Bugünden 1930'a 5,415,729 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

14 MAYIS 1991 • • • * H ABERLERİN DEVAMI CUMHURÎYET/19 OLAYLARIN Özal'ın ANAP'a düşündüğü genel başkan tanımı GERCEK feeçım kazanacak Baştarafı 1. Sayfada) ANKARA (Cumhuriyet) ANAP genel kongresinde bu Cumhurbaşkanı Turgut Özal, önceki akşam AsyaPasifik gedurum değişecek midir? ANAP genel kongresinin özü zisinden dönerken uçakta gazetecilerle sohbeti sırasında bu soruda odaklanıyor. Genel başkanlığa çeşitli "ANAP genel başkan adayı iyi ANAP'lılar adayhklarmı koya ekonomi bilmeli mi" sorusuna bilirler; ancak, siyasal gözlem "Ekonomi bilmesi, şunu bunu cilerin üstünde birleştikleri nok bilmesi o kadar önemli değil. ta şudur: Partinin, Cumhurbaş Seçim kazanması daha önemli" kam'na karşı, bağımsız kişilikte yanıtım verdi. Özal, kafasındaki gerçek bir genel başkana kavuş ANAP genel başkan adayının kim olduğu yolundaki soruları ması olasılığı yok gibidir. Bu sonucu da doğal görmek ise yine yanıtsız bıraktı. Özal, gazetecilerle sohbetinde gerekiyor. Çünkü ANAP halk tabam gün geçtikçe eriyen bir kalkınmada siyasi istikrann partidir, devlet güçlerini elinde önem taşıdığına işaret etti. Özal, Istanbul ANAP il örgütuttukça ayakta durabileceği varsayımına dayamyor, 12 Eylül tünün parti içindeki etkinliğinin gözetimi altında kurulur kurul artıp arttnayacağını soran bir maz iktidara geçmiştir; muhale gazeteciye, "tstanbul çok girift fete düştüğünde yaşayıp yaşaya bir şehirdir. Bunu bilmiyor musunuz?" karşıhğını verdi. mayacağı bir soru işaretidir. Bu durumda 1516 haziranda Ozal, Zonguldak kömür havyapılacak genel kongreden par zası gelirinin giderini karşılamatiyi sağlığa kavuşturabilecek bir dığım, bu konunun bir 'milli sonucun çıkması olanaksız sayı mesele' olduğunu, iktidarlıyor. • • • muhalefet sorunu yapılmaması gerektiğini bildirdi. Özal, "Zonguldak'taki maden îşçilerine 1.5 trilyon lira toplusözleşmeyle verileceğine, erken emeklilik veya kıdem tazminatı olarak verilse ve bölgede yeni tesis kuracak kişilere kredi olarak verUseydi, İstanbul'a da çok yakııt olan Zonguldak hızla kalkınabilirdi" diye konuştu. Zonguldak kömür madenlerinin 'işinin bittiği' görüşünü savunan Özal, 'devrini tamamlayan başka KİT'ler de bulunduğunu', Sümerbank'ın bazı fabrikalarımn 'ekonomik olmaktan çıktığını' söyledi. Bir gazetecinin "Bunu sizin kadar net söyleyen olmadı" sözleri üzerine Özal, "Olabilir, ama ben cumhurbaşkanıyım, çok daha rahat söylerim" dedi. AsyaPasifik gezisinin sonuçları hakkında da konuşan özal, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın ilk madde veren ülke durumunda olduklavına işaret ederek bu ülkelerle önemli ekonomik işler yapılabileceği kanaatine vardıklannı belirtti. Özal, THY'nin Sydney'e uçuş yapması konusunda havayolu mütabakatmıp sağlandığını, THY'nin hazırlıklarını tamamlamasından sonra charter seferlerine başlayabileceğini belirtti. ARDEVDAK1O • 1 1 1 • • kışı olmal bakan Bob Havvke'ı sırtından vurdu" başlığı ile verilen haberde, "Cumhurbaşkanı Özal Avustralya'nın en büyük onur nişanını aldıktan birkaç gün sonra Avustralya'daki insan hakları konusunda atağa geçmekten geri kalmadı" denildi. özal'ın, "tnsan haklanna fazla özen göstermediğimizi iddia edenler, önce kendilerine baksınlar. Avustralya cezaevlerinde de işkence ve başka nedenlerden dolayı her yıl 96 mahkum intihar ediyor. Böyle bir ülkenin Türkiye'yi eleştirmeye hakkı yok" dediği kaydedilen haberde, Avustralya Başbakanı Hawke'ın, Türkiye'ye 'boş yere iyi gözle baktığı' iddia edildi. 1 1 UĞURMUMCU (Baştarafı 1. Sayfada) GOZLEM ralya'da Rumların aleyhte gösterilerine dikkat çekerek Rumlann kalabalık bir toplum olarak bulundukları ülkelerde böylesi planlarhnış gösteriler yapmayı âdet haline getirdiklerini belirtti. Özal, Avustralya'nm kendisine bu ülkenin en büyük nişanmı verdiğini, Rumların bir Türkün bu nişanı almasına çok kızmış olabileceklerini söyledi. Ozal'a tepki Öte yandan Cumhurbaşkanı özal'ın "Avustralya'da insan haklarının ihlal edildiği" yolundaki sözlerine, bu ülkenin basın organları tepki gösterdi. Ülkenin en çok satan HeraldCumhurbaşkanı Özal, Avust Sun gazetesinde, "Türkler, Baş Özal kongre kulisinde sin tavraun kongreye kısa bir süre kala ortaya koyacağı görüşü hâkim. Genel başkan adaylarından Hasan Celal Güzel'den kopan ve "aktif tarafsızlar" olarak adlandırılan grup, Özal'ın genel başkan adayının ortaya çıkmasından sonra bir hareket yapmadan beklemeyi yeğliyorlar. "Aktif tarafsızlar" özal ile ters düşmeme eğilimine girerken muhafazakârlar da şimdiden kendilerini bağlayacak bir tavır içine girmemeye özen gösteriyor. ANAP'ta "liberal" kanadın adayı olarak bilinen Mesut Yılmaz, parti içindeki tabamnı genişletmek amacıyla muhafazakârlardan destek arayışına girdi. Yılmaz, Milli Savunma Bakanhğı'ndan azledilen Hüsnü Doğan ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek'e görüşme önerisini götürdü. Çiçek, Yılmaz'ın görüşme önerisini kabul etmedi. Doğan da "erken olduğunu" belirterek Yılmaz ile görüşmedi. Doğan, Cumhuriyet muhabirinin konuya ilişkin sorusunu (Baştarafı 1. Sayfada) Bu oluşuma iki açıdan bakılabilir. Birinci açı "ulusların kendi yazgılannı belirleme hakkı" diye bilinen ilkeyi içine alır. Olaylara bu açıdan bakarsanız, Sovyet blokundaki ayrımcı akımları desteklersiniz. Aynı olaylara "soğuk savaş, taktik ve stratejileri" açısından da bakılabilir. Olaylara bu açıdan bakarsanız, ayrımcı akımları, ABD ile Sovyet bloku arasındaki siyasal ve ideolojik çekişmelere de bağlayabilirsiniz. Hangi açı daha gerçekçidir? 20. yüzyılın başında "ulusların yazgılannı belirleme hakkı" emperyalizme karşı direnen bütün ulusların ortak amacıydı. Aradan yıllar geçti. ABD, Sovyet rejimini yıkmak için yıllarca "milliyetler prensibini" kullandı. "Hür Berlin Radyosu" Sovyetler Birliği'nde yaşayan Müslüman halkları ayaklandırmak için yayınlar yaptı. Amerikaltlar, 1980 yılında "Savunma ve işbirliği Anlaşması" imzalanırken Van'da, Sovyetler'e yönelik yayınlar yapmak üzere bir radyo istasyonu kurulması için ısrarlı öneriler getirdiler. Türk Genelkurmayı bu ısrarlı önerileri kabul etmedi. Soğuk savaşın propaganda cephesi, Sovyetler Birliği'nde iki konu üzerinde yoğunlaşmıştı: Müslümanlık ve ulusçuluk ve ulusçuluğun sonucu etnik azınlıklar sorunu! Amerika'nın soğuk savaş ideologları "Müslümanlığı en etkili antikomünizm aracı" olarak görüyorlardı. islamcı düşüncenin siyasallaştırılması hem Sovyet blokunda yaşayan Müslumanlann Sovyet rejimine karşı ayaklanmalarına yarayacak hem Sovyetler'i kuşatan ülkelerde komünizmin yayılmasını önleyecekti. İslamcılık, Sovyetler Birliği'ni kuşatan Pakistan, iran ve Türkiye gibi ülkelerde bir soğuk savaş aracı olarak siyasal amaçla kullanıldı. Pakistan'da İslamcı askeri rejim kuruldu. Türkiye'de 1980 öncesindeki anarşi ve terör süreci sonunda kurulan askeri yönetim de İslamcı akımlara yeşil ışık yaktı. İran'daki İslamcı akımların denetimi Amerikalıların elinden kaçıp Humeyni'nin eline geçti. Sovyet blokuna komşu ülkelerdeki İslamcı siyasal akımların güçlendirilmesini ve Sovyet blokundaki Müslüman halkların rejime karşı ayaklanmalarını öngören teoriye Amerikalılar "yeşil kuşak teorisi" adını verdiler. Bu "yeşil kuşak" finansmanı da Suudi Arabistan tarafından üstlenildi. "Rabıta" işte bu finansman kaynağının başka deyişle "Amerikancı İslam kasa$ı"run adıdır. Türkiye'de güçlü siyasal çevrelerde Suudi sermayesi arasında kurulan "akçeli HişkilerB" de bu açıdan bakarsanız, bu ilişkilerin hiç de rastlantı olmadığı sonucuna ulaşabilirsiniz. Soğuk savaş, propaganda yarışı ile geçti. Ve Amerika soğuk savaş yıllarında Sovyet blokuna karşı yaptığı bu "propaganda savaşım" kazandı. Siyasal olayları ve toplumsal oluşumları tek nedene bağlamak genellikle yanlış olur. Hiç kuşkusuz Sovyet blokundaki bu çözülmer.in birbirinden ayrı ve karmaşık nitelikte bir değil birçok nedeni vardır. Ulusçu akımları da İslamcılığı da tek başına ve büsbüJlün Amerika'ya, yeşil kuşak teorisine, CIA'ya, Hür Berlin Badyosu'na ve propaganda savaşına bağlamak kolaycı ve "şematlk" bir görüş olur. Ancak bütün bu olay ve oluşumlarındaki soğuk savaş taktiklerini ve Amerikalıların Sovyetler'e yönelik propaganda ağını görmeziikten gelmek de bir başka yanlışa yol açar.' t » •' • •,.'•,.. . : , ','(• • •. Amerika, Ortadoğu'ya bir "yeni dözen" getirmek istiyor. Bu yeni düzende belli bir süreç sonunda, petrol kaynakları üzerinde ve kendi denetimi altında bir "Kürt devleti" de kurdurmaya çalışıyor. 20. yüzyılın başındaki ulusçu akımlar, antiemperyalist doğrultudaydı. Bu yüzden bu akımlar devrimci, halkçı ve ilerici özell'ıkler taşırlardı. 20. yüzyılın sonundaki ulusçu akımlar da "dinin politizasyonu" ve "ekonomilerin militarizasyonu" modellerine hapsedilen Amerikancı bir yapılanmaya doğru yol alıyorlar. Bu yadsınmaz olgu, etnik özelliklerin emperyalist siyasetler için kullanılacakları yeni bir dönem başlatıyor. 20. yüzyılın başında bütün ezilen ulusların ortak inanç ve amacı olan "ulusların kendi yazgılannı belirleme hakkı", aynı yüzyılın sonunda büyük pazarlıklar sonunda Amerikalılarda bırakılmış bir çokuluslu ihale midir? Önce seçim sonra derliği, ardından ona bağlı olarak seçimler ve ANAP'ın yeniden tek başına iktidara gelmesi, galiba her şeyden fazla ilgilendiriyor Özal'ı. Cumhurbaşkanı Özal'ın, gündeminde öncelik taşıdığını düşündüğüm, iç içe geçmiş bu iki konuya yaklaşım biçimi, kafasındaki adayın nitelikleri konusunda bazı ipuçları veriyor. ANAP'a başkan olacak kişinin iyi ekonomi bilmesinin önemli olup olmadığı yolundaki bir soruyu yanıtlarken şöyle konuştu Sayın Özal; "Ekonomi bilmesi şart değil, şunu bunu bilmesi çok önemli değil. Seçim kazanması daha önemli." Şu halde özal'ın kafasındaki adayı ya da adayları keşfedebilmek için Öncelikle seçim kazanma sansına bakmak gerekiyor adayların. Olaya böyle yaklaşıhnca deklare adayların hangileri "Özal'ın adayı" olma şansına sahip göriınüyor acaba'? Ben bu on ğünlük gezi boyunca birkaç kez "Özal'ın kafasındaki ANAP başkan adayıyla aynı uçakta mıyız" acaba diye de sordum kendi kendime. Belki de bu konulardaki deneyimsizliğimden bu soruyu sormak geçti aklımdan ve tabii cevabını bulamadım. ıGevabinıdaha fazla merak ettiğim soru ise Türkiye ekonomisinin yakın geleceğiyle ilgilı olanıydı. Yeni bir ıstikrar önlemleri paketi söz konusu muydu? Tarımda destekleme politikası değişecek miydi? Politik kaygılar ikinci plana itilip ekonomiye yeni bir yön verilecek miydi? Ekonomideki gidişat konusunda alarm zilleri çalan Rüşdü Saracoglu gibi, Mahfi Eğilmez gibi bürokratların uyanlarına kulak verilecek miydi? özal ne düşünüyordu bu konularda? Cumhurbaşkanı Özal'ın sözlerinden benim çıkardığım sonuç şu: Bugünlerde kapsamlı ekonomik kararlann alınmasını pek uygun ve gerekli görmüyor Ozal. Ekonomideki olumsuz gidiş hakkında görüşlerini açıklayan bürokratların bu çıkışlarından pek hoşlanmadığı da belli. (Baştarafı 1. Sayfada) "Bu sözünü ettiğiniz bürokratlar bilgili, ama deneyleri yok, bankalardan biraz para çekilince heyecanlanıp demeçler verdiler, aslında fazla telaş edecek bir şey yok ekonomide" diye yanıtladı Saracoğlu ve Eğilmez'in çıkışlarıyla ilgili soruları. özal'a göre şimdi böyle çıkışların, yeni istikrar önlemlerinin falan pek sırası değil. Önce şu ANAP kongresi yapılsın ve genel seçime giden yol biraz daha belirlensin, sıra o zanıan ekonomiye gelecek. özal gündemindeki politik sorunlafı istediği gibi çözümleyebilirse o zaman ekonomi yeniden öncelik alabilir ve çok radikal yeni kararlar, yeni uygulamalar bizzat Sayın Özal'ın itişiyle gundeme gelebilir. On günlük AsyaPasifik gezisi boyunca Özal'ın ilgi duyduğu, değindiği, üzerinde durduğu konuları anımsayınca bu sonuca varıyor insan. Zarardaki bazı KlT'lerin tasfiyesi, geniş kapsamlı özelleştirmeler, farklı bir sağhk sistemine geçiş, iktidannı yeniden güvenceye almış bir özal'ın gündeminde yer alabilir. Bu noktaya ne zaman gelinir, nasıl gelinir, bilmek zor. Ekonomide yeni bir yön tayini, yeni bir nefes bekleyenler; karar alma mekanizmalarındaki tıkanıklıktan, işlerin sonuçlanmarrtaslndan yakınanlar bir süre daha bekleyecekler gibi geliyor bana. Ben buraya kadar yazdıklanmı uçakta yazıp bitirdikten bir süre sonra, 46 saatlik uçuş maratonunun son 20 dakikasına girilirken uçağımız kötü bir buluta daldı herhalde, birden hızla irtifa kaybettik ve küçük de olsa bir tehlike atlattık. Sonra öğrendiğimize göre uçuşun sonlarma doğru airbus uçağımızın radarı bozulmuş, tehlikeli bulutları görüp önlem alma olanağı kalmamış, bu yüzden bu olay yaşanmış. Ekonomimiz ise bir süre daha radarsız uçmaya devam edecek anlaşılan. yanıtlarken, Yılmaz ile görüşmediğini söyledi. "Mesut Yılmaz ile ittifaka girmeniz söz konusu mu" sorusuna Doğan, "Hiçbir görüşme yapmadun. Beni aradı. Görüşme talebi oldu, ben de herhangi bir görüşme için zamanın erken olduğunu söyledim, o kadar" karşılığını verdi. Doğan, "Böyle bir ittifaka sıcak baktığınız söylenebilir mi" sorusunu da "Görüşme yapmadığım bir konu hakkında neden mütalaa yapayım?" diye yanıtladı. Doğan, kendisinin genel başkan adaylığı ve kongre konusundaki diğer soruları ise yanıtlamadı. Istanbul kongresinde Semra Özal'ı destekleyen Hberallerle karşı karşıya gelen muhafazakârlar, Mesut Yılmaz'ın büyük kongre için ittifak arayışına soğuk bakıyorlar. Doğan ve Çiçek'in Yılmaz'ın görüşme istemini kabul etmemeleri de bu ittifaka yanaşmamalarının somut sonucu olarak yorumlanıyor. öte yandan Washington'da incelemelerde bulunan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın kardeşi Yusuf Bozkurt Özal, "Özal soyadlı birinin hanedan meselesinden dolayı ANAP'a fayda getireceği kanaatinde olmadığını" söyledi. özal, "ANAP Büyük Kongresi'nde kimin genel başkan seçuebileceği" yolundaki bir soruya, "Partinin genel başkanı kim olacak? Başbakan kim olacak? Bunlar farazi, subjektif konulardır. En iyisi bekleyip görmek... Kimin ortaya çıkacagını görmek lazım" karşıhğını verdi. Yusuf Bozkurt Özal, "Bu kişi 'Özal' soyadlı biri olabilir mi?" sorusu üzerine de şunları söyledi: "Özal soyadlı birinin, bu 'hanedan' meselesinden dolayı ANAP'a fayda getireceği kanaatinde değilim. Benim bakan olmam veya Hüsnü Bey'in bakan olması da bu konuyla ilgilendirildi. 26 Mart'tan sonra gidip Sayın Başbakan'a 'Kabineyi değiştirirken bizi yeni kabineye koymayın. Hanedan meselesi partiyi yıpratmıştır. 26 Mart'ın sebeplerinden biridir' dedik. Bu şartlar altında ANAP'a bir fayda getireceği, Türkiye'nin çok partili demokratik sistemine faydalı olacağı kanaatinde değilim." Yusuf Bozkurt Özal, mevcut üç genel başkan adaymdan hangisinin daha şanslı olduğunun sorulması üzerine de "Hiç oturup düşünmüş değilim. Zamanı gelince düşünülür, Üç adaya bir dördüncü, beşinci eklenebilir. Yeni adayların ortaya çıkması mümkündür" dedi. ANAP kitle partisi Mesut Yılmaz'ı destekleyen eski TBMM Başkanı Necmettin Karaduman, Cumhuriyet'in sorularını yanıtlarken "Milliyetçi muhafazakâr düşünceyi paylaşan herkesin partide yeri olduğunu" belirterek "Mesut Bey ANAP'ın kitle partisi özelliğini gözardı etmeyecektir sanınm" dedi. BRUKSEL'DENAHMETTAN (Baştarafı /. Sayfada) Bu kaygılar, topluluğun yasama organı Avrupa Parlamentosu'nda yarından sonra ortaya konacak, tartışılacak. Bir süredir "hükümetler arası" görüşmelerde siyasi birlikle beraber ortak güvenlik ve dış politika konusu değerlendiriliyordu. Türkiye, "ycdege alınmış aday üye" olarak parlamentoda yok. Ama tartışmalartn içinde. iartışmanın ozü, AT'nin savunma örgütü "Bau Avrupa Birliği" (BAB) olsun mu, olmasın mı noktasında dügümleniyor. NATO'nun BAB karşısındaki yeri ne olacak? Irlanda dışında tümtt AT üyesi olan NATO ülkeleri, kaynaklarını bu iki örgüt arasında paylaştıracaklar mı? Böyle bir paylaşım, kaynak israfı dışında, örgüt içinde örgüt anlamına gelmeyecek mi? trlanda ve sırada olduğu söylenen Avusturya gibi "tarafsız" ülkelerin BAB konusundakî tereddütleri nasıl aşılacak? Bu sorulara AT ve NATO merkezlerinde verilen yanıtlar, takınılan tutumlar çok farklı. AT yetkilileri ve NATO karargâhındaki TUrk ve çeşitli ülke ilgilileriyle yaptığımız görüşmelerden çıkan sonuçlar şöyle: 1 Fransa, zaten askeri yönden üyesi olmadığı NATO'nun Avrupa'daki ömrünü doldurduğu inancında. BAB'ın genişletilip güçlenmesi ve topluluğun tek askeri orgutu haline gelmesini istlyor. ~" 2 tngiltere ise BAB'ın şu andaki konumunu korumasından yana. Ama yeni üyeler alınmasına da karşı. Bu üyeler, AT üyesi bile olsalar. (Yunanistan gibi..) 3 AT'ye egemen olan hava, NATO'nun BAB'a askeri bir yan örgüt muamelesi yapmasının önlenmesi. 4 BAB'ın NATO'ya göre üstünlüğü var. NATO'nun "bölge dışı" kavramına göre "çevreye" müdahalesine olanak yokken BAB, Avrupa'nın güvenliği gerekçesiyle "bölge dışı"na karışabilecek. 5 Özellikle ABD, Danimar ka ve Türkiye, NATO'nun bugünkü gücunün korunmasında kararlı ve ısrarlı. Amerika, NATO'nun zayıflatılmasıyla Avrupa'dan ayağını çekmek zorunda kalmaktan endişeli. 6 Fransa'nın hedefi, Avrupa liderliğini ele geçirmek. 7 Türkiye'nin BAB'a üye olma isteğine başta Fransa olmak üzere karşı çıkıtıyor. Türkiye'nin amacı, bir türlü açamadığı Avrupa kapısından^^ ayağını çekmemek. 8 Bu noktada NATO'nun giicünü sürdürmesi, Türkiye için yaşamsal önem taşıyor. BAB'ın güçlenmesi, NATO'nun zayıflatılması veya giderek ortadan kalkması, Türkiye'nin Balı'dan tümüyle dışlanması anlamına gelecek. Avrupa Topluluğu'nun karargâhı Berlaymont'ta güvenlik ve dış politika konularından sorumlu yetkililer, ekonomik ve sosyal konuların ilgililerine göre, Türkiye için daha "vaatkâr" yaklaşım içindeler. Türkiye'nin yüzde 60 enflas yonunu, insan haklarıyla ilgili kırık notlarını, başdöndürücü nüfus artışını, kültürel yetersizliklerini sıralayan yetkililer, konu Avrupa'nın ortak güvenlik ve dış politikasına gelince duraklıyorlar. Bu noktada AT'nin büyük ve her bakımdan güçlü Avrupa hedefine, ancak askeri bir güç olmakla ulaşacağını belirtiyorlar. Bunun yolu ise, "yakın çıkar bölgelerinin" hesap içinde ofamsı. Daha açık bir deyimle Ortadoğu'nun, Balkanların ve Kafkasya'nın denetim altında bulunması. Bu sayılan bölgelerde ise Avrupa Birleşik Devletleri'nin TUrkiye'yi dışlayarak esenlik içinde varlığını sürdürmesinin çok zor olacağını kabul ediyorlar. Haritayı gosterip, "Siz yeterince Avrupalı değilsiniz" diyen Avrupalılar, Avrupa savunması söz konusu olduğunda bunu söyleyemiyorlar. Türkiye'nin yazgısım, bugüne dek olduğu gibi gelecekte de kendi "coğrafyası" belirleyecek. OzaPdan ile DİE başkanının çağrılması dikkati çekti. Yaklaşık 5 saat süren brifingde, ekonomi kurmaylarının, genel ekonomik durumu anlattıktan sonra alınması gerekli önlemler konusundaki görüş ve önerilerini dile getirdikleri öğrenildi. Ekonomi kurmaylarının, bu yıla ilişkin beklentilerini anlatırlarken, programda öngörülen büyüme, enflasyon ve döviz kuru hedeflerinin tutturulamayacağını ifade ettikleri belirtildi. Kurmaylann tahminlerine göre bu yıl büyüme hızı yüzde 5'in altında kalacak, enflasyon ise yüzde 45'lik hedefi aşarak yüzde 60'lar düzeyine tırmanacak. Bütçe ve KİT açıklannın da hedeflerin üzerinde gerçekleşeceği kaydedildi. yürurlüğe konulması beklenen bazı Önlemler ise şöyle sıralanıyor: Finansman açıklarını en aza indirebilmek ve maliyet artışlarını dengeleyebilmek için KİT'lerce üretilen temel mal ve hizmetlerin fiyatlarına yuksek oranlı zam uygulanması surdurülecek. Tanmsal urun destekleme alım fiyatları duşuk tutulacak ve peşın ödeme yerine ürün bedellerınin 4 veya 6 aylık bir sürede ödenmesi uygulamasma dönülecek. Memur maaşlarına yılın ikinci yarısında yapılacak zam oranı duşük tutulacak. Butçe harcamaları gozden geçirilecek, maaş ve borç odemeleri dışında kalan tüm ödemeler yeniden kısılacak. Bazı yatınm projelerinin ödenekleri askıya alınacak. Gubre ve diğer tarım subvansiyonlan başta olmak üzere tüm sübvansıyon ödemelerı gözden geçirilerek en aza indirilecek. (Baştarafı 1. Sayfada) CAMEL İLE KAZANIN! Camel, çok özel armağanlar veriyor. Katılın, büyük ödülü siz kazanın: SUZUKI VITARA 4X4 • 10 CAMEL KAMP SETİ • 100 CAMEL MONT (Çadır, 2 uyku tulumu, 2 sırt çantası) Ve başvuran ilk 5.000 kişiye, çekilişsiz: Diğer ödüller. • 5.000 CAMEL POLO YAKA TSHIRT Katılmak çok kolay. İstediğiniz 3 tane boş Camel paketini adınızı ve adresinizi yazacağmız bir zarfla hemen P.K.79 Teşvikiye 80212 İstanbul'a yollayın. Çok zarf yollaym, şansınızı artınn. Son katılma tarihi: 11 Haziran 1991 Kazananlar, Noter huzurunda yapılacak çekilişle belirlenecek ve 22 Haziran 1991 tarihinde gazetelerde açıklanacaktır. Dikkat: # Bu kampanydyd 21 ya^ın alllndakılerlc R J. Reynolds, Pars/McCann Enckson vc Su7uk\ A Ş valı^anlan kaUlama/ • Ödılllcrlc ılgılı mm vcrgılcr R J Reynolds laraf ından tidencteklıı •Bü kampanya Mılh Pıyango Idaresı nın BODB 1991/527 3591 sayı vc 9/4/1991 lanhlı ı/nıylc yapllmakladır #Zarflanni7i taahuılü yollayabılırsıni7
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog