Bugünden 1930'a 5,427,272 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

19 MAKT 1991 İNSANLAR F Ü S U N Ö Z B l L G E N CUMHURÎYET/9 G Ö R Ü Ş Adıro atmak En uzun yolculuklar bile ufak bir adımla başlar. Laotse İSLAMİ HAREKET VE TÖRK SOLU Teoride birleşiyorlar ama...GAZETECİ-Yazar Ruşen Çakır hafta sonunda Mulkiye- Iiler Birliği'nde duzenlenen "Cumartesi Buluşmaları"na katılarak, "Türki>e'nin değis- mesinde iki önemli elken" ola- rak nitelendırdiği îslami hare- ket ve Türk solunu anlattı. İslami hareket ve Türk so- lu Çakır'a göre birbirinden ba- ğımsız, değişik grupların çev- re ve kişılerin aritmetik bir toplamı, "Bu toplam teoride birleşiyor ama iş pratiğe do- nünce ortaya boliik pörçük bir yapı ortaya çıkıyor" diyen Ru- şen Çakır islami hareket ve Turk solunun zıt kutuplarda bulunduğuna karşı çıkarak şu tezi ortaya koyuyor: "İkisi de ilişki içindeler ama birbirleri- ni tanımaktan çok uzaklar." Ruşen Çakır bu "tıkanıklığı" ise şoyle değer- lendıriyor: "Türkiye'de yaşayan hiçbir insan, keıtdi dışındakileri. hele kendi konumundan iistiın bir yerdeyse tanımaz. Tanıyamaz, tanımak istemez. Tanıştırmaz- lar, buna izin vermezler. Türkiye'de birtakım nedenler- le aynlıkların körüklenmesi, aynlıklann çatışmalara döniış- türülmesi. kavga ve hatta sa- vaşlara kadar süruklenmesi- dir. Türkiye'de Türkiye'nin dertleri ile dertlenen. sonınla- nyla kafa joran insanlann bir- birlerinden haberdar olması is- tenmez. Batılılaşma süreci ile bu, 70'li yıllarda çok yoğun bi- çimde yaşanmışlır." "Okullardaki başortü ola- yında sosyalist solcuların umursamaz bir tavır lakınıp, ama İslamcılaria Körfez savaşı konu olduğunda aynı eylem içine girmelerini, karşılık ola- rak 80'li yıllarda solcu olma- nın işkence çekmek olduğunu anlamayan ve insan hakları konusunda çaba göstermeyen birtakım İslamcıların yine ay- nı solcularla evlem içine gir- meleri sahtekârlık, iki yüzlu- lük ve komikliktir." ABD BAŞKANI'YLA UĞUR DÛNDAR GÖRÛŞECEK Dündar- Kazandı k Özal- MüdahU Birand- Kaybetti Ozal'dan Bush' ödülü ABD Başkanı Busb ile 32'nci Gün adına M. Ali Bi- rand'ın yapmaya hazırlandığı söyleşi, Cumhurbaşk,anı Özal'ın son anda müdahalesi üzerine TRT'nin en popüler magazin programı "Hodri Meydan"ın yapımcısı Uğur Dündar'a verildi. Yaklaşık 3 yıldan beri ABD başkanlarınm "Türkiye'ye verdikleri önemi göstennekri" için TRT'ye özel söyleşi içüı zaman ayırmalan ilkesiyle ha- reket eden ve önce Başkan Re- agan, ardından da Başkan Bush için Washington ve An- kara'da temaslarını sürdüren Birand, Beyaz Saray'ın uzun direnmelerinden sonra bu söy- leşiye zorla ycşil ışık yaktığı sı- rada söyleşinin özal'ın arzu- su üzerine Dündar'a verildiği- ni öğrendi. Birand, bu konu- da bize şoyle dedi: "ÜzüMiim tabii, zira kimsenin aklında bi- le yokken bunu biz düşünmuş, yıllardır uğraşıp mekanizmala- n kurmuştuk. Yine de önemli olan benim yapmam değil. Başkan Bush'un Türk kamn oyu için 10-15 dakika aynma- yı kabul eünesidir" Uğur Dündar'ı ise hafta sonu surekli aradık ama bulamadık. Şimdi Dündar'dan yanıt bekliyoruz. ÖRSAN'IN KIZI, GEDİK'İN OĞLU Babıâli'yi buluşturan nikâh ÖNCEKİ yıl kaybettiğimiz gazeteci Örsan Öymen'in kızı ve Milliyet gazetesi Başyazan Al- tan Öymen'in yeğeni Yasemin Öymen ile Hür- riyet gazetesinin eski genel mudürlerinden, yeni çıkacak "Son Baskı" gazetesinin sahibi Arda Gedik'in oğlu Namık Gedik pazar akşamı Mo- da Deniz Kulübü'nde yapılan düğün ile yaşam- lannı birleştirdiler. Çiftin nikâh şahitliklerini ise karikatürist Bedri Koraman ile eski tş Ban- kası Yönetim Kurulu Başkanı ve AP hükümet- lerinin bakanı Mehmet Turgut yaptılar. DP dö- neminin Içişleri Bakanı Namık Gedik'in aynı adı taşıyan torunu Namık Gedik ile Yasemin Öymen'in düğün törenine aralannda SüJeyman DemireJ'in de bulunduğu çok sayıda kişi çelenk gönderdi. Öymen ve Gedik'in nikâhına Milli- yet gazetesi mensuplan başta olmak üzere sa- nat ve iş dünyasından isimler ve gazeteciler ka- tıldı. Yasemin öymen ve Namık Gedik'in dü- ğün kokteylinde en çok konuşulan konulann başında hiç kuşkusuz basının içinde bulundu- ğu darboğaz geliyordu. Örsan Öymen'in üzü- cü ölümü nedeniyle düğünun ev sahipliğini üst- lenen Altan Öymen, üniversiteye başladığı ge- çen yıl çevirdiği "Raziye" filmiyle sinemaya ilk adımını atan yeğeni Yasemin Öymen'e baba- sınm yokluğunu hissettirmemeye çalışarak ko- nuklarla tek tek ilgilendi. EV HANIMLARININ DİKKATİNE Çamaşıryıkamayı bilmiyoruz GÜNLÜK yaşamda ev ha- nımlarının en çok "dert" edindiği uğraşların başında ge- len çâ^naşır yıkamayı Türk ha- nımlarının bilmediğini biz söy- leseydik yoğun tepki alırdık kuşkusuz. Fakat bu sonuca Ege Üniversitesi Tekstil ve Konfeksiyon Araştırma Uygu- lama Merkezi Mudürü Prof. Dr. Işık Tarakçıoğlu ile bir de- terjan firmasının yetkililerin- den yüksek kimyager Suna Günday varıyorlar. îzmir Bü- romuzdan arkadaşımız Türey Köse'nin konuştuğu iki uzman incelemelerini bilimsel analiz- lere çevirerek Turk e\ hanım- lannın kullandıklan yöntem- Ierin "Çamaşır yıkamayı bil- miyoruz" sonucunu doğurdu- ğu görüşunde bileşiyorlar. îki uzmana göre bunun ne- denleri ve ideal çamaşır yıka- ma yöntemleri şunlar: • Türkiye'de ozellikle klor çok seviliyor \e kullanıhyor. Bu ise çamaşırlara zarar veri- yor. Deterjan ve çamaşır ku- rutma kurallanna uyulmadığı için de çamaşırlar moranyor ve çabuk eskiyorlar. • Çamaşırlann tur >e renk- lerine göre değişik yıkama ve kunıtma yöntemleri gelişlirili- yor. Fakat bunlara dikkat edilmediği için "kazağım sark- ' tı, rengi bozuldu, makineye a(- tım küçüldu, eridi, tiivlendi" yolunda şikâyetler oluyor. Ürünler üzerinde yazılan "Ça- maşır suju kullanılır, kullanıl- maz, sıcak suda vıkayın, ça- maşır makinesinde yıkanmaz, uvarılan goz ardı ediliyor". Ev hanımlarının goz onünde bulundurması gereken "doğ- ru çamaşır yıkama" kuralları ise şoyle sıralanıyor. • Sül, vümurta. kan gibi le- kelerin bulunduğu çamaşırla- nn 40 derece su sıcaklığımn al- tında yıkanması gerekir. • Sabit renkli olmayan ça- maşırlar en fazla 40 derecede yıkanır. • Renkli ve beyaz çamaşır- lann ayn ayrı yıkanması gere- kir. 26MARTYAKLAŞIRKEN İki kıskac arasında "GECEKONDULARA bizmet için elden gelen her ça- bayı göstereceğim." Sanyer Belediye Başkanı th- san Yalçın'ın göreve geldiği gün söylediği ilk sözlerdi bunlar. — Sayın Yalçın ne oldu o günden bugüne? "Verdiğim sözü yerine ge- tirdim. İki kıskaç arasında elimden gelenin en iyisini yap- tım. Gerçekten çok enteresan darbogazlarla karşılaştık. tller Bankası'ndan yardım alama- dık. Anakentten de yardım alamadık. Sanyer cezalandml- dı. Ama düriistlttk içerisinde eiimizden gelen her şeyi yap- tık. Parasız yapılabilecek hiz- metlerin azamisini yaptık. Ge- cekondular ile sahil kesimi arasındaki farkı giderebilmek için elimden geleni yaptım. Gecekondu mahallelerine egi- tim kültür hizmetleri götür- dük. 26 Mart'tan önce yapılan bir tane gecekonduyu yıkma- dım. 26 Mart'tan sonra yapı- lanlara boşgöriiyle baktım di- yemeyeeegim, ama zabıta ve yıkım tehdidinden uzaklastı- İar. Sanyer'in imar planı çı- karttık. Gecekondulaşmayı önlemek için 3 proje hazırla- dık." Ruşen Çakır, "Türkiye'nin temel meselelerinde yapılması gereken, insanlararası tanışma-tartışma ve birlikte davranma için gereken objek- tif koşulları mevcut" belirle- mesini yaptıktan sonra konuş- masını şoyle surdurdu: "Ozellikle konu İslami ha- reket ve Turkiye solu olduğun- da bu mevcut koşullar çok da- ha bariz şekilde karşımıza çı- kıyor. Çunkü Türkiye'de sol, İslami bir kimliğe sahiptir. ts- lami hareket de sol bir kimli- ğe sahiptir. Türk solunun ide- alizmi ile tslami hareketin ma- teryalizmi hemcn hemen eşit düzeydedir. Kendilerini radi- kal olarak adlandıran tslamcı- lar sömüru, kapitalizm, işçi sı- nıfı gibi tcrimleri rahatlıkla kuHanabiliyorlar. Buna karşın sokular da şahadel kavramı- nı. şehit ve olumsuzlük kav- ramlannı pekâlâ kullanıyor- lar. Sonuçta ortada ortak ol- mayan bir dil yok. Bayagı or- lak bir dil var. Türkiye'de önemli bir "yerlilik" sonınu olduğunu ve insanlann yerli olamadıkları için evrenselcilik adına butun zaaflarını kapatma yoluna git- tiklerini anlatan Çakır, konuş- masının son bolümünde Cemil Meriç'in bir sözunü dinleyici- lere aktardı: "Tepeden tırnağa bir halk adamı olan Mehmet Akif na- sıl sağın olur da tepeden tırna- ğa bir aristokrat olan Tevfik Fikret nasıl sokular tarafın- dan sahiplenilir?" HASTA ÖLMEK Daha az masraflı KÖRFEZ savaşı sırasında Türkiye'nin belirsizliği insan- ları 'ekonomik tedbir' almaya itti. Hatta hastaların bazıları ameliyatlannı bile ertelediler. "Tıp Bünyası" Dergisinde savaş sonrası hekimlerle bu konuda bir anket yapmış. An- ket sonucunda, özel mtrayene- hane, laboratuvar ve hastane kuruluşlarının bu yüzden maddi zararlar gördüğu ve zor duruma duştüğu ortaya çıkı- vor. Ayrıca konuşulan doktor- lar, o sıralarda kendilerine ve hastalarına ait bazı cümleleri de aktarmış. Biz de sizlere ak- taralım. "Savaş belli olsun, ondan sonra ameliyat olunım." "Sağlıklı yaşamak kaygısı gitti, ölmemek kaygısı öne geçti. " "Insanlarda para mı kaldı ki bir de hekime versin." "Insanlar sağlıklı olarak öl- mek yerine hasta halleri ile öl- meyi tercih ediyorlar, daha az masraflı oluyor." "Mümkün olduğu kadar ameliyatı erteleyebilir misi- niz? " "Tüberkülozlu hastalanm, masraf olacak diye kontrole gelmiyorlar." 8 AY SONRA GEL Mide röntgeni KÜÇÜKYALI'da oturan HavvaGünel, 12 Aralık 1990 tarihinde Istanbul Haydarpa- şa Numune Hastanesi İç Has- talıklar Polikliniğe muayene olmaya gidiyor. Doktor, Gu- nel'i muayene ettikten sonra mide filminin çekilmesi için rontgen servisine göndenyor. Röntgen servisi, Günel'e ancak 8 ay sonrası için rande- vu veriyor: 16 Nisan 1991. Bu tarihe bile bir şey deme- yen Günel, takvime bakıp da röntgen çektirmeye gideceği günün Şeker Bayramı'nın ilk gunu olduğunu görunce çok şaşırıyor. Vfe Günel bir mek- tup yazarak şöyle diyor. "Tıp bayramında tıp tarihi- ne geçecek bir olay başka bir- şey diyemiyorum." PLÂKADA ÖZEL İSİM Arıkan uzuldu 14 Mart günü "3 Harf ve 3 Rakamlı Plaka"yla ilgili yaayı köşemizde yayınlamıştık. Ya- zıda yetkililere atfen plakanın sahte olabileceğini söylemiş- tik. Ancak MEF (Modern Eği- tim Fen) Dersanesi Kurucusu ve Genel Müdürü tbrahim Ankan aracın kendisine ait ol- duğunu ve ilgililere atfen sah- tekârlık suçlamasına üzüldü- ğünü belirterek "MEF" harf- lerinin trafiğin 2 milyon lira- ya alındığını ve her şeyin ya- sal olduğunu bildirdi. HAYVANLAR tSMAÎL GÜLGEÇ PIKNİK PtYALE M.4DRA HIZLJ GAZETECİ NECDET ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACl AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR KEMAL GÖKHAN GÜRSES GARFIELD JBI DAVB TARtHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 19 Mart ITALYANIN REKORKIRMA SM. 'DA BUGUH, irALYAN SPOKCUSÜ CAKLO L£TO 'NUA/ DEMtZ MOTDGuyi-A PUMH H/Z REKOieu K/SPIĞ/ SAVf ArgUPA &4S/A//A/- DA YEg /ILM/ŞT/. KEN& SIMfF/MPA, SAA77E 13$ KILOMETTee H/ZA LfUIÇr/SfA/f SÖrL£~- YEAJ irALYAM yA/Z/ÇÇ/S/HIH AÇfZL/tMASf, 8i- ALAAAN MUH£HÜ/St SOTTLteg DeN£~UEN (188?) O6NİZ HfZ DAN BU V4AMİ, SOZ KOHUSU PA 8UYUK GEUfM£L£/e Sotc/a.Carlo Letonun de*is T.C. ZONGULDAK 1. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ KARAR ÖZETİ Esas No: 987/345 Karar No: 990/231 Hâkim: Osman Kaçmaz 29299 Kâtip: Hatice Karakurt Davacı: K.H. Sanık: Ahmet Şenol Çenberci: Sefer ile Zehra'dan olma 942 D.'lu, Zonguldak Merkez Mithatpaşa Mah. nufusunda kayıtiı olup halen Zonguldak Bahçelievler Mah. Lale Sok. 18/C'deotu- rur, evli, 2 çocuklu, okur yazar, tüccar. Sabıkasız. Suç: Gıda Maddelerı Nizamnamesi'ne muhalefet. Suç tarihi: 25/12/984 Sanık Ahmet Şenol Çenberci'nin işyerinde sucuklann kokuş- muş olduğunun Halk Sağhğı Laboratuvarı'nda tespit edildiği, bu sucuklan satışa arz etmek sureti ile gıda maddeleri tüzüğune aykın davranışı mahkememizce yapılan yargılama sonucu sabit görüldüğünden: Eylemine uyan TCK'nın 396. maddesi gereğince ve 647 sayılı kanunun 4. maddesi ve TCK'nın 72. maddesi gereğince sonuçta 32 000 (otuz iki bin lira) ağır para cezası ile cezalandırılmasına. TCK'nın 402. maddesi uygulanarak tertip olunan hapis ceza- sına eşit bir süre fiilin cürme vasıta kıldıgı meslek ve sanatın ve ticaretin tatiline, Sanığın iş yerinin 7 gün süre ile kapatılmasına, Karar özetinin kapatma süresi kadar kapatılan iş yerinin göze çarpan bir yerine asılmak sureti ile halka duyurulmasına, Masraflan bilahare hükümlüden alınmak sureti ile yurticinde yayımlanan (Ankara, tstanbul ve Izmir'de yayımlanan) tirajı 100.000'in üzerındeki bir veya iki gazetede C.SavcıIığınca ilan ettirilmesine, keza Zonguldak'ta yayımlanan bir mahalli gazete- de yayımlanmasma, kesinleşen kararla gereği yapılmak uzere Cumhuriyet Savcıhğı'na gönderilmesıne karar verildi. 22/2/991 Basın: 21849 T.C. ZONGULDAK 1. SULH CEZA HÂKİMLİĞİ Esas No: 990/32 KARAR ÖZETİ Karar No: 990/877 Hâkim: Osman Kaçmaz 29299 Kâtip: Hatice Karakurt Davacı: K.H. Sanık: Zekâi Uncu: Süleyman ile Döndü'den olma 956 D.'lu, Orta Kazası, Kanlıca Mahallesi nufusunda kayıtiı olup halen Zon- guldak Kozlu Güney Mahallesi Karaçorak Sok. bila no'da otu- rur. Evli, 3 çocuklu, esnaf. Sabıkasız. Suç: Gıda Maddeleri Tüzüğu'ne aykınlık. Suç tarihi: 16/1J/989 Sanık Zekâi Uncu'nun iş yerinde sucuklann kokuşmuş oldu- ğunun halk sağlığı laboratuvannda tespit edildiği, bu sucuklan satışa arz etmek sureti ile Gıda Maddeleri Tüzüğü'ne aykırı dav- ranışı mahkememizce yapılan yargılama sonucu sabit gönildü- ğünden: Eylemine uyan TCK'nın 396. maddesi gereğince ve TCK'nın 19 mad., 647 sayılı kanunun 4. maddesi ve TCK'nın 72. madde- si gereğince sonuçta 470.000 (dört yüz yetmiş bin lira) ağır para cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 402. maddesi uygulanarak tertip olunan hapis ceza- sına eşit bir süre failin cürme vasıta kıldığı meslek ve sanatın ve ticaretin tatiline, Sanığın dükkânmın bulunduğu mahal için hayati önem taşı- dığmdan takdiren kapatılmasına mahal olmadığına, Karar özetinin kapatma süresi kadar kapatılan iş yerinin göze çarpan bir yerine asılmak sureti ile halka duyurulmasına, Masraflan bilahare hükümlüden alınmak sureti ile yurt için- de yayımlanan (Ankara, lstanbul ve Izmir'de yayımlanan) trajı 100.000 üzerindeki bir veya iki gazetede C.SavcılığVnca ilan et- tirilmesine, keza Zonguldak'ta yayımlanan bir mahalli gazetede yayımlanmasma, kesinleşen kararla gereği yapılmak üzere Cum- huriyet Savcıhğı'na gönderilmesine karar verildi. 22/2/991 Basın: 21848
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog