Bugünden 1930'a 5,454,175 adet makale



Katalog


«
»

İOMAYIS 1991 DİZİRÖPORTAJ CUMHURÎYET/15 Neonazi ve aşırı sağcı Alman gruplarının terörü üzerine Berlin'de Türkler de kendi aralannda örgütlenmeye başladı Türk gençleri dazlak' avma çıkıyor AlmanyafUa Türk gençlik çeteleri Güner Yüreklik Şiddet çözüm mü? Yıkılan duvarlann üstüne toz pembe umutlann serpildiği "mflli birlik" sloganlannın atıldığı 1990 yılı içinde Alman toplumu yeni bir sorunla karşı karşıya geldi: Dune kadar Berlin'de küçük kavgalar çıkarmak, hırsızhk yapmak, otomobil soymak, sigara otomatlannı kınp para çalmak gibi adi suçlardan başka bir zaran görülmeyen Türk gençleri, şimdi aşırı sağa Almanlara karşı birleşmişler, çeteler kurmuşlardı. Dazlak avına çıkıyorlar, metrolarda adam dövüyorlar, arkasında Amerikan beyzbol takımlarınm isimleri yazılı ceketler giyiyorlar, "Glants", "Fighteıs", "36 Boys", "Black Panthers" gibi korku verici çete isimleri taşıyorlardı. Alman magazin basını, Türk gençlik çetelerinin dehşet saçtığA haberleri ile dolup taşmaya başladı. Sokakta, metrolarda artık. kimse gelişigüzel yabancılar aleyhinde konuşamıyor, ırkçı sloganlar atamıyor. Dazlak denilen Skinheadler, yabancı gençleri tehdit ettikleri semtlerden çekildüer. Yerlçrini bu semtlerde egemenliği ele geçiren yabancı gençlik çetelerine bıraktılar. Berlin'de 21. yüzyıla 9 kala Türk gençleri yeni bir "West Side Story" (Batı Yakasının Hikâyesi) filminin içinde buldular kendilerini... Ceketlerinin altında gizledikleri beyzbol sopaları, sustalı bıçakları, zincirleri ile 1320 yaşlanndaki bu gençler Berlin'in güncel yaşammın bir parçası oldular. 1989 yılı içinde çeteci gençlik gruplarının aşırı sağa, dazlaklara karşı şiddet eylemlerine giriştikleri görülüyor. Gerçi gençlik grupları çok daha önceden vardı, ama bu grupların aşırı sağa karşı ilk kez saldınlara girişmeleri ve "çete" olarak ortaya çıkışları son iki yıllık bir tarihi kapsıyor. Bugün Bau Berlin'de 1621 yaş arasmda, çoğunluğu Türk, 25 bin yabancı genç bulunuyor. Bu gençlerden 600700 kadarımn söz konusu çetelerde eylem yaptığı söyleniyor, ama bu sayılara da güvenilemiyor ve şiddet yanhsı gençlerin sayısının en az 3 bini bulduğu sanıhyor. Polis ka yıtlanna geçmiş "sicilli" gençlerin sayısı da çeşitli spekülasyonlara konu oluyor. Yetkili daireİer bir sayı vermekten kaçınırlarken bilirkişiler bu sayımn en az 1500 civarında olacağını belirtiyorlar. Fakat verilen sayılar ne olursa olsun, gençler arasında bugün küçümsenmeyecek bir "şiddet potansiyeli" olduğunu görüyoruz. Ve en önemlisi, bu "şiddet potansiyeli", bazı çevrelerin iddia ettiği gibi gençlerin küçük bir bölümünü değil, içerdiği sorunlar bakunmdan, tümünü kapsıyor diyebiliriz. Şimdi Almanya'da polis, Türk ve Alman sosyologlar ve psikologlar bu gençlerin sorunlarına eğilmeye çahşıyorlar. Biz de mikrofonumuzu bu gençlere tuttuk. Çetelere katılan Türk gençleri yıüardır dışlanan, horlanan 'gurbetçikrin' birikmiş öfkesi gibi Hep sııstıık, artık isyan edîyorıız! Şîddet çözüm değil, ama... Gençler Alman toplumunda•» şiddete tapan kişiler olarak gösterilmelerine tepki duyuyor ve. şöyle diyorlar: "Şiddet çözüm değil, biliyoruz. Fakat sıkıştırıldığımız köşede yapacak başka şeyimiz yok. Grup * bizim her şeyimiz. Her şeyimizi paylaştığımız tek dünyamız. • Bizim şiddetimiz Almanlara, onlara korku ve dehşet vermekı istiyoruz, çünkü başka dilden anlamıyorlar. Ama Türkiye'dekilere olduğumuz gibi görünmek isteriz!' ]• buUeniyorlar, o denli etkilenmi^ yorlardı. Hele süper teknolojı ile yürütülen Körfez savaşından. sonra... Dazlaklar dediğimiz hemSkinhead'ler, hem de Türte gençlik gnıplan arasında yoğun çahşmalar yapmış politolog Thomas Mücke enstitünün bu. araştırmasmı yorumlarken; önemli bir noktaya dikkatimiz^ çekiyor: "Gerçi araştırma Al<[ man gençleri arasında yapıldı* ama ben şiddetin ulusal bir ka* rakter taşıdığını sanmıyonım», Almanlarda olduğu gibi Türk gençleri arasında da şiddet eğirf limrain olduğunu goruyoruz^ Her iki kesimi de etkileyen orj> tak nedenler var. Bunlann başında geleceğe olan güvensizlik, umutsuzluk ve toplumun dışın» itilmişttk gibi sorunlar geUyor." Berlin Türk Veliler Birliği'nt. den Kenan Kolat da şiddeti şöyt, le açıklıyordu: "Bunun nedeninl sosyal sorunların artmasmda aramak gerekir. İnsanlar arasındaki dayanışma ruhunun ort«ti dan kalkması gençleri de yakınfc» dan etkilemekte, onlarda genel bir umutsuzluk ve karamsarlık yaratmaktadır. Işsizlik, meslek egitimi olanaklannın kısırlıgı ve toplum içindeki başdöndüriicö rekabet ortamı, gençlerin geleceklerine korku ve kuşkuyla bakmalanna neden oluyor. Yannınm ne olacağını bilemeyen genç, çözümü kaba kuvvette, anyor." ı Sonuçta, şiddeti gençleriıi' kendilerinin bulmadıkları, aksine toplumdan devraldıklan or1 taya çıkıyor. Teknolojik devrim' kuşağı bu gençler, dünyaya göz' lerini açtıklan anda şiddeti buU" dular karşılarında. Aile içinde, ekran önünde,'yuvada, okulda, sokakta, her' gün her dakika şiddetle karşi' karşıya geldiler. Sorunlarınrft' çözümünde tek araç bu oldu',' Çünkü şiddet, günün gerçekle*1 rinden, anlaşılması güç ve karmaşık sorunlarından bir kaçış: tı. Anlayabildikleri tek çözüm" yoluydu. '" sey okey" dercesine sağ elini kaldırdı, selam verdi. Sonra, o kısa konuşmamız boyunca hiç değişmeyen yüz çizgilerinin ciddi ifadesiyle bana döndü. Kasım ayının kışı bekleyen sulu kar tanecikleri düşüyordu kaşlarımn üstüne. tnce, uzun parmaklarını iki yana dökülen saçlanmn arasma daldırdı, arkaya kaydırdı. Toparladığı saçlanna cebinden çıkardığı siyah yün beresini geçirdi. Kabammn içindeki bir cismi bir kez daha yoklayıp yerine oturttuktan sonra önünü kapattı, geniş yakalarını kaldırdı, kafasıru içine gömdü. Gözlerimin içine bakarak "Söyledikleriml unutma" dedi. Çok şey söylemedin. Onernli olanlan söyledim. Gerisi artık sana kalmış bir şey. Unutmamı istemediğin nedir? Bizim gerçekte ne istediğimiz. Ne yapttğımız önemli depl Gençleri yanına aldı, karşı kaldırıma geçti. Sokağın alaca k«&îtiip&ttÂ" 'siltfete' ^dOntifetı vücutlan biraz ileride köşeyi döndü, yitip gitti. ftnüne g e l e n k a z ı k l a d ı : Türk gençleri şöyle diyor: "Önüne gelen kazıkladı bizi. Kimse bize ne istedigimizi Dışan çıktıgınuzda hava iyice kararmıştı. Berlin'in günbosormadı. Ne buraya gelirken ile de şimdi burada. Gel dediler yu suren griliği siyaha dönüşügeldik, git dediler gittik. Hiçbir yerde söz hakkımız olmadı. yordu. Kapımn demir parmakhkları önünde durdu. İki yana Ne eyde ne sokakta ne de okulda. Şimdi söz hakkımızı zorla karanlık bir tünel gibi uzayan elimize aldık. Artık biz konuşacağız. Şu anda sustah, demir sokağın, bir o tarafına, bir bu tarafına baktı. . çubuk, cop, zincir, gaz tabancası taşıyoruz. Gerekirse Elektrik direğinin altında Kalaşnikof bulmak zor değil.." bekleyen bir grup gence, "her Adam yerine konmak Nereye gidiyorlardı? Ne istiyorlardı? "Adam yerine konmak, dışlanmamak" diyordu bana. "lkinci sınıf insan yerine konulmakUn, işycrinde, alışverişte, metroda, yolda hakarete uğramaktan, hor göriilmekten bıktık. Ailelerimiz gibi içimize atmak, susmak istemiyoruz. Başkaldmyoruz. Başka çözümü yok bu işin." Kelimeler dilinden tane tane dökülüyor, sanki bir hiç olmanın nefretini yansıtıyordu. Heyecana kapılrnadan yavaş yavaş ve düşünerek konuşuyordu. Ettiği her kelimenin hesabını verecek gibi kendinden emindi. "Şu anda sustah bıçak, demir çubnk, cop, rincir, gaz tabancası gibi sUahlar taşıyoruz. Ama gerekirse Kalaşnikof bulmak zor değil." Bir an>sustuktan sonra "Korkanm yakında o günler de gelecek" diyordu. Bunu söylerken kılı kıpırdamıyor, her şeyi kabullenmenin rahatlığı içinde görünüyordu. Bir sözü hâlâ kulaklarımda: Başkaldırı ve şiddet I önüne gelen kazıkladı bizi "Önüne gelen kazıkladı bizi. Kimse bize ne istedigimizi sormadı. Ne buraya gelirken, ne de şimdi burada. Gel dediler geldik, git dediler gittik. Hiçbir yerde söz hakkımız olmadı. Ne evde, ne sokakta ne de okulda. Şimdi söz hakkımızı zoria elimize aldık. Artık biz konuşacağız." Nefı;et okunuyordu gözlerinde. Aynı nefret, polis tarafmdan battaniyeye sarılıp dövülüşlerini, metroda biletsiz yakalandılar diye bileklerine kelepçe ge Almanya'daki Türk gençlik çeteleri, Alman basınının en gozde malzemelerinden Der Spiegel dergisinde yayımlanan bu fotoğrafta da, Türk gençleri terörist gibi gösterilmeye çalışılmış. çirilip karakola götürülüşlerini anlatvrken de vardı gözlerinin içinde. Bunlan anlatırken gözleri bir noktaya dikiliyor, ağır ağır ve sakin konuşuyordu. Acı da duyuyor muydu acaba. Yoksa nefreti acılarını unutturacak denli kök mu salmıştı. Ama duyarlılığını hentlz yitirmediği belli oluyordu anlattıklanndan: "Şiddet çözüm degil biliyoruz. Fakat sıkıştınldığunız köşede yapacak başka bir şeyimiz yok. Grup bizim her şeyimiz. Her şeyimizi paylaştığımız tek dünyamız." Fotoğrafuu çektirmek istemedi. " N e gerek var" dedi, "Önemli olan anlattıklanm. Alman basınına yapıyoruz, size de mi yapalım? tstersen beremi yüzüme geçireyim, ettme de saldırmayı alayım, korkunç bir poz vereyim sana. O zaman birinci saytaya koyarsımz bizi değil mi? tstediğiniz hep aynı". Yok öyle değU diyecek oldum, fırsat vermeden tamamladı sözünü: "Bizim şiddetimiz Almanlara. Onlara korku ve dehşet vermek istiyoruz. Çünkü başka dilden anlamıyorlar. Ama Türkiye'dekilerle bir alıp veremediğimiz yok. Onlara olduğumuz gibi görünmek isteriz. Yeter ki anlasınlar bizi." , Neydi anlatmak istedikleri, gerçek kimlikleri? Gerçek kimliklerini kendi aralannda oldukları, yalnız kaldıkları, oyun oynadıklan zaman ayrımsıyor insan. Yaşlanna uygun çocuklar gibi gülüşüyorlar, dalaşıyorlar, şakalaşıyorlar. Kimbilir, belki de dış dünyalarında olup biteni işte tam o anda unutabiliyorlar, olduklan gibi oluyor lar. Çocukluklannı sanki yalnızca gençlik evinin duvarları arasında yaşayabiliyorlar. Içeri bir tek "yabancı" girse hemen değişiveriyorlar. İlk aralanna girdiğimde de öyle olmamış mıydı? O çocuksu yüzler, beni görür görmez birden kuşku ve öfke dolu bir ifadeye bürünmemiş miydi? Psikolog Fatih Güç, "Korku şiddeti çağınr" demişti. Ve sonra şöyle anlatmıştı çocuklardaki bu ruh halini: "Şiddet, insanın içindeki korkumın dışa yansıyış biçimlerinden biridir. Bir insanın kendine güveni ne denli azsa ve korkusu ne denli büyükse, dışa karşı o denli kuşkuludur. İçindeki bu kuşku ve korkuyu yenmek için dışa karşı güçlü ve dehşet verici görünmek ister." Genç Alman yazarlanndan Peter Schneider bir konuşmamızda bana şiddet üzerine görüşlerini belirtirken "Biz galiba banş içinde yaşamasını beceremiyoruz. Bir savaşın olmayışı hepimizi rahatsız ediyor" demiş, özellikle son 20 yılda giderek artan insanlar arasındaki saldırganhğa düşündtlrücü bir açıklık getirmişti. Mikroelektronik endüstrinin yol açtığı teknolojik devrimle birlikte dunya küçülmüş, uydular, ekranlar aracılığıyla en ücra köşelerdeki, en dehşet verici olaylar yatak odalanmıza kadar girebilmişti. Her gün bu dehşet verici olayları izlemek, şiddeti bize kanıksatmış, kaba kuvvet normal karşılanır olmuştu. Toplumlar artık şiddeti güncel yaşamm bir parçası olarak ka öte yandan yalnızca Türk^ gençleri için değil, tüm Alman^ ya ya da Avrupa gençliği için de yeni bir özdeşlik arayışı, yeni bir' başkaldırı biçimiydi şiddet. Siyasi görüşleri veya görünüşleri.i eyleitüeri ne olursa olsun tünr gençlik gruplannı.şiddete yöneN" ten nedenler aynı. Aynı olma>' yan o nedenlerin dışa vuruş bi^ çimi. ", Thomas Mücke, aşırı sağci1; olarak kabul edilen Skinhead"0, ler arasında bile pek çok genpn;' "Nazi, ırkçı" gibi kavramlat*1' dan bir şey anlamadığım, içvntî' girdiği kalıpta kendisîne bir kimlik aradığını söylüyor. , *j Yarın: Gençlik grnplan T.C. MALATYA 1. ASLİYE CEZA MAHKEMESt Esas No: 1990/681 Karar No: 1991/326 C. Sav. No: 1990/1897 Sanık: Gülay Guven Halil ve Sabia kızı, 1963 doğuralu, Malatya meıkez Yeşilyurt ilçesi Hatnidiye Mahalksi hane 79, cilt 002/23, sahife 73 de kayıtlı olup halen Boztepe Caddesi, Cirikpınar Sokak, No:88 de oturur, evli, 3 çocuklu, okuryazar, ev hanımı aynı zamanda fırm ışletmecisi, sabıkasız, T.C. Suç: Eksik gramajh ekmek satmak. Suç Ta.: 24.8.1990 Karar Ta.: 26.3.1991 Kesinleşme Ta.: 3.4.1991 Eksik gramajlı ekmek satmak suçundan sanık yukanda açık kitnliği yazıh Gülay Güven hakkında mahkememızde yapılan yargılama sonunda: Mahkememizden verilip kesinleşen tlan'a göve saruğın suçu sabit görülduğünden TCK. 363/1,59,647/4,72,647/5 ve CK.402/2 maddeleri uyannca netıceden 800.000 TL ağır para cezası, karar kesınleşüğinde karar örneğimn buyuk harflerle yazılmak suretıyle 7 gun müddetle iş yerinın göze çarpan bir yerine yapıştırılmasına, ayrıca huküm özeünin trajı yuz binin üzennde bulunan Ankaralstanbul ve lzmır'de yayınlanan gazetelerden birinde masrafı bılahare sanıktan tahsıl edilmek üzereAyrıca Malatya'da yayınlanan bir gazetede ilan edilmesine karar verildiği ilan olunur. T.C. ÇAMLIDERE SULH CEZA MAHKEMESİ KARAR Esas No: 1990/37 Karar No: 1991/6 Davacı: K.H. Sanık: lbrahim Solmaz Hakkı ve Saat oğlu 1952 D.lu Çamlıdere Tatlak köyü nüfusuna kayıtlı olup halen Çamlıdere körler mahallesınde otuvur. Suç: Gıda Maddeleri Tüzüğune Aykırıhk Suç Tarihi: 22.08.1990 Karar Tarihi: 14.2.1991 Yukanda açık kimliği ve adresi yazılı sanık hakkında gıda maddeleri tuzüğüne aykırılık suçundan mahkememıze açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, Sanığın eylemine uyan TCK.398. maddesi gereğince neticeden 490.000. Lıra ağır para cezası ile cezalandınlmasına, T.C.K.nun 402. maddesi gereğince suça vasıta kıldığı meslek ve sanat tıcaretinin 3 ay süre ile tatiline, ayrıca sanığın şeker ürettiğı iş yerinın 7 gün sure ile kapatılmasına, hüküm kesinleştiğınde karar özetınin büyük harflerle yazılmak suretiyle ve kapatma suresi kadar kalmak uzere kapatılan ışyeriaın j,oze çarpan bir yerine yapıştırılmasına, ayrıca karar ozetinin Ankaraîstanbul ve tzmır'de yayımlanan tirajı yuzbinin uzerindeki gazetelerden birisinde ilan ettirilmesine karar verildi. İLAN GÖLYAKA SULH CEZA MAHKEMESİ Esas No: 990/49 Karar No: 990/57 Kumar oynamak suçundan sanık Artvin ili Hopa ilçesi Osmaniye köyü nüfusunda kayıtlı olup Bolu ili Düzce ilçesi Yeni Mahalle Palas Sok. No: 12'de oturur Talat ve Emıne oğlu 1965 doğumlu İHSAN ÜÇÜNCÜ hakkında mahkememızde yapılan açık yargılama sonunda: Mahkememizin 12.7.1990 tarih ve 990/49 esas, 990/57 karar sayılı ilamı ile, Sanık İHSAN ÜÇÜNCÜ'nün TCK'nın 568 TCK değişik 119, 647 SK'nun 4/1 maddeleri gereğince 10.500 TL hafif para cezası ile cezalandırümasına karar verilmiş ve gıyabi karar bütiln aramalara rağmen sanığa tebliğ edilentemiş ve adresinde meçhul olduğu anlaşıldığından hükmun 7201 sayılı kanunun 28, 29 ve 30. maddeleri uyannca ilanen teblığine karar verilmiş olduğundan hüktnün TUrkiye'de tirajı yuksek olan gazetelerde ilanen tebliğıne, llanın yapıldığı tarihten itıbaren 15 gun sonra tebligatın yapılmış sayılacağına, ilanı havi gazetınin C. Savcılığı'ndan ıstenmesine, mahkeme karan ile ilan giderlerinin sanıktan alınacağı ilanen tebliğ olunur. 29.4.1991 Basın: 25753 İLAN ESKİŞEHİR İKİNCİ SULH CEZA MAHKEMESİ'NDEN BİLDİRİLMİŞTİR Samk: ERKAN ŞAHtN Ibrahim ve Ayşe'den olma 1961 doğumlu Mıhallıççık Medrese Mahallesi nüfusuna kayıtlı, Eskışehir Huzur Mahallesı Erek Sok. No: 40/1'de oturur. Huküm ozeti: Yukanda kımliğı yazılı olan sanığın Esbank Eskışehir Sanayii Çarşısı Şubesı'nce kendisine verilen çek karnesini, bankanın geri istemesıne rağmen ıade etmediği ve böylece çek kanununa aykın davrandığı anlaşıldığından; Mahkememizin 18.2.1991 tanhli 1991/3675 numarah karanyla sanığın 3167 numarah kanunun 13/1'inci maddesi gereğince 180.000 lira ağır para cezası ıle cezalandınlmasına karar verilmişür. Bu karar sanığın mevcut adreslenne tebUğ edilememıştir. Zabıta tahkıkatı ıle de sanığın yeni adresi tespıt olunamamıştır. Bu nedenle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28'inci maddesi uya,uıca huküm özelının ilanen tebliğıne karar verümiştir. Hukum ilan ejıldığı tarihten yedı gün sonra sanığa tebhğ edümiş sayılacaktır. Uan olunur. U.4.1991 Basın: 25568
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog