Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 27NÎSAN1991 Çevre Koruma, Ekononıi ve Çevrefoilim Çevre koruma ile ekonomik çıkarlar sürekli savaşım durumundadır. fkisinden de vazgeçilemeyeceğine göre bu karşıtlık şu ilke ile uyumlu kılınmalıdır: Çevre sorunları yaratmayan bir ekonomik işletme, yeni adı ile "eko-teknik" geliştirilmeli. Bütün önlemlere karşın tüm canlıların yaşam koşullarında önemli ve uzun vadeli bir tehdit meydana gelmesi durumunda çevrebilimsel yaptırımlar, ekonomik uygulamalann karşısında öncelik kazanmalıdır. Prof. Dr. NECMETTİN ÇEPELİ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Almanya'da beş yabancı dilde yayımlanan ve çesitü üJkelerdeki bilim adamlanna gönderilen "Skala" dergisinin şubat-mart 1991 sayısında- ki bir yanda, sevindirici olduğu kadar şaşırtıcı olan şu başlıklann altı çizilmekteydi: "Çevrede Kazanç", "Çevre Koruma, Masraf Verine Kâr Getiriyor", "Çevre Koruma Masraflan Kendi Kendini Amortize Etmeye Başladığından Artık Ekoloji ve Ekonomi BirbiriniD Düşnuuu Degü", "Geleceğin (ticarete dönıik) Girisim Amacının Adı, Eko-Teknik". Çevre endüstrisi Sözkonusu yazıda, bu yargılara vanimasına te- mel oluşturan gelişmeler şöyle özetlenebilir: Al- manya, çevre koruma ıçın şimdıye kadar, kamu- oyu tarafından "korkunç masraflar" olarak ni- telenen harcamaJar yapnuştır. örneğin 1986 yılı için, çevre zararlannın onanlması amacıyla 103.5 rnilyar DM harcanmıştır. Bunun, 1990 yılı için total olarak 300 milyar DM olacağından söz edil- mektedir. Fakat bugıin artık bu sayısal değerle- rin hiç kimsede bir "başagnsı" yaratmadıgı dile getirilmektedir. Bunun nedeni, Almanya'da bir "çevre endustrisi"nin gelişmekte olduğu biçimin- de açıklanmaktadır. Bu endüstrinin işsizlik ye- rine birçok işyeri yarattığı, çevrebilimsel (ekolo- jik) ilkelere dayaiı çevre endüstrisi ürunlerinin (eko-teknik ürünleri) ötekilerden çok daha yük- sek kâr sağladıgı bildirilmekteydi. Bugün, Ren bölgesinde "eko teknik" konusunda uzmanlaş- mış 450 işkolunun bulundugundan ve çevre en- düstrisine bağlı 100 bin işyerinden söz edilmek- tedir. Bu bölgenin 1995 yılına kadar, çevre tek- niği ile dünyanın en temiz ve en yeşil toplu en- düstri merkezi dururnuna geleceği, sorumlu ba- kan tarafından söylenmektedir. Almanya'da ekonomiyle çevrebilimi (ekoloji- yi) bağdaştıran ilk çevre düzenlemesi Hambure 1 da kurulmuş olup, bunun adı Çevrebilimsel fi- kelere Dayaiı Ekonomik Reform Çalısma Grn- bu"dur (TREE: Team for the Reform of the Eco- nomy on the Ecological Principles). Bu düzen- leme tarafından informe edilen ve planlanan iş- letmeler, eko-teknik yöntemlerle teknoloji iıret- mekte ve ürun adlannın başına "eko" sözcügünu koyma yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Çevre sorunu yaratmadan elde edilen bu ürünlere kar- şı hem büyuk bir ilgi ve istek duyulmakta hem de daha dusuk maliyetle üretilmektedirler. Ör- neğin kimyasal (asit) yontemi ile yapılan 'baskı motifleri" için "elektrognmir" teknolojısi gehş- tirilmiştır. Boylece günde 600 m! artık su yerine 150 m! su yeterli olmakta ve gunlük verim de, a>TU işgücü ile 3 katına çıkmış bulunmaktadır. buna benzer eko-teknoloji için patent alma ama- ayla yapılan uluslararası basvurulann %43'unun Almanya kökenli buluşlara aıt olduğu bildiril- mektedir. Almanya'da yarmın endüstri kaptanlığını ya- pacak genç işletmeci ve girişimcilerde aranan en önemli özellik, çevrebilimsel sommluluğu taşı- yabilecek niteliklerdir. Bu nitelikler, sadece çev- rebilimsel bakımdan bilinçlenme özelliğini değil, aynı zamanda yenıliklerle yüksek gelir getirecek işletmecilik yeteneklerini de kapsamaktadır. Yukanda kısaca açıklanmaya çalışılan gelişme- ler, herkesten çok, bu konudaki sorunlara çözüm getirmeye çalışan çevrebilim uzmanlarını sevin- dirmiştir. Çunku bu uzmanların "Tum canlıla- nn yaşam temellerini sarsan ileri teknolojinin ya- rattıgı çevrebilimsel dengesizliğin yine ileri tek- noloji ile onanlabikcegine inanıyonız" diye söy- lenebilen dilek ve değerlendirmeleri bu biçimde gerçekleşmiş olmaktadır. Çevre koruma ile çevrebilim ve ekonomi ara- sındaki bu olumlu gelişmelere karşın, çevre so- runlarının evrensel bir afet olmaktan çıkıp çık- madığı sorusu yine de güncelliğini korumakta- dır. Ne yazıktır ki bu soruya "evet" yanıtını ver- me olanağı yoktur. Çünkü bu konuda, çeyrek yuzyıldan beri, belki dünyanın en disiplinli çer- rebilimsel öğretim, eğitim ve araştırmalar ile akıl aimaz çevre koruma masraflarının yapıldığı Al- manya'da "yeşil cigerii devler" olarak nitelenen ormanlann yarısı hastadır. Uluslararası hava kir- liliğınin önemli derecede etkili olduğu kabul edi- len bu afet karşısında şımdilik çozgesiz (çaresiz) kalınmaktadır. Aynı biçimde Basra Korfezi'nde çok yakın zamanda meydana gelen ve belki dün- yanın en ilginç ve en buyuk "deniz hava kirlen- mesi kombinasyonu ve iklim afeti" olarak nite- lenecek olan bu çevre kirienmesi olayının tuyler ürpertici goruntüleri hâlâ gözlerimiz önünde ge- çit töreni yapmaktadır. Ülkemizdeki durum Çevre sorunları ve çevre korumayla ilgili .ola- rak ülkemizdeki dunıma gelince: Bu hususta hes- nel ve doğru bir değerlendirme yapmak çok güç- tur. Kamuoyu, çevre koruma konusunda olduk- ça iyı bir biçimde bilinçlenmiş gibi gorünmekte- dir. Devlet kuruluşları yoğun bir düzenleme ça- bası içindedirler. Endüstri sahiplerinin bir kıs- mı, çevre korumaya yonelik masrafların aslında kâr getirdiğinin bilincine varmış bulunmaktadır- lar. Fabrikası için milyonlarca lira harcayarak arıtma tesısi yaptırdığını ve kısa bir zaman son- ra kâra geçtiğini gururla ifade eden, bunu daha önce yaptırmadığı için üzüntu duyduğunu açık- ça söyleyen değerli girişimcilerin sayısı az değil- dir. Bazı işletmeciler de devlet yardımı olmadan bunu yapmamakta direnmektedirler. Manyas Kuş Gölü'nü zehirleyen, dolayısıyla Bandırma Kuş Cenneti'ni ve çevresini cehenneme çeviren 40'ın uzerindeki endüstri kuruluşunun bu şeki/ direnmesi uzun yıllar surüp gitmiştir. Bizde ya- salara uymama alışkanlığı da bu konuda ayn bir guçluk ve sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Ül- kemizde çevre koruma ile ilgili olarak 1 Kasım 1988 tarihine kadar 36 yasa, 4 kanun kuvvetin- de kararname, 12 tüzuk, 5 yönetmelik çıkarılmış ve 11 tane uluslararası anlaşma yapılmıştır. Ne var ki bunlann tam olarak uygulandığı söylene- mez. Yatağan Termik Santralı, Bandırma Kuş Cenneti örnekleri bunun en tipik kanıtlarıdır. Doğal Hayatı Koruma Derneği'nın ocak-şubat 1991 tarihli Haber Bülteni'ndeki bir yazı da av yasaklannın nasıi çiğnendiği konusunda tipik bir örnektir. Bu bültende "... kanunla yasaklanmış otomatik silahlar yaygın olarak kullanılmakta- dır. Bu silahlann yasaklanma sebebi, bir kuşu veya geyiği 7 atışta vurmaması, avcılığı bir spor olrnaktan çıkarmaması idi. Avcıiığın tek amacı öldürmekse eğer, o zaman neden makineli tüfek kullanılmasındı?" Bu belirtmeyie, ya&alann çiğ- nenmesinde rol oynayan ekolojik bilinçsizliğin derecesine de işaret edilmiş olmaktadır. Çünkü çevrebilimsel bilinçlenme, çevre koruma için ve- rilecek savaşla eşdeğerdir. Bu ilke, "ekoloji: Çevrebilim" sözcügünün içinde gizlidir. Çünku son yıllarda, "Çevrebilim, canlılann çevreleri ile olan karşılıklı iliskileridir" biçimindeki klasik ta- nımlama dışında, "Çevrebilim bir BİZ bilimidir" biçiminde de tanımlanmaktadır. Bu tanımlama ile evrenimizin en tehlikeli yaratığı durumuna gel- miş insanın, tum canlılann önüne geçecek biçim- de ağırlık kazandığı vurgulanmak istenmjstir. Bu alışılmışın dısmdaki çevrebilim tanımlamasına şu açıklama getınlmiştir: "Üç harften oluşan ^ sözcüğü, dunya uzerindeki tum çevrebilimsel ıliş- kileri bir bütun olarak dile getirmektedir. Bu ne- denle de tam bir yaşam savaşımı programının simgesi olabilır". Aşağıda yapılan açıklamalar- dan sonra bu yargımn ne denU doğru olduğu ko- layca ve daha i>i anlaşılacaktır. Neler yapılabilir? Çevre sorunlannın evrensel bir afet halinde carılı varlıklann yaşam temellerini daha çok yok etmemesi, bozulan çevrebılımsel dengenin düzel- tilebilmesi için neler yapılabilir? Bu konudaki dü- şünce ve önerilerimiz özet olarak şöyledir: — Bilgi eksiküği ve sadece ekonomik kâr ama- cına yönelik doğal kaynaklardan yararlanma ey- lemi, çevre sorunlarını doğuran iki ana etmen- dir (faktordür). Bunlann doğal dengeyi bozan, çevresel buna- lım yaratan çok önemli etkenler olduklanrun bi- lincine varılmalıdır. Çünku bu yönde bilinçlen- me, canlıların yaşayabileceği bir dunya yaratıl- ması için verilecek savaşla eşdeğerdir. — Ekonomik refah, her zaman için mutlu bir toplumsal yaşam sağlayamaz. Çunku canhlann yaşam temellerini yok etme pahasına kurulan ekonomik kalkınma, toplumun bu refahtan ya- rarlanmasına engel olur. Bundan daha onemlisi de, tahrip edilmiş bir çevrede ekonomik kalkın- mayı sağlayan endüstri de varüğını sürdurebile- cek temellerden yoksun bulunmaktadır. — Çevre koruma ile ekonomik çıkarlar surekli savaşım durumundadır. Ikisinden de vazgeçile- meyeceğine göre bu karşıtlık şu ilke ile uyumlu kılmmalıdır: Çevre sorunlan yaratmayan bir eko- nomik işletme, yeni adı ile "eko-teknik" gelişti- rilmeli. Bütün önlemlere karşm tüm canlılann ya- şam koşullarında önemli ve uzun vadeli bir teh- dit meydana gelmesi durumunda çevrebilimsel yaptırımlar, ekonomik uygulamalann karşısın- da öncelik kazanmalıdır. — Çevre kirlenmesinde büyük etkinlifi olan endüstri kuruluşlan ile çevre korunmasından bi- rinci derecede sorumlu olan devlet kuruluşlan arasında iyı bir diyalog oluşturulmalı, dolayısıyla sorunlann çözumunde en akılcı ve ekonomik yaptınmlann uygulanmasına olanak sağlan- malıdır. —Çevre koruma, her şeyden önce gercek in- sanlığımızın ortaya konması bakımından önem- lidir. Çunkü insan da doğal bir yaratıktır, bu ne- denle de doğaya karşı gelmemesi gerekir. Her bi- rey, etkin olarak çevre korumaya katılmalıdır. Çünkü bu eylem, kendi yaşamımıza hizmet de- mektir. O nedenle bu konuda hepimize insansal görevler duşmektedir. Ömeğin kullanılmış bir ton kâğıdın yeniden kullanım evresine sokulması için harcayacağımız çok kuçuk bir çaba, 17 buyuk ağacın kesilmesini önler: 4100 Kw/saat enerji, 26 ton su, 630 litre çöplük hacmi tasarruf edilme- sini sağlar. Böylece dunya uzerindeki sayısız çev- resel döngu çarklanndan birini de bizçalıştırmış oluruz. EVET/HAYIR OKX4yAKBAL "Demokrasimiz" Derken... Bugün Akçay'da bir panelde olacağım. Balıkesır Barosu- nun düzenlediği 'Demokrasimiz' toplantısında konuşacağız. Ben bu tür konuşmaların ustaa değilim. Konuşmak başka, yazmak daha başka' insan karşısında bu gibı toplantılara alıs- ,mış bir kalabaJık görürse urkme duyuyor. Söyleyeceklerini ön- ceden bir kâğıda yazıp okusan, olmuyor. İzleyicinin dikkati dağılıyor. Doğrudan konuşsan, o da bir deneyim istiyor. Bu yüzden bu tür toplantılara katılmamak için elimden gelen ça- (Arkası 16. Safyada) NALAN ATAMER ile NURİ DİKEÇ evlendiler. 26 Nisan 1991 Tünel Oğlumuz CAN'ın doğumunu tûm dost ve akrabalanmıza müjdelerız. Edirne Devlet Hastanesi 25.4.1991 NİGÂR-LÜTFÜ KARAKAŞ İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ VAKFI SOSYAL ve KULTUREL HİZMETLER KOMİTESİ I.T.Ü VAKFI KÜLTÜR ve SANAT ETKİNLİKLERİ SUNA KAN - GÜIAVUĞURATAKeman Resıtalı Yer I T U Maçka Kampusu G Anfısı Tarih 29 Nısan 1991 Pazartesı Saat 19 00 Bılrt Sıtt? Yerleri Taksım Vakkorama - I T U Maçka Vaktf Merkezi Maçka G Anfısı İT.U Vaklı Maçka 143 11 II SATILIK DAIRE Bakırköy İnctrB Caddesi'nde kaloriferli, 130 metrekare daire sahibinden satılıktır. 522 89 90 - 527 51 55 PENCERE Sadeliğin Güzelliği• •• Gelınlik 500 milyon liraymış, damadın giysisi 50 milyon- muş, beş metre boyundaki düğun pastası 8 milyonmuş; dü- ğünün faturası 2 milyar lirayı bulacakmış. Ne düğünü bu? Cumhurbaşkanı Özal'ın oğlu evienıyor, gazeteler düğün ha- berleriyle dolup taşıyor, oylesıne bir şatafat hevesi kı insan ister ıstemez düşünüyor. • Düğün, çok eski bir törendir, çeşitli anlamlann odaklandı- ğı bir buluşmadır, toplantıdır; geçmişte, ıkı gencin düğünü, topluma bir duyuru nıtelıği taşıyordu: — Duyduk duymadık demeyin, biz evleniyoruz. Çağımızda ıletışım devrımı gerçekleştiğinden düğünlerin bu işlevi kalmadı; çoğu kişi nikah memuruna gıdıp iki tanık- la evleniyor ya da evlenmeden birlıkte yaşıyor; kimisi de yal- nız aıle boyutunda bir tören yapmakla yetinıyor. Doğaldır ki mutluluğunu dostlarıyla paylaşmak isteyenler de eksik de- ğildir; çünkü mutluluk paylaşıldıkça bereketlenır; derlı toplu bir düğün yaparak dünya evine girenler de sevinçli bir gün yaşarlar. Bir de gösteriş düğünleri var. Milyonlar, milyarlar, savurganlıklar, görgüsüzlükler sergi- leniyorsa... Düğün güzel olur mu? • Özal ailesi Çankaya'da oturuyor... Turgut Bey Cumhurbaşkanı... Pekı, ailenin tutumu, ulusun, halkın, yurttaşın gözünde na- sıl değerlendirılıyor? Cumhurbaşkanı yaşayışıyla, sadeliğiy- le, alçakgönüllüğüyle, gösterışten kaçınmasıyla topluma ör- nek olmak zorunda değıl mıdir'' Evet, bu alanda bir "kanun zoru" yoktur; ama, görenek, gelenek görgü ve ıncelik kuralları geçerlidır. Bır de estetik var... Hayatın güzelliğinı, yaşayış biçıminın estetiğı sağlar; insan- ları güzel olmayana karşı korur. Sayın Özal, ikide bir televızyona çıkarak ışçılerı özverıye çağırıyor: — Toplusözleşmelerde çok ıstemeyin, özveri içinde yaşa- yın, ülkenın durumunu göz önüne alın, ekonominin dengele- rini bozmayın, sonra kötü olur Zonguldak'taki maden işçılerı grevınde attı tuttu, şımdı Türk Hava Yollan grevınde yine ortaya çıktı, emekçiye karşı işve- renı destekledı, anayasaya göre tarafsızlığını bozdu, "tehdif sayılabılecek sözler söyledi. Peki, milyonlarca işçi şimdi Cumhurbaşkanı Özal için ne düşünüyor: — Ele verir talkını, kendi yutarsalkımı!.. Bır Cumhurbaşka- nı ailesi ki har vurup harman savurur, milyariık duğünde 500 milyonluk gelinlık, 50 milyonluk smokinle oğlunu eviendırir, 5 metre boyundaki 8 milyonluk pastayı yoksul halkın gözlerı önünde mutlulukla mıdeye ındirır; peki, bu ne biçim ülkedir? Bir yanında Hindistan sefaleti sürerken ve gelır dağılımında sosyal adaletsizlık uçurumu varken; işçiye 'kemerini sık, öz- veri göster" demek çelişkı değil mi? Hayır.. Bu düğünün estetiği yok Güzellikten yoksun.. Düğünde yaşamlarını bırleştıren gençlere değıl sözümüz; inşallah mutlu olurlar. Gerçekte gençleri ailelerı uyarmalıydı; sadeliğin güzelliğini yeğlemenin erdeminı Türk ulusuna anlatacak örnekler oluş- turmada, Cumhirrbaşkanı'nın gorevi olduğu anımsanmalıy- d». > ' • ^ ^ ^ • J K ^^^^ı^^ SON İMZA SEDADKENT Yarattığı paha biçilmez eserlerle ölümsüzleşen Türk Mimari'sinin büyük ustası Sedad Hakkı Eldem son imzasını Boğaziçi'nde çok özel bir projeye attı. Sedad Hakkı Eldem'in özgün estetik yakJaşımı bu eserde çağdaş bir çevre bilinciyle bütünleşti..zirveye ulaştı. Bu projeye büyük ustanın anısına Sedadkent adı verildi. Sedadkent Boğaziçi'nde yaşamak için son fırsatınız. Kutlutaş Konut'u arayın. Sedad Hakkı Eldem'in son imzasını taşıyan bu paha biçilmez eseri.. bu büyük yatırım fırsatını değerlendirin. Sedadkenl. ulkemız ınşaat sektörunun kokJü. guçlu ve guvenilır kunıluşu Kutlutaş Konut taralından gerçek- leştınlıyor Kutlutaş Konut. birçok alanda buyuk yannmlara sahip olan Kutlutaş Holding grubuna bağlı bırkuruluştur. Kutlutaş Konut Konut üretımındekı bılgı bınkırru. deneyımı ve uzmanlığını bugune k«lar 13.000 bınmı aşan konutun yapımını zamanında ve mukemmel kalıtede tamamlayarak kanıtlamıştır Kutlutaş guvencesıyle gerçekJeyınlen Sedadkent. Boğaziçı nde Buyukdere sırüannda yer alıyor Boğa/ın muhteşem manzarasına hakım. Sedadkent te her santimetrekaresı ozenie tasarianrruş 108 vüla var. Vdlalar 400 m- lık kapalı alanlan> la bırlıkte en buyıığu 1785 nv olan babçelere de sahip Sedadkent tc alışvenş merkezı. volevbol /basketbol sahaJan. > r uzme havuzu. kulup bınası .kısaca sosyal yaşamın gerektırdığı her turlu olanak var Ve en onemlisi Sedadkent Boğaziçı nın karaktenstık gorunumunu bozmuyor. Çevresmdekı >oğun bıtkı ortiüu korunarak gerçekleştınlıyor Sedadkent bu mukemmel ozellıklenyle sızı beklıvor KÜTLÜTA5 I 0 U T INONU CADDESI 28 6 80090 TAKSIM-ISTANBUL TEL (1)152 14 00 (4 H*T) FAX ( 1 ) 1 5 1 04 21 İL J
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog