Bugünden 1930'a 5,403,657 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/16 HABERLERİN DEVAMI 29 MART 1991 Seçim Oncesi, Seçim Sonrası (Baftarafı 1. Sayfada) Bu konuda da Adalet Bakanı'nın kuşku- ları vardı; ANAP milletvekıllerinin bazı deği- şikliklere evet demeleri güçtü. Bu konunun altını özeliikle çizdi Sayın Bakan. Haksız sayılmaz. Bizim izlenimlerimiz de aynı doğrultuda. ANAP Meclis Grubu'nun 141,142 ve 163'le ilgili, demokrasiye uygun değişiklikler için tam kadro evet oyu kullanması, şimdilik ya- kın bir ihtimal olarak gözükmüyor. Aynı durum, Bakanlar Kurulu üyeleri açı- sından da geçerlidir. 141,142 ve 163 konusu, geçen yıl ANAP Grubu'nun kapalı toplanttsında tartışıimıştı. Dünden itibaren gazetemizde bu toplantının tutanaklarını yayımlamaya başladık. Bunlar- dan da görüleceği gibi, ANAP milletvekille- rinin henüz böylesi bir demokratik değişikli- ğe hazır olduklarını söylemek kolay değildir. Şimdi buna bir de cezaların tecili, Kürt ve Kürtçe konuları eklenmiştir ki, böylece gru- bun havası daha da olumsuza dönmüştür. Bu arada, Özal yönetimine dönük muha- fazakâr muhalefet bir başka açıdan kuşku- suz hesaba katılması gereken agırlıklı bir fak- tördür. Nitekim özeliikle muhafazakârlar, Meclis çalışmasını Özal yönetimine karşı ki- litlemeye başlamışlardır. Bunun ilginç bir örneği önceki gün yaşan- dı: Cumhurbaşkanı Özal'ın üstünde özeliik- le durduğu hükümete yetki tasarısı ilgili Mec- lis komısyonunda bir hayli törpülendi. Şimdi bu koşullarda demokratik bir ana- yasa değişikliği nasıl gerçekleşecek? Ortada değil bir tasarı, bir taslak bile yok. Adalet Bakanı'nın deyişıyte sadece yazılı bir çalışma metni ortaya konulabilmiş bugüne dek. Bir bütünlüğü oimayan, bölük pörçük bu metnin, 1982 Anayasası'na göre ileri, de- mokratik özellikleri var. Ama bu metne bile sahip çıkan yok. Hem hükümet, hem ANAP grubu açısından durum böyle. Ömeğin, Adalet Bakanı Cumhurbaşkanı Özal'la aynı kanıda değil, şöyle diyor: "Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçil- mesinde zaruret görmüyorum." DYP Genel Başkan Yardımcısı Hüsamet- tin Cindoruk haklı. Anayasa değışiklığıyle il- gili yazılı metin, "cami avlusuna btrakılmış bir Çocuk gibi", yani sahipsiz. Bu durumda ne yapılabilir? Seçim öncesi iktidaria muhalefet bazı de- ğişiklikler üzehnde anlaşabilirter. Seçim son- rası ise sıra köklü değişikliklere gelir. Bu da, merkez sağla merkez sol arasında demok- rasi temel alınarak büyük bir uzlaşmayia ger- çekteştirilir ancak. Başka çare göremiyoruz. Ekonominin umudu dış yardım (Baftarafı 1. Sayfada) aldirabilmek" için dahi en az 2 milyar dolara gereksinirri duyul- duğu kaydediliyor. Çünkü büt- çeden yapılması gerekli diğer zo- nınlu ödemeler bir yana, 30 ha- zirana kadar sadece iç ve dış borç anapara ve faiz taksitleri ile memur maaşlarıru ödeyebilmek için bile 20 trilyon lira bulunma- sı gerekiyor. Ekonomi kurmay- ları, destekleme alımlannın ge- tirecegi ek finansman yükünü düşünmek dahi istemiyorlar. Uzmanlann yaptıkları hesap- lamalara göre bu yıl hükümetin en uygun koşullarla bile seçim ekonomisi uygulayabilmesi için yaklaşık 6 milyar dolar tutarın- da bir dış kaynak bulması gere- kiyor. Körfez krizi kayıplannı telafi etmek için taahhüt edilen 4.1 milyar dolarlık yardımın bu yıla sarkan 3.2 milyar dolarlık bölümünün tümüyle bir an ön- ce verilmesi halinde bile bu he- saba göre 2.8 milyar dolar açık kahyor. Bu kaynak sağlanama- dan seçim ekonomisi uygulama- nın ise "ekonomiyi felç etmenin dışında bir tşe yaramayacaiı" öne sürülüyor. Bu arada, ekonomiden so- rumlu bürokrat ve bazı bakan- Iann seçim tartışmalannın sü- rekli canh tutulmasının ekono- mide en önerrüi istikrarsızlık un- surlarından biri olduğunu sa- vundukları öğrenildi. Ekonomi yönetiminde ve hükümette ise seçimle ilgili iki farklı görüş sa- vunuluyor. Başbakan Yıldınm Akbulut seçimlerin normal sü- resinde yapılacağını açıklarken bazı bakan ve bürokratlann se- çim tartışmalarınm bir yıl daha sürmesini ekonominin kaldıra- mayacağını savunuyorlar. Son dönemde seçimin bir an önce yapılması gerektiğini savunan bir bakanm, bu konudaki gö- rüşlerini Başbakan Akbulut'a aktardığı, ancak Akbulut'un parti olarak kendilerine büyük prestij getireceğine inandığı oto- yollar ve GAP'ın en azından bir bölümu tamanılanmadan önce seçime gitme yanlısı olmadığını bildirdiği öğrenildi. Seçimle ilgili olarak hükümet- te ve bürokraside oluşan iki farklı görüş özetle şöyle: 1- Erken seçimi savunanlar: Bazı ekonomi kurmaylannın bir süredir savundukları bir an ön- ce seçime gidilerek siyasi ve eko- nomik istikrar sağlanması görü- şü, son dönemde bir kısım ba- ANAP ÖzaPa direnîyor (Baparafi l. Sayfada) ruluşlannın personelinin mali ve sosyai hakiarında iyileştirme ile idari yapının reorganizasyonu için kanun hükmunde kararna- me çıkarma yetkisine dönüş- türüldü. • Anayasa degişiklikleri ve te- rörie miicadele yasa taslağı-ceza tecili: Bu konuda ANAP millet- vekillerinin birçok noktada iti- razları bulunuyor. Hatta bazı milletvekilleri referanduma gidil- mesi olasılığından duyduklan rahatsızlığı, kulislerde "Muhale- fet ile anlaşüamazsa, 270 oyun sağlanıp referandnma gidilmesi- ni önlemek için o> vermeyiz" di- yerek dile getiriyorlar. Türk Ceza Yasası'nın 141, 142 ve 163. maddelerinin yeniden düzenlenmesi ve ceza infaz tecili uygulamasını da içeren terörle mücadele yasa taslağı üzerindeki tartışmalar sürüyor. Akbulut'un verdiği iftar yemeklerinde, ANAP milletvekilleri özeliikle ceza tecili uygulamasına karşı çıktılar ve bu konudaki kaygıla- nnı dile getirdiler. Bakanlar Kurulu'nun önceki gün yapılan toplantısında da bu değişiklikler konusunda bakan- lann farklı düşündükleri ortaya çıktı. Toplantıda Akbulut sessiz kalarak, özal'ın talimatıyla gün- deme gelen değişiklikleri savun- mazken, bakanlar Mustafa Ta- sar, Vehbi Dinçerler ve Cemil Çiçek tartıştılar. Dinçerler, ko- nunun hükümetçe gündeme ge- tirilmesinin yanlış olduğunu sa- vTinarak, konunun ANAP tara- fından benimsenerek tartışmaya açılması görüşünü öne sürdü. Dinçerler, konunun öncelikle ANAP Merkez Karar ve Yöne- tim Kurulu ile ANAP Meclis Grubu'nda ele alınmasını istedi. Devlet Bakanı tbrahim Özdemir de, Dinçerler'in görüşünü des- tekleyerek metnin partinin taş- ra teşkilatlannda da tartıştınla- bileceğini soyledi. Bir sonuca varüamayan top- lantıda bazı bakanlar şeriatı sa- vunan partilerin de kurulması- na izin verilmesi gerektiğini sa- vunurken, bazı bakanlar da bu- nun yanlış olacağını söylediler. özal'ın, ABD gezisinden dön- mesinden sonra milletvekilleri- ni ikna turlanna başlaması bek- leniyor. • Meclis çalışmalan: TBMM bir ayı aşkın bir süredir çoğun- luğun sağlanamaması nedeniy- le toplanamıyor. Gündemdeki yığılmayı önlemek için TBMM'nin çalışma saatlerinin uzatılması da sonuç vermedi. Bunun üzerine geçen hafta ya- pılan Bakanlar Kurulu'nda, ba- kanlar başta olmak üzere millet- vekillerinin TBMM çalışmalan- na katılmalan istendi. Başbakan Akbulut da partili milletvekille- rine Meclis'e gelmeleri için mek- tup yazdı. kanlar tarafından da dile getiril- meye başlandı. Bir an önce er- ken seçim yapılarak ekonomik açıdan 1992 yıhnın kurtarüma- sım öngören bu görüş şöyle özetleniyor: "Bugiin ekonomi gün geçtik- çe kötiiye gitmeye başladı. Bu bozulmayı sadece Körfez krizi- nin etkisiyle açıklamak da mümkiin değil. Ekonomi yöne- timinin yapısından. siyasi kaygı- lardan ka\nak)anan bazı hata- lann maliyeti daha ağır. Ekono- miyi bu yapı ve aniayışla 1992 sonbahanna kadar taşımak çok zor. Bugiin tam olarak göriile- meyen birçok ekonomik zorluk gerekli önlemleri almak da çok zor olacagı için 1992 yılında iyi- ce açığa çıkacak. O zaman AN AP'ın, seçim kazanma şansı daha da azalır. Onun için müm- kiin olan en kısa zamanda seçim yapılırsa kamuoyunun giivenini almış yeni hükümet, ekonomi- yi düze çıkancı önlemleri daha kolaylıkla uygulamaya koyabi- lir." 2- 1992'de seçim: Başbakan Akbulut ve bakanların büyük bölümü ise seçimin 1992 yılın- da yapılması görüşünü taşıyor. Bu görüşün gerekçeleri de şöyle sıralanıyor: "ANAP hükümeüerinin bü- yük önem verdigi ve sınırsız kay- nak akıttığı otoyol ve GAP'ın bir bölümü 1992 yılında ta- mamhuıacak. Bu gelisme hükü- mete ve partiye önemli bir prestij ve oy kazandıracak. Bu yıl yaşanan finansman darboğa- zı memurlara yüksek oranlı bir ikinci yanyıl zammına izin ver- miyor. Ayrıca, para darlıgı ne- deniyle tanmsal üriın destekle- me politikası da çıkmaz içinde. Ürün bedelleri peşin ödeneme- yeceği gibi çiftçiyi memnun ede- cek yüksek taban fiyat verebil- mek de güç." Zor bahar Kamu açıkları ne- deniyle seçim yatırımlannın fi- nanse edilmesi çok güç gözükü- yor. Gün geçtikçe bozulan büt- çe nakit dengeleri Hazine'nin yönetiminden sorumlu bürok- ratlara zor anlar yaşatıyor. Özal ve hükümet için hazırla- nan kısa vadeli nakit akımı tab- lolarındaki borç ödeme projek- siyonlan ürkütücü boyutlara yükseldi. Özeliikle hazirandan başlayarak konsolide bütçeden yapılacak olan iç ve dış borç ödemelerinin aylık tutarı vergi tahsilatına yaklaşıyor. Nisan-haziran aylannı kapsa- yan önümüzdeki üç aylık dö- nemde toplam maaş ve borç ödemeleri tutannın 20 trilyon li- rayı aşacağı hesaplandı. Buna göre Hazine, nisanda 900 milyar lirası dış, 2.9 milyar lirası iç ol- mak üzere 3.8 trilyon lira borç, 2.4 trilyon lira maaş ödeyecek. K a c ı r ı I m Ahmet Özal, Magîc KUNDAKLANDI — tkisi silahlı 4 kişi olduklan belirtilen saldırganlar, Kurtuluş son durakta yol- culann inmesinden sonra, sürücüyü silah zoruyla etkisiz hale getirerek benzin döküp otobüsü ate- şe verdiler. ttfaiye ekiplerinin çabalarına karşın otobüs kuilanılmaz hale geldi. (Behzat Şahin) İstanbul bonıba sesiııe alıştı (Baştarafı 1. Sayfada) ateşe verdiler. Içi tamamen ya- nan otobüs, itfaiye ekiplerince söndürüldü. Otobüs sürücüsü saidırganlardan ikisinin silahlı olduklarını söyledj. Odabaşı Başvekil caddesinde bulunan tş Bankası şubesine 21.45 sıralarında iki kişi tarafın- dan molotof kokteyli atıldı. Sal- dırganlann camı kırarak içeri at- tıklan molotof kokteyli yangına neden oldu. Yangında müdür odası kuilanılmaz hale geldi. İki kişi olduklan görgü tanıklann- ca belirtilen saldırganlar, olay- dan sonra kaçtılar. Hasköy Kumbarhane cadde- sindeki Türk Ticaret Bankası şubesine de 22.00 sıralarında molotof kokteyli atan iki saldır- ganın polis tarafından tabanca kullanılarak yakalandığı belirtil- di. Bankada başlayan yangın it- faiye ekiplerince söndürüldü. fncirli Pamukbank, Kozyata- ğı Yapı Kredi Bankası ve Fatih Iş Bankası şubelerine yine aynı sıralarda atılan molotof kokteyl- lerinin de hafıf hasara neden ol- duğu, ancak yangın çıkmadığı belirtildi. Olaylardan sonra bir gazete- yi telefonla arayan bir kişi, ban- kalara molotof kokteyli atılması olaylarını ERNK örgütü adma Bush ANAP'ı kurtaramaz (Baftarafı 1. Sayfada) sizliğin izahı ise çok zordur" dedi. Bush'un ANAP'a seçim için para vermesi durumunda kendi- sinin de seçime girmiş olacağı- nı beürten Cindoruk, "O zaman seçimi kaybeden Bush olacaktır. O nedenle böyle bir şeyi yapa- cağını zannetmiyorum" diye konuştu. ABD'nin kredi vermesinden çok böyle bir sözün söylenmiş olmasının önemli olduğunu be- lirten Cindoruk şunlan söyledi: "Böyle bir parayı ANAP için istiyorsa, o anayasaya aykın. Ama o para ANAP'ın kasasına gitmez, devletin kasasına gide- cek. Kaldı ki 1 milyar dolar eko- nomi düzeltme>e yetmez. Onla- ra en az 5-6 milyar dolar gerek- li. Bu paranın aJınması değil, bu sözün söylenmesi önemli. Bunu söylemek bile ayıp. Bu davranış ne kadar çaresiz olduklarını gös- teriyor. Bush'un yardımı da ANAP'ı kurtaramayacaktır.' ANAP Genel Başkan Yar- dımcısı Metin Gürdere, Devlet Bakanı Güneş Taner'in ABD'de "seçim kazanmak için yardım istemesini" eleştirdi. Gürdere, Taner'in "Meseleleri enflasyon gibi şahsi meselesi haline getir- me alışkanılğı" olduğunu söyledi. üstlendiklerini söyledi. "PKK militanı Mahsum Korkmaz'ın ölum yıldönnmünde Güneydo- ğu'daki baskılan kınamak ama- cıyla ERNK'üin Sirkeci- Bakırköy arasında tren yoluna sabotajda bulunduğu" yolunda- ki ihbar ise asılsız çıktı. Öte yandan dün akşam 15-20 kişilik bir grup, tSKl'nin Aksa- ray'da bulunan Genel Müdürlük binası önüne gelerek abone gi- rişi bö'lümüne ve genel müdür Ergun Göknel'in fhakam araba- sına mş attılar. Olay sırasında tSKİ binasının ve Göknel'in ara- basının bazı camlan kınldı. Sal- dırganların olay yerinden kaç- tıkları bildirildi. Saldırganların İSKİ girişindeki bekçi kulübesi- ne molotof kokteyli attıları da kaydedildi. İzmir'de de dün akşam üç ses bombası patladı, bir bomba da etkisiz hale getirildi. Saat 18.30 sıralarında TÜPRAŞ A.Ş. Böl- ge Müdürlüğü'nün altında bu- lunan benzinlik ve binamn diğer ko^esinde ardı ardına ses bom- balan patladı. 18.45 sıralarında da TÜPRAŞ benzin istasyonu önünde üçüncu patlama meyda- na geldi. Patlamalar hasara yol açtı. Patlamalardan sonra gaze- teleri ara>-an bir kişi, eylemi PKK adına üstlendiklerini söy- ledi. Alsancak limanı yakınları- na bırakılan bir bomba>n da po- lis imha etti. BAŞKENTTEN AHMET TAN Camp David Hüznü... ANKARA — "Camp David^ den mntakkâk İ>i* şef rföga- cak." Bu inanç ve beklentinin arka- sında burasının eski bir garso- niyer oldugu gerçegini kabul yatıyor. Bütün garsoniyer çıkışlannda yüzlerde ve kalplerde hıizun vardır. Bu hüznü geçen hafta renkli camdan Türkiye ile biıiikte bü- tün dunya seyretti. Yüzdeki hiıznün nedeni, bo- şa geçmiş bir gecenin sabahın- da duyulan boşluk. Bush'un Kıbrıs konusunda 23 mart cumartesi günü Washing- ton'da söyledikleri bu boşluğu dolduramamıştı. Cumhurbaşkanı Özal, "dos- tu Bush"un boş sözlerini kendisi doldurmaya çalıştı: "Başkan Bush'a söyledim. Kıbns sorunu 17 yıldır değil, 27 yıldır sürüyor." Özal'ın bunu Bush'a söyleme- si için Camp'te sabahlamasına gerek yoktu. Bunu, BM Genel Sekreteri de zaten söylemişti. Paris'teki AGİK zinesinde Perez De Cu- ellar, dünya aleme Kıbrıs soru- nunun geçmişinin 1963'e dayan- dıgını açıklamıştı. Yazgılannı Özal'a bağlayan- lar, "Camp David'den muhak- kak bir şey doğacak" diye hâlâ nur topu sonuçlar beklivorlar. ' Herhaiae Ramazân-ı Şerif hürmetine, bu sonuçlar birbiri ardından doğuyor. Örneğin onlara göre, Türkle- rin oynadığı bir fiunin Oscar ka- zanması "rastlantı" değil. Dün de ikinci mutlu sonuç doğdu: Birieşmiş Milletler Genel Sek- reteri, Kıbns sorunu ile ilgili ola- rak Türkiye hükümetine tesek- kür ettiğini açıkladı. Genel Sekreter bu teşekkürii- nü hem de yazılı değil, sözlü ola- rak, Gıivenlik Konseyi'nin ABD ve Sovyetler Birliği dahil 15 ül- kesinin temsilcisine ifade etti. Diplomatik çevreler, "sözlü rapor"u, yazılı olanına göre bi- raz daha zayıf buluyorlar. Buna, "Rapor buldu da yazı- lısını arıyor" derler. Genel Sekreter'in sözlü rapo- ru, Kıbrıs sorununda bir döne- meçtir. Bunu; aralarında Dışiş- Jeri'nin en üst düzey yetkilileri- nin, bilim adamlannın, ulusla- rarası Uişki uzmanlanmn bulun- duğu Kıbrıs konusu ile özel il- gili taraflar da söyluyor. Çünkü, 15 maddelik sözlü ra- por, içerdiği görüşler ve niteliği açısından Türk tarafının "uzlaşmaz" olduğu iddialanna artık son verecek. Sözlü rapor Türk tarafına uluslararasf ölçe|kte önemli bir destek ve üstünluk sağlayacak. Çünkü BM Genel Sekreteri, öteden beri Türk tarafının sa- vunduğu "siyasal açıdan eşit, iki toplumlu, iki kesimli bir devlet" düşuncesini ve "yeni bir anaya- sal düzenleme" hedefini kabul ediyor. Aynca kendisinin "federal hü- kümetin, iki toplumun etkili ka- tılımı ile gerçekleşmesi gerektiğini 1 ' soylemesi, Türk ta- rafını tatmin etti. Şimdi sıra Cumhurbaşkanı Özal'ın, Bush'a veda ederken, VVashington'da ağzından çıkan- ları anımsatmasında. Bush, 23 mart günü Kıbns'la ilgili bir soruyu yamtlarken ay- nen şöyle demişti: "Bu konuda BM Genel Sek- reteri'nin çabalannı destekliyo- ruz. ABD'nin ve benim görü- şüm. BM Genel Sekreteri'nin desteklenmesi yolundadır." Eğer Bush, BM Genel Sekre- teri'nin çabaJannı destekliyorsa, onun 15 maddede ortaya koydu- ğu göriişleri benimsediğini açık- lamalı ve yine onun gibi Türk hükümetine Kıbrıs konusunda- ki yapıcı tutumu nedeniyle te- şekkür etmelidir. "Prezidan Buş" 1 milyar do- ları vermiyor, bari Özal'ın hüz- nunü böyle da&ıtsa... (Baştarafı l. Sayfada) Incorporated" şirketinin amaç maddesi şöyle: "Özeliikle film ve televizyon dalında her türlü, hukuki, mali ve ticari işler, filmlerin alım sa- tımı, video ve film dağıtım hak- kı, video-clip yapımı. Gayri menkul, patent, lisans ve know- how ve düzenlemesi ve şirket yönetiminin şirket çıkarlanna uygun gördüğü ber türlü iş." Liechtenstein, paravan ve ör- tülü şirketlerin prensliği olarak biliniyor. Ülkelerinde vergi öde- mek istemeyen birçok işadamı, şirketlerini bu prenslikte kuru- yor. Yurtdışmda kurulu bulunan Magic Box Incorporated şirke- tinin Türkiye temsilcisi duru- mundaki Magic Box Internati- onal'in kuruluş statusü ise 7 Arahk 1989 tarih ve 2417 sayıh Ticaret Sicili gazetesinde yayım- landı. Şirketin kuruluşunda Ah- met Özal'ın adı yer almazken, Yekta Okur geçen hafta Tunca Toskay'ın istifasının basına açıklanması sırasında yönetim kurulunda Ahmet özal'ın ismi- nin de bulunduğunu söyledi. Yekta Okur, Ahmet özal'ın Türkiye'deki şirketin başından beri "kurucu üyeleri" arasında oiduğunu bildirdi. Bu arada Magic Box Yönetim Kurulu, Tunca Toskay'ın istifa- sıyla boşalan başkanlık için önümüzdeki hafta içinde seçim yapacak. Tunca Toskay'la bir- İikte Magic Box'ın kuruluşunda rol oynayan Genel Müdür Meh- met Turan Akköpriilü'nün de istifa ederek Ankara'ya dönece- ği öğrenildi. Uzan: Ahmet kardeşim Türkiye'nin ilk ozel televizyo- nu Magic Box'ın sahibi Cem Uzan, 18 Kasım 1990'da Hür- riyet'e yaptığı söyleşide, "Ah- met Özal çok yakınım, özeliik- le ekonomik görüşleriyle pek çok yerde aynı düşünüyorum. Bize de ortak değil. Aynca ken- disi ortak olmak isterse bundan seref duyarım" demişti. Cem Uzan aynca, Panorama dergi- sinde 19 Ağustos 1990'da yer alan Magic Box'la ilgili röpor- tajında da Ahmet Özal'la ilişki- lerinin çerçevesini çizerken, "Türk basını, araştırmayı son derece bilen ve iyi de yapan bir basın. Eger Ahmet Özal'ın bir hissesi olsa idi, onu mutlaka bu- lup, ortaya çıkarmaz mıydı. (...) Ahmet benim kardeşim kadar yakın olduğum bir insan. Ma- gic Box'la çok yakından ilgilen- mektedir. ilgilenmeye de devam edecektir. Bir nevi fahri danış- man diyebilirsiniz." Ahmet özal'ın Divanyolu Türbedar Sokak'taki binasına sık sık geldigi ve arandığında sekreterinin notlar aldığı bilini- yor. KDV sorunu Bu arada lstanbul'da yeni çı- kan "Son Baskı" gazetesinin önceki günkü sayısında yurtdı- şından yayın yaptığ için kendi- sini mükellef saymayıp KDV kesmeyen ve ödemeyen Magic Box hakkmda Defterdarlığm in- celeme yaptığı bildirildi. Gaze- tenin dünkü sayısında da Mali- ye Bakanı Adnan Kahveci, Ma- gic Box'ın durumunun İstanbul Defterdarlığı'nca incelendiğini ve henüz kendisine kesin bir ra- porun ulaşmadığmı söyledi. SHP Genel Sekreteri Hikmet Çetin, konuyu incelediklerini, gerekirse Meclis gündemine gö- türmeye kararlı olduklarını söy- ledi. Magic Box'ın Yönetim Kuru- lu Üyesi Yekta Okur, "Bizim KDV ödememiz söz konusu de- ğil. Ama, yurtdışmda kunılu bir şirket oldugmuz için değil, rek- lam şirketleriyle baştan KDV'yi onlann ödemesi şeklinde anlaş- ma yaptığımız için ödemek zo- runda değiliz. Bu konudan Ma- liye'nin de haberi var. Biz bu konuyu kuruluş aşamasında ko- nuştuk. KDV riskine girip öde- memezlik etmeyiz" diye konuş- tu. POLITIKA GUNLÜGU HİKMET ÇETİNKAYA (Baştarafı 4. Sayfada) Evet, ANAP grubu ile hükümet arasında gerginlik gide- rek büyüyor... Hükümete KHK çıkarma yetkisi verilmesini öngören ya- sa tasarısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kuşa çev- rildi. Bir başka deyişle yetkinin kapsamı daraltıldı. Komis- yon Başkanı Yusuf Bozkurt Özal, bu işin öhcülüğünü yapı- yor. Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki ANAP'lı milletvekilleri de SHP'Iİ, DYP'lilerle işbirliği yapıp bir bakıma Cumhurbaş- kanı Özal'a mesaj ıletiyorlar: — Biz öyle kolay kolay pes etmeyiz... Gazete haberlerine göre ANAP'Jı üyelerin verdiği öner- geyle kuşa çevrilen yetki yasasında şu bölüm olduğu gibi tasarıdan çıkarıldı: — Ülke ekonomisinde istikrann sağlanmasıyla ilgili temel ekonomik yasalarda KHK düzenleme yapma yetkisi Bakan- lar Kurulu'na verilir... Burada Oevlet Bakanı Mehmet Kececiler'in tutumu da il- ginçtir. Keçeciler, yetki tasarısının kırpılıp kırpılıp yıldız ya- pılmasını satt izliyor. Sorulduğunda da şu yanrtı veriyor: — Değişiklikleri komisyonun takdirine bırakıyorum... Yönetim yapılarında değişikliğe ilişkin kamu kurum ve ku- ruluşlarında ise parantez içine alınan bir bölüm var: — Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı hariç... Benimsenen tasarıya göre hükümet, salt kamu kurum ve kuruluşlannda çalışanların sosyai ve ekonomik çıkarlarını iyileştirecek; Genelkurmay Başkanlığı ile Milli Savunma Ba- kanlığı'nın dışında kalan kuruluşların yönetim yapılarında ise KHK ile değişiklik yapabilecek. Bu arada Komisyon Başkan Vekili Ankara Milletvekili Ha- zım Kutay, hükümetin bu tasarıyı geri almasını istiyor. Ge- rekçe olarak da şunu gösteriyor: — 20 hazirana kadar kongremizi yapmamız gerekiyor. O nedenle hükümetin 3 aylık ömrü kalmıştır... SHP'li Enis Tütüncü ise daha değişik yaklaşıyor konu- ya: — Kimi bakanlar Divan-ı Humayun'da azledilirken, örne- ğin yetim Hüsnü gibi, kimilerj de halk meclislerinde rezil edi- liyor. burada olduğu gibi. Keçeciler alınıyor SHP'li Tütüncü'nün sözlerine. Osmanlı döneminin devşirme vezirleri olmadığını söyluyor. — Biz Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin bakanlarıyız... İşin özeti şu: ANAP Meclis Grubu ile hükümet çekişiyor. Kim ne diyor, neler istiyor belirsiz. Hiçbir konuda anlaşa- mıyor şirket ortakları. Asıl kavga, tasarı Meclis'e geldiğinde kopacak mı dersi- niz? F ı r s a t ! Pencerelerinize Isıcam taktınnEski doğramayı degiştirmeden Isıcam'ı TARGET takar. Üstelik taksitle. Çok uygun koşullarda 6 eşit ödeme. TARGET servisi mükemmeldir. Teknik ekip gelir, pencerelerinizin ölçüsünü alır. Isıcam'lannızı bu ölçüye göre hazırlar. Ve bir gün içinde, eski doğramalarıntzı degiştirmeden Isıcam'ı uygular. Artık ne sıcak, ne soğuk, ne de gürültü içeriye girebilir. Nisan sonuna kadar sürecek bu kampanyadan yararlanın. Siz de kararınızı verin, bu fırsatı kaçırmayın. TARGET, başvuru sırasına göre evinizi Isıcam'la donatsın. 5 yıl garantili Isıcam. Şişecam kuruluşu olan Camtaş A.Ş.'nin Gürsan/Ankara Isıcam tesislerinde üreuimiştir. 6 eşrt ödeme Her aya düşen 1m 2 fiyatı: 34.364+KDV (3+3 mm) target TARGET TAAHHÜT LTD ŞTİ Büyukdere Caddesi 66/13 Mecidiyeköy-80290 İstanbul Tel: 172 79 54 -175 66 61-166 83 36 n VEFAT Merhume Hatice Kalender ve Merhum Muharrem Kalender'in oğulları; Hikmet Kalender, Nurdan Özkut ve Ayşe Eren'in kardeşleri; Saliha Tiryaki ve merhum Ali Tiryaki'mn damatları; sevgili eşim ve babamız ÖZDEMtR KALKNDER 26 Mart 1991 günü vefat etmiştir. Cenazesi 29 Mart 1991 cuma günü öğle namazını müteakip Erenköy Galip Paşa Camii'nde kılınacak cenaze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilecektir. EŞİ GÜNER, ÇOCUKLARI HALE VE AYDAN KALENDER Not: Çelenk gondermek isteyenlerin Türk Eğitim Vakfına bagışta bulunmalan rica olunur.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog