Bugünden 1930'a 5,403,657 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/4 HABERLER 6 MART 1991 Ozal'a hakaret • ŞANLIURFA (Cnmhuriyet) — SHP Şanlıurfa Merkez İlçe Başkanı Turan Sarıtemuz hakkında Cumhurbaşkanı Turgut özal'a hakaret ettiği gerekçesiyle soruşturma açıldığı büdirüdi. SHP Genel Başkanı Erdal lnönü'nün, Şanhurfa'daki salon toplantısından önce konuşurken Cumhurbaşkanı Turgut özal'ı sert bir dille eleştiren ve "Deyyus", "Türkiye'yi bir buçuk insan yönetiyor, biri Turgut diğeri de Semra" şeklinde sözler kullandığı öne sürülen SHP Şanlıurfa Merkez İlçe Başkanı Turan Sarıtemur hakkında cumhuriyet savcılığınca soruşturma başlatıldığı bildirildi. 'Af oyun değildir' • ANKARA (Cumhuriyel Bürosu) — tnsan Hakları Derneği Ankara Şube Başkanı Muzaffer Ilhan Erdost, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın açıklamalarıyla af konusunun yeniden gündeme geldiğini anımsatarak "Af ciddi bir konudur, bu bir oyun olmamah" dedi. Erdost, af sözünün içerideki insanın psikolojisini derinden etkilediğinin göz ardı edilmemesini de isteyerek şöyle dedi: "Af konusu, siyasal ve adli cezalar için tum olarak ele alınmalı. Af, onur kırıcı yöntemler içermemeli. tnsan onuruna yaraşır bir anlayışla hazırlanmalı ve eşitlik ilkesine uygun olmalı. Af konusu çok tartışılmadan sonuçlandınlmalı!' Pir Sultan'a engelleme • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — Ankara Birlik Tiyatrosu tarafından dün Ankara'da sahnelenmek istenen "Pir Sultan Abdal" adlı oyun, polis tarafından iki saat süreyle engellendi. 18.00 sıralarında Ankara Sanat Merkezi'ne gelen polis, valiliğin yasaklama kararının durdurulması yönündeki Ankara 4. tdare Mahkemesi kararının kendilerine ulaşmadığı gerekçesiyle oyunun sergilenemeyeceğini bildirdi. Tiyatro salonundaki seyircileri dışarı çıkartan polis, 20.30 sıralarında tiyatroyu terk etti. Bunun üzerine oyun 21.15'ten itibaren sergilendi. Dev-Sol'a 7 beraat • tstanbul Haber Servisi — Yasadışı Devrimci-Sol davasında yargılanırken * Bayrampaşa Kapalı Cezaevi'nden kaçan Dursun Karataş ve Bedri Yağan'ın yakalanmaları için düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen 9 sanıktan biri 8 yıl 4 ay, birisi de 2 yıl 3 ay hapis cezasma çarptırıldı. 7 sanık beraat etti. Istanbul 2 Numaralı Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dünkü duruşmada, savunmasını yapan tutuklu sanık Murtaza Demiralp, örgüt üyesi olmadığını, ele geçirilen silahlann da bir çatışmada ölen kardeşine ait olduğunu öne sürdü. mahkeme heyeti, Murtaza Demiralp'i silahlı örgüt üyesi olmak suçundan 10 yıl hapis, tbrahim Gündoğdu'yu da örgüt üyelerine yataklık suçundan 2 yıl 3 ay hapis cezasma çarptırdı. Demiralp'in cezası daha sonra hafifletici nedenlerle 8 yıl 4 aya indirildi. Tutuksuz olarak yargılanan 7 kişi de delil yetersizliğinden beraat ettiler. Demokrat toplatıldı • İç Politika Servisi— Demokrat Dergisi'nin 10. sayısı Istanbul 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararıyla "Kemalizm'in Sonu mu, TC 'Kürtlerini' Keşfediyor" başhkh yazı ve "ERNK: Gerici Statüko Parçalanıyor" başhkh röportaj gerekçe gösterilerek "Milli duyguları zayıflatmak ve yok etmek amacıyla propaganda yapıldığı gerekçesiyle toplatıldı. ÖZAL — Birinci tekil kişili. — Tekdüze. AKBULUT — Bnlanık. DEMİREL — Renkli. Dil Derneği Yazmanı Sevgi Özel, siyasilerin dil yanlışlannı saptadı Liderler Türkçeden sınıfta kaldı AYŞE SAYIN ANKARA — "Bir politikacının en et- kili silahı nedir?" sorusunun yanıtların- dan biri de "diTdir. Ancak politikacıla- rın dili kullanmada çok özen gösterme- diği dikkat çekiyor. Dil Derneği Genel Yazmanı, yayıncı Sevgi Özel, siyasi liderlerin yaptıkları dil yanlışlarını 8 yıl süresince yaptığı bir araştırmayla saptadı. özel, 1983 seçim- leri sonunda milletvekillerinin TBMM'deki ant içme töreninde yaptık- ları dil yanlışlarının kendisi için bir baş- langıç noktası olduğunu söyledi. örne- ğin milletvekillerinin buyuk bölumu, ye- min metnindeki "demokrasi", "laik", "ijkılap" sözcüklerinde soylem yanlış- larına düştu. Buradan yola çıkan Özel, daha sonra eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Turgut Özai (Başbakanlığından itibaren), SHP lide- ri Erdal İnöniı, DYP Genel Başkanı Sii- leyman demirel ve başbakan olduktan sonra da Yıidınm Akbolut'un dil ve söy- lem yanlışlarını saptamış. Özel bu araş- tırmasını halen sürdüruyor. özel, milletvekillerinin ve bazı siyasi liderlerin, "biiyük" dil hatalan yaptığı- nı belirterek araştırmayı yaparken "ar- tık doğru kullandıkları sözcükleri ayıkladıgını" soyiedı. Çağdışı anadili eği- timinin sorumlularının dil yanlışlannı ortaya koymakta işe başladığını anlata- na Özel'in araştırmasına göre siyasilerin "dil portresi" şöyle: Cumhurbaşkanı Turgut Özal: 1983'ten bu yana konuşmalanyla en çok ilgi çe- ken lider. öyleki birçok ANAP'lı parti yöneticisi, kendisine özal'ı örnek alıyor. Özel, adını bilmediği bir politikaa TV'de konuşurken bunun ANAP'lı olduğunu kestirebıldiğini söylüyor. Özal'ın en be- lirgin özelliği başbakanlığından bugüne değin "birinci tekil kişi"li konuşması. özel, politikacılığın bir ekip işi olması- na karşın özal'ın "Ben yaptım" gibi ko- nuşmaları seçtiğini söylüyor. Aynı sap- tama Kenan Evren için de geçerli. özal, özel günler dışında çok az hazır metin kullanıyor. Metin dışı konuştuğu için sık sık yinelemelere düşüyor, bu nedenle de vermek istediği mesajı tam iletemiyor. özal'ın en çok kullandığı sözcük "haki- katen". Çok eski ve çok yeni sözcükleri bir arada kullandığı gibi Batı kaynaklı sözcüklere sıklıkla yer veriyor. örneğin bazen "Başkan Bush", bazen de "Presi- dent Bush" diyor. özal'ın bir başka özel- liği, politika ilminin bazı ana kuralları- na uymaması. Yani protokol ve bazı ku- ralları uygulamıyor. örneğin rahatukla "Arkadaşım Bush" diyebiliyor. Başbakan Yıidınm Akbulut: Sevgi özel, "tekdüzelik" ve "kavram bulanıklıgı" açısından en güzel orneğin Başbakan Akbulut olduğunu söylüyor. Eğer Akbulut'un konuşmasının içeriği daha önce duyurulmamışsa anlamak çok zor. Anlatımı "son derece bulanık" olan Akbulut'un söz varlığı da çok kı- sıtlı. Akbulut'un "Türkiye Tiirktür" so- zünden bir şey çıkarmak çok zor oldu- ğu gibi "Atatürk 'Ne Mutlu Turkum Diyene' demiş ama 'Nereden geliyorsunuz' dememiş" sözlerinin ne anlarna geldiğini kestirmek de oldukça zor. Akbulut, çoğunlukla eski Türkçe sözcüklere yer veriyor ama bunları da yerli yerinde kullanamıyor. Erdal Inönii: Politikacıhğa başladığı ilk dönemlerde son derece "tutuk" ve "tekdüze" konuşan SHP Genel Başka- nı Erdal lnönü'nün neyi vurgulamak is- tediği, ertesi gün çıkan gazetelerde oku- nunca anlaşılabiliyor. Ancak tnönü'de "mantık, kavram kargaşas" yok. Genel- de kısa cümleler kuruyor ve çok az dil yanlışı yapıyor. tnönü son zamanlarda konuşmasındaki "tutukluğu" aştığı gi- bi deyişler kullanmaya başladı. Örneğin, "Sıkıysa yapsınlar" gibi deyişler kullan- maya başlayan lnönü'nün bu tavrı ka- muoyu ve siyasi çevrelerde yadırganıyor. SiUeyman Demirel: Siyasi liderler için- de "en renkli'1 konuşma üslubuna sahip olan Demirel, sözcükleri, ortamına gö- re seçiyor. Sağlam bir mantık zincirine sahip olan Demirel, 10 yıl öncesine göre daha fazla öztürkçe sözcuk kullanıyor. Buna karşın, eski ve yeni sözcükleri yan- yana kullanabiliyor. Eğer alay edecekse, kızgınsa ya da bir şeyi özellikle vurgu- lamak istiyorsa deyim ve atasözlerinden yararlanıyor. Eğer bölge gezilerine çık- mışsa dinleyicilerin özelliklerine göre yö- EVREN — Karmaşık. ECEVtT — En iyi kuüanan. resel devislerden yararlanıyor. Demirefin salon konuşmalan ile alan konuşraaları çok farklı. Orneğin bir seçim gezisindey- se "Go sandıgı önlerine" diyebiliyor. Za- man zaman "Beleşe konarlar" gibi ar- go sözcükler kullanabiliyor. Aynca siya- set sözlüğüne kattığı deyişler var; "Dev- letin başı, hiıkiimetin başı" gibi. 12 Ey- lül oncesi Ecevit'e "Başbakan" dememek için bulduğu bu deyişi şimdi özal ve Ak- bulut için kullanıyor. Demirel de Erdal tnönü gibi çok okuyan bir lider olduğu için söz varlığı kısıtlı değil. 2 paragraf- da bir "Binaenaleyh" sözcuğünü kulla- nıyor. "Fevkalade" sözcuğünü de çok seviyor. Biilcnt Ecevit: Sevgi özel diğer lider- ler gibi DSP Genel Başkanı Bülent Ece- vit'in dil kullanımını özellikle inceleme- miş. Ecevit'i "Türkçeyi en iyi kullanan lider" olarak tanımlayan Özel, özellikle başbakanlığı döneminde birçok yeni söz- cüğü ilk kez kullanan lider olarak da hal- ka öncülük ettiğini söylüyor. Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren: Metinsiz konuştuğu zamanlar sözu çok uzatıyor. Evren, önünde bir metin olsa da sık sık bunun dışına çıktığı için çok dil ve söylem yanlışı yapıyor. 12 Eylüi'ü izleyen ilk dönemlerde daha vok Öztürk- çe sözcük kullanan Evren, Özel'in deyi- şiyle "Tfirk Dil Kurumu'nun suyunu kaynatmaya başladıktan sonra", eski Türkçeyi arttırdı. Yeni ve eski tamlama- ian bir arada kullanarak "karma bir dil" oluşturdu. Son zamanlarda konuşmala- rına dinsel içerikli söz ve deyişler gırdi. Sevgi Özel, sade vatandaştan politika- cısına değin yaptığımız dil yanlışlarını şöyle sıralıyor: "• Dilin özelliklerini bflmiyoruz. • Dile egemen olmadığımız için ses, biçim ve anlam özelliklerini bilmiyonız. • Okuma alışkanlığımız olmadığı için güzel konuşup güzel yazamıyoruz. • En yeni ve en eski sözciiMeri bir ara- da kullanarak 'karma bir dil' yara- tıyoruz. • Dili iyi kullanamadıgraıız için ileti- şimsiz bir toplum oluyoruz." POLİTİKA GUNLUGU DYP'li Çelebi'nin af önergesinin tarihini değiştirerek yeni öneri gibi sunduğu öne sürüldü SangüTe 'kopyacılık' suçlamasıDYP Mardin Milletvekili Çelebi'nin 1988 yılında TBMM'ye verdiği af önergesindeki tarihi değiştirip bir fıkra ekledikten sonra aynen gruba verdiği öne sürülen Sarıgül, 'eksiklik olabilir, düzelteceğim' dedi. ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — SHP tstanbul Milletve- kili Mustafa Sarıgül ün "genel af önerisi" olarak duyurduğu, sonradan grup başkanlığına ver- diği yasa önerisinin, DYP Mar- din Milletvekili SiUeyman Çele- bi'nin 1988 yılında hazırlayıp Meclis Başkanlığı'na sunduğu önerinin fotokopisi olduğu öne sürüldü. Sangül'ün, Çelebi'nin öneri- sindeki tarihi değiştirdiği ve öneriye bir fıkra ekleyerek ka- muoyuna sunduğu, daha sonra da gelen eleştiriler üzerine grup başkanlığına verdiği iddia edil- di. Grup başkanlığı öneri üze- rindeki incelemesini sürdurür- ken iddiaları da incelemeye al- dı. Yapılan ilk incelemede Sarı- gül'ün önerisinin Çelebi'nin önerisiyle aynı olduğu ortaya çıktı. Sarıgül konuya ilişkin olarak Cumhuriyet'in sorularını yanıt- larken "Ben hukukçu degilim. Bir bukukçu arkadaşın yardımı ile hazıriadım. Cumnurbaşkan- lıfı kaynaklı af habcıieri çıkın- ca, hıztı bir biçimde hareket et- me geregi duydum. Bizim ama- cımız genel aftır. Buou sağla- mak için öneriyi b&zıriadun" deai. Sarıgül, önerisinin yasa tekniği açısından da yetersiz ve düşünce suçlarını kapsamama- sının da eleştiri konusu olduğu- nun anımsatılması üzerine ise "Eksiklik olabilir, düzejtece- gim. Ancak bizim isteğimiz ge nei aftır. Ben, hangi suçlar af kapsamı dışında bunlan sırala- dım. Yasa önerisine göre bu bir genel af mahiyeti taşıyor. An- cak hukuk tekniği yetersiz ise dizeltirim" yanıtını verdi. Bu arada dünkü grup toplan- tısında da Sarıgül'ün söz konu- su önerisi ile ilgili olarak otur- duğu yerden söz alan Tunceli Milletvekili Kamer Genç, "Sa- yın Özal PKK'lılar için bile af çıkarmaya hazır olduğunu ima ediyor. Bizim arkadaşımız ise aadece hırsızlan, katilkri kapsa- yaa bir af önerisi verip duşün- ce suclulannı sanki kapsamıyor- mıtş havasına yol açıyor. SHP bu konuda önceliği düşünce suçlularına tanır, digeıierine degil" diye konuştu. Genç, öne- rinin grup başkanhğına verilme- den basına duyurulduğuna da dikkat çektikten sonra DYP'nin önerisinin aynısı olmasını da eleştirdi. Genç, "Babası laikli- ge aykın düğün >apılan bir sa- lonun sahibi" diye eleştirdiği Sangül'ün, başkanhk divanı üyesi olarak yaptığı harcamala- nn kabanklığına da işaret etti. Sarıgül ise Genç'i yanıtlar- ken, "Siz gend affa karşı mısınız" diye sordu. Sarıgul, "Bana fazla benzin ve telefon faturası geimesi, partililere yap- üğım yardımdan kaynaklanı- yor. ^ahsi meselelere girmeye- lin. Girersek senin Uludağ yo- lundaki tesisterinden konuşu- ruz, benim verilmeyecek hesa- bım yok" diye konuştu. Sarı- gül, babasının CHP İI Gene! Meclisi üyeliği yaptığını, inanç- larına ise karışmayacağını söyledi. Çelebi'nin önerisi DYP Mardin Milleıvekili Çe- lebi'nin önerisinin, Sarıgül'ün önerisi ile aynı olduğu da yapı- lan incelemede belirlendi. Sarı- gül'ün önerisinde 7.11.1988 olan tarih, elle 31.12.1990 ola- rak değiştirilmişken, bu öneri- den farklı olarak af kapsamı dı- şında tutulan cezalar bölümun- de hayali ihracatçılar, kişisel çı- kar için kamu kurum kuruluş- ları aleyhine suç işleyenler bu- lunuyor. Ankara bürosunda arumayapan polis 10'danfazla kişiyi gözaltına aldı Yüzyd dergisine polis baskınıDGM Başsavcısı Nusret Demiral, 'derginin illegal bir örgütle olan ilişkisi nedeniyle araştırma yapıldığım' öne sürdü. Olaydan sonra dergi merkezinden yapılan açıklamada uygulama 'keyfi' olarak nitelendirildi. ANKARA (Cumhuri.vet Bü- rosu) — Haftalık haber dergisi Yüzyü'ın Ankara bürosuna dun akşam "arama yapmak üzere" giren polis, aralarında derginin Ankara temsilcisi Hasan Yal- çın'm da bulunduğu 10'dan faz- la kişiyi gözaltına aldı. DGM Başsavcısı Nusret Demiral, "Derginin illegal bir örgütie olan ilişkisi nedeniyle araştırma yapıldığım" öne surdü. Yüzyıl'- dan yapılan açıklamada, uygu- lamanın "keyfilik" olduğu kay- dedildi. Alınan bilgilere göre, Yüzyıl Dergisi'nin Necatibey Caddesi'- ndeki bürosuna saat 17.30 sıra- lannda gelen sayıları 15'i aşkın polis, arama yapılacağını gerek- çe göstererek içeri girdi. Uzu sü- re büroda kalan polisin, arala- rında Yüzyıl'ın Ankara temsil- cisi Hasan Yalçın'ın da bulun- duğu sayıları 10'u aşkın kişiyi gözaltına alarak emniyet mu- durluğüne goturdüğü kaydedil- di. Bu sırada olayı izlemek üze- re buroya gelen Günaydın gaze- tesi muhabiri Ahmet Köprülü'- nün de gözaltına alındığı belir- tildi. Polis dergi bürosunda dün akşam uzun süre kaldı. Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral, AA'ya yaptığı açıklamada, "İllegal bir örgüt- ie olan ilişkisi nedeniyle araştır- ma japıjoruz. Yapılan araştır- ma benim bilgim dahilinde olu- yor" dedi. Demiral, aramanın, derginin son sayısında yer alan haberlerle mi ilgili olduğu yo- lundaki sorular üzerine ise, "Soruşturma giziidir. Bu ba- kımdan içeriği hakkında bir şey söylemem mümkun değildir" karşılığmı verdi. Arama sonunda 10'un üze- rinde kişinin gözaltına alındığı- nı bildiren Demiral, gözaltına alınanlann kesin sayısının yarın sabah belli olabileceğini söyle- di. Emniyet yetkilileri de arama- nın İçişleri Bakanlığı'nın lalinıa- tı üzerine gerçekleştirildiğini be- lirttiler. Yüzyıl Dergisi sahibi Mehmet Sabuncu da tstanbul'da AA'ya yaptığı açıklamada, aramanın yalnızca Ankara Bürosu'nda gerçekleştirildiğini söyledi. Ola- yın nedenini bilmediklerini ve telefonla büroyu aradıklannda, hiçbir personelle konuşamadık- lannı kaydeden Sabuncu, "İçiş- leri Bakanı'nın emriyle arandı- ğını öğrendik. Ne olduğunu bil- miyonız. Yalnız 15-16 arkada- şımız gözaltına alınmış" dedi. Sabuncu, olaya tepki göstere- rek, "Türkiye gerçeğinde basın kunıluşlan kapatüıyor, gizli or- gut diye arama yapılıyor. Türki- ye gerçeğinde sövlenecek bir şey kalmadı" diye konuştu. Yüzyıl'dan acıklama Olay üzerine Yüzyıl dergisi- nin tstanbul'daki merkezinden Yazı tşleri Yönetmeni Serhan Bolluk imzasıyla geçilen faks açıklamasında, "Yüzyıl bu key- fi uygulamanın peşini bırakma- yacak ve sorumlulannı açığa çı- kartacakür. Sorumlulardan hu- kuki yollardan besap soracagız" denildi. Açıklamada aynca, bu koşul- lar altında basın özgurlüğünden söz edilemeyeceği de belirtildi ve "İçişleri Bakanlığı emrini derhal geri almalı, dergimizin, arala- rında Ankara temsilcimiz Ha- san Yalçın'ın da bulunduğu gözaltına alınan personeli ve di- ger gazeteciler derhal serbest bırakümaiıdır" göruşüne yer ve- rildi. Yüzyıl dergisi son sayısında, Güneş gazeteşi yazan Cengiz Çandar'ı, "Özal'ın kuryesi Cengiz Çandar: Gerillacılıktan MİT'e, MİT'ten Pentagona" başhğı ile kapak konusu yap- mıştı. Cengiz Çandar Güneş ga- zetesinde yayımlanan yazısında hakkındaki iddiaları yalanlaya- rak Yüzyıl dergisinin kendisini hedef gösterdiğini belirtmişti. Çandar, derginin yöneticileri hakkında güvenlik güçlerine suç duyurusunda bulunduğunu ve dava açacağını da bildirmişti. TEŞEKKÜR Aorto-Koroner by-pass operasyonumu başarı ile gerçekleştirip beni sağlığıma kavuşturan, hastalanna yakın ilgi ve özen gösteren değerli insan Doç. Dr. BESİM YİĞITER'e Ve Op. Dr. Remzi Tosun, Dr. A. Korukçu, Dr. B. Çınar, Anestezist Dr. Sevim Canik'e aynca Haydarpaşa Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Merkezi 2. cerrahi servisi ve reanimasyon çalışanlarına teşekkür ederim. NURETTtN ŞtMŞEK HIKMET ÇETINKAYA IktidarPartisi ÇatırÇutur... ANAP toz duman içinde. Olaylı İstanbul il kongresi, siyasal iktidarın kendi içinde ne denli karışık olduğunun kanıtıydı sanki. Sıkılan yumruk- lar, sözümona muhafazakâr-liberal kavgasının ötesinde bir anlam taşıyordu. Bunun adına da 'çıkar kavgası' denilirdi. Oy verme işlemi başladıktan sonra hareketçi kanadın önde gelen adlarından Devlet Bakanı Mustafa Taşar, yumruğunu masaya indirmişti. Kongre başkanlığını yedi oyla kazanan Taşar, kimı detegelerin üzerine yürüyüp dövmeye kalkışmış, oturduğu kottuğun hakkını fazlasıyla vermişti! Taşar, bu işlerde oldukça deneyimli bir kişidir. Daha ön- celeri İzmir kongresinde aynı eytemi yapmıştı. Gazıantep mil- letvekili olduğu dönemde de Hasan Celal Güzel'le yaptığı kongre çekışmesini unutanlar varsa anımsatırız .. ANAP, İstanbul'da şimdi ne yapacak? Kulislerden yansıyan hava, İstanbul'a atamayla bir il baş- kanı getirilecek. Yeni ilk başkanı elbet Semra Hanım olma- yacak. Çünkü tepkilerin yoğunlaşmasından çekinilryor. Ama muhafazakârlar inatçılığını sürdürürse Bayan Özal'ın il baş- kanlığına oturması düşünülecek. Cumhurbaşkanı Özal, ıki gündür İzmir yöresinde dolaşı- yor. Bir gün önce Başbakan Akbulut Ankara'dan İzmir'e geldi ve Özal'la birlikte okju. Üretılen senaryolara göre Özal, Ak- bulut'a şöyle dedi: — Keçeciler, Aksu ve Çiçek'i görevden almalısınız. Bu ko- nuda fazla beklemeye gerek yok... Akbulut, Özal'a şu yanıtı verdi: — Efendim, bir süre beklesek ve daha sonra yapsak di- ye düşünüyorum. Yarın (dün) grup toplantısındaki havaya bakalım, arkadaşlar ne düşünüyorlar görelim... Akbulut, dün ANAP grup toplantısına girerken gazete- ciler, "Hükümette de- ——^—^—-^^——^—>^— soru yağmuruna tutu- Yetişkinlere Alman Filolojisi mezunundan ALMANCA 13608 86 ... muhafazakâr r u s u n u y o n e l t ı y o r . . . , - _ „ . . . . . . . Başbakan, "Yok öyle ANAP İl gOrUŞİermi bir şey" yanıtını veri- şöyfe yanSltlVOri nız, daha önce Akbu- — PaHiyİ bİZ tut HüsnuDoğaniaii- örcıütledik Liberal dive gılı bir soruya da aynı l -"y"l 's '«-'"A - ı-ıwcıaı \jıy*? vermişti. karşımıza çıkanlar Uludağ'da kayak kla politika yvı -istanbuia yeni yapmayı karıştınyorlar. yönetımin atanması Politika, bİİQİ Ve beceh gerekecek mı? . . ,. , , . . tşıdır. Bızı ne İstanbul'da ne de bir "ÂNÂP miiiet- başka yerde tasfiye vekıllerıyle konuşuyo- ar4amo7İor rünUu ruz. Artık İstanbul'da ÇUtfff/ez/ef. KşUHKU ikinci bir kongrenin liberaller politikayı yapılmasının olanak- A,ı7mP7/pr W P / P O Û I / P sız olduğu söyleniyor. •Jiııııcz.itt, ucıcy&yc İstanbul a atama bir fepecfe/7 bakarlar... başkan birinci koşul » ——^—i olarak düşünü'üyor. Elbet muhafazakârlann kanadını kolu nu kıracak bir kişi olacak yeni başkan. Ama işi oldukça zor... Bir muhafazakâr ANAP'lı görüşlerini şöyle yansıtıyor: — Partiyi biz örgütledik. Liberal diye karşımıza çıkanlar Uludağ'da kayak yapmakla politika yapmayı karıştınyorlar. Politika. bilgi ve beceri işidir. Bizi ne İstanbul'da ne de bir başka yerde tasfiye edemezler. Çünkü liberaller politikayı bil- mezler, delegeye tepeden bakarlar... Bostancı'dan Kadıköy'e geçiyorum. Taksi şoförû, yağıştan bozulan yollara girmemeye çahşırken şöyle diyor: — Şu belediye yollara hiç bakmıyor... Şoföre, "hangi partiden olduğunu" sordum. Yüzüme ba- kıp yanıtladı: — İki gün önceye kadar ANAP'lıydım, ama şimdi partisi- zim... SHP var, DYP, DSP, RP, sosyalistler. Bu kez çukura girdik. Şoför sunturlu bir küfür savurdu: — SHP'ye oy vermem, DSP'ye de... Erbakan hâlâ orta- lıkta mı? Demirel iyi de şu sosyalistleri hiç tanımadım. On- lara oy versem acaba Gorbaçov gibi mi çıkarlar? En iyisi mi, beklemek lazım... — Niye vazgeçtin ANAP'tan onu söylemedin, dedim... Kadıköy'e geiince yanıtını verdi: — Baksana abi, Semra Hanım'ı anamız deyip bağrımıza bastık, ama illa il başkanı olacağım dedi... Olur mu abici- ğim. kadın dediğin evindeoturur, erkek işine hiç kanşır mı? Cumhurbaşkanı eşi olmuşsun, ne işin var il başkanlığında. Bırak onu erkekler yapsın... İnan ki çok kızdım... Bıyıkh toplumumuzda ANAP'lı şoför kardeşimiz de paha- lılığa, enflasyona değil, Semra Hanım'ın 'kadınlığına' tepki koyuyor ve ANAP'a artık 'hayır' diyordu... Hayırlısı... ANADOCDAN YANIT SBP dünyada olup biteni yok sayamaz 2 de bulunduğu durumu gozünü kapayarak yok saydığı takdirde dünyayı ve Türkiye'yi doğru de- ğerlendiremez. O nedenle prog- ramımızda bu konudaki bö- lumler dünyanın gerçeğini yan- sıtmaktadır. SBP 'devlet sosya- lizmi'ne karşı olduğu gibi kapi- talist sisteme de hiçbir tereddü- de yer bırakmayacak biçimde karşıdır. Ve sosyal demokrasi- den en belirli farkı da budur. Programımızda bu konuyu şu şekilde anlattık: "Hem dev- letçi sosyalizm anlayışını hem de kapitalizmi reddeden SBP, Türkiye halkının önüne yeni bir toplum, siyaset ve hayat proje- sini; bir amaç ve bir yaşam bi- çimi olarak bütün dünya halk- larının birlikte mücadelesiyle kazanılacak sınıfsız, sömürii- siiz, özgür bir toplum için yeni bir demokrasi ve sosyalizm ta- sarımını koymaktadır." — Her şeye rağmen parti kurma eleştirisini nasıl karşılı- yorsunuz? ANADOL — SBP ne olur- sa olsun parti kurma, her şeye rağmen parti kurma kuşkula- rıyla oluşmamıştır. Dünyanın ve Türkiye'nin 2000'li yıllara gi- rerken içinde bulunduğu arayı- şa yanıt verebilmek, askeri dar- beleri bir daha gelmemek üze- re tarihin çöp sepetine atacak demokratik bir uğraş vermek, özgurlükçü, çoğulcu, katılımcı, her türlü tahakkume karşı olan yeni bir demokrasi ve sosyalizm partisini kurmak amacıyla or- taya çıkmıştır. Ve savaşımını bu inanvla sürdurecek ve yığınsal- laşacaktır. YALÇIN ÇAKIR — Geçmişin teori ve sistem- krine geniş ver verildiği, buna karşın Türki>e'den vetersiz söz edildiği savlarını nasıl karşıiı- yorsunuz? ANADOL — Bu tur savlara ve SBP hakkındaki haksız yar- gılara, programdan çok kuçük bir alıntıyla >anıt vermek isti- yorum; "SBP eşitlik, özgüıiük, sosyal adalet ve barış gibi ev- rensel değerlerin yaralılmasına, demokrasinin giderek kitlesel- leşmesine katkıda bulunmuş dünvadaki ve Türkiye'drki tum mücadelelerin ve Marksizmin mirasçısı, devamcısıdır." Programımızın 17 ve 18. say- falarında yer alan 'hukuk' bö- lümü Türkiye'nin İnsan Hakla- n Evrensel Bildirisi. Avrupa İn- san Haklan Sözleşmesi, Helsin- ki Nihai Sonuç Belgesi ve AGtK gibi tum uluslararası sozleşmelerin uygulanması. ölüm cezasının kaldırılması, DGM'lerin kaldırılması, tüm antidemokratik yasaların liste- sini çıkartarak teker teker tas- fiyesini önermektedir. Gerçek- ten SBP demokratik bir Türki- ye istemektedir. Bu bölümler çok büyük oranda Sayın Halit Çelenk tarafından kaleme alın- mıştır. Ve kendisinin programı- mıza değerli bir katkısı olarak nitelenmektedir. — Kevl M)s>alizm ve devletçi sosvalizm konusunda neler diı- şünüvorsunu/? ANADOL — SBP dunya- da olup bitenleri yok sayamaz. "Reel sosyalizmin" bugün için- B i t t i
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog