Bugünden 1930'a 5,420,078 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

HABERLER Arkeolog Taşyürek tutuklandı. Polis Kapalıçarşı'da kuyumculukyapan Özharat'ı arıyor 1 MAYIS 1991 CUMHURİYET/3 Aııtika kaçakçısı ıııüze müdürü Polis sanıklarla birlikte Hitit dönemine ait 2 bronz balta, 2 bronz mızrak, çeşitli dönemlere ait 21 toprak vazo, bir silindir mühür, bir bronz heykelcik, iki gümüş sikke, 21 bronz Roma sikkesi, bir aslan başlı objeyi ele geçirdi. Uziilmemesini istiyorum" sözleri ile başlayan 'nıjvet' elçileri göndererek işini yürülür ve diyalog kurulup bol sıfırlı bedeller ödendiklen sonra ilgililerce ifade vermek için sahneye 'masum' olarak çıkar. Yakınlarına göre ilkesi, 'ver kurtul'dan bozma 'öde kurtul'dur." Metin özharaf, 'yüzyılın definesi' olarak bilinen 'Elmalı Definesi' olayına karışanlardan haraç almakla kalmamış, ayrıca 1986'da lzmir'de bulunan ve 800 altından oluşan Bizans Definesi'ni lsviçre'ye kaçırmıştır. Adının karıştığı olaylardan bazıları ajasında dört tonluk bir mermer lahdi tngiltere üzerinden New York'a ve Fethiye yöresinden çıkan gümüş Bizans tepsilerini de yine aynı yolla yurtdışına kaçırması sayılıyor. Her seferinde de 'polis' kendisine ulaşamamıştır. Çünkü Metin özharat'ın emniyetteki köstebeğinin daima herkesten önce kendisini uyarması ya da poliste illcr arasındaki eşgüdümsüzlük sonucunda her seferinde yurtdışına kaçmış, daha sonra yukarıda anlatılan yöntemle Türkiye'ye dönüp işin içinden çıkmasını beceren bir antika kaçakçısı olarak tanınır. Arkadaşımız Acar, aynı yazısında Metin özharat'ın kendisine 100 bin dolarlık bir rüşvet elçisi günderdiğini de yazmıştı. Buna karşılık Dr. Taşyürek ise Adana Muzesi'nin kuruluşundaki başarısından dolayı amirlerince ödUllendirilmış, Van Müzesi'nde Urartu uygarlıgına ilişkin araştırma ve makaleleri ile dünya çapında bir ün yapnuş arkeologdur. 1972'de Adana Müzesi soygunundan dolayı görevden alınan Dr. Taşyürek daha sonra Turizm Bakanlığı'ııa geçmişti. 1970'Ii yılların sonunda bir ihbar üzerine evine baskın yapılan Dr. Taşyürek tutuklandı, ancak beraat etti. 12 Eylül'den sonra Kahramanmaraş'ta bir grup kaÇakçıyla birlikte tutuklandı ve iki yıla mahkum oldu. Daha sonra Antakya'ya yerleşerek turistik eşya ticaretine başladı. Sonışturmanın sürdüğü bildiriliyor. rek ile birlikte Osman Aksoy, BUal Kuzey, özkan Nabi Çelikel ve ömer Kazık adlı antika kaçakçıları da savcıhkça tutuklandı. Polis, sanıklarla birlikte Hitit dönemine ait iki bronz balta, iki bronz mızrak, çeşitli dönemlere ait 21 toprak vazo, bir silindir mühür, bir bronz heykelcik, iki gümüş sikke, 21 bronz Roma sikkesi, bir aslan başlı objeyi ele geçirdi. Sanıkların, bazı mü/elerdcn de çalındığı ve daha önemii olduğu söylenen bir bölüm eseri Istanbul Kapalıçarşf da kuyumculuk yapan Metin özharat'a sattıklarını açıklamaları üzerine Dr. Taşyürek bir ekiple birlikte tstanbuPa gönderildi. Ancak özharat'ın Mehmel Durdu Ankan adlı kişiyle birlikte, bu tarihi ve maddi değeri büyük eserleri de yanına alarak kaçtığı belirlendi. 1983 yılında Adıyaman'da altın sikke olayında Tekin adlı kardeşi öldürülen Metin özharat, Türkiye'nin en önemii beş büyük eski eser kaçakçısından biri olarak tanınıyor. Arkadaşımız özgen Acar'ın 'Antika Talam' adlı araştırma dizisinde, Metin özharat'ın özelliği şöyle anlatılmıştı: "Biletini her olayda daima 'vın turizm' şirketinden alan Metin, her zaman Dr. Kimble gibi kaçar, kaçar... Giiniin blrinde "Agabey, çocuklarımın DITNYADA BUGUN ALtSİRMEN Adana ve Van müzelerinde müdürlük yapan, Urartu uygarlığı üzerine makaleleri bulunan Dr. Orhan Aytuğ Taşyürek, eski eser kaçakçıhğından tutuklandı. Tkşyürek ile birlikte Osman Aksoy, Bilal Kuzey, özkan Nabi Çelikel ve Ömer Kazık adlı kaçakçılar da yakalandı. HATAY (Cumhurlyet) Van yöresindeki Urartu uygarlığının dünyada sayılı otoritelerinden olan bir müze müdürü arkeolog eski eser kaçakçıhğından tutuklandı. Polis bu arada ünlü antika kaçakçısı Metin özharat'ı da arıyor. Daha önce Adana ve Van müzelerinde müdürlük yapan, Urartu uygarlığı üzerindeki makaleleri dünya arkeolog ve müzecilerince sık sık kullanılan Dr. Orhan Aytuğ Taşyürek eski eser kaçakçılığı suçundan Hatay Emniyeti'nce yakalandı. Emniyet Müdürü BUIent Urakoglu ve Mali Şube Müdürü Yılbay Çellk tarafından düzenlenen operasyonda Dr. Taşyü Aldatmaca 23 nisan günü Sayın Özal, "Zıpkm gibi gençler yetlşiy» diyordu ve doğruyu söylemiyordu. Türkiye, ne yazık ki geçmiştekinden daha bilgili, daha 1 nerli, daha iyi eğitilmiş değil, çok daha kötü eğitilmiş, dor nımsız kuşaklar yetiştirmektedir artık. Ülkemizde gençlerimizi daha çocukluk yaşlarından b layarak çarkları arasında heba ettiğimiz eğitim sistemimL. tek kamburu, ne yazık ki yalnızca Tevhidi Tedrisat Kanunü ile getirilmiş olan eğitim birliği düzeninln anti laik çevreler tarafından çiğnenmiş olması değildir. Eğer öyle olsaydı bir iktidar ve yasa değişikliği ile aksaklık kolayca giderilebilirdi. Ancak bugün Türkiye'de eğitim sistemi A'den Z'ye değiştirilmesi gereken, zaman öğütücü, diplomalı bilgisiz, umarsız ve beceriksizler yetiştirici bir makinedir. Ürediği oranda üretemeyen, insanına ne kırsal alanda ne kentte iş bulabilen, gecekondulaşmayı kentleşme sanan, metropolleri ucube urkentlere dönüşen bir düzenin, hızla artan nüfusun okul kapılarına yığdığı gençlere eğitim vermekte diğer alanlarda olduğundan daha büyük başarı göstermesi de zaten beklenemez. Sorunlarını her alanda erteleye erteleye biriktiren bir düzenin çok başka bir yapıda oluşturulmuş eğitim sistemini tepeden tırnağa değiştirecek yürekliliği de gösteremediğini görüyoruz. Bugün Türkiye'de ilkokuldan başlayarak yetersiz, anlamsız bir eğitim, geçmişteki bazı becerilerini dahi yitirerek ve sürekli seviye düşürerek sürmektedir. Bütün bunlara bir de 12 Eylül diktasının getirdiği pısırık, ezik insan yetiştirme çabasını ve yine aynı dönemde ivme kazanan örümcek kafalıların milli eğitimi ele geçirme gırişımierini eklerseniz, ülkemizin yarınlarının nasıl bir yaşamsal tehlikeyle dolu olduğunu kolayca anlayabilirsiniz. ilkokul sıralarında başlayan, anlamsız, amaçsız, düzeysiz ve kişiliksiz eğitim, EvrenDoğramacı ikilisiyle yapışık biçimde anılması kaçınılmaz YÖK ile birlikte üniversiteleri de sarmış, yüksek oğretim kurumlarımız, çağdaş ülkelerin liselerinin bile bırçok alanda gerisinde eğitim veren kuruluşlara dönüşmüşlerdir. Ülkeyi yönetenlerin ise bu durum karşısında kılları bile kıpırdamamaktadır. Onların tek sorunu, yalnızca oy gücü olarak gördükleri temel sorunları çözmedikleri takdırde toplumsal dinamiklerinin nasıl toplumsal bir dinamite dönüşeceğini göremedikleri geniş halk kesimlerini, kısa dönemde göz boyayarak hoşnut edecek palyatif önlemlerı bulmaktır. Sınıf geçmenin kolaylaştırıiması, herkese istediği diplomanın sağlanması, ilk bakışta ilk ve orta eğitimin temel sorunlarını gözden kaçırıcı bir yöntem olarak görülmektedir. Ne var ki bu göz boyayıcı yöntem pek çabuk iflas etmekte, üniversite kapılarına dayanan cahiller ordusunun önemii bir bölümü seçme sınavlarında elenmekte ve hiçbir işe yaramaz, eğitimi kendisine hiçbir şey sağlamayan genç işsizler ordusu çığ gibi büyümektedir. Yönetici ve devlet adamı düzeyine erişememiş olan düzeysiz politikacı, soruna çare bulacak kafa yapısına sahip olmadığı gibi kendisinden her ilde bir üniversite isteyen şaşkın seçmenin önünde bu kadar üniversite açılamayacağını, Türkiye'nin bu kadar üniversite mezununa iş bulamayacağını, asıl sorunun üniversite olmadığını, çağdaş ülkelerin hiçbirinde her isteyenin üniversiteye gidemediğini, sorunun çÖzümünün baştan başlayarak eğitim düzenini işlevsel bir yapıya kavuşturmak olduğunu, yoksa açılan adı var sanı yok, üniversıtelerin gerçekte bu niteliğe sahip olmadıkları gibi görece sağlıklı olanlara ayrılan fonları yutarak görece iyileri de •kendılerıyle birlikte çukura sürüklediklerini söyleyememektedir. Yönetici ve devlet adamı düzeyine erişememiş politikapı, kendi kafa çapının dar sınflanyla boyunu posurıu çok a$an politik tutkusunun sınırsızlığı arasındaki o kocaman boşluk. ta insanı önce güldürüyor gibi olurken birden tiksindiren bir çözüm üretmiş ve her isteyeni üniversiteye alacak yeni bir sistemin düzenlemesini başlatmıştır. Topluma egemen kıldığı eğitim kendisi kadar düzeysiz, çapsız ve çarpık olan politikacı, böylelıkle her isteyenin istediği fakülteye sınavsız girebileceği bir sistemi gündeme getirerek sorunu çözdüğünü sanırken kurnazlık ahmaklık sarmalında bocaladığını, eğitimin düzeyinı daha da düşürdüğünü, lise diplomalı işsizleri üniversite diplomalı işsizlere dönüştürürken bir işsizler hiyerarşisi oluşturduğunu, boşuna para, zaman ve emek harcattığını görememektedir. Her isteyenin, daha doğrusu isteğiyle ekonomik olanağı atbaşı gidenin üniversite diplomasına kavuşacağı düzende tıkanma o diplomayı elde eder etmez başlayacak, bu kez baraj meslek odaları veya başka bir kuruluşla getirilecek, mühendis olan, diş ya da tıp doktoru olan kişi elindeki diplomaya karşın zaten öğrenemediği mesleğini yapamayacaktır. Bu sakıncalara bir de devletin adam alırken içine çöreklenmiş olanlar eliyle uyguladığı keyfiliğin doğuracağı sakıncaları, ortaya çıkaracağı daha beceriksiz ve cahil kadroları da eklerseniz nasıl bir tehlıkeyle karşı karşıya olduğumuzu anlarsınız. Olayın bu denli açık olmasına karşın birçok gencin önlerine kurulmuş olan kapana seve seve kısılacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü yitırecek hiçbir şeyi kalmamış umutsuzlar topluluğu için en ufak bir umut bile balıklama dalınacak bir olanak olarak görülmektedir. Kısacası cumhuriyet tarihinin en kaba ve tiksindiricl aldatmacalarından biriyle karşı karşıyayız. Abdi Ipekçi ödülleri sahiplerini buldu Istanbul Haber Servisi "1990 Abdi tpekçi Barış ve Dostluk Ödülleri" ile "Milliyel Ödülleri", The Marmara Oteli balo salonunda düzenlenen bir törenle sahiplerine verildi. Milliyet Oazetesi'nin Yunanistan'da yayunlanan Eleftrerotipia gazetesiyle birlikte kurduğu Abdi tpekçi Barış ve Dostluk Odülü, bu yıl birinci kez dağıtıldı. Köşe yazısı dalında birinci olan Ayseli Usluata, ikinci Meral Dinçer Nazlıoglu ve üçüncü Bora Özerman'a ödüllerini, Abdi Ipekçi'nin eşi Sibel Ipekçi verdi. öykü dalında ilk üç sırayı paylaşan Semra Topal, Demir Bolayırlı ve ve Ayşe Kilimci'nin ödülleri de yine Sibel Ipekçi tarafından verildi. Röportaj dalında ödülleri Cumhuriyet'te yayımlanan yapıtlar aldı. Can Kartoğlu Gürses birincilik, Necati Güngör ikincilik ve Ankara Istihbarat Şcfimiz Mustafa Balbay üçüncülüğü kazahırken ödüllerini Alev Coşkun'un eünden aldılar. Fotoğraf dalında ise ilk üç sırayı Faruk Ertunç, Tugrul Çakar ve Serdar Atay paylaştılar. 'feıt yıl aftıncısı da£ıtılan Milliyet ödülleri'ni ise edebiyat dalında "Bir tnsanbilimsel Yaklaşım" adlı yapıtıyla A. önder Otçu kazandı. Bu dalda ikincilik ve üçüncülük ödülü verilmedi. Gazetecilik dalında, Hilmi Tutar, "Türk Basımnda Tiraj ve Promosyon Sorunu" isimli çalışmasıyla birinci olıırken Ayşe Nimet özdener, "Promosyona Feda edilen Gazete Giineş" isimli çalışmasıyla ikincilik ödülünü kazandı. Bu dalda üçüncülük ödülü verilmedi. Her iki dalda dereceye girenler ödüllerini Milliyet Gazetesi sahibi Aydın Doğan'ın eşi Senıa Doğan'ın elinden aldılar. Sosyal bilimler dalında birincilik ödülü verilmezken Baskın Bıçakçı ve Alper Sedat Aslandaş'ın ortak çahşması olan "1982 Anayasası'nda Cumhurbaşkanlıgı (Hukuki Statü ve Öneriler)" adlı yapıt ikinciliği, Turan Yıldınm'ın "1982 Anayasası'na Göre Cumhurbaşkam" adlı çalışması üçüncülük odülü kazandı. ödülleri Aydın Dp,?*an verdi. Ekonomi dalında Turan Özbay, "Türkiye'de Sermaye Piyasası ve Borsa" konulu çalışmasıyla ikincilik, Doç. Dr. İJınit Giicenme ise aynı adlı çalışmasıyla üçüncülük ödüllerini Milliyet ÖDÜLLERİNİ ALDILAR Abdi tpekçi Barış ve Dostluk Odülleri'ni alanlar topluca objektife poz verdiler. Röportaj dalın da ilk 3 sırayı Cumburiyet'te yayımlanan eserler kazandı. (Fotoğraf: Ugur Giinyüz) Gazetesi Genel Yayın Yönetmetıi Dogan Heper'in elinden aldılar. Seçici kurul bu dalda birincilik ödülü vermedi. Türkiye'nin ^orunları dalTr>ffa ise Mehmet Günay, "Kente Goç, Kentleşme Açısından Türkiye'de Gecekondu Sorunu" adlı incelemesiyle birincilik; Demet Erol, "Türkiye'de Gecekondunun Sortın Olmasını Kazırlayan Nedenler ve Yasaların Soruna Yaklasımı" adlı çalışmasıyla ikincilik ödülünü alırken Dr. Neşe Algan, "Türkiye'de Kentleşmeyi Etkileyen Nedenler, Sorunlıır ve Adana 1l M'.'rke/inde Konu İle İlgUi Bir Araştırma" adlı çalışmasıyla üçüncülük ödülü kazandı. Bu dalda ödülleri, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nezih Demirkent verdi. . ödül töıeni, daha sonra düzenlenen kokteylle sona erdi. Varolmanın temel koşulu, riske karşı korunmaktır. Mercedes Eyüp' Isviçre Sigoıta "Riskölçer". Sigorta, bir güven bağıdır. Bu bağın somut ürünü, poliçedir. Doğru poliçe, doğru Fİsk tanımıyla gerçekleşir. Doğru risk tanımı, en düşük primle en geniş sigorta hizmeti almanızı sağlar. Sigorta yaptırırken önce îsviçre Sigorta1 ya danışın. 19261 dan beri "La Suis" adıyla Türkiye' ye hizmet veren îsviçre Sigorta, köklü deneyime sahip, genç kuruluştur. "Sigorta yaptırdım" diyebilmek için 1 îsviçre Sigorta dan yararlanın. Kaçak oto kralı yakalandı VAHAP ŞEHİTOĞLU MERSİN Bugüııe kadar sahte belgelerle 300 luks otomobili Türkiye'ye sokarı vc kaçak oto piyasasında adı "Mercedes Fyup" olarak bilinen Eyüp Bulgan, Mersin'de yakalandı. Bulgan polis tarafından gıyabi tutuklama kararıyla 10 yıldır aranıyor, ancak yakalanamıyordıı. Son 10 yıl içerisinde değişik günırük kapılarından Türkiye'ye sokulan 300 dolayındaki kaçak lüks otomobil olayının sorumlusu olduğu belirtiien Eyup Bulgan, Içel Emniyet Mudürlugü'ne bağlı Mali Şube ekiplcrinin MersinErdemli karayolunda gerçekleştirdiği operasyonda yakalandı. Bugüne kadar Adana, Ankara, Istanbul, Adıyaman, Antalya, Balıkesir, Bursa, Edirne, Denizli, Gaziantep, Samsun, Tekirdağ, Jzmir vc Mersin'deki bazı kişi ve firmalara lüks otomobil sattığı bclirIenen Bulgan, emniyet müdürlüğünde alınan il'adcsinde hakkındaki suçlamaları kabul etti. Bulgan, 10 yıl içerisinde 300 otoınobili sahte beljîderle Türkiye'ye soktuğunu, soıı bir ay içerisinde de aynı yoldan yurda soktuğu 13 luks oiomobili 1.5 milyar liraya saltığını söyledi. Bulgan'ın işyeri ve özel araçlannda yapılan aramada ise 10 sahte kimük, yurtdışında basılmış çok miktarda klişe, mühürler, sahte plakalar ve trafik belgeleri ele geçiıildi. Içel Emniyet Müdürü Naci Parmaksız, kaçak oto piyasasında adı "Mercedes Kyüp" olarak bilinen Eyüp Bulgan'ın Türkiye'nin çeşitli kentlerinde değişik zamanlarda ele geçirilen ve sayıları 150'yi bulan Mercedes ve BMW marka otomobilleri yurda soktuğunun anlaşıldığını bclirtti. Bulgan'ın son bir ay içerisinde sattığı 13 lüks otomobilirf ele geçirilerek gümrüğc tcslim edildiğini kaydeden Parmaksız, soruşturmamn sürdüğünü ve Bulgan tarafından yurda sokulan diğer araçların da bulunması için 73 ilin emniyet müdürlüklerine yazı yazıldığını belirtti. Parmaksız, "Otomobil kaçakçısı 10 yıldır gıyabi tıılııklanııı kararıyla aranıyor, yakalanamıyordu. Bir arada salıle beİKelerle Türkiye/ ye otomobil jjirdirmeyi deva' ediriyordu. Bulgan'ın soklu arabalar ele geçirildikçe gtia )Je (eslim edilecek. Ara/ kimde oldııgunun te çalışıyoruz" dedi. İSVİÇRE İSVİÇRE SİGORTA AŞ SVVISS RE. HOLDİNG ŞİRKETLERİNOEN "SVVITZERLAND GENERAL INSURANCE Co. Lld ' ŞİRKETİDİR SİGORTA AŞ. ı y ı h i z m e t " GetMİ MOdürlük: Abıde ı Hurnyel Caddesı 172, 80260 Şışlılstanbul Tol (1) 130 02 90 (7 h«l), 134 05 83, 134 05 86'. 141 34 16 Fax.(1) 148 60 17, 141 78 30 Telex 27461 oaotr Telgraf: EleleIstanbul 1
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog