Bugünden 1930'a 5,403,837 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SMART 1991 SİNEMA KULTÜR-SANAT CUMHURİYET/7 FestivaJin ISon Dakika' fUmleri • Kültür Servisi — Bu yıl 16-31 mart tarihleri arasında dttzenlenecek olan Uluslararası tstanbul Film Festivali'nde geri sayma başladı. Program hazırlanırken festivale katüması kesinlik kazanmamış filmler açıklandı. Programda 'Son Dakika FUmleri' adı altında gösterilen bu filmler son yıllann önemli sinema yapıtlarından oluşuyor. Bu filmlerden ilki, geçen yıl festivalde büyük ilgi toplayan "ölü Ozanlar Derneği" fılminin yönetmeni Peter Weir'in son yapıtı Green Card. Filmde, ABD'den iş teklifı alan bir Fransızın, bu ülkede oturmak ve çalışmak için gerekli "Green Card"ı kolay yoldan alabilmek gayesiyle, kendine Amerikalı bir eş bulma çabaları ele abiuyor. "Son Dakika Filmleri" arasında, birkaç yıl önce festivalde gösterilen "Kral'ın Filmi" adlı yapıtıyla tanıdığımız Carlos Sorin'in Eversmile New JeTsey adb son filmi de var. 10. Uluslararası Istanbul Film Festivali'nin son dakika sürprizlerinden biri de, "Good Morning Vietnam" ve "Rain Man" gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni Barry Levinson'dan geliyor: Avalon. Gösterildiği tüm ülkelerde olumlu yankılar uyandıran 1990 yapımı bu filmde yönetmen, "amerikan rüyası"nın ardına dıisen bir göçmen ailesinin yaşammı, 50 yıllık bir zaman dilimi içinde ele almış. llgiyle izlenecek bir başka "son dakika filmi" ise Postcards From The Edge. Meryl Streep ve Shirley MacLaine gibi Amerikan sinemasımn iki dev oyuncusunu bir arada izlemek olanağını sağlayacak bu filmin yönetmeni Mike Nichols. 41 'İki Başlı Dev' I Kültür Servisi — Orhan Oğuz'un yönettiği "İki Başh Dev" Filmi ile ilgili dün Sesam'da bir toplantı düzenlendi. Televizyon reklâm masraflan 100 milyon TL'yi bulan, Ankara ve Istanbul'da dört sinemada gösterilen filme izleyicinin gelmemesi toplantının konusunu oluşturuyordu. Yönetmen Orhan Oğuz, senarist Nuray Oğuz, yapımcı Eriş Akman, Ankara'daki Derya Sanat Merkezi'nin yöneticisi Fatih Çılkadaroglu ve eleştirmen Agah özgüç'ün konuşmacı olarak katıldıkları toplantıda Eriş Akman, "Seyirci Türk fılmine gitmek istemiyor. Ancak bu seyircinin hatası değil. Türk sineması için ne tür platformlar oluşturulabilir diye düşünmeliyiz" dedi. Agah özgüç öncelikle kendi toplumumuzun filmini yapmamız gerekir derken yönetmen Orhan Oguz, "Film gençlik sorununu içeren bir film olmasına karşın sinemaya kimse gelmedi. Filmi dört sinemada gösterime soktuk, duman olduk" dedi. KÜLTÜR tFSAK etkinlikleri • Kültür Servisi — ÎFSAK'ın mart ayı etkinlikleri kapsamında 11 mart pazartesi günü Gültekin Çizgen'in "Latin Amerika'dan" saydam gösterisi 14 mart perşembe günü Mehmet Bayhan'ın "Eğitsel ve Görsel Söyleşi"si 18 mart günü Ahmet öner Gezgin'in "Fotografiye Ulaşmak" başhklı söyleşisi, 12 mart perşembe günü Nazan Okyay Aktar'ın "Galeri Arşiv"in yöneticisi ile yapacağı söyleşi ve 25 mart pazartesi günü Aramis Kalay'ın siyah-beyazlan üzerine duşünceleri izlenebilir. ÖLÛM Gainsbourg'un cenazesi • PARİS (AFP) — 62 yaşında ölen ünlü Fransız müzisyen, yazar ve sinemacı Serge Gainsbourg, dün Paris'te Montparnasse mezarlığında toprağa verildi. Gainsbourg'un cenazesine Fransız kültür ve sanat dünyasının birçok tanınmış adı katıldı. Başta lngiliz asıllı eşi Jane Birkin olmak üzere ünlü şarkıcı Johnny Hallyday (yukarıda), sinema oyuncusu Isabelle Adjani, Catherine Deneuve gibi sanatçılar, Gainsbourg'u çiçeklerle uğurladılar. DE C E C İ L E R S A V A Ş B İ T T İ Sığınaklarımızdan çıkabiliriz! C e m r e D ü ş t ü . E c e b a r m u t f a ğ ı n a B A H A R G E L D İ E b e g ü m e c i g e l d i , r a d i k a g e l d i ı s ı r g a n g e l d i , k e n k e r g e l d i d a ğ m a r u l u , l a b a d a , r e z e n e h o d a n , t u r p o t u , g e l i n c i k p a p a t y a g e l d i REZ: 168 66 60-61 ECEde TANGOLAR HER PAZAR ENGİN EGE ORKESTRASI ŞECAATTİN TANYERLİ Rezervasyon: 168 66 60-61 DİL DERNEĞİ'nin Aylık Dil ve Vazın Dergisl Çağdaş TÜRK DİLİ dört yaşında... Mart 1991 sayısı, yepyeni kapağı, dopdulu içeriğiyle çıktı. ÇTD'yi büyûk kentlerde bayılerden sorun... Erhan Ben«r, Nccip Bilg«, Sevoi Ozel, Şemarttln ÜnKi, Ürtsal özünlü, Ahmrt Kocaman, Oner Ya§cı'nın yazılan; Ali Yüce, Y«kta Gongör Özden, Hldayet Karakuş, Adil Olta'nın şiırlerı; C«mll Eren, Semih Poroy, Tan Oral'ın çızgılerı; söyleşi, kitap tanıtımı, okur mektuplarıyla yepyeni bir ÇTD. Ytltık sürdûrûm 36.000, attı aylık 18.000 lira, 30 51 11 saytlı posta çeki hesabımıza yabrılabilir. Dil Demaği, Tuna Cad. 5/12 Kızılay-Ankara 7e/.. 135 24 56 DUYURU Resim Sanatt'nın Hanımefendilerin ve Beyzadelerin lüks salonlarını süsleyen bir MOBİLYE AKSESUARI olmayıp, yaratıcılığa dayanan, geniş bir kültür, sağlam teknik ve yoğun ışçilik ürünü, toplumsal ve evrensel sorumluluk taşıyan, kalıplığı amaçlayan ve uğraş ve beceri olduğuna inananlara YENİ DAL SANAT GALERİSİ'nde Ressam AVNİ MEMEDOĞLU tarafından atölye çalıştırmaları sürdürülrnektedir. Bu derslere katılmak isteyenler her gün 9-12, 20-24 saatleri arasında 347 76 65 numaralı telefona, saat 14 ile 19 arası 337 84 83 numaralı telefona başvursunlar. YENİ DAL SANAT GALERİSİ Altıyol. Halitağa Caddesi Şemsitap Sokağı No: 2 DIKİCİ İŞHANI Teras Katı KADIKÖY/İstanbul SINEMA/ATİLLA DORSAY Nikita vahşi bir soyguncu, kusursuz bir ajan, canlı bir silah, âşık bir dişi Çok çok özel bir kadınNikita / Yönetim, senaryo: Luc Besson / Oyuncular: Anne Parillaud, Jean- Hugues Anglade, Tcheky Karyo, Jeanne Moreau, Jean Bouise, Jean Reno / Bir Gaumont (Fransız) yapımı (Lâle, Kadıköy Kadıköy) Bir zamanlar, bir yazımda, Fransız sinemasımn belli bir "genç" kuşağından (artık onlar da yaşlanıyor ya!) nefret ettiği- mi yazmıştım: Leo Carax, Jean- Jacques Beneix, Luc Besson... "Mea Culpa"-. Gerçi Carax'tan hâlâ nefret ediyorum. (Zaten o da sinemadan silindi-siliniyor... Oh olsun!) Ama o yazıdan beri Beneix beni "Betty Blue" ile, Besson da (o tahammül edeme- diğim "Subway"den beri yaptı- ğı) "Derinlik Sarhoşluğu" ve şimdi de "Nikita" ile fethetti. Bir kez daha, "Mea Culpa!" "Nfldta"yı belki birkaç düzey- de ama en azından iki temel dü- zeyde okumak kabil... Bir "thriller" bu: Yani Amerikan usulü bir gerilim, gerilim film- lerinin içinde de bir tür "ajan fil- mi." Uyuşturucu düşkünü 3 er- kek arkadaşıyla birlikte bir soy- guna katılan delifişek, haşin ve erkeksi "zamane kızı" Nikita, bu işten yakasını sağ olarak sı- yıran tek kişi olur. Ama ömür boyu hapis cezasıyla... Bir Fran- sız yan-resmi (yoksa tümüyle resmi mi?) casusluk örgütü, onu 3 yü boyunca eğiüp kusursuz bir ajan, bir "öldürme makinesi" haline getirir. Genç kadın, çeşıtli cinayetlerde kullanıhr. Bu arada, bir erkekle tanışıp "yeni bir ha- yata başlamak" istekleri de kuş- kusuz yaptığı pek de sıradan sa- yılmayacak işle çelişir... Evet, fılmi bir ölçüde bir ge- 'GERİLİM'E FRANSIZ DUYARLIGI — Luc Besson'un filminde NikiU'yı Alain In pro- tege"i Anne Perillaad canlandırıyor. Filmi bir ölçüde bir gerilim filmi gibi okumak mumkiin. İçi- ne Fransız usulu bol "almosfer" katılmış. rilim fümi gibi okumak müm- kün... Içine Fransız usulü bol "atmosfer" katılmış, geçen za- manın ağırlığı duyurulmuş, Ca- mus'den ve Varoluşçuluk'tan iz- ler taşıyan bir gerilim filmi... Ama filmin ikinci ve farklı bir (temel) okuma biçimi de onun bir gerilim fılmi taşlaması oldu- ğu. Ancak bu açık ve itiraf edil- miş bir taşlama, "resmi bir parodi" değil. Ortada açığa vu- rulmuş ve güldürüye dönüştü- rülmüş bir alay yok. Öykünün ve anlatımın içine çok iyi yedi- rilmiş, başta bir westernin üslup- çuluğunu anımsatan soygun sahnesinden itibaren, tüm heye- canlı bölumler, bu tür bir çaba- yı simgeliyor: Ozellikle Maxim's İokantasındaki "öldiirme" bölü- mü ve onu izleyen kaçış, Vene- dik'teki cinayet, elçinin öldürul- mesi, vs. Bu bölümlerde, Besson yıllar yılı Amerikan sinemasımn sayısız casusluk, soygun ve gangster filmini izleyip dersini almış iyi bir "seyirci" olduğunu gösteriyor önce... Ama tüm bu tür sahnelerin yapısına kattığı ayrılmaz ve ince bir ironi ve görmüş-geçirmiş Avrupalı tavrı da oldukça belirgin. Ama "Nikita"nm özellikleri bu kadarla da kalmıyor. Besson, diğer 2 filminde de olduğu gibi, karşımıza temelde "marjinal", toplum ve düzen dışı insanlar, zamana ve çağa uyma güçluğu çeken genç kahramanlar getiri- yor. "Subway" bir ^na, ama "Derinlik Sarhoşluğu"nun dal- gıcı Jacques Mayol'la bu filmin kahramanı, adını "bir şarkıdan almış" olan Nikita arasında (bu şarkı, elbette Ellon John'un ün- lü "NHdla"sı) açık bi.r akraba- lık var. tç rahatlığını, "huzunı", mutluluğu dalmakta bulan Ma- yol gibi, Nikita da bunları top- luma, düzene karşı olan her şe- yi yapmakta buluyor. Genç ka- dımn vahşi, yırtıa, isyancı kişi- liği, iyi silah kullanmak, sava- şıma olmak vb. özellikleriyle birleşince, onun devletin kirli iş- leri için bir "canlı silah" olarak kullanılmasına giden yollar açı- hyor. Ancak bir vahşi hayvan gi- bi tanıdığımız genç kadın, kar- maşık ve kirli öldürme mekaniz- malarımn infaz aracı haline gel- dikçe, biz ondaki gerçek insan yanı keşfediyor ve onu sevmeVe başlıyonız. Filmin tüm "resmi görevlileri", devlete ve ulu- saJ/uluslararası duzene çalışan kişileri, başta Tcheky Karyo'nun olağanüstü biçimde canlandırdı- ğı Bob, Nikita'ya kıyasla öylesi- ne soğuk, mekanik ve "cansız" kişiler ki, genç kadın sonunda filmİB en sempatik kahramanı olup çıkıyor. Ve baştaki tüm iti- ciliğine karşın, Nikita, film bo- yunca zamanımızın her ülkede, her toplumda, her düzende rast- lanan uyumsuz ve isyancı genç insanını temsil etmeye başhyor. Elbette bu izlenimin doğmasın- da, Anne Parillaud denen ve Alain Delon'un "protege"si ola- rak geçtiği sinemada gerçekten beklenmedik bir atılım yapan genç kadının rolü de büyük. "Nikita"nın daha başka ince- likleri de var. "Derinlik Sarhos- lug»"nun da muziğini yapan Eric Serra'nın filmin atmosferi- ne büyük katkıda bulunan mü- ziği, "kadın olma"nın o benzer- siz zevk ve üstünlüğu konusun- da (nerdeyse biz erkekleri bile ikna edebilecek) bir "ders" ve- ren ve kendi efsanesini bir kez daha yineleyen kısa, ama özlü bir rolde Jeanne Moreau'nun varlığı. Ve hep kendini duyuran bir hüzün, bir karamsarük, "ya- şama ugraşı" denen şeyin zorlu- ğu, çilesi uzerine müthiş bir göz- lem... "Nikita"yı görmek ve mevsimin Amerikan egemenliği altında geçen gidişatına bir Fransız duyarhlığını da katmak için daha nedene gerek var mı? "Cadüar", özellikle küçük yaştakiler için hoş bir seyiriik 60Tık çocuğun cadı masalıCadılar (Vitches) / Yönetmen: Nicolas Roeg / Senaryo: Allan Scott / Oyuncular: Anjelica Huston, Mai Zetterling, (Fitaş, Yıldız, Şafak, Ankara Batı, Izmir Çınar, Balıkesir Şan, Nova-Baran.) Şaşırtıcı Nicolas Roeg... lngi- liz sinemasının bu haşarı çocu- ğu, göruntü yönetmenliğinden geldiği yönetmenlik uğraşında, "Dün>iya Diisen Adam"dan '•Karanlıgın Golgesi - Don't Lo- ok Now"a, "Bad Timing"den "Anlamsızlık - Insignifıcance"a, entelektüel bir öz içermesine ça- lışılmış görsel şölenlerle seyirci- yi (ve de eleştirmenleri) ikiye böldükten sonra, şimdi gelip bir masal fantezisine, diğer bir de- yimle bir çocuk fibnine takılıp kalmış... Yaşı altmışa gelmiş bir yönetmenin (Roeg, 1928 do- ğumlu) bir masala el atması, as- lında hoş bir şey: Çocukluğun ve masalın yaşı mı olur? "Cadılar", Ronald Dahl'ın bir kitabından alınmış. Ana- babasını yitiren 9 yaşlanndaki küçük Luke, kendisine sürekli cadı masalları anlatan büyükan- nesi Helga ile birlikte, yaz tati- üne bir otele gider. Ama otelde lngiliz cadılannın yıllık toplan- tısına rastlamazlar mı? Cadıla- rın kıraliçesi (benzersiz Anjeli- ca Huston), tüm cadılar gibi ço- cuklardan nefret etmektedir. Ve onları fareye dönüştürecek bir bireşimi, kongreye büyük bdim- sel buluşu olarak sunar. Ilk de- neyim ise talihsizlikler sonucu, Luke ve yakın bir arkadaşı üze- rinde yapılır. Fareye dönüşmüş iki çocuk, yaşlı büyükannenin yardımıyla cadılan alt etmeye çalışırlar!.. "Cadıtar", özellikle küçük yaştakiler için sanırım hoş bir seyiriik oluşturabilir. "Muppel Show"un kuklalannın yaratıcı- sı, artık yaşamayan Jim Henson ve ekibinin katkısı, filmi görsel açıdan zenginleştirmiş. Filmde- ki "degisim" sahneleri (toplan- tı salonunda "cadı yüzleri"nin meydana çıkması, yemekteki topluca "fareye dönüşme" bö- lümleri, vs.) gerçekten de olduk- ça başarılı. Cadılar Kraliçesin- de Anjelica Huston, görmelere seza!.. Büyükannede bir zaman- lann guzel İsveçli oyuncusu, son yıllann yönetmeni (en son "Amarosa" filmini tstanbul Fes- tivali göstermişti) Mai Zetter- ling'i bulmak, tam bir sürpriz. Velhasıl, bayram değil, seyran değil, ama çocuklar için güzel bir bayram hediyesi, bu "Cadı- lar"... Büyuklerin ise doğrusu bu fılmi görmek için fazla neden- leri yok. Belki aşın bir Nicolas Roeg veya Anjelica Huston hay- ranlığı dışında!.. CADILAR KRALİÇESİ HUSTON — Anjelica Huston, bu kez çocuklardan nefret eden bir "cadüar kraliçesi" rolünde. "Muppel Show" kuklalannın yaratıcısı Jim Henson ve ekibinin katkısı, fil- mi görsel açıdan zenginleştinniş. William Friedkin "Şeytan"dan 17yılsonra "Dadı" ileyenidenperdede Tbplıımutirkütenmistik güçlerDadı (The Guardian) / Yönetmen: William Friedkin / Senaryo: Stephen Volk, Dan Greenburg, W. Friedkin / Görüntü: John A. Alonzo / Müzik: Jack Hues / Oyuncular: Jenny Seagrove, Dwier Brovvn, Carey Lovvell, Brad Hall / Bir UIP (Universal) filmi (Atlas, Yumurcak, Sinema 74, Ankara Metropol.) "Dadı", ya da "barika çocn- ğun döniişü"... 200 kadar TV yapımı yönettikten sonra, ilk si- nema filmi için 27 yaşında ka- meranın ardına geçen ve daha sonra "Kanunun Kuvveti - French Connection" ve "Şeytan - The Exorcist" filmleriyle ina- nılmaz bir ticari / eleştirel ba- şan ve de saygınlık kazanan VV'illiam Friedkin, daha sonra ne yazık ki aynı başarılan yineleye- medi. 1973'teki "Şeytan"dan sonra tam 4 yıl film yapmayan sanatçının, o zamandan beri aralıkiı olarak çevirdiği filmler, kanıtlanmış bir tekniğin cilalı, ama boş yansımaları olmaktan öteye gidemediler, eski filmleri- nin başansına yaklaşamadılar ve GÖRSEL AÇIDAN KUSURSUZ — Jenny Seagrove'un başrolünde yer aldığı "Dadı", görsel açı- dan kusursuz bir gerilim filmi. Ancak "Dadı" bir kez daha bize sıradan Amerikalının ruh sağlığı ve dengesi Uzerine kuşkular getiriyor. bu arada, bize dek ulaşamadı- lar. Biri dışında: 1980 yapımı il- ginç polisiyesi "Devriye - Crui- sing". Tüm bunlar, kendisinden son kerte emin, kendini beğen- miş ve biraz başandan başı dön- müş biri olduğu söylenen Fried- kin için oldukça üzücü olmalı. Ama ne derler, her çıkışın bir de inişi var. Hele gerçek birer "au- teur" olmayan sinemacılar için!.. Ve Friedkin, uzunca bir ses- sizlikten sonra yine ekrana dö- nüyor. Bu kez, "Şeytan"dan tam 17 yl sonra yeniden fantastik si- nemaya başvurarak... Dan Gre- enburg'un "The Nanny-Dadı" romanından uyarlanan film, bi- ze Los Angeles'a gelip yerleşen, karısıyla birlikte hoş bir evde ya- şayan ve bir de bebek sahibi olan bir genç adamın oyküsünu anlatıyor. Bu arada genç karı- koca, bebeğe bakmak için bir şirket aracılığıyla bir dadı tutu- yorlar. Bebek bakımı konusun- da oldukça bilgili, yabancı ak- sanla konuşan, alımlı bir genç kadın... Ancak seyirci, filmin başında yer alan bir "giriş" bö- lümuyle, çevrede yeni doğmuş bebeklere musallat olan ve on- ları alıp kaç^arak, yüzyıllık gor- kemli ağaçlara "kurban eden" kadmların varlığını bilmektedir. Ve gizemli dadı Camilla'nın da çevredeki ormanda kök salmış oldukça urkutucu bir dev ağa- cın temsilcisi, giderek onun "nıhu" olduğu yavaş yavaş mey- dana çıkacaktır. Kokenini kimi ilkel inançlar- dan, aşın uçlara vardırılmış bir doğa sevgisinden. mistik oğele- ri zenginleştirihniş bir tür pan- teizmden alan bir öyküsü var fil- min... Kuşkusuz Amerikan fan- tastik sinemasımn genel görünü- mü içinde, bu aküdışı öyku de hiç şaşırtıa değiL hiç ayrıksı de- ğil. Asıl şaşırtıcı olan (ve insanı bir kez daha hayrete düşüren) şey şu: Los Angeles'in ve o ge- lişmiş bölgede yaşayan, iş-güç ve kazanç sahibi, genç ve sağlıkh insanların kahramanlarını oluş- turduğu bu öykü/film, bir kez daha bize sıradan Amerikahmn, en azından bu tur filmlerin me- raklı seyircisini oluşturan geniş bir kesimin ruh sağlığı ve den- gesi üzerine kuşkular getiriyor. Bir yandan filmde sürekli olarak tehdidini duyuran "deprem" tehlikesi, öte yandan bu alabil- diğine "uygar" çevreye sızmış gözüken ilkel ve mistik güçler, sanki çağdaş Amerikan toplu- munun bitmez - tükenmez kor- kularını, komplekslerini, kolek- tif bilinçaltının büyük boyutlar almış gözüken tedirginliğini sim- geliyorlar. Ve bu filme asıl ür- kunçluğünu veren de bu izlenim oluyor. "Dadı", sonuç olarak Fried- kin'e ozgu bir kesinliğın, bir dil egemenliğinin kendisini duyur- duğu, görsel açıdan kusursuz bir gerilim / korku filmi. Pek önemli değilse de meraklılarını doyurabılir. Yine de çocuklar, gebc hanımlar \e de yeni ana - babalar uzak durmalı!.. 'Çekmeceler' • Kültür Servisi — 25 ocak-16 şubat tarihleri arasında Galeri MD'de açılan "Çekmeceler" başhklı sergi kitap halinde Akbank Kültür ve Sanat Kitaplan serisinden çıktı. 45 sanatçımn 45 yapıtıyla katıldığı sergi bir "düşsel müze" şeklinde düzenlenmişti. Sergide Alaattin Aksoy, Mustafa Altmtaş, Koray Ariş, Bedri Baykam, Handan Börüteçene, Saim Bugay, Balkan Naci Islimyeli, Gürdal Duyar, Metin Deniz ve Yüksel Arslan gibi sanatçılann birer "çekmecesi" bulunuyordu. Bu sergiden yola çıkarak büyük boy ve bir kutu içinde 3 ayn kitap olarak hazırlanan "Çekmeceler"de her sanatçının yapıtının renkli fotoğrafı da yer alıyor. Takı sergisi • Kültür Senisi — Hümeyra Candaş ve Ece Dinçsoy'un takı sergisi, 11 mart günü Şeker Sigorta Sanat Galerisi'nde açılıyor. Vitray, ebru, çiçek, kumaş boyama ve takı eğitimi gören Candaş, ilk takı sergisini geçen yıl açtı. IÜ Antropoloji Bölümü mezunu Dinçsoy ise uzun yıllar halı ve kilim dokuma üzerine çalıştı. Dinçsoy, çalışmalannı gümüş elyaflı takılarla, Türk takı sanatı uzerinde sürdürüyor. Oğrencilerden şiir matinesi • Kültür Servisi — Basın Müzesi'nde ekim ayından bu yana diksiyon dersleri alan kursiyerler 13 martta saat 12.45'te gerçekleştirilecek şiir matinesine katılacaklar. Kursiyerler, Kadıköy Kız Lisesi'ndeki şiir matinesinde cumhuriyet dönemi şairlerinin şiirlerini okuyacaklar. 6 9O'h1 üUarda Kadın9 • Kültür Servisi — İTÜ Vakfı etkinlikleri kapsamında "9O'lı Yıllarda Ülkemizde ve Dünyada Kadın Gündemi" konulu panel bugün İTÜ Sosyal Tesisleri Konferans Salonu'nda saat 14.30'da başlayacak. Prof. Dr. Aysel Çelikel'in yöneteceği panele konuşmacı olarak Prof. Dr. Yakut Irmak özden, Av. Dr. Tennur Koyuncuoğlu, Prof. Dr. Lütfullah Ulukan, gazeteci Altan Öymen ve sanatçı Aytaç Arman katıhyor. UGÜN • Mozart Paneli Mozart konulu panel saat 19.00'da AKM Konser Salonu'nda. • Modernizm Sonrası Sanat Jale Erzen'in Modernizm Sonrası Sanat konulu konferansı saat 16.00'da Ataturk Kitaplığı toplantı salonunda. • Çağdaş sanat Söyleşisi Getronagan Lisesi'nden Yetişenler Derneği'nin düzenlediği Çağdaş Sanat konulu söyleşiye Bedri Baykam katıhyor. Söyleşi, saat 21.00'de Getronagan Lisesi'nde. (Harbiye, Prof. Celal Öker Sok. No: 2) bugün bilsak S MART CUMA : 19.00 GünlerinGölürdüğü: "10.Yılında Istanbul Sinema Günleri" HiUya UÇANSU, MuhitünSlRER,tbrahim ALTINSAY 19.00 BılsakTiyatro Alölycsi: 1şteBaşIşteGövdelşw Kanaılar" Yazan: Sevim BURAK Görsel Sanat Atölyekri Mehmet GÜLERYÜZ yönetirnindc (Per. - Cum.) Cafe-Foyer-Bar(Giris) 1100-00JO Rock Cıfe-Bar(S.Kat) 15.00-18.00 HeavyMetal 18.00-24.00 Rock Moving House bilsak, sıraselviler cad., soğancı sok. 7 cihangir 143 28 79-99
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog