Bugünden 1930'a 5,394,333 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

31 MAKT 1991 HABERLER CUMHURİYET/3 Antalya'ya bağlı Kaş ilçesinin karşısında Türkiye kıyısından 2 km uzaktaki ada "kaçış kapısı" gibi Meis'ekaçan kaçanaSon zamanlarda Türkiye'den Meis Adası'na kaçışlarda belli bir artış gözleniyor. Kaş'a alışverişe gelen bazı Meisliler, her hafta adadan Yunanistan'a 20-30 kişinin gönderildiğini, bunlann tümünün Türkiye'den gelen kaçaklar olduğunu öne sürüyorlar. nmdan balıkçı motonı çalan bir grup, Yunanistan'ın Meis adası-BÜLENT ECEVtT ANTALYA — "Finike lima- na kacarken Kale ilçesi Uçağız nından çaldıklan balıkçı moto- köyii yakınlannda açık denizde, ru ile Yunanistan'ın Meis Ada- botlaria denize açılan jandarma sı'na kaçmak isteyeo 8 kişi ya- tarafından yakalandılar. kalandı. Bu kişiler Uk sorgulannda, Aotatja'ıun FinikettçesiHm»-Yunanistao'a iş bulmak için git- mek istediklerini söylediler. Olayla ilgili sonışturma sürii- yor." Kimi zaman bölgedeki muha- birlerimizden, kimi zaman da ajanslann telekslerinden hemen her gün bu içerikte bir haber ge- liyor. Yıllardan bu yana siyasi suçlular için bir "kaçış kapısı" olan Kaş ilçesine komşu Yuna- nistan'ın Meis adası, artık işçi simsarları için bir "kazanç kapısı" olmaya başladı. Ama bölgede güvenlik önlemleri de arttırıldı. Yılmaz Güney'in de bu yolla Türkiye'den kaçtığı ve birçok adi suçlunun da aynı kapıyı kulla- narak >Tirtdışına gittiği Kaş, Ka- le ve Kekova, coğrafi olarak ka- çışa uygun bir yöre. Bölgedeki güvenlik görevlileri, açık denizin çok kısa olması nedeniyle yaka- lamanın ve takip etmenin zor ol- duğunu belirtiyorlar. Meis adası, Kepeztepe Bur- nu'na 1.2 mil, yani yaklaşık 2 bin metre uzaklıkta. Kaş lima- nından Meis limanma uzakhk ise 4 mil (7 bin 200 metre). Me- is, Türkiye'ye en yakın Yunan adası. Yani Türkiye'nin burnu- nun dibinde. Son bir Vıldır iş umudu için "kaçarak" yurtdışına gitmek is- teyenlerin sayısında önemli bir artış var. Sık sık Kaş'a gelerek alışveriş yapan Meislilerin verdi- ği bilgiye göre her hafta yakla- şık 20-30 kişi Meis'ten gemi ile Rodos'a gönderiliyor. Meisliler, bunlann tamamırun Türkiye'den kaçarak adaya gelenler olduğu- nu söylüyorlar. 18 yaşındaki balıkçı Adem Şa- "göx"dür. isünü anlatıyor KAŞ'IN ALTI MEtS— Kaş'Un bakınca Meis'teki binalar çıplak gözle bile seçilir. 2 km nzaklıktaki adanın isminin anlamı Iskender Gayın, 5 Ekim 1990 günü Meis Adası'na kaçışlannın öyku 6 Kafayı çektik, Meis'e çıktık'ANTALYA (tumhuriyet) — 23 yaşın- daki İskender Sayın, 5 Ekim 1990 günü akşamı iki arkadaşıyla "kafa çekerken" fcendilerinî bir tekne içinde Meis'e gider- ken bulmuştu. Yanlarına aJdıkları şara- bı içe içe sabaha karşı 05.00 sularmda Meis Adası limanına yanaştıklarmda kendilerini karşılayan kimse olmamıştı. Karaya çıkıp karakolu aradılar. Aralann- da Ingilizce bileni karakoldaki görevliyle konuştu: — Biz geldik, Türkiye'den kaçük. Görevliden aldıkları yanıt şaşırtmıştı: — Sabah 8de gelin. İskender Gayın, Meis'e kaçış öyküsü- nün ilk basamağını böyle anlatıyordu. "Gerçekten şaşırmıştık potisin davra- nışına. Neyse biz daha ayılmaya çalışır- ken Meis Adası'nı boydan boya gezdik. Kimsenin bir şey dediği yoktu. Sabah sa- at 08.00 olunca karakola tekrar gittik. İfademizi aktılar. Diğer arkadaşlar siyasi iltka isfedJklerini söylediler Ben ise bil- miyordum neden kaçtıgımı. Dedim ki; iş bulmak için kaçtım. Avrupa'da çalı- şıp para kazanacağım." Türkçe bir tercüman yardımıyla ifade- ler ahndıktan sonra doktora gönderildik- lerini söyleyen Gayın, akşama kadar ka- rakolun bahçesinde oturduklannı ve Ro- dos'tan gelen gemiyle adadan ayrıldık- larım belirtti. iskender Gayın, anlatma- ya devam ediyor: "Gemiye bindigimizde bir de baktım ki bizden önce kaçıp gelen 22 Tiirk da- ha var. Birimk beraber 25 kişi olduk. Ya- nımıza bir sivil polis verdiler ve Rodos'a gittik. 1 gün Rodos'ta nezarette kaldık. İskender Gayın, BM tarafından ken- dilerine kalacak yer olarak Cansascity adında bir mülteci otelinin adının veril- diğini, ancak oraya gittiklerinde yer ol- madığından sokakta kaldıklarını söyle- di. ! — bk giin sokakta mı kaldınız? GAYIN — Hayır, Atina'da Omanya diye bir meydan var. Orada parkta otur- muştuk. İki doğulu Türkle karşılaştık, tanıştık. Onlar ev kiralamışlar. Oraya git- tik 2 gün filan kaldım. Sonra bizim ar- kadaşlardan da ayrıldım. Kızdım onla- ra, beni sürükledikleri için. Sonra yine aynı meydanda otururken, yaşlı bir Yu- nanlı çiftle tanıştım. Türkçe biliyorlar- mış. Babaları mı ne, Kayseriliymiş. Be- ni yanlarına aldılar. tş buldular. — Ne işi? Çalışmak serbest mi? GAYIN — Hayır, hayır kaçak tabii ki. — Kaçıp gidenler arasında dönmek is- teyenler olmuyor mu senin gibi? GAYIN — Bak abi, asıl bunu yaz iş- te. Orada yaygın bir kanı var. Aslında gelmek isteyen çok da Türkiye'de işken- ce yapacaklar diye korkuyorlar gelme- ye. Ben de aslında çok korkmuştum. Ama hiç de öyle olmadı. İnanın kimse- nin bir şey yaptığı yok. Hepsi hepsi Pa- saport Kanunu'na muhalefetten 10 bin lira para cezası ödedim. Memleketi Kale'de eski işi olan tuha- fıye mağazasının başına geçen İskender Gayın'a, "Geçmiş olsun" deyip yanından aynlırken ardımızdan "Mutlaka yazın, geri gelmek isteyen gelsin. Dönenlere Türkiye'de işkence filan vapmıyorlar" di- ye bağırıyordu. hin, tur başına 4-5 mılyon lira alarak 10-20 kişi arasında deği- şen gmpları Meis adasının bir kıyısına bırakıp dönüyor. Son olarak Kale ilçesi Çayağzı böl- gesinden kaçırmaya çalıştığı 9 kişi iie birlikte jandarmalar ta- rafından takip edilmesi üzerine denize atlayıp yüzerek kaçan Adem Şahin, daha sonra jan- darma karakoluna gidip teslim oldu. Adem Şahin ile teslim olma- dan önce "kaçış"ı konuştuk: — Sana müşterileri kim geti- riyor? ŞAHİN — Derviş Işli diye bi- ri getiriyor. Genellikle de doğu- dan, iş bulup çahşıp para kazan- mak için kaçıyorlarmış. Tabii başka müşteri bulanlar da var. Mesela Hanefi Karadağ diye bir adam var. Asıl patron o. Birçok kişiyi kaçırdı buradan. Sayısını kendisi bile bilmez sanırım. — Nasıl buluşuyorsunuz ka- çacak olanlaıia ve Meis'te nere- ye bırakıyorsun? ŞAHİN — Kale'de Hodri Meydan kahvehanesinde bulu- şuyoruz. Tekneye gelip gidiyo- ruz. Meis'te kıyıya yanaşıp bıra- kıp geri dönüyorum. Limana bı- raksam beni de alırlar, sonra tekneme el koyarlar. Adem Şahin'in sözünü ettiği Derviş İşli, bugüne kadar yaka- lanamazken Hanefi Karadağ 18 Şubat 1991 günu kaçakları bıra- kıp geri dönerken Kale jandar- ma ekipleri tarafından yakalan- mıştı. Yetkililer son 6-8 aylık rakam- lan verirken kaçış olaylarırun bu dönemlerden sonra daha fazla arttığını belirtiyorlar. Mayıs 1990'dan bu yana Kaş'tan 13, Kale'den de 24 kişi kaçarken ya- kalanmış. Ancak kaç kişinin kaçmış olduğuna ilişkin kesin bir rakamı bulmak ise olası de- ğil. Çünkü Yunanistan hüküme- ti kaçanların adlarıru vermiyor. Kaçanların çoğu da nUfus kâğıt- lannı denize attıktan sonra ada- ya çıkıyorlar. Kaş gümrük görevlileri, Meis Kaymakamı'nın 1990 yılında Kaş'a geldiğini ve bu arada ka- çanların hiç değilse isimlerini kendilerine bildirmelerini iste- diklerini anlattılar. Meis Kay- makamı'nın, "Kaçanlarm isim- lerini, aileierine baskı yapacagı- nızdan korktuğumuz için veremeyiz" dediğini belirten gö- revliler, her hafta yaklaşık 20 ki- şinin kaçtığını tahmin ettikieri- ni açıkladılar. Bu arada son aylarda Meis L ten Kaş'a alışveriş için gelen Yu- nanhlar, adaya haftada iki gün Rodos'tan gemi geldiğini, her seferinde 10 kadar kaçak Türk- ün Rodos'a götürüldüğünü söy- lüyorlar. Güvenlik görevlilerine göre Kaş ve Kale'den kaçmak çok ko- lay. Aynca jandarma komutan- lığına ait tekne olmadıgı için de kaçaklan takip etmek olanaksız. Bir güvenlik görevlisi dertlerini, "Denizden kaçanı karadan na- sıl kovalarız" diye özetliyor. Tarihi, töreleri, kültür ve inançlan tartışıldı Berliırde Alevi haftası Berlin'de, Anadolu Alevileri Kültür Merkezi tarafından düzenlenen 'Anadolu Alevileri Kültür Haftası'na çeşitli ülkelerden çağrılı bilim adamları, araştırmacı ve yazarlar katıldı. "Hat Sanabnda Alevi Kültüni" gibi konular irdelendi ve tartı- şıldı. Toplanülar çok büyük il- gi gördü ve her gün bin kadar kişi tarafından izlendi. İlk günü haftanın açüışını ya- pan "Anadoln Alevileri Kültür Merkezi" Başkanı Ali Asker Aslao, konuklan selamladıktan sonra Aleviliğin din, ırk, renk, dil farkı gözetmeyen humanist felsefesini anlattı, "Anadolu'da özgürlüklerin var olmasının te- md koşohı lafldiktir " dedi. Ale- vilere yapdan baskılan ve iftira- lan kınadı. Açıkoturumlar dizi- sinin ilk konuşmacısı Prof. Dr. Kıvanç Ertop, sayıları giderek artan Alevilik üzerine yayınları ele aldı ve bu yaymlarda, Şiihk, Alevilik, Bektaşüik gibi kav- ramların farklı anlamlarda kul- lanıldığını, bunun yanlış anla- malara ve hatta suçlamalara ne- den olduğunu öne sürdü. Strasbourg'dan gelen Prof. Ireoe Melikoff, "Alevilikte tnanç" başlıklı konuşmasında Bektaşilikle Alevilik arasındaki farklan anlattıktan sonra "Bek- taşiler kentlere, Aleviler köyle- re dayanır" dedi ve "Ba bir Türk olayıdır. Antikonformist- tir, yani dinin dış göriinüşleri- ne itibar etmez, Tann'ya inan- mak için mescide gitmek, beş vakit namaz kılmak, oruç tut- mak gerekmez. Bulunduğu yer- lerin geleneklerini ve hatta inançlannı da içine alıp öziim- ser. Çok derin hamanizoıası vardır" şeklinde aynntıh bilgi verdi. "Aleviliğin İslamdaki Yeri" üzerine bir konuşma yapan Rot- terdam Üniversitesi'nde öğretim görevlisi yazar ve araştırmacı Prof. Dr. Fuat Bozkurt, konu- GÜNER YÜREKLtK BERIİN — Geçen günlerde Berlin'de ilk kez, çok geniş kap- samlı bir "Anadolu Alevileri Kültür Haftası" gerçekleştirildi. Kentin merkezinde, "Dünya Kültürieri Evi" denilen kongre binasında, binlerce kişinin katı- lımıyla gerçekleştirilen haftada, Alevilerin tarihi, töreleri, kültür ve inançları tüm ayrıntıları.yla anlatüdı ve tartışıldı. Berlin'deki "Anadolu Alevileri Kültür Merkezi" tarafından düzenle- nen haftanın ilk üç günü açıko- turumlara, tartışmalara, diğer Oç günü ise Aleviliğin inanç ve yapılanmasında önemli yeri olan; saz, deyiş, deme, şiir eşli- ğinde semahlara ayrılmıştı. Anadolu Alevileri Kültür Haf- tası bugün gerçekleştirilecek 'Cem' ile son bulacak. İlk üç günü açık oturumlara, lstaabul, Izmir, Strasbourg ve Rotterdam'dan çağrılı, gazete- miz yazarı tlhan Selçuk, Nejat Birdoğan, Atilla Özkınmlı, Prof. Kıvanç Ertop ,Prof. Dr. tbrahim Armağan, Prof. Dr. Fuat Bozkurt, Prof. De Jong, Prof. Irene Melikoff ve Prof. Dr. S«rver Tanilli gibi bilim adamı, araştırrnacı, yazar kişi- ler katıldılar. Açıkoturumlarda, "Son Çıkan Alevi Yayınlannda Çeüşkikr ", "Anadolu Alevi Ocaklan'mn Knruloşu, tşlevle- ri, Yayılmalan", "Alevilikte İnanç", "Aleviliğin İslamdaki Yeri", "Alevilik Yeniliklerin, Çagdaşlaşmanın Neresinde- «rî", "Anadolu Kurtuluş Sa- vaşı ve Cumhuriyet Devriminde Alevilerin Yeri", "Laiklik ve Anadohı'daki Aleviler'in Yeri", "Anadolu'da Selçuklu ve Os- manlıya Karşı Alevi İsyanlan", nun çok eski tarihsel boyutlan- m ele aldıktan sonra "Bu eski uygarlıkların kalıntıları Alevi- likte benzer biçimlerde yaşamaktadrr" dedi Yazar ve araştırmacı Atilla Özkınmlı da Aleviliğin özünde bir başkaldın olduğunu tarihst"! öraekleriyle anlattı. Anadolu'- ya gelen Türkmenlerin Sünnili- ğin katı kalıplanna girmedikle- rini, kendi kültürleriyle, Anado- lu'da buldukları kültürü yoğu- rup yeni bir inanç biçimi orta- ya çıkardıklanru söyleyen özkı- rımlı, bu inanç biçiminin özel- likle Osmanlı döneminde bir başkaldın ideolojisi olarak in- sanları peşinden sürüklediğini belirtti. Ilhan Selçuk, "Anado- lu Kurtuluş Savaşı ve Cumhu- riyet Devriminde Alevilerin Yeri" başlıklı konuşmasında Mnstafa Kemal'in Çelebi Ce- malettin Efendi ile 23 Aralık 1919'daki buluşmasını anlattı. Atatürk'ün Sıvas Kongresi'- nden sonra Ankara'ya giderken Haa Bektaş'a uğradığını, Çele- bi" ile Mustafa Kemal arasında cumhuriyet rejimine yönelik iş- birliğinin Uk adırrunın bu buluş- mada atıldığını belirten İlhan Selçuk, "Birinci Büyük Millet Meclisi seçim karan vererek da- gılınca Hacı Bektaş Çelebisi, 23 Nisan 1923 te bütün Alevilerin ve Bektaştterin Mustafa Kemal'i desteklemeleri için bir bildiri yayımladı" dedi. Atatürk yan- daşlannın seçimleri kazandıktan altı ay sonra 29 Ekim 1923'te .cumhuriyetin ilan edildiğini ha- ürlatan İlhan Selçuk, I924'te hi- lafetin kaldınlmasıyla Alevilerle Sünnilerin ve öteki bütün din ve mezheplerin iktidar karşısında eşitleştiklerini söyledi. İlhan Sel- çuk, "Anadolu Aleviliği, Kur- tuluş Savaşı'nda ve cumhuriyet devriminde halka dönük dur- muş, duşünce ve eylemde Ata- türk'le biıiik olmuştur. Bu yö- neiişin gerekçesi, Alevilik inan- cının içeriginde belirginleş- mektedir" şeklinde konuştu. 73ün ustu». B A ... TYT BANK güvencesidir. Tasarruflannıza yüksek gelir ararken, onun da üstünde güvence ararsınız. TYT BANK'a gelin. Yüksek geliri TYT BANK güveniyle kazanın. TYT BANK Faiz Oraniarı lay vadeli : % 5 6 + 3 ay vadeli : 6 ay vadeli : 1 yıl vadeli : 30 Nisan 1991 'e kadar açılacak hesaplara uygulanacakiır * 1 Nisan 1991 tarihinden itibaten geçertkjir. TÜRKİYE TURİZM YATIRIM ve DIŞ TİCARET BANKASI A.Ş. Merfcez Şabe / Harbiye : Eda S. Ceyhan 131 50 27 Nunıosmaniye Şnbesi: Sevda Cengiz 512 86 44 Ankara Şubesi: Necdet Balta 127 28 72 Antalya Şubesi: Utku Çapaner 17 73 02 K İzmir Şubesi: Çetin Aksu 13 53 54 BUGUN AUSIRMEN Sinemalı Günler... Kuru köfteler, lop yumurtalar bir gün önceden hazırlanır- dı. Salı sabahı, yeğenim Gülsen de ben de içimiz pırpır ede- rek saatin 14.00 oimasını beklerdik. Ve de bir saat önceden vırvırlanmaya başlardık "ne zaman gideceğiz?" diye. Sonun- da Safiye yengem bizleri ve nevaleleri alırdı, yola koyulurduk. O sıralarda daha ne Gülsen okula gıdiyordu ne de ben. Ama ikimizin de sonuna dek savunduğumuz görüşleri vardı ve bu yüzden bütün bir hafta tartışırdık. Ben kovboy filmi Is- terdim ya da casus... Film oğlanlı olmalıydı ve oğlan da vur- duğunu devirmeliydi. Gülsen ise kızlı filmlere bayıiırdı. Gü- zel giysiler, tuvaletler görmek ısterdi. Aslında tartışmamız boşunaydı. Çünkü Hale Sineması'nda (şimdiki Reks) ne oynuyorsa onu izleyecektik, seçimimiz yok- tu ki. Hale Sineması'nın gişesindeki hanım tanıdığımızdı, bizi biletsiz sokardı. Günün ilk seansından sonuncusuna kadar aynı filmleri izler dururduk. Beyazperdedeki gdrüntüler, hayaller karşısında kendimiz- den geçerdik. Ben asıl oğlanın yerine kendimi koyduğuma göre herhalde Gülsen de herkesin hayran olduğu o güzel boyunlu, tuvaletli, pırlanta kolyeli kadının (Ingrid Bergman) kendisi olduğunu düşlerdi. Sinemalı günlerim çok erken başlamıştı. Her hafta gide gide o zaman ayırdında olmasam da sinema dilini öğrenmeye başlamıştım. Oykü sanıtdığı kadar kişisel değil. Benim kuşağımdaki han- gi çocuk, bizden önce yetişmiş hangi yazar, kim, günesli gün- lerden, hatta o zamanların canım güzel denizinden bile vaz- geçmek pahasına, o karanlık salonlarda maceradan mace- raya koşmamıştı ki? Sinemanın düşlerle dolu, büyülü dünyası ile yoğruluyor- duk. Otuz yaşlarına kadar her yerde her köşede her kentte beyazperdedeki düşler dünyasının peşinden koştum. Yetmişli yıllarda koptum sinemadan. Daha doğrusu yetmişli yıllann Türkiyesi sinema açısından tam bir çöl kuraklığınday- dı. İkinci, üçüncü sınıf Arnerikan filmlerinden başkasını gö- remiyorduk ve dolayısıyla da sinemaya gitmemeye başladık. Sonra televizyon çıktı. Artık filmler çocukluğumda düşlediğim gibi, evimizde oy- nuyordu ve uykumuz gelir gelmez içeriye yatağa koşabiliyor- duk. Film bitiminde uyku sersemi sokakları tepmek zorun- da değildik. Salonun karanlığında sevgililerin elini tutacak yaşı da geçmiştik. Sihirli kutu, büyülü dünyayı odamıza sok- muştu. Ama kabul etmek gerekir ki televizyonla birlikte sinema- nın büyüsü de solmuştu. Kötü filmler ve TV'nin rekabeti sinemayı yıkıyordu. Salon- lar birbiri ardından kapanıyor, bir zamanlar yaşamın onsuz olmaz sandığım sinetna, çekiciliğini tümden yitiriyordu. Seksenli yıllann başlarında bu ortamda başladı "Sinema Günleri" ve zamanla İstanbul Film Festivali'ne dönüştü. Ken- tin sinema salonlarında, dünyanın dört bir kosesinde çekil- miş filmier gösteriliyordu 15 gün boyunca. Yepyeni bir dünya açılmıştı önümüzde. Bir avuç insan bir araya gelmişler, 7. sanata gönül verenlere tadına doyulmaz yapıtlar sunuyorlardı. Yeniden sinemanın büyülü dünyasına dalmıştık. Artık film- lere daha eleştirel gözle bakıyorduk. Ama özünde yaşamı dı- şarıda bırakıp, yaşamın ta kendisini ızlemeye girdiğimiz sa- lonlarda fazla bir şey değişmemişti. Yepyeni bir dünya, ya- şamımıza yeni boyutlar katıyordu. Bu yıl 15 kadar film izleme olanağı buldum. Polonya'dan Rusya'ya, Hindistan'dan Mısır'a, ABO'den italya'ya, Fransa 1 >• dan Türkiye'ye kadar birçok ülkenın seçkin filmlerinin peşin- den koştum ben de diğer sinema tutkunları gibi. Sinema günleri, yalnızca 7. sanata gönül verenlere en ye- ni, en seçkin yapıtları sunmakla kalmadı, can çekişen sine- maya çoğu genç olan yeni seyırciler kazandırdı. Birden İstanbul sinemalarında festival dışında da güzel filmler gosterılmeye başlandı. Uluslararası festıvale dönüşen Sinema'Günleri'nin canım dişine takmış düzenleyicileri, id- diayı kazanmışlar, sinemayı ülkemizde yeniden canlandırmış- lardı. Hepsine candan teşekkürler sunmak görevimiz. Gelecek yıllarda, şenliklerin daha da yaygınlaşmasını baş- ka kentlerimize de sıçramasını dileriz. İstanbul Uluslararası Rlm Festivali bugün sona eriyor. Ama üzülmeyin, bu organizasyonun yarattığı olumlu ha- vanın da etkisiyle, sinema şenliği sürüyor Sinema koskoca bir yanılsama, koca bir düş, bir yalanlar dünyasıdır ve sinema gerçeğin de hayatın da ta kendisidir. Koşun sinemaya, Kurulun koltuğa, birazdan ışıklar sönecek ve karşınızda gerçeğin ta kendisi olan o inanılmaz yanılsama (illüzyon) si- zi gerçeğin de hayatın da özüne götürecek. KISA KISA • Sınavla öğrenci alacak özel okullar ve meslek Useleriyle devlet parasız yatılı ve ilkokul sonu burs sınavlarma başvurular yarın başlayacak. Başvurular 12 nisanda sona erecek. özel okullara giriş sınavı 2 haziran, meslek liselerine giriş sınavı 8 haziran, devlet parasız yatılı ve ilkokul sonu burs sınavı da 9 haziranda yapılacak. • Ankara Emniyet Müdürlüğü'nce önceki gece düzenlenen "Huzur Operasyonu" sırasında 184 kişi gözaltına alındı. Aramalarda iki tabanca ve çok sayıda kaçak elektronik eşya ele geçirildi. Asayiş ekiplerince gerçekleştirilen operasyon sırasında 88'i şüpheli, 59'u kimliksiz, 26'sı aranan, ll'i kumar oynayan ohnak üzere 184 kişi yakalandı. Denetlenen umuma açık eğlence merkezlerinde* 73'ünden 17'si hakkında işlem yapıldı. Mali şube J ekiplerinin aramalarında ise piyasa değeri 32 milyon lir^ olan kaçak elektronik eşya ele geçirilirken olayla ilgili ^ kişi gözaltına alındı. • Alte ile ilgili devlet bakanlığı tarafından başan^ öğrencilere verilen burs miktan bu yıl 19 milyar Jij.ayı aşacak. Burs Merkezi Koordinatörü Feridun Ttr z jo xju tarafından verilen bilgide, evli üniversite öğrenc jjerm g verilen burstan geçen yıl 4 bin 189 öğrenci^n yarariandığı ancak 845'inin mezun olması, 1444'ünün £je başansız olması nedeniyle burstan yararlanan ö&-enc j savısın<n 1858'e düştüğü açıklandı. • Hakkâri'nin Şemdinli ilçesi yakıtllaımdan 2yı Irakü Türkiye'ye sığındı. Hakkâri ValUiğ;'nden edinüen bilgiye göre 232 sivil Iraklı, Şemdinli ilçe^ Umurlu Köyü Derecik mezrası yakmlarından Türkiye'ye gjrjş y a p t l . Yetkililer, söz konusu Iraklıların sorgulamalan v» sağlık kontroUerini'n yapıldığını belirterek, Iraklıların liakkâri mülteci kampına getirilmek için Umurlu Köyü'ne ^raç gönderildiğini söylediler. Yetküiler, Türkiye'ye g inŞ y a pan Iraklüarın sayısının 575'e ulaştığım bildirdiler. • PTT Genel Müdürlüğü'nden ^aptlan açıklamada, 5 merkez daha otomatik telefon göriişmesine açıldı. Merkezler şunlar: Çanakkale Alçuepe (1964-6), Afyoıt Pazarağaç (4968-4), Adapazarı-Şerbetpmarı (2623-8), Bahkesir-Bostancı (1971-3) ve Er^urum-Ormanağzı (0174-1) • Prof. Türkân Saylan, Türkiye'nin 1985 yılında uluslararası kadın ayncalıklannın kaldınlmasına ilişkin sözleşmeye imza koyduğunu hatırlatarak, hükümeti sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmeye çağırdı. Saylan, "Medeni kanundaki aksakhklar, kurulacak bir komisyon tarafından saptanarak derhal kaldınlmalı" dedi. • İslami eğitimde video, ses kaseti gibi modern medyalardan da yararlanılırken ilk kez iskambil kâğıtları ile oynanan oyunlann benzeri bir sistem "İslami Kültür Yarışması" adı ile piyasaya sürüldü. islami eğitim için kâğıtları hazırladıklarını söyleyen Şule Yayınevi yetkilileri, Abdülrahim Ali Ural ve Hasan Kaluç tarafından hazırlanan oyun için çeşitli kentlerden gelen talebi karşılamakta zorluk çektiklerini söylediler. llki 52 kâğıttan oluşan dizinin üzerinde çeşitli dini sorular ve yanıtları yer alıyor. Oyuncular arasında paylaştırılan kartlarla oynanan oyun kişinin kart üzerindeki soru>^ı bir diğerine sorması şeklinde oynanıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog