Bugünden 1930'a 5,458,831 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/4 HABERLER 26 MART 1991 Beşikçi'ye İHD'den telgraf • İSTANBUL (AA) — Insan Hakları Derneği Istanbul Şubesi Ycnetim Kurulu üyeleri, bir siire önce tutuklanan yazar- araştırmacı Dr. lsmail Beşikçi için Ankara Devlet Güvenlik Mahkeraesi Başkanlı&'na telgraf çektiler. IHD yöneticileri, Istanbul Adliyesi postanesinden çektikleri telgrafta, "özgür düşüncenin simgesi lsmail Beşikçi'nin tutuklanmasını kınıyor, insan haklarına aykın bu ilkel uygulamaya derhal son verilmesini istiyoruz" dediler. Alptemoçin: Böltinemem • ANKARA (AA) — Dışişleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, Cumhurbaşkanı Turgut özal'ın ABD temaslan sırasında yanında kendisinin değil de Devlet Bakanı Güneş Taner'in bulunmasından dolayı herhangi bir tedirginliği olmadığını söyledi. Belçika ve Libya'daki temaslarını tamamlayarak İstanbul üzerinden Ankara'ya dönen Alptemoçin, konuyla ilgili bir soruyu şöyle yanıtladı: "Herkesin bir görevi var. Benim birkaç parçaya bölünüp birkaç yerde aynı anda bulunmam mümkün değil. Ben görevlerimi eksiksiz ve en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Sayın Bakanın, Camp David'de Sayın Cumhurbaşkanımız ile birlikte olması, toplantılarda bulunması ülkemizin menfaatleri açısından müspet bir hadisedir diye yommlamak gerekir?' Bankaya bomba • İstanbul Haber Servisi — ltayan bankası Banco Di Roma'nın Karaköy'deki şubesine ses bombası atıldı. 19.30 sıralarında, bankanın girişine yerleştirilen bombanın patlaması sonucu binada h'asar meydana geldi. Patlamanın sorumluluğunu TKP/ML- TİKKO örgutü üstlendi. Fmdıkzade'deki "Kültür Ocağı DerneğT'ne de molotof kokteyli atıldı. Derneğin penceresinden içeriye atılan molotof kokteylinin yol açtığı yangın kısa sürede söndürüldü. Nevruz baskısı • CEYHAN / ADANA (Cumhuriyet Güney tlleri Bttrosu) — Ceyhan Meslek Yüksek Okulu Tarım Makineleri Bölümü 2. sınıf öğrencisi Uğur Yenice, Nevruz dolayısıyla okulda artan güvenlik önlemlerini protesto amacıyla dün 15.00 sıralannda üzerine tiner dökerek kendini yakmak istedi. Ancak tinerin henüz bilinmeyen bir nedenle alev almaması üzerine okulun 4. katına çı.kan Hasan Oğuz Yenice, "Zekiye Alkan'lar ölmeyecek, Nevruz ateşi sönmeyecek" diye bağırdıktan sonra kendini boşluğa bıraktı. Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak ilk müdahale yapılan Hasan Oğuz Yenice, arkadaşları tarafmdan Çukurova Universitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'ne getirildi. Doktorlar, röntgen filmi çekilen öğrencinin sağlık durumunun ciddi olduğunu belirttiler. Yiizyıl ve YÜlke • Haber Merkezi— Haftalık haber dergisi YüzyıPın 17., haftalık haber gazetesi Yeni Ülke'nin de 23. sayısı toplatıldı. Yapılan açıklamalara göre Yüzyıl dergisinin "Dört bir yanda Newroz ateşi/Kürtlerin yeniden doğuşu" konusunun kapak yapıldığı sayısı, aynı sayıda yayımlanan Bartın Cezaevi'ndeki PKK davası hükümlülerinin mektubu gerekçe gösterilerek toplatıldı. Yeni Ülke'nin 23. sayısının da 2. sayfasında yer alan Cemil Gündoğdu imzalı "Güneyli Kürtler ve Biz" başlıklı makalede "bölücülük propagandası yapıldığı" gerekçesiyle toplatıldı. DYP GenelBaşkanı "Kürt sorununu" Cumhuriyet'e değerlendirdi: Kardeş kardeşe düşman olurÜMtT ASLANBAY ANKARA — DYP lideri Süleyman De- mirel, "Kürt s o r u n u n u " Cumhuriyet'e değerlendirir- ken "Kürt konusunu istismar et- mek, birlik ve bıitünlüğe zarar vermek, Türkiye'ye en büyük kötülüktür. Türkiye'nin birliği- nin bozulmasını kitn aklına ko- yarsa, bu hususta adım atarsa bu gaflettir, dalalettir. hıyanettir'" dedi. Demirel, yapı- lamayacak işleri ima ederek, ba- zı vatandaşları hoşnut eder go- rünerek alınacak oyları "zehir zıkkıtn oisun" diye değerlendir- di. DYP lideri "can havli" için- de olduğunu soylediği Çanka- ya'nın, "fevkalade lüzumsuz, fevkalade yersiz, fevkalade akıl- sız bir tartışma açtığı" göriışü- nü ortaya koydu. Demirel, se- çimle gelecek her iktidarın Çan- kaya'yı silmek zorunda olduğu- nu, yoksa kendisinin silineceği- ni söyledi. Demirel, sorularımızı şöyle yanıtladı: — Cumhurbaşkanı Özal'ın, Tiırk yetkililerin Kürt lider Ta- labani ile göruştüğünü açıkla- ması bazı gelişmelere yol açtı. Talabani'nin de ardından açık- lamaları oldu 'Türkiye bize si- yasi destek sözü verdi' diye... Sizce bütün bunlar ne anlama geliyor? DEMfREL — Bu, ateş|e oy- namaktır. Aslında Türkiye'de Çankaya'nın bu çeşit işlere ka- nşmaya hakkı yoktur. Bunlar hukümetin işidir. Türkiye'nin sı- kıntısı bugünkü 'de facto', fiili rejimdendir. Bugünkü rejim anayasal bir rejim değildir. Ana- yasası vardır, ama rejimi anaya- sal değildir. Şimdi, aslında bu Kürt konusu fevkalade sıcak, fevkalade zor, fevkalade hassas bir konudur. Kaldı ki Irak bizim komşumuzdur. O devleti biz ta- nıyoruz. Birkaç gün evvel de se- firlerini kabul etti. Şimdi Irak- ta bizim tanıdığımız bir devlete — Türkiye açısından, içe dö- nük sonuçlan var mıdır size gö- re? DEMİREL — Neler konuş- muşlardır bilmiyoruz. Açıklaym diyoruz, açıklamıyorlar. Bir ya- zılı belgeleri olduğunu sanmıyo- rum. Yani devletin arşivlerine in- tikal etmiş bir belge olduğunu da sanmıyorum. Boyle devlet ol- maz. Kürt sorunu bugün Avru- pa'daki, dünyadaki zeminlere intikal etmiş 5 ülkeyi birden ala- otururlar ve devletin her türlü görevini alırlar; vali, kaymakam, cumhurbaşkanı, general, hâkim olurlar ve Türkiye'deki devlet esasen vatandaşlann eşitliğine göre kurulmuştur. Ve devleti, bölünmez bütünlüğü hepsi ku- caklarlar. Binaenaleyh, Türki- ye'de bir Kürt sorununu tartış- maya kalktığınızda, 26 etnik grubu bulunan bir milleti par- çalarsınız. Onun için diyorum ki; ateşle oynamaktır. Hemen m Demirel, Türkiye'de Kürt sorunu tartışmaya başlanırsa 26 etnik grubu bulunan Türkiye'nin parçalanacağma dikkat çekerek "Onun için diyorum ki ateşle oynamaktır" dedi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin zorla kurulmadığmı vurgulayân Demirel "Ve şu çok önemli; Türkiye Cumhuriyeti Türk ırkından gelen kimselerin kurduğu bir devlet değildir ve diğerlerinin ikinci sınıf sayıldığı bir devlet de değildir. Onun için hem insanhkta hem vatandaşlıkta eşitliği kucaklayan bir devlettir" diye konuştu. karşı çıkan, ne kadar haklı hak- sız o ayn meseledir, bir grubun adamlannı Türkiye'ye çağırır, Çankaya'ya çağırır konuşursa- ruz, hukümetin haberi olmadan, kimsenin haberi olmadan, bir- takım adamlan konuşturursa- nız, yann başka devletler de bi- zim içimizde aynı durumda olan veya olabilecek kişilerle konu- şur. Ve onlara meşruiyet vermiş olursunuz. tşte onun için ateşle oynamaktır. kadar eden bir sorundur. Ken- di aralarında Kürtçe konuşan in- sanlar, Irak'ta, Suriye'de, tran'- da, Sovyetler Birliği'nin Kafkas- ya bölgesinde ve Türkiye'de var- dır. Şimdi, tabii ki bu insanla- rın her Ulkede durumları da ay- rı ayrıdır. Türkiye'de kendisini Kürt kökenli sayan vatandaşla- rımız var, bugün devletin sahi- bidirler, ülkenin de sahibidirler, kardeşimizdirler. Istedikleri işi tutarlar, istedikleri her yerde şunu söyleyeyim, Türki:ye Cum- huriyeti Devleti zorla kurulmuş bir devlet değildir. Vatandaşla- rın rızasına dayanarak kurul- muştur. Ve halk, yöneticilerini, kriz ve bunalım yıllan müstes- na kendi seçmiştir. Ve şu çok önemli, Türkiye Cumhuriyeti Türk ırkından gelen kimselerin kurduğu bir devlet değildir. Ve Turlf ırkından gelen kimselerin kurup da diğerlerinin ikinci sı- nıf sayıldığı bir devlet de değil- lan, Löbnan'APO KAMPTA — Bir süredir Suriye'de bir apartman dairesınde gazeiecilerle görüşen PKK lideri Abdullah daki askeri kampa gitti Reuter Ajansı dün bu fotoğrafı servise koydu. PKK lideri, Washington ve Ankara'nın politikalarını değerlendirdi: Amaçları bizî tecrît etmekHaber Merkezi— Son altı gün içinde 4 Türk gazetecisinin yanı sıra Fransız Haber Ajansı AFP, Alman Televizyonu ARD ve bazı Arap gazetelerine demeçler veren Kür- distan İşçi Partisi (PKK) Genel Sekreteri Abdullah Öcalan, dün Şam'daki karargâ- hından aynldı. Öcalan, Lübnan'm kuzeyin- de Suriye'run askeri denetimi altındaki Be- kaa Vadisi'nde bulunan "Mahsun Korkmaz Akademisi" adı verilen askeri kampa gitti. Son üç gün içinde Apo ile görüşen Türk gazetecileri, Suriye Gizli Istihbarat Örgütü "Muhaberat"ın yakın takibine alınırken Hafız Esad rejiminin Apo'nun çevresinde- ki çemberi daraltmak amacında olduğu an- laşılıyor. PKK yönetımi, Camp David'deki Bush-Özal görüşmesinden önce ABD Dı- şişleri Bakanı James Baker'ın Şam'da Esad- la göruştüğünü hatırlatırken, "Washington ve Ankara'nın amacı bizi tecrit etmek. Bu plana Suriye'yi de katmak istiyorlar" diye görüş belirtti. Suriye yönetimi içinde özel- likle askeri kanatta Kürtlere yönelik sempa- tinin devam ettiğini söyleyen bir PKK yet- kilisi, "Gerek Kuzey Irak a gerekse Akade- mi'ye gitmemizi engellemek istemiş olabi- lirter" dedi. Bir gazetecinin "Özal orduyu Güneydo- ğtı'dan çekerse sizin varlık nedeniniz orta- dan kalkar" şeklindeki bir değerlendirme- sine biraz kuşkulu bir şekilde de olsa karşı çıkan Apo, "Biz sadece gerilla hareketi de- giliz ki, biz miJyonlann umul verdiği bir si- yasi partiyiz" yanıtını verdi. Bu arada PKK'mn Şam'daki merkezinin telefonlarının üç gündür kesik olduğu öğ- renildi. PKKIılar bunun son zamanlarda- ki yoğun yağmur nedeniyle meydana gelen teknik bir anza olduğunu savunurken Şam yönetiminin telefonlan kasıtlı olarak kes- tiği ileri sürülüyor. Kürdistan Ulusal Kongresi Talabani, Barzani ve Apo'nun yanı sıra Ortadoğu'daki diğer Kürt örgütlerinin bi- raraya gelerek oluşturmak istedikleri "Kür- distan Ulusal Kongresi" konusundaki ge- lişmeleri açıklayan Apo, "Evet, bizim ama- cımız Türkiye, tran, Irak ve Suriye'de mü- cadele eden Kürt halkının gerçek temsilci- lerinin biraraya gelmesidir. PKK'mn bu ko- nuda eskiden beri süregeJen çauşmalan var- dır. Botan'daki gerilla, Zaho'daki peşmerge, Rizaiye'deki Kürt koylüsu. partiler, dernek- ler biraraya gelerek ayn ayn yasama ve yü- rütme organlarını oluşturmalı, KUrt halkı da gerçek temsilcileri aracılığıyla kendisini yönetmelidir" dedi. Kürdistan Ulusal Kong- resi için bir hazırlık komitesinin oluşturul- duğunu, bu komitenin ilk toplantının ger- çekleştirildiğini, ancak Kuzey Irak'taki "devrimsel gelişme" nedeniyle hazırlık ça- lışmalarının şimdilik ikinci planda kaldığım" açıklayan Apo, "Her parçadaki Kürtler kendi koşullanna uygnn olarak mü- cadele etmenin yanı sıra bağımsız ve birle- şik Kürdistan için de cauşmalıdırlar ve çalışmaktadırlar" diye konuştu. Başbakan, Abdullah Öcalan'ın demeçleri için "ne derse desin" dedi 'Canidir, cezalandınlacakbr' AKBULUT — Spor yaparken elini kırdı. ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — Başbakan Yddınm Ak- bulut, Anayasa değişiklikleri konusunda muhalefet liderleri ile "gerekirse" görüşebileceği- ni söyledi. Akbulut, cezalann teciline ilişkin değişikliği Rama- zan Bayramı'na yetiştinneye "gayret edeceklerini" de vurgu- ladı ve "Abdullah Öcalan ne demeç verirse versin, bir cani- dir. Mutlak ve mutlak surette kendisi cezalandınlacaktır" de- di. Akbulut, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ABD gezisinin başarılı olduğunu savundu. Başbakan Akbulut, dun özel doktoru Prof. Gürbüz Erdogan ile birlikte düzenlediği basın toplantısında bileğinin kırılma- sıyla ilgili bilgi verdi. Akbulut, önceki gün basına haber verme- den Maliye ve Gümrük Bakanı Adnan Kahveci, ANAP Grup Başkanvekili Dr. Ülkü GUney ve Prof. Dr. Erdogan ile birlik- te Gölcük'e giderek yürüyüş yaptığını belirterek, "Daha son- ra dört arkadaş top çevirmeye başladık. Ayağım kaydı. Düşer- ken elirni yere koyunca bileğim kınldı" dedi. Akbulut, "Zemin kaygandı. Gerçi politikada da zemin kaygandır" deyince, bir gazeteci, "Siz kaygan zeminde düştüğünüze göre ustalığınızda bir eksiklik mi var" diye sorun- ca Akbulut, "Biz ne kadar kay- gan olursa olsun, dimdik ayaktayız" karşılığını verdi. Akbulut, gazetecilerin sorula- rını yanıtlarken, genel seçimin Anayasa değişikliklerinin TBMM'den geçmesi halinde de 1992 yılında yapılacağını söyle- di. Muhalefet partileri ile Ana- yasa değişiklikleri konusunda çeşitli temaslarda bulunulacağı- nı ve gerekirse kendisinin de muhalefet liderleri ile görüsebi- leceğini anlatan Akbulut, "Za- ten bazı konularda muhalefetm daha önceki açıklamalanndan anlaşılan mutabakat var. Cum- hurbaşkam'nın halk tarafından seçilmesi konusunda da bir par- tiden destek alabilecegimizi düşünüyonım" dedi. Akbulut, bir soru üzerine, "Ceza tecilini Ramazan Bayra- mı'na yetiştirmeye gayret edeceklerini" söyledi. - Cumhurbaşkanı özal'ın ABD gezisi ve Dışişleri Bakanı Kurtcebe Alptemocin'in bu ge- ziye katılmaması konusundaki bir soruyu Akbulut, şöyle ya- nıtladı: ._ "Dışişleri Bakanımızın bu gö- rüşmelerde bulunmaması, ken- disinin sair görevlerde oluşu veyahut ziyaretleri nedeniyledir. Onun yerine yine bir arkadaşı- mız Amerika'da bulunmakta., görüşmelerde Cumhurbaşkanı- mıza eşlik etmektedir." dir. Onun için hem insanhkta hem vatandaşlıkta eşitliği ku- caklayan bir devlettir. Şimdi Kürtler diye bir şeyi tartışmaya başladığınız zaman, bu ülkenin insanlarını birbirlerini yadırgar hale getirirsiniz. Ve bunlar 'Kürtler' dediğinde, birçok insan çıkar, 'Biz Türkler ne olacağız' der. Veya bir başka etnik gruba mensup insanlar çıkar, 'Biz GürcU aslı, Çerkez aslı ne olacağız' derler. Onun için boyle ' bir konunun çok dikkatle, neza- ketle ele alınması lazım. — Konunun bir diger boyu- tu da şöyle ortaya çıkıyor Tala- bani, Türkiye'de silahlı mücade- le veren PKK'yı 'yurtsever' bir örgüt olarak niteliyor. Ve Tür- kiye'nin bu konudaki girişimle- ri 'olumlu bir adım' olarak de- ğerlendiriliyor. Diğer Kürt ör- gütleri ile PKK arasındaki bir yakınlaşmadan da bu noktada söz ediliyor... DEMİREL — Onun için iyi olabilir. Ama Türkiye Cumhu- riyeti'nin görevi, kendisinin iyi olması başkalarının ki değil. Bunlarla 'İngiltere, Amerika, Sovyetler Birliği konuşuyormuş." Olabilir, konuşabilir. Zaten Türkiye'nin yakın geçmişinde, mevcut isyanlara bakıldığında dışannın parmağı vardır. Yani onlar konuşuyorlarsa, ha>ır için kc-nuşmazlar, Türkiye'nin hayrı için de konuşmazlar, kendi men- faatleri için konuşurlar. Acaba biz kimin menfaati için konuş- tuk? Bakın adam çıkmış, PKK'yı 'vatansever bir örgüt' ilan ediyor. PKK ki 4-5 bin ki- şinin ölümüne neden olmuştur Türkiye'de... Kadın demeden, çocuk demeden ve üstelik Kürt- çe konuşan pek çok insanın ölü- müne sebep olmuştur. Polis, su- bay, hâkim, asker, savcı vurmuş- tur. Böyle bir ekiple yan yana olan kişilerle konuşularak aca- ba Türkiye'nin menfaatine mi hareket edilmiştir? Edilmemiş- tir. Hayatını yitiren pek çok in- sanın kemikleri sızlatılmıştır. — O halde, Çankaya'nın bu adımlarının arkasında sizce hangi etkenler \nrî Neden bu tür adımlar atıyor sizce? DEMİREL — Bakınız, bu Talabani şimdi mevcut değil. Irak'ta savaş baslamadan önce de var. Savaş sırasında bizim hü- kümet Irak'a karşı tavır almış- tır, taraf olmuştur. O gün değil de bugün, savaş bitince konuşu- yorlar. Yalnız bu olay tek başı- na değil; 2932 sayılı kanun ile beraber geliyor. Bu kanun her- kesin Türkçe konuşmasını mec- bur eden bir kanun değildir. Ama bunu nasıl ortaya koydu- lar? Sanki Türkiye'de Kürtçe ko- nuşulması yasakmış, hükümet, daha çok Çankaya, Türkiye'de- ki KUrt kökenli insanlan kuıtar- maya çalışıyormuş. Burada bö- lücülük vardır. 1983 senesine ka- dar böyle bir kanun yoktu. Bi- zim idare ettiğimiz Türkiye'de yoktu. Böyle bir şeye ihtiyaç da yoktu. 8 sene ülkeyi idare etmiş- İerdir. Farz edin ki böyle bir ya- sak vardı, 8 senedir neredeydi- niz? O zaman burada başka bir hesap var, olay var. Bir istismar var. Ve olay bir Kürtçenin konu- şulması yasakmış, kaldıralım, herkes konuşsun olayı değil. Serbestçe konuşuluyordu, şarkı- sını, türküsunü söylüyordu. Ni- tekim, geçen salı günkü genso- ru görüşmelerinde ANAP söz- cüsü çıktı, Van milletvekili 'So- run bu değildir, halk zaten ken- di arasında konuşuyor' dedi. Öyleyse sorun ne? Sorun bence Türkiye birliği çok aziz bir var- lıktır. Onun istismandır. Daha doğrusu bu Kürt konusunu is- tismar etmek suretiyle Türkiye birliğine zarar vermek noktası- na geliyor bu iş. Onun için mah- kemelik olduk bunlarla. Bu, Türkiye'ye yapılabilecek en bü- yük kötülüktür. Bunu kim ya- parsa, Türkiye birliğinin bozul- masını kim aklına korsa ve bu hususta adım atarsa bu gaflet- tir, dalalettir, hıyanettir. — "İstismar" olarak niteledi- ğiniz bu cabalann sonucu ne olur? Nedir amaçlanan? DEMİREL — Ne olur bakın; kardeş kardeş yaşayan insanları birbirine düşman ederseniz. Hangi menşeden gelirseniz ge- lin, eşit haklara sahipsiniz. Bu- nu devlet kurulurken kendi rı- zanızla kabul etmişsiniz. Bu devletin bütün külfetlerine işti- rak etmişsiniz. Kurtuluş Savaşı'nda Kürt-Türk bu ülkenin insanlan siperlerde şehit olmuş. Aynı kaderi, sevinci, kederi pay- laşmış. Bu ülkenin diğer çocuİc- lan 'Önlan niye ayınyorsun?' demezler mi? Der. Bence fevka- lade zamansız, şuursuz bir tar- tışma açmıştır Çankaya. Hedef de şudur: Rey avcılığı. Yakında bir seçim olursa Çankaya yok- tur. Seçimi kazanıp gelenler is- ter tek başına, ister başkalany- la, Çankaya'yı silmeye mecbur- durlar. Silmezlerse kendileri si- linir zaten. — Anayasa paketi sunuyor muhalefete. DEMİREL — Onun için su- nuyor zaten. Bunlann hepsi can havlidir. Can havli. Evet, can havli için her şeyi yapsın da Türkiye'nin birliğini parçalama- ya kalkmasın. Çok ayıp yapmış- tır. Bütün bu Kürt işini, Talaba- ni'yi, lisan yasağını, hepsini bir b_utun olarak duşünmek lazım. SCRECEK ÜĞÜP0Ü1İKA GÜNLÜĞÜ HİKMETÇETİNKAYA Sosyal Demokrat Nasıl Olunur? Çağdaş sosyal demokrat nasıl olunur? Sanınz önceki gece Magic Box'ta kırmızı koltuğa oturan SHP Diyarbakır Milletvekili Fuat Atalay'ın anlattığı gibi de- ğil. Fuat Atalay, Ahmet Altan ve Neşe Düzel'in tuzak sorula- rına yanıt verme yerine, kendi partisini eleştirmeyi yeğledi. Kırmızı koltuğa oturduğuna pişman olup olmadığını bilmi- yoruz, ama çok sayıda sosyal demokrat Atalay'ı izterken ken- di kendilerine "Acaba kimdir bu kişi" deyip şu soruyu yö- nelttiler: — Cumhurbaşkanı Özal da aynen böyle konuşuyor, ben- zer şeyleri söylüyor... Bunun için Altan ve Düzel de Fuat Atalay çağdaş sosyal demokrasiyi anlatırken iki de bir sözünü kesmek zorunda kaldılar: — Sayın Atalay, sizin görüşleriniz Sayın Özal'ın görüşle- ri, aynı şeyleri söylüyorsunuz... Fuat Atalay'dan bu sorunun yanıtını bekledik. Nedense bir türlü vermedi... Dün sabah SHP Genel Merkezi'nde Fuat Atalay'ın Ma- gic Box'ta yaptığı söyleşi tartışılıyordu. Genel Sekreter Hik- met Çetin, söyleşinin tümünü izleyememişti. Kasete çeki- len söyleşi az sonra genel merkeze gelecekti. Kimi Baykal- cı milletvekilleri ise Fuat Atalay ı izlemışler, çılgına dönmüş- lerdi: — Olmaz böyle şey, tam delege seçimleri sırasında Ma- gic Box'a çıkıp Özal ve ANAP ağzıyla konuşulmaz... Fuat Atalay, Deniz Baykal ekibinin teorisyenlerinden. Çağ- daş sosyal demokrasi anlayışları bugün Özal'ın ve ANAP1 ın izlediği sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal politikalardan farklı değil. Baykal ve arkadaşları anayasa değişikliği, ceza ertelemesi, Kürt sorunu, serbest piyasa ekonomisi ve Orta- doğu konularında Özal ve ANAP'la aynı çizgide görünüyor. Baykal ekibine destek verenlere soruyoruz: — Niçin Özal ve ANAP'la aynı çizgide görünmek zorun- luluğunu duyuyorsunuz? İki tür yanıt alıyoruz. Birincisi, "Hayır, aynı çizgide değiliz ama doğru yapılan varsa neden muhalefet olsun diye karşı çıkalım" oluyor. İkinci grupta olanlar ıse şöyle diyor: — Eğer millet ANAP'laşıyorsa, onun gibi bir parti istiyor- sa biz niye aynı çizgide olmayalım? Özal ve ANAP'tan da- ha çağdaş, demokratikleşmeye daha yatkın bir parti olup SHP'yi iktidara taşımayalım? Baykal ve arkadaşları çağdaş sosyal demokrasiyi ülkeye getirmek için şu yolu denemek istiyor: — Bize SHP yö- _ _ . _ . . netiminde fırsat ta- Fuat Atalay, Denız Baykal nmsın. Türkiye'yi ekibinin teorisyenlerinden. özaidan daha iyi Çağdaş sosyal demokrasi anlayışları bugün Özal'ınAN Ar ildiği sosyal - Mesut Y,lmazku > u ^; t^Tİi J/f genei başkan olsun. polıtıkalardan farklı değil. çünkü o daha Batı- Baykal ve arkadaşları iı, daha çağdaş, da- anayasa değişikliği, ceza ha demokrat... ertelemesi, Kürt sorunu, sabah oSb'atî ^bestpiyasa ekonomisi dan aradık ve sor- ™ Ortadogu konulannda duk: Sayın Atalay, Ozal ve ANAP'la aynı Magic Boxta özai çizgide görünüyor. gibi düşündüğünü- _ _ _ _ _ ^ ^ ^ _ zû, konuştuğunuzu sordular, ancak siz yanıt vermediniz. Ata- lay şöyle dedi: Hayır verdim... Özal'ın ve ANAP'ın sekiz yıl- dır ülkeyi yönettiklerini, insan haklarmı hiçe saydığını, enf- lasyonu durduramadığını söyledim. Oysa bunları programın sonuna doğru ana çizgiler için- de birkaç tümceyle geçiştirmişti Atalay. Söyleşi sırasında SHP'nin genel af, demokratik hak ve özgürlükler, Sendika- lar Yasası vb. konulardaki yasa tekliflerini ne yazık ki savun- ma gereğini duymamtştı. Onun için de söyleşi sırasında Ata- lay'a iki kez de şu soru yöneltilmişti: — Siz parti içinde ikinci parti gibisiniz... SHP satt büyük kentlerde değil, Güneydoğu'da da kan yi- tiriyor. Arkadaşımız Celal Başlangıç, Diyarbakır'dan izlenim- lerini aktarırken şöyle diyor: — Fuat Atalay'la Silvan'a gittik. Atalay'a iki, üç eski arka- daşından başka hiç kimse ilgi göstermedi. Bu yörede SHP'den dinamik unsurlar ayrılmış... Neden, niçin? Yazıyı noktalamıştık ki İzmir Bornova'dan bir telefon gel- di: — Geçen hafta, ANAP milletvekili ve TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Işılay Saygın, SHP'li Bornova Belediyesi'nde bando ile karşılandı... Baykalcı belediye başkanının ANAP'lı Saygın'la ilişkisi ne- dir? P A R T İ L E R D E N Parti içi eğitim • ANKARA (UBA) — SHP parti içi eğitim çalışmalarına devam ediyor. SHP Genel Sekreter Yardımcısı Abdulkadir Ateş, 6-7 nisan günlerinde bütün örgütlerdeki işçi komisyonlan başkanlaruun katılacağı eğitim çalışması yapılacağını söyledi. Abdulkadir Ateş, SHP'deki eğitim çalışmalarıyla ilgili olarak bilgi verirken parti içi eğitim çalışmalannın aralıksız süreceğini belirtti. Ateş, "İlk etapta tüm örgütlerimizin işçi komisyonlan başkanlannm katılacağı bir eğitim çalışmamız var. Bu çalışma 6-7 nisan günlerinde Ankara'da yapılacak. Ondan sonra bölge eğitim çalışmalanmız sürecek. Karadeniz, Güneydoğu, Doğu Anadolu, Ege ve Trakya bölgelerinde örgüt yöneticilerinin ve bazı komisyon başkanlannın katılacağı eğitim çahşmalan yapılacak" dedi. Kaybettiklerimizi toplayacağız • SAMSUN (Cumhuriyet Bürosu) — ANAP Samsun İl Başkanı Şerafettin Albayrak, il yönetimine yeni seçilen yönetim kurulu üyelerinin basına tanıtılması konusunda yaptığı toplantıda "26 martta kaybettiklerimizi toplamak için varız" dedi. Çok sayıda SHP ve DYP'linin ANAP'a geçmek için başvurduklannı ileri süren Albayrak "26 martta kendimiz Samsun'da parti olarak kaybettik. Aynı gün muhtarlık seçimleri de vardı. Muhtarlar ANAP için değil de kendileri için çalıştılaı. JBiz de kendimiz çalıştık. Bu nedenle 26 martta seçimleri kaybettik. Ancak başımıza balyoz inmesine karşın çabuk toparlandık. SHP can çekişirken DYP de sürekli oy kaybına uğruyor. Samsun'da birinci parti yine ANAP olacaktır" biçiminde konuştu. Yetki ve üniversite sınavı • ANKARA (ANKA) — HUkümete personel, ekonomik konular ve yeni bakanlık kurma yetkisi veren yasa tasansı ile Yüksek öğretim Yasası'nda bazı değişiklikler yapan tasanmn göruşüleceği 27 mart çarşamba günü ANAP milletvekillerinin karşı karşıya gelmesi bekleniyor. Muhalefetin "Padişah yetkileri" diyerek eleştirdiği hükümete geniş yetkiler taşıyan yasa tasansuun TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında ANAP milletvekilleri tarafından tırpanlanması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Turgut özal'ın isteği ile hazırlanan tasarıya komisyon başkanı Yusuf Bozkurt özal başkanlığında bir toplantı yapan bazı komisyon üyesi ANAP milletvekilleri karşı çıkmayı kararlaştırdılar.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog