Bugünden 1930'a 5,427,121 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

26 MAKT 1991 SİNEMA Depardieu ırza mı geçti? MİNE SAULNIER PARİS — Edmond Rostand'ın ünlü başyapıtı Cyrano De Bergerac'ın sinemaya uyarlamasında çıkardığı oyunla yabancı aktör Oscar ödülüne aday gösterilen Gerard Depardieu, Washington Post gazetesi tarafından "ırz düşmanı" olmakla itFıam ediliyor. Olay, aktörün 1978 yılında Comment adlı sinema dergisine verdiği bir demeçle ilgili. Bu demecinde Depardieu, "llk kez 9 yaşında bir ırza geçiş durumunda kaldım. Ondan sonra başkaları da oldu. Ama bu o zamanki koşullar içinde olağan bir durumdu, çocukluğumun bir parçası sayılır. Kötülük söz konusu değildi, kızlar iğfal edilmek istiyorlardı. Yani bu bir ırza geçiş değildir demek istiyorum. Bir kızın istediği duruma düşmesidir!' Fransız aktörü 1978 yıhnda verdiği bu demeçten bu yıl Oscar adayı gösterildikten sonra ilk kez The Nationai Enquirer adlı bir magazin gazetesi alıntüar yaptı. "Cyrano de Bergerac'tan başka Peter Weir'ın son filmi "Yeşil Kart" ile Amerikan sinemasının da fethine çıkan Depardieu, gazeteyi yalancılıkJa itham edince bu kez ciddi VVashington Post, demecin tamamını yayımlayarak aktörün bu sözleri gerçekten söylediğini kanıtladı. Oscarların dağıtılraasına bir gün kala 1978'de anlattığı bir çocukluk öyküsü yüzünden ödülde hiçbir şansı kalmayan Depardieu, Amerikan basınına tazminat davası açtı. Oscar töreninde de* bulunmayacağını açıkladı. 'Altın Lale' yarışı başladı • Kiiltür Servisi — Uluslararası tstanbul Film Festivali çerçevesinde 1985 yılından bu yana düzenlenen uluslararası yarışmaların yedincisi bu yıl yapılıyor. Bu yıl yedi üyeden oluşan Altın Lale Uluslararası Film Yarışması jürisi ödülü alacak yapıtı belirlemek için çalışmalanna başladı. Bu yılın jüri başkanlığını Türkiye'de de gösterilen "Stammheim" filminin yönetmeni Reinhard Hauff üstleniyor. Jürinin diğer yönetmen üyeleri, Polonya sinemasının orta kuşak yönetmenlerinden Feliks Falk ile ünlü Sovyet yönetmen Aleksander Askoldov. Geçen yıl yine festival kapsamında "Elveda Caz" fılmini izlediğimiz Falk, festivale birkaç gün kala ayağmı kırmış olmasına rağmen tstanbut'a geldi. Askoldov'u ise yönetmenin tek uzun metrajlı filmi olan "Komiser"den tanıyoruz. SSCB'de 22 yıl yasaklanan bu film tüm dünyada yankılar uyandırmıştı. Jüride üç de oyuncu yer alıyor: Wim Nenders'in "Olaylann Gidişi", Eric Rohmer'in "Koleksiyoncu" fılmlerinde oynayan ve şu sıralar ulkemizde Canan Gerede'nin yönettiği "Robert'in Filmi"nde başrol üstlenen Patrick Bauchau, sinemayla ilk kez 6 yaşındayken tanışan 8 yaşında Carlos Saura'nın festival kapsamında yer alan filmi "Besle Kargayı" fılminde rol alan İspanyol Ana Torrent ve Türk sinemasının yundısında ödül alan birçok filminde rol almış olan Şerif Sezer. Jürinin bir diğer üyesi de "Hakkâri'de Bir Mevsim", "At" gibi filmlerin yapımcısı, "Av Zamanı"nın görüntü yönetmeni Kenan Ormanlar. Uluslararası jüri, kararını 30 mart cumartesi günü açıklayacak. ANMA Halit Ziya Uşaklıgil gecesi Knltür Servisi — Türkiye Yazarlar Sendikası'nın düzenlediği 'Halit Ziya Uşaklıgil'i anma gecesi' dün Beyoğlu Karaca Tiyatro'da gerçekleştirildi. Gecenin açış konuşmasım TYS Başkanı ve gazetemİ2 yazarlanndan Oktay Akbal yaptı. Akbal, "Halit Ziya'yı anmak için salonun tıklım tıklım olmasını beklerdim. Hayal kırıklığına uğradım. Bu, Türkiye'run içine düşürüldüğü kültür düşmanlığının bir ürünüdür" dedi. Daha sonra Halit Ziya Uşaklıgil'in torunu ve gazetemiz Müessese Müdürii Emine Uşaklıgil'e Oktay Akbal tarafından yazann anısına bir plaket sunuldu. Gecenin konuşmacılarından Prof. Cahit Tanyol, Halit Ziya'nın yazınsal değeri üzerinde durarak, "Halit Ziya, Türk romanının Flaubert'idir" dedi. Sami Karaören, Halit Ziya'nın anı yazarlığına değinerek, "40 yıl" anılanndan söz etti. Karaören, "Halit Ziya anılarım en dolgun yazmış yazın adamıydı" diye konuştu. Şükran Kurdakul ise, Halit Ziya'nın "Mai ve Siyah" romanının kahramanı Ahmet Cemil üzerine konuştu. Gece yönetmen Halit Refığ ve eşi Gülter Refiğ'in konuşmalarıyla sürdü. (Foto: İbrahim Günel) KÖLTÛR 27. Kütüphanecilik Haftası • İSTANBUL (AA) — 27. Kütüphanecilik Haftası, lstanbul'da çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Istanbul Valisi Cahit Bayar, hafta dolayısıyla Beyazıt'taki İl Halk Kütüphanesi'nde düzenlenen törendeki konuşmasında, Istanbul'un kitap ve kütüphane bakımından gerçek bir hazineye sahip olduğunu belirtti. Bayar, devletin özellikle son yıllarda verdiği büyük önem sonucu kütüphanelerin modern cihazlarla donatıldığını ve çeşitli sergi, toplantı gibi etkinliklerle kültür ve sanat merkezleri haline geldiklerini bildirdi. tstanbul Kültür Müdürü Rahmi Çubukçu da kütüphane ve kütüphanecilik kavramının Batı ülkelerinde olduğu gibi Türkiye/<ie de gösterdiği büyük gelişmeler sonucu, kütüphinecimn asıl görevinin kitapları korumaktan, okuyucunun hizmetine surunak haline dönüştüğünü anlattı.. Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Jale Baysal da 21. yüzyıbn bilgi çağı olması sonucu kütüphane ve kütüphaneciliğin toplumdaki rolünün eskiyle karşılaştınlamayacak ölçüde arttığını söyledi. Törende daha sonra tl Halk Kütüphanesi'nde düzenlenen "Kitap ve Kütüphane ile ilgili Karikatür Sergisi" Vali Bayar tarafından açıldı. SÖYLEŞİ 'Bir çöküşün kültürü' • Kültür Servisi — Avusturya Kültür Ofisi'nde bugün saat 18.00'de Avrupa kültür ve sanatında özel yeri bulunan bir dönemı konu alan bir yuvarlak masa toplantısı yapılacak. 1870 - 1933 yılları arasında, özellikle Viyana'dan kaynaklanan sanat ve düşünce hareketlerinin ele ahnacağı toplantıya Oruç Aruoba, Güven Turan, Hilmi Yavuz ve Faruk Yener konuşmaa olarak katılacaklar. Toplantıyı Ahmet Cemal yönetecek. KÜLTÜR-SANAT İ0. ULUSLARARASI İSTANBUL FİLM FESTİVALİ CUMHURÎYET/7 Ingiltere, Macaristan ve Hindistaridanfarklı siyasal sinema ömekleri Perdede politik bakışlarKenneth Loach'm "Gizli Dosya"sı geçen yıl Cannes'da ortalığı birbirine katmıştı. Marta Meszaros "Anne ve Babama Günce"de ülkesinin yakın tarihini sürdürüyor. Hint filmi "Duvarlar" ise yumuşak bir yaklaşım getiriyor. ATtLLÂ DORSAY ~ Siyasal sinema örnekleri, bu yılki festivale özel bir renk kat- mayı sürdürüyor. tşte Kenneth Leach'ın geçen yıl Cannes şen- liğinde ortalığı birbirine katan filmi "Gizli Dosya - Hidden Ageoda"... 1980'lerde Kuzey İrlanda'mn Belfast kentinde In- giliz polisinin, Irlandalı aynlık- çılara karşı yurüttüğü acımasız baskı ve kıyım harekâtı sırasın- da vurup öldürdüğu bir Ameri- kalı hukukçunun neden olduğu olaylar dizisi. Uluslararası lnsan özgürlük- leri komisyonunun üyesi olan genç avukat Paul'un ölümü, ABD'nin de işin içine karıştığı bir soruşturmayı başlatır. So- ruşturmayı yürüten bir komiser ve Paul'un nişanlısı Ingrid, işin ardında, yalnızca İrlanda'mn bağımsızhk eylemlerine karşı, "özgür dünya"nın diğer ülke- lerde mahküm ettiği her türlü bastırma yöntemini uygulayan bir polis anlayışını değil, aynı zamanda daha 1970'lerden baş- layarak Işçi Partisi'nin bir kez daha iktidara gelmesini önleme- ye çalışan ve böylece Margaret Thatcher'ın başbakanhğına gi- den yolu açan bir Ingiliz - Ame- rikan gizli örgütleri (CIA, vb.) işbirliğini de keşfedeceklerdir... 1940'LARIN BAClMSIZLIK EYLEMLERİ — Hintli yönetmen Adcor Gopalakrishnan, "Duvarlar" adlı niminde. Hindislan'da 1940'lardaki bağımsıziık eylemkri arasında tutuklanıp hapse atılan bir yazann öykiisıinden >ola çıkıyor. "Gizli Dosya", tam bir radi- kal ve gerçek insan ve toplum sorunlarının deşicisi Kenneth Leach'ın bu kez bir röportaj ha- vasında ördüğü ve soluk soluğa izlettiği bir siyasal tavırlı film örneği. Ancak filmin Cannes Şenliği'nde açtığı tartışma da unutulmamalı: Ingiltere gibi de- mokrasi ve insan hakları şampi- yonluğunu kimselere bırakma- yan bir ulkeden gelen böylesine bir film elbette kutlamaya layık. Ama içerdiği ve iktidara giden yolu açtığı ileri sürülen siyasal komplo varsayımı ne denli ge- çerli? Gerçekten de Muhafaza- kâr Parti'nin yıllardır süren ik- tidarı, varlığını bir dizi CIA damgalı komploya mı borçlu? Buna en iyi yanıt verecek olan, kuşkusuz Ingiliz halkının kendi- si. Filmin bu ciddi savlannın ne denli ciddiye alınıp alınmayabi- Ieceğine İngiliz seyircisi karar vermeli. Bizeyse sürekli diğer ül- keleri (örneğin bizi) insan hak- ları yönünden eleştirip duran "Majestelerinin iilkesi" ve "üzerinde güneş batmayan imparatorluğun" mirasçısı İn- giltere'nin kimi çirkinliklerini dışavuran bir siyasal hem de güçlü bir siyasal film izlemenin zevki kalıyor. Macar (kadın) yönetmeni Marta Meszaros ise "Anne ve Babama Günce"de, kendi öz- geçmişinden kaynaklanan bir si- nema yapmayı ve ülkesinin özellikle 1950'lerde yoğunlaşan bir eksen çevresindeki yâkın ta- rrhini anlatmayı sürdürüyor. Orta Avrupa ülkelerinin Sovyet işgali ve acımasız bir Stalincilik uygulaması altında geçirdikleri sosyalizm deneyinin yine olduk- ça ağır bir eleştirisi geliyor kar- şımıza... Mezsares, açık bir politik ta- vır, ideolojiye yönelik kesin bir eleştiri niyeti ve toplumsalla ki- şisel arasında gidip gelen bir si- nema uyguluyor. Yer yer 1950'lerden kalma belgeselleri de sokuyor araya... Yer yer, başta dev Stalin heykelinin yı- ğınlarca devrilmesi, Janos'un yargılanması veya Viyana vit- rinlerinin keşfedilmesi ("bunlar 20 yıl önce de böyleydi") gibi bölümlerde, oldukça etkili sah- neler yaratmasını biliyor sanat- çı... Ama yine hemen tüm film- lerinde olduğu gibi biraz kaba ve acele bir "kanıtlama çabası", kimi mesajları ayrıntılarla ver- me inceliğinden yoks-nluk, bu filmi de belli ölçüde zedeliyor, önemini azaltıyor. Hint filmi "Duvariar" ise bambaşka tavırda bir dolayh si- yasal sinema örneği. Yönetmen Adcor Gopalakrishnan, 1940'lardaki bağımsıziık eylem- leri sırasında tutuklanıp hapse atılan bir yazann öyküsünden esinlenerek yaptığı filmde, ola- yı somut verilerden, Hint yakın tarihinin somut ve bilinen ger- çeklerinden taşırarak genel bir "tutukluluk serüveni" haline getiriyor. Hiçbir ülkede görül- meyecek kadar "yumuşak" ve insancıl ilişkilerin egemenliğiy- le geçen bir hapishane serüveni bu... Öyle ki insanın (seyircinin) hapsetme, bireyi özgürlüklerin- den ahkoyma eylemini kınaya- cak hali kalmıyor. Daha sonra oldukça özgün (ve de romantik) bir yaklaşımla, kahramanımız, duvarlann öte yanındaki bir ka- dına "sesinden" âşık olacak ve film boyunca yüzünü bile gör- mediği (bizim de görmediğiıniz) bu hatunla duygusal ve işitsel bir ilişki yaşayacaktır... Onca bağıran, mesajlı- sloganb siyasal film örneğinden sonra siyasal sinemaya bu kişi- sel, yumuşak ve soyutlanmış yaklaşım aslında kuşkusuz ilgi çekici. Ama ne denli ağır ve ya- vaş gelişiyor her şey.. Belki ko- ca kıta Hindistan'ın doğal ya- şam temposuna çok uygun böy- lesi. Ama biz "hızlı" Batıhların bu yavaşlığa direnmesi kolay ol- muyor. Yine de nabzı atan, ken- di soluğunu alan, değişik, farklı bir sinemanın örneği "Duvar- lar". Ve belli bir düzeye ulaşan bir deneme... A u e »t B a k a u Gümeta Bugün 21.30'de Beyoğlu Sineması'nda. Davarlar: 28 mart perşembe 15.00"te Kadıköy Reks'le. UGÜN Beyoglu E n e k : Csontvary (12.00, 18.30), Yaşamın Kıyısından Kartpostallar (15.00, 21.30) Be>ogla Atlas: Seyyar Satıcı* (12.00, 18.30), Sessiz Çığlık* (15.00. 21.30) Be.vogİH Beyogln: Ölurayak (12.00), Dali (15.00), Menekşe Koyu (18.30), Anne ve Babama Günce (21.30) y Gazi: trafik (12.00, 18.30), Bir Gece Boyunca Helsinki (15.00, 21.30) Kadıköv Reks: Sınır (12.00), Bayram Günü (15.00), Ciceron'daki Kır Evi (18.30), Mimann Göbeği* (21.30) YARIN Beyaghı Vwmr\i Taşların Neşidesi* (12.00, 18.30), Korku ve Aşk» (15.00, 21.30) Beyoglu Atlas: Glissando (12.00, 18.30), Eversmile New Jersey (15.00, 21.30) Bevogln Beyogta: Darbe (12.00), Kaplan Adam (15.00), Piano Piarro Bacaksız (18.30), Yapay Cennet (21.30) Gazl; Uyuşturmadan (12.00, 18.30), Halfaouine-Çatılann Çocuğu (15.00, 21.30) Kadıköy Reks: Bir Katil Kiraladım* (12.00), Tutsak Balon* (15.00), Oyun Vakti (18.30), Bir Gece Boyunca Helsinki Napoli (21.30) * tşaretli filmler. eleklronik Türkçe altyazıyla gosteriliyor. YENtLtK BEKLEYENLER tÇtN — Peter Grcenaway'in 1986da çevirdigi "Mimann Göbegi" adlı flln/sinemadan venilik bekleyenler için kaçınlmaması gereken bir fırsat. Dennehy'nin başanlı oyunuyla film yönetmenin en nıhat iztenen >apıtı olnyor. Peter Greenaway'den 'Mimann Göbeği' Kamerayla resim yapan adamGreenavvay'in filmlerini izlerken yönetmenin sinemaya resimden geldiğini unutmamakta yarar var. Greenavvay, boya ve fırça yerine kamerayla resim yapmayı deniyor. REKİN TEKSOY Peter Greenaway son yıllann en tartışmalı yönetmeni. Film- lerini yanda terk edenler oldu- ğu gibi, tngiliz sinemasının bu kural tanımaz temsilcisinin, tek- düzeliğini sarsarak sinemaya ye- ni açıhmlar geürdiğini öne sü- renler de var. Geçen yıl İstanbul Film Festivali'nde gösterilen Aş- çı, Hırsız, Kansı ve Âşığı da benzer tepkilerle karşılaşmıştı. Greenaway'in filmlerini izler- ken, yönetmenin sinemaya re- simden geldiğini dikkate alma- da yarar var. Greenaway resme bağlılığmı sinemada da sürdürü- yor. Hatta boya ve fırça yerine kamerayla resim yapmayı deni- yor. Planlannı, bir resim gibi is- tiflemeyi önemsiyor. Klasik re- sim ustalanmn tablolanna gön- dermeler yapan düzenlemelere yer veriyor. Ama planlar arasın- daki düşünsel bağlantıyı önem- semeyince, kopuklukları dol- durmak seyirciye kalıyor. Mimann Göbeği, Greena- way'in, yerleşik sinema diline en yakın filmi. Film, Fransız "ay- dınlanma" mimarhğının en önemli temsilcisi Boullee ile il- gili bir sergiyi düzenlemek için kansıyla birlikte Roma'ya gelen Şikagolu mimar Kracklite'ın bu kentte geçirdiği günleri anlatı- yor. Roma'da midesi ağrımaya başlayan Kracklite, karısının kendisini zehirlemek istediğin- den kuşkulanıyor. Karısının kendisini aldattığmı anlıyor. Karısının çocuk beklediğini öğ- reniyor. Dokuz ay sonra kadın çocuk doğururken, aynı süre içinde gelişen kanser, Kracklite'ı yaşamma son vermeye yönelti- yor. Mimann Göbeği, bir yandan yaşam-ölüm karşıtlığma deği- nen, bir yandan da resim, mi- marlık ve sinemayı iç içe geçiren bir film. Roma'yı, yeryüzünün benzersiz kentlerinden biri kılan anıtlannı, kaüntılaruu filmin ki- şileri arasına katıyor. Kimbilir kaç filmin kartpos- tal anlayışıyla yer verdiği Roma görüntülerini, belki de ilk kez tarihsel-kentsel boyutlan içinde değerlendiriyor. Bunun için de Greenavvay, Roma'yı gravürle- riyle belgelemiş olan 18. yüzyıl Italyan sanatçısı Piranesi'nin çahşmalannı rehber alıyor. Ro- ma'nın Popolo, Navona gibi alanlannı; Pantheon, Colosseo gibi anıtlarını Piranesi'nin, kla- sik perspektif kurallanna aykı- n bakış apsmdan görünîülüyor. Ağır kaydırmalarla, geniş açüı merceklerle, Piranesi'nin iki yüzyıl önceki gravürlerini bugü- nün Roma'sında çerçeveliyor. Pantheon önündeki gece sahne- sinde ise Piranesi'nin balıkçı tablalannı, lokanta masalanna dönüştürerek filmlerinin vazge- çilmez öğesi ziyafet bölümü için olağanüstü bir gece mekânı ya- ratıyor. Ressam Greenavvay'in yönet- men Greenaway'i etkilemesi bu kadarla da kalnuyor. Yönetmen yer yer, Rönesans'ın büyük us- talarmdan Piero della Frances- ca'mn resimlerine öykünüyor. Bu plastik güzelliklere Brian Dennehy'nin başanlı oyunculu- ğu da eklenince, Mimann Gö- begi, Greenavvay'in en rahat iz- Ienen filmi oluyor. Sinemadan yenilikler bekleyenler için kaçı- rılmaması gereken bir fırsat. Mimann Göbegi: Bugün 21.30'da Reks'te. Eurimages'ın Türkiye temsilcisi Faruk Günaltay: \ardım kararlaruıcla ka Kültür Semsi — Avrupa ya- pımı filmlere destek vermek amacıyla Avrupa Konseyi bün- yesinde kurulan Enrimages, 15. karar toplantısını gerçekleştir- mek üzere lstanbul'da bulunu- yor. İstanbul Film Festivali do- layısıyla toplantüannı ulkemiz- de yapan Eurimages'ın üyeleri dokuz projenin desteklenmesi için karar aidıiar. Daha önce Canan Gerede'nin "Robert's Movie", Ali Özgentürk'ün "Çıp- lak", Yavuı Özkan'm "Ateş Üs- tünde Yüriimek" adlı filmlenne yardımda bulunan Eurimages, son toplantısında da Erden Kı- ral'ın "Mavi Sürgiin" filmine yaklaşık 2 milyar liralık yardun yapmayı kararlaştırdı. Zülfii Li- vaneU'nin "Derin Ayna" adlı fil- mi ise haziran ayında bir kez da- ha ele alınacak. Eurimages'a üye ülkeler Bel- çika, Kıbrıs Rum kesimi, Dani- marka, Finlandiya, Fransa, Ma- caristan, tzlanda, Italya, Lük- semburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Ispanya, Isveç, Isviç- re, Avusturya, Yunanistan ve Türkiye'den oluşuyor. 1989 yı- lında kurulan ve bugüne kadar 70'in üzerinde filme para deste- Eurimages üyeleri tstanbul'da Türk yönetmenkrle de bir araya geldikr. ği veren Eurimages'a Türkiye, geçen yıl I milyon Fransız Fran- gı (yaklaşık 700 milyon lira) ödeyerek üye oldu. Kuruluşun bir yıl içinde üç Türk filmine yapüğı yardım yaklaşık 5 milyon Fransız Frangı (yaklaşık 3.5 mil- yar lira). Eurimages'ın bu yıl yardım yapacağı filmlere ayırdı- ğı bütçe ise 100 milyon frank (yaklaşık 70 milyar lira). Eurimages, sadece uzun met- rajlı, kısa metrajlı ve belgesel filmlerin pazar bulmasında da çeşitli kolaylıklar sağlıyor. önu- müzdeki günlerde ulkemizde gösterilecek "Atame-Bagla Be- ni", "Tatie Danielle", "Taxi Blucs" gibi filmlerin dağıtımını da Eurimages yaptı. 15. toplantılarım gerçekleştir- mek üzere Ulkemizde bulunan Eurimages üyeleri bir yandan- kendi aralannda toplanırlarken öte yandan Türk yönetmenlerle bir araya geliyorlar. Şerif Görcn, Erden Kıral, Tunç Başaran, Ha- lit Refiğ, Ziilfü Livaneli, Orhan Oguz, Atıf Yılmaz, Engin Ayça, Erdoğan Tokatlı, Başar Sabun- cu ve Mahinur Ergun'un da ka- tıldığı bir söyleşide SEŞAM Baş- kanı, yapımcı Türker İnanoglu- nun konuşması yerli yönetmen- ler ve yabancı konuklar arasın- ayokda şaşkınhk yarattı. Türk sine- masının tarihini özetleyen Ina- noğlu, sözlerini şöyle sürdürti- yordu: "Türk sinemasının belli bir kısmı Eurimages'dan çekini- >or. Bunun Eurimages'dan mı yuksa Eurimages'ın Türk temsil- cisinden mi kaynaklandığım bil- miyorum. Eurimages'ın belli se- naryolara ilgi duymasına kuş- kuyla bakıyonım. Bu konuda Kültür Bakanlığı'nın da dikka- tini cekeceğiz." İnanoğlu'na yanıt vermek için sözü alan Eurimages'ın Türkiye temsilcisi Faruk Günaltay ise Türkiye'den gelen beş projeden dördünün onaylandığmı, beşin- cinin de sırada beklediğini söy- leyerek seçimde herhangi bir ka- yırma olmadığını, seçimin tama- men üye ülkelerin temsilcileri ta- rafından yapıldığını vurguladı. Günaltay'ın söylediklerine göre başvuru sayısı göz önüne alın- dığında hiçbir ülkenin bu oran- da filmi desteklenmeye değer görulmemişti. Günaltay daha sonra Türk sinemacılarına bir çağrıda da bulundu: "Lütfen projelerinizi hiçbir kaygı duy- madan Eurimages'a gönderin." İblis'te Hilmi Ifovuz ' • Kültür Servisi — "Şiir ayrmtıda gizlidir" diyen tblis şiir dergisinin son sayısında Hilmi Yavuz'la yapılmış bir 'şiir röportaj' yer alıyor. Hilmi Yavuz 'pyscho için sonnet' adlı şiiriyle birlikte sunulan söyleşide 'Şiir cehennem sözcüklerle yazıhnalı' diyor. Derginin bu sayısında Sinan Atçeken, Küçük Iskender, Macit Eren, Ali Günvar, Ömer Savaş, Murat Filinte, Atilla Akar, Hasan öztoprak, İbrahim Yıldınm, Metin Sever, Gülten Yıldız, M.Safa Fersal, Hakkı Özkan, Vecihi Sansözen şiirleriyle yer alıyorlar. AKJVTde ögrenci konseri • Kültür Servisi — İstanbul Üniversitesi devlet Konservatuvan öğrenci Orkestrası, şef Erol Erdinç yönetiminde bugün saat 19.00'da Atatürk Kültür Merkezi'nde bir konser veriyor. Selen Güllü (klarnet), Münif Akalın (yiyolonsel), Ilgın Aka ve Ozlem Ebesel'in (piyano) solist olarak yer alacaklan konserin programı Weber, Haydn ve Mozart'tan oluşuyçr. İrfan Okan sergisi • Kültür Servisi — İrfan Okan'ın Ramko Sanat Merkezi'ndeki sergisi 28 mart perşembe gününe kadar görülebilir. 1960 İzmir doğumlu Okan, Mimar Sinan Üniversitesi'nde Prof. Neşe Erdok, Prof. Devrim Erbil Atölyesi'nde öğrenim gördü. Eleştirmen Sezer Tansuğ, İrfan Okan'ın resimleri için "İrfan Okan'ın tema girişimleri sürreal izlenimler «yandıran, mağmum, hatta zaman zaman karabasan gibi nitelenebilen formel gizemlerle yüklü" diyor. Peter Sheppard resitali • Kültür Servisi — İngiliz kemancı Peter Sheppard, bugün saat 19.00'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda bir konser veriyor. Sanatçıya piyanoda Aaron Shorr eşlik ediyor. Sheppard, Mozart, Schumann ve Ravel'in yapıtlannın yanı sıra lngiltere'de yaşayan kadın besteci Sıdıka özdil'in "Kış Seramikleri" adlı keman- piyano için sonat-süitini seslendirecek. Popnîaz konserleri • İSTANBUL (tÜHA) — İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, pop-jazz açıkhava konserlerine devam ediyor. Ekrem Tekesin yönetiminde solist olarak Nurcan Eren'in katıldığı konser dizisinin üçüncüsü 27 mart çarşamba gunü saat 16.00'da yapılacak. UGUN • İki sergl Ragıp Gökcan'ın resimleri Galeri Mühürdar'da, Habib Gerez'in resimleri ise Türkiye Iş Bankası Sanat Galerisi'nde sergilenmeye başlıyor. (346 27 27-144 20 21) • Hilmi Yavuz'la Atatürk Kitaplığı'ndaki okuma gününe bu hafta Hilmi Yavuz konuk oluyor. Saat 16.00'da izlenebilir. (149 09 45) • Dağlar Kuvvet Lordoğlu'nun "Dağlar" baslıklı dia gösterisi Otomobil-lş Sendikası Ruhi Su Kültür Salonu'nda saat 19.00'da izlenebilir. (345 47 03) bugün bilsak 26 MART SAU: 19.00 Sanaüararaa tlişkiler4: "SinemaveGrafık" BurçakEVREN Ta'i Chi Chu'an Hareketli Meditasvon Ühan GÛNGÖREN (Her Sa. 14.00-20.00) Cafe-Foyer-Bar(Giri$) 1100-00.30 Rock Care-Bar(S.Ka) 15.00-18.00 HeavyMctal 18.00 -24.00 Rock Erkin KORAY bilsak, sırasclviler cad., soğancı sok. 7 cihangir 143 28 79-99
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog