Bugünden 1930'a 5,418,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı. Cumhurı>eı Malbaacılık ^c Gazetecıhk Turlt \tıomm Şırkeıı aaına Nftdır \tdi Q Gend Ya>ın Muduru Hasan O n a l . Muessese Muduru Emiıu Ifakhtii, 'ıa.-ı Ijlerı Muduru ()kt> Gone.sın. 0 Haber Mcıken Mudu'u Vılçın B»>er. SaUa Duzenı YOnelmenı Mi Ac»r 0 Temsılaler \ \ K \ R * \hnclTan. İZMİR Hikracl (.Minkıy.. « \ M Çetın Yi*t»ojl<ı k Polıuu Otal BaılugK, Dts Habericr Lf^u Bakı. Eiconomı CeafU Tartıa. is-Scnd.U Ş«kju KctaKi. Kultur Cclıl ttatr. Uranbul H ı t e r ı K n a l KafU. Egıttm Gcac» J»laa. Vurt Habcrlcrı Nccdcl DotM. Spo- Dümsmanı Uul>lk»dlr \«*tnıa. Dızı \U!İ2r k « M Çafa*fcM. Araitsrma Şafcıa AJpa). Duıellme A U i U \MJCI 0 koorüınaıor Uflri komluR % M*lı Isler Lrol trlm f Viinasebe •vkfll \MCT 0 Bmçe-Planlama Se*t> OsMııbctcothi 6 Rekiani V * Tonın 0 Ett Ya>ıniar !«>«. Kumlu BaskMi NattrNa* Otuı Ubal. Yıiç» Da*r. Hasu CMul. Hıkauı ( « U Ü L I » . Ok» Goneun. l{ar UıBca. llku Sctçuâ. \ ı S*raw*. U a « Taa Basan ve Ya^aıt Cumhunyct Matb&acıhk v« Oustcokk T V ^ Tuıfcocagı Cad 19/<l Ca|alotlu 343M ls[ Pk 246 Iıluıbul Tsl 512 05 Oi (20 İM), Tdö. 22246, F«x (I) 526 60 72 0 Burvlar A«k*re-Zıya Göfcalp Bh InkitapS.No 19/4, Tel- 133 II 41-47. T«fcx 42344, F u (4)133 05 6< 0 l ı « r : H Z.ya Blv 1352 S. 2.'3, Td: 13 12 30, T d o 52359. Fa> (51) 19 !3 60 # U l U ' Inoou û>d 119 S No I Kaı I. Ttt 19 37 52 (4 hal), Tda 62155 Fıx fU> 19 25 78. TAKVIM: 30 MART 1991 Imsak: 4.18 Güneş: 5.45 ögle: 12.13 tkindi: 15.45 Akşam: 18.33 Yatsı: 19.54 6aydıryok Verem aşısı aranıyor İstanbul'da 6 aydır verem aşısı bulunmuyor. Afyon, Konya, Ordu ve Giresun'da aşının hiç olmadığı, diğer illerde ise sıkıntı yaşandığı belirtildi. tstanbul Haber Servisi — Yılda 180 bin bebeğin dünyaya geldiği 8 milyon nüfuslu İstan- bul'da 6 aydır yeterli verem aşısı bulunamıyor. Giderek artan aşı kıtlığı, bebeği olan ailelerde "panik" yaratırken hastanele- rin doğum servislerinde aşıla- tna yapılamıyor. Kentte sayıla- rı 15'e varan verem savaş di- spanserleri ve ana çocuk sağlı- ğı kliniklerinde kucaklannda bebekleriyle uzun kuyruklar oluşturan anneler, "Aşı yok" yanıtıyla karşılaşıyorlar. 1953'ten beri tum Türkiye'ye aşı üreten Refik Saydam Hıfassıh- ha Enstitüsü'nün 6 aydır aşı üretemediği öğrenildi. Enstitü Başkanı Mustafa Ulusay ise ko- nuyla ilgili olarak bilgi vermi- yor. Istanbul ll Sağlık Müdürü Temel Dağoğlu da İstanbul'da yaşanan durumu "Bu, bakan- lığın sorunu" diyerek açıkladj. Aşı bulunmamasının halk sağlığını tehdit edecek boyutla- ra vardığını söyleyen Verem Sa- vaş Derneği yetkilileri ise Sağ- lık Bakanüğı'mn halk sağlığı ile ilgili yöneticileriyle görüştukle- rini, ancak kendilerine yeterli bir açıklama yapılmadığını be- lirttiler. Dernek yöneticileri, Afyon, Konya, Ordu ve Gire- sun'da da hiç aşı bulunamadı- ğını, diğer illerde de sıkıntı ya- şandığını vurguladılar. Yetkili- ler, İstanbul'da aşı yokluğu ne- deniyle son 6 ayda 50 bin kişi- nin aşılanması gerekirken 15 bin kişinin aşılanabildiğini be- lirttiler. Bu arada doğumdan sonra- ki ilk 3 ayda verem aşısı yapı- lamadığı takdirde, yapılması zorunlu olan tüberkülin testi- nin (PPD) de lstanbul'daki aşı merkezlerinde bulunamadığı belirtildi. Verem savaş dispanserleri ile birlikte kentte verem aşısı yapı- lan 39 merkezde parasız verem aşısı yaptıramayan ana-babalar, özel klinik ve doktorlara 60 bin lira ödeyerek ve tarih alarak aşı- lama yaptırabiliyor. Bu arada birçok ailenin de bir araya gelerek yurtdışından çeşitli yollarla verem aşısı getir- me yoluna gittikleri belirtiliyor. Ana çocuk sağlığı ve verem sa- vaş dispanserlerinin yetkilileri ise yurtdışından getirilen aşıla- nn güvenilir olmadığını belirti- yorlar. Istanbul Verem Savaş Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Orhan Öger de "Verem aşısı canlı mikroplardan oluş- tugu için, buz kabı içinde ve en fazla 8 derecede taşınması ve bekletilmesi gerekir. Yurtdışın- dan getirilen aşılarda bunun imkânı yok. Özel kliniklerde de bunun >apüdığını sanmıyorum. 8 derecenin üzerindeki ısıda kalmış aşüann yararının olma- yacağını söyleyebilirim" dedi. lstanbul'daki tüm hastanele- re başvuran veremli hasta sayı- sı 1990 yıhnda 11 bin 267 ola- rak tespit edilirken Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalık- lan Bölümü Pnömofıtüzyoloji Kürsüsu öğretim üyesi Doc. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, "Ve- rem artık bir yoksulluk hasta- lığı olmaktan çıktı ve her ke- simden insanlarda görülür ha- le geldi. Bunun nedeni düzen- siz beslenme. gece hayatı, alkoldür" dedi. Üsküdar ve Kadıköy'deki merkezlerin kapılannda "BCG ve PPD yoktur" yazan doktor- lar, "Aşı bulunduğunda belli giinler ilan ederek toplu aşı ya- pıyoruz. Tabii 100 kişilik mik- tan olan bir aşıyla 150 kişi aşı- lıyonız. Bu normal değil. Bu arada sürekli çalan ve aşı soran telefonlardan dolayı da görev yapamıyonız" diye yakınıyor- lar. Aylık aşı ihtiyacının 700 kişi-lik olduğunu bildiren Üs- küdar Verem Savaş Dispanseri- ne, şubat ayında 100 kişiye ye- tecek aşı geldiğini belirten yet- kililer, "800 kişi başvurdu. 100 kişiyi aşdadık. Tüberküloz testi PPD ise hiç bulunmuyor. 3 ay- dan büyük çocuklar aşısıziık- tan aşı olamıyor. Sonra gelen- lere de zorunlu olan bu testi bulamıyoruz" diyorlar. Kadıköy Ana-Çocuk Sağlığı Merkezi'nde de durum değiş- miyor. Yetkililer, mart ayında Kadıköy bölgesi için sadece 80 kişilik aşı gönderildiğini belir- terek şöyle diyorlar: "Bu du- rumda bir aşı günii beliriiyoruz. Bir birim aşı 10 kişiliktir. Nor- malde 3-5 kişi aşılanırsa, tüpün geri kalanını atmak gerekir. Çünku beklemez. Biz şimdi hiç ziyan etmemek için 7 tüp varsa 70 kişiyi aynı gün aşılıyoruz. Ama büyük kuyruklar oluyor ve arkada kalan aşılanmıyor". Vakko, mini defıle sundu Sıcak yaza çağrıHaber Merkezi — Vakko, unsur var: Mini etek ve şapka. 1991 ilkbahar-yaz modellerini Kanarya sarısı, petrol mavisi Beyoğlu'ndaki binasında gibi canlı renklerle süslü kadın düzenlenen bir mini defıle ile modellerinde, şortların çok sık basına tanıttı. Bu yaz kadın kullanıldığı da göze çarpıyor. giysilerinde dikkati çeken iki Ancak 30'lu yılların nostaljik bir öğesi olarak kabul edilen şapkanın bu yaz gerçek bir dönüş yaşayacağı belirtiliyor. Vakko'nun da satış reyonlannda ayrı bir "şapka" bölümu kurduğu belirtiliyor. 91 yazının ana mesajı "Gençlik". Bayanlar kaç yaşında olurlarsa olsunlar, giysileri ile genç ve çılgın olmayı seçmek durumundalar. Kısacık etekler, şeffaf modeller, günün her saatinde giyilen caleçonlar. Stretch elbiseler i!e kadınların, sıcak bir yaza davet edildiği gözleniyor Erkek modellerinde ise rahat ve keyifli bir hava dikkati çekiyor. Montlar ve ceketler ~*TnımaşyaprağıM diye nitelendirilen hafif kumaşlardan yapılıyor. Rüzgâr, kadın eteklerini değil, erkeklerin sallanan ceketlerini havalandırıp delikanlılann bağrına esiyor. Kuru çiçekler, otlar ve ağaç kabukları yosunlardan esinlenen bitkisel renk yelpazesi, erkeklerin doğaya dönüşünü simgeliyor. Doğaya dönen erkekle, genç kadının buluşması modanın 91 yazına ilişkin gizli randevusunu fısıldıyor. "Oscar'ı nasıl kaptık?" yaklaşımları Türk milletindeki yeni gerçekçiliği mi simgeliyor? Vatan,miUet,OscarÜMİT KIVANÇ Haber mühim. Oscar aldık. Millet olarak, devlet olarak, ni- hayet kıymetimizi anladılar. Çok sevinçliyiz, vesaire Ama haberin ehemmiyeti bunlardan ileri gelmiyor. Haber başka. Ha- ber, bizim haberi sunuş ve kar- şılama taraıruz. Senaristi ve bazı oyuncuları Türk olan, tsviçre yapımı Umuda Yolculuk fılmi- nin kazandığı en iyi yabancı fılm Oscar'ı çevresinde küçük bir ulusal cibilliyet gösterisi edâ et- miş bulunuyoruz. Mesele, bizim olmayan bir şe- yi bizimmiş gibi sunup sonra kendi uydurduğumuza kendimiz inanarak yeterli kamuoyu çalış- ması yapamamış gelin-güvey du- rumuna düşmemiz değil sadece. Başarıya bu kadar hasret kalı- nınca, başarı için gereken eme- ği sarf etmektense böyle prestij talaııcılığına yönelmek herhalde cemiyetimize ve bünyemize da- ha uygun düşüyor. Her ne kadar asıl mesele bu değilse de naçizane şu bir-iki lafı etmeden duramayacağım: Bizim, devlet ve millet olarak bu filme katkılanmız, başbaka- nımız, değerli siyaset adamı Yıl- dınm Akbulut'un sevilen deyi- şiyle; nediiir, şuduur: llkin ülkemizde yaşayan bir- takım insanları, geçinebilmek için dağlar aşarak birtalum mü- reffeh ülkelere girme, oralarda iş \ A Ülkemizde yaşayan insanlan, dağlar aşarak müreffeh ülkelere girme, oralarda iş arama maceralanna itmişiz. Karlı dağlar, hendekler, ejderhalı mağaralar aşmaya kalkışmış, çoluklarını çocuklarını yollarda kaybetmişler. Bu tür olaylara sebebiyet verme bakımından her şeyiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin katİcılan sonsuzdur. Bir ihtimal, Türk milleti dünyada işlerin nasıl döndüğünü kavramıştır ve öteki milletlerden farklı olarak bu hakikati yüksek sesle telaffuz etmekte bir sakınca görmemekte ve "Madem böyle, o zaman biz de iş bitirme alamndaki ulusal başanmızı, uluslararası düzeye yaymaya çalışınz" tavrını benimsemektedir. arama maceralanna itmişiz. He- lâl. lnsanlar, işçi simsarlannın, bilmem kimlerin ellerine düşüp karh dağlar, hendekler, ejderhalı mağaralar aşmaya kalkışmış, çoluklarını çocuklarını yollarda kaybetmiş. Bu tür olaylara sebebiyet ver- me bakımından her şeyiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin katkı- ları sonsuzdur. tkincisi; bütün bu olayları bizler yaşadığırruz halde bizim sinemamız bu "konulardan" uluslararası alanda etkili olabi- len herhangi bir film yapmayı becerememiş, bizim hareketli fo- toromanlarımıza eloğlu kayıtsız kalmıştır. Dolayısıyla elin Isviç- relisine hayırh faâliyetleri için fırsat ve imkân tanınmıştır. Bu da bir katkıdır. Üçüncüsü; "senaristi Türk, oyuncusu Türk..." tantanaların- da sözü geçen senarist Feride Ç3- çekoğlu'nu devletimiz "urun anarşiste" kampanyaları çerçe- vesinde hapislere atarak kendi- sinin duyarlılığını arttırmış, ay- nca şubelerde kazara başmı du- vara vurmamasını, merdivenler- den ve>-a uçüncü katlardan duş- memesini sağlayıp onu bugün- lere getirmiştir. Ee, herhalde bu da kuçümsenmeyecek bir katkıdır. BANKACI KIZLAR — Bankalann voleybol spomna yaptıklan >al\rım, spor salonlannda büyük mücadeleye sahne oluyor. Erkekler arası rekabetten sonra son yıllarda ba>^nlar arası voleybol maçlarında da büyük çekişme gözleniyor. Fotoğrafta Vakıf bank ve Emlakbank bayan voleybolcularının file altı mücadelesi görülüyor. Bankalar voleybolu sevdimJ- ALEV ANAKÖK Son yıllarda kuruluş takımla- rının buyük bir yoğunluk ka- zandığı voleybol liglerinde 3-4 senedir bankalann yaptıklan ataklar izleniyor. Çeşitli banka takımlannın lig- lerde boy göstermesinden sonra ligin rengi de büyük ölçude de- ğişti. Bunun nedeni voleybola giren banka takımlannın daima üst sıraları hedeflemeleri ve ta- kımlarını bu yönde güçlendir- meleri. Bu durum hem voleybo- lumuz hem de ulkemizin >oırt- dışında başarıyla temsil edilmesi açısından önem kazandı. Özellikle bayan voleyboluna banka takımlannın etkisi daha bir belirgin. Emlak Bankası, son yıllardaki büyük atağını iki se- ne üst üste şampiyon olarak noktalarken Avrupa kupalann- da da başarıdan başarıya koşu- yor. Daha birkaç yıl önce Anka- ra'da oynanan Avrupa Konfede- rasyon Kupası finallerinde uçünciıluk kürsüsüne çıkması hâlâ belleklerde. Geçen sezon 17 yıllık Eczacı- başı saltanatına son veren Em- lak Bankası, bu unvanını kaptır- mamak için bu sezon da tüm gücünu ortaya koyarak ikinci kez şampiyonluğa ulaştı. Eski kadrosunu koruyan bu takım, bilindiği gibi ilk şampiyon olan ekibinde yer alan Sovyet Mari- na ve Nisa'ntn yanına bir de yi- ne Sovyet Nadejda'yı ekledi. Ve bu takviye yeni şampiyonluğa uzanan kadronun en etkili sila- hıydı. Geçen sezon aynca Cum- hurbaşkanlığı Kupası'nı da ka- zanan Emlak Bankası, pazar günü Eczacıbaşı ile yapacağı mücadelede kupayı bir kez da- ha müzesine goturmeyi hedefli- yor. Emlak Bankası'nın birkaç yıl- dır süren bu başarısını yakala- ma çabasında bir başka banka takımı daha var. O da Vakıf- ta'dan K.Arzu, Macide ve Betül, G.Saray'dan Aycan'ı aldı. Bu kadro sezonu bir basamak yu- karıda, yani üçüncü bitirdi. Av- rupa Kupası'nda ise çeyrek fına- lin ilk maçında Italyan takımı- na yenilerek fınal şansını hemen hemen yitirdi. Ancak bir yılda bu noktaya gelmesi bile başarı sayılmalıdır. Gelecek yıl için şimdiden ulkemizin en iyi kad- rosunu kurmayı planhyor. Amaç, hem şampiyonluğa ulaş- mak hem de Avnıpa Kupası'nda Emlak Bankası son yıllarda yaptığı atakla dikkati çekiyor. Geçen sezon Eczacıbaşı'nın 17 yıllık saltanatına son veren Emlak Bankası pazar günü Eczacıbaşı ile yapacağı maçta unvanını kaptırmamak için mücadele edecek. Vakıfbank'ın yanı sıra Ziraat Bankası ve Halk Bankası da voleybolda adlannı ortaya koyan bankalar arasında. bank. Geçen sezon ligi 4. bitiren ve ülkemizi ilk kez Avrupa Ku- pası'nda temsil etme hakkını ya- kalayan Vakıfbank, sezon başın- da buyük bir transfer atağına geçti ve yaklaşık 2.5 milyar lira harcayarak iyi bir kadro oluştur- du. Sovyetler Birliği'nden Olga ve Larissa, Romanya'dan da Monika'yı transfer ederken ul- kemizin en başarılı voleybolcu- larını da topladı. Güneş Sigor- final oynamak. Bunu da başa- rabilmek için kesenin ağzını iyi- ce açtı ve tek takım için 5 mil- yar lira ayırdı. Vakıfbank'ın bu atağına kar- şın iki sezonun şampi/onu Em- lak Bankası da yerini hiç bırak- maya niyetli değil. Bunun öte- sinde birkaç sezondur bayanlar- da elde edilen başarıyı bir türlü erkeklerde gösterememesinin ezikliğinden kurtulmak için bu- rada da hamleye hazırlanıyor. Yıllar öncesinde Eczaabaşı'nın yaptığı gibi hem erkeklerde hem de bayanlarda çifte şampiyonluk yaşamak en büyük dilekleri. Emlak Bankası'nın yanı sıra erkekler liginde Ziraat Bankası ve Halk Bankası da var. Halk Bankası iki sezondur mücadele ettiği ligde henüz bir kıpırdan- ma göstermedi. Gerçi bu sezon Raif, Adnan (Pınar), Yanoş (Po- lonya), Barbaros. Hakan (F.Bahçe) ile takımı takviye et- ti, ama üst sıralarda kendine yer bulamadı. Ancak yönetim, ge- çen iki yılı ahşma devresi olarak nitelendiriyor ve asıl bu sezon büyük bir çıkış yapacaklannı söylüyor. Ziraat Bankası ise üst sıralar için mucadelesine devam ediyor. Geçen sezon Kupa Galipleri Ku- pası'nda ülkemizi temsil eden Ankara takımı, aynı başanyı bu sezon da gösterdi. Şimdi amacı geçen sezon olduğu gibi Cum- hurbaşkanlığı Kupası'nı kazanıp gelecek sezonda daha yukarüa- ra çıkacak bir kadro oluş- turmak. Şimdi sırada Şekerbank var. Bu yıl ikinci Türkiye liginde oy- nayan bu takım. seneye birinci lige yükselmenin hesaplarını şimdiden yapıyor. Bakalım bir- kaç yıl içinde başka bankalar da voleybolumuzda boy gosterecek mi? Yoksa başka branşlara mı kayacaklar? Hep birlikte bekle- yip göreceğiz. Başka bir durumda Feride Çi çekoğlu, yazdığı bir hikâye ya da senaryodan ötürü yüz bilmem kaç sene hapis yemiş olabilird değil mi? Mesela bugün hangi- miz bu imkândan yoksunuz? Katkılanmızı bu şekilde özet- ledikten sonra "asıl mesele"ye gelelim. Isviçreli yönetmen Xavier KölVer'in filminin Oscar kazan- masını Cumhurbaşkaru Öıal- ın ABD gezisiyle ilişkilendir- mek belki mümkündür. Oscar, Gremmy vesaire yanşmalarda butün ödüllerin değilse bile be- lirleyici kısmının birtakım "ihşkiler" ve "özel gayretler" ile tayin edildiginden şüpheniz var mı? Benim yok. Baştan sakat Sanat ürtinlerinin yanşma ve ödül konusu yapılmasının baş- tan sakaılığını bir yana bıraka- lım hadi. Kaliteleri güçlükle kı- yaslanabilecek birçok üründen birinin "OscarTı", "Gremmy'li" ilan edilmesi elbette uluslarara- sı düzeyde hikmet sahibi mühim adam ve kadınlar üzerinde pro- düktörler ve ilgili öbür zevat ta- rafından yürütülen titiz çalışma- larla mumkün oluyor. Bu çalışmaiara cumhurbaş- kanlannın ne ölçude katıldığı hakkında ne yazık ki eümde gü- venilir veriler yok. Öviinülecek hal mi? Diyelim ki Türkiye'yi çağlar ötesinde bir science-fıction ülke- si yapma, enflasyonu halka sev- dirme, birdenbire Kürtleri pek sevme, Türkiye Cumhuriyeti'nin başlıca iktidar araçlan arasına telefonu sokma gibi bir dizi ko- nuda "ilk" ve öncü olan Cum- hurbaşkanımız, Oscar kulisle- rinde siyasi faaliyet yürüttü. Ya da "Bush'a dedim ki bu mille- tin arada bir yüzünu de güldür- mek lazım. Hep ver hep ver ol- maz, di mi? Arada sen de vereceksin" yollarından geçip Oscar jürisine telefon ettirdi ve Bush da "Yahu bu çocuklara da bir-iki ödül bişey veriverin" de- di. Ya da ne bileyim, bir şekilde "iş ayarlandı" da bizim "alâ- kalı" olduğumuz bir rüme bah- şedilen şerefin gazete manşetle- ri haline gelmesi sağlandı. Peki, bu övünülecek bir hal midir? "İşte sonunda biz de işi ayarlayıp kazanmayı öğrendik" tarzjnda bir övünme neye dela- lettir? Belki de çok gerçekçiyiz Bir ihtimal: Türk milleti dün- yada işlerin nasıl döndüğünü kavramıştır ve öteki milletlerden farkh olarak bu hakikati yüksek sesle telaffuz etmekte bir sakın- ca görmemekte ve "Madem böyle, o zaman biz de iş bitirme alamndaki ulusal başanmızı uluslararası düzeye >aymaya çalışınz" tavnnı benimsemekte- dir. Bu, dünyamızın realitesinin zorunlu kıldığı bir gerçekçiliktir \e milletimizi, çaldığı mal için "Valla hâkim bey yanlışlıkla ce- bime girmiş" diyen hırsızınkine benzer bir ikiyüzlülükten koru- yacaktır. Bu durumda helâl ol- sun, ne diyebiliriz. ANAP kül- türü kazanmıştır; hakikaten, re- ah'teye bu kadar akılcı ve basi- retli bir uyum, her yiğidin harcı değildir. Nitekim biz yiğit bir milletizdir. İkinci ihtimal ki korkanm ge- çerli olan bu, bizim emeğe ve emek sonucu elde edilen başa- nya zaten var olmayan inancı- mızın belki şurada burada rast- hmabileeek birtakım fılizleri da- hi, üsıüne beton park veya oto- park yapılmak suretiyle ezilmiş, yok edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti her şe- yiyle, müthiş kompleksli bir in- san tipi yarattı. Bizim spor adamlanmız TV'den "Avrupa kupalan maçlannda yabancı ha- kemler geliyor, kendileriyle ye- terince ilgilenmiyonız, ondan kaybediyoruz" diyebiliyorlar. Hakemleri ayarlayıp işi bitirsek ve şampiyon olsak bundan ra- hatsız olacak kimse çıkmayacak anlaşılan. tşte "Cumhurbaşka- nımız ayarladı, Oscar'ı kaptık" diyebiliyoruz. Oysa ne Oscar'ı kapan biziz ne de hakikat böy- leyse gerçek bir başan söz konu- su. Oscar ödülii koku gidermez Böyle durumlara arkadaş ara- sında çürüme denirdi. Bilmiyo- rum hâlâ böyle deniyor mu? Oscar ödulu koku gidermez. Hem zaten İsviçre'den zırt pırt getirtip temizlik amacıyla kul- lanmaya kalkarsak heykelciğin gerçek sahipleri de kızar ve bir daha çocuklan Avrupa yolların- da ölen Maraşlı ailelerle ilgili film yapmaz. Her neyse, şu Oscar'ın hisse senetleri bu ay duşmüş mü yük- selmiş mi acaba? Nöbetçi eczaneler • ANKARA (ANKA) — Ankara'daki eczanelerin önemli bir bölümünün nöbet çizelgelerine uymadığı, nöbetleri . aksattığı ve bunu ahşkankk haline getirdiği belirlendi. Ankara Eczaa Odası'nın başkentteki eczaneler arasında örnekleme yöntemine dayalı olarak gerçekleştirdiği geniş kapsamlı bir ankete göre eczacılann yarıdan fazlası nöbet düzenine uymadığı gibi önemli bir bölümü de nöbet levhalannı gereği gibi ve düzenli olarak asmıyor. Sadece pazar günleri kapalı tutulan eczanelerin cumartesi günleri de kapalı tutulup tutulmaması yönündeki bir soruya ise ankete yanıt veren eczacılann yansından fazlası, "Cumartesi günleri de eczaneler kapalı tutulsun" diye yanıt verdi. Çevreye nıaster plan • IZMtR (ANKA) — Türkiye"de ilk kez bir ilçe belediyesi, çevre kirliliğini önlemek için 2000'li yıllan hedef alan master planı hazırladı. Torbalı ilçesinin SHP'ü Belediye Başkanı Ertan Ünver tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi Mîmarlık Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Orhan Uslu'ya hazırlatılan ve 35 milyon liraya malolan master plan, yöredeki 111 sanayi kuruluşunun atıklarının yeraltı suyuna karışmasını önlemeyi öngörüyor. Deri saat bu gece • Haber Merkezi — İleri saat uygulaması, bu gece başuyor. Saatler bu gece 01.00'de 02.00'ye alınarak ileri saat uygulamasına geçilecek. Gün ışığından daha fazla yararlanarak enerji tasarrufu sağlanmasına yönelik olan uygulama,29 eylül pazar gecesine kadar devam edecek. Geçersiz ehliyetler • ANKARA (tÜHA) — Eski tip ehliyetlerle sürücü belgelerinin yanndan itibaren geçersiz olacağı açıklandı. Emniyet Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, karton halinde ve çok yaprakh eski tip sürücü belgelerinin, halen geçerli olan plastik kart şeklindeki ehliyetlerle değiştirilmesi süresinin yann sona ereceği belirtildi. Açıklamada, eski tip ehliyetlerle araç kullanımına izin verihrıeyeceği, 1 nisandan itibaren eski ehliyetle trafığe çıkanlann 150 bin lira para cezası ödeyecekleri kaydedildi. Medeni Kanun • tZMİR (ANKA) — Medeni Kanun'daki "kadın kocasmın muavini ve müşaviridİr" vea eve kadın bakar" hükümlerinın kaldınlmasını öngören yasa teklifme ilk destek Türk Kadınlar Birliği'nden geldi. ANAP İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın, kadının kızlık soyadını kullanabilraesini, "eve kadın bakar" ve "kadın müşterek saadetin temini hususunda gücü yettiği kadar kocasmın muavini ve müşaviridir" hükümlerinin Medeni Kanun'dan çıkarılmasıru öngören yasa teklifini ANKA'ya yorumlayan Türk Kadınlar Birliği (TKB) İzmir Şube Başkanı Sermin Akman, erkeklerin önce paylaşmayı öğrenmesi gerektiğini söyledi. Eğitimde arayışlar I Haber Merkezi — Kültür Koleji Genel Müdürlüğü tarafından bu yıl ilki düzenlenecek olan "Eğitimde arayışlar kongresi" 13-14 nisan tarihlerinde The Marmara Oteli salonlannda yapılacak. 89 bildirinin sunulacağı kongrede, eğitim ve oğretimden nitelik geliştirmenin yollan tartışılacak. Kültür Koleji Genel Müdürü Faharnettin Akıngüç, eğitim ve öğretim niteliğinin geliştirilmesi için devletin yam sıra özel kuruluşların da çeşitli etkinliklerle katkı sağlaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog