Bugünden 1930'a 5,427,456 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı Cumhunyet Maibaacılık \e Gazetecılık Turk Anonım Şırketı adına Nadır Nadî £ Genel Ya\ın Muduru Hasan CHMI. Muessese Muduru* Emine Lşaklıgıl, >azı tşlen Muduru Oka> Gonrnsın, £ Haber Mcrkezı MudLru Yslçın 9«î«r, Sayfa Duzem Yoneımem Mı \CST £ Temstlcıler ANkARA AhmelTan, IZMIR Hıkmet Çrtinkaya, \D\\A Çenn ^ tfenoglu K POlıtsk* CttMİ BaşİMgıç. Dış Haberler Lrjvm Bakı. Ekonornı Cnfiz Tuftaa, U-Sendıka ^akna ketran kuîtu- C*l«l Lsltr. litanbul Habe-erı knul luıçrt. Eg ım Geaca) ^))u, ^un Haserlen S«drı Dot», Spor Dım$manı \M«üuulır VKHHU. Dızı Va^ılar kemn Califkfta. Arajt rma Şafcın \lpcj, Duzeitmc AMnlUt VUKI 0 Koo'dına'O" \hm« fconıtsaa £ Malı lv" trol LrV»ı % M-'vı^öt B«k«l \taer £ Butt,e Planlama Scvp Ouıunbefeothı % Rektam \>>* ^orun £ E* >a>mla- HaJv* \kvo4 £ lûare HUSCMB Garcr £ lileımç Oa4f trfık £ Bilgı l;lem ^aü laal £ Pcr-one S**p Bo^Jancıofta OLt» \ktaL \ılç» Ba*«r. Hasu Cemıl. Hıkacl Ç*U»k»j*. Okı> sriç.k. \U Sunn. Akma Ta> öcw/ı w >OMÖ/I Cumhunyet Matbaacıhk vc Guetccıbk T.A Ş. Turkoca£ı Cad 39/41 34334 İSJ PK 246 lasnbul Tel 512 05 05 (20 hait. Telet 222*6, Fax (1) 526 60 ^2 0 Bvrolar Ankan. Zıya Gökâlp BK inkıiapS No 19 4, Tri 133 11 41-4T . Te«X 42344, Fax. (4) 133 05 65 % lımm- H Zıya Blv 1352 S. 2/3. Tel 13 12 30, Tekx Î2359, FUL (51) 19 Î3 60 0 A*M«. inOnu Cad 119 i No I Kıı I, Td 19 37 52 (4 hat) Ttla 62155. Fax C\) 19 25 ""8 TAKVÎM: 26 MART 1991 İrnsak: 4.25 Güneş: 5.51 Öğle: 12.15 İkindi: 15.43 Akşam: 18.28 Yatsı: 19.49 Tatar genç kuşağının geliştirdiği Kırım-pop müziği, milli kültür mirası ile Batı ritmini kaynaştırıyor Kıruıula eUıamdülillah-rockKEREM ÇALIŞKAN SİMFEREPOL (AKMES- CİT) — Zifiri karanhk bir Kı- rrnı gecesi. Yerler, ıslak ve ça- mur. Akmescit'in dış mahallele- rinde, hemen her kapıda bir ko- peğin bağlı olduğu, o tek karlı, sundurmah, gecekondu tipi Ta- tar evlerinden birindeyiz. Duvar- da halısı, kütuphane ya da bü- fede işlemeli ortüsü, ortada ge- zen "balalan" ile sıcak dostlu- ğun insanı kucaklayıverdiği bir ortam. Teypte bir kaset dönüyor. Ağır, boğuk, derinden bir ses Kuran okuyor. Biraz dikkat edince anlıyorsunuz, Mevlit okunuyor. Ve uzaktan yavaş yavaş gelen ayak sesleri gibi "pomp-pomp" bas gitarlar dev- reye giriyor. Parça birden hare- ketleniyor, canlanıyor. Halk ez- gilerinin kıvrak havası, hafıf Ba- tı müziğinin ritminde daha bır renkleniyor. Hoşgeldiniz. Kırım- pop müziği ile karşı karşıyasınız. Daha sonra bir başka parça. Siz daha Mevlit-popun şokun- dan kurtulamadan, daha hızlı, daha tempolu, insanda hemen Sürgünden vatana Kırım Tatarlarının genç kuşağı sürgünde bulundukları Taşkent, Semerkant gibi Orta Asya kentlerinde son yıllarda pop-müzik grupları kurmaya başladılar. "Efsane" ve "Mercan" gibi popüler gruplar son iki yıl içinde vatanları Kırım'a döndüler. Bu gençler son derece ilginç ve özgün müzikleri ile Kınm'ın oynak ezgilerini çağımıza taşıyorlar. Ruslaştırma Kırımlıların vatana dönüşleri kritik bir tarihi dönemeçte gerçekleşiyor. Sovyetler'de Kırım Tatarlarına dönük olarak yıllardır uygulanan "Ruslaştırma" politikasının tam başarıya ulaştığı ve 3. kuşak Tatar gençlerinin anadilini bile unutmaya başladığı noktada, bu çocuklar ülkelerine dönüyor. Bundan sonra ne olacağı ise yaşam mücadelesinde belirlenecek. kalkıp dansetme isteği uyandı- ran bir rock müziği odayı dol- duruyor: "Elhamdülillah he>, Elhamdütillah hop..." Nedir bu? Turkiye'den gelen sanatçı Ulvi Kırımlı ve konser- vatavaı oğretim uyesi Zekeriya Başarslan ile birlikte Kırım'da genç muzisyenlerin evindeyiz. Mevlit-pop, şu sıralar Kınm'ın en populer gruplarından olan "Efsane"nin "Bahçesara>" ad- lı parçası. Elhamdulillah-rock da bir başka sevilen grubun, "Mercan"ın son bestelerinden. Kim bu çocuklar? Nasıl boy- le besteler yapıyorlar? Bu gençler Kırım'dan 1944'te surgüne gönderilen Tatarların 3. kuşağı. Hemen hepsi Ozbekis- tan, Kazakistan gibi sürgün böl- gelerinde doğmuş. Kırım Tatar- larının en yoğun yaşadıkları yer- ler Taşkent ve Semerkant. Ozel- likle Taşkent, Kınmlıların birlik- te yaşadığı, yabancılarla değil yi- ne Kırım Tatarları ile evlenerek kapalı bir daire içinde kendi kul- türlerini korumaya çalıştıkları bir yer olmuş. 3. kuşak Tatar gençlerinin bu- yük çoğunluğu Semerkant ve di- ğer kentlerde, ya bizdeki lise ayan "enstitülerde" okumuş ya da universite aşamasına gelmiş, ama hepsi belli bir kultur düze- yini yakalamış. Sovyetler'de da- ha yaygın olan muzik enstitule- ri gibi ortaöğretım kurumlan bu gençlenn, temel bilgilerle dona- tılmasını sağlamış. Bunu Kırım 1 da en yoksul gecekondu evinde bile karşılaştığınız piyanodan anlıyorsunuz. Efsane, Mercan vb. gibi gruplar da son 2-3 yıl- da Taşkent'te kurulmuş. Bu gençler, ana babalanndan ya da "kart-ana, kart- babalarından" (nine ve dedeler) dinledikleri "Senin vatanın Kı- rım, bir gün oraya döneceksi- niz" sözleriyle büyumuşler ve dönmuşler. Daha da dönüyor- lar. Ancak bu gençler artık 1944'lerin, 60'lı yılların gençliği değil. Büyük çoğunluğu Gorbi donemı çocukları. Yani Batı kul- turunun glasnost ile birlikte Sovyetler'i etkisi altına aldığı >ıl- ların çocukları. Onlar da televiz- yondan Michael Jackson veya Madonna dinliyor. Simferepol pazarına gittikleri zaman, adım başı satılan kasetlerini alıp din- leyebiliyorlar. Henuz "hambur- ger" kultüru Simferepol'e kadar ulaşmasa da cola külturu, uste- lik iç içe geçen Sovyet-ABD bay- raklarıyla donatılmış bufelerde satılabiliyor. Yani Tatar gençleri de Sovyet- ler'de ya da dunyanın başka yer- lerinde Batı kultürunun etkisi- ne giren kuşaklardan çok farklı bir yerde değil. İşte Kırım-pop bu ortamda doğuyor. Daha doğrusu Sovyet- ler Birliği'ndeki Turki halk top- lulukları içinde buyük bir pop BAHÇES,IARAY Mengli Giray'ın türbesi perişari Akmescit'te bir akıl hastanesi bahçesinde bulunan Tatar hanı türbeleri ve ünlü Zincirli Medrese, birer viraneye dönüşmüş durumda. Kırım'da Tatar kültürunün kalıntısı ozgün tarihi eserler ne durumda? Bahçesaray'daki Hansaray müze olarak hiç değil- se binalar bakımından korun- muş. 1944'te buraya ait arşivle- rin 6 tren vagonu ile gotürulup yakıldığı öne sürülüyor. Hansa- ray'ın restorasyonu gerekli. An- cak Sov^et hükümeti, Moskova - Leningrad gibi kentlerde ken- di kültür mirasını bile doğru dü- rust restore edecek paraya sahip değil. Kırım'da asıl üzücü olan ise gidip gordüğümüz Hacı Giray - Mengli Giray türbeleri ve Zincir- li Medrese, Tatar ve İslam kül- türünün önemli bir parçası olan 15. yuzyıldan kalma bu eserler, şimdi Akmescit'teki bir akıl has- tanesinin bahçesinde tam bir ba- kımsızlık içinde. Kapıları kırık, içerisi kısa süre öncesine kadar apteshane gibi kullanılıyormuş. Aynı yerde bulunan İsmail Gaspıralı'nın mezarı da 1944'te tam anlamıyla yok edilmiş. Şim- di Gaspıralı konferansı nedeniy- le burada tahmini olarak mezar yeri bulunup fotoğraflardan saptandığı kadarıyla eskisine benzeyen bir parmaklıkla çevril- miş. Mezarının yaptırılması ve bir anıt dikilmesi için çahşılıyor. Mengli Giray'ın türbesi ve Zincirli Medrese ile de sanırız Turkiye'nin ve Kültür Bakanlı- ğı'nın ilgilenmesi gerekecek... KOOPERATİF tŞLETMESt — Sovyetler'de yeni gelişen kooperatif işletmeleri- 400-450 ruble maaş veriyor. Soldan sağa aşçı Svetlana Yakimov (17), garson Lud- nin bir örnegini Kırım'da gerçekleştiren Rıfat Bekirov (36), çigbörek fırını vp dii- rnilla Sa>abina (27) ve aşçı Galina Saharova (30) ile Bekirov. İmalathanede artık ğün salonunu yonetiyov. Bekirov. yanında çalıştırdığı personele devletin iki katı, makinelerie üretilen çiğbörekler, sokaklarda satılıyor. (Fotoğraf: Kerem Çalışkan) Çiğböreğin Tatar patronlarıKınm'a dönen Tatarlar, yavaş yavaş imalathane ve işletmelerde etkinlik sağlamaya başlıyor, yanlarında Rus işçileri çahştırıyorlar. Çigbörek ve kundura, Tatarların el attığı ilk sektörler. Kırım'a. \atanlanna donen Tatarlar ne iş >apıyor, na- sıl geçiniyor, nasıl para kazanı\orlar? "A\det"ın, yani donuş kavgasının kilit sorusu belki de bu. Halen büyük çoğunluğu işsız. Özbekistan'da birik- tınp getirdikleri paralarla ya da aile içi daşanışma ile idare ediyorlar. Kendi oğrenim durumlarının çok al- tında işlerde çalışmaya razı olarak para kazananlar da var. Örneğin maliye uzmanı bir bayan, otobus biletçi- liği yapıyor ya da inşaat teknikeri bir diğeri kolhoz iş- çıliğinde çalışıyor. Ama Özbekistan'da edindiği birıkım ve parayı, Kı- rım'a donunce başarılı işlere yatıranlar da var. 36 >a- şındaki Rıfat Bekirov bunlardan biri. Şimdı Akmes- cit'te "kooperatif sistemi" ile çiğ borek fırını ve duğun saravı işletiyor. Yanında varısı Rus, 26 personel çalıştı- rıyor. Yani Bekirov, ya\aş yavaş lilızlenen ve surgun bir cemaatin dönduğu vatanında kok salmasını sağlaya- cak "Tatar burjıısazisinin" ilk orneklerinden. Bekiro\, 1989 vılında Taşkent'te Ekmek Fabrikası Mudurluğu'ne kadar yükselmiş. Durumu oldukça iyiy- mı>. Ve 1989 yılında "\atana donuş" hareketine katı- larak anası, karısı, 3 balası ve biri kız 4 erkek kardeşi ile beraber "kaytıp" Kırım'a gelmiş. 50 bin rubleye bir ev almıs Lada marka otomobili var. Geldikten sonra \erel yonetimin ihaleye çıkardığı 4 salonlu bir düğun salonunu ayda 10 bin rubleye ki- ralamış, altına bir de çığ börek imalathanesi açmış. Yavaş yavaş "büyük patron" konumuna gelen Beki- rov, bolgedeki Rusların sahip olmadığı "feodal" bir avantajı kullannor. Çoluk çocuk, akraba aynı evde ka- lıyorlar ve ışlerini kardeşleriyle birlikte çalışarak yöne- tiyorlar. Boylece iki yönlü tasarruf sağlanıyor. Ihale- de, devlete daha yüksek para vererek işi alabiliyor. Bekirov, yanında çalıştırdığı personele, aşçı \e gar- sonlara ya da sokakta seyvar çığ borek satanlara ayda 400-450 ruble oduyor. Bu. devlet işletmelerindeki üc- retin yaklaşık iki misli. Kendisi de tabii iyi kazanıyor. Çiğ boreğin tanesi 45 kopek. çorba 1, şarap 4 ruble. Hemen her gece salonda bir orkestra muzik yapıyor, hafta sonları partiler veriliyor. Tatar milli yemeği çigbörek, bu kez vatana donen Ta- tarların, topraklarına tutunmalarına da aracılık ediyor. Kırım'da ev fiyatları geçen yıla kadar 30-50 bin rub- leydi. Şimdi iki misline fırlamış durumda. 1 Nisan I991'de SSCB'de toptan artacak fivatlarla birlikte on- lann da astronomik rakamlara fırlaması bekleniyor. Bu da Orta Asya'dan, Kırım'a dönmek isteyen Tatarlar için önemli bir zorluk. Örneğin Özbekler, Tatarların sat- mak istedikleri evlerine çok düşuk paralar veriyorlar. Kırım'a donmek için nasıl olsa satmak zorunda kala- caklarını düşünüyorlar. Ekonomik çıkar, bazılarına go- re dayanışması gereken Turki halklar, yani Özbek ve Tatarlar arasında karşıtlıklar yaratıyor. Kırım Tatarlarının vatana donuş kavgası, Sovvetler'de gittikçe derinleşen ekonomik bunalım ve kaos içinde daha da zorlaşıyor. Ama Bekirov orneğindeki gibi bu zorlukları avantaja çevirmesini bılenler de var. Konut bölgelerinde gürültü düzeyi, sanayi bölgeleri için bile yüksek kabul edilen 80 desibelin üzerinde 'Istanbul, sesîni duyaımyoruırfŞişli, Zincirlikuyu, Şişhane gibi pekçok semtte gürültü 80 desibeli zorluyor. Barbaros, Taksim, Londra Asfaltı, İncirli, Millet ve Bağdat gibi caddelerde gürültü düzeyi 70- 80 desibel arasında. BİLGİ BİRIKİMI !. HÜRRİYET UYMAZ Toplumsal yaşam kalitesin- de duşttklüğün göstergesi' olan gürültü kirliliği, Istanbul'da tehlikeli boyutlara ulaştı. Ken- tin konut alanlarında yapılan ölçumler, 'Gürültü Kontrolu Yönetmeliği'nde sanayi bölgele- ri için ongörulen ust sınırların bile aşılmış olduğunu gösteri- yor. Mecidiyeköy, Şişli, Taksim, İncirli, Bağdat ve Barbaros gi- bi konut alanlarında saptanan gürultu düzeyi, sanayi bolgele- ri için bile yüksek bulunan 80 desibelin üzerinde. Ses kirliliği, istenmeyen ses ve ses demeti olarak tanımlanıyor. Ancak yö- netmeliğin uygulanmasından sorumlu kurum ve yönetimler- ce, bu kirliliğin önlenmesi konu- sunda ne bugun ne de ileriye dö- nuk hiçbir önlem alınmryor. Kara, hava, demiryolu taşıt- ları, sanayi ve iş makinelerinden kaynaklanan gürültü kirliliği, başta uyku suresi ve kalitesini azaltıyor. İnsanda yorgunluk, çabuk yıpranma, stres, verim ve işitme kaybına yol açıyor. Uz- manlar, gurültünun, psikolojik rahatsızlıkların yanında, sosyal ilişkileri de olumsuz yönde etki- lediğini söylüyorlar. Gürültulu ortamda insanlar; sinirli, öfke- li ve gergin oluyor. Beş yıl once yururlüğe giren 'Gürültü Kontrolu Yönetmeliği' gereğince, şehir kenarlarındaki konut alanlarında en üst gürül- tü düzeyinin 40 ile 50 desibel, şehir merkezinde ise 55 ile 65 de- sibel olması gerekiyor. Ancak 1987 ve 1990 yıllarında yapılan ölçumler, Piyer Loti gibi uç noktaların dışında, kentin ko- nut bölgelerinde üst sınırların çok üzerinde bir gürultu oldu- ğunu gösteriyor. ITÜ Mimarlık Fakultesi, Fi- ziksel Çevre Kontrolu birimin- ce, 1987 yıhnda yapılan ölçüm- lerde, Mecidiyeköy'de 80, Bar- baros, Taksim, Londra Asfaltı, Gürültü Kontrolü Yönetmeliği gereğince, şehir kenarlarındaki konut alanlarında en üst gürültü düzeyinin 40-50, şehir merkezinde 55-65 desibel olması gerekiyor. Yapılan ölcümlerde ise üst sınırların çok üzerinde rakamlar elde edildi. İncirli, Millet ve Bağdat gibi caddelerde 70 ile 80 desibel ara- sında gürültü düzeyi belirlendi. İstanbul Büyükşehir Beledi- yesi'nce 1990 yılında yapılan da- ha kapsamlı ölçumlerde ise ay- nı bölgelerdeki gürültü düzeyi- nin, geçen zaman içinde 1-11 de- sibellik artışlar gösterdiği orta- ya çıktı. Şişli, Zincirlikuyu, Şiş- hane gibi pek çok semtte, güriil- tünün 80 desibeli zorladığı açık- landı. Gürültü Kontrolü Yönet- meliği'ne gore konut, okul ve sağlık yapılan için belirlenen gü- rültü üst sının, 35 ile 45 desibel arasında değişiyor. "Türkiye'de gürültüye karşı açılması gereken savaş çok gecikmiştir" diyen Boğaziçi Üniversitesi'nden Mete Doğu- oğlu, taşıt kaynaklı gürültüde, kara ve demiryollarının büyük payı olduğunu belirttiği araştır- masında şu bilgiyi veriyor: "Gürültü yönetmeliğinde ve- rilen değerler doğrultusunda, Türkiye'de gürültü açısından sağlıklı yollar, hemen hemen hiç yoktur. Olanlar ise şans eseri bu yönetmeliğe uygundur. Şimdiye kadar vapılan yollarda, gürültü- ye karşı önlem alınmamıştır. Bu kaynaklann yaydıgı gürültü dü- zeyinin bclirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması oldukça ko- laydır. Yolların ıslahı yapılabi- Bu arada İTÜ Mimarlık Fa- kultesi, Fiziksel Çevre Kontro- lü Birimi'nden Doç. Dr. Selma Kurra ve arkadaşlarınca, Istan- bul'da en fazla gürültüye maruz kalan bazı bina duvarlarından iyileştirilmesi yönünde yapılan bir çalışma, gürültüyü önleme maliyetinin ne denli büyük ola- bileceğini gösteriyor. Duvarlara heraklit levha, cam yünü, kontr plak, pencerelere ise çift doğra- ma, çift cam lastik fitil kullanı- larak gerçekleştirilen gürültü önleme uygulamasında, özellik- le büyük pencereli binalarda maliyetin çok arttığına da dik- kat çekiliyor. dalgası yayılıyor. Tıpkı Turkiye 1 de 6O'lı yıllarda yaşanan "Türk- çe sözlü bafif Batı müziği patlaması" gibi SSCB'de şimdi Azeri, Kazak, Avar, Kırım, Öz- bek, Kırgız gençliği arasında kendi milli kültür kaynaklarına dönerek, bunları pop müziğe dönuştürme savaşı var. Onlarca, yuzlerce grup var. Sayısız beste, sayısız şarkı. Türkiye'de TRT'de müzik programı yapanlar, henüz bu dalgayı fark etmişe benzemiyor- lar. Oysa bu parçaların büyuk çoğunluğu Turkiye'deki insanla- ra, gençlere değişik ve ozgün tat- lar verebilecek nitelikte. Evet, ol- du sanılan Türkçe sozlü pop müziği, Türkçesini anlamak bi- raz zor olsa da şimdi Kafkasya, Orta Asya ya da Kırım'dan yan- kılanmaya başlıyor. Eğer bu parçalan dinlemezse- niz, Sovyetler'deki Turki halklar meselesini anlayamazsınız. Ister Turkçu, ister Islamcı olun, ister- seniz Türk-lslam sentezini savu- nun, Türki halkların genç kuşa- ğının ulaştığı Türk-Batı sentezi müziğe kulaklarınızı tıkarsanız treni kaçırdınız demektir. Varalım Yalta Kınm'da "Efsane" grubunun bir başka parçası daha var. Adı: "Yalta!' Akmescit'te bir düğün salonunda yapılan dans parti- sinde Tatar gençlerinin bu par- çayı nasıl hep birlikte coşkuyla, ama neşeli ve esprili bir şekilde soylediklerini görünce mutluluk duyuyorsunuz. "Binelim 44 nolu troleybüse / Varalım Yalta / Alalım balta" diyor Efsane grubu o çok neşe- li parçasında. Tatar gençleri hem zıplıyor hem şarkı söylüyor. Evet, 1944 sürgününun acısı sur- se de Tatar gençliği çağdaş bir yaklaşımı, çağdaş bir espriyi ya- kalamıştır. Vatana dönecektir, ev kurup yerleşmek için müca- dele de edecektir, ama gülmeyi, eğlenmeyi, hatta yaşamın acı yonleriyle bile dalga geçebilme- yi unutmayacaktır. Mevlit-pop ve elhamdulillah- rock, milli kültürüne ve dinsel mirasına sahip çıkmaya çalışan çağdaş Kırım gençlerinin ulaştı- ğı ilginç bir sentezdir. Kırım'da ve Sovyetler Birli- ği'nde camilerin onarılması, İs- lam eserlerine sahip cıkılması, Türki ve Islam topluluklar için bir "kimlik savaşı"dır. Ancak camiler onanlmca dolup taşaca- ğını kimse sanmasın. Cuma na- mazlanna katılanların sayısı da oran olarak düşuk kalacaktır. Ama ozellikle bayramlarda, ca- miler Türki ve İslam cemaatla- rın buluşma ve varlığmı toplum onünde kanıtlama açısından vazgeçilmez kaleler gibidir. Kırım'da aslında çok ilginç bir toplumsal süreç yaşanıyor. Sür- güne gönderilen Kırımlılar, ken- di kültürlerini, folklorlarını, ör- neğin Taşkent'te saksıdaki çiçek gibi özenle korumuşlar ve şim- di dönüp asıl çıktıkları toprağa, Kırım'a ekmeye çahşıyorlar. Taş- kent'ten Akmescit'e Gaspıralı konferansı nedeniyle gelen "Kaytarma Ensemble", Kırım muziğinin, danslarının en yetkin ve özgün biçimde yaşadığı gör- kemli bir gösteri ile sergiledi. Kı- rım Milli Marşı'nın topluca söy- lendiği dört dörtlük milli gece- nin sonunda, mecburen sahne- ye çıkan Kırım Komünist Parti- si ve yerel yonetimin başı Sov- yet Bagrov Rusça konuşmasını, biraz buruk, biraz alaylı söyle- diği Turkçe "maşallah" sözcü- ğü ile kapatmak zorunda kaldı. Ruslaştırma Ancak önemli bir nokta var: 3. kuşak Tatar gençleri vatanla- rı Kırım'a tam Moskova'run yıl- lardır uyguladığı "Ruslaştırma" politikasının "başarıya" ulaştı- ğı bir noktada dönuyorlar. Bü- yük bir çoğunluğu Rusçadan başka dili, yani kendi ana dili Tatarcayı anlasa bile konuşamı- yor. 8-10 yaş grubu ise tek tük Tatarca kelimeler dışında yalnız Rusça konuşuyor. Henüz Kı- rım'da Tatar dilini öğreten ilko- kul yok. Kırım Tatar Milli Ha- reketi, çocuklara kurs vermeye çalışıyor. Üniversitede ise Tatar Milli Dili ve Edebiyatı Bölümü daha bu yıl açıldı. Genç kuşak, Tatar dilini, kül- turünü ve edebiyatını ne kadar yaşatabilecek. Yoksa Kırım'a gi- den bazı akademisyenlerin öner- diği gibi zaten unutulmuş bir dili canlandırmak yerine, sil baştan istanbul Türkçesi mi oğrenseler daha iyi olur? Ama kim öğrete- cek, nasıl öğretecek? Evet, Kırım, Türkologlar, sos- yologlar, antropologlar, etno- loglar ve bilumum "log'Mar için ideal bir araştırma ve çalışma alanı. Burada tarihin sağa sola savurduğu Türki kökenli Tatar- ların, kültürlerini yaşatma çaba- sı üzerine ilginç çalışmalar yapı- labilir. Üstelik Kuım yalnızca, Tatarların değil, örneğin "Yahu- di Türkler" gibi sayısı çok azal- mış topluluklann da bulunduğu bir kesit. Ama bu bir başka ya- zının konusu. Yann: Gagavuzlar Gürcistan'da çatı^ma: 3 ölti • MOSKOVA (AA) — SSCB'nin Gürcistan Cumhuriyeti'ndeki Güney Ossetiya bölgesinde, Gürcülerle Ossetler arasında ateşkes sağlama çabalarına karşın, hafta sonunda çatışmaların yeniden şiddetlendiği ve en az üç Gürcü militanın olduğü bildirildi. Interfaks ajansının haberine göre bolgedeki Osset köylerine saldıran Gurcu gruplara engel olmakla görevlendirilen İçişleri Bakanlığı birlikleri, kendileriyle de catışmaya giren Gürculerden üçünu öldurdüler, ikisini de yaraladılar. AA'nın G^enel Kurulu • ANKARA (AA)— Anadolu Ajansı'nın yıllık olağan genel kurulu, dün Ankara'da ajansın merkez binasında toplandı. Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Kemal Akkaya'nın da katıldığı genel kurulda, Aydın Dundar yeniden yönetim kurulu başkanlığına seçildi. öteki Yönetim Kurulu üyeleri de şu isimlerden oluştu: Behiç Ekşi (Genel Müdur), Ercan San (Genel Müdür Yardımcısı), Vehbi Dinçcan ve Mehmet Bican. Yönetim kuruluna sadece Başbakanlık Basın Müşaviri Mehmet Bican yeni üye olarak girdi. Akkaya, genel kurulda yaptığı konuşmada, AA'nın Körfez krizi ile birlikte dış habercilikte de uluslararası düzeyde iş yaptığını, AA'nın günlük haber ortalamasının 325'e yükseldiğini söyledi. Asbestli borular • ANKARA (ANKA) — Binalarda kullanılan asbestli çimento sıhhi tesisat borularına zorunlu standart getirildi. TSE tarafından hazırlanan ve 6 ay sonra zorunlu olarak yürürlüğe girmesi gereken asbestli çimento boru standardı Resmi Gazete'de yayımlandı. Standart uyarınca, asbestli çimento sıhhi tesisat boruları, binalarda pis su veya yağmur suyunu ana toplama borusuna veya kanalizasyon şebekesinin bağlandığı noktaya kadar taşımak uzere kullanılacak. Boruların dış ve iç yüzeyleri düzgun ve pürüzsüz olacak, gerekirse iç ve dış yüzeyler uygun bir malzeme ile kaplanabilecek. Süt çocuğu servisi • tSTANBUL (AA) — Cerrahpaşa Tıp Fakultesi Hastanesi Çocuk Hastahkları Bölümu'nde 14 oda ve 25 yataktan oluşan süt çocuğu servisi hizmete girdi. Uluslararası Lioness Kulüpleri Türkiye Yönetim Çevresi'nin girişimiyle 23 Lioness kulübü tarafından 600 milyon liranın üzerinde bir harcama yapılarak kurulan süt çocuğu servisinde, yataklı odaların yani sıra mutfak, dinlenme, yemek ve çocukların annelerinin eğitileceği bir konferans salonu da yer alıyor. Animasyonu öğrendik • ANTALYA (AA) — Antalya'daki tatil köyleri ve oteller, animasyonlar için Turk gençleri tercih etmeye başladılar. Muşterilerine daha iyi vakit geçirtebilmek amacıyla oteller ve tatil köyleri kapılannı yeniden açarken animasyon için de çalışmalarını yoğunlaştırdılar. Otel ve tatil köylerinde bugüne kadar animasyon olaylarını yabancıların üstlendiğini belirten yetkililer, Türk gençlerin animasyonu öğrendiğini ve yabancılardan daha iyi duruma geldiğini söylediler. Çınarları koruma • tstanbul Haber Servisi — Sarıyer Belediyesi'nce başlatılan Çınarları Koruma ve Ağaç Dikme Kampanyası çerçevesinde dun 75 çınar fidanı dikildi. Sarıyer Cumhuriyet Mahallesi'ndeki ağaç dikme toreninde konuşan Sarıyer Belediye Başkanı İhsan Yalçın, İstanbul'un 520 bin hektar olan yüzölçümünden, 250 bin hektarının ormanlık alan olduğunu, hızlı yapılaşma ve ağaç kesiminin orman alanlarının daralmasına neden olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog