Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

1NÎSAN1991 HABERLER CUMHURİYET/5 Çevreye önem • ANKARA (AA) — SHP Genel Sekreter Yardımcısı Tekirdağ Milletvekili Güneş Gürseler, çevre konusunda yürürlüğe giren katı yakıtlann kontrol yönetmeliği ile sanayiciye belli bir kota ile çevreyi kirletme hakkı tanındığını öne sürdü. Gürseler, dün düzenlediği basın toplantısında partisince hazırlanan 'çevre ! politikaları' konulu rapor hakkında bilgi verdi. TBMM'nin lavabolan • ANKARA (AA) — TBMM Başkanlığı, Meclis binasında bulunan ~ lavaboların amacı dışında kullarulmasını, abdest - alacak kişilerin camiden yararlanmalarını istedi. •TBMM idare amirleri, ANAP Kütühya Milletvekili Mustafa Uğur Ener, SHP Tokat Milletvekili Kâzım Özev ve DYP Samsun Milletvekili Nafiz Kurt'un imzasıyla milletvekillerine ve TBMM'nin idari birimlerine gönderilen duyuruda, lavabolarda abdest aJmanın yasak olduğu, namaz kılacaklann camiden yararlanmaları .gerektiği belirtildi. Görevden alınsın • ANKARA (UBA) — özallar'a yakınbğı ile tanınan ANAP teşkilat başkan yardımcılarından Ercan Vuralhan, Setnra "özal'ı destekleyen bakan ve milletvekilleri için "Semra Hanımın eteği dibinde dolaşan fino köpeklerinden farklan yoktur" diyen Üskudar tlçe Başkanı Necdet Tank Pişkin'in başbakan tarafından derhal görevden alınmasını istedi. Bozkıui başkan • ADIYAMAN (Cumhuriyet) — ANAP il "Yönetim Kurulu BaşkanlığYna Ahmet Bozkurt yeniden seçildi. 'Divan Başkanlığı'nı Milletvekili Mehmet Delice'nin yaptığı genel kurulda iki liste çekişti. Ahmet Bozkurt başkanlığındaki liste, kullamlan geçerli 581 oyun 325'ini alarak seçimi lcazandı. Mehmet Erdem'in listesi ise 256 oy aldı. Ençok konuşulan • tç Politika Servisi — Mart ayı boyunca İstanbul'da, en çok Körfez savaşı ve hayat pahalılığı tartışıldı. En çok konuşulan kişi Cumhurbaşkanı Turgut Özal oldu, onu Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin izledi. özal, en başanlı politikacılar sıralamasında da birinci olurken ikinciliği SHP liderj tnönü, üçüncülüğü de DSP lideri Ecevit aldı. En başanlı belediye başkanının Yıldırım Aktuna olduğu sonucu çıktı. ARAT Araştırma ve Danışmanlık AŞ tarafından lstanbul'da yapılan aylık olağan kamuoyu araştırmasında, geçen en çok konuşulan konunun 'Körfez savaşı değerlendirmeleri' olduğu anlaşıldı. Bunu, hayat pahalılığı, Kürt sorunu ve borsa izledi. Araştırmada, en çok konuşulan kişi de Cumhurbaşkanı Turgut özal olarak çıktı. Devrek'te patlama • DEVREK (Cumhuriyet) — Devrek'in Çaydeğirmeni köyünde bulunan Köy Hizmetleri binasında saat 11.30 sıralarında meydana gelen patlama, köyde büyük hasara yol açtı. Köy Hizmetleri binasının yarısı çökerken köyde bulunan binaların camları kırıldı, bazı evlerin de duvarları çatladı. Patlamada ağır yaralanan Köy Hizmetleri işçisi Arif Yıldızhan, Zonguldak Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Köy Hizmetleri binasında bulunan yaklaşık 2 ton dinamitin patladığı, binada bulunan tüpgazların da patlamanın şiddetini arttırdığı öne sürüldü. ANAP, Meclis'e gelmeyen milletvekillerini teşhir edecek Milletvekilleri 'devamsız'ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — ANAP, yasama görevi- ni aksatan TBMM'ye devamsız- lık sorunu için çözüm anyor. ANAP grup başkanvekilleri, de- vamsız milletvekillerinin isimle- rinin TBMM Başkanlığı'nca açıklanabileceğini söylediler. Muhalefet ise TBMM'ye devam- sızlığı, "ANAP içi rahatsızlığın Meclis'e yansıması" olarak ni- teledi. SHP Grup Başkanvekili Onur Kumbaracıbaşı, TBMM'ye de- vamsızlığın asıl nedeninin "ANAP'taki huzursuzluk" ol- duğunu söyledi. ANAP'taki kongre sancısının Meclis'e yan- sıdığını belirten Kumbaracıbaşı, "ANAP milletvekilleri Meclis'e geimiyor. Zannediyorum. kong- re meseleleri hallolmadan Mec- lis'e gelmeyecekkr. Ramazan da bir bahane oluyor" dedi. Kum- baracıbaşı şöyle dedi: "ANAP mUletvekiUeri Mec- lis'e gelmiyor. Başbakan geldiği zaman dahi ANAP karar yeter sayısı bulamıyor. Genellikle yoklama istemiyoruz. Ama şim- di sırada istemedigimiz yasalar var. Vakıf üniversiteleri, beledi- ANAP, çaresiz kaldığı "TBMM'ye devamsızlık" konusunda devamsız milletvekillerinin isimlerinin açıklanması önerisinde bulundu Muhalefet ise TBMM'ye devamsızkğı "ANAP içi rahatsızlığın Meclis'e yansıması" olarak niteledi yeter gibi, bunlan da engeüemek için çalışacağız. Gerçi ağır bir engeÜeme yapmıyoruz. Sadece karar yeter sayısı isteyerek engd- leme yapacağız. Zaten Meclis'e gelmiyorlar. Üçüncü, dördüncü talebimizde karar yeter sayısı bulun&mayıp dağılıyor. Fakat Meclis'e devam konusu ANAP'ın ciddi bir sorunu hali- ne geldi. Nisan sonunda ANAP Istanbul il kongresi bitene kadar da böyle sürecek gibi göriinü- yor." SHP milletvekillerinin de TBMM çalışmalanna katılma- dıklarımn anımsatılması üzeri- ne Kumbaracıbaşı, "Bizim de tabii kongre dönemimiz, bizim de arkadaşlanmız hep seçim bölgelerinde oluyorlar. Ama Medis'i iktidar gotiırur. Yasalan iktidar çıkanr. Muhalefet çıkar- maz. Biz sadece kontrol olarak elli sayıda bulunuyoruz" dedi. Kumbaracıbaşı, "ANAP'ın ve ana muhalefetin de kongreleri- nin başlaması zaten bir doğal devamsızlık yaratıyor" derken, "ANAP'taki kongre sonucu bel- li olmadan bu iş dıizelmeyecek. Bu yasama döneminde çok faz- la yasa çıkmaz" goruşünü sa- vundu. Kumbaracıbaşı, ANAP milletvekillerinin gelmemesi ne- deniyle gece çalışması yapmanın da sonuç vermeyeceğini kaydetti. DYP Grup Başkanvekili Mus- tafa Çorapçıoğlu da TBMM'ye devamsızlığın, "ANAP'lıların çok meşgul olmasından" kay- naklandığım savundu. Çorapçı- oglu, Cumhuriyet'e, "TBMM'de çoğunluğu sağlaması gereken ik- tidar. Bizim arkadaşlanmız ol- sa da bu sonuca muessir olmaz. Asıl mesul olanlar gelmeyince arkadaşlanmız da 'Biz ne yapa- lım?' diyor. tmam ile cemaat meselesi. Bu mesele TBMM Da- nışma Kurulu'nda gundeme gel- ANAP'INİFTAR YEMEĞİNDENNOTLAR di. tktidar partisi grup başkan- vekilleri, milletvekillerine çeki- diizen versin, dedik" biçiminde konuştu. Çorapçıoglu, sorunu ANAP yöneticilerinin çözmesi gerektiğini vurguladı. ANAP Grup Başkanvekilleri Yasin Bozkurt, Ülkü Giiney ve Onural Şeref Bozkurt, milletve- killerinin Meclis'e gelmemeleri- nin büyük bir sorun olduğunu belirttiler. ANAP grup başkan- vekilleri, Cumhuriyet muhabiri- ne devamsızlık konusunda şu değerlendirmeyi yaptılar: "Devamsızlık büyük bir so- run. Bu önemli sorunu çözebil- mek için çahsıyonız. Ama sorun bizi de aşan bir boyutta. Millet- vekillerinin devamsızlıkları ko- nusunda TBMM Başkanhğı'nın etkin önlemler alması gerekiyor. Meclis Başkanlığı gerekirse gel- meyen arkadaslan açıklayabilir. Ancak miIletvekiUerimizin Mec- lis çalışmasına katılmasını sağ- PİŞKtN— tlk kongre seçiminde ateşli bir Semra Özal yanhsı olan Üsküdar tlce Baskanı Necdet Tank Pişkin iftar yemeğinde mubafazakâriann arasındaydı. (Fotograf: Gündiiz İmşir) Akbulut, muhalefetegüç kattıCELAL BAŞLANGIÇ Başbakan ve ANAP Genel Başkanı Yıl- dınm Akbulut, iki aday arasında eşit dav- ranmadı ve Semra Özal "eş durumundan" yurt dışmdayken, tstanbul delegelerini ıf- tar yemeginde bir araya topladı. Muhafa- zakârlar için meydan boştu. Ne Semra Özal gelmişti yemeye ne delege olan Zeynep ve Ahmet Özal ne de "hanfendi"nin aktif des- tekçisi ve hatta kurmayı olan bakanlar, mil- letvekilleri. tstanbul örgütü bu yıl iftarı, il başkanı ve il yönetiminden de yoksun yaptı. Hat- ta, "Semra özal mı Talat Yılmaz mıM so- rusuna yanıt aranan kongreyi iptal ettire- rek divan başkanı olarak il yonetimini dev- ralan Mustafa Taşar bile gelmemişti Ak- bulut'un tstanbul delegelerine verdiği iftar yemeğine. Taşar olmayınca da Beşiktaş de- legesi Kadir Kartal da yumruk yerine if- tar yemeğini yedi rahat rahat. Akbulut'un yemeginde, delegelerin üç "gozde"si vardı. İlki, 28 nisanda yapılacak ikinci il kong- resi öncesinde Taşar hakkında açtığı dava- nın ilk duruşması yapılacak olan Kartal, bir ara elini öperken, kulislerdeki bir esp- riyi Akbulut, Kartal'a da yaptı. Anlatılan- lara göre Kartal elini öperken, Akbulut "Pençeye karşı aşı oldun mu" diye soru- yor. Gecenin ikinci yıldızı ise ilk kongrede "ateşli bir Semra Özal yanlısı" olan, ancak o gunden bu yana "milliyetçi-liberal" çiz- gisinde önemli birrota değişikliği yaparak "milliyetçi-muhafazakâr" mertebesine eren Üsküdar İlçe Başkanı Necdet Tank Piş- kin'di. Önceki gece Pişkin, çevresinde top- lanan delegeleri birer birer öpüyor, gaze- teciler bol bol fotograf çekiyordu. Hatta bazı delegeler kıskanmış olacak ki Pişkin'e, "Başkan bizim yanımıza da gel" diye çağ- rı yapıyorlardı. Üsküdar İlçe Başkanı da tavanı, yandaki duvarları göstererek yuk- sek sesle anlatıyordu: — Bu salonda tarihi bir ders aldık. De- legenin aşılamayacağını burada gördiik. Gerçi il kongresi Hilton Convenction- un bir üst salonunda yapılmıştı. Önceki ge- ce o salonda Nilufer'in konseri olduğu için ANAP iftar yemeğini bir alt salonda veri- yordu, ama Pişkin'in tavrı gibi salonlar da değişebilirdi. ANAP İstanbul II Kongresi sonrasında bir "ayı edebiyatı" başlamıştı siyasi yaşam- da. Pişkin bu edebiyata, "Semra Özal'ın eteğine tutunan"larla ilgili olarak benzet- meyle "fıno köpeği"ni eklemişti. 28 nisan- daki kongreye kadar ANAP'hların türle- rini ne kadar zenginleştireceği de merakla bekleniyor. Gecenin gözdesi hiç kuşkusuz Talat Yıl- maz'dı. Muhafazakâr delegeler önceki ge- ce iftar yemeginde öy'Ie sevinçliydiier ki bu- nu dışa vurmaktan da kaçınmıyorlardı. Bi- rincisi, kongreden bu yana Üsküdar tlçe Başkanı da kendilerine katılmıştı. İkinci- si, Başbakan'uı bir iftar yemeğine bile Sem- ra Özal'ı destekleyen bakanlar, liberal mil- letvekilleri katılamıyordu. Üçüncüsü, kongrede divan başkanı olan, bir anlam- da örgütün sahibi durumundaki taraf da gelememişti iftara. Böyle olunca da mey- dan Talat Yılmaz'a kaldı. Yılmaz bir o ma- saya gidiyor, delegelerle görüşüyor, bir öbür masaya gidiyordu. Anlaşılan Akbulut'un îstanbul il kongresine yaklaşımıyla, Kürtçeye yaklaşımı arasında pek bir fark yoktu. Önceki günkü iftarda konuşurken Kürtçeye serbestlik getirilmesini şöyle anlattı: "Vatandaşlarımızın bazılarının değişik konuşmalarına müsaade etmek..." Allahları var, Akbulut'un korumaları Semra Özal ile Talat Yılmaz arasında eşit olmayan bir yarışı önlemek için ellerinden geleni yaptılar. Talat Yılmaz, Akbulut'un elini öperken, gazetecilerin bunu gorüntü- lemesini engellemek için savunma yapan basket oyuncusu gibi sağa sola, havaya sıç- rayıp durdular. Bu konuda Akbulut'un bile göstermediği özeni göstermişti korumala- rı. Belki de Akbulut'u daha sonra başına geleceklerden koruyordu görevliler. Akbulut salona girdiğinde, işte muhafa- zakârların bu egemenliği ve sevinci yaşa- nıyordu. Bir anlamda "tstanbul örgütü bizim" mesajını veriyorlardı çevreye. Yıl- maz yanlısı delege, "Şu iftar yemeginde bile gücümüz ortaya çıkıyor. Onumu/de bir Turgut Özal engeli var. Adam Amerikalar- da bizim için uğraşıyor. Bu il baskanlığı se- çimi bir anlamda onun oylanması anlaraı- na gelmese, seçimleri beş yüz oyla kazanı- nz. Semra Hanım da yüz oy alır" diyor- du. Muhafazakâr kanatta Turgut Özal'a kar- şı belli bir kırgınlık vardı. Ne tavır alacak- larını açıktan kestiremiyorlardı. Özellikle Amerika'da Özal'ın ANAP'lı muhafaza- kârları, Sovyetler Birliği'ndeki komünist- lere benzetmesi partinin bu kanadını çile- den çıkartacak nitelikteydi. Kimi "Oysa biz Sayın Özal'la aynı şeyleri düşündüğümü- zü sanıyorduk" diyordu. Kimi de "Ne ya- ni, şimdi burada komünistler iftar mı açıyor" diye ince bir eleştiriye yöneliyor- du. Akbulut'un delegelere gönderdiği çağrı- da ne yer ne de saat belirtilmişti. Kimi ilk önce bunu "Başbakanımız unuttu" diye yorumladı. Ama yine de delegeler Akbu- lut'tan umutluydu. Yemek sonrası yapacağı bir konuşmayla İstanbul il kongresine yö- nelik tavrını koyacaktı. Yemek bitti, mikrofon açıldı, Fatiha okundu. Akbulut da konuşmaya başladı. Salonda çoğunluğu ellerinde bulunduran muhafazakârlar Akbulut "milliyetçi" de- dikçe, "muhafazakâr" diye konuşmasında altını çizdikçe avuçlan patlaymcaya kadar alkışlıyorlardı. Ancak Akbulut bu tekpi- den parti içinde önemli bir pot kırabilece- ğini anlamış olmalı ki "hanfendi"nin ya- nından muhafazakârlara doğru çark eden ilçe başkanı gibi yön değiştirip Körfez ko- nusuna değindi, Saddam'a çattı. Delegelerin hepsi, konuşma bittiğinde, "Acaba Akbulut ne demek istedi?" diye soruyordu birbirlerine. Akbulut gerçekten pek bir şey söylememişti İstanbul il kong- resine yönelik. Delegelerin beklentisi bo- şa çıkmıştı. Ama Akbulut'un muhafaza- kârlar lehine yaptığı bir şey vardı. Semra Özal'ın olmadığı bir zamanda tüm İstan- bul delegelerini bir araya toplayarak, rakibi Talat Yılmaz'a kolay kolay bulamayacağı bir platform sunmuştu. Anlaşılan, Akbulut'un İstanbul il kong- resine yaklaşımıyla, Kürtçeye yaklaşımı arasında pek bir fark yoktu. Önceki gün- kü iftarda konuşurken, Kürtçeye serbest- lik getirilmesini şöyle anlattı: — Vatandaşlarımızın bazılarının değişik konuşmalarına müsaade etmek... Öyle ya Kürtler "vatandaşlarımızın ba- zıları"ydı, Kurtçe "değişik konuşmak"tı. Zaten Başbakan Akbulut'a göre ANAP İs- tanbııl İl Kongresi de "malum kongre" de- ğil miydi? lamak amacıyla biz de daha et- kin önlemler üzerinde duruyo- nız." Bu hafta Meclis TBMM Genel Kurulu'nda ya- nn SHP'nin Sağlık Bakanlığı- ndaki kadrolaşma hareketinin boyutlarımn ortaya çıkarılması amaayla verdiği araştırma öner- gesi ele alınacak. TBMM Genel Kurulu'nda çarşamba gunü de çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle iki haftadır bitirilemeyen vakıflann üniversite kurmalarına olanak tanıyan tasarmm görüşüünesine devam edilecek. Çarşamba gü- nü >apüacak göriişmeler sırasın- da ANAP milletvekillerinin Başbakan Yddınm Akbulut'un itirazına rağmen hazırladıkları ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Üniversitesi kurulmasına ilişkin önerge de ele alınacak. Adalet Komisyonu, Adalet Teşkilatını Güçlendinne Fonu kurulmasına ilişkin yasada de- ğişiklik yapan tasanyı, Baymdır- bk ve tskan Komisyonu ise be- lediyelerin radyo istasyonu kur- malarına olanak tanıyan yasa önerisini ele alacak. YILMAZ: ANAP yeniden vapdaniîialı ZONGULDAK (AA) — ANAP Genel Başkan adayı Me- sut Yılmaz, 21. yüzyüa girerken, Türkiye'nin her alanda yeniden yapılanmaya ihtiyacı bulundu- ğunu belirterek "Bu yapdanma- ya başta kendi evimizden, ANAP'tan başlamalıyız. Türk- iye'nin yarınlannı tribünlerden hayıflanarak seyretmek istemi- yorsak, kendimizi yenilemeye mecburuz" dedi. Yılmaz, 17 milletvekili ile gel- diği Zonguldak'ta, il başkanı Ünal Çarmaklı'nın tek aday olarak gösterildiği il kongresine katıldı. Divan başkanlığına Ta- rım Orman ve Köy tşleri Baka- nı Lütfullah Kayalar'ın seçildi- ği kongrede konuşan Mesut Yü- maz, genel başkanlığa, partiyi büyütmek için aday olduğunu bildirerek, "Bu yanşı hiçkimse- yi incitmeden, kimseye çelme takmadan ve genel başkanımı- zın saygınlığına golge düşürme- den gptiirmeye kararlıyım" de- di. ANAP'ın ülkeye bunca hiz- metler yaptıktan sonra silinip yok olacak bir parti durumuna düşmesini istemediğini belirten Yılmaz, sözlerini şöyle sürdür- dü: "Bundan 8 sene önce sizlerie diktiğimiz fidan geçen zaman içinde büyüdü, Türk demokra- sisinin en büyük ağacı oldu. Bi- zimle beraber dikilen öbür fi- danlar kuruyup yok oldular. Kabul edelim ki, 1989 belediye seçimlerinde iyi bir budamadan geçtik. 1991 yılı bizim kongre ydımızdır. Kongrede yeni bir aşı yapabilirsek ağaç büyümeye de- vam edecek. Hedefimiz yeniden iktidar olmaktır. Bunca hizmet yaptıktan sonra silinip yok ola- cak bir parti değiliz. ANAP anahtar parti, koalisyon partisi olmak için kurulmadı." Divan Başkanı Lütfullah Ka- yalar da muhalefetin 1980 ön- cesi zihniyetle hareket ettiğini belirterek, "Bunlar Türkiye'yi nasıl idare edecekler, açıklasın- lar. 'ANAP'ın yaptığının tam tersini yapacağız' diyorlar. ANAP 7 yıl içinde 40 bin köye elektrik, telefon bağladı. Bu köylerin telefonlannı, elektirik- lerini mi keseceksiniz" dedi. Akbulut'un mesajı ANAP Genel Başkanı ve Baş- bakan Yıldınm Akbulut, Zon- guldak il kongresine gönderdi- ği mesajda, ANAP'ın 7 yıl için- de gerçekleştirdiği hizmetlerle ulkenin çehresini baştan aşağı- ya değiştirdiğini ve Türkiye'yi Avrupa'nm sayıu ülkelerinden biri haline getirdiğini söyledi. Akbulut, şunlan kaydetti: "Demokrasinin bir hayat tar- zı olarak benimsenmesi ve insan hakları yolundaEi katkılanmız, Türkiye'nin itibanna yeni de- ğerler katmaya devam etmekte- dir. Partimiz, düşüncesi ne olur- sa olsun herkesi kucaklayan, birleştiren felsefemizle hukuka saygı, demokrasinin üstünlügü ve sosyal adalet ilkeleri ışığında icraatını sfirdürecektir." Mesajında Körfez Savaşı'na da değinen Başbakan Akbulut, hükümetin, muhalefetin aksi yöndeki iddialarına rağmen Türkiye'yi savaşa sokmadığmı ve krizden kimsenin burnu ka- namadan çıkıldığını belirterek, "Krizin ulaştığı bngünktt aşa- mada Türkiye bölgede çeşitli alanlarda yükleneceği görevlerle gerek Ortadoğu'da gerekse dün- yada güclii bir ülke olarak say- gınlığını daha da arttıracaktır'' dedi. Akbulut, 3. Büyük Kongre'- den partinin "Yine güçlü, yine birlik ve bütttnlüğünü koruya- rak, sımsıkı kenetlenerek" çıka- cağına inandığını söyledi. GUNLEREV KOPUGU AHMET T4N Şakasız Nisan!.. ANKARA — Bugün nisa- nın ilk günü. Ağzı kurumuş istiridyelere su vermeye, ba- har ayinlerine, ıslak çimen- lerde çıplak ayakia koşmaya davetiye çıkarma vakti. Fransa Kralı 9. Charles'ın işgüzârlığı olmasa, "yılbaşt" diye kutlamaya devam ede- ceğimiz gün. Gündüzler güneşe doğru dolu dizgin bugünden başla- yarak koşmaya başlıyor. Nisan; bütün ayların en fı- kırtılısı, en bereketlisi. Hem İslamiyet, hem Hıristiyanlık bunda hemfikir. Tasavvuf, yeşil çinili Mev- lana kubbesinin üzerine ya- ğan yağmurtarı, yalnızca ni- san ayında kutsal sayıyor. Yalnız bu ayda yağan yağ- murlar kubbe altındaki "ni- san tası"nda toplanıyor ve sank tülbentlerinin sarkan uçları bu tasa batırılıyor, şifa arayanların yüzlerine bu ay- da sürülüyor. Hıristiyan mitolojisi ise istiridyelerin kabuklarını bu ayda nisan yağmurlarına açtıklannı, yağmur tane- lerinin, güne- şin yengeç burcuna gir- mesiyle inci tanesine dö- nüştüğünü anlatıyor. Kuğu fırtınası ile kırlangıç fırtınası da bu ayda. Ama bu fırtınalar kocakarı kasırgala- nnın üzerine tarçın ve zence- fil buhartan yaymak için... Nisan ayının, Osmanlı ta- rihinin sayfalan arasında ye- retmesi de ilk yeniçeri isyan- ları nedeniyle değil, "nisan suyu" sayesinde. Osmanlı sarayındakiler hizmetkârları, nisan ayını ip- le çekerierdi. Çünkü, padi- şah hazretleri bin akçelik bahşişi ancak bu ayda yağa- cak yağmurların suyunu ge- tirenlere verirdi. Nisan ayı, yağnıuru, yağ- mur balıktan, balıklar ise kıs- metleri simgeler. « Nisan ayında Türkiye'nin kısmetinde ne var? önce havanda su var. Bir de Cumhurbaşkanı'nın çevirdiği fincanlarda başı so- nu belırsiz fallar var. Milli Güvenlik Kurulu'ndan Bakanlar' Kurulu'na, anaya- Osmanlı sarayında kiler hizmetkârian, nisan ayını iple çekerierdi. Çünkü, padişah hazretleri bin akçelik bahşişi ancak bu ayda yaöacak yağmurların suyunu getirenlere verirdi. sa ve adalet komisyonların- dan Meclis Genel Kurulu'na uzayacak olan, "terörle mücadele" adına "tecil" kı- lıflı af tartışmaları var. Devlet Bakanı Güneş Ta- ner'in Amerika'da, Türkiye1 deki genel seçimleri 1 milyar dolar muhammen bedelle ihaleye çıkartıp çıkartmadığı tartışmaları ise ekstra... Cumhurbaşkanı'nın kua- för iştahı ile arapsaçı gibi 'permaladtğı' anayasa deği- şikliği tartışmaları ise falın cabası. Bizzat Cumhurbaşkanı'nın önderliğindeki Kürtçe tartış- maları ise Türkleri değil, Kûrtleri bile kurdeşen ede- cek boyutlara ulaşacak. (Ön- ceki gün New York'ta verdi- ği yeni bir demeçte demiş ki "Bulgaristan Türklerine na- sıl sahip çıkıyorsak, yurtdı- şındaki Kürtlere de yardımcı olmalıyız." Türklere çaktır- madan içeri- deki Kürtlere yardım etme işi bitmiş de- mek ki. Ama dışarıdaki Kürtlere de Bulgar soy- daşiara gös- terdiği türden bir ilgiyi lütfen esirgemesin.) 26 nisanda "şehzade'nin düğünü" var. Efe düğün so- nunda gerdeğe girecek. Bu kesin. Ama "asıl düğün" 48 saat sonraki İstanbul kongresi... Herkesin mutluluğu kendisi- ne. Semra Hanım il baskan- lığı koltuğuna 28 nisanda oturacak mı, oturmayacak mı? Bu kesin değil. Ay sonunda ise "ara seçim yapılacak mı, yapılmayacak mı" ile genel kongre tartış- maları tam gaz... Cumhurbaşkanı'nın yeni bir tabu kırma operasyonu ile "dönüm mü ha, dönüm mü?" nidaları arasında ANAP Genel Baskanlığı 'na dönmesi bile yazılıp çi- zilecek... Bu arada elbette on küsur günlük resmi bayram var. Bunca crtay bir aya nasıl mı sığacak? " ; Nisana "bereket ayı" den- mesi boşa değil. Nisanınız kutlu olsun... SBP Areıı: Aııkara'da af mitiııgi yapabiliriz tZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) — SBP Genel Başka- nı Sadun Aren, affın bayrama yetişmesi konusunda tereddüt- ler olduğunu belirterek "Bu, ce- zaevlerinde yatan insanlar için bir işkencedir. Bir an önce af çıksın diye Ankara'da bir mi- ting yapabiliriz" dedi. Kurt so- rununun da gundeme getirildi- ğini, ancak daha sonra sürün- cemede bırakıldığını vurgula- yan Aren, "Hava yumuşadı, ama dil konusunda falan ya- saklar kalkmadı. Kanun çıknu- yor" diye konuştu. SBP Genel Başkanı Sadun Aren ile genel merkez yönetici- leri önceki gün Muğla il bina- sının, dün de İzmir il ve Konak ilçe binalannın açılış törenleri- ne katıldılar. Sadun Aren, Muğla'da yaptığı konuşmada, sosyalist mücadeledeki "yeni dunım"u anlattı ve "Yeni du- nım çökmeyen, gelişen bir ka- pitalizm sürecinde sosyalizmi şavunmaktır" dedi. Aren, dün İzmir il binasının açıhşı sırasm- da da af konusuna dikkat çek- ti. Aren, bu konuda şunlan söyledi: "Bayrama kadar af çıkıp çık- mayacağına ilişkin tereddütler var. Bu, bir işkencedir. Hapis- hanede yatmış olan herkes M- lir ki bu kadar sarih bir vaat- ten sonra bunun gerçekleşme- mesi, kişiyi tahliye edip sonra yeniden içeri sokmak gibi bir şeydir. Bu, olacak şey değil. Af- fın bir an önce çıkmasını sağ- lamak için Ankara'da bir mi- ting yapabiliriz." Sadun Aren, Cumhurbaşka- nı Turgut Özal'ın Kürt sonınu- nu gundeme getirmesinden sonra bu konudaki tabunun yı- kıldığını belirterek "Bu, iyi bir şey. Ama bunu Cumhurbaşka- nı'nın değil, Başbakan'm yap- ması lazımdı. Hava yumuşadı, ama kanun hâlâ çıkmadı. Dil konusunda falan yasaklar sürü- yor. Kanun sürüncemede. De- mek ki Cumhurbaşkanı'nın gii- cü yetmiyor" dedi. Aren, işten çıkarmalarm arttığına da dik- kat çekerek en azından işten çı- kanlan kişiler için işsizlik sigor- tasının gundeme getirilmesi ge- rektiğini söyledi. Aren aynca 24 ilde örgütlerini kurduklarını, yeni bir parti olmalarına karşın "yerleşik bir parti manzarası" gösterdiklerini vurguladı. SBP İzmir İl BaşkanlığYna Savaş Al, Konak İlçe Başkan- lığı'na da Kurtuluş Binici atandı. Irakh askerleriıı başvüruları bakanlıkta StİRT (Cumhuriyet) — Irak'tan savaş sırasında kaçarak Türkiye'ye gelen Irakiı sığınma- cıların çeşitb ülkelere sığınma taleplerinin Dışişleri Bakanlığı- na gönderildiği bildirildi. Bu arada, Hakkâri'nin Şem- dinli ilçesi yakınlarından 2 bin dolayında Irakh daha Türkiye 1 ye giriş yaptı. Yeni gelenlerin Türkmen olduğu bildirildi. Türkiye'ye sığınan Iraklı sayısı bunlarla birlikte 6115'e ulaştı. Yetkililerden alınan bilgiye göre Türkiye'ye savaş sonrasın- da sığınan Iraklılardan 1853'ü- nün asker olduğu öğrenildi. As- kerlerin 852'si Siirt, 433'ü Şır- nak, 196'sı Hakkâri, 106'sı Sı- vas, 200'ü Van, 51'i Tatvan, 15'i ise çeşitli yerlerde barındınlıyor. Siirt'teki Iraklı askerler arasın- da yapılan ankete yanıt veren- lerden 99'u Irak'a gitmek iste- dikleri bildirdi. Askerlerden 392'si Kanada, 124'ü ABD, 80*1 İsveç, 42'si Avusturya, 13'ü Da- nimarka, ll'i İsviçre, 9'u Fran- sa, 9'u Suudi Arabistan, 4'ü ttalya, lffu Almanya, 4'ü İngil- tere, 30"u Hollanda, l'i Suriye ve 20'si de diğer ülkelere sığın- mak istediklerini açıkladılar. Bu arada, AA muhabirinin Hakkâri Vahsi Şahabettin Har- put'tan aldığı bilgiye göre 2 bin dolayında Iraklı, Şemdinli ilçesi Umurlu köyü Derecik mezrası yakınlanndan Türkiye'ye sığuı- dı. Vali Harput, Türkiye'ye gi- riş yapan Irakhlann sınınn sı- fır noktasında kurulan çadır- larda barındınldığını söyledi. Vali Şahabettin Harput, son üç gün içerisinde aynı bölgeden Türkiye'ye sığınan Irakhlann üç bini aştığını ve bunlardan 350'sinin Kayseri ve Sıvas'a gönderildiğini sözlerine ekledi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog