Bugünden 1930'a 5,403,972 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

27 MART 1991 KÜLTÜR-SANAT CUMHURİYET/7 SİNEMA Festivalde bugün ve yarın • Kiiltiir Servisi — Istanbul Film Festivali'nde bugün "Taşlann Neşidesi" (Türkçe altyazılı) 12.00 ve 18.30'da, "Korku ve Aşk" ise (Elektronik Türkçe altyazıh) 15.00 ve 21.30'da Emek Sineması'nda gösterilecek. "Glissando" saat 12.00 ve 18.30 seanslannda, "Eversmile New Jersey" ise 15.00 ve 21.30'da Atlas'ta sunulacak. Beyoğlu Beyoğlu'nda saat 12.00'de "Darbe", 15.00'te "Kaplan Adam", 18.30'da "Piano Piano Bacaksız", 21.30'da ise "Yapay Cennet" oynuyor. "Uyuşturmadan" saat 12.00 ve 18.30 seanslannda, "Halfaouine-Çatılann Çocuğu" saat 15.00, 21.30 seanslannda Türkçe altyazılı olarak Gazi Sineması'nda izlenebilecek. "Bir Katil Kiraladım" (Türkçe altyazılı) saat 12.00'de, "Tutsak Balon" saat 15.00'te (Türkçe altyazılı), "Oyun Vakti" 18.30'da ve "Bir Gece Boyunca Helsinki" (Türkçe altyazılı) saat 21.30'da Reks'te, görüfebilir. Festivalin yannki programı ise şöyle: Emek - "llle de Iskenderiye" (12.00, 18.30), "Kımıldama, ÖI ve Dirü" (15.00, 21.30); Atlas - "Sınır" (12.00, 18.30), "Kimsesiz Çocuklar" (15.00, 18.30); Beyoğlu Beyoğlu "Montalvo ve Çocuk" (12.00), "Yitik Bahar" (15.00), "Imdat ile Zarife" (18.30), "Farendj"* (21.30); Gazi - "Bisikletli Adam"* (12.00, 18.30), "Yılın Kahramanı" (15.00, 21.30); Reks - "özgürlük Savaşçılan"* (12.00), "Duvarlar" (15.00X "Sessiz Çığük"* (18.30), "26'sı Için Üç Yer"* (21.30). (* Işaretli fılmler elektronik Türkçe altyazılı gösterilecek.) Yönetmenler anlatü • Kiiltiir Servisi — Uluslararası tstanbul Film Festivali kapsamında yer alan 'Dali', 'Xenia' ve 'Aralık Gelini' nimlerinin yönetmenleri, dun bir araya gelerek filmleri hakkında basına bilgi verdiler. Toplantıya 'Dali' filminin oyunculanndan aynı zamanda filmin yönetmeni Antoni Ribas'ın eşi olan Emma Ribas da katıldı. Festivalin 'Uluslararası Yarışma' bölümünde yer alan filmi 'Dali'yi, 1978'de, New York'ta ünlü ressam ile tanıştıktan sonra çekmeye karar verdiğini anlatan yönetmen Antoni Ribas, daha önce de 1%8'de uzun bir dokümanter film çektiğini ve bu filmde yine Dali'ye yer vermiş olduğunu anlattı. Filmde Dali'nin yaşamında önemli bir yeri olan kızkardeşini canlandıran Emma Ribas da filmdeki rolünün küçük, ama önemli olduğunu belirtti. 'Aralık Gelini' filminin yönetmeni trlandalı Thaddeus O'Sullivan, iki erkekle yaşayan bir kadını anlatan filminin gerçek olaylara dayanan bir romandan uyarladığını söyledi. Katolik olduğuna söyleyen O'Sullivan, Protestan bir film çekmek istediğini ve ayrıca lngilizlerin Amerikalıların kafasında yer eden 'Irlandalı imajı'nı yıkmaya çalıştığını belirtti. 'Xenia' filminin genç yönetmeni Yunan Patrice Vivancos, filminin bir yol filmi olduğunu, Yunanistan, ltalya, Fransa, lspanya ülkelerini kapsadığını anlattı. Yunanistan'daki sinema endüstrisi konusunda da bilgi veren yönetmen, ülkesinin teknik altyapı olarak zengin olduğunu, ancak bu altyapının şu sıralar özellikle TV ve reklamcılık piyasası için kullamldığını söyledi. Halkın sinemaya gitmemesinden yakınan Vivancos, "Şimdilik çölü geçiyoruz, insanlann televizyondan yorulacağı ve sinemaya dönecekleri zaman gelecek" dedi. TİYATRO Yeni salonda yeni oyun I Kiiltiir Servisi — Devekuşu Kabare Tiyatrosu Oyuncuları, bugünden itibaren mayıs ayı sonuna dek izleyicilerinin karşısına yeni bir tiyatro sahnesinde çıkacak. Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun Müdürü Ali Yalaz'ın verdiği bilgiye göre Harbiye'deki Şan Tiyatrosu'nun arkasındaki eski Penguen Buz Pateni sahası yeniden düzenlendi. Yalaz, binanın tiyatro salonu ve çekim platosu olarak hizmet vereceğini aktardı. Devekuşu Tiyatrosu'nun Anten A'dan kiraladığı 870 kişilik tiyatro salonunda mayıs ayı sonuna dek olan dönemde Kandemir Konduk'un yazdığı "Şuna Buna Dokunduk" adh müzikli güldürüye yer verilecek. Konduk'un oyunu pazar ve pazartesi günleri dışında saat 21.30'da, cumartesi günü ise saat 17.00'de sahnelenecek. Tıyatro Gtinü etkinlikleri • Kiiltiir Servisi — 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Bugün saat 15.00'te Istanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvan Tiyatro Bölümü'nde düzenlenecek bir törenle tsmail Dümbüllü'nün kavuğu Nejat Uygur'a devredilecek. Bugün saat 11.00'de Atatürk Kültür Merkezi'nde yer alacak bir başka tören ise Türk Kültürüne Hizmet Vakfı tarafından düzenlendi. Törende Devlet Geleneksel Türk Tiyatrosu Topluluğu'nun kuruluşu üzerine konuşmalar yapılacak. Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen bir diğer tören Ortaköy Bahriye Üçok Kütüphanesi'nde. Füsun Erbulak, Aykut Oray ve Mehmet Akan'ın katılacaklan söyleşi saat 14.00'te gerçekleşecek. Dünya Tiyatrolar Günü, Avusturya Kız Lisesi'nde de saat 12.00'de özel bir programla kutlanacak. Nüvit özdoğru'nun konuşmasının ardından öğrenciler Çehov'un "Jübile"sini sergileyecekler. Göztepe özel Anakent Lisesi'nde ise Macit Koper ve Seden Kızıltunç'un yer alacaklan bir panel düzenlenecek. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KÜLTÜR İŞLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ AÇIK HAVA KONSERLERİ KENT ORKESTRASI Ork. Şefi EkremTEKEŞlN Solist Nurcan EREN KLASİK BÖLÜM: ANDREW L. VVEBBER , G. BİZET, G. ROSSİNİ, U. CEMAL ERKİN.M. MUSSORGSKY, F. V. SUPPE, LBERNSTEİN,J.WILLIAMS POP-JAZZ 21.3.1991 Perşembe, 23.3.Cumartesi, 27.3. Çarşamba, 28.3.Perşembe, 30.3.Cumartesi Saat: 16.00'da Taksim Meydanı Sular Idaresi Önü MÜZİK/FİLİZALİ Soyyetkr Birliği'nden geien tophüuklar olağanüstü birsınav verdiler Sporcuda ve müzikçide 3 KKondisyon, konsantrasyon ve kompetisyon sporcu için de, müzisyen için de aynı ölçüde geçerli. Aksi oldu mu sporcu gol kaçırır, müzisyen de nota. Üç "K"lar. Türkçe sözlükte kondis- yon karşılığı "idmanlı ohnak" (spor için), konsantrasyonun karşılığı "zihni bir noktaya toplama", kompetisyonun karşılığı ise tek kelimeyle "rekabet", ya- ni yanşma. Üç "K"lann dilimizde tek bir sözcük- le karşılığını bulmak görüldüğü üzere üçe bir oranında. Yani, kısaca, bu kav- ramlara yabana olmamalıyız ki dilimiz kavrama göre sözcük yaratsın. Üç "K"lar spor alanında yaygın kul- lanılan sözcükler. Televizyonda ve ba- sında spor, sporcu, özellikle futbolcu ve antrenörlerimizle yapılan konuşmalan, söyleşileri hep merakla izliyor ve oku- yorum. Sporcusu da, antrenörü de bir nokta- da birleşiyor sürekli. Tek tek insanımız çok yetenekli, teknik açıdan yabana sporculardan daha düşük düzeyde değil. Ancak, ne oluyorsa oluyor; müsabaka, yani kompetisyon, yani yanşma orta- mında performansın düştüğü, en ufak negatif uyarı karşısında moral ibresinin hızla aşağı kaydığı, takım oyununa bir türlü ahşılmadığı, konsantrasyon, yani "dikkati yapılan işe teksif etme" bece- ri ve yeteneğinin yok denecek kadar dü- şük düzeyde olduğu, dolayısıyla maç or- tamında akıllara durgunluk verecek ka- dar aptalca ve gereksiz hatalar yapıldı- ğı konusunda herkes hemfikir. Sporcu gibi müzisyen de "müsabaka- performans" sırasında dikkatini -yapmakta olduğu ise yönelik bütün dış etkenlerden yalıtarak toplamak, yani "konsantre" olmak zorunda. Aksi ol- du mu sporcu gol kaçırır, müzisyen de nota. Sporcu gibi müzisyenin de yanşma- performans sırasında başa ge- lebilecek aksilikler karşısında aniden moral çöküntüsüne uğramaması, daha açık bir deyişle "yanşma", yani "kompetisyon" ruhunu sürekli canlı tutması gereklidir. Çellist Akxander Rudin ve Musica Vi- va topluluğu, Azerbaycan Kara Karayev Devlet Oda Orkestrası ve son olarak ün- lü keman virtüözü Tatyana Grindenko yönetimindeki Moskova Eski Müzik Oda Orkesrası üç "K"lara ek olarak bir de insanüstü dayanıklılık sınavı verdiler. Tatyana Grindenko Topluluğu ele- manlan Moskova'dan uçakla İstanbul'a gelmeyi umarken, uçak rezervasyonla- nnın bizim, yani Türkiye'nin "resmi konuklan" tarafından iptal ettirildiği- ni öğrenip şok geçirmişler ve görev duy- gulan çok yüksek olduğundan tstanbul'- daki konserlerini iptal etme yoluna gi- deceklerine, toplam 58 saat süren Moskova-Sofya, Sofya-lstanbul demir- yolu ile yolculuk yapmayı göze almışlar- dı. Üç "K"lardan mebzul miktarda bu- lunduran Tatyana Gridenko Toplulu- ğu'nun özelliği de 17. ve 18. yüzyıl mü- ziğini "otantik", yani aslına uygun stil- de yorumlamasıydı. Son 10 yıldır Avrupa ve Amerika'daki pek çok topluluk "otantik" çalgılarla, ihmal edilmiş 16., 17. ve 18. yüzyıllann "otantik" stillerini araştınyor. Kimisi daha da ileriye gidip "otantik" kostum- lerle sahneye çıkıyor. Konservatuvar ve müzik okullannda son yüzyıl içinde uygulanan eğitim, tüm çalgılann 19. yüzyıl tekniği, beğenisi ve stil anlayışı çerçevesinde çahnmasına yol açmıştı. Oysa, şimdi eski müzik toplu- luldannın ortaya koyduklan gibi, yorum stilleri, çalgılan çalma teknikleri çağlar boyu epey değişime uğramıştı. Örneğin, bugün bütün yaylı ve üfle- me çalgılann hiç düşünmeden her nota- ya uyguladıkları "vibrato", 17. ve 18. yüzyıl beğeni ve stillerinde ancak müzik cümlelerinin belirli durak yerlerinde, ga- yet hasisçe kullanılacak bir süslemeden ibaretti. Aynca, yaylı çalgılann yay tek- ASLINA SADIK — Tatyana Gridenko'nun yonettigi Eski Müzik Oda Orkestra- sı, az ya da çok tanınmış barok bestecilerin eserterini yepyeni bir tatia ve aslına sadık kalarak seslendirdiler. (Foloğraf: Aramis Kalay) niği bugünku yay tekniğine oranla çok değişti o zamanlar. Notalar da kâğıt uze- rinde yazıldığı gibi durmazdı hiç. Her bi- rinin o zamanın geleneğine uygun ola- rak kendine ozgü süslemesi, vurgusu, ağırlaşıp hızlanması vardı ki, bu özellik- ler 19. yüzyıhn sonuna doğru tümüyle unutulmuştu. İşte, Gridenko ve Eski Müzik Oda Or- kestrası gibi topluluklar çok ya da az ta- nınan (Ignaz von Biber (1644-1704), Jo- hann Meinrich Schmelzer (1620-1680), Antonio Vivaldi (1675-1741), Georg Philipp Telemann (1681-1767) gibi Ba- rok bestecilerin eserlerini yepyeni bir tat- la, "otantik", yani aslına uygun stil ve teknikle yorumlayarak müzikseverlere büyük hazlar tattırdılar. Rengim Gökmen'in yönettiği IDSO'nun solisti çellist Selma Gökçen'di Farklı ortamlardan iki müzisyentstanbul Devlet Senfoni OTkestrası'nın 22-23 mart konserlerini şef Rengim Gök- tnen yönetti. Solist, çellist Selma Gök- çen'di. Genç profesyonel müzisyen ku- şağımızın önde gelen iki temsilcisiydi Gökmen ve Gökçen. Benzerlikleri bura- da sona eriyordu ama. Rengim Gökmen, Ankara Devlet Kon- servatuvan'nın ilk mezunlanndan olan anne ve babasının yolundan gitmiş, ay- nı okulun piyano, bestecilik ve şeflik bö- lümlerini bitirerek meslekte ilerlemek amacıyla öğrenimine ftalya'da devam ef- mişti. Rengim Gökmen, 1984-89 yıllan arasında Ankara Devlet Opera ve Bale- si- Müzik Direktörlüğü gibi ağır bir so- rumluluğu üstlenerek genç yaşta Cum- huriyet Türkiyesi'nin 60 yıllık bilimsel müzik yaşamının yöneticileri, yönlendi- ricileri arasında yerini almıstı. Selma Gökçen ise çok farklı bir aile- den geliyordu. Gökçen'in babası, Tür- kiye"de mesleğine yönelik ilerleme ve araştırma yapabilme yollannın kapan- ması karşısında en verimli ve üretken ça- ğında ABD'ye göçmek zorunda kalan bir bilim adamı. Annesi ise piyanist ol- ma rüyalanyla Cemal Resit Rey'den ders alan, ama ailenin ulkeden ayrılması do- layısıyla müzik aşkını kızına aşılayan sa- natçı ruhlu bir insan. Selma Gökçen, Amerika'da doğdu, orada büyudü, eğitiminin tümünü Ame- rika ve tsviçre'de gerçekleştirdi. Ancak kan bağlarının gücüne bakın ki hiç Türkçe konusamamasına karşın kalbinin yarısı hep burada. Son yıllarda hemen her mevsim orkestra eşliğinde ve resital biçiminde konserler veriyor Tü-kiye'de Gökçen. Üstelik, zaman içinde bilgi ve deneyimini, birikimini Türkiye'ye kana- lize etme niyetinde. KALBİNİN YARISI BURADA — Selma Gökçen ABD'de tiogdu, orada büyü- dn. Eğitiminin tümünü ABD ve Isviçre'de gördü. Ancak hic Türkçe konusama- masına karşın, kalbinin yansı bep Tnrkiye'de (Foloğraf: fbrahim Günel) Birbirinden farklı ortamlarda yetişmiş bu iki müzisyen, müzisyenlerin ortak dili olan "miizik"te buluştular hafta sonu konserlerinde ve Elgar'ın mi minör çel- lo konçertosunu birlikte yorumladılar. Edward Hgar (1857-1934) yaşamının 34 yılını 20. yüzyıhn ilk yansında yaşa- mış olmakla birlikte 20. yüzyıla ayak uy- duramamış, daha başka bir deyişle ayak uydurmak istememiş bir müzisyendi. Onun özlem ile tutunduğu donem 19. yüzyıhn sonu ile 20. yüzyıhn başındaki 1. Dünya Savaşı öncesi yaşanan kurun- tusuz, kayıtsız, zevk \-e sefa agırlıklı Kral 7. Edward dönemi>'di. Sofu, kuralcı, kayıtlı-kuyutlu yaşam felsefesiyle Ingi- liz toplumunu yarım yüzyıldan fazla bir süre sımsıkı korseler içinde baston yut- muş gibi ve*duygularmı zinhar gösterme- yen bir toplum durumuna getiren Krali- çe Victoria'dan sonra yaşanan bu vur- dumduymaz, keyifli ortamı seviyordu El- gar. Ancak Ingiltere'nin kayıtsızlık ve ke- yjf ortamı öyle pek uzun ömürlü olma- dı. Birinci Dünya Savaşı tüm acımasız- lığı ve kıyımıyla kapkara bir bulut gibi çöktü üzerlerine ve Elgar 1918'de dün- yanın bir daha hiçbir zaman 1914 önce- si dünyası olmayacağından kesinlikle emindi, yeni dünyadan hiç tat almıyor- du. Çello konçertosunu işte bu ruh du- rumu veya depresyonu içerisinde 1919'da inzivaya çekildiği Sussex'te besteledL Bu konçerto, keman sonatı, yaylı çalgılar dörtlüsü ve piyanolu beşhden sonra bes- telediği son büyük eseriydi Elgar'ın. Üs- telik, biçim-yapı açısından geleneksel konçertonun sınırlan dışına çıkıyordu bu eserde besteci. Sözün kısası Elgar'ın çello konçerto- su bestecinin içinde bulunduğu ruh ha- lini, yani karamsarlığın en dip noktala- rı ile umut ışığını görüp sanlmak arasın- daki gel-gitleri çok duyarlı biçimde ak- taran bir eser. Selma Gökçen, sazının tüm zorluklannı aşmış, virtüoz nitelik- leriyle donanmış, çok hassas, çok mü- zikal bir sanatçı. Eserin yorumundaki tek eleştiri, son bölümde orkestranın, çellonun sesini bastırması idi kanımca. Rengim Gökmen yönetimindeki ÎD- SO, bu konserde ayrıca Kemal Sünder- in "Yorgun Savaşçı" filmi için yazdığı film müziğinden olusturulan üç bölüm- lü süit (op. 24) ile Debussy'nin La Mer- ini (Deniz) yorumladı. Tiyatrolar Günü bildirisini buyıl tiyatroyazanmız Lûtfı Ay kaleme aldı Dünya ' LÛTFİ AY Bugün 27 Mart, Dünya Tiyat- ro Günü... Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı UNESCO, tiyatronun insanlar gibi milletleri de birbirlerine yaklaştırdığına inandığı için 1948 yılında bir "Uluslanırası Tiyatro Enstitüsü"nün kurul- masma destek sağladı. îşte, 27 Mart'ı "Dünya Tiyatrolar Günü" olarak ilan eden, kısa za- manda bütün sanat çevrelerin- ce benimsenmesini de sağlayan kısaca (Ingilizce adının baş harfleriyle) ITI diye andığımız bu uluslararası kuruluş ol- muştur. Dünya Tiyatrolar Günü, otuz yıldan beri (bizim de aralannda yer aldığımız) 80'i aşkın ülkede çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Bu ülkelerde tiyatroya pek sık gidemeyen on binlerce seyirci topluluğu, birbirlerinden çok uzak salonlarda, bu akşam ken- dilerine sunulacak oyunları ko- nuk olarak izleyecekler ve tiyat- ronun büyüsünde aynı duygu ve düşünceleri paylaştıklannı his- sedecekler. Kuşkusuz tiyatromuzun çeşitli sorunları, gerekşinimleri var. Bunlar Kültür Bakanlığımızın, geçen haziran ayında düzenledi- ği Tiyatro Kurultayı'nda geniş bir yelpaze içinde ele alındı, beş ? dîyecek PCRDELER ÜCRETSİZ AÇILIYOR — 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü'nde tüm ödenekli tiyat- rolarda ve bazı özel tiyatrolarda bu akşam perdeler ücretsiz açılıyor. Şehir Tiyatrolan'nın Üskii- dar Musahipzade Celal Sahnesi'nde sergile>ecegi Ibsen'in "Hortlaklar" oyunu da bunlardan biri. Oyunun başrollerinde Nedret Güvenç ve Şükrü Türen v^r. ITI Türkiye Milli Merkezi Kurulu üye- si, tiyatro eleştirmeni Lûtfi Ay'ın bildirisi de bugün tüm tiyalrolarda oyundan önce okunacak. ayrı komısyonda enine boyuna tartışıldı. İlk kez bütün aynntı- ları saptanarak çözüm yolları belirlendi. Hemen hepsi devletin kültür ve sanat politikasmın tercihleri- ne ve bütçe olanaklarına bağlı bu sorunlarla gereksinimlerin bir anda çözüme kavuşması el- bette belclenemezdi. Ama Kül- tür Bakanlığı'nca, özellikle Ti- yatro Kurultayı'ndan sonra bu yolda önemli adımlar atıldığmı söyleyebiliriz. örneğin; ödenekli tiyatrolanmızda yerli oyunlara öncelik tanınması, telif haklan- nın ve özel tiyatrolara yapılan yardımlann önemli ölçüde art- tırılması, yeni tiyatro salonlan- nın açılması, yurttaşlarımızın bulunduğu ya da dilimizin ko- nuşulduğu dost ve komşu ülke- lere turneler düzenlenmesi sağ- lanmış, uluslararası tiyatro ku- rumlanyla işbirliğimiz kongre ve sempozyumlanna temsilcileri- mizin katılmalanyla güçlendiril- miş, son olarak da Uluslararası Tiyatro Enstitüsü'nün (ITI) 24. Dünya Kongresi'ne ülkemizin e\- sahipliği etmesi kesinleşmiş, bu konuda aylardan beri sürdürü- len çaüşmalar, haarlıklar en yo- ğun aşamalara gelmiştir Bütün bunlar, kısa zamanda elde edilmiş, tiyatromuzun gele- ceğine umutla, güvenle bakma- mızı sağlayan başarılı sonuç- lardır. Öyle sanıyorum ki önümüz- deki bahar günlerinde Istanbul, yabancı merkezlerin de ilgisini çekecek çok canlı ve önemli sa- nat olaylarına sahne olacaktır. Bu konuda kamuoyuna aydın- latıa bilgiler vermek sanınm ya- rarlı olacaktır 26 mayıs - 1 haziran tarihleri arasında ilk kez Türkiye'de ya- pılacak ITI 24. Dünya Kongre- si, Cumhurbaşkanı Turgut Ozal tarafından törenle açılacaktır. Açılışa Çekoslovakya Cumhur- başkanı, aynı zamanda ünlü bir oyun yazarı olan Vaclav Havel, Cumhurbaşkanımızın adına da- vet edilmiştir. Vaclav Havel da- vete katılırsa, ülkemizin değişik topluluklan tarafından sahnele- nen kendi oyunlanndan bölüm- ler izleyecektir. 80 ülkeden yaklaşık 800 dele- ge ile çok sayıda yabancı eleştir- men, gazeteci ve foto muhabiri- nin izleyeceği kongre çalışmalan bir hafta surecek, a>Tica 18-31 mayıs tarihleri arasında 5 grup- la yürütülecek doğaçlama atöl- ye çahşmalarının ürünü 1 hazi- randa delege ve seyircilere sunu- lacak. Bir bölümu Batı ulkele- rinden gelecek 50 kadar kadın- erkek sanatçının katılacaklan atölye çalışmalarında bir Türk peri masalı işlenecektir. Tiyatromuzu tanıtmak bakı- mından her zaman ele geçmeyen fırsat, bir bakıma da önemli bir sınavdır bu. Tiyatromuzun bu sınavdan yuz akıyla çıkacağına güveniyor, sanatçılarımıza başa- rılar dilivorum. Kütüphane Haftası • Kültür Servisi — Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında bugün üç konferans yer ahyor. Prof. Dr. Meral Alpay saat 11.00'de Aziz Berker Kütüphanesi'nde "Kütüphanelerden Yararlanma Hakkı", Doç. Dr. Aysel Yontar saat 13.30'da "Bilgi Çağında Halk Kütüphanelerinde Enformasyon Hizmetleri", Prof. Dr. Stanford Shaw ise 16.00'da Atatürk Kitaplığı'nda "Yabancı Gözüyle Türk Kütüphaneleri" başlıklı konferansları verecekler. Türk oyııncıınun başarısı • FRANKFURT (AA) — Türk oyuncu Renan Demirkan'ın adından, Almanya'da sanat çevrelerinde övgüyle söz ediliyor. 7 yaşmda Almanya'ya gelen Demirkan'ın (34) başarıları, bu haftaki Der Spiegef dergisinde geniş biçimde yer aldı. Demirkan, Batı Alman Televizyonu (WDR) tarafından çekilen "Reporter" (Gazeteci) dizisindeki kadın gazeteci Azade Çelik rolüyle büyük bir çıkış gerçekleştirmişti. Demirkan, Türk kadınının Alman kamuoyundaki imajını iyileştirmek ve iki kültür arasında kalmış Türk insanını anlatmak amacıyla "üç şekerli çay" adh bir de kitap yazdı. Shamvili resitali • Kültür Servisi — 1983 yılından bu yana ABD'de yaşayan Rus piyanist Regina Shamvili bugün saat 19.00'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda bir konser veriyor. Sanatçı programında Beethoven, Mendelssohn ve Chopin'in yani sıra Glinka'nın "Piyano İçin Minyatürler" adh yapıtını da seslendirecek. Tiflis doğumlu olan Shamvili, Çaykovski Konservatuvan mezunu. İFSAK Genel Kurulu • Kültür Servisi — Bu yıl 32. çahşma yılına giren Istanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği'nin (İFSAK) 32. Genel Kurulu 7 nisan pazar günü saat 12.00'de Mülkiyeliler Birliği tstanbul Şubesi'nin Ortaköy'deki salonunda yapılacak. İFSAK'ın son bir yıllık çalışmalarının değerlendirileceği genel kurul, önümüzdeki bir yıl için çalışacak yönetim, denetim ve onur kurulu üyelerinin seçimi ile son bulacak. UGUN • Scognamillo söyleşisi Sinema yazarı Giovanni Scognamillo'nun söyleşisi saat 16.00'da Pan Yayıncıhk'ta. (161 80 72) • Anadoluyum Ben Faruk Akbaş'ın dia gösterisi 18.00 ve 19.00'da Fransız Kültür Merkezi'nde izlenebilir. (149 48 95) bugün bilsak 27 MART ÇARŞAMBA : 19.00 Başlangıcından Bugıine Türk Pop Miiziği 3 : "ÜÇ HÜREL" Düzcnlcycn: Ccm KARACA Fotoğraf ve Sinema Atölyesi M. Ziya ÜLKENCİLER yöncıiminde (P.tcsi.-Çarş.-C.tesi.) Cafe-Foyer-Bar(Giriş) 12.00-00.30 Rock Cafe-Bar(5.Kaı) 15.00-18.00 HcavyMcud 18.00-24.00 Rock Erkin KORAY bilsak, sırasclvilcr cad., soğancı sok. 7 cihangir 143 28 79-99 i J
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog