Bugünden 1930'a 5,403,657 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/4 HABERLER KöRFEZSAVAŞISONRASI TÜRKİYE VEKÜKTLER tsveç'tekiKürt konferansına katılacak olan Aksoy, Türk ve Ekmeıv Resmi görüş \ıkılcb 15 MART 1991 •Babıali ile sohbet' • tç Politika Servisi — Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği "Babıâli ile Sohbet" toplantılannın dördüncüsü 18 mart pazartesi günü saat 20.00'de The Marmara Oteli'nde yapılacak. Parti içi demokrasi konusunun ele almacağı toplantıya ANAP Gaziantep Milletvekili Hasan Celal Güzel, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası Jlişkiler Bölümü Başkanı Prof.Dr. Üstün Ergüder ve gazeteci- yazar Altan Öymen konuşmacı olarak katılacaklar. Üniversite karşı • ANKARA (Cumhuriyel Biirosu) — Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde görevli bini aşkın öğretim üyesi ve görevlisi tarafından imzalanan bir deklarasyonda, özerk bir Kürt devleti kurulmasına aydınların karşı olduğu savunuldu. Deklarasyonda, "Türkiye devleti ve Türk milletıni temsil ettiğini iddia eden hiçbir mercii ve şahsın yeni bir azınlık yaratmaya yetkisi yoktur" denildi. Milletlerarası anlaşmalarda azınlık olarak kabul edilen Ermeni, Yahudi ve Rum vatandaşlardan başka azınlık unsurunun bulunmadığı savunulan deklarasyonda, "Dili Törkçe olan Türkiye devletinde azınlıklar dışında herkesin Türk tanındığı ve bilindiği" görüşüne yer verildi. Bahçelievler katliamı K m ANKARA (ANKA) — Başbakanlık, Bahçelievler'deki 7 TİP üyesini öldürmekten idam cezasına çarptınlan ülküculer HaJuk Kırca ve Ahmet Ercüment Gedikli'nin dosyalarını TBMM'den geri çekti. TCK'da yapılan değişiklikle bazı suçlardan idam cezasının kaldırılması nedeniyle Başbakanlık, Meclis'ten Haluk Kırca ve Ahmet Ercüment Gedikli'nin yanı sıra Cengiz Ayhan ve Hüseyin Gungör'e ait dosyaları da Milli Savunma Bakanlığfna göndermek üzere çekti. Yasa değişikliği ile idam cezaları müebbete çevrildiği için dosyası Meclis'ten geri çekilenlerin sayıs"ı 66'ya ulaştı. Ceza tecili • ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) — Adalet Bakanı Oltan Sungurlu,* Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın "cezaevlerini tamamen boşaltın" şeklindeki sözlerinin uygulamada sıkıntı yaratabileceğini söyledi. Sungurlu, gazetecilerin sorusu üzerine, İnfaz Yasası'nda değişiklik yaparak, ceza tecilinin sağlanması konusunda henüz aşamadıkları bazı sorunlar bulunduğunu belirterek, şöyle dedi: "Idama mahkûm olmuş bir insanı düşünün. Bunun mahkûmiyetini tecil ettiğimizi varsayın. Çünkü Cumhurbaşkanı 'cezaevlerini tamamen boşaltın' diyor. O zaman aynı kişi aynı suçu işlerse, yeniden 'Gei, senin tecil ettiğimiz cezanı yerine getireceğiz' diyebilir misiniz? Sıkıntı burada" Tevhid yazanna hapis • tZMİR (Cumhuriyet Ege Biirosu) — Denizli An Sineması'nda bir grup eğitim yüksekokulu öğrencisi tarafından düzenlenen "Müslümanlann Mazlumiyeti ve Başörtü Sorunu" konulu toplantıda konuşan Tevhid dergisi yazarlanndan Nurettin Şirin, laikliğe aykın propaganda yaptığı savıyla 4 yıl 2 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. BETÜL UNCULAR ANKARA — Stockholm'de bugün başlayacak olan "Kürt KonferansT'na Türkiye'den da- vetli olarak katılacak HEP mil- letvekilleri tbrahim Aksoy, Ad- nan Ekmen ve Ahmet Türk, konferans öncesi görüşlerini Cumhuriyet'eaçıkladılar. HEP Genel Sekreteri tbrahim Aksoy, Körfez savaşından sonraki geliş- melerin konferansı daha çekici hale getirdiğini belirtti. Mardin Milletvekili Adnan Ekmen, Irak'ta olası bir düzenlemede petrolün Kürtlerin kontrolüne geçeceğini söyledi. Mardin Mil- letvekili Ahmet Türk de bir ta- raftan Irak'taki Kürtlerin hami- liğine soyunulurken, diğer ta- raftan kendi halkına baskıcı an- layış içinde olunamayacağına işaret etti. HEP'li mületvekillerine yö- nelttiğimiz sorular ve yanıtlan şöyle: —Kürt liderleriyle Türk yet- kililer arasındaki göriişmeleri nasıl degerlendiriyorsunuz? AKSOY — Talabani yıllar- dan beri kendi halkının bağım- sızlık mücadelesinin bir lideri. Bu mücadelesi de devam ediyor. Çok doğaldır ki bu kavga için- de olan bir lider komşu ülke li- derleriyle her zaman görüşebi- lir. Spekülatif söylentileri engel- lemek için göriişmesi doğaldır. EKMEN — Talabani'nin Türkiye'ye gelişi Ortadoğu'da- ki dengelerin yeniden oluşması konusunda çok önemli bir olay. Bugüne kadar Türkiye'deki res- mi görüşe göre Kürt yoktur. Kürt görüşü, Kürt halkının var- lığı inkâr ediliyor. Artık bu in- kâr politikası iflas etmiştir. Kürt gerçeğinin kabul edilmesi yö- nünde yorumluyorum bunu. özal'ın politikası bence ger- haklara dayah statü geliştirilme- dikçe kalıcı barış sağlanamaz. Türkiye'nin bu dönemde Irak'taki Kürtlerin hamiliğine soyunmuş olması ve bu konuda hem Talabani hem de Irak Kür- distan Demokrat Partisi temsil- cisiyle görüşmüj olması bence olumlu bir gelişmedir. Türkiye'de de büyük bir Kün nüfusunun olduğunu unutma- mak lazım. Buradaki Kurt so- rununa da çözüm arayışlan için- de olunması gerektiğine inanı- de olacaksımz. Bugüne kadar resmi bir ideolo- ji vardı. Kürt halkı yoktur de- niyordu. — Cumhurbaşkam'nın böy- le bir politika izlemesindeki et- kenier sizce nelerdir? AKSOY — Ben iki liderin te- masıdır diyorum. EKMEN — Tabii durup du- rurken bu davTanışı göstermedi. Kürt halkının yüzyıllara daya- nan bir mücadelesi var. Bu, mü- cadele sonucunun getirdiği bir Olası bir düzenlemede petrol Kürtlerin eline geçecektir. Özal'ın politikası gerçekçi bir politikadır. AlftSOy Körfez savaşı toplantıyı daha çekici hale getirdi. T ü r k Bir tarafta Kürt hamiliğine soyunacaksınız, diğer tarafta kendi halkımza baskıcı anlayış içinde olacaksımz. çekçi bir politika. Hem Ortado- ğu ülkesi olacaksın, sonra 35 milyon Kürdün varlığıru inkâr edeceksin. Bugüne kadarki res- mi politika buydu, yanlıştı. TÜRK — Ortadoğu'da iki önemli sorun; Kürt ve Filistin sorunu olduğunu sürekli söyle- dik. Bu sorunlara adil bir çö- züm getirilmedikçe, banşın sağ- lanması söz konusu değildir. Ortadoğu'da yaşayan 30 milyo- nun üzerindeki Kürdün sorun- larına demokratik, adü, eşit yorum. Sayın Cumhurbaşkanı, hükumet bu konuda kendini ye- nileyemezse, Irak olayına kanş- masını bir başka ülkenin iç iş- lerine müdahale olarak görece- ğiz. Çok saf olmamak gerekir. Bugun halen baskıya, haksızlı- ğa karşı tepkiler oluyor, ama bugün bu baskıları surdürmek için insanların üzerine kurşun- lar sıkılıyor. Işte İdil, Dargeçit, Şırnak olaylan. Bir tarafta Kün hamiliğine soyunacaksınız, di- ğer tarafta baskıcı anlayış için- şeydir. Yoksa kimse kimsenin kara kaşı, hatın için politika üretmez. Kürtlerin mücadelesi Türkiye'yi böyle bir poiitikaya zorlamıştır. 35 milyon Kürdün varlığını Özal da görmezlikten gelemez. Ortadoğu'daki dayaı- malar Özal'ı böyle bir politika izlemeye zorluyor. TÜRK — ABD'nin dünya politikasında söz sahibi olduğu gözardı edilemez. Her politika- nın içinde vardır. Ama bugün bir diktatörlük yıkılıyor, de- Peşmergeier cephedeki gelişmeleri Kiirdistani Cepbe Radyosu'ndan takip ediyorlar. (Fotoğraf: Osman Yıldız) Sığınmacüar: Savaşmak istiyoruz OSMAN YILDIZ DtYARBAKIR — Talabani'nin Türkiye'den, Diyarbakır, Muş ve Kızıltepe'deki yaklaşık 30 bin sığınmacının yaşam koşullarımn iyileştirilmesini ve ülkelerine dönttş imkânlarının sağlanmasını istemesi 'sevinçle' karşılandı. Diyarbakır kampındaki sığınmacılar Talabani'nin Türkiye'deki temaslarmı 'olumlu bir adım' olarak değerlendirirken bir an önce ülkelerine dönüp savaşmak istediklerini de dile getirdiler. Diyarbakır'daki sığınmacıların liderlerinden Muhsin Şefik, Irak'a geri dönme konusunda "Bizim burada kalmamız söz konusu değil. Biz cephemizin vereceği karan bekliyoruz. Önderlerimiz Mesut Barzani ve Celal Talabani ne diyorsa biz onu yapmaya hazınz. Kürdistani Cephe komitesinin emrini bekliyoruz. Biz cepheden kaçmadık. Kimvasal silahtan kaçtık. Çoğumuz şimdi cephede savaşmak için can atıyomz" dedi. Türkiye'nin sınıra yakın kentlerinden de net biçimde dinlenebilen Kürdistani Cephe'nin radyosunu dinleyerek gelışmeleri izleyen :.amp sorumlularından Mabmut Osman, Vehap Ahmed, Ali Hacı Hüseyin Talabani'nin Türkiye'ye gelişini değerlendirirken "Liderlerimizin göriişmeleri Türkiye'deki Kürtlere de yaradı. Bu görüşme sayesinde Kürt ulusunun inkân da ortadan kalktı. Bugün herkes Kürtlerin bir ulus olduğunu kabul ediyor. Bu görüşme tarihte önemli bir yer alacak. Bizim konumumuzun da görüşmede ele aünması olumlu bir gelişme. Çünkü biz Irak'a dönüp savaşmak istiyoruz" görüşünü düe getirdiler. Sığınmacı kampındaki dummlarına değinirken de Muhsin Şefik, "Gerçi bizim hedefiraiz burada daha güzel yaşam degildi. Ancak 30 kişi bir dairede bannıyonız. Bu da çok zor ve çekilmez oluyor. Kamplardaki koşullar düzeltilmeli. Ülkemize dönmemize izin verilmeli" diye konuştu. mokratik bir yapılanma, yeni- den Irak'ın düzenlenmesi gün- deme geldiği zaman, bunun sağ- lanması için eşit statüye dayah bir anlayışın gelişmesi gereki- yor. — Irak'ta kurulacak bir Kürt devletinin Türkiye'ye yansıma- sı nasd olacaktır? AKSOY — Türkiye'ye şu ve- ya böyle yansıyacak diye Kuzey Irak'ta Kürt haJkı kendi özgur- lüğünden vaz mı geçsin? Bağım- sızlık mücadelesinden vaz mı geçsin? EKMEN — Türkiye'de de 20 milyona yakın Kün vardır. Bu- nu kabul etmek gerekir. Bugün bunların tüm temel hak ve öz- gürlükleri askıya alınmıştır. Kimlikleri, kültürleri yok sayı- hyor. Asimilasyoncu politikalar- la karşı karşıyadırlar. Bunu sü- reç gösterecek. TÜRK — Bu, Türkiye'ye bağlı olan bir şeydir. Türkiye Kürt halkının özgürce yaşama isteğinin karşısında olmadığı su- rece Türk halkıyla Kürt halkı arasmda bir sorun çıkmaz. Hiç- bir zaman bu iki halk birbirine düşman olmamıştır. Düşmanlığı yaratan resmi ideolojidir. Kürt sorununa çözum bulunmadığı sürece Türkiye'ye de demokra- si gelmez. PKK Kürdistani Cephe'yle yakınlaştı ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — Kürdistan İş\;i Partisi (PKK) ile Irak'taki altı muhalıf örgütün oluşturduğu Kürdista- ni Cephe arasında son haftalar- da yapılan temaslarda, genel bir "görüş yakınlaşması" sağlandı. Bu temaslar sonucunda, Körfez krizinin ilk günlerinde Irak'ta- ki Kürt örgütlerini "Batı yanlısı" olmak ve "bagımsızlıktan vaz- geçmek"le suçlayan PKK'nın, bu örgütlerin savaş sonrasında başlattığı Saddam Hüseyin kar- Mtı mücadeleyi destekleme kara- n aldığı öğrenildi. Kürdistani Cephe'nin savunduğu "Demok- ratik Federatif Irak Cumhuriye- ti" hedefinin de PKK tarafından benimsendiği belirtildi. Kürdistani Cephe'nin Şam'da- ki merkez bürosu yetkililerinden edinilen bilgiye göre PKK ile Irak Kürt örgutleri arasındaki görüşmelerde Saddam Hüseyin yönetimine karşı verilen müca- dele ile Türk yönetiminin bölge- deki gelişmelere bakışı gibi ko- nular ele alındı. Aynı yetkili, Irak Kürdistan- Demokrat Partisi lideri Mesut Barzani'nin "Irak'ta Kürt oto- nom bölgesi kurulursa PKK'nın sınır ötesi etkinliklerine izin verilmeyeceği" yolundaki sozleri ile Kürdistan Yurtsever Birliği li- deri Celal Talabani'nin PKK'yı "yurtsever- devrimci" bir örgüt olarak nitelendirmesi arasmda bir çelişki bulup bulunmadığı yolundaki sorumuzu şöyle ya- nıtladı: "Hayır, çelişki yok. PKK za- ten Irak'ta üslenmiş değil. Sını- rötesi etkinlik yapmıyor. Ancak Irak'ta da sempatiye sahip bir partidir. Gene de onlarla müca- dele alanı Türkiye"dir. Biz kanş- mayız. Bunun dışında yurtsever ve devrimci olduklarını bütün Kürt örgutleri kabul ederî' ERNK'nın temsilcisiBotan, Irak'taki 'Kürt otonomisi'ni değerlendirdl' Bağımsız Kürdistarfm basamağı SABETAY VAROL PARİS — PKK yanhsı cephe kurulu- şu ERNK'nın (Kürdistan Ulusal Kurtu- luş Cephesi) Fransa Temsilcisi Said Bo- tan, Irak'ta kurulacak bir Kürt otonom yönetiminin "bağımsız Kürdistan'a git- me temelinde bir basamak olabile- cegini" söyledi. Cumhuriyet'in sorulannı yanıtlayan Botan, Türkiye'nin Irak'ta kurulacak bir federatif devletten yana olmasını da, "Madem ki siz Irak'ta federatif bir dev- let talep ediyorsunuz, en büyük Kürt parçası Türkiye'de bulunmakta. Siz Kürtlere dillerini yasaklamış durnm- dasınız" diye değerlendirdi. Cumhuriyet'in sonıları ve Botan'ın yanıtlan şöyle: — Irak'taki durum hakkında nasıl bir degerlendirme yapıyorsunuz? PKK'nın Irak'ta da faaliyetleri olduğu söyleniyor. Sizin bu konudaki yaklaşımınız nedir? BOTAN — Aslında Barzani ve Tala- bani'nin etkinliği zayıflamış durumday- dı. 1988'de kimyasal silah kullanılma- sıyla birlikte Barzani tamamen lran'a yerleşmiş durumdaydı. Türkiye'ye, hat- ta Fransa'ya kadar yayılan Peşmergeler oldu. 1988'den önce Talabani ile çatıs- malarından ötürü de Peşmergelerin sa- yısı azalmıştı. Irak devletinin dil, kültür, radyo-TV gibi belli haklar tanıdığı bili- niyor. Hatta kendi askerlerine vermediği modern silahlarla donattığı Kürt güçler vardı. Bunlar diğerieri tarafından "cahs", yani hain olarak niteleniyordu. Aslında bunlar, her ne kadar Irak'a tes- lim olma durumları olsa da Kürdistan'- ın bağımsızhğından, özgürlüğünden ya- na olan kesimlerdi. Yeni dunımla bir- likte halk harekete geçti. Halkla birlik- te, destekleme anlamında bunlar da ka- tıhnışlardır. Barzani ve Talabani de ka- tılmıştu-. Alü örgüt Kürt Cephesi olarak birleşti. PKK olarak bizim Türk devle- tiyle sorunumuz vardır. — Irak'Un Türkiye'ye kaçmak iste- yenlere PKK engel oluyor şeklinde ha- berler çıktı. Bu konuda ne diyorsunuz? — Özal'ın son zamanlarda yaptığı önerileri nasıl karşdıyorsunuz? BOTAN — Özal son zamanlarda sö- zümona Kürt hamisi kesildi. Kürtlerin kurtarıası olarak ortaya çıkmaya baş- ladı. Dil özgürlüğü getirdi. Geçenlerde en büyük engelin PKK olduğu şeklinde bir açıklama yapmıştı. Biz diyoruz ki Kürt sorununda özal samimi değildir. Samimi olmuş olsaydı cezaevlerinde bu kadar olmazdı. Insanlar katledilmezdi. Eğer samimi olsaydı bir kez olağanüstü bölge durumunu kaldınrdı. Samimi ol- Botan, Türkiye'nin Irak'ta kurulacak bir federatif devletten yana olmasını, "Madem ki siz Irak'ta federatif bir devlet talep ediyorsunuz, en büyük Kürt parçası Türkiye'de bulunmakta. Siz Kürtlere dillerini yasaklamış durumdasmız" diye değerlendirdi. BOTAN — Turk devletinde, Irak'ın boşaltılmış kesimlerinde, Irak devletinin denetiminin zayıf olduğu kesimlerde PKK kamplan olduğu inancı VJU 1 . Aslın- da bizim oralarda kamplanmızın olması söz konusu değil. Tüm kamplarımız Türkiye Kürdistanı'ndadır. Türk devleti bunu kabul ederse kendi güçsüzlüğünü kabul etmiş olacak ki, ortada gerçeği iti- raf etmeme durumu var. Smır bölgele- rinde PKK'nın gerillaları var. Türkiye devletine teslim olmamalan yönünde tel- kinlerde bulunmuşlardır. saydı cezaevlerinde sorgusuz sualsiz, sa- dece bir PKK'lıya ekmek verdiği için ya- tan insanlar olmazdı. Şimdi samimi bir şekilde yaklaştığını göstermek için PKK'ya af türünden şeyler söyleyebilir. Ama bu gene Türk devletinin samimi bir şekilde yaklaşmadığmı ortaya koyuyor. — Bazı hesaplar yapüdığı, örnefin kuzey Irak'ta Batı vanlısı bir Kürt oto- nom bölgesi kumlması ve Türkiye'nin de buna karşı olmadığı yolunda savlar var... BOTAN — Türkiye bir biçimde fede- ratif bir Kürt devleti kumlmasından ya- naydı. Zaten geçmişten beri Türk dev- letinin Musul ve Kerkük üzerinde ege- menlik kurma hevesleri var. Kürt soru- nu uluslararası forumlarda daha geniş şekilde tartışılmaya başlamakla birlikte İrak'taki Kürtler için bu avantajın or- taya çıkmasıyla, bu örgtitlerle ilişki için- de kendisine bağlı bir federatif devlet kurulması talep ediliyor. Bunu yaparken elbette Kürtlerin talepleri de olacak. Ma- dem ki siz Irak'ta federatif bir devlet ta- lep ediyorsunuz, en büyük Kürt parçası Türkiye'de bulunmakta. Siz Kürtlere dillerini yasaklamışsınız. Konuya sami- mi olarak yaklaşılmadığını görüyoruz. Özal bunun hesaplannı yapıyor. — Açıkçası bu işlerde samimiyet ol- maz. Bu bir pazarlık meselesi... BOTAN — Bizim talebimiz açık. Biz bağımsız Kürdistan devleti istiyoruz. Ama bu, Türk halkıyla birlikte yaşama- yacağız anlamına da gelmiyor. Kürt hal- kı kendisi buna karar verecektir. Kürt halkı kendisini temsil edecek bir yöne- time ulaşabilmeli. Benim istemim ba- ğımsızlık. Ama haikın büyük çoğunlu- ğu bağımsızhk değil de federatif bir sey- den yana olabilir. — Kuzey Irak'ta bir otonom yönetim kurulsa bu sizin açınızdan ne gibi degi- şiklikler getirir? BOTAN — Halkımız açısından bü- yük yararlan olabiür. Bağımsız bir Kür- distan'a gitme temelinde bir basamak olabilir. POLİTİKA GUNLÜĞÜ HİKMETÇETİNKAYA ANAP'ın Demokrasi Anlayışı... Yurtdışında güç koşullarda yaşayan binlerce siyasal göç- men var. Yurt özlemini zaman zaman yazdıkları mektuplar- da yansıtıyorlar. SBP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Kemal Anadol, önceki gün TBMM'de yaptığı gündem dışı konuş- mada bu konuya değindi. Yurttaşlıktan çıkarılan siyasi göç- menlerin durumlarının ne olacağını sordu. Siyasal iktidar sık sık demokratik hak ve özgüriüklerden söz ediyor Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Kiev'de gazeteci- lere Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediğini vurguluyor. TCK'nın 141, 142 ve 163. maddelerinin kalkacağını, herkesin anadilini öz- gürce konuşacağını belirtiyor. Ortada gerçekten bir tuhaflık var. 12 Eylül askeri yönetiminin getirdiği evrensei hukukla bağ- daşmayan yasaların, aradan 10 yıl geçmesine karşın hâlâ yürürlükte olması... Türkiye'de demokrasinin, kişi hak ve öz- gürlüklerinin uygulanmasında çifte standart bir yöntemin ge- çerli bulunması... ÖzaJ, Sovyetler Birliği gezisınde demokrasi ve insan hak- ları konusunu sık sık gündeme getiriyor. Gelin görün ki 10 yıldır yurtdışında bulunan, yurttaşlıktan atılmış binlerce in- sanımız Türkiye'ye gelemiyor. Gelseler bile havaalanında bekletilip bir başka uçakla geriye gönderiliyor. İnsan Hakları Evrensei Bildirgesi'nin 13. maddesi şöyle: — Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeyi terk etmek ve ülkesine dönmek hakkına sahiptir... Bildirgenin bir de 10. maddesine bakalım: — Herkesin tam bir eşitlikle ve yansız bir mahkeme tara- fından hakça ve açık yargılanmaya hakkı vardır... Anadol, TBMM'de gündem dışı yaptığı konuşmada, ger- çekten çağdışı ve evrensei hukuka ters düşen bir uygula- maya son venlmesini istiyor. Şöyle diyor Anadol: "12 Eylül'de yapılan askeri darbeden sonra çeşitli mah- kemelerde davası olan veya olmayan sağcı, solcu, İslamct, siyasal yelpazenin neresinde olursa olsun Türkiye Cumhu- riyeti uyruğunda bulunan çeşitli yurttaşlar, ülkeyi terk et- mişlerdır Aradan on yılı aşkın bir süre geç- ^ — — ^ — — — — — — — i ve buniann ba- Demokrasi, insan hakları, kamianiar bu oianak- ozgurluğu gıbı kavramlar tan yoksun kaimışiar- çok yabancı geliyor mf^ndaşlığ. i f l Yasası, 1964 yıimda Başbakan, bakanlar, yürürlüğe girdi. Ancak ANAP milletvekilleri Î T 7 ? f , î sayia bir değişiklik Onlar 12 Eylul yasalarına yapmıştır. Kemai Ana- sırtlarını dayayıp hâlâ bu dürü k °> n r U ? r n a S ' n ı sûr " ülkeyi yönetmeye "26, maddede yapı- çabalıyor. Halk desteğini ian bu değişiklik so- yjtiren bir iktidar, SSTS^Sı^ kand.rmacalarla ne kadar nen kişiiehn, dönme- yonetebılır bu ulkeyı?.. dikleri takdirde vatan- daşlıktan çıkarılacağı hükme bağlanmış ve bu süre o ülke- *de sıkıyönetim var ise bir aya indirilmiştir..." Kemal Anadol, Meclis kürsüsünden bu insanlık dışı olayı anlatırken ANAP sıralannda koyu bir sohbet göze çarpıyor. Bir tek ANAP'lı rlgilenmiyor Anadol'un ilginç açıklamalarıy- la... ANADOL — Sayın Başkanım, insicam ve dikkatim dağılı- yor; konuşmam mümkün değil. Uyarırsanız memnun olu- rum. BAŞKAN — Muhterem milletvekilleri, Sayın Başbakan, lüt- fen... Sayın Bozkurt, lütfen, hatip konuşmasını yarıda kes- mek zorunda kaldı. Sohbeti lütfen sonraya bırakalım. İkaz etmekten hicap duyuyorum. ONURAL ŞEREF BOZKUFTT — Sohbet eder gibi bir ha- limiz mi var? Lüzumlu bir konuyu görüşüyoruz. BAŞKAN — Efendim, lüzumlu bir konuyu başka bir za- man konuşabilirsıniz. Meclis, lüzumlu konu meselesi değil ki... Meclis, buradaki hatibin söylediği meseledir. ONURAL ŞEREF BOZKURT — Sohbet yaptığımızı nere- den çıkarıyorsunuz? BAŞKAN — Öyleyse buyurun devam edin. ONURAL ŞEREF BOZKURT — Sayın Başkan, Sayın Bas- bakan'la gündemle ilgili önemli bir konuda görüşüyoruz. BAŞKAN — Efendim, hatip rahatsız oluyor, arkadaşlar din- lemiyorJar. Siz buyurun devam edin, bu yaşta, bu imkânda, bu mevkide... Siz buyurun devam edin... Buyurun. Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, düşünce özgür- lüğü gibi kavramlar çok yabancı geliyor ANAP'a. O yüzden başta Başbakan, bakanlar, ANAP milletvekilleri bir umursa- mazlık içindeler... Onlar 12 Eylül yasalarına sırtlarını dayayıp hâlâ bu ülkeyi yönetmeye çabalıyor. Halk desteğini yitiren bir iktidar, kan- dırmacalarla ne kadar yönetebilir bu ülkeyi?.. Kemal Anadol, güç bela konuşup iniyor kürsüden. SHP sıralarından alkışlar yükseliyor. Grup toplantısında birbirini yiyen sosyal demokratlar, eski arkadaşlan Anadol'a 'bravo' diyor. Sonra aralarında da tartışıyorlar: — Yahu biz de bu konuyu dile getirdik, ama gazeteler ver- mez. En iyisi mi, İnönü'ye kafa tutalım, gazeteterde resim- lerimiz biie çıkar... Öyle yapıyorlar... GöRÜŞLER i Yeni bir adım Kürt sorununa ilişkin çalış- malarıyla tanınan yazar İsma- il Beşikçi ise Irak'taki gelişme- lerin bölgedeki Kürtlerin 1920'den beri mahkûm olduk- ları statükoyu değiştirecek önemde olduğunu savundu. Beşikçi, Irak Kürdistan De- mokrat Partisi lideri Mesuı Barzani'nin "PKK'ja karşı Türk hükümetiyle işbirliği yapdabDecegi" şeklindeki açık- lamasının 'konjonktürel' oldu- ğunu belirterek, "Hiçbir Kürt örgütü bir diğer Kürt örgütü- ne karşı Türk devletiyle işbir- liği yapmaz. PKK Irak'ta da tanınan bir örgüttür" dedi. Beşikçi aynca, Irak'ta Kürt- lerin özerk bir bölge kurması- nın bağımsızhk isteğini ortadan kaldırmayacağını ve bölgedeki ülkelerin Kurt nüfusunun 'ba- ğımsız, birleşik Kürdistan' he- defini koruyacaklarını savun- du. Beşikçi, "Irak'ta oluşturu- lacak federasyon sisteminin bu \olda önemli bir adım olacağını" ifade etti. Olumlu gelişme PPKK Genel Sekreteri Ser- hat Dicle, Talabani'nin Anka- ra'daki temasları ile ilgili olarak "Eğer bu göriışmeler resmi ve Ust düzeyde gerçekleşmiş ve Irak Kürdistani ile ilgiliyse olumlu bir gelişme sayılabilir. Aynca genel olarak Kürt ulusal hareketi liderierinin ulusal da- valannı başarıya ulaştırmak için herkesle görüşmelerinde yarar olduğuna. bunun gerek- tiğine inanıvorum. Irak Kürtleri ile Türkiye ile kurulan resmi ilişkilerin basına yansıması Kürt politik çevrelerinde buyük bir şaşkınlık yaratırken Türki- ye'nin geleneksel inkârcı Kürt politikasının da değişmeye baş- ladığı kanısı yaygınlaşmakta" dedi. KKP (Rızgari) Politbüro'su Kürt Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada da görüşmeyi "İşin doğnıdan ya da dolaylı taraflan ile sürece u\gun diplomatik iliş- kiler kurması doğaldır. Ancak Kürdistani Cephe'nin Kürdis- tanlı örgütlere bilgi vermeksizin bu tür gorüşmeler yapması bü- yük bir eksikliktir. Avrıca Kür- distanlı si>asal güçlerin, göriiş- meleri Özal'ın açıklamalarıyla oğrenmesi de talihsizliktir" di- ye değerlendirdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog