Bugünden 1930'a 5,403,837 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

25 MART 1991 HABERLER CUMHURİYET/5 5 bin kişiye iftar yemegi • ANKARA (UBA) — DYP lideri Suleyman Demirel, Bursa da 5 bin kişiye iftar yemeği verecek. Demirel, DYP'li Bursa Belediyesi'nin bazı yatırım projelerinin temelini atarken bazı tesisleri de hızmete açacak. DYP lideri Suleyman Demirel 5 nisan cuma günii Bursa DYP Milletvekili Cavit Çağlar'ın ozel uçağı ile Bursa'ya gidecek. Gökdere kavşağının temelini atacak olan Demirel, ardından Koprulü kavşağının açılışını yapacak. Cuma namazını Ulucami'de kılacak olan Demirel, temel atma ve tesisleri hizmete açma torenlerinde halka hitaben bir de konuşma yapacak. Giresun genel merkezin • GİRESUN (Cumhuriyet) — ANAP'ın ertelenen Giresun il kongresinde aday Salih Akgul'ün karşısına bu defa partinin kurucularından Sağlık Bakanlığı eski müsteşarlarından ve başbakan danışmanlarından Ergun Özdemir aday olarak çıktı. Ozdemir 357 oyla il başkanlığını kazandı. 624 delegeden 599'unun oy kullandığı seçimlerde, Salih Özdemir 238 oy alırken 4 oy da geçersiz sayıldı. Özdemir'in listesi şu isimlerden oluştu: Bahtiyar Yıldız, Cevat Başkan, Sezai Başar, Şenel Altınyaprak, Halıl tbrahim Kara, Mithat Uzun, Ali L'nal, Ali Karayel, Adem Gungör, Murat Dizdar, Ahmet Emanet, Mehmet Yöndem, Ahmet Gülen ve Muammer Erkan. Donmez'i destekleyen Giresun milletvekili Burhan Kara "Menfaat çetelerine gerekli dersi verdik" dedi. Tuzcu'nun dokuıııılmazlifrı İ ANKARA (ANKA) — Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen yılın ortalarında çay üreticilerinin sorunlarını aktarmak uzere TBMM'ye giden Hasan Erdem adlı Rizeli çay üreticisinin boğazını sıkan ANAP Rize Milletvekili Şadan Tuzcu'nun dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle fezleke düzenlendi. Mayıs 1990 tarihinde TBMM'ye giden ve 5 bin imzalı bir dilekçeyi Maliye ve Gümrük Bakanı Adnan Kahveci'ye iletmek isteyen Hasan Erdem, Tuzcu tarafından tartaklandı ve odadan kovuldu. Tazminat artsın • ANKARA (AA) — ANAP Balıkesir Milletvekili Necat Tunçsiper, Emniyet Hizmetleri Sınıfı'nda çalışanlara verilen tazminatların arttırılmasını amaçlayan bir yasa önerisini, TBMM Başkanlığı'na verdi. tçişlerı Komisyonu'nda gorüşülecek öneriye gore Emniyet Hizmetleri Sınıfı kadrolarında görev yapıp 11-8. dereceden aylıİc alanlara yuzde 20, 7-5. dereceden aylık alanlara yuzde 25, 4-3. dereceden aylık alanlara yuzde 30, 2-1. dereceden aylık alanlara maaşlarının (ek gosterge dahil) yiızde 35'i tazminat odenecek. Yeni kurulan vakıflar • ANKARA (AA) — Değişik alanlarda etkinliklerde bulunacak bazı yeni vakıflar kuruldu. Resmi Gazete'nin bugünku sayısında, kuruluş kararları yayımlanan vakıflar arasında, Adalet Bakanı Oltan Sungurlu'nun bir sure önce ölen kardeşi Ozan Sungurlu adına kurulan vakıf da bulunuyor. 100 milyon lira mal varlığıyla kurulan Ozan Sungurlu Bilim, Eğitim ve Yardım Vakfı, yerbilimleri öğretimi yapılan kurumlarda okuyan oğrenciler ile vefat eden yardıma muhtaç TPAO personelinin çocuklanna, vakıf yönetimince belirlenecek şartlara gore burs vermek, yardımda bulunmak ve başarılı yer- bilimcıleri ödiıllendirmek amacıyla oluşturuldu. DSP kurultayında Karababayuhalandı, Ecevit yeniden genel başkan seçildi Ecevit herkese yüklendîA \ K \ R A (Cumhurivet Bürosu) — DSP'nın dün ya- pılan 2. olağan kurultayında Genel Başkanlı- ğa Biilent Ece>it yeniden seçil- di. Parti içi muhalefetin lideri Necdet Karababa'nın yuhalana- rak konuşturulmadığı ve tartak- landığı kurultayda Bulent Ece- vit, Özal'ın Kurtler konusunda- ki politikasını sert şekilde eleş- tırdi. Ecevit, anayasamn, tüm toplumsal orgüt ve parlamento dışındaki muhalefet partılerinin yer aldığı bir danışma meclısi ya da adil bir seçim yasasıyla gidi- lecek erken seçimle oluşturula- cak yeni meclis tarafından ya- pılmasını onerdi. Ecevit, yeni meclisin anayasa değişikliğini bir yıl ıçinde yapamaması duru- munda "miinfesih" sayılması- nı da istedi. DSP'nin SHP ile birleşme raporu kongrede oy- birliğiyle reddedildi. Atatürk Spor Salonu'nda sa- at 10.00'da başlayan kurultaya, Ecevit'ten önce gelen Karababa, kendisini Ecevit sanan partililer tarafından once alkışlandı, ar- dından yuhalandı. Oturmak için tribunlere yönelen Karababa tartaklandı ve bir sure salonu terk etmek zorunda kaldı. Par- tililer, Karababa'nın tartaklan- masını göruntulemek isteyen fo- to muhabirlerini engellemeye ça- hştılar. Karababa, bir sure son- ra yeniden içeriye girdiğinde de protestolar surdiı. Karababa, protestolara karşın tribundeki bir koltuğa oturarak Ecevit'in açış konuşmasını izledi. Kara- baba. daha sonra gazetecilere, konuşturulmamasını "bir hu- kuk ihlali" olarak niteledi. Ece- vit de aynı konudaki sorulara, "Ben fark etmedim. Söz istedi mi, islemedi mi, onu da bilmi- >orum. Başkanlık divanına sonın" karşılığını verdi. Ece- vit'in konuşmasını eşi Rahşan Ecevit, tribünlerde kendisine ay- rılan koltukta izledi. "Halkçı Ecevil" sloganlan arasında konuşmasına başlayan Ecevit, once muhalefet partile- rine sonra da Özal \e ANAP'a çattı. Butun partiler gerilerken doğ- rultusundaki tutarlılık nedeniyle DSP'nin hızla güçlanip buyudü- ğunu sa\unan Ecevit, SHP ve DYP'ye yonelik eleştirilerini şöyle dile getirdi: "Kendisini önümüzdeki seçim sonrasının iktidan gibi tanıtma- >a uğraşan SHP'nin birçok yö- neticileri ve uyeleri, partinin Türkiye'deki ve dünyadaki degi- şimi yakalayabilmek için yapısı- nı, programını. tuttımunu baş- tan aşağı değiştirmesi gerektigi- ni one surüyorlar. Bu da göste- riyor ki SHP iktidara hazır ol- mak şoyle dursun. muhalefete bile hazır değildir. SHP'nin du- şünce yapısı. ilkeleri. simgeleri, hatta varlık nedeni öylesine geç- mişe kök salmış ki bu parti is- tese de kendini yenileyemez. SHP. köklerinden kopsa kirnli- gini yitirir. Kopmasa değişimin saklayabilir ama gerçeği sakla- yamaz." Ecevit, Refah Partisi'nin ıse çağımız dunyasıyla pek ilgisi ol- madığını belirterek eski Mark- sistlerin bir bölümünun ise so- lun bir ucundan sağın bir ucu- na kaydıklannı dile getirdi. Ecevit, Türkiye'deki ve dün- yadaki değişime u>um sağlaya- bilen tek partinin DSP olduğu- nu anlatırken Özal'ın da bunun farkında, ancak değişimciliğinin "savruk ye tutarsız" olduğunu söyledi. Özal'ın bir gün Saddam ile anlaşıp Kürt köylerini mez- bir buldozer gibi ezebilir. Ama bu milieti ezemez. Özal, ailesi- ni >e partisini bölebilir, ama Türkije'ji bölemez" dedi. Ece- vit. "Talabani ile yapılan göriiş- meyi Özal'ın Moskova yolculu- ğunda öğrenen bakanı, başba- kanı kim kovacak? Halk kova- cak" diye ekledi. Özal'ın Irak halklarından ve Arap milletinden söz etmesinin anlamının, Irak'ı bölmeye, Arapları ise birleştirmeye uğraş- mak olduğunu anlatan Ecevit, "Irak'ı bölelim derken Turkiye^ yi mi böldürecegiz? Dimyat'a pi- ANAY4SA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN 2 ÖNERİ 1) Gençlere de seçme ve seçilme hakkı tanıyarak adil bir seçim yasasıyla erken seçim yapalım.Yeni meclis 1 yıl içinde anayasayı değiştiremezse miinfesih sayılsın. 2) Sendikalar, kooperatifler, meslek kuruluşları ve parlamento dışındaki siyasi parti temsilcilerinin de yer alacağı bir danışma meelisi oluşturahm. gerisinde kalıp lukenir. SHP'nin açmazı, >-apısındaki tutarsızlıgın yanı sıra bundan da kaynak- lanryor. Geçmişin devamı olmak iddi- asıyla kurulmuş olan DYP de kendini bir türlü yenileyemiyor. Birçok üyeleri, yandaşlan ve yö- nelicileri bundan yakınıyor. Bu yakınmaların etkisiyle son za- manlarda DYP özünü değil, yü- zünu yenilemeye uğraştı. Fakat bu ugraş bir makyajın ötesine geçemedi. Makyaj ise ancak >uzdeki kırışıklıkları bir ölçüde ralarını bombaladığını, bir baş- ka gün de Kurtlerin hamisi ro- lunü oynadığını anlatan Ecevit. "Artık Turgut'un nereden koş- tuğu değil, nereye koştuğu önemli ve kaygı verici. Çünkü kendi ardından Turkiye'yi de bir yerlere sürüklüyor, ama ne- reye sürükledigi belli degil. Sa- yın Özal, siyasette kıımar oynu- yor. ama kendi parasıyla degil, milletin kaderiyle oynuyor. ANAP'ın da ANAP hukumeti- nin de durumu yurekler acısı. Sayın Özal. Meclis'i, partileri rince giderken e>deki bulgurdan mı olacagız" diye sordu. Ne Cumhurbaşkanı'nın, "Irak Kurtleri ayrı de\le( kurabilirler" demeye. ne de Başbakan'ın, "Hayır, kuramazlar" demeye hakkı olmadığını belirten Ece- vit, ijöyle dedi: "Özal'ın yerinden oynattıgı taşlar, Turkiye'nin de butün dünyanın da başına bela açabi- lir. Sayın Özal her konuda oldu- gu gibi bu konuda da 'Tabuları yıkmak'la övünu>or. Tabuları yıkmak iyi bir şey. Ama tabula- RAHŞAN ECEVİT 367 OYLA PM UYESI 480 oyun 473'ü Ecevit'eKongrede yapılan seçimlerde, genel başkanlı- ğa tek aday olarak gösterılen Bülent Ecevit, kul- lanılan 480 oyun 473'ünu alarak yeniden genel başkan seçildi. 7 oy ise geçersiz sayıldı. Parti meelisi üyelikleri için yapılan seçimi de Bulent Ecevit'in desteklediği liste kazandı. Ecevit'in desteklediği listede yer alan adayla- ra, 364 ile 374 arasında değişen sayıda oy çıktı. Rahşan Ecevit de 367 oy alarak parti meelisi uye- liğine seçildi. Ecevit'in listesinde, en düşük oy 364 ile Ali Dönmez'e, en yuksek oy ise 374 ile Doğan Köp- riilü, Erol Onaran, Hüsamettin Özkan, Zeki Se- zer, Nihat Taşdemir, Cafer Türkoğlu, tlhan Uğurtaş, Demir Ünsal ve Nadir Yavuzkan'a çık- tı. Necdet Karababa'nın desteklediği listede yer alan adaylara ise genel olarak 70 oy çıktı. Bu lis- tede Ömer Ekinci 69 oy ile en dflşük desfeği alır- ken Adnan Cengiz 73 oy ile en yuksek sayıya ulaştı. DSP olağan kongresinde yapılan seçimler so- nucunda, partı meelisi üyeliğine seçilen adayla- rın adlan şoyle: Ahmet Akın, Mehmet Akvol. Hasan Alta>. Yusuf Atlı, Yaman Ayözger. Atilla Ballı, Me- tin Bostancıoğlu, Erkan Ceran, Mehmet Çelik, Mehmet Çiftçi, Necmi Çiftçi, Halil Derici, Ali Dönmez, Rahşan Ecevit, Baha Erim, Çağpar Fi- kirkoca, Murat Gencer, Ahmet Gökdalay, Ömer Giiner, Sinan Karsan, Sait Kekeç. Doğan Kop- rulu, Yaşar Mengi, Erol Onaran, Erkan Önen- ci, Orhan Örkmez, Hüsamettin Özkan, Kenan Sagol, Mehmel Sankaya. Zeki Sezer, Selçuk Sönmez, Dursun Ali Sönmez. Osman Şimşek, Oğuz Tarımdemir. Nihat I ajdemir. Cafer Türk- oğlu, İlhan L'ğurtaş. Demir Uıtsal, Nadir Yavuz- kan, Zeynel Yüksel. KADINLARIN JLGİSİ— DSP kurultayında Bülent Ecevit büyük ilgi gördü. Kadınlar. Ecevit'in elini sıkıp imza aldılar. DSP KONGRESlNDENNOTLAR ~ DSP, 'SHP'yi kurtarmama' kararı aldı HAKKI ERDEM ANKARA — DSP ikinci buyuk kongre- sinde, SHP ile birleşme tartışmalarına yeni bir nokta daha kondu ve "SHP'yi kurtarmama" karan alındı. Bülent Ecevit'in "noktasına. virgüliine bile dokunmadığım" söylediği bu konudaki öneri okunduğunda, salondan cılız bir alkış yukseldi, ama hızlı bir şekilde yapılan oylamada kabul edildi. SHP ile birleşme konusunun gundeme geldiği sırada, oturduğu yerde partililere im- za dağıtan BUIent Ecevit, bir açıklamaya ge- rek duyarak yeniden kürsuye geldi. Bu ko- nunun "çok önemli" olduğunu vurgulayan Ecevit, "önerinin lamamen örgüt temsilci- leri tarafından hazırlandıgım" anlattı. Ece- vit, "Arkadaşlar kendi düşunceleri doğrul- tusunda oylarını kullansınlar da bu tartış- ma ortadan kalksın" çağnsı yaptı. Ecevit'in açıklamasının ardından hızla kabul edilen oneride, "günden güne erijen SHP'nin, kurtuluşu DSP ile birleşmede gördüğü" savı ile "SHP'yi neden kurtaralım" sorusu yöneltiliyor ve "tüm de- mokratik solculara DSP çatısı altında birleşme" çağnsı yer alıyor. Ecevit'in ikinci kez kursuye gelerek ko- nuşmasına karşın, DSP'nin eski Genel Baş- kanı Necdet Karababa. konuşmak için bo- şuna bekledi. Kongre salonuna girişinde ba- zı partililerce engellenen ve yuhalanan Ka- rababa'ya, divana başvurusu olmasına kar- şın söz verilmedi. Salona girdiğinde, "Ha- inler dışan" sloganlarına da mutahap olan Karababa, olaylan, "Burada demokratlığı içine sindirememişler var. Bu, sağ partile- ri n kongrelerinde bile olmaz" diye değer- lendirdi. Karababa'nın ihanet suçlamalarına yanıtı ise "D<;mek ki partinin zor durumunda gö- rev kabul etmek, tek bir orgütün bile tabe- lasını indirmemek, üye sayısını arttırmak ihanetmiş" biçiminde oldu. Bülent Ecevit ise Karababa'nın karşı karşıya kaldığı olay için, "Ben o sırada salonda değildim. Gör- medim, bir şey diyemem" demekle yetindi. Eski genel başkan, tum protestolara karşın arkada^ları ile birlikte ha^ırladığı ayrı >o- netim listesinı de kongreye sundu. Ama lis- tede kendisi de Rahşan Ecevit de yoktu. DSP kongresinde önemli bir eksiklik de vardı. Kongreye 73 ilden ancak 42'sinin de- legeleri katılabildi. Ecevit, bunun gerekçe- sini "inatla en iyiyi, en mükemmeli aramak" olarak açıkladı. Ecevit'e göre "bu illerin kongreleri yetiştiriiebilirdi, ama en i> i bulunamazdı." DSP'liler, Ecoit'e bağlılıklarını yine ser- gilediler. Bunu kongrede attıkları sloganlar- la da dile getirdiler: "Ecevit seninle ölüme de gideriz." Ecevit de partililerden, bu se\- ginin paraya dönuşturülmesini istedi. DSP lideri hemen kongre salonunda bir "parti- ye yardım" kampanyası başlattı ve eşiyle kendisinin 10 milyon lira ile katılacakları bu kampanya için partililere, "Nakit, çek, ne verirseniz başımızın üstünde yeri var" Ecevit, kongrede anayasa değişikliği ko- nusunda da seçenekli iki öneri getirdi ve SHP'ye "hodri meydan" çağnsı yaptı. Ece- vit'in "anayasa değişikliginde yakayı ANAP'a kaptırmanın önüne geçeceğini" de savunduğu bu onerilerden ilkine göre genç- lere de oy kullanma hakkı tanınarak adil koşullarda yapılacak bir erken seçimle oluş- turulacak meclis, bir yıl ıçinde anayasayı de- ğiştirecek. Yapamadığı takdirde bu meclis fesh olmuş sayılacak. ikinci öneri de ana- yasa değişikliği yapacak bir danışma mec- lisini kapsıyordu. Bu mecliste parlamento dışındaki partilerle, kooperatif. sendika, meslek kuruluşları gıbı toplumsal örgütle- rin temsilcileri yer alacak. rı yıkıyoruz diye devleti de ulu- sal birliğimizi de yıkınaya kal- kışmak gerekmez. Sayın Ozal, ailesini istediği gi- bi bölebilir. Eski partisini de is- tediği gibi bölebilir ama Türki- >e'>i bölmeye, Türkiye'nin bö- lünmesi tehlikesini doğuracak adımlar atmaya kalkıştı mı bu hepimizi ilgilendirir. Ailesini bö- lebilir, partisini de bölebilir, ama Türkiye'yi \e Türk milletini bö- lemez." Ecevit, DSP'nin ve kendisinin Kurtler konusundaki yaklasımı- nı dile getirirken de kendisinin Kurtleri hıçbir zaman yok say- madığını belirttı. Bugüne değin "Halklar yoktur, halk vardır, halkın gücünu bolmeyin" ciedi- ğini anlatan Ecevit'in sozleri, "Halkçı Ecevit" sloganı ile ke- sildi. Ecevit, "Bu ulkenin Türk- leriyle Kürtlerini birbirinden ayırmak, ayrı gözle görmek, be- nim için yureğimi ikiye bolerek ya>amak kadar olanaksızdır" dedi. Özal'ın "Irak'ta federasyon kurulabilir" dedıkten sonra Irak Kurtlerinin ayrı devlet kurabil- diklerini de söylediğine dikkat çeken Ecevit, bunun uzerine İraklı bir Kurt liderinın, "Ö>ley- se Türkiye'deki Kürtler de ayn devlel kurabilmeliler" dediğini anımsattı. Ecevit, "Türkiye Cumhurbaşkanı bunları söyler- ken Türkiye Başbakanı İrak'ta Kurtlerin ayrı devlet kurmasını asla kabul etmeyiz' diye çırpını- yor. Cumhurbaşkanı dün de (onceki gün) Amerika'dan. 'Kurtler devlet kuramaz' diyor. Bu sözlerin hangisi devlet poli- tikasıdır, belli degil. Aslında Başbakan'ın sozlerini de herkes boş veriyor. Hangisi senin fik- rin Sayın Özal, hangisi devlet politikası? Bunu soylemeye mecbursun. Turkiye'de artık sanki bir devlet yok. sadece bir devletli var. O da 'En buyuk be- nim, başka buyuk yok' havasın- daki Ozal. Cumhurbaşkanı Özal'ın bu sözlerinden sonra ge- çen gün İstanbul'daki Abdi İpekçi Spor Salonu'ndaki Nev- ruz töreninde Türk bayrakları indirilip Kürdistan bayrakları açıldı. Devlet buna seyirci kal- dı. Milletin ve ulkenin birliğine toz kondurmayan DSP, geçen kasım ayında Abdi İpekçi Salo- nu'nu istemiş, fakat bu istegi reddedilmişti. Şimdi aynı salon, milieti ve ülkeyi bölmek isteyen- lere veriliyor" diye konuşunca sözleri "Yuh" diye bağıran par- tililerce kesildi. Ecevit, "-Bu MÜ- nasebetsizliğe izin verenler. bu "Yuh'ları buyurun" dedi. Salon- dakiler bu kez de "Vur vur in- lesin, Çankaya dinlesin" diye bağırmaya başladılar. Ece\it, DSP'ye gore Turkiye- de bir "Kürt sorunu" değil, bir Guneydoğu ve Doğu Anadolu sorunu olduğunu söyledi. Soru- nun, bu bölgelerin yarı feodal yapısından, ihmal edilmişlikten, geri kalmışlıktan kaynaklandığı- nı belirten Ecevit, "Bu bölgele- rimizin yarı feodal yapısını kö- künden degiştirebilecek tek par- ti. DSP'dir. Çünku bu bölgele- rin feodal güçlerine bağımlı ol- mayan, diyet borcu olmayan tek parti DSP'dir" diye konuştu. "Özal mucizesi karın doyurmuyor" diyen Ecevit, Turkiye'de tüketiciliğin ozendi- rildiğini belirterek "Cebinde si- mit parası olmayan çocuklar, junior kartlarla çalım yapan ço- cuklar karşısında patlama nok- tasına gelmezler mi" diye sor- du. DSP'nin haberlerini verme- yen TRT'nin yayın politikasını eleştirdi ve "Savın Kahveci KDV konusunda TV'ye çıkma- mı istiyor. Bu ne biçim yasak ki verdiği cümleyi papağan gibi okuyunca yasak işlemeyecek. Sizin olsun böyle TRT" biçı- mınde konuştu. Ece\it," anayasa değişikliği trtışmaları konusunda da gö- ^şlerini dile getirdi. Turkiye'- nin, 1982 Anayasası'nın dar ka- lıbına artık sığmadığını belirten Ecevit, "anayasa degişsin diyen partilerin şimdiye kadar bu ko- nuda hiçbir adım atmadıklannı" söyledi. Ecevit, anayasa değişikliği yöntemi için seçenekli iki öneri gündeme getirdi ve şoyle konuştu: "İşte anayasa değişikliği için oneri: Bu onerilerden hangisini seçerlerse buyursunlar. Bir seçe- nek. gençlere de seçme ve seçil- me hakkı tanıyarak adil bir se- çim yasasıyla erken seçime gidil- mesi ve anayasa değişikliği için bir Meclis oluşturulmasıdır. Ye- ni seçilecek Meclis bir yıl içinde yeni anayasayı yapar. Eğer bir yıl içinde bunu gerçekleştire- mezse miinfesih sayılır. Bir baş- ka seçenek de, sendikalar, koo- peratifler, meslek kuruluşlan ve parlamento dışındaki siyasi parti temsilcilerinin de yer alacağı bir danışma meelisi oluşturmaklır. Bu danışma meelisi en kısa hal- kın istekleri doğrultusunda ye- ni bir anayasa hazıriar. SHP er- ken seçim diyordu. anayasa de- ğişikliği diyordu. İşte bunun için de seçim var. anayasa değişikli- ği var. Hodri meydan, var mısı- nız? Hem de anayasa değişikli- ği konusunda yaka Özal'a kap- tırılmayacak. Biz erken seçim- den korkmuyoruz. Buyrun SHP. var mısınız?" • s^ m • GUNLERİN KOPUĞU AHMET TAN 0'nsuzveSonsuz BirYazı... ANKARA —Bugunbaha- rın ilk pazartesisi... Baharın ılk pazartesisinde ne yazılır'' Daktilcxlan gelirse, elbette, geçmiş baharlara selam edip, gelecek baharlara göz kırpılır... Belki biraz "çöpçatanlık" yapılır. "Baharda pazartesiler bi- le güzeldir" diye bir tez ge- liştirilir. Çünkü, dünya bilir ki "pazartesilerin nemrutluğu", baharda beşe, ona katlanır. Şairi evkaftaki memuriyetten eden bahar havası kadar, pa- zartesinin nemrutluğudur. Pazartesı baharlarını sev- mek ve sevdirmek, "işgüvenliği" için de "işgüvencesi" için de so- rumlu gazetecilik görevidir... Sonra, satırbaşı yapılır, de- vam edilir... Bunun için, yeşili kırmızı- sına yenik düşmüş tombul bir can eriğıne, yeni çıkmış dişlerini geçırmeye çabala- yan bir kız bebeğinin sevin- cini kâğıda dökmeye çalış- mak ya da başkent bozkırla- rının kuytu vadilerinde, "üçyüzotuzü- ç" diyen du- dak fettanlığı ile bulutsuz mavılıklere doğru uzanan "Japon elma- sı" tomurcuk- larını anlatmaya kalkmak ge- rekmez. Yazıyı "bahar pazartesisi- ne" layık kılmak için bir tek şey yapmak yeter: Hazır yok iken, uzaklarda, Camp'larda sabahlıyorken, O'ndan hiç söz etmemek... Koca bir ulusun aşını, ek- meğinı, gününü geleceğini belirleyen O. O'nsuz yazı yazmak, söz söylemek, adeta ulusun aşı ile, ekmeği ile, günü ile, ge- leceği ile ilgilenmemek anla- mına geliyor. Gazetelerde haberlerin, köşelerın. manşetlerin konu- ca O'na mahkûm olması, da- ha çok bu yüzden. Bahar pazartesisi molası, hem okur için hem yazan için bır günlük tahliye. Camp David'deki 24 saat- lik halvetle ılgili yazmak, ba- har pazartesisıne saygısızlık aynca. "Halvet diplomasisi", Bush ile O'nun buldugu ve uyguladığı bir iş değil. Tarih boyunca hep uygu- lanmış. Tarihçiler. "uygulama sonuçlarına" bakarak oturup cilt cilt kitaplar yazmışlar. Bu kitaplardan birisi de geçen hafta Ankara'da Dış Politika Enstitüsü'nce ya- yımlandı. Aslında kitap bir doktora tezi. Tezin sahibi halen Dışis- leri Bakanlığı'nda Afrika Da- iresi Başkanı Dr. Hüner Tuncer. Kendisinin Camp David1 deki "halvet diplomasisi"ni değerlendirmesi mümkün değil. Zaten tezin tarihi, O'- nunla Bush arasındaki "sa- mimiyef'ten çok eski. Dr. Tuncer, "Yeni ve Eski Diplomasi" adlı kitabında halvet dıplomasisıni, teknik deyimi olan "Doruk Diplomasisi" başlığı altında incelemiş. "Doruk Diplomasisi'nin Olumsuz Yönleri" başlıklı bölümde (Sayfa: 95) anlatı- lanlara bakınız: — Amerikan Dışişleri Ba- kanı Dean Rusk 1960 yılında şöyle demekteydi: "Doruk diplomasisi bir uyuşturucu madde gibidir. Buna, özen ve sakınmayla başvurulma- lıdır..." — Doruk diplomasisinin sakıncası devlet başkanının ele aldığı dış "Baharda pazartesiler bile güzeldir" diye bir tez geliştirilir. politika soru- nuna kişisel sorun gözüy- le bakmasıdır. — Doruk diplomasisin- de tarafların yapacakları yanlışlann so- rumluluğunu üstlenecek yuksek bir organ yoktur. — Doruk görüşmelerin- den tarafların birbirlerini hiç anlamadan ya da yanlış an- layarak ayrıldıkları görülmüş- tür. Çünkü, dorukta karşı kar- şıya gelen önderler, birbirle- rinden farklı ortam ve koşul- larda yetişmiş, değişik dil, gelenek ve göreneklere sa- hıp kişilerdir. (Sayfa: 98) — Bu diplomasi türü, "gü- cün ve sorumluluğun birkaç kışıde toplandığı" yıldız sis- temini temsil eder. Belırttiğimiz gibi, yazar, bu gerçekleri dünya pratiğini in- celeyerek ortaya koyuyor. Bu nedenle "gücü ve sorumluluğu" birkaç kişide değil, bir kişide toplayan bi- zım sıstemi değerlendırmi- yor. Bizim O'lu sistem, bu du- rumda olsa olsa yıldız" sistemi olur. Bu yazıyı içinde yıldız ve" kuyruklu yıldız sözleri geçti- ği halde, baharın ilk pazarte- sisıne uygun bir yazı saymak zor. Ama yine de yaşasın ba- harlar ve ilk pazartesileri... SHP DELEGE SEÇİMLERİ Istanbul 'yenîlikçiler'in İç Politika Servisi — SHP İstanbul ma- halle delege se- çimleri dün sa- kin bir ortam- da yapılırken Izmir'in Konak ilçesi delege se- çimleri sırasında çıkan kavgada beş kişi yaralandı. İstanbul'da dün sonuçları alınan mahalle- lerde ağırlıklı olarak genel mer- kez yanlısı "Yenilikçi"lerin ka- zandığı belirtildi. Şişli'de Mus- tafa Sangül'Un listesi kazanır- ken, Kartal'da Mehmet Moğol- taj'ın listesine karşı liste çıka- ran Belediye Başkanı Mehmet Ali Büklü, Gaziosmanpaşa'da "Yenilikçi'Mere karşı liste çıka- ran Belediye Başkanı İsmail Rustemoğlu mahallelerinden delege seçilemediler. İzmir Büromuzun haberine göre 400 Konak ilçe delegesinin belirlenmesi için yapılan seçim- lerde Genel Başkan Erdal Inö- nü yanhları ile eski genel sek- reter Deniz Baykal yanlılan ara- sında sert tartışmalar çıktı. Kâ- zım Karabekir Mahallesi'nde sandık görevlisi Baykala Turan Manduz ve Yaşar Yıldırım ile karşı ekipten Mehmet Aktar ve Celalettin Öztürk arasında kav- ga çıktı. Taşlı, sopalı kavga sı- rasında bu dört kişi ile Kâzım Karabekir Mahallesı Muhtarı Hüseyin Sürmeli yaralandı. Ya- ralılar, devlet hastanesine kal- dırıldı. Basın Sitesi, Bahçeliev ler, Al- ımtaş, Fevzi Çakmak ve Kılıç Reis mahallelerinde de çıkan tartışmalar nedeniyle seçimler yapılamadı. Basın Sitesi'nde Baykalcı sandık görevlileri "ço- gunluk yok" gerekçesiyle se- çimlerin yapılamayacağını bil- dirirken, karşı gorüşte olanlar çoğunluk bulunduğunu söyle- diler. Altıntaş'ta da Baykalcı sandık görevlileri, karşı ekipten partililerin tespit için noter ge- tırmeii uzerine "noter huzurun- da seçim yapmayacaklarını" bildirerek seçimleri yapmadılar. Diğer mahallelerde yapılan seçimler de son derece çekişme- li geçti. Çankaya Mahallesi'nde Tevfik Alyanak'ın listesine karşı Şeref Bakşık'ın listesi seçimle- ri kazanırken, RAItay'da Ko- nak Belediyesi Başkan Yardım- cısı Musa Çam'ın ekibinin lis- tesine karşı Sinan Karamusta- faoğlu ekibinin listesi kazandı. Balçova Eğitim Mahallesi'nde ise seçimleri Baykalcıların çı- kardığı liste kazandı. İstanbul'da ise toplam 786 mahalle ve köyden 7556 ilçe kongre delegesinin belirleneceği seçimler. sakin bir şekilde ger- çekleşti. Alınan bilgilere göre Bayrampaşa, Eyüp, Kâğıthane, Beykoz, Kartal ve Pendik ilçe- Ierinde ağırlıklı olarak geçen il kongresinde başkan seçilen "yenilikçiler"in adayı Ercan Karakaş'ı destekleyen delegeler seçildi. Eski genel sekreter De- niz Baykal'ı destekleyen delege- lerin önde gittiği Beşiktaş ilçe- sinde de 130'u aşkın delegenin seçimi yeter çoğunluk sağlana- madığı için haftaya pazara er- telendi. Yarıya yakın delegesi önümüzdeki pazar günü seçile- cek olan Bakırköy'de dünkü se- çimlerde "Yenilikçi"lerin önde gittiği belirtilirken, Beyoğ- lu'nda ağırlığı Belediye Başka- nı Hüseyin Aslan'ın hazırladı- ğı liste aldı. Bu arada Ankara'da bir ba- sın toplantısı duzenleyen SHP Genel Sekreter Yardımcısı Yigh Gülöksüz, parti programlann- da yer alan politikalann somut- laştırılması ve daha derinleşti- rilmesi amacıyla hazırladıkları "SHP politikalar dizisi"nı açık- ladı. Gülöksüz dizinin SHP ör- gutlerinin siyasi çalışmalarına yardımcı olmasının da amaç- landığını belirterek "Bu seçim hazırlığının da bir ifadesidir" dedi. TÜRKİYE YÖNETİMİNDE KARMAŞA Prof. Dr. Lütfü Duran 5.000 lira (KDV içinde) Çağdaş Yaymlan Türkocağı Cad 39-41 Cağaloğlu-tstanbul Ödemeli gönderilmez.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog