Bugünden 1930'a 5,408,922 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

75 MART 1991 MÜZİK KÜLTÜR-SANAT CUMHURÎYET/7 Jazzpar ödiilü Murray'ın • KOPENHAG — Danimarka'da dağıtılmasına karşılık cazın anavatanı ABD'de bile Caz Oscan olarak anılan Jazzpar ödülü bu yıl, geçen yıl da ödüle aday gösterilen, ancak ödülü alamayan siyah saksofoncu David Murray'a verildi. Kopenhag'ta dün akşam düzenlenen bir konserle sahibine iletilen ödül, maddi olarak da caz dünyasmda dagıtılan en büytik ödül: 200 bin kron (yaklaşık 120 milyon lira). Danimarka Caz Merkezi'nin dağıttığı ödülün maddı yönü bir tütün fınnasından, Skandinavisk Tobakskompagni'den kaynaklanıyor. Uluslararası caz uzmanlarından oluşan jüri, ödül sahibini seçerken önceden "yıldız" statüsüne sahip olmayan, "daha fazla ilgiye layık" müzisyenleri seçme cesaretinden dolayı ödülü caz dünyasında saygın bir yere oturtmuş durumda. Bu yıl ikinci defa verilen Jazzpar ödülünün ilki geçen yıl piyanist ve besteci Muhal Richard Abrams'a verilmişti. ödülün bu yılki sahibi David Murray avantgarde cazı, gelenekselle birleştiren cazcılardan biri olarak yeni klasikçilerden sayıhyor. BALE Dansçılar koregraf oldu • Kültür Servisi — lstanbul Devlet Balesi'nin sahnelediği birer perdelik dört bale yapıtı bu akşam saat 20.00'de ilk kez seyirci karşısına çıkacak. Devlet Balesi dansçılanmn ilk koregrafı denemesi olan çalışmalar 22 mart günü de yine AKM Konser Salonu'nda izlenebilecek. Gösteri, koregrafisini Nil Berkan'ın yaptığı "Kadın", Haldun Yedican'ın yaptığı "Ziyaretçi" ile Yavuz özdel'in caJışması "Dino ile Ceren" ve Sibel Kasapoğlu'nun çahması "lkisi"nden oluşuyor. Dört kısa balenin dekorlarını Selçuk Tollu, kostümlerini ise Ayşegül Alev hazırladı. GÖSTERİ Dünya palyaçoları Ingiltere'de • Kültür Servisi — İngiliz Turizm Örgütü (BTA) yetkililerinden ahnan bilgiye göre Dünya Palyaçolar Kongresi 17 mart tarihine dek Ingiltere'nin Bognor Regis şehrinde yapılıyor. Amerika, Kanada, İngiltere, İsveç, . Danimarka, Hollanda, Fransa, Aimanya ve hatta Rusya ve Yeni Zelanda'dan yaklaşık 1000 palyaçonun katılacağı kongre ile İngiltere yedinci kez dünya palyaçolarına kucak açacak. İlk üç gün boyunca konuşma ve semincrlerle devam edecek olan kongrede, dünya palyaçoları palyaçoluğun bir sanat olarak devam etmesi ve geliştirilmesi amacıvla görüş alışverişinde bulunacaklar. Kongrenin son iki günü halka açık olacak. Bognor Regis sokaklarının yarın düzenlenecek geçit töreniyle çılgın gösterilere sahne olacağını bildiren tngiliz Tlırizm örgütü (BTA) yetkililerine göre palyaço giysileri içindeki yüzlerce çocuğun ve halkın, bando eşliğinde palyaçolara katılması izlenmeye değer bir manzara oluşturacak. Aynı gece düzenlenecek gala şovda, kongre için hazırladıklan son gösterilerini sergileyecek olan palyaçolar, gündüzleri sokaklara dağılarak halka bedava gösteri yapacaklar. tnsanların günlük dertlerden uzak, doyasıya gülüp eğlenmelerini sağlayacak olan kongre 17 martta sona erecek. Kafkas halk dansları • Kültür Servisi — tstanbul Kafkas Halk Danslan Turizm ve Folklor Araştırma Derneği'nın gösterisi bugün saat 21.00'de lstanbul Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda izlenebilır. Dernek 40 dansçı ve geniş bir müzisyen topluluğu ile izleyici karşısına çıkacak. lstanbul Kafkas Halk Danslan Turizm ve Folklor Araştırma Derneği, Fransa'da her yıl düzenlenen Dijon Halk Danslan Festivali'nde Türkiye*yi temsil ediyor. SİNEMA Üç film haşlıyor I Kültür Servisi — Festivale rağmen film şirketleri yeni fîlmlerini peş peşe gösterime sokuyor. "Havana" ve "Akıl Hocası" fümlerinin yam sıra bugün üç film daha gösterime giriyor. "Gel Cenneti Gör", "öldüresiye Sevmek" ve "Biz Melek Değiliz:' Yönetmenliğini Alan Parker'ın yaptığı Dennis Quaid Tamily Tomita ve Sab Sbimono'nun başrollerini üstlendiği "Gel Cenneti Gör" Beyoğlu Sinepop, Kadıköy Moda ve Çemberlitaş Şafak" sinemalannda gösterilecek. 1941 Pearl Harbour baskınından kesitler sunan film bir aşk öyküsünü konu alıyor. Tanınmış Amerikalı yönetmen Lavrence Kasdan'ın yönettiği "öldüresiye Sevmek" Harbiye As 2 ve Çemberlitaş Şafak 3 sinemalan, Kadıköy As, Ankara Gölbaşı ve Izmir tzmir sinemalannda gösterime giriyor. Başrollerini Kevin Kline Tracey Ullman, Joan Plovright, River Phoenbc ve William Hurt'ün paylaştıklan film birbirini "öldüresiye" seven iki âşığın komik öyküsünü anlatıyor. Neil Jordan'ın yönettiği "Biz Melek Değiliz" fihni ise iyi ve kötü üzerine bu iki kavramı irdeleyen bir film, başrollerde Robert de Niro ve Sean Penn oynuyorlar. Film Beyoğlu Lale, Kadıköy Kadıköy, Ankara'da Metropol ve Adana'da An sinemalannda başlayacak. TİYATRO DSTMen açlık grevi • Kültür Servisi — Diyarbakır Sanat Tiyatrosu oyunculannm İstanbul'da sahneleyecekleri "Ateşin Oyküsü" adlı oyun lstanbul Valiliği'nce 2559 sayıh Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun EK-1 ve 5442 sayıh kanunun üçüncü maddesi uyannca sakıncalı bulunarak yasaklandı. DST yöneticisi Cuma Boynukara'dan edinilen bilgiye göre yasaklama kararı kendilerine 8 mart günü tebliğ edildi. Şimdiye dek hiç sahnelenmediği belirtilen oyuna getirilen yasak kararına karşı yürutmeyi durdurma karannın alınması için DST yöneticileri önceki gün tstanbul Bölge Idare Mahkemesi'ne başvurdular. öte vandan DST yönetici ve oyunculanndan 32 kişinin HEP'in istanbul il merkezinde üç gündür devam ettıkleri eçlık grevine bugün saat 17.00'de son verecekleri bildirildi. SEVEMA/AltLLÂ DORSÂY Akira Kurosava'nın 'Düşler'i, çağına katılmış bir yaşlı adamın olgunluk ürünü Siz de dtiş görebîlîrsinizDiişler (Akira Kurosava's Dreams) / Yönetim ve senaryo: Akira Kurosava / Görüntü: Takae Saito / Müzik: Shinichire îkebe / Oyuncular: Akira Terao, Mitsuko Baisho, Mieko Harada, Chishu Ryu, Hisashi İgavva, Mitsunori lsaki / Bir Waxner Bros fîlmi (Harbiye As) Körün istediği bir gözmüş, Tann'run verdiğl iki!.. Bir mev- simde hem de art arda iki Ku- rosava filmi birden izleyebil- mek... Sinemaseverler için ger- çek bir keyif değil mi bu? Kurosava'nın sondan bir ön- ceki filmi (sanatçı şu aralar ye- ni bir film çekiyor) olan "Diiş- ler", gerçekten de ömrünün son- lanna yaklaşmış, yaşamış ve ça- ğma katılmış, her şeyi izlemiş ve sorumluluklarını duyumsamış bir yaşlı adamın olgunluk ürü- nü.. Alabildiğine kişisel ve ala- bildiğine evrensel bir film bu... En kişisel, öznel korkulan, kay- gıları, umut ve sevinçleri anla- tan, ama hemen her öyküsünde (sekiz tane var) tüm insanlara yönelik bir bildiri içermesine de cahşılmış bir film. (Ama kimi- lerinde belki biraz fazla calışıl- mış!) Kuşkusuz 8 öykü de aynı ba- şarı duzeyinde değil. Ben kendi adıma en çok ilk öyküleri sev- dim. "Yagmur Arasudan Guneş Parhyor" ve "Şeftali Babçesi" adlı öyküler, Kurosava'nın ço- cukluğuyla ilintili. Bu öyküler- de, dünyanın ve evrenin, tüm gi- zemi, törenselliği ve ürkünçlü- ğüyle, bir çocuğun gözlerinden görülmesi soz konusu gerçekten de.. Ve bu öykülere sinmiş olan yalm, şiirsel ve naif atmosfer, kolay unutulabilecek gibi değil. "Şeftali Bahçesi" son 3 öyküde yeniden karşımıza gelecek olan "çevresel kaygılan" da bağnn- da taşıyor. Bunlan izleyen Tipi" ve Tünel'*, bütünün en yoğun, en dramatik, en gizemli öyküleri. "Tipi"de kaybolan 4 adam ve bunlardan birine dayamlmaz bir peri kızı görünumünde elini SU DEĞtRMENLERİNÎN KÖYÜ- Akira Kurosava'mn 'Düşkr' fllminin son böiaraü *Sn Degirmenlerinin Köyti' başhgını taşıyor. Bn bolum yaşlı bir bilge aracılığıyla insan-doğa dengesinin korunması gerekliliğini vurguluyor. uzatan "dlüm" ya da Azraıl... Bu öyküde ulaşılan sinemasal düzey ve anlatılanla sinema di- linin birbirinden ayrılamaz or- ganik bağı, tam bir sinema der- si. "Tnnel" ise yine ölümle Uiş- kili. Savaşta tüm birliğini yitir- miş, ama kendisi hayatta kâlmış bir subayın, bir "cehennem kö- pegi" tarafından beklenen bir tüneli aştıktan sonra, savaş ölu- leriyle ve ölülerden oluşmuş tüm birliğiyle karşılaşmasının öyku- sü.. Herkes, hepimiz tarafından görülebilecek, belki de görül- müş olan ve herkesin ölüp bir tek kendimizin hayatta kaldığı ürkünç bir dünyayı bizlere su- nan, kimbilir hangı insancıl ve değişmez bilinçaltı korkuların- dan, dehşet. savaş ve olumle önılmüş bir dünyanın her yan- dan yansıyan göruntülerinden kaynaklanmış tuyler ürpertici bir film... "Kargalar", filmin en "san- sasyonel" bölümü... Bu bölüm- de Van Gogh rolünü bir diğer ünlü yönetmene, Martin Scorse- se'e vermesi, bilmiyorum Kuro- sava'nın "rekJama" yanıyla mı açıklanabilir? Gerçek şu ki Scorsese, kızıl sakalıyla mükem- mel bir Van Gogh oluyor. Ve ün- lü ressamın peşine düşüp onun resimlerinden, fırça darbelerin- den, renklerinden, perspektif anlayışından oluşan bir dünya- ya dalan genç bir Japon (elbet- te Kurosava'nın kendisi), sine- mada az görülmüş bir estetik dünya, bir resim/sinema birleş- mesi oluşturuyor. Son 3 bölümde bizce işler bi- raz bozuluyor. Nükleer bir fela- keti gösteren "Kırmın Fuji Dag- lan", felaket-sonrasını işleyen "Ağlmyan Dev" ve yaşlı bir bil- ge aracılığıyla, insan-doğa den- gesinin korunması gerekliliğini vurgulayan "Sn Değirmenleri- nin Köyü", bir anlamda Kurosa- va'nın yıllar yılı benzer konula- n, öyküleri ticari öğelerle dona- tıp karşımıza getiregelen Holly- vvood sinemasma yanıtlan... Ne var ki bu bölümler, içer- dikleri yüksek sinemasal düze- ye karşın, öz olarak insanı biraz irkiltiyoj. Çünkü Kurosava, bu bölünilerde, kimi yazarların (ör- neğin Mehmet Basutçu dostu- mun) da Cannes Şenliği sonra- sında belirttiği gibi, bir tür bi- lim karşıtı, giderek bilim-düş- manı tavra saplanıyor ve biiimi, onun insanoğluna getirdiklerini bir bütün olarak yadsımaya dek gidiyor. Kuşkusuz Kurosava'nın asıl amacı bu değil. Ancak yaşlı si- nemacıda daha "Dersu Uzala" dan beri belirgin olan çevresel kaygılar, bu bölümlerde doruğu- na çıkıyor ve bilge Kurosava, belki aşın tonlar içeren bir bil- diriyle bizlere dünyanın gelece- ği konusunda oldukça karanlık ve karamsar bir tablo çizmeye soyunuyor. En azından, bilim adamlarının, ömrünü bilime adamışların filme tepkisi anla- şılabiliı bir tepki. "Düşkr", sonuç olarak zaaf- lan ve erdemleri, bilgelikleriyle çocuksu yanlannı bağdaştıran görkemli bir sinema olayı, bü- yük bir sinema dersi. "Ran"dan sonra ekranlanmızı şenlendiren bir diğer büyük sinema olayı. Si- nemaseverlerin bu güzel fırsatı da (hem de yeni açılmış güzel, modern bir salonda) değerlendi- recekleri kuşkusuz... Bob Rafelson'un 'Kara Güneş Dağları', seyirciyi düşünmeye çağıran bir film Karanlığınyüreğindeki aydınlıkKara Güaeş Dagları (Mountains of the Moon) / Yönetmen: Bob Rafelson / Senaryo: William Harrison, Bob Rafelson / Görüntü: Roger Deakins / Müzik: Michael Snall / Oyuncular: İain Glen, Patrick Bergin, Richard E.Grant, Fiona Shavv, John Savident, James Villiers / Bir Columbia - Tri Star filmi / 135 dakika (Sinepop, Şafak) Amerikan sineması içinde ol- dukça aynksı, neredeyse deney- ci bir yer tutan Bob Rafelson, bu kez geniş seyirci kesimlerini ilgilendirebilecek, oldukça çeki- ci bir filmle karşımızda... "Beş Kolay Parça", "Postacı Kapı- yı 2 Kere Çalar", "Kara Dul" gibi fürnlerin yönetmeni, bu kez 1860'larda geçmiş gerçek bir olaya dayanan bir öykü anlatı- yor bizlere... Ve iki İngiliz "kâ- şifi"nin, Richard Bunon (bizim bildiğimiz Burton degil!) ve John Speke'in "NU'in kaynagı- nı bulmak" için Afrika'nın de- rinlerine doğru yaptığı tarihsel yolculuğu anlatıyor. "Kara Güneş Daglan", gör- kemli bir serüven filminin kalıp- ları ve verilen ile daha derinlik- GERÇEK BtR OLAYDAN — "Postacı Kapıyı tki Kere Çalar", "Kara Dul" gibi yapiüaruı yönet- meni Bob Rafelson, "Kara Güneş Daglan" adlı filminde 1860'tenn gerçek bir olayından yoJa çıkıyor. li bir ruhbilimsel irdelemenın ge- reklerini ustaea kaynaştıran ve rahatça izlendiği kadar, seyirci- sini düşünmeye de çağıran bir film... Geçen yüzyılda İngiliz emperyalizminin ekonomik çı- karlanyla, gerçek, otantik ve in- sanal bir merak, öğrenme ve keşif duygusunun birbirine ka- nştığı, nerdeyse eşit iki pay oluş- tuğu keşifler, ırak bolgelere yol- culuklar, biümsel araştırmalann hoş bir örneğini sergiliyor film... Nil'in kaynağıra bulmaya gi- denlerde, elbette tüm unlü ke- şifieri yapmış olanlar gibi doğal ve önlenemez bir merak ve ke- şif duygusu egemen. Ama yüz- yıllar boyu dunyayı yonetmiş bir toplumdan gelmenin kaçınıl- maz kıldığı bir şey daha var: Bu toplum için, dunyayı keşfet- mek, o vahşi yörelere "uygar- hk götürmek" sanki Tann'nın verdiği bir haktır, bir görevdir, kutsal bir misyondur. Ne var ki Richard Burton'm iiginç ve karmaşık kişiligi, bu kalıplan kıracak ve filmdeki o unutulmaz konuşmasında be- lirttiği gibi, bu insanlan, bu uzak uygarlıklan, bu yabana kulturleri anlamanın, çözümle- menin, o bildik İngiliz külturü, "sevişmeyi bile unutmuş" İngi- liz tarzı yaşam ölçutleriyle ola- naksızlığınm altı çizilecektir. Bu yakın-tarihsel fon ve Nub- ya topraklanıun içerdigi kaçırul- maz egzotizm dışında, "Kara Güneş Daglan", aynı zamanda bir dostluk, giderek bir aşk öy- küsü... Birbirlerinden o denli farklı, giderek zıt olan iki erke- ğûı bu görkemli serüven boyun- ca birbirlerine duyduklan ger- çek dostluk ve sevgi, ne yazık ki sonunda "araya girenler"in de körüklediğı çıkar ilişkileri ve başka şeylerle bozulacaktır. Ama Speke'in daha zayıf olan kişiligi, bu "ihanef'in altında tümüyle ezilmekten de kurtula- mayacaktır. "Kara Güneş Daglan", ço- cukluğumuzun serüven filmleri- nin kimi kalıplannı çok daha çağdaş ve modern bir sinemanın verfleriyle donatmış, ilgiye değer bir film. Bu açıdan izlenmeyi hak ediyor. Brando'nun başrol oynadığı 'The Freshman' (Akıl Hocası) gösterime giriyor Brando bu kez komik bir 'Baba' 'AKIL HOCASI' BRANDO— Marion Brando, yönetmen And- rew Bergraan'ın imzasını taşıyan fDmde genç oyuncu Mathe» Bro- derick'in 'akıl bocası' rolünde. Filmin konusu parasız kalan bir gençle bir dolandırıcının bareketli oyküsü. Kültür Servisi — Marion Brando'nun başrol oynadığı "Akıl Hocası - The Freshman" bugun Beyoğlu Fitaş, Şişli Nova- Baran, Kadıköy Yıldız, Ankara- da Batı ve Izmir'de Çınar sine- malannda gösterime giriyor. Filmlerde genellikle "çıkma- za giren" kişileri ele alan ve on- ların 'işleri yoluna sokma" ça- balarını işleyen yönetmen And- rew Bergraan'ın imzasını taşıyan film, sinema öğrenimi görmek üzere New York'a giden ve bu koca.nan kente ayak basar bas- maz bütün eşyasını ve parasını çaldıran bir gencin çaresizliğiy- le başlıyor. "Akıl Hocası", bu sıradan gi- rişle başlıyor ve bu gencin bir dolandırıcıyla tanışmasıyla ha- reketleniyor. Parasız kalan gen- cin bir anda "şansı" dönüyor; "iş sahibi" oluyor: Işi, havaaa- lanından bir paket altnak, pake- tin içinde ise hayır, uyuşturucu değil, "komodo ejderi" var. Nesli tükenmek uzere olan ve ender bulunan bir Endonezya kertenkelesi... Filmin senaryosuna da imza- sını atan yönetmen Andre%v Bergman, bir gazetede okuduğu haberden esialenmiş: Yeraltı dUnyasından bir adam, ülkeye gizlice tehlikeli hayvanlar soktu- ğu gerekçesiyle tutuklanır... "Akıl Hocası"nın başrol oyuncusu Marlon Brando, ko- medi türundeki bu fîlmde san- ki yeniden bir "baba" canlandı- rıyor, ama bu kez alay ederek. Yine yeraltı dünyasının karan- lıklannda gezinen Brando, bu kez "Baba"nın ünlü Don Vito Corleone*u değil de Carmine Sa- batini... Yoksa Brando tehlikeli hayvan kaçakçılığı yapan Car- mine Sabatini kıhğına girip ef- saneleşmiş "Baba" rolüyle dal- ga mı geçiyor? "RıhtamlarÜzerinde" filmiyle ilk "Baba" filminde çizdiği Don Corleone tiplemesiyle ikinci Os- car'ını alan Marlon Brando, "Viva Zapata", "JuKus Ceasar", "Sayanora", "Paris'te Son Tango" filmleriyle de aynı ödü- le ada> gösterilmişti. Brando şu sıralar kendi yazdığı ve yönete- cegi filmi "Jericho" üzerinde ça- lışıyor. Marlon Brando ile başrolleri paylaşan genç oyuncu Mattbew Broderick filmdeki rolünü, "Brando" adını duyar duymaz, senaryoyu okumadan kabul et- miş. Gosteri dünyasına tiyatroy- la giren Broderick, "Brighton Beach Memoirs" filmiyle Tony ödulü almıştı. Sinema izleyicileri oyuncuyu Dustin Hoffman ve Sean Connen. ile birlıkte rol al- dığı "Aile Bağlan-Family Busi- ness" filminden anımsayacak- lardır. Yapımcılığını Mike LobeH'in, görüntü yonetmenüğini VVilliam A. Fraker'in üstlendiği filmin di- ğer rollerinde Bruno Kirby, Pe- nelope Ann Miller ve Frank Whaley oynuyor. Filmin müzi- ği ı^e David Newman'a ait. Operanın kaybı • BLOOBİNGTON (ABD) (AA) — Dunyaca ünlü opera sanatçısı Bas Nicola Rossi-Lemeni (70), karaciğer kanserinden öldü. İndiana Üniversitesi'nde müzik hocası olarak görev yapan Rossi-Lemeni son derece geniş bir repertuara sahipti. Sanatçı, "L'assasino Nella Cattedrale" (Katedralde Cinayet) adlı operada Thomas Beckett'i yorumlama tarzıyla en büyük başanlanndan birini elde etmişti. Bu opera, Vatikan'da sahneye koyulan ilk eser olmasıyla önem taşıyor. 'İstanbul' fotograflan • Kültör Servisi — lstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Yıldız Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Fotoğraf Programı'nın işbirliği ile düzenlenen "lstanbul" konulu fotoğraf yanşması sonuçlandı. 119 kişinin katıldığı yanşmada, Prof. Süha Tonçr, Hilmi Yavuz, Barbaros Gürsel, Sabit Kalfagil ve Mehmet Bayhan'dan oluşan seçici kunıl, R. Gökhan'ı birinci, Maggie Danon'u ikinci ve Fethi tzan'ı üçüncü seçti. Yanşmada, Yusuf Danverli, Mehmet Kısmet ve Mustafa Kocabaşı mansiyon aldılar. 'Hamlet' geliyor • Kültür Servfai — Franco- Zeffırelli'nin yönettiği, Mel Gibson ve Glenn aose'un başlıca rollerini paylaştıklan "Hamlet" adb film, 12 nisandan itibaren İstanbul sinemalannda gösterilecek. "Hamlet", bu yılın Oscar adaylan arasında yer alıyor. FIAP ödülü Izaıra verildi • tSTANBUL (AA) - Fotoğraf Sanatı Uluslararası Federasyonu'nca (FIAP) Kodak firmasının desteğiyle düzenlenen fotoğraf yanşmasınm sonuçları açıklandı. Sadece amatör fotoğrafçılâra açık olan yanşmada, Fethi Izan'ın fotoğrafian birinciliğe değer görüldü. Her ülkedd v —^^^ düzenlenen bu yanşmada - birinci olan eserler, uluslararası düzeyde düzenlenen fotoğraf yarışmasına katılacak. Resim kursu • Kültür Servisi — Sanat Kültür ve Turizm Geliştirme Kooperatifi (TUSAK), Görsel Sanatlar Kolu bünyesinde bir resim kursu düzenledi. Kursta resim ile ilgili tüm teknik ve uygulamah bilgilerin yanı sıra kuramsal bilgiler de işlenecek. Başvuru suresi 30 Man 1991 tarihine kadar sürecek olan kurs için geniş bilgi TUSAK Alemdar Cad. ömer Yeğen lşhanı Kat: 5 Zonguldak adresine şahsen, PK 75 (67001) Zonguldak adresine de mektupla başvurularak sağlanabilinir. BUGÜN • Sanatçı Kemal Tahir, Kemal Tahir'in Sanatçı Kişiligi ve Eserleri konulu söyleşi saat 16.30'da İÜ öğrenci Kültür Merkezı Tiyatro Salonu'nda. • Sadak'ın konferansı Yalçuı Sadak'ın "Modernist ve Post-Modernist Sanatta Alıntılar Sorunu" konulu konferansı saat 16.00'da Atatürk Kitaplığı'nda. • Dişl Şeytan Dişi Şeytan adlı füm Pendik Ataturk Kültürevi'nde saat 18.30 ve 21.00'de izlenebilir. bugün bilsak 15 MART CUMA : 19.00 GunlcrinGötürdügü: "Körfcz Savaşından Sonra Filisün"FaikBULUT, Abdıınuhman DİLÎPAK, Ardan ZENTÜRK 19J0 BilsakTiyauoAtölycsi "IşlcBaşîşıcGövdcîşte Kanaüar" Yazan: Scvim BURAK Görsel Sanat Atölyeleri Mchma GÜLERYÜZ yönciimindc(Pcr. - Cum.) Care-Foyer-Bar(Giriş) 12.00-00.30 Rock Cafe-Bar(5.Kaı) 15.00-18.00 HeavyMctal 18.00-24.00 Rock bilsak, sırasclvilcr cad., soğancı sok. 7 cihangir 143 28 79-99
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog