Bugünden 1930'a 5,453,013 adet makale



Katalog


«
»

26 MART 1991 HABERLER CUMHURİYET/3 Dalan'la Sözen arasında kalan Haliç hergün biraz daha kokuyor 4 Altxn Boyıraz' vitrînî bozıılduHaliç kıyısında Dalan'ın yaptırdığı park moloz doldu. Haliç'in suyu, kimyasal arıtma yapılmadan Marmara'ya verildiğinden, denizde yoğun kirliıik görülüyordu. Şimdi ise Haliç eskisi gibi kokuyor. Kolektör inşaatı ıse sürüyor. tstanbul Haber Servisi— tki yıl önce bugun, Bedrettin Da- lan'ın yerine Belediye Başkanı seçilen Nurettin Sözen, ilk icra- atlan içinde Haliç ve IJyuın Vil- lalan'm "hedef seçti". Bazı bi- lim adamlannca, antılmadan deşarj edildiği için Marmara'yı khietttiği belirtilen Haliç suyu- nu, denize boşaltan Güney Ha- liç Kolektörü'nün pompalannı durduran Sözen, "Evin tavanın- daki deitgi kapatmadan döşe- medeki kirli suian temizlemek" diye yorumladığı deşarj işlemi- ni, durdurduğunu da 3 Nisan 1990'da bir basın toplantısı ile duyuruyordu. Göreve geldikten 1 yıl sonra Sözen, ISKt Genel Müdürü Ergun GökneTle birlik- te, "Kimyasal antma yapılma- dan HaUç suynnu denize verme- yeceklerini" belirtiyorlardı. önceki 5 yılhk dönemde ka- muoyuna, belediyenin en büyük projesi olarak tanıtılan "Mavi HaUç" projesindeki bu geçici değişiklik, bazı yayın organla- nnda "Daian kompleksi" olarak yorumlandı. Sözen ise kimya ve çevre konusunda uzman 5 pro- fesör, 1 doçentten oluşan bir bi- lim heyetinin verdiği rapprlar doğrultusunda hareket ettiğini, biyolojik arıtma yapılmadan Marmara'nın kirleneceğini sa- vundu. Aradan geçen 2 yıl için- de İSKİ, seçim öncesinde para- sızhktan yarım bırakılan, STFA'nm Ustlendiği, Kuzey Ha- liç Kolektör inşaatını başlattı ve hızla süren inşaatın 1991 sonu- na yetiştirileceğini açıkladı. Bu arada ISKt Genel Müdü- rü Ergun Göknel, biyolojik ve kimyasai antma için gerekÜ olan dış kredinin sağlanması için Dünya Bankası'nın kapısını aşındırdı. Banka yetkililerinin olumlu bulduğu kredinin kulla- nılması ise gerçekleştirilemcdi. Sözen'in Haliç suyunu Mar- mara'ya boşaltma işlemini dur- durduktan sonraki yaz ayların- da Haliç, meşhur kokusunu yay- mayı sürdürdü. Sıcak havanın da etkisiyle dayanılmaz hale ge- len koku kamuoyunda yoğun tartışmalara neden oldu. "Altın Boynuz'ia ilgili bu ge- lişmeler sürerken Dalan'ın Ha- liç'in her iki kıyısında kısa süre- de müteahhitlere yaptırdığı parklar, bakımsız bir görüntü- ye girdiler. Beyoğlu Belediyesi- nin moloz dökme aJanı olarak kullandığı bir park anakentle Beyoğlu Belediyesi'nin arasını açarken parkların bir bölümü de kanalizasyon borularına de- po görevi görür oldu. Sözen'in oluşturduğu deşarj olayımn dayandığı proje değişik bir şeküde 1971'de planlanmış- tı. Dalan'ın yeni işler yüklendi- ği proje şöyle gelişti: İstanbul'un kanalizasyon pro- jesi için öngörülen, HaliçM gü- neyden ve kuzeyden saran kolek- tör sistemi 1971 yılında kentin kanalizasyon sorununa çözüm getirmek amacıyla ortaya atıldı. Projeye göre evsel ve endüstriyel türden bütün atıksular, kanali- zasyon şebekesiyle kolektöre bağlanacak, oradan da arıtma tesislerinde temizlenerek denize verilecekti. Haliç'teki kolektör kapaklan da yağışların fazla ol- duğu zamanlarda kanallann taş- masını önlemek için yağmur su- yunu Haliç'e akıtmak üzere dü- şünülmüştü. Biıyükşehir Belediyesi'nin es- ki yönetimi bu kapaklara farklı bir işlev yükleyerek Haliç'in te- mizlenebileceği varsayımından hareket etti. Bu yaklaşıma göre söz konusu kapaklardan yağ- mur suyu akıtmak yerine, Haliç suyu çekilip, kolektörlerle Yeni- kaph Antma Tesisi'ne, oradan da Marmara Denizi'ne verildi. Bu çalışma ile Marmara De- nizi'nin belli bölgelerinde yoğun bir kirlilik göruldü. Aralannda Alibeyköy ve Kâğıthane derele- rinin de bulunduğu 18 dereden Haliç'e kanalizasyon akmaya de- vam ederken biyolojik arıtma- dan geçmeyen bu sular, ön arıt- ma adı verilen ve sadece 3 cm'den büyük katı atıkların tu- tulmasından sonra Marmara'ya boşaltılıyordu. Bu işlemin 1990'da durdurul- masından sonra İSKİ, 18 dere üzerindeki çalışmalannı sürdur- dü. Bu derelerin kolektöre bağ- lanma işlemi tamamlandığında ve Kuzey Haliç Kolektörü bitti- ğinde, Haliç'in temizlenmesin- den söz edilebileceğini söyleyen Nurettin Sözen, temiz bir Haliç ve sağlıklı bir kent için çalışma- lannı sürdüreceklerini belirtiyor. Prof. Fikret Baykut, Prof. Orhan Uslu, Prof. Kriton Curi, Prof. Ümit Ünlüata, Prof. De- niz Orhan ve Doç. Günay Koca- soy'dan oluşan bir heyetin Ha- liç sulannın Marmara'ya boşal- tılması konusunda 16 Şubat 1990'da hazırladığı raporda da biyolojik antma yapılmadan de- şarj işleminin Marmara'yı kirle- teceği belirtiliyor. Raporda özet- le şu görüşlere yer verib'yor. "Haliç yiizeyinden, Unkapanı-Eyüp arasında ytx alan dört kapaktan günde 400 bin metreküp su çekilerek Yeni- kapı deşarjına verilmektedir. (Jygulanmakta olan Haliç yuze- yinden su alma işlemi Haliç üst tabakası sirkülasyonunu sağla- yan tabakayı tamamen yenileyen bir sistem olarak duşünülmeme- lidir. Haliç yiizeyinden su alma güney kıyısındaki Unkapanı- Eyüp arasında yeralan 4 su al- ma yapısından noktasal olarak yapılmaktadır. Su alma işlemi Haliç'i temizleyen bir islem ola- rak düşünülmemelidir. Halen kuzey kıyılarından günde 106 bin metreküp kirli su antılma- dan Haliç'e boşalmaktadır. Ku- zey Haliç Kolektörü tamamlan- madan ve dereier ısiah edilme- den Haliç'in temizliğinden söze- dilemez: 1 Sözen, yukanda belirtilen ra- pora dayandırdığı, deşarjı dur- durma gerekçesi yanında, park- ların bozulması konusunda da "Kolektör yapılmadan park ya- pıimış, yeniden kazıyonız" gö- rüşünü öne sürüyor. Istanbullu- lar da Kuzey Haliç Kolektörii- nün boruları döşenirken bozu- lan parklann, biyolojik ve kim- yasal arıtma sisteminin devreye gireceği günü beküyor.Sözen, parktaki bakımsızlıgı "Ne kadar baksak halkın yaşamadıfı yerler oldugu için bakımsız görüniiyor" diye açıklıyor. (Fotograf: Suat Kozluklu) BüYÜKŞEHlR BELEDİYE BAŞKANINURETTİN SÖZENNE DİYOR? Kolektörgeçmeden parkyapılmışSözen Kolektörler yapılmadan seçim yatırımı olarak alelacele kolektörün geçeceği yerlerin üzeri park yapılmış. Şimdi biz kolektör yaparken park haline getirilmiş yerlerı kazmak zorunda kalıyoruz. O yüzden 'parklar rezil ediliyor' deniyor, para olarak ne kadar büyük bir zayiat verildiğini düşünün. tstanbul Haber Servisi — Istanbul Büyukşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen, Haliç'le ilgili sorulanmıza şu yanıtları verdi: —Haliç'in suyunun Marmara'ya akı- ülmasını projenin bilimsel doğrulara dayanmadıgı gerekçesi ile durdurdu- nuz. Ancak çevresindeki parklar ve yollar son derece bakımsız bırakıldı. Neden? Dalan kompleksinden mi? SÖZEN—Katiyen böyle bir ön yar- gımız yok. Bir yönetici, hiçbir zaman böyle bir şey yapmaz. Yönetimin de- vamlılığı vardır. Kim yaparsa yapsın. Biz kıyı dolgularını ve, parkları yap- mayı sürdürüyoruz. Ama bir Haliç ko- lektörleri yapılıyor. Gördük ki kolek- törler yapılmadan seçim yatırımı ola- rak, alelacele kolektörün geçeceği yer- lerin üzeri park yapılmış. Inanılmaz bir savurganuk. Şimdi biz kolektör inşa- atlannı sürdürüyoruz ve kolektör ya- pılacağını bile bile park haline getiril- miş yerleri yeniden kazmak zorunda kalıyoruz. Ve işte parklar rezil ediliyor deniyor. Ne kadar büyuk bir zaiyat ve- rildiğini düşünün para olarak. Şimdi, 'Kolektör yaparken bir metre daha ge- riden ya da ileriden açsaydımz' demek yanlış. Bu muhendislik olayı, mühen- dislerin istediği kadar genişlikte park bozulup, kolektör geciriliyor. Sonra üzeri duzenlenip yeniden park yapıla- cak. —Peki kolektör geçmeyen parklarda- ki çimenlere de pek baküdığı söylene- mez. tçindeki çocuk oyun aletleri de bakımsız, özeilikle Haliç yolian çok bozuk, bu neden? SÖZEN—Şimdi önemli bir konu var. Parkın bir işlevi olması lazım. Ço- cuklann oyuncaklarla oynaması, yaş- lılann yürüyüş yapması, gençlerin, top oynaması, yani kalabalıkların ziyaret etmesi lazım. Haliç'te bu hiçbir zaman olmadi ve yıllarca da olamaz. Bakımım en az Bakırköy'deki bir park kadar ya- pıyoruz. Ama insan olmayan bir par- ka ne kadar bakarsanız bakın, farklı oluyor. Haliç'teki parklar, tstanbullu- lann uzağında. tlk yapıldığı günlerde kaç kişinin yararlandığını biliyor mu- sunuz? İnsanların hep uzağındaydı. Uzaktan duyuluyor ya da izleniyordu. Biz 5 yılda yapılanın iki katı park yap- tık. Kadıköy'de Fenerbahçe burnunda Turing'le ortak yapılan park işlevsel- dir. Her yaşta ve kesimden insanlar sü- rekli kullanıyorlar. Kalamış Parkı, Dolmabahçe'deki Demokrasi Parkı'- nı hazırlıyoruz. Buralardan daimi ya- rarlanılacaktır —Geçen donemde müteahhite verilen park ihaleleri. pahalı da olsa, hızlı ya- pıldı hizmete açıldı. Sizin döneminiz- de aynı sürate erişilemedigi gözükiiyor. Küçük sahalarda bir türlü iş bitirilemi- yor. Bunlann nedeni nedir? SÖZEN—Birkaç istisna dışında böyle olmadığı kanısındayım. Beyoğ- lu projemiz iki ay gecikti. İSTON şir- ketindeki, yönetim krizi nedeniyle ve fSTON'un müteahhit olarak iş yaptı- ğı birkaç yerde yine bu nedenle bazı ge- cikmeier oldu. Mesela surların dışın- da bir park vardı, o da gecikti. Onun dışında hiçbir donemde olmadığı ka- dar düzenli müteahhitlere para ödüyo- ruz ve muteahhitlerin de yavaş çalıştı- ğı söylenemez. Şu anda tüm belediye işçileri, park bakımı ile ugraşıyor. Mü- teahhitlere de yapım işini veriyoruz. Kalamış Parkı'mn düzenlemesini 350 milyona yaptık. Eski dönemde bu 3-5 milyara mal ediliyordu. Olanağımız bittiği yerde, müteahhide başvuruyo- ruz. Ahırkapı ile Florya arasında sa- dece park ve rekreasyon için 10 deği- şik ihalemiz var. T&meli atüan SadıdereBamjk Avrupa yakasınm su ihtiyacını karşüayacak Sazlıdere Barajı'na startBüyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen temel atma töreninde yaptığı konuşmada "Amacımız İstanbul'un su sorununu bir kâbus olmaktan kurtarmaktır" dedi. Kente 50 milyon metreküp su sağlayacak olan barajın 136 milyar liraya mal olması bekleniyor. tstanbul Haber Servisi — ls- tanbul'a yılda 50 milyon metre- küp su sağlayacak Sazlıdere Ba- rajı'mn yapımına başlandı. İS- Kİ tarafından hanrlanan mas- ter planda yer alan ve kentin nü- fusunu yoğun olduğu Avrupa yakasının su gereksinimini kar- şılamaya yönelik projelerden bi- ri olan Sazhdere Barajı'nın te- meli dün Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen tarafın- dan atıldı. Törende konuşan Sözen hız- lı nüfus artışı ve çarpık sanayi- leşmenin sürmesi halinde tstan- bul'un su sıkıntısının da devam edeceğini söyledi. Alınan acil önkmlerle tstanbul'un kuruma- ya yüz tutmuş baraj göllerinde- ki su kapasitesinin yaklaşık yuz- de 50 doluluk oranına geldiğini belirten Sözen, "Somna köklii çözümler getirecek uygulamala- nmız için çalışmalara başladık. Bu çalışmalanmızın meyvesini bu yıl içinde almaya başlayaca- ğız. Amacımız tstanbul'un su sorununu bir kâbus olmaktan çıkarmaktır" dedi. Görevi dev- raldıklarında tSKl'nin DSt ile uygulayabileceği hiçbir proje ol- madığını belirten Sözen, şöyle dedi: "Hızlı nüfus artışı, artan sa- nayileşme nedeniyle tstanbul'un su kullammı da hızla artmıştır. Kentünizin var olan olanaklan, bu hızlı artışı karştlamamaya başladı. Yönetime geldiğimizde ilk olarak tstanbul'un su sıkın- tısının nedenlerini araştırdık. Yönetimi devraldıgımızda şu borulannın üçte biri patlaktı. Bu patlaklardan su kaçagının yanı sıra başta kanalizasyon ol- mak üzere her türlü atıklar iç- me suyu şebekesine karışıyor, salgın hastalıklara. neden olu- yordu. Tüm bunların üzerine bir de meteoroloji verilerine gö- re 40 yıldır görülmemiş kurak- lık eklendi. Sonına köklü çö- zümler getirebilmek amacıyla tstanbul'un en fazla 740 milyon metreküp olan barajlardaki su tutma kapasitesini 3 katından fazlasına çıkaracak 'Büyük ts- tanbul Su Projesi'ni hazıriadı" dedi. İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel de Sazlıdere Barajı'nın master plan içinde yeraldığ^nı ve 1992 yılının sonuna doğru hiz- mete gireceğini belirtti. Küçukçekmece Gölü'ne 6 ki- lometre uzakhkta Sazhdere'nin Vezirçayı Deresi ile birleşim noktasından 150 metre kadar asağısında inşa edilecek Sazlıde- re Barajı kayadolgu tipinde. 1991 yılı fiyatlarıyla 136 mil- yar liraya mal olacak Sazlıdere Barajı'nın 20 ayda tamamlan- ması planlanıyor. Bw, arada SO- NAR firmasının yaptığı kamuo- yu araştırmasında, Istanbul Bü- yükşehir Belediye Başkanı Nuret- tin Sözen, Türkiye'deki belediye başkanlan arasında başan sırala- masında 14. sırada yer aldı. İstan- bullulann ytizde 27.5'i Sözen'i başanlı buldu. llçe belediyeleri arasında da Bakırköy ve Kadıkoy Belediye Başkanlan diğer ilçele- ri açık farkla geride bıraktılar. Araştırmaya göre İstanbullulann % 36.7'si Yıldınm Akluna'yı, yüzde 25'i de Cengiz Özyalçın'ı başanlı görUyorlar. Sözen temel atma töreninde. (Fotograf: AA) DUNYADA BUGUN ALİStRMEN Üçün Biri... Öykü bu ya, bir Ekım Devrimı bayramında ve de Brejnev döneminde, İskender, Atilla ile Napolyon şeref locasından ge- çit törenini izliyorlarmış. İskender, füzelere bakmış bakmış ve — Bu oklar bende olsaydı demiş, bütün dünyayı ele geçi- rirdim. O sırada lafa Atilla karışmış ve tankları göstererek, — Bu savaş arabaları olsaydı benım elimde, demiş, Atlan- tik'e kadar uzanır. bütün Avrupa'yı alırdım. Napolyon ise dalgın dalgın elindeki gazeteyi okurmuş. İs- kender ile Atilla dönüp sormuşlar, — Sen ne düşünüyorsun? — Ben mi? demiş, Napolyon. Sonra elindeki Pravda gazetesıni göstermiş ve — Hepsini boşverin de demiş, eğer böyle bir yayın orga- nım olsaydı, bütün dünyayı Rusya seferinin büyük bir zafer olduğuna inandırabilirdim Turgut Bey Napolyon'dan daha mı kurnaz ne? Her yanda yöredeki yağdanlıkları ve iki teJevizyon istasyo- nu ile bozgunlarını bile zafer diye gösterebiliyor herkese. Körfez bunalımı günlerini anımsayın. Turgut Bey, Washington'un da en şahinleri safında yer alır- ken "bir koyup üç alacağını" söylüyordu Sonraları daha da coştu ve "Hayır" dedi, "bir koyup üç alacağım demedim, bir koyup yirmi alacağım". Savaş öncesı dönemde kritik günler yaşanıyordu. ABD1 nin Ortadoğu'da bir sıçrama tahtasına ihtiyacı vardı ve vaat- ler birbirini ızliyordu. Turgut Bey de daha soğukkanlı, dengeli, sağduyulu bir po- Ittika izlenmesinı önerenleri "SaddanV'ın adamı olarak gös- teriyordu. Doğallıkla yağdanlıklar da... Artık savaş bitti. ABD, Turgut Bey'den istediğini elde etti. Sonra Turgut Bey VVashington'a gitti. doğrusu ya ekono- mik durum biraz sıkışıktı. Vaatlerin bir bölümünün gerçek- leşmesini istedi. Durum biraz da çapkın oğlanın, kızı koynuna almadan ön- ceki tatlı sözlerini anımsatıyordu Oğlan kıza araba alacak, güzel bir kat dayayıp döşeyecekti. Kız artık elini soğuk su- dan sıcak suya sokmayacak, sabah karanlıkları otobüs du- raklanna koşmayacak, kendisini sıkışıklıkta çimdikleyenlerin davranışlarından boğulmayacaktı. Saf kız aynı öykünün kaç bin kez yinelendiğini bilmediğin- den mi, yoksa bir çıkmaza girdiğinden mi vaatlere inanmıştı. Turgut Bey VVashington'da sıkışık durumunu ileri sürerek 1 milyar dolar acil yardım istedi. Turgut Bey, Kuveyt'in Türkiye'ye her ay 100 milyon dolar olarak vereceği 1 milyar 200 milyonun taksitlerinin ABD'ye ödenmesini öneriyor; karşılığında, 200 milyon dolardan da vazgeçip ABD'nin kendisine hemen 1 milyarı vermesini is- tiyordu. Özal'ı Camp DavkJ'de ağırlayan Başkan Bush, ortak ba- sın toplantısında Türkiye'nin bazı mali sorunları olduğunu, kısa vadeli borçlar aradığını, ABD'nin bu soruna bir çözüm yolu arayacağım, ancak kendilerinin de mali sorunları oldu- ğunu söylüyordu. Turgut Bey'ın yüzü asılmış, keyfi kaçmıştı. Beyfendi'nin ABD ile tıpkı İsrail ve İngiltere'nin kurduğu gıbı bir stratejik işbırliği önerisi de karşı taraftan, "Siz istiyor- sanız olumlu bakarız, Türkiye tüm deviet çarkı ile kamuoyu ile bunu ister hale gelsin..." yanıtını alıyordu. Turgut Bey'in gittikçe suratı asılıyordu. Ama Özal'ın çok dahiyane başka formüllerj vardı. "No more aid but more trade" diyecek ve ticaret yotuyla istediğini etde edecekti. Gerçi aid (yardım) istemiş ve 200 milyon da almıştı. Ama ticarette de yeni olanaklar elde edeceğine emindi. Bu konu- da da 45 dakikalık bir görüşme yapıldı. Çıkışta gazetecıler, ABD Ticaret Bakanı Robert Mosbacher'e Türkiye'nin istem- lerini elde edip etmediğıni sordular. Mosbacher'in yanıtı ilginçti: — Yürümeden önce emeklemek gerekiyor. Sonra da ortaya bir teselli attı. Türkiye'ye bir Amerian ti- caret heyetı gidecekti, gezi tarihi bahar sonu olarak sap- tanmıştı. Turgut Bey'in suratı iyice asılmıştı. O sırada, artık bakire olmayan kızın, çapkın oğtanın Be- bek'teki garsoniyerde koynuna girmesinin üstünden üç ay geçmişti. Kız, oğlanın işyerine telefon üzerine telefon ediyor, araba- yı, evi sorup duruyordu. Oğlan, bir akşam onu lüks bir lokantada yemeğe çağırdı. Mum ışığında baş başa oturdular, kız, oğlana kaygı ile bakı- yor, oğlan ise kıza, tatlım diye seslenıyordu. Kız, dayalı döşeli daireden vazgeçmiştı. Ama çalıştığı yerde bir fırsat çıkmış, kooperatife girme ko- şulları gerçekleşmişti. Acaba oğlan giriş parasını peşin öde- yip sonra da taksıtleri üstlenemez miydi? Bir de bir arkadaşı elden düşme eski bir araba satıyordu, onu alıp kendisinin her sabah otobüste sıkıştırılmasını önle- yemez miydi? Oğlan kendi mali sıkıntılarından dem vuruyor, her ay kıza 200 bin lira vereceğini, özel otomobile binmeden önce dol- muşla gitmesı gerektiğini söylüyordu. Sonra da ekliyordu: — Benim işlerim var, bir süre İzmir'e gideceğim. Söyle- dim, şirketten Salih Efendi senınle ilgilenecek. Kız akjatıldığını ve terk edildığini, hfç değilse eski önemi- ni yitirdiğini, ucuza gtden bir kapatma durumuna girdiğini an- lamıştı. Ama bekâretini de Bebek'teki garsoniyerde bı- rakmıştı. Kız aldatılıp terk edilirken acaba "bir koy üç, pardon yirmi al" politikası da "üçün birini al"a mı dönüşüyordu? Her bozgunu zafere çevirmenin üstatlan. yağdanlıklar aca- ba bu konuda ne diyorlardı? KÎSÂ KISA • Sakarya ve Konya'da dün meydana gelen trafik kazalannda 4 kişi öldü, 13 kişi yaralandı. Sakarya'nın Hendek ilçesine bağlı Beylice köyü yakınlarındaki zincirleme trafik kazasında, Ahmet Samurkaş ile Nur Karaman öldü, 10 kişi de yaralandı. Konya'da da Mithat Aca yönetimindeki otomobilin lastiğinin patlaması sonucu meydana gelen trafik kazasında otomobilde bulunan Abidin Aca ile Hayriye Aca olay yerinde öldü. • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, insanlar gibi hayvanlann da kusurlu davranışlarının, işlenen suçlarda tahrik nedeni sayılabileceğine karar verdi. Sinop'un Gerze ilçesi Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen bir davada, mısır tarlasına giren ineğe zarar veren Sabri Çelik adlı yurttaşa önce hapis cezası verildi, sonra bu ceza 17 bin 500 lira para cezasına çevrildi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mahkeme kararıru incelerken taş atarak ineğin bacağını kıran Sabri Çelik'e verilen cezayı çok buldu. Yargıtay, inek sahibinin gerekli özeni gostererek onu bağlamadığını, mısır tarlasına giren ineğin tarla sahibini öfkelendirdiğini belirterek bu nedenlerle sanık hakkında verilen cezanın 4'te bir oranında indirilmesine karar verdi. m
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog