Bugünden 1930'a 5,404,841 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Aimhuriyeı • Cumhun>et Matbaacılık ve Gazetecılık Türk Anonım Şırkeu aoına ' Nadj % Gend \ayın Müduru Hssaa Ctmai, Muess«se Mudtru t lşakk(il. Yuı Işlcrı Mudtlnı Okl) GOMIMİH, 0 Habcr Mcrkezı JÜ..M \tlçia Ba>er. Savfa Duzenı \Onetmenı AM 4caf 0 Temsıtcıler .Sk\R\ MımM Tan. İZMİR HlfcnM Çctıaiuç*. ADANA Ç«ın lijrnojlu ;, Pobııka Otal h | l a K Dn Haberta tn». bln. Ekonoaı Cta|b ltrtaa. 1} Scnjıta. S * u I M d Kültür CıW Lnn. Ulanbui Habcrlerı K«aal K » t E|ıtım C t m S.,Ua. Yun Hafccrlerı SfoM Do|la. Spor Daıujnunj \Milkxllr \antau. Dwi Yuilar Kctrm Çalqfcaa. ^riî ırma ŞaMa Alm, Duzekme tMallah YUKI 0 Koordınajûr Ataef KorateM Q Mal Isier Erol Erkal 0 Muha*c-* Bajeal ta(f 0 Butçc PjuıUma s«*tl O««Mb«fcatta 0 Rekbm \n« Teraa 0 Ek Yayınlar H.lvı \l.ol 0 Idare Hıtrv» Ganr 0 ItianK Oatrr Çrf* # Bıij, Uton \aal laal f Penonc S YayM Kvnıtu Baskan Sıdr SMII Basan v, OkU) Ubal. talçn B.,rr H ı u Î43M I' Crnji. HÜLBCI Çrlı>ka>« Ofc»> Bıtrntar C w n ı L»«r MMDC». llkaa 05 65 ( Scfciıt. Alf SlnM. Ata« !•« 0 tdı towwt Cumhıınyn MalbaaaLl ve Gazeaaiıı T.A Ş. Torfcocatı Cad 39 4i Cafcüofiu i PK 2« Ituıtbul Tcl 512 05 05 (20tal).Tcto 22246. F« (1) 52« M 72 £ W n Zj>a Gokalp Bh lnklapS.No 19 4 Tel [33 II 114' Teta 42344, Fa* (4) 133 Izanr H Zıya Bh 1352 S. 2/3. Tci 13 12 30 TdCL <US9 Fa. ( 5|) 19 53 M ı inonu CaJ ll« S. No I « u I W N '"52 (4 «an Tefcj- 62155. Fajı (71) 19 Z5 Tg TAKV1M: 31 MART 1991 Irasak: 5.16 Guneş: 6.43 Oğle: 13 13 tkindı: 16.46 Akşam: 19.34 Yatsı: 20.55 Balenciaga'nın mirasçısı Michel Goma, kokteyl elbiselerini Hindistan'ın gizemli çizgileriyle süslüyor Mihracenin gözdesiyle bînbîr geceGoma'nın en gözahcı modelleri hiç kuşku yok ki kokteyl ve gece elbiseleri. Goma, bu konuda mihracelerin Hindistanını esin kaynağı seçmiş. Herbiri bir mihrace giysisi sanki. Çılgın renkler, zengin gözahcı brokarlar, galonlar, lameler, işlemeler... Bir saltanattır, bir binbir gece masalıdır gidiyor. Batetıciaga'dan bir tayyör. Kiıçuk yaka, yuka- ndsn aşağı çift sıra dügmeler. Balenciaga'nın 91-92 kışı için bir modeli. Şal yaka, knıvaze kapanış, dugmeli kollar. NECLA SEYHUN PARİS— Keyiften dört köşe podyumda yürüdu. Etrafında mankenleri... Gelini kucakladı, sağa sola öpücükler gönderdi. İlahi Michel Goma!.. Şu anda Balenciaga'nın bayrağı altında savaşıyor. Başarılı bir savaş veriyor üstelik... Ama bir Balenciaga değil elbet. Kim gidenin yerini tam anlamı ile tutabilir ki?... Üstelik modanın devlerinden biri Balenciaga, yerine konulur cinsten değil. Ama Michel Goma, Balenciaga modaevine girdiğinden beri zevkli, beğenilen koleksiyonlar sunuyor. Yüzüne gözüne bulaştırmıyor bu işi. Ama bu görevi teklif edenler de bunun böyle olacağını baştan biliyorlardı elbet. Gozu kapalı girmediler bu işe. Michel Goma'nın başarılı bir meslek geçmişi var. Fransız modacı 1932 yılında Montpellier'de doğdu. Paris'e 1950 yılında geldi. Jeanne Lafaurie'nin modaevine girdi. Madam Lafaurie, oğlu gibi sevdi onu. Tüm bildiklerini, mesleğin inceliklerini öğretti ona. Bir süre modaevi ikisinin adı ile sürdü. Sonra 1958'de yalnızca Michel Goma adı kaldı. 1963 yılında modacı, kapılannı kapayıp Patou modaevine girdi. Orada başarılı bir on yıl geçirdi. 1973 yılına kadar Patou'nun hazır giyim ve haute couture'ünü o hazırladı. 1973'te kendisi bir hazır giyim modaevi açtı. Sonra kalktı Japonya'ya gitti. Balenciaga modaevi için teklif, onu Japonya'da buldu. Etekleri zil çalarak döndu Michel Goma. Balenciaga modaevini devam ettirmek, onun ismini surdurmek, bir modacı için büyük bir onurdu. 1987'den beri bu işi sürdürüyor işte. Paris modasının tüm özelliklerini taşıyan çizgisi, canlı renkleri, kırmızı-siyah bağlantılı iddialı modelleri büyük bir begeni topluyor. Bu nedenle çılgınca alkışlanıyor. Bu nedenle keyiften dört köşe yürüyor podyumda; gelini kucaklıyor, sağa sola öpücükler yolluyor. 1991-92 kışı için bol mantolar hazırlamış modacı. Yumuşacık kaşmirlerden, moherlerden, alpagalardan. Tayyörleri biraz erkeksi. Bazıları pantolonlarla giyiliyor. Çizgiler sert, usta, kusursuz. En çok gabardin ve tweed'i kullanmış bu tur modellerinde Goma. Komi biçimi elbiseleri, koleksiyonun ozelliği. Çift sıra düğmeler, küçuk balıkçı yakaları... Christobal, Balenciaga'nın çizgisini sürdürüyor. Ama en gözalıcı modelleri hiç kuşku yok ki kokteyl ve gece elbiseleri. Michel Goma bu konuda mihracelerin Hindistanını esin kaynağı seçmiş. Herbiri bir mihrace giysisi sanki. Çılgın renkler, zengin göz alıcı brokarlar, galonlar; lameler, işlemeler... Bir saltanattır, bir binbir gece masahdır gidiyor. Evet, ilahi Michel Goma!.. Nereden nereye... Jeanne Lafaurie'den kendi modaevine, kendi modaevinden Patou'ya, Patou'dan gene kendi modaevine, oradan Japonya'ya... Japonya'dan, yeniden Paris'e... Şimdi Balenciaga'da parhyor. Moda dünyasımn yıldızlan böyle işte. Gökteki yıldızlara benzemiyorlar. Yerleri belli değil. Bir orada, bir burada!.. ÜnJünMMİacıGaultlerbnsezon kadöılansBtyeııfcsokataçıkar- mak niyetinde. Stern dergisinin haberine göre Ganltier, kadın gü- zeUigini tümuyle ortaya seren yepyeni moddler iiretti Ancak Gaul- tier bu modellerde kadına bir "cinsel obje" gözü ile bakmıyor. Tam aksine Gaultierin kadınlan kendi guzelliklerinden mutlu ve buon sergilemeklen kaçınmayan cesur kadınJar. Uzun pantolon ve deri sutyenli Gaultier modelleri yatak odalan için degil, sokaklarda sa- lınmaya cesaret edebiiecek kadınlar için. Gaultier'in bir başka mo- delinde ise goğusleri ipekli-kadife kumaştan guller ortuyor. ıcarödüllü 'Urnut Yolculuğu'fılminin başoyuncularından Çobanoğlu'nun set işçiliğinden oyunculuğa uzanan öyküsü isarh dağda bir babanın çaresizlîği 'GENTÜRK n koyu karanlığında ıpayalnız, ne yapa- neden oylece dur- dağlarındaydık. vıp giden beyaz şka hiçbir şey iden biri ben- Oscar alan 'Umut Yolculuğu' filminde baba rolünü oynayan Necmettin Çobanoğlu, 13 yaşında babasının isteğini kırmamak için okulu terk edip Erzincan'dan İstanbul'a gelmiştir. Çobanoğlu'nun yaptığı işleri şöyle sıralamak mümkün: Taş oymacılığı, , set işçiligi, Yolculuğu' filminin galası için Zürih'e gittim. Bu benim yurt- dışına ilk çıkışıradı. Uçaktan be- ni aldılar bir lokantaya gittik bir şeyler yiyoruz, lokantada yaşlı iki insan bir de çok genç bir çift var. Bana bakıp dunıyorlar, sonra nedeni anlaşıldı, dört gün önce "Yol" fîlmini televizyonda göstermişler, bu ilgi ondan. Bir de K61n kentindeki gala- UU — "Filmde baba rolünu oynarken hep dttşündiim. Bu adam hiç gülmez mi diye.. Endişe iç bırakmaz ki.J' (Fotoğraf: Muharrem Aydın) kuruculuğu, tutukluluk... Çobanoğlu, bundan sonraki yaşamı için şöyle diyor: "Burası Türkiye. Yeşilçam. Bazı başanlar bazı yargıları değiştirmez. Ayrıca ben işimden prodüksiyon amirliğinden memnunum. Ama Şerif Gören'in oyuncusu sayılınm. Şimdi ona takılıyorum. İşsiz kalırsam, bana bakacakmısın?" i tutuşturdu Isviçre fılminin başrol oyuncu- ,ğiti-sandım. 'Ha- laruıdan biri. "Baba" rolundekı kişi . 13 yaşında ilk kez Istanbul'a geldiğinde Necmettin'in aklında ne sinema ne Oscar ne de gunun bırınde gazetelerın baş sayfala- rında yer alacağı vardı. O sade- FÇa ce, tıpkı 'Umut Yolculuğu' fil- minin kahramanı baba gibi ka- ranhk ve umutsuz bir köyden daha ışıltılı, daha umutlu ve in- sanın canı istediğinde 'portakal' bulabileceği bir kente goç etmişti. "Hepımız göç edıyoruz... Butün dunya. Köyden kentlere, kentlerden başka ulkelere. \ 'Umut Yolculuğu'nda baba hep _ bir yerlere bakar, hep bakar ve ijpbi t\m" ok ^ konuşur, çunku yaşadı- " "), çevreyle butun ilişkileri kesil- ştır. Çünku Maraş'ta o koy- oprak, çoluk çocuğu doyu- ramaz, babanın artık tek bir çı- kışı, tek bir saplantısı vardır; bir başka ülke, bir başka hayat. Ba- bayı oynarken hep düşündüm, 'bu adam hiç gulmez mi' diye... Belkı bir kere o da hafif bir gu- lumseme... Endişe, her an kö- tu bir şey olacağı duygusu onun peşini hiç bırakmaz ki..." Necmettin tam yirmi uç yıllık bir sinema emekçisi. Set işçili- ğinden, getir götur işlerinden başlayıp prodüksiyon amirliği- ne gelmiş. Bu onun sınemadaki ikınci buyuk sevinci. Daha dn- ce Yol filmi 1982 yılında Can- nes Film Festivalı'nde Altın Pal- mıye Ödulu aldığında gene boy- le bir sevınce ortak olmuş, yaşamış. Yılmaz Guney'ın senaryosu- nu yazdığı, montajını yaptığı, Şerif Goren'ın yonettiği 'Yol' filmı bir yarıaçık cezaevinden izinli çıkan beş mahkûmun ye- niden yaşadıklan kentlere, tut- kulanna ve öçlerine geri dönuş- lerini anlatır. Tank Akan, Ha- III Ergun, Hikmet Çetin'le bir- likte izinli mahkûmlardan biri de Necmettin'dir. O Urfa'ya gi- der. Köyu bıraktığı gibi değildir artık... Jandarmalar kaçakçılık yaparken vurulan ağabeyini kö- ye getirirler, o ağabeyini yöre- deki gelenekler ve yazılı olma- yan yasalar gereği tanımamak zorundadır. Bu öylesine buyuk bir ağırlıktır ki, dayanamaz, ce- zaevine geri dönmektense ken- dini atlann özgurce koştuğu dağlara vurur. "Yol" filminin başarısına böyle sevinememiştik" diyor Necmettin. " O zamanlar sanki her şey geçıştirilmek istendi. Doyasıya yaşayamadık. Bir en- dişe ve çok soru vardı. Ben hiç unutmuyorum, o sırada Kuşa- dası'nda bir rdinin produksiyo- nunu yapıyordum. Haberi du- yup göklere uçtum. Ama iş iş- ti, çekim devam ediyordu, bir- kaç gun bile başannın keyfini yaşama şansım yoktu. Gene hiç unutmuyorum o gunlerde Kuşa- dası'na bir gemi geldi, içinde Fransızlar, Yunanlılar vardı. Bir 'free shop'ta bırden çevremı sardılar, beni kucakladılar. Ina- nır mısınız ağladım. Ben işimi seviyorum. Yirmı uç yıl sinemanın her alanında çalıştım. Uzmanlaştım. Bu ışı surdureceğim. En onemlisı ben bir sinema emekçisıyim ve pro- düksiyon benim ana işım. Oyunculuk ise çok savgı duyu- lacak, çok zor bir alan Bıraz korkutucu da. Hem oyunculuk mutluluğunu daha çok yurtdı- şında yaşadım ben. 'Umut yı unutmayacağun. Kadınlar ağ- lıyorlardı, hiç durmadan ağlı- yorlardı." "Bundan sonra ne yapacak- sın Necmettin" diye soruyo- rum. Gene bir an susuyor. "Bu- rası Türkiye" diyor. "Yeşilçam! Bazı başanlar bazı yargılan de- ğiştirmez. Ayrıca ben işimden, prodüksiyon amirliğinden mem- nunum. Sadece arada sırada Şe- rif Goren'e takılıyorum, çunku ben onun oyuncusu sayılınm. Yol için beni seçen, daha sonra Katırcüar'da oynatan, en son Isviçreli yönetmene beni oneren o. 'Şerif diyorum, 'ben bundan sonra artık iyice işsiz kalırım, bana bakacak mısın?" Işin espnsı bir yana oyuncu- luk başka bir alan, başka say- gın bir iş, belki bana da arada sırada bir görev düşer." Necnettin ıki gün sonra yeni bir filmın produksiyonuna baş- layacak. Bırden aklıma geliyor, Hollyvv ood her şeyı fılm yapar, olur ya belkı bir gun birileri Necmeuin'in kapısını çalar. onun yaşamoykusunu filme al- mak ister. Baba lH'ten, Haya- let'ten daha gerçek bir öykü bu. 13 yaşında gelinen buyuk şe- hir, taş oymacılığı, garsonluk, set işçiliğı, Oscar başarısını pay- laşan oyunculuk, sendika kuru- culuğu, tutukluluk, fılmınin ga- lasına yetişmek için sınır kapı- larında verılen mucadele... Şu Türkiye çok zengin. ödüJleri • Haber Merkezi— Bir grup hekim tarafından kurulan sağlık iletişim ağı grubu Webcom nisan ayında 1. kuruluş yıldönümu çerçevesinde etkinlikler duzenledi. Merkezi Fransa'da bulunan The Internatıonal Union for Health Education'a uyelığe kabul edilen Webcom, nısan ayında Sağbk İletışimine Katkı Ödulleri vermeyi kararlaştırdı. Geçen yıl boyunca sağlık iletişimine katkıda bulunan kişi, kurum ve kunıluşlara verılen 1991 odülleri de bu yıl sahiplerını buldu. 1991 ödullerini kazanan kişi ve kuruluşlar şunlar: Dr. Ahmet Şenturk, Demet özturk, Asuman Aydın, Türkiye Aüe Sağlığı ve Planlaması Vakfı, UNICEF Ankara. 'Dil sevgisi eğitimle olur' • İstanbul Haber Servisi - SHP tstanbul 11 Kultür Komisyonu'nca duzenlenen "Kültur Kurultayı 1991'e Doğru" paneller dizısinin dunku bölumunde "Dil, Yazın, Yayın" konulan ele alındı. Taksim The Marmara Oteli'nde duzenlenen panelde, dil eğıtıminın yetersiz ve bilınçsiz yapıldığı, yanlış kullanırn sonucu Turkçenin sevdırilemediğı dile getınldi. Panelin konuşmacılanndan gazetemız yazarı Sami Karaören, dil sevgisinin, eğıtımle ve bılinçli olarak, ancak okullarda yaratılabileceğını anlattı. Ünıversıtelerde Turk dili dersı verilmesini de eleştiren Karaören, "Ortaöğrenimde yeterli Türk dilı eğitimi almayan oğrencilerin, universitede Türk dili dersi almaları utanılacak bir durumdur" dedı. IÜ öğretim Uyesi yazar Prof. Tahsin Yücel de konuşmasında kulturün tepeden inme biçimde oluşturulacak bir şev olmadığını bildirdi. Gazetecilere ^Ankara evi? • tstanbul Haber Servisi — \nkara Buyükşehir Beledıyesi'nce, Çankaya'daki tarihi bir Ankara evinin Gazetecıler Cemıyeti'ne tahsisine ilişkin protokol, dun Belediye Başkanı Murat Karayalçın ile Cemiyet Başkanı Nezih Demirkent arasında ımzalandı. Nezih Demirkent, Gazeteciler Cemiyeti'nde duzenlenen törende yaptığı konuşmada, 800 metrekare kapah alanı olan Bağ Evfnin en kısa zamanda restore ettirilerek Ankara'daki cemiyet uyelerinın lokal ihtiyacını karşılamak ve daha etkili aktivitelerde bulunmak üzere hizmete açılacağını söyledı. Sınırda çaüşma • ATİNA— Meriç sınır bolgesinin Yunan tarafında, Yunan polisi ile ülkeye eroin sokmaya çalıştıkları kaydedilen 4 Turk kaçakçı arasında çıkan çatışmada, kaçakçılardan l'i ölduruldu, l'i de yaralı ele geçirildi.Polisten yaprtan açıklamada, dun saat 17.00 sıralannda Farecik bölgesinde alıcı gibi davranan polisle ilişkiye geçen ve "teslim ol" çağrısına uymayan kaçakçılardan Ramazan Çakmak'ın öldurülduğu belirtildi. Yarah ele geçirilen Ab Öz'ün uzerinde ise Türk polisi kimliği çıktığı ıddia edildi. Uzaydaki son parsel • ANKARA (AA)— Ulaştırma Bakanı Cengiz Tuncer, "Türkiye, TÜRKSAT uydusu ile uzaydaki son parseli satm aldı" dedi. Tuncer yaptığı açıklamada, kısa bir süre önce anlaşması imzalanan Türksad Uydu Projesi hakkında bilgi verdi. Turksat Uydu Projesi'nin kredi anlaşmalarının geçen gunlerde taraamlandığını hatırlatan Tuncer, sözlerini şöyle sürdurdü: "Bu uydu projesi ile ilgili tum çalışmalanmızı tamamladık. 1993'un ilk yansında Turksat'ı uzaya fırlatmış olacağız. Bunun fırlatılmasıyla Türkiye, Avrupa'da 5, dunyada 15. ulke konumuna gelecek."
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog