Bugünden 1930'a 5,431,709 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

4NİSAN1991 HABERLER CUMHURİYET/3 ÖSS yaklaşırken, YÖK ve DPT'den yükseköğretimde kontenjan sıkıntısına çözüm önerisi: Üniversiteye ABDıııocleliBitneyen sornnlar 1. Adayların yüzde 45'i üniversite eğitiminin gerektirdiği asgari bilgiden yoksun, 2. Başvuruların beşte birinden fazlası karşılanamıyor, 3. Başvurulann yüzde 64'ü önceki yıllarda açıkta kalanlar, 4. Öğrenciler istedikleri alanda eğitim yapamıyor, 5. Kontenjanlar, finansman, öğretim elemanı, tesis ve araç gereç yetersizliğinden arttınlamıyor, 6. Finansman darboğazı aşılamıyor. Çözüm, Amerikan modeli: 1. Paralı öğretim uygulamasıyla talebin sınırlandırılması, 2. Ortaöğretimden yükseköğretime geçişte "olgunluk sistemi"nin getirilmesi, 3. Meslek lise ve yüksekokullarının sayılarımn arttınlması, 4. Her ile üniversite, 5. Mevcut üniversitelere 'özel statü', 6. Özel ve vakıf yükseköğretim kuruluşları açılması, 7. Üniversitelerin "gelir getirici" faaliyetlerinin arttınlması. HAKAN AYGÜN ANKAKA — Başta kontenjan sıkıntısı gelmek üzere yükseköğretimdeki darboğazlann "Amerikan modeti"yle a$ılması hedefleniyor. "Pandı ögretime gecilmesi", "miitevelli beyetli özel statüde öniver- sitetcr kuralması" ile "özel ve vakıf yttkseköfretim kurumtonam açümasının destekienmesi" bu yönde atılmış adımlar olarak değerlendiriliyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Yüksek öğretim Kurulu (YÖK) ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPTJ uzman- lannın hazırladığı "Yüksekögrerjm raporu"nda çö- züm bekleyen sonınlar şöyle sıralanıyor: — Adaylann yüzde 45'inin üniversite eğitiminin gerektirdiği asgari bilgi düzeyinden yoksun olmala- n. Bunların birinci basamak sınavında 105 puanın altında olarak elenmeleri. — 1974'ten günumüze hiçbir yıl, başvurulann üçte birinden fazlasının karşılanamaması, son yıllarda ar- tan taleple başvuruları karşılama oranının beşte bi- re düşmesi. — Üniverske sınavlanna girenlerin yüzde 36'sının o yıl mezun olanlar olması. Kalan yüzde 64'ünün ise daha önce açıkta kalanlar ile daha önce bir yük- seköğretim programını kazandığı halde tekrar $an- sını deneyenlerden oluşması. — öğrencikrin istedikleri alanda eğitim yapama- malan. Yükseköğretim kunımuna girenlerin yüzde 22.5'inin ilk üç tercihiyle, yüzde 30.5'inin ilk beş ter- cihiyle, yüzde 53.5'inin Uk on tercihiyle ve yüzde 46.5'inin de sonraki tercihlerle yükseköğretim prog- ramlarına girmeleri. — 6. Beş Ydbk Kalkınma Plam'nda her yıl 11 bin- lik kontenjan artısı öngörühnesine karşm bunun ger- çekleştirüememesi. — 6. Beş Yülık Plan dönemi sonuna kadar 12 bin öğretim üyesi yetiştirilmesinin öngörülmesine kar- şın bu rakama ulaşılmasını sağlayacak önlemlerin alınamaması. — öğrenci başma 7.5 metrekare akademik alan düşmesi. Bunun yüzde 50 oranında arttınlmasının gerekmesi. — Artan çağ nüfusuna orantılı finansman sağla- namaması. Bu yüzden tesis, araç-gereç yetersizliği- nin giderilememesi. — Bütçe uygulaması çerçevesinde her yıl yükse- köğrenim kurumlarının bütçelerinin yüzde 12 ora- nında kesilmesi. Çözüm arayışı Yükseköğretimin başta finansal darboğazdan kay- naklanan yukandaki sorunlaruıın çözümü ise "Ame- rikan modeli"ne geçilmesinde görülüyor. Bu konuda atılan ilk adım ise geçen yıl 11 nisanda Resmi Gaze- te'de yayımlanarak yürürlüğe giren, SHP'nin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başyurması üzerine yasa olarak TBMM gundemine getirilen kanun hükmün- de kararname oldu. Getirilen iki önemli düzenleme şunlardı: — Parah öğretim: Üniversite öğrenim bedelleri- nin arttınlarak talebin sınırlandırılması. Kararna- meyle öğrencilerin öğrenim bedellerinin yüzde 5O'ye kadar olan kısmını ödemelerinin yolu açıldı. Ancak Bakanlar Kurulu, 1990-1991 öğretim yüı için harç- lan arttırma yoluna gitmedi. Suııf tekrarlayanlar ve ikinci üniversitesini okumaya başlayanlar için ise 30 milyon liraya kadar varan harçları ödemeleri isten- di. önümüzdeki yıllarda harçlann astronomik oran- larda arttınlmasına yönelik beklentiler ise sürüyor. — Vakıf üniversitelerine destek: Kararnameyle özel vakıf yükseköğretim kurumlanna, devlet üni- versitelerine yapılan yardımın yüzde 60'ını geçme- yecek oranda yardım yapılması hükme bağlandı. Bil- kent'e bu çerçevede 1990-1991 öğretim yüında 30 milyar lira yardım yapılması kararlaştınldı. Aynca yıllardır süren "anayasaya aykınhk" tartışmalan- nın önüne geçilmesi için vakıf yükseköğretim kurum- lanna "üniversite" adı verilmesi hükme bağlandı. SHP, bu düzenlemeyi de Anayasa Mahkemesi'ne go- türdü. Üniversitelerin mali açıdan yönetimlerinin tarun- mış işadamlanndan oluşacak "müteveUi heyeüeri"- ne verümesi için yasal girişimlerde bulunuldu. TBMM Genel Kurulu'nun gündeminde hâlâ ilk sı- rayı alan bu yasa önerisiyle müteveUi heyetle yöne- tilecek üniversitelere "özel statü" verilerek mali ko- nularda esneklik sağlanması hedefleniyor. Ayru yasa önerisiyle üniversiteye öğretim üyesi çekebilmek için "sözleşmeli öğretim üyesi" uygulamasına geçilme- si öngörüldü. Sıradaki projeler Bu yasal girişimler "Amerikan modeli"nin esas alınmasımn somut göstergeleri olarak yorumlanır- ken, yine Amerikan modeli çerçevesinde düsünülen yeni çözümter de şöyle sıralanıyor: Olgunluk sistemi Üniversite kapısındaki yığümalann önlenmesi için ortaöğretim kunımlanndan mezun olanlardan mes- lek yüksekokullan dışındaki öğretim kurumlannda öğrenim görmek isteyenler için "olgunlnk sınavı" uygulamasına geçilmesi. Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol'un özel danışmanı ve DPT uzmanı Asuman Yöcel'in yaptığı bir çalışmaya göre ABD'de üniver- site kazanan her üç öğrenciden birine bir yıl süreyle kurs uygulanıyor. Bu uygulamaya Türkiye'de de ge- çilip gecilmemesi tartışılıyor. Diger çözümler Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK koordinesinde yü- rütülen çalışmalar sonucu uygulanmasına başlanan ya da başlanacak diğer çözüm yollan da şöyle: — Yeni yükseköğretim kurumlannın açılması. 'Her ile bir üniversite' sloganından yola çıkılarak ilk aşamada başka Ulerdeki üniversitelere bağlı iki fa- kültenin bulunduğu 10 ilde üniversite kurulmasına ilişkin yasa tasansı, Bakanlar Kurulu gündeminde bekliyor. — Meslek lise ve yüksekokullannın yaygmlaştı- rılması. Milli Eğitim Bakanlığı, genel liselerin sayı- smın arttırümayarak bunların teknik ve mesleki eği- tim verecek şubelerin olacağı "çok programlı lisele- re" dönüştürülmesine başladı. önümüzdeki yıl da 300 genel lise bu projeye dahil edildi. Bakanlık Lise Mezunlanna Meslek Edindirme Projesi'ni de (LİM- ME) bu öğretim yılında başlattı. Hedeflenen, genç- lerin üniversite aşamasına gelmeden meslek sahibi yapılmalan. — Üniversitelerin piyasaya açılarak "daha fada döner sennaye geürleri" elde etmelerinin sağlanması. Bu amaçla açılan teknoparklar yetersiz kalırken, MEB, YÖK ve DPT'nin ortak raporlannda, üniver- sitelerin bu yönde teşvik edilmeleri yer alıyor. TBMM GenelKurulu'nda kabul edildi Bezm-i Alem'e 'izîn' Bilkent'e 'statü'/ ANAP oylarıyla Bezm-i Âlem / üniversitesi kurulmasına izin veren 1^/ önerge, hükümetin çekimser • kalmasına karşın ANAP oylarıyla kabul edildi. Bilkent'e üniversite statüsü tanınırken, öğrenci affı geri çekildi. ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — Vakıfların üniversite kurmalarına olanak sağlayan yasa tasansı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. ANAP'hların Bezm-i Âlem üniversitesi kurulması yolunda- ki önergesi, hükümetin çekim- ser kalmasına karşın ANAP milletvekillerinin oylarıyla Meclis'ten geçerken Bilkent'e de üniversite statüsü tanındı. öğrenci affına ilişkin yasa öne- risi ise geri çekildi. TBMM Genel Kurulu'nda dün özel ve vakıf üniversitele- ri kurulması ile bunların vergi muafiyetleri ve devlet yardı- mından yararlanmalanna ola- nak tanıyan yasal düzenleme görüşulürken tartışmalar çıktı. Muhalefet milletvekilleri Bil- kent'in üniversite olarak kabul edilmemesine karşın üniversite statüsunde bulunuyormuş gibi faaliyet göstermesinin anayasa- ya aykın olduğunu savundular. Daha sonra yapılan oylamada Bilkent'e üniversite statüsü sağ- lanmasına ilişkin yasal düzen- leme ANAP'hlann oylarıyla kabul edildi. Daha sonra Bezm-i Âlem Valide Sultan üniversitesi ku- rulmasına ilişkin ANAP grup başkanvekillerinden Raşit Dal- dal ile milliyetçi-muhafazakâr kanada mensup milletvekilleri- nin hazırladığı yasa önerisi ele alındı. HUkümet adına görüşü sorulan Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol, önerge konusun- da daha önceki görüşlerinin ge- çerli olduğunu söyleyince ANAP'lı Adalet Komisyonu Başkanı ^Üpaslan Pehlivanlı "Sen ne diyorsun, onu soyle kardeşim. Evet mi diyorsun, hayır na?" diye bagırdı. Daha sonra yapılan oylamada Bezm-i Âlem üniversitesi kurulmuş sa- yıldı. Görüşmeler sırasmda oturu- mu yöneten Meclis Başkan Ve- kili Yılmaz Hocaoglu ile SHP'li milletvekilleri Kamer Genç ve Hasan Fehmi Giineş tartıştılar. Yılmaz ve Genç'i kı- nama cezası veren Hocaoglu, vakıf üniversitelerine ilişkin ya- sa önerisinin oylanarak kabul edilm'esinin ardından oturumu kapadı. Yasanın getirdikleri Yasaya göre vakıflarca kuru- lacak yüksekokullara, en az iki fakulteden oluşması ve en ya- kın devlet üniversitesi ile aynı düzeyde olması halinde kanun- la "üniversite" adı verilebile- cek. Vakıf üniversiteleri de devlet üniversiteleri gibi her türlü muafiyetten yararlanacak ve bu kuruluşlara arazi tahsisi ve bütçesinin yüzde 45'i ora- nında devlet yardımı yapılacak. Aynca YÖK'ün olumlu gö- rüşü almmak suretiyle Milli Eğitim Bakanlığı'nın önerisiy- le uygun görülen üniversitele- re Bakanlar Kurulu kararıyla özel statü verilebilecek. Dokuz kişilik bir üst yönetim kurulu tarafından yönetilecek olan bu üniversitelerde rektör dışında- ki üst yönetim kurulu üyeleri- nin ikisi Milli Eğitim Bakanlı- ğı, ikisi de YÖK'çe gösterilecek üç misli aday arasından cum- hurbaşkanınca atanacak. Cumhurbaşkanı gerektiğinde yeni adaylann tespitini isteye- bilecek. Cumhurbaşkanhğınca onaylanmayan adaylann yerı- ne iki hafta içinde yenileri se- çilmediği takdirde cumhurbaş- kanı doğrudan atama yapacak. Özel statülü üniversite Devlet memuru olma niteli- ğine sahip olan ve toplumda ta- nınmış kişiler arasından seçile- cek olan üst yönetim kurulu üyeleri, altı yıl sureyle görev ya- pacaklar. Rektör dışındaki üyeler fahri olarak görev yapa- caklar ve masraflan dışında bir ücret ödenmeyecek. Bu üniversitelerin rektörleri, üst yönetim kurulunun rektör dışındaki üyelerinin gösterece- ği dört aday arasından cum- hurbaşkamnca, dekanlar ise rektörün göstereceği Uç aday arasından YÖK'çe atanacak. özel statülü universitelerde eğitim gören öğrencilerden öğ- renim ücreti ahnacak. Bu ücre- tin bir kısmı öğrenciden alınır- ken bir kısmı da devlet tarafın- dan karşılanacak. öğrenciden ahnacak para, eğitim ve öğre- tim yılının öğrenci başına ma- liyeti şeklinde hesaplamrken devlet tarafından ödenecek bö- lüm Bakanlar Kurulu'nca sap- tanacak. öte yandan ANAP Grup Başkanvekili Onural Şeref Boz- kurt, üniversıtelerden başansız- lık nedeniyle atılan öğrencilere yeni sınav hakkı tanınmasına- ilişkin önergesini geri çekti. Bozkurt, öğrenci affını daha sonra ayn bir yasa önerisi ola- rak vereceğini bildirdi. Ögrenci Seçme ve Yerieştinne Merkezi'nde 350 kişi çauşıyor. Merkezin beyni iae (Iphesiz bUgisayar bölümü. (Fotograf: Banş BU) Puan peşindeki genç '44 gözlü cin'e karşı IŞIK KANSU ANKARA — Seni gidi 105 puan seni. Bu yıl, kaç gencin ahını alacaksın kimbilir? Kaçı- nı havalarda uçuracaksın? 1991 birinci basamak sınavı- na (ÖSS) önümuzde birkaç gün kaldı. Bir gerilim filminin nere- deyse sonuna yaklaşıhyor. Soluk soluğa filmin reji odası da kuş- kusuz Öğrenci Seçme ve Yerleş- tirme Merkezi. Bu odaya girdi- ğinizde, bir bilim-kurgu esteti- ğiyle karşılaşıyorsunuz. Akıllı bilgisayarlar, soru bankalan, optik okuyucular, saatte on bin- lerce mektubu hazır eden pul makineleri, uzun koridorlara dar gelen arşiv dolaplan. 1991 yıhnda 299 bin 519'u kız 5T7 bin 100'ü erkek olmak üze- re toplam 876 bin 619 öğrenci fi- gürana yer verilecek milyarhk bütçeli bu uzun metrajlı yapıtın setine giriyoruz. ÖSYM'de 350 kişi çalışıyor. Bu da yetmiyor, zaman zaman bunlara ek olarak 400-500'e yakın geçici görevli ça- lışıyor. Nerede mi? Buyrun gi- rin Sınav Hizmetleri Bölümü 1 ne. Genişçe bir salon. Sıra mikro bilgisayar odasın- da. Sınava katılacakların belki bir satınnı on kere okuyacakla- n kılavuzlan hazulıyor bilgisa- yar operatörleri. öğrencilerin kader çizgisini belirleyen optik okuyucularla beraberiz şimdi de. öylesine "Cin" ki bu 44 gözlü makineler, sınav kâğıdımn üzerinde kurşun kalemle karalanan bölümleri "şıp" diye yakalıyor. Yanlış ya- pıp, üzeri iyi silinmemiş ya da birden fazla karalanmış kolon- lan da 44 göz kaçırmıyor. Hem de çift dikiş yapıhyor bu işlem. Test kâğıtlan bir optik okuyu- cudan geçirildikten sonra "saflam" raporu ahnmak üze- re diğerine sokuluyor. ÖSYM'nin beynindeyiz. Bil- gisayar odası, Holiywood'un uzay gemilerine taş çıkartır. Bü- yük bantlar dönüyor. Yazıcılar kâğıtlan aceleyle yutuyor. ÖSYM yetkilüeri, "Korkunç bti- yük bir bellegi var" diye bilgi ve- riyorlar. Bilgisayar belleğinde, örneğin 1983'ten bu yana iki milyona yakm adayın numara- smı taşıyor, buna ek dört milyo- na yakın da smavlara ilişkin bil- gileri saklıyor. Korkunç bellek- li bilgisayar bu yıl da hangi adaylann sınav kazandığını, hangisinin kazanamadığını be- lirleyecek. Kısacası bilgisayar hüzün ve mutluluklara gebe... Gelelim soru bankasına. Bu- rası bankadan çok gizli haber al- ma örgütü gibi çalışıyor. Her şe- yi gizli. 40 ile 50 arasında elema- nı var. ÖSYMmatbaa işçileri "ge- çici tutukluiuk" haline girdiler bile. Öğrenciler de bütun yaşam çizgilerini değiştirebüecek kısa- ak bir sınava hazırlanıyorlar. Yüz binlerce genç, üniversiteli olabilmeşansını yakalayabilmek için 'eksiklerini' tamamlamaya çalışıyor Dershane kapısı yükseköğreniıne açılacak mı?FİGEN ATALAY Yüz. binlerce gencin üniversi- teli olabilme şansını yakalayabil- mek için en büyük umudu ders- hanelerde. Lise öğrenimini ta- mamladıktan sonra neredeyse tek hedefın üniversiteye girmek olduğu ülkemizde, liselerin "nniversite adayı yetişürmek" değil, genel kültür vermek ama- cını taşunası nedeniyle lise öğ- rencÜeri, giderek daha küçük yaşlardan itibaren "açıklanm kapatmak" için dershane kapı- larını aşındınyor. Bunun sonu- cu olarak da dershane sayısı sü- rekli artıyor. Halen Şırnak ve Hakkâri hariç tüm illerde ve pek çok ilçede toplam 771 dershane Üniversite sınavlanna hazırlanan gençlere yönelik hizmet veriyor. Üniversite sınavlanna hazırbk dershanelerine yalmzca resmi li- se öğrencileri ya da mezunlan değil, Anadolu liselerinin "iyi öğrenci" yetiştirmekle ünlü özel okullannın çok başanlı öğren- cileri de gidiyor. "İyi" okullar- da öğrenim gören "çok başanlı" öğrencilerin de eğitim ve öğre- tim düzeyinin bu okullara göre çok düşük olduğu liselerde oku- yan ve pek çok konuda kendi- lerini "eksik" hisseden öğrenci- lerin de dershaneye geliş amaç- Ulaş Kaplan: Lisede formül ya- zılıp ezberleniyor. Burada olayın özünü anlıyoruz. lan hemen hemen aynı: "Test tekniğini öğrenmek, lise 1 ve 2. sımflarda unuttuklan konulan hatırlamak, soru çözmede hız kazanmak." Eğitim sisteminin ezberciliğe dayah olmasmdan, liselerdeki sı- nav sistemiyle üniversiteye giriş sınav sisteminin birbirine hiç benzememesinden liselerdeki öğrenimin üniversiteye yönelik olmamasından yakınan üniver- site adaylan, dershaneleri üni- versiteye hazu-hk aşamasında ge- rekli görüyorlar. Kimisi bir yıl- dır kimisi iki yıldır dershaneye Elvan Ttatok: Eğitim sistemi ez- berci; sınavda ise muhakeme is- teniyor. devam eden çeşitli liselerin son sınıf öğrencileri, "Neden ders- haneye geliyorsunuz?" sorusuna şu yanıtlan verdiler: Elvan Tbtuk (Galatasaray Li- sesi): Dershaneye geçen yıl da gittim. Benim okulumun eğitim ve öğretim düzeyi çok iyi, ancak hız kazanmak, test tekniğini öğ- renmek açısından yarannı gör- düm. Genelde bizim eğitim sis- temimiz ezberciliğe dayalı, sı- navda ise muhakeme isteniyor. Demet lürna (Üsküdar Ame- rikan Lisesi): Bence dershane üniversiteye hazırlık aşamasında Serpil Zengin: 10 dakikada çöz- düğümüz problemi, dershanede 1-2 dakikada çözüyoruz. gerekli. Liselerdeki eğitim siste- mi ile sınav sistemi çok değişik. Dershanede lisede ders prog- ramlannda olmayan konulan da işliyoruz. Sorulara yabancılığı- mız ortadan kalkıyor. Açığımı dershane ile kapatmaya çahşıyo- rum. Serpil Zengin (Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi): Dersha- ne ve okul birbirini tamamlıyor. Okulda hiçbir şey öğrenmezse- niz dershanenin yararı olmaz, dershaneye gelmeyince de okul- da öğretilenlerle sınavda başanlı olmak zor. Demet Itarna: Lisede okunma- yan konulan işliyoruz. Açığımı kapatmaya çalışıyorum. Dershanede daha önceki yıl- larda gördüğümüz konular ha- tırlatılıyor, pratik bilgiler öğre- tiliyor. Lisede 10 dakikada çöz- düğümuz problemi dershanede 1-2 dakikada çözebiliyoruz. Şenay Özcan (Kartal Lisesi): Üniversite sınavlanna hazırlan- maya lise birde başladım. Ders- hanede okulda görmediğim ko- nulan da öğrendim, ancak çok zorlandım. Bence dershanelerin çıkış noktalan test tekniğini öğ- retmek. Ulaş Kaplan (özel Üsküdar Fen Lisesi): Dershaneler eğitim Şenay Özcan: Dershanelerin esas yaran, test tekniğini öğretmesi. sisteminin eksikliğinden doğ- muştur. Tüm okullarda ezberci bir sistem var. Dershanede lise- de gördüğümüz eğitimin eksik- liğini gidermeye çahşıyoruz. Li- sede tahtaya formül yazılıyor, ezberleniyor. Nedenini, nasılını anlatmıyorlar. Burada olayın özünü anlıyoruz. Cem Yagu: Okulumdaki eği- tim seviyesi düşmeye başladı, açığımı kapatmak için dersha- neye gelmeye başladım. özel ho- calardan da ders alıyorum. Liselerin ve özel dershanele- rin amaçlanmn birbirinden çok Cem Yağız: Eksiklerimi tamam- lamak için dershaneye gehyorum. özel ders de alıyorum. farklı olduğunu vurgulayan Özel Dershaneler Birliği (özdebir) Başkanı ibrahim Ankan, bu farklılığı şöyle anlattı: "Liselerin amacı geneİ költür vermek, öğrencilerde var olan genel kultünin duze>ini yükselt- mektir. Lise mezunu üniversite- ye girmek zonında değil ve gir- mediği zaman da belli bir genel külture sahip olmak zorunda. Örneğin liseler, teknik üniversi- teye girmek isteyen bir öğrenci- yi buna yönelik yetiştinnez, böy- le bir ders programı uygulamaz. Dershaneler ise 'hedefli egitim 1 yapan kuruluşlardır. Dersbane, teknik üniversiteye girmek iste- yen adayı buna gore hanriar, ge- nel kültür vennez, sınav için ge- rekli bilgileri kazandınr. Okul- da öğrencilere iyi bir genel kül- tür verebilmesi için her konunun işlenmesi gerekli, dershanede buna gerek yok. Biz ise sınava, hedefe yönelik eğilim veririz." "Okulda eğitim kötü olduğu için dershane var" düşüncesinin çok yanhş olduğuna dikkat çe- ken Ankan, "Tarihi betgelerden anlaşıldığına göre 1915 yüından önce de dershane vardı. O za- man ne üniversite ne de kolej sı- navları vardı. Ancak insanlar, çocuklannın daha iyi yetişmele- rini sağlamak için dershaneye gönderirlerdi. Dersbanenin te- meli mürebbiyeliktir. Sınavlar nedeniyle dershanelere talep art- tı. Sınavlar kalksa da dershane olur, çünkü okulda yardıma ih- tiyacı olan öğrenciler vardır" di- ye konuştu. Yılda 1.3 trilyon liranın özel hocalara aktığını belirten İbra- him Ankan, "Bunun vergisi, de- netimi yok, yasal değil. Dersha- neler ise yasal ve denetim altın- da. Özdebir'e baglı dershaneler aynca Özdebir'in denetimi ve gözetimi altında" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog