Bugünden 1930'a 5,403,657 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURtYET/4 THY'de uyuşmazhk • İs-Sendika Servisi — Hava-îş Sendikası'nın 1 nisanda grev uygulama kararı aldığı THY AO ve HAVAŞ'ta çahşan 10 bin 500 işçi için sürdürülen toplusözleşme görüşmelerinde dün de uyuşmazlık giderilemedi. Kamu işveren sendikası TÜHlS ve THY yöneticileri dün Hava-Iş'e yeni bir teklif verdiler. Hava-lş Genel Başkan Yardımcısı Nabi Delice, verilen yeni teklifin önceki gün verilen teklife göre 335 bin lira artış getirdigini ve ücretlerin en alt gnıpta birinci 6 ay için brüt 1 rnilyon 215 bin, ikinci 6 ay için bir milyon 676 bin liraya ulaştığını bildirdi.tşveren tarafının bu teklifin benimsenmesi durumunda uyuşmazhk konusu olan bazı idari maddeleri kabul edebileceklerini de ilettiğini belinen Delice, "Bizün bu teklifi kabul etmemiz mttmkün değil. Üyelerünizin insanca yaşamalanna yetecek gerçekçi bir ücret teklifi gelmeden de grev öncesinde ciddi bir topiu pazarlık gerçekleşemez" dedi. Çetin'den destek • NEVŞEHİR (Cumhuriyet) — SHP Genel Sekreteri Hikmet Çetin, gerçek bir genel affın "cezalann tüm sonuçianyla ortadan kaJdınlması" anlamına geldiğini belirterek, "Yine de cezaevindeki insanlann bayramlarını evde geçirmelerini sağlamak için her türlü girişime destek vereceğiz" dedi. Iktidarın tasarıyı bir an önce parlamentoya getirmesini isteyen Çetin, "lşkence suçu işleyenlere sınırlama getirilebileceğini" söyledi. Çetin, 7 nisanda belediye başkanhğı seçimi yapılacak Nevşehir'e giderken parti otobüsünde "tecü"le ilgili görüşlerini açıkladı. Ara rejimlerden sonra parlamenter sisteme geçilmesiyle genel affın kaçınılmaz hale geldiğini kaydeden Çedn, "Türkiye'de 12 Eylül dönemi hukuksuzluğu % dikkate alındığında genel af kaçınılmaz olmaktadır. Çunkü, o dönemde çok farklı uygulamalarla karşılaşıldı, aynı davalarda farkiı cezalar verildi" diye konuştu. Kırcalı'dan itiraz • ANKARA (UBA) — Eski Danıştay Başkanı Süleyman Sırrı Kırcalı, avukatlık başvurusunu reddeden Ankara Barosu Yönetim Kurulu kararına k,arşı Barolar Birliği'nde itiraz hakkını kullanacağını, gerekirse hak aramayı bakanlık düzeyinde de sürdüreceğini söyledi. Süleyman Sırrı Kırcalı, Ankara Barosu kararının henüz kendisine tebliğ edilmediğini, ancak basından izlediği kadanyla avukatlık başvurusunun reddedümesinin hakü gerekçelere dayandırılmadığını önesürdü. Çözüm erken geçim • ANKARA (UBA) — <YP TBMM Grup r^kanvekili Vefa Tanır Hf'^riyîe'jıin sorulanndan ve irThurbaşkanı Turgut yp mümküıT Ve?£> gün tartışmayKa plan mutabakat projŞl er <y le olanak görüşlerinK, açıklarken DYP'nin«Çu projeyle Türkiye'nin demokratikleşmesi y kamuoyu nezdinde bir görevi daha yaptığını belirterek, "Erken seçirn için taviz veriyoruz. 1 iktidara 'erken seçim \ yapmak kaydıyla anayasafc* istediğiniz ve bizim de mutabık olduğumuz bazj maddelerin degiştirilmesi için size yarJımcı oluruz' diyoruz" dedi. Kflpatnıaya fanama _ • ANKARA (ANKA) - Halkevleri Genel Merkezi izinsiz kurs açtığı gerekçesiyle Dikmen Halkevi'nin kapatılmasıoı kınadı. Halkevleri Genel Sekreteri Dr. Ergin Atasu yaptığı açıklamada, halkevlerinin 1932 yılında kamu yaranna kurulduğunu belirterek "Halkevleri tüzüğünün gereği belirli dokuz ana konuda eğitim yaparak yetenekli halk çocuklarını 59 yıldır hiçbir karşılık beklemeden eğitmektedir" dedi. HABERLER 31 MAKT 1991 DSP GenelBaşkanı Bülent Eceviften önerv Uhısal uzlaşma aııayasasıANKARA (Cumhuriyel Bü- rosu) — DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, bir Kürt Enstitü- sü yerine "Türkiye Kültürü Enstitüsü" kurulmasını önerdi. Ulusal uzlaşmayı yansıtacak bir anayasa hazırlanmasının gerek- liliğini vurgulayan Ecevit'in so- rulanmıza verdiği yanıtlann 2. bölümü şöyle: — Irak Knrtleri bir federe devlef veya ayn devlet kurariar- sa, "Türkiye'ııin güneydoğnsun- da çok sayıda Kürt yaşıyor, onun için Tiirkiye'nin bu bölgesi de o devlete katılmalı" döşttn- cesi ağıriık kazanabilir mi? ECEVİT — Bunu şimdiden söyleyenler var. Ama bu mantık dünyanın her bölgesinde sorun yaratabilir. örneğin Türkiye de bazı komşu ülkelerin belirli bölgele- rinde veya federe devletlerinde Türklerin çogunlukta olduğunu öne sürerek, o bölgelerin veya devletlerin Turkiye'ye katümala- n gerektiğini söyleyecek olsa yer yerinden oynar. önemli olan, bizim, Güney- doğu ve Doğu Anadolu'nun yan feodal yapısını değiştirip, hak- ça bir düzen içinde hızla geliş- mesini sağlamamız ve bölge hal- kı üzerindeki devlet baskısım kaldırmarruzdır. Bunlan başara- bildiğimiz oranda, Irak'ta kuru- lacak bir federe veya bağımsız Kürt devletinin Türkiye üzerijı- de hiçbir etkisi olmaz. Tabii, anadil yasağı gibi saç- malıklara da son verilmesi gere- kir. — Türkiye'de bir "Kürt kül- (ürii enstitüsü" kurulması gibi öneriier de günderae geliyor. O konuda ne düsünüyorsunuz? ECEVİT — Birkaç yıl önce, Aile dostumuz amerikab bir karı-koca Türkiye'ye gelmişler- di. VVashington'daki "Smithso- nian" Enstitüsü'nce Türkiye'nin tarihiyle ve külturüyle ilgilenen- ler için düzenlenen bir gezi prog- ramına katılıyorlardı. Ankara- ya geldiklerinde, kendilerini Po- lath yakınında, Midas'ın meza- rının bulundufu köye götur- düm. Bir köylü rehber bize ön- cülük ediyordu. Derince bir ka- zı yerinin yanında sohbet eder- ken, Amerikalı dostlanmız, "Katıldığıımz gezinin programı çok kanşık ve çok yüklü, her de- vir için ayn bir program düzen- lense daha iyi olurdu" dediler. Dostlanmızın bu sözlerini rehbere aktardım. Köylü rehber şöyle konuştu: "ŞTI yanında durdugumnz ka- zı yerindeki tabakalara bir ba- kın... Bu iç içe gecmis (abaka- lan tnnç çağı, Frig dönemi, Hi- tit dönemi, Lid>~a dönemi, He- lenistik dönem, Roma dönemi, Hıristiyanlık dönemi, Törk ve- ya Islam dönemi diye ayınp her biri için ayn ayn geziler düzen- lemek mümkün mü?" O köylürehberinsözlerinden, son zamanlarda Türkiye'de bir Kürt kültürü enstitüsü kurulma- sını savunan bazı ilerici aydın- lanmızın da alabilecekleri bir ders var... Türkiye'nin kültürü binlerce yıl boyunca öylesine de- gişik kökenlerden gelen kültür- lerin kaynaşıp bütünleşmesin- den oluşan bir alaşım ki bu ala- şımın öğelerini birbirinden ko- puk olarak incelemek olanaksız. Onun için, bence gerekli olan, bir "Türkiye kültürü enstitüsü" kunılmasıdır. Böyle bir enstitü, elbette, Türkiye kültürünün bü- milletindenim" diyen herkes, di- lerse Orta Asya kökenli Türk ol- duğunu da Kürt, Arap, Sürya- ni, Çerkez, Abaza, Gürcü, Laz asıllı Türk olduğunu da söyleye- bilmelidir. Nitekim söyleyebil- mektedir. Ermeniler, Rumlar, Yahudiler de ülkemizde, kendi etnik kira- liklerini korurken, Türk milleti ile bütünleşmişlerdir. Hiçbirine aynmcı gözle bakılamaz. — Cumhurbaşkanı Özal, Başkan Busn'a, Camp David'de "slratejik işbirligi" önerdigini açıkladı. Bu konuda ne düşünü- yorsunuz? ECEVİT — Sayın özal ABD Başkanı'na "stratejik işbirliği" önerisini Türkiye adına yapmış Türkiye adına yapılmış ciddi bir devlet önerisi gibi algılamamış olmalıdır. -v Sayın Özal'ın, olsa olsa, ken- di siyasal durumu ve geleceği için Başkan Bush'a "stratejik işbirliği" önerdigi düşünülebilir. Nitekim, basına sızan bir habe- re göre Sayın özal'Ia birlikte Camp David görüşmelerine ka- tılan Devlet Bakanı Sa>in Güneş Taner, ABD yetkililerine, "iste- diğimiz parayı vermezseniz se- çimlere zor durumda katılırız" demiş. Bu da Sayın Özal'ın, ABD'ye, Türkiye adına değil, kendi adına, kendi cıkarı ve par- tisinin çıkan uğnına, "stratejik işbirliği" önermiş olabileceğini doğruluyor. Ecevit, bir 'Kürt Enstitüsü' kuruiması yerine Türkiye Kültürü Enstitüsü' kurulması gerektiğini söyledi. DSP lideri Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, ABD'ye yaptığı 'stratejik işbirliği' önerisinin, Türkiye adına değil, kendi adma yapılmış olabileceğini belirtti. tunlüğü içinde Kürt katkısım ve öğesini de, komplekssiz olarak ve "Kürtler de Türk ırkından- dır" yollu ırkçıhk zorlamalan- na kalkışmaksızın, derinliğine inceleyebilmelidir. Türkiye'nin kültürü gibi hal- kı da etnik kökenlere göre bir- birinden aynlamayacak bir bü- tündür, bir aiaşımdır. Çünkü binlerce yıl boyunca, değişik ırk- lardan, kökenlerden ülkelerden gelenlerle daha önce bu toprak- larda yaşayanlann çocuklan, ay- nmsız kaynaşmışlardır. Onun için hep söylediğim gi- bi, Türkiye bağlamında "Türk" adı, bir ırkın değil, bir milktüı adıdır. Ama "ben Türk olamaz. Çünkü Türkiye Cum- huriyeti Devleti'nin yetkili or- ganlarında böyle bir karar aim- mamıştır. Sayın Özal'm "strate- jik işbirliği" ile ne demek iste- diği de bilinmemektedir. Gazetecüer ne demek istedi- ğini sorunca, Sayın özal, "Biraz sizier de bunun üzerin- de spekülasyon yapm, anlama- ya çalışın" demiş. Sayın özal ciddi bir devlet adamı olmayabilir. Ciddiyetten hoşlanmadığı da bellidir. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti cid- di bir devlettir. ABD de ciddi bir devlet olduğuna göre, herhalde, Başkan Bush, Özal'ın önerisini — Camp David göriişmele- rinden Özal'ın \eya Türkiye'nin güçlenerek çıktığı soylenebilir mi? ECEVİT — Camp David'de dostça ağırlanıp "stratejik işbir- liği"nin temelini atarak, ABD- de büyük üne ve saygınlığa ka- vuşan ilk Ortadofulu önder Sa- yın Özal değil. Daha önce Mı- sır Devlet Başkanı Enver Sedat da böyle ayncalıklardan yarar- lanmıştı. Fakat sonuç olarak, Mısır, Ortadoğu'da yıiiarca ya- payalnız kaldı. Amerika'dan al- dığı cömertce yardımlara karşın da ekonomik ve siyasal yaşamı- nı bir türlü düzene sokamadı. Onun için, uiusca çok dikkat- li davranmalıyız. Türkiye Cum- hurbaşkani'nm, Mısır'daki dev- let başkanı ile aynı konumda ol- madığını, tüzel anlamda "sorumsuz" olduğunu, kendi başına Türkiye*yi bağlayıa an- laşmalar yapamayacağını ve öneremeyeceğini, bürün dünya- ya duyurmalıyız. — Sayın Özal Amerika'va gi- derken, "tasiak" adı aldnda, ba- zı anayasa değişikligi önerileri açıkiandı. Bu konuda ne duşü- nüyorsıınaz? ECEVrr — Demokratik Sol Parti, yeni bir anayasa hazırlan- ması gereğiru ilk gündeme getir- naiş olan partidir. 1985 progra- mında bu konuyla ilgili özel bir bölüm vardır. Türkiye'mn yü- rürlükteki anayasaya sığamadı- ğını, bu anayasayla demokrasi- nin gerçeklik kazanamayacağı- nı, topluma huzur gelmeyecegi- ni artık herkes kabul ediyor. Onun için, bir an önce, ulusal uzlaşmayı yansıtacak bir yeni anayasa hazırlanmalıdır. Yeni anayasayı ulusal uzlaş- maya dayandınnanın yöntemini, 24 mart giinü büyük kurultayı- mızın aldığı bir kararda göster- dik. Bu kararda belirtildiği üze- re, bu yü, olabildiğince erken bir tarihte, seçmen iradesini çar- pıtmayacak adaletli bir seçim sistemiyle, genel seçimlere gidil- meüdir. Şimdiük anayasada, sa- dece, seçmen yaşını 18'e, millet- vekili seçilebilme yaşını da 25'e indirecek bir değişiklikle yetinil- meüdir. Bir geçicı anayasa mad- desi ile de erken seçimlerden sonra oluşacak Büyük Millet Meclisi'ne, en geç bir yıl içinde yeni bir anayasa hazırlayıp hal- koylamasına sunma görevi veril- melidir. Yeni Meclis bir yıl için- de bu görevi yerine getiremezse seçimlerin yenileneceği de önce- den hükme bağlanmalıdır. Ay- nı zamanda, işçi ve iş'veren ku- ruluşlannın, meslek odalannın, toplumsal örgütlerin, tarırn ko- operatiflerinin ve üniversitelerin temsil edileceği bir danışma ku- rulu oluşturulmalı ve yeni Mec- lis anayasa hazırlığı sırasında bu danışma kurulunun da katkıla- rından yararlanmalıdır. Bugünkü Meclis seçmen ira- desini görülmemis ölçüde çarpı- tan adaletsiz bir seçim sistemin- den kaynaklandığı için bu Mec- lis'ten çıkacak köklü anayasa değişikliklerinin ulusal uzlaşma- yı yansıtmadığı her zaman öne sürülebilecektir. DSP önerisi bu sakıncayı gi- derdiği gibi Meclis'te grubu bu- lunan muhalefet partilerinin er- ken seçim isteğini de karşıla- maktadır. BİTTt POÜTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇFTİIIKAYA IftarSofrasında Politika...Başbakan Yıldırım Akbulut'un Hilton Oteli'nde verdiği rf- tar yemeği liberal ve muhafazakâr kanadı uzlaştırmaya yö- nelik mi? Muhafazakâıiann İstanbul il başkan adayı Talat Yıimaz, bir uzlaşmanın söz konusu olmadığını, bunun altında baş- ka şeyler aramanın doğru olmadığını vurguluyor. Yıimaz şöyle diyor: — Başbakan bana çözüm yolunda hiçbir öneri getirme- di. Ben ANAP'a zarar verrniyorum. İftar yemeği bir uzlaş- ma için düzenlenmemiştir Kamuoyu biljyor, iptal edilen kong- renin galibi biziz... ANAP'ın liberal kanadından gelen haberter ise değişik. Akbulut'un verdiği iftar yemeğinin amacı açık seçik ortada: — Talat Yıimaz adayiıktan çekilecek, ama bir koşulu var. Yönetimde muhafazakâr ve liberallerin eşrt sayıda olmasını istiyor... Talat Yıimaz ise bu söylentileri yalanlıyor: — Hayır bu sadece iftar yemeğidir. Biz Akbulut'la çözüm konusunda anlaşmaya varmadık... Başbakan Akbulut, Cumhurbaşkanı Turgut Özal ABD ge- zisindeyken niçin fstanbufda iftar yemeği düzenliyor? Liberal kanadın önde gelen adları şöyle yanıt veriyorlar: — Akbulut, Sayın Turgut Özal a danışmadan, iftar yeme- ği veremez. istanbul'da bir nabız yoklaması yapıldı. Uzlaş- maya doğru gidifiyor. Sayın Cumhurbaşkanı, Akbulut'a 'Ben ABD'ye gıüığimde bu işi brtir' demiş. Şimdi Akbulut işi bitir- meye çalışıyor... Bir soru: — Yani Semra Hamm'ın il başkanlığında muhafazakâr- liberal ortaklığı mı? ANAP'lı liberal "Galiba öyle" diyor ve ekliyor: — İftar yemeğini genel merkez düzenliyor. Akbufut, parti içinde birlik ve beraberliği gerçekleştirmek için bu yemeği düzenliyorsa gayet iyi. Eğer, Özalların yokluğunda parti için- de kendi ağıriığını koyma gibi bir düşüncesi varsa kendisi bilir. ANAP'lı liberal bir kuşkusunu da şöyle yansıtıyor: — Eğer yemek Talat Yılmaz'ı destekleyen muhafazakâr- ların bir gösterisi haline dönüşürse o zaman Sayın Başba- kan'ın düşünmesi gerekir... Evet, ANAP'ta sıkıntılı ve gergin günler sürüyor.. Cumhurbaşkanı Özal'ın yokluğunda yetki tasarısı Yusuf Bozkurt Özal tarafından makaslanmış, bir başka deyişle kuşa çevrilmişti. Anayasa değişikligi de ANAP grubunda eleşti- rilmişti. Kürt sorunu ise askıya alınmıştı. Onun için Akbulut'un İstanbul Hilton'da verdiği iftar ye- meği değişik yorumlara neden oluyor. Birincisi; bu yeme- ğin liberaller ile muhafazakârları uzlaştırma amacı taşıdığı yolunda. İkincisi de hükürnette ve ANAP grubunda yok oten gücünü kanıtlamak için atağa geçtiği havasını yaymak. Acaba hangisi doğru? Sanınz ikisi de yanlış. Çünkü Cumhurbaşkanı'nın ABD ge- zisi hem hükümette hem de ANAP grubunda bir boşluğu doğurdu. Başbakan Akbulut'un, özal desteği olmadan ya da "buyruk" verilmeden bir şey yapamayacağı anlaşıldı... Hükümet, Cumhurbaşkanı Ozal'ı bekliyor... Kürt sorunu kamuoyunda tartışılırken hükümet susmayı yeğliyor. Özal'ın, ABD gezisi sırasında hükümetin suskunlu- ğu, bunun en somut örneği gösterilebilir. Kürtçe konuşma ya- sağını hafifleten yasa tasansının geri çekilmesi hükümetin tavirsızlığını yansıtıyor. Cumhurbaşkanı Özal. ABD'den dön- dükten sonra bu konu yentden gündeme gelecek hiç kuşkusuz. Cezaların ertelenmesi de aynı biçimde bir çizgi izfedi. Ak- bulut, "Af bayramda" derken, Adalet Bakanı, "Söz veremerr£; yanıtını verdi. ;>jt Evet. ANAP grubu ve hükümet Akbulut'u dinlemiyor. İstanbul ifçe başkanları Akbulut'u dinliyor mu? Ama Başbakan hiç umursamıyor bu olup bitenleri. İstanbul örgütüne Hilton'da yemek veriyor. Güçlü başbakan, güçlü genel başkan görüntûsü vermek için değil, Özal istediği için. DE3MİREL, ÖZAL'A ARKA ÇIKT1 Yumiırta ataıılan kınadı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)— DYP Ge- nel Başkanı Süleyman Demirel, Cumhurbaşka- nı Turgut Özai'ı hem eleştirdi hem de arka çıktı. Demirel, "Cumhurbaşkanı kim olursa olsun New York sokakiarında domates ve yumurtaya ma- ruz kaJmasını kınıyonım. Bu, o üikenin demok- ratik olduğunu degil orada saygısızlığın hâkim olduğunu gösterir" diye konuştu. DYP Gençhk ve Kadın Komisyonu'nca her ay düzenlenmesi kararlaştınlan "htir kürsü" pane- linin iJkinde "anayasada cumnarİMşkaauun yeri" tartışıldı. Konuşmacı olarak Prof. Dr. Erzan Er- zurumluoğlu ile Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Ahmet Tan'ın katıldığı toplantının açılış konuşmasını yapan DYP lideri Demirel, anaya- sada cumhurbaşkanının yerinin belli olduğunu ancak, cumhurbaşkanı olan kişinin o yerde dur- madığını söyledi. "Cumhurbaşkanı olan kişinin çıktıgi yer doğ- ru, çıkış şekli oturuş şekli yanlış" diye konuşan Demirel, kurallar, kurumlar ve prensiplerin ait üst olması durumunda rejimin sağlıklı işleyeme- yeceğini belirtti. Demirel, Türkiye'nin anayasa yapmayı beceremediğini, anayasa yapsa bile uy- gulamasını başaramadığım anlattı. Şekli kurallara uyulmasının yeterli olmadığı- nı kuralların özünün dikkate alınması gerektiği- ni vurgulayan Demirel, ABD'de Cumhurbaşka- m Özal'a yöneltilen, domatesli, yumurtalı pro- testo eylemine de değinerek, şunlan söyledi: "Türkiye Camburbaşkanı kim olursa olsun New York sokaldannda domates ve yumurtaya maruz kalmasım kmıyorum. Bu bir asagılık olay- dır. Biz burada her şeyi tartısınz ama dışansı söz konusu olunca birlik ve beraberiik içinde>1z. Bu olay, o üikenin demokratik oldugunu göstermez. O ülkede savgısızlığın hâkim olduğunu, aytbın yapılabildigini gösterir. Bunu kınıyonım, görii- lüyor ki, dostumuz diye sanldıgımız devletler, Türkiye'ye yönelik asırük nefretlerin yeri olmuş- tur." Konuşmacılardan Prof. Erzurumluoğlu ise, 1982 Anayasası'nın sorumsuz olmasına karşın cumhurbaşkanına normalin ötesinde yetkiler ver- diğini belirtti ve bunu, "Çünkü 1982 Anayasası faukuka göre degil, Evren'e göre düzenlenraiştir" diye açıkladı. Ahmet Tan da konuşmasında, cumhurbaşka- nmı anayasal konumu ve Türkiye'deki uygulama- iar konusundd gazetecilikte karşılaşılan çeşitli olaylardan örnekler verdi. Tan, "ÖzaJ tipi bir cumhurbaşkanının anayasa içinde bulunmadığım" söyledi. 13. yüzyılda Magna Car- ta'mn kralın yetkilerinin kısılması esasına dayan- dığını anımsatan Tan, "Ama 20. yüzyıl biterken deresmikraiımızın yetkileri artunimak isteniyor" dedi. Tan, Özal'ın yasama ve yürütmeden sonra, anayasadaki yetkilerini eğip bükerek yaptığı ata- maJarla yargıyı da ele geçirme aşamasına geldi- ğini belirtti ve "askeri yönetimin liderini bile memnun eden anayasa Sayın Özal'ı memnun et- miyor. Sayın Özal belki onu çok demokratik bu- luyor. O S kişi tarafından hazırlanmıştı, şimdi bir kisi tarafından hazırlanraak isteniyor" diye konuştu. ŞİŞLİ BELEDİYESİ TAKAFEVDAN YAPTTRILAN A3VKET; SHP'nin oyu yüzde 24.1 İç Politika Servisi— Şişü öe- lediyesi bir kamuoyu araştırması yaptırarak Şişli ilçesindeki seç- menlere "Son seçimden bu ya- •a Şişli Belediyesi hangi çalıs- malan gerçekleştirdi" sorusunu yöneltti. "Yüzyüze anket" yön- temiyle gerçekleştirilen araştır- ma sonunda görüşülen denek- lerden yüzd« 60'ı "hiçbir çaltşmayı" söyleyemedi. Yapılan çalışmalan sıralayarriardan yüz- de ll'i "yol yapımı", yüzde 6'sı ise "doğalgaz" diye yanıt verdi. Geçen yıl da yapürılan ankette "denetlemelerin yeterli oldugunu" söyleyenlerin sayısı yüzde 6 iken bu oran bu yıi yüz- de 3'e düştü. Şişli Belediyesi'nin Yönelim Arâştırma adlı şirkete hazırlat- tığı anket sonuçları 35 sayfalık bir rapor halinde bastırılarak dağıtıldı. "Son seçimden bu ya- na Şişli Belediyesi hangi çalış- malan gerçekleştirdi" şeklinde- ki asıl sorunun yanı sıra "Şişli Belediye Başkam kimdir" sonı- su da deneklere yöneltildi. Şiş- lili seçmenler bu soruya yüzde 97 oranında Fatma Girik yanı- tını verirken yüzde 3 de büme- diğini söyledi. Yapılan çalışma- larla ilgili sorulan soruya alınan yanıtlardan "en yarartı bulunan calışmalar" konusunda "Çöp, yol, doğalgaz" ilk sıralan pay- laştılar. Araştırmanın 'gıda maddele- ri satışı" bölümünde bu tür yer- lerin denetlenmesiyle ilgili ola- rak Şişli ilçesi sakinlerinin yüz- de 27.1'i "Yapılıyor, olumlu, de- vam etsin" dedi. Denetimleri "yetersiz" bulanlar yüzde 26.3, "Hiç denetim vapılmıyor" di- yenler ise yüzde 9.6 olarak çık- tı. Belediyenin "temizlik" çaly- malarının "yeterliliği"ne de seç- menlerden yüzde 25.5'i "yeter- M", yüzde 57.8'i de "yetersiz" ya- nıtını verdi. "Çöpün düzenli ve daha sık toplanmasını" isteyen- lerin oranı 1990 yılmda yüzde 19 iken, bu kez yüzde 32 bu talep- de bulundu. Çöp konusunda "vatandasın yapması gereken- ler" başlıklı bölümde ise yüzde 38, "vatandaşın çöpleri torbala- ması"nı, yüzde 18 "kutu ve bi- donlara atmasını", yüzde 15'i ise "sokaklarm da vatandaşiar ta- rafından temizlenmesi"ni öner- diler. Çukurların sorum- lusu olarak "yüzde 47.3 ile Şişli Belediyesi 1. sırada yer aldı." Onu yüzde 22.3 ile Anakent Be- lediyesi izledi. Belediyeden "şikâyetçi" olanlar yüzde 46.3, olmayanlar ise yüzde 53.7 ola- rak kayıtlara geçti. Anketin son bölümünde "Bugün seçim olsa belediye başkanlığı için bangi partiye oy verirdiniz" sorusunun sonuçlari ise "Yüzde 24.1 SHP, 8.4 ANAP, 5.1 DSP, 4.8 DYP, 7.8 RP, 3.4 DMP, 27J kararsız, 12.7 yanıtsu" olarak çıktı. Dört başlı cüce: SHP SHP'deki hizipler, Anayasa değişikligi, Kürt sorunu ve Af konusundaki görüşlerini açıkladı: Hepsi birbirinden farklı... BaykaJcılar, genel merkezciler, öçüncü dünyacılar, yenilikçiler. Görüşlerden görüş beğenin... Talana güvence TBMM'de görüşülmeyi bekleyen İmar Yasası değişikligi, kentlerin kellesini hükümete teslim ediyor. İmar yetkisi, belediyelerden alınıyor. Kentlerimize sahip çıkalım Oscar'lıbirTürk... Altın Portakal'la, televizyon dizileriyle gelmeyen "şöhrefi, Oscar'la yakalayacak mı? Nur Sürer'in albümünden... •TSYD'de ihraç kavgası "Camia"da fırtına koptu... Dernekten atılan Ali Sami Alkış, suçluyor: "Spor tüccarlığı başladı" • Irak Kürtleri'nin başarısı komşu ülkeieri de etkileyecek • ABD Türkiye'yi neden sattı? • Ölümle biten bir aşk: "Leyla" alevi, "Mecnun" sünni olursa... nenerede Marlon Brando'nun doğum günü, "Kan Kardeşleri", İstanbul'un kafeleri, Ankara'nın vitrinleri, İzmir'in sinemaları... Kentlinin rehberi Ekran gerisinden keyifli ve ürkütücü haberler OzelTV sadece porno ve Özal mı?#"Özel TelevizyorTa soyunan kuruluşlar... Daıteyi kim haber verir?.. Ekranda seksin çekiciliği... Özal'a sığınanlar... • Türker İnanoglu (Ulusal Radyo Televizyon): "Yasa çıksın, bir hafta sonra yayındayız ve bir numarayız..." • Rahmi Er (Türkiye Gazetesi Radyo Televizyonu): "Sony firması taa Amerikalardan haber almış, cihaz satmaya geldi." • Ali Baransel (TRT Yüksek Kurulu üyesi) : "Onümüzdeki ayiarda özel —TV yasağı kalkacak" ;— DÖRT BASLI CUCE:$HP DERGI BİRDEN ] EKRANIN GERİSİNDE OLÜP BİTENLER noKtaHAFTALIK HABER DERGİSİ O TELEV SADECE POBM
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog