Bugünden 1930'a 5,408,922 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı Cumhunyet Maıbaacılık ve Gazetecılık Turk Anonım Şırkeiı adına N'adir Na* 0 Ccnel Yayın Muduru Hmsam CenaJ, Muesscse Nfuduru EmiK Işiklıgil. Vazı Işlcn Muduru. Ok>> GdKnda. 0 Haber Merkcn Muduru \alçm Bayer. Sayfa Duzenı Yonetmenı Ali Actr 0 Temsılcıler ANKARA Alıncl Tan. IZMİR: HikaMt Çctiakıyl, ADANA: Çetta Vi*«»ojlu It PoluU tri.i B*l»f^. Dı; Haberleı hrf Mo. Ekonomı O ^ ü Tartu. Is-Stndıia Şa*ro> l c c n Kultur CHal Lsttr. Istanbul Haberierı kesıl Kafak. Ejılım Gtaoj ŞayİM. Vur* Haberltn Nccdet Doftu. Spor Danıjmajıı AMalk4«r Ivrdua. Dızı Wıiar k t m ÇılıskM. Arajtırma $•*» Alj»* Dumtıne AMallsft laaa 0 Koordınatot AİHBM KonhM Q Mali Isler Enıl lrt.ı 0 Mahiit» «•*•! Yc~f 0 Buı.c-Ptanluu Snfi OtaukciMtta # feklajn 4»e Toru 0 Ek Yajmlar H«/r» <lw>l 9 Mı-r Hataıa G«m 0 Isknım Oadrr Ç«ük 0 Bllgı l;fcm Va« !•* # ftısonel S hj.ı» KUTA Başkan Nadır Sxlı aaun w li/a/ı Cumlnıriyet M«*>j<rılji ve GuctcaSk T.A.Ş. Torkocaj] Cad 39/41 C«Jak>Jlo Ok») AktaL lalçn B»<r. Hum M3J4 Isi PK. 246 - lsuntul Tsl. !!2 05 05 (20 hal). Tefcl. 22246, Faj II) 526 60 72 0 Cnal. Hikao Çttiaiuj*. Oka» Burokır U b » Z.y. GAkalp Blv lnıdap S No 19 4, Td 133 II 4M", Tde> 42344. Fax (41 13) Goataaa, LJc» Mmmcm, Utu « t 5 | izaaır H. Zl>» Blv. 1352 S. 2,3. Td 13 I! 30. Teta 52359. Fw (51) 19 53 60 Sdpak. A» Sfeıaa, Akaet Tıa 0 AdaaK lnftnU Cad. II» S No- I K»ı 1 T« 19 37 52 (4 hal). Teleı 62155. Fa» (71) 19 25 71 TAKVfM: 2 NİSAN 1991 tmsak: 5.12 Güneş: 6.40 öğle: 13.12 tkindi: 16.47 Akşam: 19.36 Yatsı: 20.58 İzmir-Bornova'da bir heykel Amazonlar kente îndiEntel Amazon Bornova'daki Amazon heykeli elinde yayı, sırtında oklan ile tam bir Amazon. Ama bir elinde kitap olduğu için ona 'Entel Amazon' diyenler de var. Bir diğer adı Tesettür heykeli'. ÜMİT OTAN İZMİR — Binlerce yıl önce Smyrna yöresindeki göçebe toplumları yerleşik düzene ge- çirdikleri sanılan savaşçı Ama- zonlardan biri geriye döndü. Bornova'nın en kalabalık meydanında bir elinde yayı, sır- tında oklan ve belinde iki ağızlı baitasıyla eski günlerini yaşıyor sanki. Tek farkı bir elinde kitap taşıması. Bu nedenle Bornova- lılar ona "Entel Amazon" adı- nı takmışlar. Giysisini "pek açık" bulanlar da "Tesettür heykeli" diyorlar... Homeros onlar için "Erfcek gibi Amazonlar" diyor. Geliş- miş kaslarıyla, dövüşkenlikle- riyle, atları, arabaları çekmek için değil binek hayvanı olarak ilk kez kullanmalarıyla bu ni- telemeyi haketmiş Amazonlar. Mitolojiye göre Karadeniz'in Terme Çayı kenarlarından ba- tıya geldiklerinde goçebe toplu- mun insanları onları şaşkınljkla izlemişleı. lşte o Amazonlardan birinin yolu 5 bin yıl sonra yine Bor- nova'ya düşmüş. îlk geldikle- rinde nasıl şaşkınlık yarattılar- sa bugunlerde de aynı şaşkınlı- ğı > f aratmışlar. Bornova Beledi- yesi birçok değeri içinde barın- dırmasına karşın kentlerinin bir kimliğe kavuşamamasından ya- kınıp yeni arayışlara girmişler. Amazon - Artık kitap okuyor. Basın ve Halkla Ilişkiler Müdu- rü Cengiz Du>ar anlatıyor: "Amazonlann kente Nif Çayı yöresinden girdiği ve Bornova 1 ya da ugradıkları biliniyor. Biz Amazon'a sahip çıktık. Bir be>- kelini >apüralım dedik. He>kel- tıraş Biilent Ötike yainızca malzemeyi verdik. O heykeli belediyemize hediye olarak vap- tı. Sonra bevkeli Bornova'nın en kalabalık alanına diktik." Amazon, Bornova'nın en ka- labalık alanında herkese mey- dan okurmuş gibi duruyor. Bir elinde yayı, adaleleri erkeksi. Sol elindeki kitabı da gökyüzü- ne doğru uzatmış. Etekleri rüz- gârdan uçuşmuş, bacaklarının büyük kısrru ortada. Altında küçük bir plaket: "Anaların anası Kybele'nin kadın savaşçılan Amazonlan saygıyla anıyoruz." İlk kıyamet Amazon'un çok "açık saçık" oluşundan kop- muş. Uzun süre Amazon'u sa- rıp-sarmalayıp bekletmişler. Bu sıralarda adı "Tesettiir heyke- li"ne çıkmış Amazon'un. 10 ocakta tesettürden kurtulan Amazon için bu kez belediye- ye telefonlar yağmaya başlamış: "Bu çıplak nereden bizim anamız oluyor! Biz böyle bir çıplağı analıga kabul etmiyo- nız." Tüm bunların bilgisizlikten kaynaklandığını söylüyor Du- yar. Değerlerimize sahip çıkma- dığımız için de Bergama Suna- ğı gibi değerli yapıtlan kaybet- tiğimizi ekliyor. Amazon'un yöresinde gezer- ken vaşh bir teyzeye yanaşıp so- ruyoruz, "Bu ne heykeli?" di- ye. Atatürk heykelinden başka heykel bilmediğini belirten yaşlı teyze eklemeden yapamıyor: "Çok çıplak bir kadın bu og- lum..." Bornova'nın üniversitelileri de en az kitap okunan ülkeler- den biri olan Turkiye'de Ama- zon'un kitapla "poz vermesini" gülumseyerek karşılayıp "Bizim bildigimiz savaşçı Amazon 5 bin yılda entelleşmiş" diyorlar. Tozu dumana katarak beş bin yıl önce Bornova'ya da uğ- rayan Amazonlardan biri kesin dönüş yaptı. îlk seferine göre bu kez biraz mahzun ve buruk: Sanki anlaşılamamasının hüz- nünü yaşıyor... 'KiKİmiai; dayak yememeyi öğrenmelî' GAZİANTEP (Cumhuriyet) — Türkiye'de eğitim görmüş çiftler arasında da "dayak ola- yı"nm görüldüğü bildirilerek "kadının dayak yememeyi ög- renmesi gereküği" vurgulandı. lstanbul Üniversitesi Tıp Fa- kültesi öğretim üyelerinden Prof. Türkân Saylan, Gazian- tep Anakent Belediyesi'nce dü- zenlenen "Dünyamızda Çağdaş Kadının Konumu" adlı panel- de yaptığı konuşmada, 1926 yı- lında kabul edilen Medeni Ka- nun'un bugün kadm-erkek eşit- liği ya da eşitsizliği açısından büyük bir sorun oluşturduğu- nu biJdirdi. Türkiye'de çağdaş olma fırsatına sahip kadın nü- fusunun oldukça küçük bir azmlık oluşturduğunu vurgula- yan Saylan, "Çağdaşlığın ilk koşulu kadın-erkek eşitligidir. lnsan haklan henüz biitiin dünyada tam anlamıyla anlaşı- lamamış dunımda iken tıpkı si>nh-beyaz ayrımı gibi sonıul bir kadm-erkek aynmının oldu- gunu görüyoruz" dedi. Saylan sözlerini şöyle sürdür- dü: ALMANYA Zekâ testi karmaşası ANKARA (ANKA) — Al- manya'da, bu ülke vatandaşı ve yabancı çocuklar için standart olarak uygulanan zekâ testleri nedeniyle gurbetçi minik Türk- lerin önemli bölümünün yıilar- dır "geri zekâlı" olarak fışlen- dikleri öne sürüldü. Milli Eğitim Bakanlığı Perso- nel Genel Müdürü eski Bonn Egitim Atasesi Mustafa Özkan "Almanya'da öğrenim güçlüğü çeken ve bedenen sakat bulunan çocuklann devam ettiği özel eği- tim okullarında (Onderschule), yabancı çocuklar konusmasız test edilir. Fakat Tiirk çocukla- n bu konusmasız testlerdeki oyıın ve oyuncaklara yabancı ol- duğundan basan oranlan daima dıişük olmaktadır" dedi. Türk çocuklarının özel eğitim okullanndaki oranının yüksek olduğu biliniyor. "Türkiye'de eğitim görmüş çok sayıda kadın, yine eğitim görmüş çok sayıda erkekten da- yak yemektedir, hakaret gör- mektedir. Dayak olayının eği- timle bağlantısının olmadıgını çok iyi biliyonım. Bunun için öncelikle kadının dayak yeme- meyi öğrenmesi gerekmektedir. Bunu yaparsak çagdas kadın olabilme fırsaUnı da yakalaya- biliriz. tsveçre'den model aldığımız medeni yasamız o larihıe son derece çağdaş iken sonralan ye- tersiz kalmıştır. Bunun için Is- viçre de medeni yasasmı 1990 yüında değişürmiştir. Bugün Tiirk Medeni Kanunu'nda kadın-erkek eşitligi Ukesine ay- kın bir siirü kurallar vardır." Prof. Saylan, "kadınlara karşı her türlü aynmcüığın ön- lenmesine ilişkin sözleşmenin 1985 >ılında Türkiye tarafmdan da imzalandıgını" belirterek "Bu uluslararası sözleşmede ge- tirilen kurallara uymak ve top- lumu ona göre yönlendirmek gerekmektedir" diye konuştu. Futbolda "kayıp sezon"yaşayan San-Lacivertliler, potadaki mutluluğun tadını çıkanyor Fener basketi severEIi tîtremeyen oyuneu Fenerbahçeli yöneticiler, bu sezon şampiyonluğa nasıl ulaştıklarınm öyküsünü anlatırken "eli titremeyen oyuncu" faktörüne değiniyorlar. Koç Çetin Yılmaz ve menajer Doğan Hakyemez, Hüsnü ve Levent'i zor anda paniklemeyen oyuncular olarak San- Lacivertli renklere katarlar. LEVENT YUCELMAN Bir şampiyon düşünün; o>un- cusu, koçu, yöneticisi el ele vermiş, seyircisi her zaman ar- kasında, hedefini başan olarak beiirlemiş, 25 yıllık özlemiyle çalışmış çabalamış, sonunda mutlu sona ulaşmış. Evet, yuka- nda tarifini yapmaya çalıştığı- mız takım Fenerbahçe. 1966'da kurulan Türkiye Erkekler Dep- lasmanlı 1. Basketbol Ligi'nde lig şampiyonluğu görmeyen Fe- nerbahçe bu arzusuna bu yıl ulaştı ve '90-91 sezonu lig şampiyonu' unvanını aldı. Fenerbahçe'nin çeyrek asırhk özleminin bitmesi kolay olma- dı elbette. Sezon başında kulüp başkanı Metin Aşık, basketbol şubesi yetkililerini karşısına alıp şampiyonluk istediğini belirt- mişti. Bu konuda takıma geniş transfer yetkisi verildi. Sonuçta transfer döneminde "panik" olmayan basketbolcu- lar arandı ve Efes Pilsen'den Levent Topsakal ile Nasaş'ta geçirdiği sakatlık nedeniyle çok az maç oynayabiien Hüsnü Ça- kırgil transfer edildi. Aynca Çu- kurova'dan gelen Kemal Dinçer ve Beslenli Biilent Tacettin ile de kadroya takviye yapıldı. Böyle- ce F. Bahçe transfer dönemini atlatıp lige giriş yaptı. Ligde ta- kımın uyumu ve temposu mü- kemmeldi ve bir makinenin diş- lileri gibi herkes görevini yapın- ca San-Lacivertli ekip zirveye çıktı. Fenerbahçe'nin şampiyonlu- ğunda buyük pay sahibi olan Koç Çetin Yılmaz mutlu mu mutlu. Oyunculara bir arkadaş gibi davranan ve motivasyonu tek kelime ile "barika" olan Çe- tin Yılmaz, "Gerçek başan oyuncularındır. Onlar sayesin- de biz de ön plana çıktık" diyor. Bir şampiyonluk öyküsünü şöyle anlatıyor Çetin Yılmaz: "Gecen sezon kaçan şampi- yonluk bizi oldukça uzmüştü. Ancak Cumhurbaşkanhğı Ku- pası'nı kazanmamız bizi aynı derecede hırslandırdı. Levent, Hüsnü, Bülent, Kemal ve genç takımdan gelen Giiray ile şam- piyonluk miicadelesi verebilecek bir takım kurduk." Takımdaki başannın anahtan neydi? Yılmaz bu soruyu "uyum" şeklinde cevaplandıra- rak "Uyumlu bir takım kurduk ve çalıştık. Takımdaki herkes görevini bildi. 3 dakika oynayan oyuncu ile 30 dakika oyunda kalan ovıııicunun motivasyonla- rı aynı seviyedeydi. Takımdaki birlik, uyum, bize başarıyı getirdi" diyor. Hedef iyi basketbol Galibiyetin kendisine yetme- diğini belirten Çetin Yılmaz göze hoş gelen bir basketbol oynama- yı hedefliyordu. Yılmaz, "Şam- piyon olalım ama bizleri izleme- ye gelenJere iyi basketbol seyret- tirelim diyorduk. Bunu da bü- yük ölçüde başardık. Galatasa- ray ve Beşiktaş (araftarlan bile- Fenerbahçe maçlarından zevk alır hale gelmişti" diyor. Fenerbahçe kenar yönetimi- nin değişmez isimlerinden biri- sidir menajer Doğan Hakye- mez. "Dodo" lakaph Doğan Hakyemez kenardan avazı çık- tığı kadar bağınp oyunculara moral vermeye çalışır. Hatta sahaya atılan yabancı cisimleri ve bu sayede gelebile- cek büyük cezaları önlediğine, kimi zaman hakeme itiraz etti- ğine Fenerbahçe uğruna diska- lifiye bile olup tribüne çıkma ce- zası aldığına çoğu kez şahit ol- Göl batacesânde stres lstanbul Lütfi Kırdar Salonu'ncfa play-offun ikinci maçma çıkan Fenerbahçe takımı sahanın gül yapraklan ile donatıldığmı görür. Hakyemez o anı şöyle anlatıyor: "Bir gül bahçesi içinde taraftar şampiyonluğa şartlanmıştı. Seyirci baskısı ve üzerimizdeki gevşeklik nedeniyle kaybettik." bizden mutlak galibiyet bekledi. Bu nedenle bizim ber maçımız bir finaldi. Play-offun Uk ma- çında Aliço, Larry ve Levent sa- kattı ve 'Fenerbahçe ligi alır gö- türür sonunda şampiyonluğu başkasma kaptırır' görüşü hâ- kimdi. Paşabahçe bizim en zor maçımızdı. Eksiklerimiz ve sakatlanmızla korkuyorduk." Çekindikleri Paşabahçe maçı- na korku ile çıktıkiannı belirten Hakyemez, "Biz hangi maçtan çok korkuyorsak hem o maçta çok iyi oynuyoruz hem de fark yapıyonız" diyordu. Finalde Bursa'daki maça çı- karken de korktuklarım açıkla- yan Doğan Hakyemez sahadan farklı galip ayrıldıklarını hatır- latıyordu. Haikyemez fınal maç- Iarını şöyle anlatıyordu: "Bur- sa'da herkesin kafasında maç vardı ancak yüzler 'kireç' gibiy- di ve agızlan bıçak açmıyordu. Korktuğumuz için işi sıkı tutup o maçı kazandıktan sonra takım havaya girdi ve herkes biz bu işi 3-0 bitiririz diye düşündü." İLK ŞAMPİYONLUK— Fenerbahçe, 25 yıl sonra ligdeki ilk şampiyonluğu kazanırken ABD'li oyun- cu Larry Richard, hem sayı hem de ribaunt kraJı olarak ligi tamamladı. Böylece Fenerbahçe'nin ABD'li oyuncusu, Türkiye'de bulunduğu 4 yılda 3. şampiyonluğu yaşadı. (Fotoğraf: Murat Yığcı) muşuzdur. Hakyemez'den şampiyonluk hikâyesini dinliyoruz. "Geçen yıl Fenerbahçe'den ayrılacak- tım. 24 yıl şampiyon olamamış- tık ve artık şampiyonluğun bi- ze kısmel olmadığına inanarak 'Biz bu işi bırakalun. Ne biz ne takım ne de taraftar üzülsün' dedik." Hakyemez sözlerini şöyle sür- durüyor: "Başkan Metin Aşık tam bu aşamada beni yanına ça- ğırdı ve basketbof liginin 25. yı- lına girerken 'takımı şampiyon yapmak için ne gerekiyorsa yapın' dedi." Eli titremeyen oyuncu aranıyor Koç Çetin Yıhnaz ile birlikte hemen transfer çalışmalanna başladıklarını belirten Hakye- mez, "Kritik anlarda elleri tit- remeyen oyuncu arayışına gir- dik ve aklımıza gelen ilk isim Efes Pilsen'den Levent oldu. Sonra Fatih'in Tofaş SAS'a transfer olmasıyla şutör arama- ya başladık. Hüsnü ve Ömer Büyükaycan arasından biz ter- cihimizi Hüsnü için kullandık. Çiinkü onun da elleri titremiyor ve seyirciden etkilenmiyordu. Böylece lige girdik" şeklinde konuşuyor. Hakyemez ligde yaşadıklan zorluklar konusundaki sorumu- zu ise şöyle cevaplandırıyordu: "Çok iyi çalışıp ligde başan sağ- ladık, ancak seyircimiz bizi çok zorladı. Çünkü klasman gnıbu- nu 1. bitirmeyi garantilediğimiz son 4 maçta dahi taraftarlanmız Gül bahçesinde büyük stres "lstanbul Lütfi Kırdar Salo- nu'nda sahaya çıktık ve çok şa- şırdık. Salon tıklım tıklım do- luydu ve saionun zemini dahil her yer gül içindeydi. Bu gül bahçesinde taraftanmız şampi- yonluğa şartlanmıştı. Seyirci baskısı ve üzerimizdeki gevşek- lik nedeniyle maçı kaybettik. Adana'da maça korkarak çıkıp rahat kazandık, ardından ispar- ta'da etkili olamadık ve yine ye- nildik. Antalya'daki maçtan da çekiniyorduk. Çünkü her şey bu maçta belli olacaktı. Maçtan önce Larry'nin kan şekeri düş- tü.ve serum bağlandıktan son- ra maça çıkabildi." Hakyemez, kendisini bu se- zon en çok üzen olayın GaJata- saray yenilgisi olduğunu ve bu maçı hakem nedeniyle kaybet- tiklerini belirterek hedeflerinin Türk basketbol tarihinde ilk de- fa ligi, play-offu ve Cumhur- başkanlığı Kupası'nı kazanan takım ohnak olduğunu belirte- rek sözlerini tamamladı. Antalya'daki maçtan sonra topu, formasını ve kor makas- la keserek aldığı potanın filesi- ni kimseye kaptırmayan ve bun- ları hatıra olarak saklayacağını açıklayan Kaptan Aliço ise 10 yıldır Fenerbahçe'de olduğunu ve basketbolu bırakırken pota- lara şampiyonlukla veda ettiği için ayrı mutluluk duyduğunu belirterek şampiyonluk hepimi- ze hayırlı olsun dileğinde bulundu. Takımın sessiz, sempatik ve ligin en iyi yabancısı seçilen ABD'lisi Larry Ricbard ise kay- betmeyi hiç sevmeyen birisi ol- duğunu ve savunmada yapılan yanhşlarda takım arkadaşlarına kızdığını belirterek Fenerbahçe gibi bir takımın hiçbir zaman kaybetmeyi deği] kazanmayı dü- şünmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'ye geldiği 4 yıl için- de 2'si Eczacıbaşı'nda olmak üzere 3 şampiyonluk gören Larry Richard, güler yüzlü ifa- desi ile mutluluğunu ifade edi- yordu. Bu yıl takunı sırtladığını, takımmın sayı kralı, ligin ise ri- baunt kralı olduğunu hatırlattı- ğımızda ise "Bu, tüm takım ar- kadaşlanmın başansıdır" şek- linde alçakgönüllü bir cevap ve- riyordu. Yöneticisinden, taraftarına kadar tüm Fenerbahçeüler şim- di potaların San-Laciverte bü- rünmesinin mutluluğunu yaşı- yor. Sepetçi kasrınabasın merkezi Nisan ayı sonunda uluslararası basın ve enformasyon merkezi olarak açılması planlanan Sepetçi Kasn uzun süredir boş ve bakımsız bir durumdaydı. İstanbul Haber Servisi — Sa- rayburnu'ndaki Sepetçi Kasn ni- san ayı sonunda Uluslarraası Basın ve Enformasyon Merkezi olarak hizmete açıİacak. 1643 yılında Sultan 1. İbrahim tarafından Topkapı Sarayı'nın Yalı Kasn olarak yaptınlan Se- petçi Kasn, uzun yıllar Osman- lı donanmalarının açık denizle- re uğurlandığı yer olarak kulla- nılmış. Cumhuriyet döneminde de zaman zaman askeri hizmet- lere tahsis edilmiş. Uzun bir sü- redir ise boş ve bakımsız olarak duruyordu. Sepetçi Kasrı adjnı rivayete göre namı diğer 'Deli tbrahim- den aldığı söyleniyor: Deli İbra- him, sepet ormesini oğrenme> r ' kafasına takmış. Bunun için de buldurduğu tüm Çingene sepet- çilerini bu kasra getirttirirmiş. Burada onlarla birhkte sepet ör- meyi öğrenirmiş. Sonralan kas- rın adı da 'Sepetçi Kasrı'na çık- mış. 1200 metre kare alan uzerine kurulu bu kasır, Bizans dönemi- ne ait kemerler ve tonozlar üze- rine oturtulmuş. 1985 yılında Basın Yayın ve Enformasyon lstanbul ll Mü- dürlüğü, Uluslararası Basın Merkezi projesinin taslağını ha- zırlayıp 3 yıl sonra da proje ha- yata geçirilince Başbakanlık Ba- sın Yayın ve Enformasyon Ge- nel Müdürlüğü'ne Bizans ve Os- manlı medeniyetinin izlerini ta- şıyan bu kasır tahsis edildi. Restorasyon ve proje planla- ması yapıldıkıan suuıa 1989 yı- lında ihaleye çıkanldı. Restoras- yon çalışmalan 1990 yılında başladı. Bu ayın sonunda ise Cumhurbaşkanı Özal tarafın- dan açılışının yapıknası planla- nıyor. Dün, lstanbul Valisi Cahit Bayar'la birlikte kasırda incele- melerde bulunan Basın Yayın ve Enformasyon İstanbul İl Müdü- ru Orhan Taşan, amaçlarının başında yabancı basın mensup- lanna çeşitli hizmetler ve kolay- lıklar sunmak ve Türkiye'nin dış tanıtımına katkıda bulunmak olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: "Burada başta basın toplan- (ıları olmak üzere çeşitli etkin- likler düzenlenerek haber ureti- lecek. Türkiye'nin dış tanıtımı- na katkıda buiunacak haber ve yorumların daha saglıklı deger- lendirilmesine baz temsil edecek dokumanları yabancı basın mensuplarının hizmetine suna- cağız. Aynca yerli basının dış haberleıie ilgili mensuplan da aynı hizmetlerden yaraıianacak- lar.Devletvehükümet yeikilileri, yabancı devlel adamları önemli haber kaynaklan bu mekânda bir araya getirilecek." Taşan, böylece burasının "ya- bancı gazetecilerin ikinci ve de- ğişmeyen adresi olacağım" da belirterek dışanda merkezin adı- nın duyulmasıyla dış basının Türkiye'de daha ağırhklı üslen- mesinin düşünüldüğünü ve bu- nun sonucunda da Türkiye'nin dış başında sık sık yer almasının sağlanacağını belirtti. Basm Yayın ll Müdürluğü- nün de sekretaryasını yürütece- ği merkezde 250 kişilik bir kongre salonu, uydu aracılığıy- la haberleşme sistemi, canlı ya- yın sistemi, telefon, teleks, faks ile donatılmış PTT merkezi, bil- gisayar merkezi, sağlık odası, banka şubesi, dinlenme salonla- rı ve kafe yer alacak. 'Deniz Kıırdu-r tatbikatı • İstanbul Haber Servisi — Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın planlı tatbikatlarından "Deniz Kurdu l-91"in Marmara Denizi'nde başlayan dünkü bölümünde, hücumbotları ve helikopterler tarafından . güdümlü mermi atışlan yapıldı. Elektronik harp ve muhabere eğitimlerinin de gerçekleştirildiği tatbikatın bugünkü bolümünü, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İrfan Tınaz da izledi. Marmara Denizi ve Karadeniz'de 7 gün sürecek tatbikatı, Donanma Komutanı Oramiral Vural Beyazıt, Turgut Reis firkateyninden sevk ve idare ediyor. "Hayvanlara Sevgi Günleriw • İSTANBUL (AA) — Vakkoroma, "Hayvanlara Sevgi Günleri" adı altında bir dizi etkinlik düzenledi. Geliri İstanbul Hayvan SevenJer Derneği'ne bırakılacak olan etkinlerin ilkinde bugün, ses sanatçısı Ajda Pekkan, genç bir kıza makyaj yapacak. Türkan Şoray'ın 7 mayısta bir film kıyafetiyle piyango düzenleneceği etkinliklerde, mizah yazan Kandemir Konduk 4 haziranda "hayvan ve mizah" konusunda görüşlerini anlatacak. 13. tüp bebek dddo^d u • İZMİR (Cumhuriyet Ege Biirosu) — Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Birgül adı verilen 13. tüp bebek dün dünyaya geldi. Tüp Bebek Merkezi Başkanı Prof. Refik Çapanoğlu, bayramdan sonra yeni uygulama döneminin başlayacağını söyledi. Demiryolları'nda işçi olan Kenan Er, 15 yıldan bu yana tedavi gördüklerini belirterek "Eşim, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde bir ameliyat oldu. Orada bize eşimin tüp bebek için uygun olduğunu söylediler. Bunun uzerine geçen sene buraya başvurduk" dedi. Prof. Dr. Çapanoğlu'nun bulunduğu doğumda dünyaya gelen 3 kilo ağırlığındaki kız çocuğuna Birgül adı verildi. Sigarasız gün, 31 mayıs • ANKARA (ANKA) — Dünya Sağlık örgütü'nün (WHO), bu yıün "sigarasız günü" olarak 31 Mayıs 1991 cuma gününü seçtiği bildirildi. Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) bülteninde yer alan bir duyuruda, Dünya Sağlık Orgütü'nün, 31 mayısta herkesi bir günlüğüne "sigara içmemeye" çağırdığı belirtildi. Dünya Sağlık örgütü, bu yılın sigara ile ilgili genel temasını da "kamuya açık yerlerde ve toplu taşıma araçlannda sigara içilmemesi" olarak belirlendiği bildirildi. 'Şov devam ediyor^ • Kültür Servisi — Robert Kolej'in 500 kişilik tiyatro sahnesi Suna Kıraç Holl.. Dün düzenlenen "Şov devam ediyor" gecesinde Robert Kolej mezunu günümüz tiyatro sanatçılan bir araya geldiler. Sahnede Haldun Dormen, Nevra Şerezli, Esin Eden, Nüvit Özdoğru, Genco Erkal, Can Gürzap, Yağız Tanlı, Ali Taygun, Göksel Kortay, Oya Başar, Nedim Göknil ve Engin Cezzar vardı. Gecede kolej tiyatrosuna 1970'lerden bu yana katkılarda bulunan Dorothy İz'e bir plaket sunulurken, "Şov devam ediyor" gecesi tüm sanatçıların geleneksel koiej giysileri içinde hep birlikte sahnede yer almasıyla noktalandı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog