Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı Cumhunyt! Malbaaalık ve Gaztfecıhk Turk Anomm Şırken adına Nsdir Nadl 0 Genel Ya>ın Muduru Hasan Ceajal, Muessese Muduru LaııiK Işakiıgıl. Yaîi !;terı Muduru Olı> GonnKin, 0 Habcr McrKezı Muduru Yslçın B«>«r. Sayfa Duzenı Vonçtmenı \ h Acar 0 Temsıkıier ANk.AR\ \hmtlTia. IZMIR HıknKI Çtü.k»)., \D\\A Çeun U Polıtıka CcW Yaoiaafiç. D>* Habcrjrr Effaa Balo, Ekorconu Ceagiz Tartaa. h Seaâıki ^ k m Kricaci, kuilu/ Cttal lıter Isunbul Habrrien I m l Kacak. tjrım G a m Şa>ku. Vur Habcrler. V < * l De|aa. Spor Danısmanı AMalkadlr \>C(la»a Dızı Yuılar Knra Ç*a»ks> Arisnma ŞaUa .Vaaaj, Duzelıme A U ı M Y t m 9 Koordınaıor AaaKI ILofahaa 0 Ma[ l>ler trol trkal 0 Murasebe Baleal tatf 0 Butfe Pianlama Sr*|l OsnaanciMtMi 0 Rfklam AyH Toru 0 Ek >a>ınlar Hal>» Akyo* 0 Idare H««>ıa Garer 0 işlct-^^ Oaaer Çdlk 0 Bı gı .^lern Naıl laal 0 P t r w d Sogt » . . • ; . M İ & l ı u . , NadirHntı Ofcla» AkbuU lalpa la)«r Haaaa Craul. HikıaM Çmakaya. Oka> Li»r Maaca tllUH Alı Sirata. AaaOT Tan Basa» te iayan. Cumhuriyet Mitbaiaitk *e Gtzaeatk TA4- Ttfrfcoca* Cad J9/4İ Cajsiofja 34334 Is! Pk 246 Islanbtıi Tel 512 Crt 05 (20 hal) THö 22246, Fax (!) 526 60 72 0 Burolar Aakan Zıy» Gokalp Blv lnkılap S No [9 4, Td 133 II 41-O Tdo< 42344 Faı (4) 133' 0< 6< 0 lıaıır H Zrea Bh 1352 S. 2 ' Td. 13 12 30, Tela 52<59 Fa« (51) 19 S3 60 0 \oaaa: Inonü Cad 119 S No 1 Kal I Td 19 37 52 (4 hal) Tel« 62155 F» (71) 19 25 78 TAKVIM: 27 NİSAN 1991 Imsak: 4.24 Guneş: 6.02 Öğle: 13.07 Ikindi: 16.55 Akşam: 20.02 Yatsı: 21.32 Sothebys El yazıııa Kııran'a 1 mîlyar LONDRA (AA) — îngilte- re'nin ünlü müzayede şirketi Sottieby's tarafından dün dü- zenlenen "Şark el yazmalan ve minyatürler" konulu açı- karttırmab satışlarda, 16. yüz- yıla ait altın süslemeli bir Kuran-ı Kerim 159 bin 500 sterline (1 milyar 84 milyon TL) satıldı. Iran'dan ayrılıp Istanbul'a yerleşen hattat Maksud El- Tebfizi tarafından 1555 yıhn- da yazılan ve tstanbul'da altın süslemelerle işlenen Kuran'ı, Sotheby's kataloğunda 80-120 bin sterlin arasında tahmin edilen değerinin çok üzerinde fiyat ödeyerek Iuaritch adın- da Londraü bir eski eser şirketi satın aldı. El yazması Osmanlı Kuran'- ının 263. sayfasında Osmanlı Türkçesi ile "Bu Kuran okun- dugnnda sevabı Bantiyar Ha- tnn'a da bağışlanmalıdır" ibaresi yer alırken çeşitli say- falarda 1841 tarihini taşıyan mühürlerin yanlannda da "Bu Kuran, Rodoslu Hafız Ahmed Aga Kütüphanesi nde bir va- kıf nudıdır" ibareleri bulunu- yor. Yine Rodoslu Hafız Ahmed Ağa Kütüphanesi Vakfı müh- rünü taşıyan 15. yılzyıla ait bir Memluk Kuran'ı da aynı Iua- ritch nrması tarafından 104 bin 500 sterlin (710 milyon TL) ödenerek satın alındı. Sotheby's'deki açıkarttır- mada en yüksek fiyata satılan eserler arasında ikinci sırayı 1797-1834 yılları arasında İran'ı yöneten Fethi Ali Şah Kaçar'ı görüntüleyen yağhbo- ya tablo aldı. Atatürk, Iııgiliz devlet töreninde Atatürk'ün Çanakkale Savaşları'nda ölen askerler için yaptığı konuşması, Londra'da düzenJenen devlet töreninde Türkçe olarak okundu. EDtP EMİL ÖYMEN LONDRA — "Bu memle- ketİD topraklanttstündekan- UUHU dÖken Vphn"nanlar' Bll- rada dost bir vatan toprafıo- dasınız. Huzur ve sükûn için- de uyuyunıu. Sider mehmet- çiklerte yanyana ve koyun ko- yunasınız. Uzak diyariardan evtetlannı savaşa gönderen analar; gözyaşlannızı dindiri- niz. Evlatlanuu bizim bagn- nuzdadır. Onlar bu topraklar için canlannı verdikten sonra artık biziııı evladınuz olmuş- lardır." Atatürk'ün, Çanakkale sa- vaşlannda ölen askerler için yaptığı konuşması, 1917'den beri her yıl Londra'da 'West- miııster Abbey' Kilisesi'nde, bu savaşta ölenleri anmak için düzenlenen devlet töreninde ilk kez Türkçe olarak, Türki- ye Buyükelçisi Nurver Nureş tarafından okundu. Yine Ça- nakkale savaşlannı anmak amacıyla 74 yıldır yapılan 'Ge- libolu Anma Konferansı'm vcrmek Üzere ilk kez bir Türk davet edildi. Konferansı eski Ehşişleri Bakanlanndan Os- maıı Olcay verdi. İkinci Dünya Savaşı sırasm- da Londra'mn sürekli olarak hava saldırısına uğradığı dö- nemde dahi aksatılmayan kili- sedeki devlet töreninde, Büyü- kelçi Nureş, davetli kordiplo- matik, hükümetin ytlksek dü- zeyde görevlileri ve Çanakka- le savaşlanna katılanlaruı aile- leri önünde, Atatürk'ün ölen askerlere hitaben konuşmasını Türkçe olarak okudu. Törene Uk kez Türkiye'den bir de Ça- nakkale gazisi, 96 yaşındaki Hüseyin Kaçmaz, yanında doktoru ile katıldı. Çanakkale savaşlanna katı- lan bir Ingiliz tabur rahibi ta- rafından 1917'de başlaulan, daha sonra devletin sahip çık- üğı ve bir vakfa dönüştürüle- rek her yıl yapılan 'Gelibohı Anma Konfenuısı'nı, 74 yülık tarihinde ilk kez bir Türk ver- di. Olcay'ın, 1915'te Çanakka- le sırtlannda savaşarak şimdi karşılıklı mezarhklarda yatan Türk ve yabancı askerler için Ingiliz şair Rudyard Kipling- den şu dizeleri okuması seçkin dinleyiciler tarafından coşku ile alkışlandı; "Dogu Dojııi dur, Baü da Baü / tkisi getanez asla bir araya / Toprak ile gök- yüzü gelene dek yanyana / Yii- ce Tann'nın yargı tataünda / Ama ne Dogu kalır ne de Baü / Ne ırk kalır ne soy ne sıntr / Eğer kopup gelse yuzyüze / Diinyanın uçlanndan iki bu- yük insan. (Çeviren: Bema Moran) Gençler arasında şimdiyeni bir jeanin çılgınlığı, hatta 'argosu'yaşanıyor 'Bir de 501'îmi isteseydinî 9 Levi's firmasının ürettiği 501 modeli kot pantolon, ABD, Avrupa ve diinyanın birçok ülkesinde yeni bir tüketim çılgınlığı ve moda olayma dönüştü. Hafif düşük kemerli, dar çıkık kalçalı, biraz bol paçalı ve kırmızı etiketli klasik tipteki 501, TV reklamlarının da desteğiyle gençlerin gözdesi haline geldi. MÜRŞtT BALABANLILÂR Şu gunierde TV'de "Should I Staj- or Should Go" (Gitsem mi Kalsam mı) şarkısıyla sunulan, bilardo salonunda geçen klıpte, genç adamın kotunu isteyen or- ta yaşlı şışmanın neredeyse ken- dı pantolonundan olacağı vur- gulanıyor. Gençler şimdi, aralarında vazgeçemeyeceği bir şeyinı iste- yen arkadaşlarına, "bir de 501'imi isteseydin bari" diyorlar. Diğer modellerin yanında 501 bugün ezıcı bir klasa sahip. Gençlerin gozdesi bir jean, 501. 501'ın hem dişi hem de erkek için yapılmış modelleri ve çeşit- li renkleri var. 501 Levi's'ın ilk kalıplanndan, hatta ilkı. Kırmızı etiketli. Bu, çok dar veya bol ol- mayan, klasik gıyimden hoşla- nanlara hitap edıyor demek. Di- ğer modellerin turuncu etiketi var. Bol paça, dar paça, aJçak ya da yüksek bel gibı seçenekler su- nuluyor bu grupta. 136 yıllık mazisi olan Levi's jean'lerın son >ıllardakı olağa- nustu yaygınlaşması 80'li yıllar- da oluşturulan stratejıyle şimdi- lerde meyvesını verıyor. "Levi's and Co", 1985 yılında hisse se- netlerini halktan geri topladı ve yenıden aile şirketi oldu. Oluş- turulan "öze doniiş" programı çerçevesınde bugunlere ulaşıldı. Once sandıklar açıldı, yuzyıllık Levı's'ler kuf kokularıyla çıka- rıldı. Duşunuldu ve kanıpan>a başlatıldı. Kampanya Levi's'ın 501 no!lu modeli uzerine yapılandırıldı. Levı's'm ilk kez 1886'da kullanı- lan etiketinde, belinden ıkı atın koşumlarına bağlanmış bir je- an'in zıt yone doğru kamçılanan atlann gucune bile dayandığını, yırtılmadığını gosteren bir resim vardı. Genç Levı'sçılar bu nok- tada moda gostergelerinin dışı- na çıkmaktan çekinmediler. Çünku onlar moda değil, klasik sunuyorlardı. Tele\izyona, bir genç kızın bozulan arabasını Le- vi's jean'ını kendı arabasına bağlayarak çeken yakışıklının klibini verdiler. 501'le kıç biraz daha çıkık gö- 1Jean reklamlan her kesimden insanı "gençlik"te buluşmaya cagınyor. (Fotoğraf: Ibrahim Giinel) Levi Strauss'un gerçek öyküsü Altın arayıcısı için pantolonJeanlerin ilk kumaşı, ABD'nin batısına hücum eden göçmen beyazların, hani o vvestern filmlerinde gördüğümüz üzeri oval bir örtüyle kaplı ath arabaların tentesindendi. Çıkışı Avrupa'ydı. Fransa'nın Nimes kentinde üretilen yelken bezleri sonunda kovboyların ayağına pantolon olmuştu. Yeni Dunya Amerika'da altın 1848'de bulundu. O yıllarda Kızılderıli Uzun Manda kendi topraklanndaki madenlere hucum eden be>azlar için şoyle diyordu: "Oturup buradan altın çıkarmaya gidişlerini seyrettik. Ve hiçbir şey demedik. Buyuk Baba'nın halkı ulkeme gelip benim para evime (Kara Daglar) girdi ve para caidı." Buyuk Baba'nın genç oğulları altını dağdan goturme>r e başladıklannda, o zamanlar 22 yaşında olan Levi Strauss ve kayınbiraderi David Stern altın arayıcılarının rahat çalışmasını sağlayacak bir giysi yapmayı duşunduler. San Fransisco'da kurulan Levi Strauss and Co. ilk jean'i 1853'te uretti.. Büyük Baba'nın oğulları buldukları altını artık Levi's jean'lerinin cebine koyuyorlardı. Jean'lerin kumaşı göçmen beyazların, hani o western filmlerinde çokça gorduğumuz, uzeri oval bir örtuyle kaplı atlı arabaların tentesindendi. Çıkışı Avrupa'ydı. Jean kumaşına "Denim" adı verılmesı ta o gunlere dayanıyor. 19. yuzyıl Avrupası'nda en sağlam yelken bezı ve pamuklu dokumalar Fransa'nın Nîmes kentinde yapılıyordu. Nîmes dokumaları ruzgâra ve tuzlu sulara dayanıklıydı. "de Nîmes", Nîmes'ten gelen demek. Zamanla da "Denim" oldu. İlk jean'ın uretıminden yirmi yıl sonra Levi Strauss yeni modeller belirledi. Artık Levi's jean'ler maden işçilerinin ve kovboyların gunluk giysısi olmuştu. Levi Strauss 1902 yılında 73 yaşındayken olduğunde, Levi's'ın Los Angeles Olimpiyatları'nda bir anda 60 bin kişi tarafından giyileceğini (1984); yalnızca 1988 yılında 266 milyon Levi's jean'in piyasaya verileceğini duşunmuş muydu bilinmez, ama torun yeğenler Hass aılesi bugun yalnızca tek bir modelde ve bir yılda 6 milyon dolarlık satış yapıyor. Levi's'ın evvelki yıl cirosu ise 3.5 milyar dolar. runuyor. Hafif duşuk kemer, kalçadan itibaren boru gibi ayak bileklerine kadar iniyor. Paça kısmı daha bolca bile denebilir. Biraz uzunca gıymek moda. Ozellikle dişi bedenlerde 501, gunumuze en uygun bedeni be- lırtmeyi başaracak biçimde bir kesime sahip. Bu uygunluk el- bette modayı oluşturan medya- ların sunduğu bir uygunluk. 501 dışındaki tum jean mo- delleri, standartlanna uygun yerlı kumaşlarla üretilebildiği halde, 501 bu sınıflamanın dışm- da bir ayrıcalığa sahip. Dünya- nın neresinde olursa olsun bir 501 jean'in kumaşı ve boyası ABD patentiı. Conemill firma- sında vapılan ındigo boyalı, fer- muarsız; metal duğmeli, kırmı- zı etiketli, yıkanmış... Türkiye'de Levi's jean'ler ge- çen yıldan bu yana Çorlu'da ku- rulan fabrikada imal ediliyor. Levi's, Turk jean pazarındaki ikinci yılında 45 mağazaya ulaş- tı. Oysa bu pazara önce Lee Co- oper gırmişti. Çorlu'daki fabri- kada uretilen jean'lerin kumaşı Kaysen Ortadoğu Anadolu Fab- rikası'ndan geliyor. Aranan model 501, henuz Türkiye'de yok. Yetkililer bunu, "Bir yiğit mermilerinin tumünii avnı anda harcamaz" diye açık- lıyorlar. Dişi ve erkeğin "gençlik" gos- tergesınde birleştiği jean salgı- nında pıyasada kimi açıkgozier de gorulmüyor değıl; Tophane ve Be>'azıt'ta sahte 501'ler bolca bulunuyor. 501'ler yurtdışında, ornegin Almanya'da 110-120 marka satıhyor. Kapalıçarşı ve Taksim'deki birer dükkânda tek tuk bulunanı ise 400 bin TL'ye kadar alıcı bulabiliyor. Kınşma, yırtılma, lekelenme derdi olmayan jean, genellikle tatillerde, yolculuklarda kulla- nışlılık açısından tercih edilen bir giysi. Giyene "özgür" bir ha- va verdiği de doğru. Ama bu "bava"nın gerçekle ne denli ca- kıştığı su göturur. Her ne kadar —yalnızca Levi's değil— jean reklamlan bunun geçici bir mo- da olmadığını vurguluyorsa da, modanın değişmez öğelerinden biri denebilecek "olan ile hak- kında konuşulanın birbirine kanşması" yani yaşananın ger- çek ağırlığını yuklenmeden var- lığını sergilemenin mumkün ol- masının insanlara, ozellikle de gençlere haz vermesini anlamak kolaylaşıyor. Duşlenmiş bir hazza, onu yansıttığı iddia edilen bir giysiy- le kavuşuyorsunuz. özgurluk ve eşitlik simgesi sa- yılan jean için, "Gıilün Adı" ro- manının yazan ünlü Italyan gös- tergebilimcisi Umbeıio Eco ba- kın ne diyor: "Güniimüzde şıklık olsun di- ye de gi)ili>or blue jean, ama gene de kullanışlıhk önde geli- yor. Blue jean'in karakteristik özelliği bel-kuynıksokumu böl- gesini sıkıştırması ve kemerle havada asılı durmak yerine ya- pışma yoluyla havada kalması- dır. Normalde pantolon giydigı- mızi unutarak yaşar gideriz. Oy- sa blue jean giyen biri dışsal davranışlar ediniyor. En gayri resmi ve teklifsiz olarak bilinen giyecegin insana böylesine ısrarlı kendi kurallannı dayatması ga- rip şey. Örneğin ben genellikle yerinde duramayan biri>imdir. Sandaiyelerde kavkılınm, istedi- ğim gibi yere çoker oturunım, öyle zarafete filan aldırmam; blue jean'im ise bu davranışla- nmı kısıtlıyor, beni daha kibar ve görmıiş geçirmiş yapıyor." Eco, "Giysiler" dıyor, "bizi dışsal bir bal tavır almaya zor- layarak birer iletişim aracı da olurlar." Zaten moda da ınsan bilincinin en ciddi ızleği olan "ben kimim?"le oynamaz mı? İnsan soyunun sürmesinde artık söz kadınların Erkekler gereksîz hale mi geliyor? Marilyn ve Madonna müzayedede,Bir zamanla- nn unlu Fılm yıl- dızı Marilyn Monroe ve pop müziğin fırtınalı adı Madonna'nın bazı giysileri Londra'da açık art- tırmaya çıkanldı. Christie's müzayede firmasının salonlannda düzenlenen açık aıitırmada Marihn Monroe'nun giysisini kendisine çok benzeyen Pauline Bailey adlı manken sunarken Madonna 1 nın giysisini de Sara Lee tanıttı. Marilyn'in siyah puanlı, fiyonklu mayo takıraı 22 bin dolara David Gainsborough Roberts tarafından satın alındı. Madonna'nın simli uzun kollu kazagı ise alıcı bulamadı. (Fotoğraf: AP) MİNE G.SAULNIER PARİS — Kadmlar, yaklaşık çeyrek yüzyıldır kendileri için daha çok hak anlamına gelen sosyal mücadelenin ilk elini ke- sin bir zaferle kapatmış du- rumdalar. Doğum kontrol sistemlerinin gelişmesi, çocuk yapma, yani "yaratıcüık" işlevi içinde karar mekanizmasını tumuyle kadına bırakarak, erkeğin bu temel iş- levdekı rolunu "fıgüranlığa" in- dirgemiş bulunuyor. Yalnız 1989 yılı içerisınde Fransa'daki doğumların % 28'ini oluşturan 216.063 çocuk, evlilik dışı ve babanın nzası aün- madan, salt annenin sorumlulu- ğuyla dunyaya gelmiş. Oysa bu tur bir tercih sonucu doğan ço- cukların sayısı, a>Tiı ulke için 70'li yıllann başında 50.000"; aş- mıyordu. Kadınlann yüzde yüz kontro- lünu ele geçirdikleri "çocuk ya- pıp yapmama" karan, ek olarak elde ettikleri "kazayla olan çocuğu" doğurup doğurmama özgürlüğu anlamına gelen kür- tajın serbest bırakılması ile bir- leşince ortaya çıkan tablo deh- şet verici bir üstünlüğe işaret ediyor: "İnsan soyunun devamı konusunda soz hakkı kadınlara geçmiş durumda." "Zayıf cins"in rövanşı ve ka- dınların (geçmişte) erkeklere oranla daha az karar ve iktidar sahibi olmalarından kaynakla- nan eşitlik mucadelesi, gelişmiş ulkelerde böylesi tartışılmaz bir yengiyle sonuçlanırken, şimdi aynı ulkelerde "Acaba bu bir Pyrrhus zaferi mi?" sorusu gun- deme geldı. Pyrrhus, 279-80 yıllarında Romalılara karşı kazandığı bir zafer sonucu bütün ordusunu yitiren Yunan komutanının adı. Evelyne Suilerol ise yaşamı- nın otuz yılını feminizme ada- mış bir ısım. Sullerot, sosyolog mesletünı icra ediyor. Evelyne Sullerot, erkeklerin çiğnenen temel hakları konu- sunda ilginç şeyler söylüyor: "Son olarak lngiltere Bir- mingham'da kendisine yapay döllendirme yaptıran bâkire genç kız tartışması sırasında; Fransız medyalan erkekler ara- sında bir anket yaptılar. Bu an- kete göre hiç bir erkek, tngilte- re'deki uygulamayı doğru bul- muyordu. Ve gerekçe olarak da 'oyuncak satın alır gibi çocuk yapılmaz' fikrini kullanıyorlar- dı. Oysa hiç birisinin aklına, bu genç kızın 'babayı oldurmek" istediği gelmiyordu. Olayda er- kekliklerinin bir kenara itilme- sinden; çocuğa akrabalık bagla- rının değil, cinselliklerinin red- dedilmesinden başka bir şey gormediler." Evelyne Sullerot, bugun yara- tıcılık işlevinde kendilerini bir kenara iten "doğum kontrol" araçlarını da kadınlara erkek bi- limcilerin bulup armağan ettik- lerini belirtıyor. Erkeğe "babalıgı" konusunda söz hak- kı bırakmayan "kürtaj"ın ise buyuk bir "haksızlık" olduğu- nu duşunuyor. Ifeşilci anneler • ANKARA (AA) — Turk Anneler Derneği Genel Başkam Türkan Aksu, derneklerince yıhn annesinin "yeşilci anneler" olarak belirleneceğini söyledi. Turk Anneler Dernegi tarafından Bulvar Palas'ta bir kermes düzenlendi. Turkan Aksu, geünni çocuklara ve annelere yardımda kullanmak amacıyla düzenledikleri kermese, Ankara'daki elçiliklerden bazılarının da kendilerine özgu gıda, giyim ve el sanatlan örnekleri ile katıldıklannı belirtti. Isa, çarmıhta ölmemiş • LONDRA (AA) — tki tngiliz araştırmacı, tsa'mn, çarmıhta ölmediğini, o nedenle yeniden dirilmesinin söz konusu olmadığını öne sürdü. 82 yaşındaki Doktor Trevor Lloyd Davies ve eşi Margaret, Londra Fizisyenler Kraliyet Akademisi dergısinde yayımlanan mektuplannda, "Isa'nın dinsel kitaplarda anlatıldığının tersine, öldükten sonra dirilmedığini, çunkü çarmıhta ölmediğini, çarmıhtan indirildikten sonra, iyice yavaşlayan kalbinin yeniden çalışmaya başladığını" belirttiler. İki araştırmacıya göre, tsa, çarmıha gerildikten sonra kan basıncı iyice düştü, bilincini yitirdi, o nedenle, kendisini çarmıha gerenler, öldüğünu sandılar. Çarmıhtan indirilip yere uzatıldıktan sonra, kan basıncı normale döndü ve yaşam belirtisi göstermeye başladı. Araştırmaalar, bunun da lsa'nın, toprağa gömühneyerek özel bir mezara konmuş olmasını açıkladığım kaydediyorlar. Araştırmacılar, Incil'de, lsa'nın çarmıhta 6 saat kaldıktan sonra öldüğünün yazıldığını, oysa, çarmıhta ölumün çok zor ve uzun surdugunu belirttiler. Fransaclan 4 Türk'e nişan • ANKARA (AA) — Fransa hükumeti, Türk- Fransız ilişkilerine katkıda bulunan 4 Türk sanatçı ve bilim adamına şovalyelik unvam veriyor. İki üîke ilişkilerine bilim, kültür ve sanat alanındaki çalışmaları ile destek olan Prof. Dr. Cevat Erder, Doç. Jale Erzen, Nimet Berkok ve Prof. Dr. Niyazi Gündoğdu'ya Fransa Devlet Nişanı verilmesi kararlaştınldı. Pegasııs Edebiyat Ödülti • Kultür Servisi — tlk kez 1980 yılında Mısır'da başlatılan ve bugune dek 8 ulkede verilen Mobil'in "Pegasus Edebiyat ödulu"nün bu yıl Turkiye'de verileceği açıklandı. Amacı "Ingilizce konuşulmayan ya da edebi ürunleri ender olarak tngilizce'ye çevrilen ülkelerin edebiyat dallanndaki seçkin eserlerini Amerikan okuruna tanıtmak ve böylece değişik ülkelerin külturlerinin Amerikan kamuoyunca tanınmasım sağlamak" olarak özetlenen ödül, Türkiye'de son 10 yıl içinde yayımlanmış bir Türk romanına verilecek. ödül, 7 bin 500 ABD Dolan karşılığı Türk Lirası olacak. Kazanan roman ABD'deki Pegasus Edebiyat Komitesi'nce Ingüizce'ye çevrilecek ve tüm masraflan Mobil tarafından karşılanmak kaydıyla Louisiana State University Press Institution tarafından ABD'de yayımlanacak. Starl ekibi kazageçirdi • VAN (Cumhuriyet) — Irak sınınndaki sığınmacı kamplarında yaptıklan röportajlardan sonra Hakkâri'den Diyarbakır'a dönmekte olan Starl ekibi trafik kazası geçirdi, bir kameraman öldü, üç kişi de yaralandı. 34 KTU 84 plakalı Renault-11 otomobilin Tatvan-Van arasında dun gece 23.30 sıralannda Van gölüne uçtuğu bildirildi. Olayda, kameraman Nuri Aydoğan can verirken, muhabir Yunus Şen'in ağır, istihbarat şefi Namık Koçak ile spiker Alp Buğdaycı'nın hafif yaralandıklan belirtildi. Yaralılar Van Devlet Hastanesi'ne kaldırıldılar.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog