Bugünden 1930'a 5,431,920 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURÎYET/14 DİZİ-RÖPORTAJ 4 NÎSAN 1991 2 0 2 0 YILINDA TURKIYE SAHİNALPAY "2020 Yılında Türkiye" konulu araştırmamızın, ekonomimizin geleceğiyle ilgili temel bulgusu, Türk seçkinlerinin, belirli koşulların yerine getirilmesi ha- linde, önümüzdeki 30 yılda Türk ekonomisinin dün- ya ekonomisi içinde bugün olduğundan çok daha iyi bir yere gelebileceğine inanıyor olmalan. Bu araştır- mada görüştüğumüz kişilerin büyük çoğunluğu bu inançta. Bir bölümü, daha da ileri giderek, gerekli önlemler alındığı takdirde Türkiye ekonomisinin ge- leceğinin çok parlak olduğunu düşünüyor. Bunlann iyi bir temsilcisi, eski TÜSİAD Başkanı Cem Boy- "Bugün dünyada 170-180 dolayında ülke var. Biz inanıyoruz ki Türkiye, eğer doğru tercihleri kullanır- sa, doğru yönetilir ve yönlendirilirse, 20 yıl içinde dünya ülkelerinin en zengin yüzde 10'u içine girebi- lir. Bu, aşağı yukan her yıl yüzde 10 dolayında bir Bttlent Eczaeıbaşı Türkiye'nin 30 yılda Avrupa ülkeleriyle arasındaki farkı kapatabileceği- ne, kişi başma düşen geliri Avrupa ülkelerinin ortalamasına eriştirebileceğine gerçekten . inanıyorum. Tansn Çiller Doğru yönetildiği zaman Türkiye büyük aşamalar kaydediyor. Doğru politikalara her şeyden önce Türk insanı cevap veriyor. Ben Türkiye'yi mucizeler yaratmaya namzet görüyorum. kalkınma hızını gerektirir... Bence bütün mesele eli- mizdeki kaynaklan doğnı kullanabilecek miyiz me- selesidir. Bir örnek vereyim: Türkiye olimpiyatlarda 40 dala atlet yetiştirirse, hiçbirini İcazanamaz. Ama kendisine uygun 3 dal bulur, bütün imkânlarmı bu- ralara yöneltir, 'Bu üç dalda altın madalya alacağız' derse, o zaman 2000 ydı olimpiyatlarında 3 altın ma- dalyamız garanti olur. Ama kaynaklanmızı her yere incecik bir zar gibi yayarsak, serbest piyasa ekono- misini 'kendi kendine ne olursa olur' mantığına bı- rakırsak bunu başarmamız mümkün olmaz." Görüldüğü gibi Boyner'in parlak bir gelecek için vurguladığı temel "koşul", ekonominin "iyi yönetil- mesi." TÜStAD'ın yeni başkanı BiUent Eczacıbaşı da çok benzer bir görüşü dile getiriyor: "Türkiye 1 nin önümüzdeki 30 yılda Avrupa ülkeleriyle arasın- daki farkı kapatabileceğine, kişi başma düşen geliri Avnıpa ülkelerinin ortalamasına eriştirebileceğine gerçekten inamyorum. Avrupa ülkelerinin gelişme hızlan yüzde 3 dolayında. Tek pazann getireceği im- kânlarla bunu yüzde 5'e çıkarabilirler. Fakat Türki- ye gibi belirli bir aşamaya gelmiş Ulkelerin çok daha yüksek büyüme hızlannı uzun süre sürdürmeleri gö- rülmemiş şey değildir.'Türkiye, eğer ekonomik poli- tikalannı iyi yönetebilirse bunu gerçekleştirebilir. Bel- ki yılda yüzde 10'a varan büyüme hızlanyla..." Eczacıbaşı'na göre, Türkiye'nin bu açıdan önemli bir avantajı, ekonomik sistem tartışmasmı geride bı- rakmış oluşu. Eczacıbaşı şöyle diyor: "Türkiye'nin artık ekonomide sistem sonınuyla karşı karşıya ol- madığım düşünüyorum. Türkiye'nin özellikle 1980 sonrasındaki dönemde doğru ekonomik tercihler yaptığına inamyorum. Yalnızca Türkiye'de değil, ga- liba bütün dünyada serbest piyasa ekonomisinin ül- kelerin kalkınmasında bazı üstünlükler sağladığına ilişkin bir mutabakat doğdu. Serbest piyasa ekono- misine geçişi kolayca sağlayan ülkeler var; daha güç sağlayabilenler var. Türkiye 1980'den önceki dönem- lerden itibaren girişimcilik ve sermaye birikimi, ye- tişmiş insan gücü gibi konularda avantajlar sağla- mış olduğu için bu geçişi kolay yapacak gibi gözü- küyor!' Türkiye, mucizeler yaratabilir "tyi yönetilmesi" koşuluyla Türkiye ekonomisinin parlak bir geleceğı olduğunu düşünenlerin biri de ik- tisatçı ve DYP Başkan Yardımcısı Prof. Tansu Çil- ler. Çiller, şöyle diyor: "Türkiye ekonomisinin uzun vadede nereye gittiği sorusunun cevabmı, 'Türkiye doğru yönetilecek mi, yönetilmeyecek mi' sorusuna bağlı görüyorum. Çünkü doğru yönetildiği zaman Türkiye büyük aşamalar kaydediyor. Bakın 1960'larda Türkiye'de bir ithal ikamesi olayı yaşan- dı. Hâlâ ithal ikamesi politikasının en başarılı ör- nekleri arasında gösterilmekte. 1970'lerin başında Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek büyu- me oranım yakaladı. 1980'lerin başında doğru nite- likteki 24 Ocak kararlanyla dışa açıldı ve başanh bir ihracat atılımı gerçekleşti. E>emek ki doğru politika- lara Türk ekonomisi, her şeyden önce Türk insanı cevap veriyor... Ben Türkiye'yi mucizeler yaratmaya namzet ülkeler arasında görüyorum." Emekli büyükelçi Şiikrii Elekdağ da Boyner, Ec- zacıbaşı ve Çiller gibi doğru önlem ve kararlar alın- dığı takdirde "Türluye'ııin ekonomik geleceğini parlak" görüyor. Elekdağ'a göre ekonomik açıdan Türkiye'nin kaderini belirleyecek olan temel karar, ATnin Türkiye'ye yapmış olduğu öneri paketinin ka- bul edilmesidir. Bu öneriler uyannca, gümrüklerini giderek aşagıya indirerek AT ile gümrük birliğine git- mesi, 2000'ler için Türkiye'nin temel fırsatıdır. "Tür- kiye bu fırsatı değerlendirmezse, kendi içine ka- panarak sıradan bir Ortadoğu ülkesi haline gelebi- lir. Bu son fırsatın değerlendirilmesi halinde Türki- ye kendine çekidüzen vermek imkâmnı bulacaktır. Sanayisini rekabetçi bir hale getirmek zorunluluğu- nu duyacaktır. öneri paketi, AT ile Türkiye arasın- daki mesafeyi kapatmak için çeşitli alanlarda işbir- liğini öngörmektedir. Bunlara eğitim, sosyal haklar, teknoloji, bilim, iletişim gibi alanlar dahildir. Tür- kiye bütün bu alanlarda önemli adımlar atmak zo- runda kalacaktır. Bu takdirde Türkiye, 2-3 yıl sonra AT ile müzakereye oturabilir. Müzakereye oturmak demek, ortakhğa girmek demektir. Bu, Türkiye'ye tam anlamıyla yeni hedefler, yeni idealler verecek- tir. Bu çerçevede, temel sorunlar olan nüfus planla- ması ve eğitim alanındaki sorunların halli de kaçı- mlmaz hale gelecektir. Eğer böyle olursa Türkiye sı- radan bir Ortadoğu ülkesi olmaz. Ilk aşamada bir Güney Kore, ondan sonraki kademede 202fryılından önce Ispanya olur!' Türkiye ekonomisinin geleceğini "parlak" gören- lerin bir diğeri de Türk Siyasi flimler Derneği Baş- kanı Prof. Ergun Özbudun. Özbudun'a göre Türki- ye ekonomisinin geleceğiyle ilgili gerçekçi senaryo, Türkiye'nin "İtalyalaşması"dır. Özbudcn görüşünü şöyle açıklıyor: "Türk ekonomisinin önündeki bir se- naryo, Türkiye'nin Hindistanlaşması: Hızlı bir nü- fus artışı, ona yetişemeyen bir ekonomi ve yavaş ya- vaş kendini gösteren yoksullaşma. Ikinci senaryo ise Türkiye'nin Italyalaşması. Ikinci Dünya Savaşı son- rası ttalya ile bugünkü Türkiye arasında birçok ben- zerlikler var. Italya'da da bölgesel farklar çok bü- yüktü. Ekonomi çok parlak bir durumda değildi. Dıştan bakıldığında istikrarsız denebilecek bir siya- si ortam vardı; dinsel bağnazhk vardı, v.b. 1970'lerde Hindistanlaşma Türkiye için ciddi bir senaryoydu. Bugün ltalyalaşma senaryosunu daha gerçekçi gö- rüyorum. Çünkü Türkiye, 1980'lerin başında dünya ekonomisiyle bütünleşmeye ağırhk veren, yanşmacı sanayiler kurmaya yönelik sağlıklı bir ekonomik ter- cih yaptı. Uygulamadaki eleştirilere rağmen bunu ol- dukça tutarh biçimde yürüttü. Sosyal maliyetleri bir yana bırakılırsa, bunun olumlu sonuçları görüldü. Muhalefetteki partiler de iktidara gelse, dünya eko- nomisiyle bütünleşmeye ve yanşmacılığa yöneük po- Ülke iyi yönetilir, doğru politikalar uygulanırsa Ekonomide parlak bir gelecek^ var litikalardan donülmeyeceğine inamyorum." TÜBİTAK Başkam Prof. Kemal Gürüz de "ltal- yalaşma" senaryosunu daha gerçekçi buluyor: "Tür- kiye son on yılda akılcı ekonomik tedbirlerle ihra- catı 12 milyar dolar düzeyine çıkardı. Altyapı yatı- nmlarında ve turizmde büyük atılımlar yapıldı. Bir sıçrama noktasma geldik diye dünüşüyorum. Türki- ye'ye parlak bir gelecek görüyorum... 2020 yılında Türkiye'nin Doğu Avrupa ülkelerinin çok önünde olacağına inamyorum. Türkiye'nîn, Tayvan, Güney Kore gibi ülkelerin hemen ardında bir yere geleceği- ni sanıyorum... Ancak bunun bir şartı var. Eğer tek- nolojik bir hamle yapamazsak, ihracatımızı belki 15 milyar dolara çıkarabiliriz, ama katlayamayız. Bu teknolojik hamle için de bütün söylenenlerin aksine oldukça iyi yetiştiğîni duşündüğüm üniversite genç- liğinin gırişimcüiğinin önündeki bütün engellerin kal- dınlmasmı; yaratıcılığının teşvik edilmesini şart gö- rüyorum. Benim Türkiye'de gördüğüm en büyük ek- siklik, temel büimler ve teknoloji alanlanndaki ye- tersizliklerî' Buraya kadar görüşlerini aktardığımız kişiler, be- lirli koşullann gerçekleşmesi durumunda Türkiye ekonomisinin geleceği konusunda büyük bir iyim- serlik besleyen kimseler. Başka bir grup, aynı ölçü- de olmasa da, belirli tercihlerin yapüması durumun- da, Türkiye'nin, 30 yıl sonra dünyada bugün oldu- ğundan daha iyi bir yere getirecek bir ekonomik kal- kınmayı başaracağını düşünüyor. 'Koşullu' iyimserler Bu "koşullu" iyimserierden biri, emekli büyükel- çi Coşkun Kırca. Türkiye'nin uzun vadedeki ekono- mik gelişmesinin, öncelikle tüketimin ne ölçüde ta- sarruf ve yatınm lehine kısılabileceğine bağlı oldu- ğunu vurgulayan Kırca, şöyle diyor: "Türkiye eko- nomisinin geleceğiyle ilgili iyimser senaryolar daha çok Güney Kore, Tayvan gibi ülkelerin olağanüstü iktisadi başarısına bakılarak geliştiriliyor. Fakat unutmamak lazun ki bu ülkeler, otoriterrejimleral- tında tasamıfları ve yatınmlan yüksek seviyede tut- muşlardır. Bu bakımdan kendimizi ne kadar küçük görürsek görelim Türkiye'de demokratik gelenekleı bu ülkelere nazaran çok daha gelişmiştir. Demok- rasi içinde tüketimi alt seviyede tutabilmiş tek top- lum, tümüyle kendine özgü gelenekleriyle Japonya olmuştur... Ancak Türkiye ekonomisinin geleceği ko- nusunda iyimser olmak için birtakım sebepler var- dır. Türkiye, büyük kentlerde gördüğümüz disiplin- sizliğe rağmen asiında çalışkan bir ülke. Eğer Tür- kiye tüketimi tasarruf kaynaklarını yok ettirmeye- cek bir düzeyde arttırarak hareket edebilirse, 2020 yılına geldiğinde önemli bir ekonomik kalkınma dü- zeyine ulasabilir!' Kırca'ya göre Türkiye bugün "Degişik açılardan bir dört yol ağzındadır. Türk toplumu uyumlu bir şe- kilde ne yapması gerektiği konusunda klişelerden uzak yeni arayışlara yönelmelidir. Bir kere Türkiye'de piyasa ekonomisinin yerleşmesi gerektiğine inamyo- rum. Çünkü Marksist ya da Marksizan ekonomile- rin en büyük sakıncası kalkınan bir ülkede insanla- ra iş güvencesi vermek. Bununla, gayri insani duşün- mekle itham edilebilirim, ama insanlar iş güvence- sine sahip olduklannda, nasıl olsa bir işim, ücretim var bunu kaybetmeyeceğim diye düşündüğunde ye- terince çalışmıyor. Batı ekonomilerinin üstünlükle- rinden biri, belirli bir işsizliğe müsamaha etmeleri- dir. Çünkü insanlar işsiz kalmamak için, daha fazla çalışacaklardır. özellikle sendikacılanmız bunları ye- niden düşünmelidir. Aşm ücret talepleriyle Türki- ye'de yatınm fonlannm tüketime gitmesi yolunu açarlar ve bunu gelenek haline getirirlerse o zaman Türkiye'de işsizliğin giderilmesi, yani kalkınma ola- naklan sımrlanacaktır. Yani sendikalanmızın tüke- timi belirli bir seviyede tutmaîc, tasarrufu ve yatınm- lan teşvik etmek zonınluluğunu anlamaları Iazım- dır." 'İran: Kilit ülke' Türkiye ekonomisinin kaderini yukanda gördüğü- müz gibi büyük ölçüde Türkiye'nin iç dinamiğine, iç koşullanndaki gelişmelere bağlayanlar yanında, bunun dün> r a koşullanna bağlı olacağını düşünen- ler de var. Türkiye'nin önde gelen sinema yönetmen ve senaryo yazarlanndan biri olan Halil Refiğ, Tür- kiye ekonomisinin geleceğini, 2020 yılındajJurkiye 1 - nin dünyada tutacağı yerle çok yakından ilgili görü- yor. Türkiye'nin ekonomik geleceğine ilişkin bir se- naryonun Türkiye'nin yalnızca kendine özgü verüerle çizilemeyeceğinin altmı çizen Refiğ, Türk ekonomi- sinin geleceğiyle ilgili kendine özgü senaryosunu bır dünya çözümlemesine dayandınyor. Bu ilginç çözüm- lemeyi akratanlm: "Türkıyt, hem Baü ile Doğu hem de Kuzey ile Gü- ney arasında bir noktada bulunuyor. Bu konumu Türkiye'nin lehine de işleyebilir, aleyhine de. Türki- ye bu yüzyılın başından, Osmanh devletinin parça- lanmasından itibaren Doğu-Batı arasında merkezi bir ülke olma iddiasından vazgeçti; Batı dünyasımn ke- nan olma rolüne rıza gösterdi. Bugün de bu konu- mu korumaya çahşıyor. Fakat şimdi dünyada Tür- kiye'nin iradesi dışında çok büyük değişmeler yaşa- nıyor. "Benim bilimsel olduğunu iddia etmediğim bir ki- şisel kanım var. Türkiye'nin kaderini belirleyici ül- kelerden biri İran olacak. Yakın zamana kadar Iran- hlar, Türkiye'yi Batı'yla arasına girmiş bir engel ola- rak gördüler. Bunda kısmen haklı olduklanm tah- Şükrü Elekdag AT ile gümrük birligine gitmesi Türkiye'nin 2000'li yıllar için temel fırsatıdır. Bu fırsatı değerlendiremezse kendi içine kapanarak sıradan bir Ortadoğu ülkesi haline gelebilir. Halİt Refİg Türkiye'nin gerek ekonomisinin gelişmesi, gerekse güvenliği açısından İran'la iyi Uişkilere ihtiyacı var. îran'da insan hakları, demokratik rejim er geç gündeme gelecek. min ediyorum. Türkiye açısından da iran, Asya'nın kapılannı kapamış bir ülkedir. 'Yine geçit vermedi Acem daglan' diyen türkülerde bile vardır... Türki- ye'nin gerek ekonomisinin gelişmesi gerekse güven- liği açısından îran'la iyi ilişkilere ihtiyacı var. İran için Türkiye, büyük bir problem.Çünkü tran'da çok büyük bir Türk varhğı, 14 milyon Azeri ve Türk aşi- retleri var. Azerbaycan, Türkiye-lran ilişkileri bakı- mından olağanüstü ilginç, kilit bir noktada. Azer- baycan etnik kimliğini, Şii dinsel kimliğinden önde tuttuğu için Türkiye ile yakın ilişki arayışı içinde Bu, İran için- büyük bir tehlike. İran bütünlüğünü mu- hafaza etme insiyakı içinde, Şiilik faktörüne sanl- makta. Bunun yürüyebileceği inancında değilim. İran parçalanmayacaktır, ama değişecektir. Eğer Türkiye- Azerbaycan yakınlaşması ilerlerse, iran da bu katı rejimden vazgeçebilir. Îran'da insan haklan, demok- ratik rejim er geç gundeme gelecektirf' Y a r u ı : Dışa a ç ı k ek< HABERLERtN DEVAMI İŞVERENÎN TEKIİFİ VE SENDtKANLN VE ÜCRET TEKIİFLERİ (İOOO TL.) UKİKT1AT DOacı. Büro temuftk ışçıa 1 Depc. Uçak tenvfk ıçşw 2 Memur. Scknter. 0»kWo 5 Hostes 9/1 Loansss Moasyen 10/" Mtney«n 1(V2 ' Dokfer. Avutul 12 14 JNJ00 319300 378 «20 967 006 910.880 8795» mm 2628000 »08180 666 960 7508» 1823 000 1137 7 » 2031120 573B080 753 300 777 480 872960 '581.000 1016.180 1172 420 1398 100 »51000 1071 460 1104 220 1272 860 2360 000 1843 260 2360 960 28•'6 040 7283.000 2500 2070 1616 2268 1951 2700 2286 3709 2441 3363 2624 3649 2960 4111 4289 5736 2858 2858 3090 3090 3760 3760 4415 4415 4726 4726 5090 5090 5700 5700 7822 7822 1039 120 1078 100 1218 300 2279 000 2422 900 1167 540 1966 020 5217 000 1489 860 1763.280 3274 000 2505 420 3178 710 3765 880 10038 000 1950 2110 2565 3022 3236 3438 3942 5716 2231 2595 3736 2414 2856 4056 2893 3654 4967 3724 4835 5862 3666 4357 6291 4015 4753 6791 4491 5373 7630 6292 7574 10561 Ozel havayolları bayram ediyor (Baftarafı 1. Sayfada) Sürer, Ayşegül Aldinç, Selçuk Ural da Ankara'ya hareket et- tiler. Bu arada Sağlık Bakanı Ha- lil Şıvgın'da Ankara'dan lstan- bul'a Türk Hava Kurumu'na ait özel bir uçakla geldi.* Kıbns Ercan Havaalam'ndan Kıbns Havayollan adına dün sa- at 11.25'te Adnan Menderes Ha- vaalanı'na inen THY'nin A-310 uçağı, saat 13.00*te Londra'ya uçtu. Hava-lş Sendikası tzmir Şubesi Başkam Hasan Coşkun, Kıbns Hava Yollan adma Ad- nan Menderes Havaalanı'na inen A-310 ucağınındaha sonra THY adına TK-987 sefer sayı- sıyla saat 13.00'te Londra'ya uç- tuğunu belirtti. A-310 uçağma "Charli Lima" adının yazıldığını belirten Coşkun, "Bu «çuş grev kıncıhğı anlamına geliyor. Uca- | a yer hizmetleri yapümamıştır. Uçaş giıventt|i yoktur" dedi. Bu tür yöntemlerin kendilerini yıl- dırmayacağmı söyleyen Coşkun, haklannı alana degin mücade- leyi sürdüreceklerini belirtti. Bu arada Sönmez Havayollan Genel Müdür Yardımcısı Erdo- ğan Keskin AA'ya yaptığı açık- lamada bazı müşterilerimn Ata- türk Havaümam'ndan grevciler tarafından engellendiğini öne sürdü. THY grevi yolcu taşımacıhğı- nın yani sıra ihracatı da etkili- yor. Antalya'dan ihraç edümek üzere kesilen çiçekler üreticinin elinde kaldı. Çiçek thracatçıla- n Derneği Başkam Savaş Titiz, "Uçan kuşa uçak soruyoruz. 3 bin kartonluk çiçek elimizde kaldı" dedi. Titiz başvurdukla- n özel havayolu şirketlerinin ast- ronomik fiyat istemelerinden yakındı. Hava-lş Sendikası Genel Baş- kam Atilay Ayçin dün istanbuF- da sendika genel merkezi önün- de toplanan 3 bin dolayında grevciye bir konuşma yaptı. THY'yi grev kıncıhğı ile suçla- yan ve Genel Müdür Cem Koz- lu'yu eleştiren Ayçin'e "dün açıkladıklan teklifini inceleye- cekleri son nokta olduğunu söy- ledi. Ayçin "Cem Kozlu basm açıklamalanyla gercekleri saptı- nyor. TV'ye çıkarak birinci ka- demedeki işçi için brüt 6,5 mil- yon lira ücret veriyorum diyor. Bu ücreti getirsin ben o sözleş- meyi imzalamaya hazırım" de- di. Ayçin grevdeki Havaş'ın ye- rine yer hizmetlerini yapan Çe- lebi şirketi için de mahkemeye başvuracaklannı bildirdi. THY Genel Müdürü Cem Kozlu ise dün Cumhuriyet muhabirine yaptığı açıklamada sendikaya "dayatmaalıkla" suçladı ve "Biz her zaman uzlaşmaya hazırız" dedi. THY grevinin yol açtığı tartış- malar dün de sürdü. Ulaştırma Bakanı Cengiz Tuncer grev baş- lamadan önce özel kuruluşlar- la anlaşarak THY uçaklanm ki- raya verdiklerini bildirdi. SHP Gölge Ulaştırma Bakanı Hiidai Oral. ise -bu uygulamanın yasal olmadığını ve THY'nin grev kı- ncılığı yaptığıru savundu. DYP Zonguldak Milletvekili Tevfik Ertüzun de konuyu TBMM'nin gündemine getireceklerini ve THY'nin özelleştirilmesirıe karşı olduklanm açıkladı. Köşk^te teravi nanıazı (Ba^tarafı 1. Sayfada) mcdim, ama bayrama yetistiri- lirse iyi olar" dedi. Ozal, ANAP'ta kulise girerken genel başkan adaylan Mesat Yümaz ve Hasan Celal Güze» de iftar yemekleri furyasına kaüldılar. Başbakan Yüdınm Akbulut, 6 nisanda Izmir'de bin partiliye if- tar yemeği verirken Istanbul il başkan adayı Semra özal da 10 nisanda ilçe başkanlanna bir if- tar yemeği verecek. Ankara Büromuzun haberine göre Cumhurbaşkanı özal, ön- ceki gün ABD gezisinden dön- dükten sonra milletvekillerini if- tar yemeklerine çağırmaya baş- ladı. özal'ın dün başlayan ye- mekleri üç gûn sürecek. Köşk'te teravi Çankaya Köşkü'nde dün ak- şam verilen iftar yemeğine, ara- lannda bakanlar Mehmet Kece- cüer, Mnstafa Taşar, Kamran tnan, Vehbi Dinçerler, tlhan Aközöm ve Cengiz Tuncer'in de bulunduğu yaklaşık 90 ANAP milletvekUi katıldı. Kuveyt'ten dönen Akbulut'un ise davetli ol- madığı için yemeğe katılmadığı öğrenildi. Yemeğin sonunda Konya Milletvekili Ziya Erau, yemek duası okuduktan sonra özal ve milletvekillerinin bir bö- lümü topluca namaz için hazır- lanan başka bir salona geçerek teravi namazı kıldılar. Namaz sonrasındaki sohbet sırasmda özal, SSCB ve ABD gezilerini anlattı. özal konuş- masuun sonunda Türk Ceza Ya- sası'nı getirterek, 141, 142 ve 163. maddeleri okudu. özal, "Bunlann artık kaUanası tazun. Devlete karşı suçlar için de ayn kanun çıkanlır" dedi. Ceza te- cili için de bazı konularda yan- hşhklar olduğunu vurgulayan özal, "Ben tecii yetişecek deme- dim. Ama bayrama yetiştirüir- se iyi olıır" diye konuştu. Keçe- ciler, söz alarak vatandaşlann devlete karşı suç işleyenlerin af- fedileceğinden tedirginlik duy- duklanm söyledi. Mnkerrem TaşçıogİB da özal'a, "Neden bu koDuşmanızda birtik, beraber- likten söz etmediniz?" diye sor- du. özal da "Neden bu toplan- tdan yapıyonım suuyorsunuz. 1992de yeniden iktidar olmak için birttk, beraberlik şartûr. Kongrede de yine böyle oima- nuz tazun" yarutını verdi. Yemek gece 01.00 sıralannda sona erdi. Mesut Yılmaz da dün akşam basm mensuplanna bir iftar ye- meği verdi. Diğer ANAP genel başkan adayı Hasan Celal Gü- zel ise bu akşam bir iftar yeme- ği düzenliyor. Geçen hafta Is- tanbul il delegasyonuna bir if- tar yemeği veren Başbakan Yıl- dınm Akbulut ise bu cumartesi günü Izmir'de 1000 kişinin ka- tılacağı bir iftar yemeği verecek. lzmir Cumhuriyet Ege Bürosu- nun haberine göre Başbakan'ın Fuar Göl Gazinosu'nda verile- cek iftar yemeğine il, ilçe yöne- tim kurulu tiyeleri, belediye meclisi ve il genel meclisi üyele- ri ile delegeler katılacak. Başba- kan'ın iftar yemeğinde 27 nisan günü yapılacak il kongresine dö- nük "net" bir mesaj vermekten kaçınarak, "birlik ve beraber- lik" çağnlanm yinelemesi bek- lenirken, aday adaylan da ye- mekte gövde gösterisine hazırla- myor. ANAP Istanbul İl Başkanh- ğı'na aday olması nedeniyle Semra Özal'i dönüşünde karşı- lamak üzere tstanbul'dan Anka- ra'ya giden 13 ANAP ilçe baş- kam ve parti yöneticilerine ön- ceki akşam bir iftar yemeği ve- rildi Romancı (Baftarafı 1. Sayfada) cilik de yapmıştı. Turkçe'de "Havanadaki Ada- mımız", "Yıkılış", "Casuslar ve İnsanlar", "İstanbul Treni", "Yüzbaşı ve Düşman" adlı ya- pıtları yayımlanan ünlü İngiliz romanası, 1930'larda yayımladı- ğı yapıtlann çoğunda, faşizme ve savaşa doğru sürüklenen bir dünyada yaşanan çöküntüyü anlatmıştı. Savaş sonrası yapıt- larında daha bireysel ve psiko- lojik konulan ele alan Greene, politika, egzotizm ve din konu- larına da özel ilgi duymuştu. Sonradan Katolik olan Greene, "Katolik bir roraancı" olarak değil, "romancı bir Katolik" ol- duğunu ısrarla vurguluyordu. Greene, atmosfer ve karakter ya- ratmada usta bir romancıydı. Romanlarının çoğunu "eğlencelik" yapıtlar olarak ni- teleyen Greene, yazarlığın yete- nekle değil, sabır ve çalışmayla başarılabileceğini söylüyordu. Yazacağı romanlar için se> r ahat eden yazar, gerçek yaşamında sakm blr hayat geçırmişti. Greene,"Dostlanmla>uşadığım olaylardHn çok vazdıgım roman- lardaki ola> ve kişileri hatırtıyorum" demişti. THY, uçaklarına kiracı arıyor tDRİS AKYÜZ Hava-lş grevi, THY filosun- daki Airbus uçaklanndan bazı- larının geri verilme tehlikesini gündeme getirdi. Ayda 75 mil- yar lira uçak kredi taksidi öde- mesi gereken THY, son aldığı 2 adet Boeing-737 ve bir Airbus A-310 uçağmı Tanzanya ve Bul- garistan'a kiralamaya çahşıyor. Körfez savaşı süresince zararı 200 milyarı aşan THY'nin grev nedeniyle de günde 6.5 milyar kayba uğradığı belirtiliyor. THY Genel Müdüru Cem Koı- lu, Airbus kredi taksitlerinin ödenememesi durumunda 3 uçağı geri vermek zorunda ka- lacaklannı bildirdi. Bu arada 2500 çahşanı ile Hava-lş grevine katılan HA- VAŞ'm grev bitiminde tasfiye edileceği öne sürülüyor. Buna gerekçe olarak HAVAŞ'ın "ya- bancı havayollan oçaklanna verdigi yer hizmetleri" tekelinin Bakanlar Kurulu kararı ile kal- dınlmış olması, bu nedenle de büyük zarara uğraması gösteri- liyor. THY ve HAVAŞ çalışam 10 bin 500 kişinin grevi, bu iki iş- letmeyi olumsuz yönde etkili- yor. THY pazannı özel ve ya- bancı havayolu şirketleri kap- maya çalışırken yabancı hava- yolu uçaklanna Türkiye'deki havaalanlarında "yer" hizmeti veren HAVAŞ'ın müşterileri de Istanbul Hava Yollan'na kaçı- yor. Grevin bitiminde bu şirket- lerin tekrar HAVAŞ'tan yer hizmeti ahnak istemeyecekleri belirtiliyor. Bunun yani sıra THY, aylık kredi taksitlerini ödeyemediği takdirde Airbus-310 uçaklann- dan Uçünü geri vermek zorun- da kalacak. Halen filosunda 13 Airbus uçağı bulunan THY, en son gelen üç uçak için ayda 75 milyar lira kredi taksidi ödüyor. Öte yandan YPK (Yüksek Planlama Kurulu) tu- rizmin desteklenmesi yönünde yabancı havayollarının teşvik edilmesi amacıyla alınan "uçak yakıtlannda yiizde elli indirim" uygulaması kapsamına özel ha- vayolu şirketlerini alırken THY bunun dışında tutuldu. YPK'- nın aldığı karara göre Türkiye'- ye "Charter" seferler düzenle- yen özel şirketler ve yabancı ha- vayollan uçaklanna yakıt ik- mallerinde nisan ayı başından ekim sonuna kadar yüzde elli indirim sağlanacak. Faizler doludizgin (Başiarafı 1. Sayfada) olmasa da özellikle Körfez sa- vaşmdan sonra faiz arttırımla- rını hızlandıran bankalann ye- ni bir yarışa girdikleri görülü- yor. Orta büyüklükteki banka- lardan Pamukbank ve Türk- bank'ın geçen hafta sonu faiz- lerini üç puan birden arttırma- larının ardından, bu hafta taban faizi uygulayan İş Bankası, Ya- pı Kredi Bankası faiz oranlan- nı birer puan daha yukarı çek- tiler. Büyüklerin birer puan art- tırmasına karşılık küçüklerden Dışbank üç ve altı aylıkta 3'er, yıllıkta ise 2 puan, TEB bir ve üç aylıkta 5, 6 aylıkta 2, yıllık- ta 3 puanlık arttırıma gittiler. Dışbank'ın faiz oranlan bugün- den, TEB'ninki ise yanndan ge- çerli olacak. Imar Bankası'nin ayhk faiz arttınmı da 5 puan ol- du ve yüzde 52'ye çıktı. Imar, üç aylık faizini 4 puanlık artış- la yüzde 60'a yükseltti. Ege- bank'ın faiz arttınmı ise bir ve üç aylık vadelerde 2 ile 3 puan olarak gerçekleşti. En yüksek faiz artışı ise 8 puanla Türk Bankası Ltd'nin bir ayhk faizin- de oluştu. Bu bankanın faizi yüzde 48'den 56'ya yükseldi. In- terbank'ın bir aylık vadede yap- tığı artış ise 4 puan oldu ve yüz- de 45'e çıktı. Yeniden arttınmlardan sonra faiz oranlan bir ay vadelide en düşük yüzde 36, en yüksek yüz- de 41.5; üç ay vadelide en dü- şük yüzde 55, en yüksek yüzde 66; altı ayhk en düşük yüzde 57, en yüksek yüzde 68; bir yülık en düşük yüzde 62, en yüksek yüz- de 73 olarak belirlendi. Faiz oranlarının, banka ba- zında altı ay önceki durumuyla karşılaştınlması çarpıcı sonuçlar veriyor. 30 Eylüi 1990'daki oranlann 3 Nisan 1991 tarihli faiz oranlanyla karşılaştınlma- sı, bazı vadelerde yüzde 50'ye varan faiz sıçramalanmn oldu- ğunu ortaya koyuyor. Bankala- nn 1988'deki hatalanna düşme- yerek faiz arttırımında tedbirli davrandıklan, ama devletin TL talebine paralel olarak kararlı bir şekilde faiz oranlarını yük- selttikleri gözleniyor. Faizde en büyük sıçrama üç ay vadelide ve 15 puan düzeyinde oldu. Onu 14.5 puanlık artışla bir ay vadeli mevduat faizleri, 14 puanlık ar- tışla 6 ay vadeli mevduat faiz- leri ve 11 puanlık artışla bir yıl- lık faizler izledi. Faiz yanşında kamu bankalannın ve küçük özel bankalann başı çektiği, or- ta büyüklükteki bankalann 'tam' ortada kaldığı, büyük bankalann ise yanşı dizginleme- ye çalıştığı ızlenebılıyor. Bankalan mevduat faizi yarı- şına sokan en büyük etken, ka- mu kesimi finansman açığının büyümesi ve 32 trilyon lira ön- görülen bu açığın 45 trilyon li- raya çıkacağının hesaplanması oldu. İç ve dış borç ödemeleri, Hazine'yi nakit sıkıntısına so- karken gittikçe artan oranda Merkez Bankası kayna"klarına da yöneltti. Hazine, yılbaşından bu yana Merkez Bankası'ndan 3 trilyon 315 milyar lira avans aldı. Yılbaşında 2 trilyon 747 milyar lira olan bu avans mik- tarı, 22 marta kadar yüzde 120 artış kaydederek 6 trilyon 62 milyar liraya yükseldi. Nakit ihtiyacı artan Hazine, bu gereksinimini sadece Merkez Bankası kaynaklanna başvura- rak karşılayamadı, iç borçlan- maya da ağırhk verdi. Yılbaşın- dan bu yana toplam 7 trilyon 950 milyar liralık Hazine Bono- su ve Devlet Tahvili satışmı ger- çekleştiren Hazine, borçlanma faizlerinin de üç ayda 10 puan birden artmasına ve net olarak yılhk yüzde 68.48'e çıkmasına neden oldu. Piyasalardaki nakit ihtiyacı- nı en iyi şekilde yansıtan Ban- kalararası Para Piyasası (Inter- bank) faiz oranlan da yıl başı- na göre bir kat artış gösterdi. Bir gecelik borçlanmanın yılhk ağırhklı ortalama faizi 1990 so- nunda yüzde 64.82'den 1 Nisan 1991'de yüzde 110'a çıktı. Inter- bank faizleri mevduat faizleri- nin yeniden tırmamşa geçtiği altı ay önce, yani 28 Eylül 1990'da yüzde 49.18 idi. Emisyon hacmi de son bir yıl- da yüzde 85.16 artarak 1 Ni- san'da 15.280 milyar Uraya çık- tı.. Son altı aylık artışı yüzde 11.68 olarak gerçekleşen emis- yonun yılbaşından bu yana arr tışı yüzde 7.10 oldu. JFAİSPDE Bufcaah İş Bankası Ziraat Bankası Akbank Yapı Kredi Vakıflar Bank. Emlakbank Pamukbank Garanti Bank. Türkbank Osmanlı Bank. Halkbank Etibank Töbank Denizbank Şekerbank İktisat Bankası Dışbank Sümerbank Esbank Tütûnbank TEB imar Bankası Demırbank Netbank Egebank Fınansbankx .TYT Bank Tarişbank Türk Ban. Ltd Interbank K. Amerikan B. lmpexbank 6 AYLIK 1 Vafesiz 1 Vtt rv VRŞILAŞTIRMA (yimie) Mİ 3 Va M VaM 1 Va U M 71&HSF2 7? 7 1 J£3 10 10 10 5 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 10 5 30 10 10 10 10 10 10 10 10 16 10 10 5 10 10 to 10 10 10 14, mk10 to io 10 10 10 10 10 10 10 + 13 10 10 10 10 35 36 35 35 37 36 39 36 38.5 35 36 37 38 40 37 41.5 36 39 37 39 40 41 41 41 40 36 38 38 39 35 36 35 • 1 1 •Im 1 ii¥' üw.S 52.5 48 55.. 45 52 50 51 52 52 i-V- 56 45 46 47 46 46 48 46 50 47 48.5 46 47 47 48 48 47 50 46 50 48 49 50 50 50 51 50 45 49 50 50 42 45 wk 61 61 61 64 M 63 63 81 "ST- •m- JL Wi 61 49 50 49 49 50 47 54 50 51.5 49 50 50 51 5 1 50 51.5 49 54 51 52 53 53 52 55 53 47 51 53 53 49 48 x = Faiz oranlan 200 milyon üstû mevduat ıçindir. 200 r daha az kademeli bır faiz uygulanmaktadır. Banka vadesiz pazarlık sonucu beliriiyor ^ H 56 ^ H 57 ^ 1 56 İ H 57 ^ 1 56 ^m 59 ^m 57 İH 5 8 5 Ü i 56 mm 57 İH 57 ^In 58 . <y 57 Imt 57 ••57.5 | H 56 m 158 :&] se »J 60 »|59.5 rİn60 'Mâ 58 B M mi 54 H | 58 Wm59 63 , 61 <#|52 » 1 55 57,1 56 67 I 66 LfiJ kmamm m 68 jd ^70 78 ! 6S 70 73 70 68 62 62 62 nılyonun altı için ve 1 aylık faizi
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog