadolu halkmın tarihten süzülüp gelen bilgeliği, barış içinde çözülebilecek sorunları kanlı çatışmalara sürüklemek isteyenlere gerekli sağduyu dersini verecektir. Anadolu halkmın, Lozan Antlaşması temelinde, sosyal devlet yapısında, demokratik ve laik bir toplumun yurttaşı olarak adaletli bir düzende yaşamak istemesi çok önemlidir. Çünkü Ortadoğu 'da bu amaca Türkiye kadar yakın, başka hiçbir ülke ve devlet yoktur. tnsan hakları ve temel özgürlüklere dayalı bir toplum duzeni kurmak kolay değildir; yeryüzılndeki 160 devletten pek azı bu düzeni bir yaşam biçimi olarak benimseyebilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurucularının İcuruluş sürecinde ve ilk yıllarmda bütün başkaldırma eylemlerini sert yöntemlerle bastırması anlaşılabilecek bir davranıştır. Emperyalizmle çatı$cm, istilacı düşmanla savaşan, 600 yıllık bir hanedam yıkan ve hilafeti kaldırarak kışı ve devlet hukukunu temelden değiştiren bir devrimin duyarlıgını anlaınakta güçlük çekenlerin tarihsel bilinci zayıf sayılabıhr. ' Ntvar ki o ytliarartık gericte" kalmış, Türkiye ve dünya bir başka aşamaya ulaşmıştır. Her sorunumuzu çağdaş dünyamn ve uygarlığın terazisinde yeniden tartmak zorundayız. "Helsinkt Sonuç Belgesi"ni ve "Paris Şartı"nı benimseyen Türkiye'de, insan hakları ve temel özgürlüklere dayalı katılımcı demokrasi, hangi soydan olursa olsun bütün yurttaşların özlemlerine cevap verebilecek yoğunlukta işletilmelidir. Kürtsorunu da bu kapsamda çözümlenebilir. Ancak "Kürt Sorunu"nun aynı zamanda "Türk sorunu" olduğu da bir gerçektir. Yanyana, dizdize, kapı komşu, hısım akraba yakınlığında iç içeyaşayan Anadolu halkmın dostluk ve sevgi göreneğini düşmanlığa çevirebilecek kışkırtmalara karşı uyanık ve dikkatli olmanın gereğini her zaman yinelemekte yarar var. Tabuların üzerine giderken ve tarihe bakarken bu kuralın benimsenmesi, günümüz ve geleceğimiz için kaçınılmaz bir önkoşuldur. * * •• ¥ M F heyeti terletti ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti konsültasyon görüşmelerine başladı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a önceki gün brifing veren ekonomi kurmaylan, dün de IMF sınavında terlediler. Görüşmelerin gayri safi milli hasılaya oran olarak yüzde 10'u bulan kamu kesimi finansman açıkları, para politikasındaki açmazlar ve ödemeler dengesi üzerinde yoğunlaştığı öğrenildi. Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı özal'ın "Para programını en kısa zamanda açıklaym" talimatı üzerine çalışmalarını hızlandırdı. Van Hautten başkanlığındaki IMF heyeti ile ilk toplantı dün Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'nda yapıldı. Toplanüya Hazine Müsteşar Yardımcısı Mahfi Eğilmez, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Ercan Kumcu, DPT Iktisadi Planlama Başkanı Faik Öztrak, Kamu Finansmanı Genel Müdürü Kemal Kabataş ve Bütçe Genel Müdürü Erdoğan Öner katıldı. Dünkü toplantıda IMF'nin daha önce gönderdiği toplam 32 soru için hazırlanan yanıtlar ve genel ekonomiye ilişkin tablolar yazılı olarak IMF heyetine verildi. Dünkü görüşmelerde, 1990 yıüna ilişkin kesui«konemik veriler, milli gelir, enflasyon, kamu finansmanı dengeleri üzerinde durulduğu öğrenildi. Bu arada IMF'nin ekonomide var olan dengesizlikleri giderebilmek için hükümetin ne gibi politikalar uygulamayı düşündüğünü öğrenmeye çalıştığı, ayrıca toplusözleşmelerle yüzde 150200'leri bulan ücret artışlarını frenleyebilme olanaklarının araştırılıp araştırılmadığını ya da ücret artışlarının getireceği büyük maliyet artışlarının nasıl karşılanacağını sorduğu belirtildi. Bu arada IMF'nin Merkez Bankası'nca bir an önce para programı yapılarak mali sektörde istikrar sağlamaya yönelik adım atılmasını ve kamu harcamalarında disiplin sağlanmasını istediği öğrenildi. Ayrıca önceki gün yapılan ekonomi zirvesinde de Cumhurbaşkanı Turgut özal'm Merkez Bankası Başkanı Rüşdü Saracoğlu'na yılın ikinci yansına ilişkin para programını hazırlayarak en kısa surede açıklaması talimatı verdiği bildirildi. Saracoğlu, kamu açıklarının yüksekliği, vergi gelirlerinin yetersizliği ve mali program yapılamaması gibi faktörleri gerekçe göstererek bugüne kadar "tutturulamayacak bir para programı yapmaktansa hiç yapmamanın daha iyi olacağını" savunuyordu. Saracoğlu'nun Özal'ın dünkü talimatı üzerine para programı hazırlıklarına başladığı ve önümüzdeki 1015 gün içinde bir program açıklayacağı belirAncak kamu finansman açıklannın düzeyi ve Hazine nakit darboğazı dikkate alındığında, bu yılki parasal program hedeflerinden özellikle konuya yönelik iç kredilerdeki artış limitlerinin oldukça geniş tutulmasının kaçınılmaz olacağı kaydediliyor. (Baştarafı 1. Sayfada) arkadaşlannın yanlarında yer alıyorlar. Gelen haberlere göre ilçedeki bütün siyasal parti temsilcileri de işçileri destekliyor. İlçenin nüfusu yaklaşık 70 bin. Bu 70 binin 8 bin 513'ü Ereğli Demir Çelik Fabrikaları'nda çalışıyor. «^ #•» İlçe halkı işçilerle soluk alıyor. Ülkeyi süngülere, tanka ve tüfeğe dayanarak yönetmek kolaydır. Güç olan, toplusözleşmeli, grevli, gösteri yürüyüşlü bir ülkede hükümet olabilmektir. 12 Eylül askeri yönetiminin turfanda ürünü ANAP, en küçük bir grev, en küçük bir direniş karşısında hemen silaha sarılıyor. Gelsin komando alayları... Gelsin çevik kuvvet timleri... Son yıllardaki hiperenflasyon emek gelirlerini geriletmiş, buna karşılık sermaye geürlerini katlamıştır. Böyle bir ortamda grevler de doğaldır, yürüyüşler de... Ne yapsın işçiler? Ve ne yapsın sendikacılar? Elbette hak arayacaklar... Aradıkları, İstanbul Menkul Değerler Borsası'nda hisse senetleri değil. "analarının ak sütü gibi helal olan" alın terlerinin ve emeklerinin karşılığıdır. "Emekpiyasası" üzerinde binbir türlü yasak... "Sermaye piyasası"na da devlet desteği ile binbir türlü ayrıcalık. Kamu kurumunda çalışan işçiler, toplusözleşmeye oturunca kızarlar. "Bu para çok" derler. Toplusözleşmeyi imzajayınca da bir yolunu bulup işçi çıkarmaya kalkarlar. işçiler, işten çıkarılan arkadaşlarını yalnız bırakmıyorlar mı? Polise, jandarmaya, komando alaylanna başvururlar. Kısaadı "Erdemir" olarak bilinen "Ereğli Demir Çelik Fabrikaları TAŞ" 21 Nisan 1960 günü kuruldu. Kurucu ortakları kimlerdi Erdemir'in? Türkiye Demir Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ydü. Sümerbank'tı, İş Bankası'ydı, Ankara Ticaret Odası'ydı; Koppers adlı bir yabancı şirketti. "Koppers Associateş AŞ" şirketi, yüzde 17 dolayındaki payını 1977 yılında DESİYAP'a devretmiş, böylece kuruluştaki yabancı sermaye payı yüzde 17'den yüzde 1.55'e inmişti. Özel ve tüzel kişilerin kuruluştaki pay oranları yüzde 36 dolayındadır. Kamu sektörünün payı yüzde 61'i aşmıştır. Erdemir'in bir de özel yasası var. Bu yasada şirketin bir özel şirket gibi yönetilmesi için her türlü güvence de sağlanmış. Erdemir, acaba yabancı sermayeye mi satılacak? Belki... Neden olmasın? ANAP'ın ruhu ve felsefesi bu... Hem bu kuruluşları yönetemeyecek, hem yönetemediği kurumları birer birer satacak! ANAP hükümeti 1986 yılında "The Morgan Bank" adlı bir kuruluşa rapor hazırlatmış ve birçok kuruluşu satışa çıkartmıştı. Hangi kuruluşları mı? TURBAN, USAŞ, YEMSAN, ÇİTOSAN, TPAO, Etibank, Sümerbank, PTT, TEK, TKİ, MKE, ÇAYKUR, SEKA, PETKİM, DMO, TÇDD, THY. Bir devlet düşünün ki madenleri satacak, petrolleri satacak, ulusal hava ve demiryollarını satacak, PTT'yi satacak! Aynı devlet enflasyonu önleyemeyecek ve hak arayan işçilerin karşısına tankla, tüfekle, copla ve panzer ile çıkacak! Erdemir, yalnızca bir şirket adı değil; ANAP liberalizminin girdiği çıkmaz sokağın da adıdırl Alptemoçîn: Ttirkiye dinci rejîme girmez BÜLENT ECEVİT ANTALYA Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Ekonomik İşler ve Kalkınma Komisyonu toplantısı dün Antalya'da başladı. 24 ülkenin temsilcisinin katıldığı toplantıda açış konuşmasını yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, Türkiye, Iran ve Pakistan arasınde yeni bir ekonomik ilişkiden bihsedince üyeler, "Türkiye din temeline dayanan bir sistemin içine mi giriyor" sorusunu sordular. Toplantıda Türkiye'nin Körfez krizi nedeniyle 10 milyar dolar zarara uğradığını ve ambargonun devam etmesi ile bu zararın büyüdüğü belirtildi. Türkiyeİran ve Pakistan arasında yeni bir ekonomik ilişkiden söz eden Bakan Alptemoçin, Norveçli üyelerin "Bu işbirliği, zaten Türkiye'nin etki altında olduğu din temeline dayalı bir sistemin içine sürüklenebilir mi" sorusuyla karşılaştı. Alptemoçin bu soruyu şöyle yanıtladı: hi, çok tabanlı bir geçmişe sahip olmamızdan kaynaklanıyor. Ve Türkiye bir mozaiktir. Bu mozaikten bir laş alırsanız tek başına bir şey ifade etmez. Ama mozaik bir tablo olarak büyük bir değerdir. Türkiye'nin zenginliğini de bu mozaik oluşturuyor. O bakımdan Türkiye hiçbir zaman böyle dinci bir temele dayanan rejime giremez. Buna Türkiye'nin sosyal yapısı ve tarihi kültürel gelişimi izin vermez." Dışişleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin'in "Kürt azınlığının sorunları nelerdir" şeklindeki soruya ise "Türkiye'de Kürt azınlığı diye bir şey yoktur. Buna ne kanunlanmız ne de uygulamalarımız azınlık statüsü vermektedir. Kürt etnik yapısından gelen vatandaşlarımız vardır ve bunlar da Türk vatandaşıdırlar. Diğer vatandaşiarımızdan bir farkları yoktur. Orduda generaller, kabinede bakanlar vardır, milletvekilleri vardır. Toplumun her alanında görev almış Kürt kökenli vatandaşlarım vardır. Türkiye'de yalnız Ermeniler, Yahudiler ve Rumlar azınlıktır" şeklinde yanıt verdi. Şemdinli'de (Baştarafı 1. Sayfada) ilçesi kesimindeki Gavur Dağı Yılanovası bölgesinde arama ve operasyon düzenleyen güvenlik güçleri dün sabah bir grup teröristle karşılaştı. Teröristlerin, teslim olmaları yolundaki uyarıya ateş açarak karşılık vermesi üzerine çatışma çıktı. Çatışma sonunda 2'si kadın toplam 7 terörist ölü olarak ele geçirildi. Teröristlerden birinin de sağ olarak yakalandığı bildirildi. Bu arada son günlerde terör olaylarında meydana gelen artış göz önüne alınarak Güneydoğu'daki güvenlik önlemlerinin arttırıldığı belirtildi. Güvenlik güçlerince Bitlis ve Van'da çok sayıda kişinin teröristlere yardım ve yataklık ettikleri savıyla gözaltına alındığı öğrenildi. Olağanüstü Hal Bölge ValiliYüksekova O HAKKÂRİ Açıklamada, Hakkâri kırsal kesiminde silahlı faaliyette bulunan iki teröristin de güvenlik güçlerine teslim oldukları belirtildi. Şırnak ve Hakkâri bölgelerinde yürütülen operasyonlarda ise araziye gizlenmiş 27 uzun namlulu silahla çok sayıda mermi ve örgütsel doküman ele geçirildiği bildirildi. Japonya'da tren kazası: 38 ölti Dış Haberler Servisi Japonya'nın Şigaraka kentinde dün meydana gelen tren kazasında ilk belirlemelere göre 38 kişi öldü, 400'den fazla kişi de yaralandı. Dünkü tren kazasının ülkede 28 yıldan bu yana yaşanan en korkunç ikinci kaza olduğu bildirildi. Kazanın sinyalizasyon hatasından kaynaklandığı da haber verildi. Dün öğle saatlerinde Şigaraki kentindeki seramik fuarına yolcu taşıyan ve çok kalabalık olan tren karşı yönden gelen diğer bir trenle çarpıştı. Fuara gitmekte olan trenin normalden 2.5 kat daha fazla yolcu taşıdığı bildirildi. 600 yolcunun çoğunluğunu yaşlılar oluşturuyordu. Karşı yönden gelen trende de 100 kişi bulunuyordu. Kaza sırasında ölen 38 kişiden başka pek çok kişinin de tren vagonlarının sacları arasında sıkıştığı ve yaşamlarından ümit kesildiği bildirildi. 400'den fazla kişinin yaralandığı dünkü tren kazası 1963 yılından bu yana Japonya'da yaşanan en feci olay oldu. 1963 yılının kasım ayında başkent Tokyo'nun güneyinde Tsurumi'de iki tren çarpışmış ve 161 kişi Olmüştü. 1961'de de. mayıs ayında yaşanan tren kazasında 160 kişi yaşamını yitirmişti. Şırnak'ta 2 polise saidın ği'nden, dün yapılan açıklamada, teröristlere yardım eden ve aralannda üniversite öğrencilerinin de bulunduğu 9 kişinin adli makamlara sevk edildiği bildirildi. Yakalanan kişilerle birlikte bir tabanca ve örgütsel dokümanlar da ele geçirildiği kaydedildi. VELİEFE3NDİ fflPODROMU'NPAN FİKRETDAĞLIOĞLU ŞırnakCizre karayolunun Sudeposu kesiminde bir grup teröristin güvenlik güçlerine ateş açması sonucu çıkan çatışmada ismi belirlenemeyen 2 polis memuru yaralandı. Dün saat 18.00'de çıkan çatışmada ağır yaralanan polis memurları Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldı"Türkiye çok güzel bir ülke. rıldı. Bu binlerce yıllık kültürel tari 'Cıımhııriyet'in başarısı Gazeteler arasında haftalık olarak düzenlenen basın tahmin yarışmasında "Cumhuriyet" birinci olma başarısını gösterdi. İlk kez 1985 yılında düzenlenmeye başlayan Bursa At Yanşları yarın yapılacak yarışlarla başlayacak. TAHMİNLER 1. KOŞU: F: Osmancık (2), P: Timurhan (5), S: Çaldıran 4 (1). 2. KOŞU: F: Karındaş (7), P: Karaman (4), PP: Suzan 2 (3), S: Orhan 2 (2). 3. KOŞU: F: Talu (3), P: Michael Jackson (1), S: Maskot (2). 4. KOŞU: F: Robinson (3), P: New Halo (4), PP: LevendŞah (8), S: İrresistible Miss (6). 5. KOŞU: F: Sambey (10), P: Didar (6), PP: Tlıluyhan (11), S: Altuğbey (2). 6. KOŞU: F: Altay 4 (2), P: Elif 4 (8), P: Mesudiyeguzeli (7), S: Bursaguzeli (5), S: Kentbatur (9). 7. KOŞU: F: Mertkan (6), P: Kerim (2), PP: Polat (7), S: Tuluyşah (9). BİLGİSAYAR DERGİSİ 8. TÜRKİYE BİLGİSAYAR KONGRESİ VE UYGULAMA GÖSTERİLERİ, 2730 MAYIS 1991, İSTANBUL 21MAYIS'A SON İND KADAR İRİM ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ THE MARMARAOTELİ İSTANBUL SERGİ SARAYI BİLGİSAYAR DERGİSİ BIH YA SA YAYINCILIK SANAT VE ^ULTUR HIZMETLEHI AŞ YAYINIDIR Aynntıh bil^i ve doküman için: İSTANBUL Tel 151 HH 00 ANKARA Tcl: I.U 22 .M İZMİR Tcl 22 02
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog