Bugünden 1930'a 5,404,691 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı Cumhunyet Matbaacılık ve Gazetecılık Turk ^ o n ı m Şırkct! adına Nadir Vadi 0 Gend Ya;.ın Muduru. Hısan Ctnnl. MüesKse Muduru- Emiae l »akjıtü, Vazı ljlerı Vludüru Ok*> Goneıu». 0 Haber Merktzı Muduru Yılçın Ba>«f, Sayfa Duzenı Yöneımenı Ati Acar 0 Temıı'aler ANKAR4 AhnvM T>«, İZMIR Hikoıet Çnmkly». ADANA Çttio Vıjtnoglu lc Pttf.uka trtal Baslaa|«. Di; Hatıerkr Eıjaa U c ı . Ekonomı. Ctafb Tarina. ls S«ıdıka Şaluu luamcı. Kulıur Cdal Lncr. Istanbul Haberıtfn KnaaJ lütçak. EğKım G«*a* $•>!««. Vun Habeflerı \ecaVt Dotaa, Spo' Danışm.ıni \bdulkadir Yacctem. Dm Vaıılar h*n« Çaiışfcaa. Arasnrma ŞakM 4lpt>. Duzeltme AMaHalı VBZKI £ koordınaıor U a e i korabSH 0 Mah ijler Erol fcrfcal 0 Mjhaiebe •akal Vncr 0 Bu:;e PlanLama Srvfi Oıauatetcotta 0 Rcklam V K Tonıa 0 Ek ^a> nlar H«lva Akvol 0 Idare Hutc?m G « m 0 lstamc Oaato Çe»ı 0 Bılg,-Ijltm VaH l u l 0 Pcrionri Sojl hu™ AVWtf Kajkan >a*r Natf ( * u . t k M . lafcıa B^CT Haıu Cemi. Hıkatel Çtttıka;*. OILB» Goncadn. L|«r Mnatrv. llhuı Sriçuk M. Siran. Akavf Ta. Basan ve Yayan. Cumhunvn Maıbaacılık ve Gazetecıtık T-A Ş. TUrkocagı Cad 39v 41 CaiaJo|Jy J4334 Kl PK 246 İManbul Td ÎI2 05 05 (20 haO, TCICT 22246, Fax- (1) 526 60 ^2 0 Btımar Aıkam Zı>a Götalp Blv lnkılap S No 19 '4, T«I 13! I] 41-47, Ttta 42344. F»i- (4| 133 05 65 0 l ı « r H Zıya Blv 1352 S. 2'3, Td 13 12 30, Tsteı 52359, Fa* (51) 19 53 60 : Inonü Cad 119 S No 1 Kal I, Td. 19 J7 52 (4 hal|. T«ta 62155, Flx (71) 19 25 71 TAKVÎM: 25 MART 1991 İmsak: 4.27 Guneş: 5.53 öğle: 12.15 lkindi: 15.43 Akşam: 18.27 Yatsı: 19.48 Kırım Tatar MilliHareketi'nin önderi Mustafa Cemiloğlu, yurttaşlarını vatana "kaytarmak" kavgasında Cemiloğlu:Tîıran hayaldirKEREM ÇALIŞKAN 47 yıl önce sürüldükleri anavatanlarında KIRIM / SİMFEROPOL şimdi "istenmeyen göçmenler" onderl^Musuı'fa durumuna düşen Kırım Tatarlan, ',"kursude. Arkasında Türkiye'den öncelikle ekonomik işbirliği '85M9iTarT v e maddi yardım bekliyorlar. Ssrrall Yed n D i l v e d i n konusunda, öğretmen, imam ve kitapların gönderilmesi ve gençlerine eğitim sağlanması da talepleri arasında. Cemiloğlu 'pantürkizm' için 'hayal' derken "AmaTürki cumhuriyetler bağımsızlığmı sında yaşayan "Türkçülüğun Sİmferopol Üniversitesi Kultür oturan Sovyet yerel yöneticileri biraz sıkılarak onlerine bakıyor- lar. Evet, inanılmaz bir göruntü. Daha iki yıl öncesine kadar Kı- rım'a girmesi engellenen, 1989 yılı kasım ayında görüştuğümüz sırada yasal oturma izni "pro- piska"ya bile sahip olmayan 48 yaşındaki Mustafa Cemiloğlu, Kırım Komunist Partisi'nin de- netimindeki yerel meclis ve üni- versite tarafından duzenlenen Gaspıralı konferansında kursu- de çatır çatır konuşuyor: "Bi- zim kulturümüzü vok etmek is- lediler. Hepimizi bu lopraklar- dan siirdüler. Milyonlarca kişi- yi öldüren katillerin, canilerin adlarını şehirlere, meydanlara verirken Kınm Tataıiannın ata- babası İsmail Gaspıralı'nın me- zarını yok ettiler. Verini domuz mezbahası yaplılar. Şimdi ise burası bir tımarhanenin (akıl has(anesi) bahçesinde kaldı. Es- ki folograflardan verini bulup çevirdik. Oraya bir anıt dikece- ğiz..." Konferans açılışında, Sovyet yoneticiler önce Cemiloğlu'na söz vermek istemiyorlar. Ama salonda hava hafif elektrikle- nip, Turkiye'den gelenler de ayağa kalkıp "usul hakkında" söz istemeye başlayınca Cemi- loğlu'nun konuşması engellene- miyor. Yaşamının 30 yılını ha- pis ve sürgunlerde, hücrelerde geçiren Cemiloğlu, ilk kez Kı- rım'da yasal bir platformda "soz hakkı" kazanıyor. Daha sonraki günlerde artık özerk cumhuriyet statüsu kaza- nan Kırım yerel meclisi, anaya- sa hazırlık komisyonuna Cemı- loğlu'nu da çağırıyor. Yerel ko- munist parti yönetimi artık, Ta- tar hareketini yok sayarak bir yere varamayacağını kabul et- miş görünüyor. Ancak yine de özellikle "yerleşrae ve konut edinme" konusunda her aşama- da Kırım Tatarlarına karşı yo- ğun bir engelleme var. Cemiloğ- lu ise kendilerini de katarak Ta- tarlann aleyhine kararlar alın- ması olasılığına karşı yerel >o- kazanırlarsa yakın alakalar olabilir"diyor. netime "mesafeli" yaklaşıyor. Kırım Sovyet yönetiminin, Tatarlara karşı politikasını yu- muşatmasında birinci etken, kuşkusuz Tatarların 45 yıl son- ra \atanlanna "kaytmak"taki (donmek) kararlıhkları ve sayı- larının iki yıl gibi kısa bir süre- de 150 bine ulaşması. Tiirkiye umudu Ikinci ve giderek gelişen bir etken ise Turkiye'den ekonomik yardım umudu. Sovyetler'de ar- tık bütün cumhuriyetler, ekono- mik olarak kendi başının çare- sine bakmak durumundalar. Nasıl Ukrayna, Batı dünyası ve Türkiye ile ekonomik bağ- lantılannı geliştirip geri kalmış altyapı ve ekonomik geriliğini kırmak istiyorsa, Kınm'daki YILLAR SONRA — Muslafa CemHoğJu ve eşi Safinar. Sürgiin yıllanndan sonra dondükleri Bahçesaray'da yaşıyorlar. PORTRE MUSTAFA CEMİLOĞLU Hapisler ve sürgünler Kırım Tatar Milli Hareketi'nin onderi olan Mustafa Cemiloğlu, 13 Kasım 1943'te Kırım Muhtar Cumhuriyeti'nde Eyseres köyunde doğdu. 6 aylık bebekken ailesiyle birlikte Özbekistan'a süruldu. 1959'da Taşkent'te tornacı oldu. 1961'de Ziraat Enstitüsu'nde okurken orduya girmeyi reddettiği için 3 yıl hapse mahkûm oldu. 1977'ye kadar milliyetçi çalışmalan nedeniyle yaşamının buyuk bölumünü hapisanelerde geçirdi. 1977'de Sovyetler'in obür ucu sayılan Vladivostok'a sıırfıMfi 1978'de Taşkent'e dondiı. Tekrar Yakuti'ye süruldu. Orada 4 yıl kaldı. 1981'de surgunde şimdiki eşi Safinar ile evlendi. Bir oğlu oldu. 1982'de Kırım'a geldi. Ailesiyle birlikte tekrar trene bindirilip Özbekistan'a gönderildi. 1983'te yeniden üç yıl hapse mahkûm oldu. 1986'da hapisanenin nizamını bozduğu gerekçesiyle yeniden üç yıla mahkûm oldu. 1988'de glasnost politikası sonucu "şartlı tahliye" ile salıverildi. Halen Bahçesaray'da eşi ve çocukları ile yaşıyor. Rus ve Ukraynalı yoneticiler de coğrafi ve tarihi bağların olduk- ça yakın olduğu Türkiye ile sı- kı bir ticari ve ekonomik işbir- liği kurmak istiyorlar. Ekonomik çıkar, siyasal po- litikaJarı da etkiliyor. Tatar mil- li hareketine daha ılımlı bakıl- maya başlanıyor. Hatta bu ha- reket aracılığı ile Türkiye'nin ekonomik ilgisini çekme umut- ları yeşeriyor. Turkiye'den ge- len gruptan işadamı îlyas Ço- kay'ın yerel yöneticilerle konu- şurken ayakkabı ve oto camı fabrikası kurma projeleri sun- ması, bu umutları daha da art- tırıyor. Yoneticiler burada çalı- şacak işçilerin yarısının Tatar, yarısının Rus ve diğer milletler- den olmasını istiyorlar. Cemiloğlu bir başka gun Turkiye'den gelen grubun soru- larını yanıtlıyor. Daha sonra kendisiyle samimi bir ortamda sofra başına söyleşi yapma ola- nağı da buluyoruz. Ne istiyor Mustafa Cemiloğ- lu ve Kınm'daki son gelişmele- ri nasıl değerlendiriyor. Cemiloğlu ve Kırım Tatar Milli Hareketi, Kırım'ın özerk cumhuriyet yapılıp yapılmaması oylamasına katılmadılar. Çun- ku buranın kendi vatanları ol- duğunu söyleyerek "teritorjal otonom cumhuriyet" olmasına karşı çıktılar. 2.5 milyonluk Kı- rım'da sayılan henüz 150 bini bulan Tatarların oylamaya ka- tılmaması sonucu değiştirmedi ve "Kırım'ın özerk cumhuriyet olması" kabul edildi. Şimdi mikrofonu Mustafa Cemiloğlu'na tutalım: "Esas şimdi bizim zorlukla- rımız, yurttaşlarımızı tezce ana toprağımıza kaytarmak (don- dürmek) problemidir. Evet, na- sıl bir devlet programası çizecek olatar, nasıl bir komiteler kura- lar, ama pratik gösterir ki bu (ıep komisyolar, komiteler bi- zim yurttaslanmm ana toprağı- na kaytarmak için değil. onla- rın öz topraklarını biraz toklat- mak için yapılan şeydir. Onun için biz her yerde bizim dostlarımıza bizim problemleri- mizi söylemeye duruşamız, na- sıl da olsa özümüze yardım so- rayruz. Durumumuz her cihetten fe- nadır. Biz öz kiiltüriimüzii, di- ni hayalımızısıfırdan başlama- ya mecburundanız, yarım asır- Bahçesaray'daki Kırım Tatar Hanlığı'nın merkezinde 1917'den beri ilk kez ezan sesi 74 yıl sonra Hansaray'da namazSovyetler'deki bütün dinsel topluluklar müzeye dönüştürülen eski kiliseleri ya da camileri ibadete açıyorlar. Turkiye'den gelen grup Hansaray'ı gezerken hafif bir gövde gösterisi yapıldı ve Prof. Nevzat Yalçıntaş'ın imamlığında avluda namaz kılındı. Bahçesaray, Kınm'da eski Ta- tar hanlığının merkezi. Burada 1540 tarihinde Mengli Giray Han tarafından temeli atılıp da- ha sonra çeşitli eklemelerle ge- liştirilen ünlü "Hansaray", Kı- rım Tatar kültürünun de merke- zi durumunda. 1917'den sonra muzeye dönüştürülen Hansa- ray'da 20 mart 1991 tarihinde ilk kez ezan sesi duyuldu ve namaz kılındı. Bunun ne anlama geldiğine bakmak için Sovyetler'in içinde yaşadığı büyük kaosta dinsel unsura kısaca göz atmakta ya- rar var. SSCB'de glasnost ile dinsel faaliyetler serbest bırakı- lınca kiliselere Batı dünyasından oluk gibi para akmaya başladı. Şimdi Sovyetler'de müzeye çev- rilen butun eski kiliseler restore edilip ibadete açılıyor. Cemaat- lerin hizmetine veriliyor. Ve Kaf- kasya, Kazakistan ve Orta Asya gibi Müslumanlıkla Hıristiyan- lığın iç içe geçtiği bölgelerde kı- zılyıldız aradan çekilince, hilal ve haç arasında 70 yıldır buzdo- labına konan "tarihsel çekişme" alttan alta yeniden başgösteri- yor. Bu nedenle Sovyetler Birliği'n de yaşayan Muslüman topluluk- lar kimliklerini korumak kaygı- sıyla şimdi müzeye çevrilen ya da yıkılan camilerine sahip çık- maya, onları onarıp kullanma- ya çalışıyorlar. Kiliselere dökü- HANSARAY AVLUSU — 16. yüzyılda Tatar ve İslam mimarisinin özgiinliiğünü taşıyan Hansaray'ın avlusunda kılınan namazda Nevzat Yalçıntaş imamlık yaptı. Cemaat ise Turkiye'den ve diğer cumburiyetlerden gelen Müslumanlarla bazı yaşlı Tatarlardan oluşuyordu. (Fotoğraflar: Kerem Çalişkan) len paralar yanında camiler ol- dukça bakımsız durumda. Kırım Tatarlannın Simfero- pol'de çalışan camisi yok. O\sa birçok kilise ibadete açıldı. Es- ki bir cami Sovyet Kültur Ba- kanlığı'nca restore edilmeye ça- lışılıyor. Ancak ayrılan para az olduğu ve kaliteli eleman bulun- madığı için bu çalışmalar hem yavaş hem bilgisizce gidiyor. Eski bir müze olan Bahçesa- ray'da Tahtalı Cami geçen yıl Kurban Bayramı'nda Tatar Milli Hareketi'nin "Vermezseniz zoria gireriz" tehdidi üzerine açılmış. Turkiye'den gelen 40 kişilik grubun gezisi sırasında da Han- saray avlusunda Prof. Nevzat Yalçıntaş'ın "imamlık" yaptığı bir cemaat ilk kez namaz kıldı. Muze yetkilileri, Hansaray Ca- misi'nin cuma günleri ibadete açılmasına karşı olmadıklarını soylediler. Bu namaz daha çok orada yaşayan Tatarlara bir "destek ve hafif bir gövde gös- terisi"ne dönuştü. "Arkalarında Türkiye var" imajı dinsel bir gosteriyle verilmiş oldu... Türkiye Milli Kultür Vakfı yo- neticisi Prof. Nevzat Yalçıntaş- tan bu gelişmelerı "Tiirk-İslam scntezi açısından" değerlendir- mesini istedik. Yalçıntaş'ın soru- larımızı yanıtlarken anlattıkları- nı satırbaşlan halinde okuyucu- larımıza aktarıyoruz: • Burası dinsel bakımdan da çok geri durumda. Bizlerden de- vamlı din kitabı ve hoca istiyor- lar. Doğru dürüst "Kulhüvalla- hü" okuyan bir imam bile yok. • Bütun Türk toplulukları Biz bunlara destek vermek isti-- arasında edebi dil olarak ortak yoruz. Türklüklerini ve Müslü- manlıklarını idrak ediyorlar. • Sovyet toplumu glasnosttan sonra yavaş yavaş çok kültürlü bir topluma dönüşüyor. Kültür- leri ezme politikasını terk edi- yorlar. Bu zaten AGÎK'te Paris Şartı'nda da var. Topluluklar kendi şivelerini konuşmada, dinlerini uygulamada serbest ol- malı. yazı dili kurulması bizce onem- li. Latin alfabesinin benimsen- mesi bu yolda bir adım. Ama kendi içinde yaşadığı toplumun dilini Rusçayı da en iyi şekilde öğrenmeli. Rus külturunün bü- tun urünlerine de komplekssiz vaklaşabilmeliler. • Ne Milli Kültur Vakfı, ne Aydınlar Ocağı olarak Rabıta ya da Suudilerden para almadık. (Arkası 17. Sayfada) dan beri bizim Kınm Tatar mil- leti oz anadilide hiçbir mektebi olmadı. Onun için kusura bak- manız, bizim soze çıkacak arka- daşlanmızın da dilleri o kadar- dır. Biz anadilimizi okumaklı mektepler kurmak istiyoruz. Bi- ze ogretmenler gerek. Bizim gençlerimizi okutmak gerek. Bu taraftan eğer Türkiye aydınlan, yardım edip bizim gençleri da- vet edip devlet tarafından ya da cemiyei tarafından okutabilse- ler, bize büyük yardım olurdu. Cami ve kultür merkezi Sonra din tarafından. Şimdi bizde cami yok desek mıimkiin. Birkaç camimiz var. Yakında aldık o camileri. Ne imam var... Vani milletimiz ibadet etmeyi bile unutmuş. Bizim gençleri da- vet edip orada din okul yurtla- rına okutsalar. Sonra bize din kitaplan arada sırada yollayıp dursalar. Belki de Tiirkiye'den buraya imamlar gelscler, bura- da kurslar gibi bir şeyler yapsa- lar. Aırım'da 15 reyon (bölge) var. En azından 30 cami kur- mak lazımdır. O camileri kur- mak için bizim paramız yok. Müsluman hükumetler milyar dolarları birbirlerini öldürmek için sarf ediyorlar. Niçündür böyle İslam halkına kurmaya yardım etmezler. Biz burada milletimizin eko- nomisi esaslarını kurmak istiyo- nız. Bazı kooperatiflerimiz, özel teşkilatlanmız var. Ama onlann işlerini genleştirmek için çare yok. Tiirkiye'deki firmalar, bi- zim bu kooperatiflerie müşterek müesseseler yapabilse o da bu- yuk yardım olurdu. Ortak şir- ketler, teknik aletler yollayıp olsalar... Çok sevindik, Cumhurbaşka- nı Ozal buraya geldikten sonra Ukrayna'da Türkiye konsolos- luğu açılacakmış. Aynı konso- losluk Kınm'da da açılsa daha bir iyi olurdu. Ondan da gayri belki Kırım'da Türkiye bir kül- tur merkezi açılsa." Evet, böyle konuşuyor Cemi- loğlu. İşin gerçeği Kınm'daki Tatarlar, yerel yönetimce isten- meyen "göçmenler" durumun- dalar. Onlar bu toprağı "va- tan" bılmelerine rağmen şu an- daki durumları kentten dışlan- mış "gecekondu ahalisi" lablo- su çiziyor. Yavaş yavaş kentte tutunmaya ve çeşitli imalatha- neler ve işyerleri kurmaya baş- lıyorlar. Kırıma hastane Bursah bazı işadamlannın ya- kında Kınm'da kurulan bir Amerikan-Avusturya-Rus Sve- nos şirketi ile ortak hastane ya- pacağı belirtiliyor. Bu hastane- de Tatarlar öncelikle çalışacak ve bakılacak. Aynca Türkiye ile Ukrayna arasında yapılacak bü- tun ticari ilişkilerde "Kırım Ta- tarlan"nın durumunun unutul- mamasını, anlaşmalara buraya destek olacak maddeler konma- (Arkası 17. Sayfada) Tarihi Türk evleri • BRÜKSEL (AA) — Dünya ülkelerini turistik ve kultürel açıdan tanıtmak amacıyla Brüksel'de açılan tatil fuarındaki Türk pavyonunda sergilenen tarihi Türk evleri maketleri buyük ilgi gördü. Türk çinileri ile elişi cam ve bakır örneklerinin yer aldığı pavyonda, îstanbul Boğaziçi'ndeki yalılar, Ankara Bağ Evleri ve Safranbolu'da UNESCO tarafından koruma altına alınan tarihi Türk evlerinin sanatçı Şule Ülgen tarafından yapılan maketleri de bulunuyor. Fuarda önceki gece duzenlenen dönerli-rakılı Turk gecesi yabancıların büyuk ilgisini çekti. Doktora kolavlığı • ANKARA (A.NKA) — Üniversitelerarası Kurul, yukseköğretim kurumlarında belirli bir süre öğretmenlik yapmış olanlara doktora kolaylığı getirdi. Üniversitelerarası Kurul başkanlığının dünkü Resmi Gazete'de yayımlanan ve Lisansüstü Öğretim Yönetmeliği'nde değışiklik yapan yönetmeliğine göre 30 Man 1983 tarihi itibarıyla üniversitelere bağlı yukseköğretim kurumlarında öğretmen olarak en az dört yıl hizmet etmiş bulunanlar doktora için 1991 sonuna kadar ilgili enstitülere başvuracaklar. Doktora için başvuran adaylar, lisansüstü öğretim yönetmeliğinin doktora için öngordüğü şartlardan "süre ve lisansüstü ders almak" zorunluluğundan muaf tutulacak. Konuşan kitaplar • İZMİR (AA) — Türkiye'de ilk kez İzmir Ataturk II Halk Kutuphanesi'nde, görme özürlüler için "konuşan kitaplar" bölumu oluşturuldu. "Hadley" adı verilen metodun uygulandığı bçjlumde, görmeyenler, İngilizce olarak lise ve üniversite eğitimi alabilecekler. Kütuphanenin Mudür Yardımcısı Haluk Soykan, görmeyenlere yönelik çahşmalarının 1983 yıhnda başladığını belirterek ilk olarak İzmir Görmeyenleri Koruma Derneği ile birlikte "görmeyenler bölümü"nün kurulduğunu açıkladı. Soykan, kitap okuma programlan kapsamında, Braille alfabesi ile kabartma kalıp kitapların yazıldığını ve kasetler doldurulduğunu ifade etti. Türkçeyi konuşamıyoruz • BURSA (AA) — Ortaöğretım çağında 2 milyon kişinin Türkçeyi doğru kullanmadığı belirtilerek yaygın eğitim ile örgün eğitim programlannın birlikte ele alınması istendi. Milli Eğitim Bakanlığı'nca yayımlanan Milli Eğitim dergisinde yer alan eğitimci Cengiz Akçay'ın incelemesinde, ortaöğretim çağındaki 2 milyonu aşkın kişinin, Türk dilini doğru kullanmayı sağlayacak bilgi, beceri, tutum edinme ve geliştirme imkânlanndan yoksun olduğu belirtildi. 2 milyon 197 bin kişinin, ortaoğretime devam etme imkânından yoksun olduğu kaydedilen yazıda, Türkçeyi doğru kullanma ve beceri alışkanlığımn ilkokulda kazandırılmasının son derece önemli oiduğuna dikkat çekildi. Ödüllen bu gece Los Angeles'ta düzenlenecek bir törenle sahiplerini bulacak HoUywoodlda Oscar heyecanıKevin Costner'm yönettiği ve başrolünü oynadığı 'Kurtlarla Dans' Oscar'ın bütün temel ödüllerine aday. ŞEBNEM ATİYAS NEW YORK — "Oscar" vakti yaklaşırken, Hollyvvood heyecan dolu saatler yaşıyor. Yı- hn büyük sürprizi Kevin Cost- ner. Tam bir düzine Oscar ödu- lune aday olan filmin çalışma- Iarı sırasında kimse böyle bir so- nuç beklemiyordu. 1982'de çev- rilen "Reds" (Kızıllar) fılminden bu yana hiçbir film bu kadar çok Oscar'a aday olmamıştı. "Kurtlarla Dans" Kevin Cost- ner'in yönettiği ilk filmdi. Yak- laşık 3 saat suren bir çeşit "Kı- nalı Yapıncak" havasında seyir- cileri, ataları Kızılderilileri kat- lettiği için hüngür hüngur ağla- tan filme, güzel görüntüleriyle belleklerden kolayca silinecek bir kenarda kalacak "binek ta- şı cesametindeki pırlantalardan" biri gozüyle bakıhyordu. Costner'in yönettiği ve başro- lü oynadığı film, vatanı için ca- nını gözünu kırpmadan verebi- lecek şanslı bir askerin, çok kıy- metli görevini ve kimliğini yine gozunü kırpmadan bırakıp Kı- zılderili Sioux kabilesine katılı- şını işliyor. "Kurtlarla Dans" En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Yardımcı Erkek ve Kadın Oyuncu başta olmak üzere Os- car'ın bütün temel ödüllerinde aday. Çok sayıda Oscar adayı bir diğer film Francis Ford Coppo- la'nm "Baba III" filmi. Eleştir- menler. Coppola seriyi dörtlese de buyuk bir sevirci kitlesinin filmi izleyeceğini, çunkü Corle- one ailesinin Amerika'nın Ken- nedy'lerinin dışındaki tek "soylu aile"si olduğunu kaydediyorlar. "Baba III" En iyi Film Oscan- nın guçlu adaylarından. Bu yıl Hollyvvood'un eğilim- lerinden biri, mafya filmlerine dönüşu oldu. Nitekim Oscar adaylarından bir diğeri "Goodfellas" (Sıkı Dostlar) Martin Scorsese'nin mafya fil- mi. En İyi Film ödülünün vanı sıra En İyi Yönetmen ve En İyi Yardımcı Erkek ve Kadın Oyun- cu odullerinde "Kurtlarla Dans" ile rekabet ediyor. . Bu yıl mafya adaylannın surprizlerinden biri Al Pacino oldu. "Baba IH"teki Michael Corleone rolü ile aday alacağı- na, Pacino "Dick Tracy"deki karikatür mafya babası "büyük oğlan Kapris" rolü ile yardımcı aktöre aday oldu. Diğer iki En İyi Film Adayı "Awakenings" (Lyanışlar) ve "Ghost" (Hayalet). Robert De Niro'nun başrolü oynadığı "Lyanışlar" 30 yıllık komadan uyanan bir hastanın durumunu işliyor. Romantik komedi nite- liğindeki "Hayalet" ise 1990'ın gişe rekoruna sahip. iki Oscar'a ve sekiz Oscar adavlığına sahip Meryl Streep bu yıl En İyi Kadın Oyuncu adavlığına geri döndu. Streep "Postcards From the Edge"de- ki rolu ile bu yılın en gözde oyuncusu Julia Roberts'la reka- bet edecek. Julia Roberts zen- gin, duygusuz ve hırslı bir işada- mını yola ve aşka getiren sokak kızının hikâyesi "Pretty Wo- man"daki (Özel Bir Kadın) ro- lü ile en guçlü Oscar adayların- dan. Diğer En İyi Kadın Oyun- cu adayları ise Anjelica Huston (The Grifters), Kathy Bates (Mi- sery) ve Joanne Woodward (Mr. and Mrs. Bridge). Bu yıl en iyi erkek oyuncu adaylannın üç tanesi yabancı. Bunların başında Fransız Os- car'ı Cesar'ı alan Gerard Depar- dieu geliyor. Depardieu, Cyrano de Bergerac rolu ile en güçlü adaylardan. Depardieu bu yıl bir dizi filmle Amerikan seyircisinin sempatisini topladı. Bunlar için- de en sevileni "Green Card" ol- du. En iyi aktörun bir diğer guç- lü adayı "Awakenings"deki ro- lü ile Robert de Niro. Aynca "The Field"deki rolu ile Richard Harris. "Reversal of Fortune"- deki (Talihin Donuşu) rolü ile Jerem> Irons da En İyi Aktör adayları arasında. VVoody Allen bu yılki filmi "Alice" ile En İyi Film Metni odulune aday. Philip Kaufman- ın "Henry ve June" filmi ise En iyi Goruntü adayı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog