Bugünden 1930'a 5,452,878 adet makale



Katalog


«
»

19 MART 1991 laşasın tiyatro • Kültiir Servisi — Tiyatro Yapımcılan Derneği tarafından düzenlenen "Yaşasın Tiyatro" başlıklı gece dün Ataturk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Engin Cezzar'ın "Kabare" muzikalinden "Hoşgeldiniz" adh parçasıyla açtığı gecenin sunuculuğunu Haldun Dormen ve Derya Baykal ustlendiler. Maliye Bakanı Adnan Kahveci ile tstanbui Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen'in de kalıldıklan gecede tiyatrocular ve tiyatroseverlerin yanı sıra çok sayıda işadamı da göze çarpıyordu. Tiyatro Stüdosu, Tuncay Özinel Tiyatrosu, Nokta Tiyatrosu, Tiyatro Ayna, Kent Oyunculan, Enis Fosforoğlu Tiyatrosu, AST, Gönül Ülkü - Gazanfer özcan Tiyatrosu, Ali Po>Tazoğlu Tiyatrosu, Tevfik Gdenbe Tiyatrosu, Lale Belkıs, Nisa Serezli - Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu, Hadi Çaman - Yeditepe Oyunculan, Gülriz Sunıri - Engin Cezzar Tiyatrosu, Müjdat Gezen, Nejat Uygur Tiyatrosu, Cihat Tamer - Ercan Yazgan Tiyatrosu, Ortaoyuncular ve Münir özkul'un, sergiledikleri oyunlardan birer parçayla yer aldıkları gece, tüm tiyatrocuların seslendirdiği eski müzikallerden birkaç dizenin bir araya getirilmesiyle oluşan "Yaşasın Tiyatro' başhkh bir potboriyle sona erdi. (Fbtoğraf: Ibrahim Günel) ŞİİR Turgut Uyaranıldı • Kültiir Servisi — Şair Turgut Uyar Karaca Tiyatro'da gerçekleştirilen bir dizi ctkinlikle anıJdı. Türkiye Yazarlar Sendikası'nca dün düzenlenen etkinlikler kapsamında şairin çeşitli dönemlerine ait fotoğraflardan oluşan bir dia gösterisi de sunuldu. TYS'nin düzenlediği geceye konuşmacı olarak Doğan Hızlan, özdemir Ince ve Atilla özkınmü katıldı. Gecede Celile Tolon da Turgut Uyar'ın şiirlerini okudu. Konuşmacılardan Atilla özkınmh, Turgut Uyar'ın bir edebiyat tarihçisinin sözleriyle sınırlandınlmayacak bir şair olduğunu söyledi. özkınmlı, Uyar için "hayatı şiirleriyle yargıladı" dedi. Şair Özdemir tnce de son altı yedi yıldır Türk şiirinin verdiği kayıplara dikkat çekti. Metin Eloğlu, Edip Cansever, Turgut Uyar ve Cemal Süreya. Bu şairleri Türk şürinin "dört büyüğü" olarak tanımlayan İnce, kendisini yalnız hissettiğini söyledi. (Fotoğraf: İbrahim Günel) SİNEMA tngiliz Akademi ÖdiiUeri • LONDRA (AA)— tngiliz Akademi ödülleri sahiplerini buldu. ödüllerin büyük bölümünü Amerikalı yönetmen Martin Scorsese'in "Goodfellas" (Sıkı Dostlar) ve Oscar ödüllü Italyan filmi "Cinema Paradiso" aldı. Amerikan mafyasınm şiddetle örülmüş yüzünü anlatan "Sıkı Dostlar" filmi, En lyi Film ve En lyi Senaryo ödülü'nü alırken yönetmeni Martin Scorsese de En lyi Yönetmen ödülü'ne layık görüldü. Geçen yılın En lyi Yabancı Film Oscan'nın sahibi Italyan yönetmen Guiseppe Tornatore'nin, bir sinema makinisti ile bir çocugun ilişkilerini anlatan "Cinema Paradiso" adlı fılmi, En lyi Aktör, En lyi Yardımcı Aktör ödüUeri dahil beş akademi ödülü aldı. En lyi Aktris ödülü "Driving Miss Daisy" (Bayan Daisy'nin Şoförü) adlı filmdeki rolüyle Jessica Tandy'ye verilirken En lyi Yardımcı Aktris ödülü'nü "Ghost" (Hayalet) adlı filmdeki rolüyle bu yıl Oscar'a da aynı dalda aday gösterilen Whoopi Goldberg kazandı. tngiliz aktris Deborah Kerr'e de sinema endüstrisine yarım yüzyıllık katkılanndan dolayı özel bir ödül verildi. KÜLTÜR-SANAT 10. ULUSLARARAS1İSTANBUL FİLMFESTİVALİ f Bekle Dedim Gölgeye' festivalin yanı sıra Ankara'da gösterimde Iki 12 arasındaki E'ler CUMHURÎYET/7 Atıf Yılmaz'ın, Ümit Kıvanç'ın aynı adh romanından perdeye aktardığı "Bekle Dedim Gölgeye", festivalde bugün, 22 ve 25 mart günleri gösteriliyor. Film ayrıca Ankara'da Akün Sineması'nda gösterime girdi. ATİLLA DORSAY Ümit Kıvanç'ın, üzüntü ve utangaçhkla söylüyorum, henüz okuyamadığun romanı "Bekle Dedim Gölgeye"den Atıf Yıl- maz'ın çıkardığı film, bu ilginç yönetmenimizin son yıllardaki en önemli, en çok tartışma ya- ratacak yapıtı gibi gözüküyor. "Berdd" gibi "koovanayonel" bir öyküden bile sinema olarak son kerte olgun bir film çıkaran (ve Berlin'de alçakgönüllü, ama çok değerli bir C.I.K.A.E. Sa- nat ve Deney Sinemalan Fede- rasyonu ödülü alan) Yılmaz, bu kez çok daha yenilikçi, "mo- dera" bir sinema örnegiyle ge- liyor karşımıza... "Bekle Dedim Goigeye'nin temel özelliği sanırım bir "sahte-gerüim" filmi olması. Başta işlenen bir cinayet ve ka- tilin (en azından katil gözüken genç adamın) filmin ortalanna doğru beliren yazgısı, füme gö- rünürde bir geriüm, bir polisi- ye filminin havasım taşıyor. Ne var ki Umit Kıvanç'ı da Aüf Yılmaz'ı da ilgilendiren bir po- lisiye entrikanm, bir "Kttil Idm" sorusunun çekiciliği değil. Yazar, ashnda bir "12 Eylöl romanı" yazmış. Daha doğru- sıı, tüm 12 Eylüllerin romanı ol- maya soyunmuş bir yapıt orta- ya koymuş. Romanın/filmin karşımıza ge- tirdikleri, yazann sanırım çok özel bir seçiminin sonucu olarak hepsinin de adı E harfiyle baş- OYUNCULAR ÇOK IYİ — "Bekle Dedim Gölgeye"de Aytaç Arman (yukanda), Haie Soygazi ve biitün oyuncular çok iyi bir oyrin çıkanyorlar. Senaryosunu Banş Pirhasania Ümit Kıvanç'ın yazdıklan filmin görunlu yönetmeni Orhan Oguz. Muzikteyse Ateşer'ie Tütüncü'nnn imzalan var. layan kahramanlar: Esra, Ersin, Erdal, Erdinç... Sinemamızda az görühnüş (daha doğrusu hiç görülmemiş) bir başanyla uygu- lanmış "geriye-dönüş" yöntemi sayesinde, bu kahramanlan fa- kültedeki öğrencilik ve devrim- cilik yıllanndan başlayıp baskı- lardan, tutukluluklardan, işken- celerden, bozgun ve çöküşlerden sonra gelip saplandıklan "şim- diki zaman"da tanıyoruz. Yani 1970 başlanndan 12 Eylül son- rasına (demek ki 1983-84'lere) dek uzanan bir zaman dilimi içinde... Bu arada, hepsi de dönemin politik olaylanna yakından ka- nsan, çeşitli eylemlere katılan kahramanlarımızdan Erdinç, yıllar gecip yeniden özgürlüğe kavuştuktan sonra bir zamanlar fakülteden tanıdığa insanlann başına gelenleri soruşturuyor, Erdal'ın öldürulmesini, Ersin'- in uyuştunıcu bağımhsı bir en- kaz haline gelmesini, Esra'nın ortalardan kaybolmasını izliyor. Ersin'i ancak acıldı sonuna ta- nık olmak için bulacak, Esra'- yı bulduğunda ise genç kadının ancak yıkıntısıyla karşılaşa- cakör... Evet, "Bekle Dedim Gölge- ye", bir çöküşün, bir yıkılışın, bir bozgunun öyküsü... Kişisel planda bir bozgun değil bu kuş- kusuz... 12'lerin arasına tüm bir yazgısını sıkıştırmış, 12 Mart'- tan 12 Eylül'e, toplumumuzu hallaç pamuğu gibi atan, iç den- gesizliklerden, rayma oturtula- mamış demokratikleşme çabala- nndan, çeşitli "dıs mihrak- lar"ın katkılanna dek uzanan bir etkenler yelpazesiyle yaşa- nan askeri darbelerin, çelişkile- rin, çatışmalann, düşmanlıkla- nn, kişisel ve toplu kıyımlann pençesinde, rüzgârlann önüne düşmüş yapraklar gibi savrulan bir (birkaç) kuşağm öyküsü. Bu açıdan, sinemamızın genel ka- lıplarını, klişelerini bu noktada (da) kıran ve bireyscl yazgılar- da, kuşaksal, giderek toplumsal yazgılan özetlemesini bilen bir yapısı var filmin... Filmin (belki de romanın) ki- şilikleri, klasik psikoloji ile ça- hşılıruş, bizlere çeşitli boyutla- rıyla tanıtılan, "dört başı mamur" kişiler değil. Bu açı- dan, onlan tanımamız, onlara katıhnamız, onlarla özdeşleşme- miz aslında kolay olmuyor. (Söz konusu kuşaklar, özellikle ben- zer olaylann dramını kişisel planda yaşamış olanlar sanı- nm bunu daha kolayca başara- bilecekler). Ancak bu "yadırga- balık", bu "yabancılaşfjnna", filmin sonuç olarak "modern" yamnı daha iyi pekiştiriyor, fil- min ve olaylar örgüsünün, gö- rüünüş, ahşılmış bir melodram (siyasal çağnşımlı da olsa bir melodram) kalıplanna dökül- mesini engelliyor. Bu açıdan, Banş Pirhasan / Ümit Kıvanç ikilisinin senaryosu, Yılmaz'a iyi bir malzeme veren, ekono- mik, özgün, "modern" bir se- naryo niteliğiyle filmin başan- sındaki birinci etken oluyor. Gerisi ise geliyor. Aöf Yü- maz, Türk sinemasının en iyi "dekupaj" ustalanndan biri ol- duğunu bir kez daha kanıtlıyor ve filmini özenli bir kurgula- mayla, örnek bir "geriye- dönüş" kullanımıyla, belirli bir plastik çabayla anlatıyor. Oyun- cular çok iyi. Orhan Oguz'un görüntü çalışması da kusursuz. Belki de filmin biraz soyut kalan kişilikleri, Esra'nın ol- dukça uzun monologJarı, 12 Mart'ı ve 12 Eylül'ü yaratan toplumsal koşullann, suufsal ol- gulann, gerideki bir "paşa" üvey baba, onun maşası bir oportünist avukat, birkaç kor- kak sermayeci gibi yan kişilerle verümesiyle yetinilmesi gibi öğe- ler, kimilerini tedirgin edebile- cektir. Ama ben "Bekle Dedim Gölgeye"nin sinemamızda yapı- lagelmiş en ilginç siyasal sinema örneklerinden ve "12 Eylül filmleri"nden birl olduğunu ve bu alanda ancak "Sis"le kıyas- lanabilecek bir düzeye eriştiği- ni düşünüyorum. Ve "genç" Atıf Yılmaz'ın bu "genç işi" fil- mini kendi adıma kutluyorum. BüGÜN ULIS Batının Sakin Havası (12.00,18.30), Duvarlar (15.00, 21.00) Be>«iki AIİMB Sweetie (12.00,18.30), Bakımsız Amca (15.00, 21.30) Beyv&a BeyuJJn: Menekşe Koyu (12.00), Ekran Âşıklan (15.00), ölürayak (18.30), Bekle Dedim Gölgeye (21.30) • m a a h e y Gazfc Korku Dunımu (12.00, 18.30), Cennetteki Gölgeler* (15.00, 21.30) Kadıköy Beks: Kurşun YıUar* (12.00), Cha Cha Cha (15.00), Üç Yıl (18.30), Annemiz 100 Yaşında* (21.30) u Av"a evet, "Tavşan!'a hayır YARIN 21.30) EOA: Kuzin Angelica* (12.00, 18.30), Pusu* (15.00, AtMms Tütsak Balon* (12.00, 18.30), Henry ve June (15.00, 21.30) mmymffm H e y « i t e Seyyar Satıcı (12.00), Iki Başlı Dev (15.00), Sinbad (18.30), Camdan Kalp (21.30) ftiMMİıij Gazfc Gizli Dosya (1200, 18.30), Ariel* (15.00, 21.30) Kadddiy I M K Ytlın Kahramanı (12.00), lntikam Vakti* (15.00), Besle Kargayı* (18.30), llle de Iskenderiye (21.30) * kanü oUn fflnder dektnmik Türkçe t&tyazıylM gösterfliyor. Kültür Servisi — "Belki de çok iyimserim. Filmimi bir kisi izlese bu beni mutlu eder. Ama prodüktörler böyle düşünmü- yor" diyor lspanyol yönetmen Carlos Saura. Dün basınla bir araya gelen Saura, her şeye geç geldiği gibi sinemaya da geç gel- diğini aktarıyor. Yönetmen, "fstanbul'a da geç kaldım ama işte buradayım" diyor. Saura, uzun yıllar "izleyici" kaldıktan sonra sinemacı ol- muş. Bu süreçte bir dizi "görün- tü silsileleri"ni aşması gerekmiş. Franco'nun öldüğü gece Mad- rid sokaklarında patlayan şam- panyalann sesinden başka bir şey duyulmadığını söyleyen Sa- ura, Franco dönemi lspanyol si- nemasının kendisini "büyülemediğini" aktarıyor. lspanyol yönetmenin filmle- ri yaşarmri akışına göre değişi- yor. Saura, Franco rejiminin "koyu baskıcı" yönetimi altın- da bile istediği filmleri yapmış. Belleğinde Franco yönetiminin uyguladığı sansür uygulamala- nndan kalan net bir anı "Av" filmiyle ilgili. Saura'mn bu fil- minde yer alan başlıklardan bi- ri "Tavşan Avı" olarak geçmiş. Sansür kurulu "Av"a evet, "Tavşan"a hayır demiş. Sau- ra'nm aktardığına göre Ispan- ya'da tavşan dişilik sembolü, pornografık bir öğe olduğundan sansürcüler rahatsız olmuşlar. Film öykülerinde detaylara inen Saura, teknik açıdan titiz bir yönetmen. Saura, "Filmle- rimdeki ana tema geçmişin, bu- gün üzerindeki etkisi üzerine kurulu. Anlattığım geçmiş aslın- da gerçek değil uydurulmuş' bir geçmiş" diyor. "BasiUik" Saura'nin yorumunda, "zor so- runlan basitçe çözümlemekle" bağlantıh bir tanım ve Kuzin Angelica "basit" bir film, aynı zamanda bugüne yansıyan "uy- durulmuş" geçmişe örnek bir model. Uzun konuşmaktan hoşlanan Saura bugünlerde lspanyol tele- vizyonu için Borges'in bir hikâ- yesini uyarhyor, Goya üzerine bir filmin de hazırhklan içinde. Saura'mn, oyunculan ile "si- hirli bir ilişkisi var. Yönetmen, "En duygusal ve kınlgan aktör- ler en iyi aktörlerdir. Bu insan- lan kıncı olmadan yönlendir- mek gerek" diyor. MEVZUATTAKI Karamanilerin sergisi Çanakkale Sanat Galerisi'nde Seramikte 33 yıl SON DEGIŞIKLIKLERI BİLİYOR MUSUNUZ? Lebib Yalkın Yayımlan, 37 yıldır mevzuatı izler. Değişen yapraklar sisfemiyle, her mevzuatın yürürlükte kalmasını, işlerin aksamamasını sağlar. Sizin de eksik ve eski mevzuatınız varsa, hemen yenileyin. Üstelik, Lebib Yalkın Yayımları'nın taksit veya peşin alımlarda indirim imkânlarından yararlanın. YAYINLARIMIZ • VERGl MEVZUATI • İŞ HUKUKU MEVZUATI • SENDİKALAR VE TOPLU SÖZLEŞME MEVZUATI • SOSYAL SİGORTA MEVZUATI • BAĞ-KUR MEVZUATI • BANKA VE SERMAYE PÎYASASI MEVZUATI • TÜRK PARASININ KIYMETİNİ KORUMA (KAMBİYO) MEVZUATI • TEŞVİK MEVZUATI • İTHALAT MEVZUATI • İHRACAT MEVZUATI • GÜMRÜK MEVZUATI • AVRUPA TOPLULUĞU (AET) MEVZUATI • TURİZM MEVZUATI • BELEDİYE MEVZUATI • İMAR MEVZUATI • DEVLET İHALE KANUNU VE İLGİLİ MEVZUAT • İMALAT SANAYll MEVZUATI • KOOPERATİFLER VE TOPLU KONUT MEVZUATI • SERBEST BÖLGELER KANUNU VE İLGtLl MEVZUAT • KAÇAKÇILIĞIN MEN VE TAKİBİNE DAİR KANUN VE İLGİLİ MEVZUAT Lütfen, yvr/miarmızla ilgili broşör ve sahj şarriarmı aşoğıdaki odresime yoKayın. - Adı, Soyadı: Mesleği: ijyeri ünvonı: - Adresi : LEBİB YALKIN YAY1MLAR1 ü v 1 ii Iv l v k i M v \ /. ıı a l " LEBİB YALKIN YAYIMLARI VE BASIM İŞLERİ A.Ş, BüyüUere Caddesı, Ecza Sokak (Eczocıba^ı Fabrikası yon sokoğı) ı No:6, SolterHonKaH.Gültepe 80640 • islanbul , Tel:179 67 50(8Ha»)Fcıx: 178 90 64 L* AHU ANTMEN tki isim var seramik ile özdeş, Ayfer ve Sabit Karamani... Otellerde, hastanelerde. banka- larda; her yerde rastlamak mümkün onlann yoğurduklan- aa. Iki sanatçı bugünlerde 33. yıllannı kutluyorlar. Seramikte 33 yıl... Bu nedenle Çanakkale Sanat Galerisi'nde açtıkları serginin adı da bu: "Seramikte 33 Yd". Yülarca her türlü temayı yoğur- dular çamura. Bu son serğilerin- de ise Ayfer Karamani antik çerçeveler içinde güncel yorumu yakalamaya çahşıyor, zamanın birikimiyle hazırladıgı çerçeve- lerin içine kendi yaratıcılığmın yan soyut insanlarmı yerleştiri- yor. Sabit Karamani ise 'tekerlek' üzerinde duru- yor:"lnsanlıgın en güzel bulu- şn, formlann kusursuz sembo- lü, matematigin, evrenin, son- suzluğun simgesi daire..." 1957'de Istanbul Devlet Gü- zel Sanatlar Akademisi'nin tek- stil ve seramik bölümlerini biti- ren Ayfer Karamani, "O gün bngündür elimde çamur, fınnın ısısını gödevip sıriaria kucakla- şıp bir şeyler yaratma sevincini yaşıyorum" diyor. Ilk sergisini 1954'te açan sanatçı, 1%2'de katıldığı Prag'daki seramik ser- gisinde gümüş madalya almıştı. Birçok yurtiçi serginin yanı sı- ra yurtdışında ilk kişisel sergi- sini 1985'te Paris Adalet Sara- yı Galerisi'nde açan sanatçı, 1987'de de Avignon'da bir kar- ma sergiye çagnhmştı. Sabit Karamarli de yine aynı yıllarda başlamış seramik ile il- gilenmeye. önceleri elektronik çalışmalan arasında amatör fo- toğrafçıhk yapan sanatçı, Ayfer Karamani'nin Akademi'den mezun olduğu yıllarda seramik sın araştırmalanna başlamış. Ayfer Karamani- 'Aşk'ı yoğurayor. Seramik, Karamanilerin bir- likteliklerini pekiştirmiş belki, ama ashnda çalışma tarzlan, "olaya" yaklaşım biçimleri ta- mamen farkh. Urettiklerinde de açıkça görülüyor bu. "Sadece aynı atölyede çalışıyoruz" diyor Ayfer Karamani ve anlatıyor: "Kişilik yapunız, dolajTSiyla ça- lışma tarzımız yüzde yüz fark- lı. Sabit'in yogurdugu çamura ben kullanmam. Ona herhangi bir fikir vermem. Birbirimizi nnutarak çalışıyoruz." Ayfer Karamani hep daha duygusal. Daha "içten gderek" çahşıyor. Sabit Karamani ise es- kiz çıkartmadan çalışmayan, ça- muru eline ahnadan uzun bir düşünme süreci geçiren biri. Seçtikleri temalar da birbirinden oldukça farkh. Ayfer Karama- ni uzun yıllardır "aşk" teması- nı yoğuruyor. Costner'a ödül • NEW YORK (AA) — "Kurtlarla Dans" adh film ile yönetmenliğe baslayan Kevin Costner, "Amerikan Yönetmenler Loncası" ödülünu kazandı. ödül, Costner'e Beverly Hills'te düzenlenen törenle verildi. Kızılderililer arasında yaşayan bir Amerikan süvarisinin öyküsünü anlatan fiimde Costner aynca başrolde oynuyor. Odüle aday gösterilen diğer yönetmenler arasında "Baba-3" filminin yönetmeni, sinema ustası Francis Ford Coppola da bulunuyordu. China Band'dan • Kültür Servisi— Şehir Tiyatrolan'nın kültür etkinlikleri kapsamında bugün saat 16.00'da Harbiye Muhsin Ertuğrul'da bir pop-rock konseri yer alıyor. 1987 yılında kurulan, Hakan özer (keyboard), Cem özkan (bas), Tuncer Tünceli (gitar), Yusuf Tunceli (davul) ve ömer Ahunbay'dan (vokal) oluşan The China Band adlı topluluk, new wave, pop-rock türünde müzik yapıyor ve kendi bestelerini seslendiriyor. W ^ n Çizenler" sergi-söyleşisi • Kültür Servisi— Çemberlitaş Basın Müzesi'nde bugün karikatür konulu bir söyleşi ile "Yan Çizenler" başlıklı serginin açılışı yer alıyor. Saat 16.00'da yapılacak "Karikatür Neden Çizilir?" konuiu söyleşiye psikolog Mahpeyker Koçgündüz, Vasfı Rıza Zobu ve Nedret Selçuker katılıyorlar. Söyleşinin ardından açılacak olan sergi ise karikatürle ilgisi olmayan çeşitli ünlü isimlerin çizgilerinden oluşuyor. Festivalde 'Menekşe Koyu* • Kültür Servisi— Yaşar Kemal'in "Ağır Akan Su" adlı öyküsünden Barbro Karabuda'nın uyarlayıp yönettiği, başrollerini Turkân Şoray ile Isveçli oyuncu Sven Wollter'in üstlendikleri "Menekşe Koyu" adh film ilk kez Uluslararası tstanbui Film Festivali kapsamında bugün saat 12.00'de Beyoglu Sineması'nda gösterilecek. Türk-lsveç ortak yapımı olarak gerçekleşen film, küçük ve içine kapalı bir balıkçı köyîlne bir gün uzaklardan çıkıp gelen bir bahkçınm, Kerem Usta'nın öyküsünü anlatıyor. BUGÜN • Karakoç sergisi Fevzi Karakoç'un yeni resim sergisi saat 16.00'da Tem Sanat Galerisi'nde açılıyor. • Türk müziği Ruhi Ayangil yönetimindeki Türk Müziği Örkestra ve Korosu, saat 2O.3O'da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde bir konser veriyor. bugün bilsak 19 MART SALI: 19.00PekModemJazz2: "19501erdcJohnColirane, Miles Davis Dışı Gelişmeler: Omeite Collcman" Düzenleyen: Taner ÇELENSU 19.00 Sanat Escrinin Anlamı, Yorumu, Dcğcrlendirilmesi: "Soyut Sanat: Kandınski, Mondrian, Maleviç, Klee" Erol COŞKUNER Ta'i Chi Chu'an Hareketli Medilasjon tlhan GUNGÖREN (Her Sa. 14.00-20.00) Cafe-Foyer-Bar(Giriş) 12.00-00.30 Rock Cafe-Bar(5.Kat) 15.00-18.00 HeavyMetal 18.00-24.00 Rock 21.30 Erkin KORAY \ i bilsak, sırasclvilcr cad., soğancı sok. 7 cihangir 143 28 79-99
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog