Bugünden 1930'a 5,415,035 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/16 15 MART 1991 KİMYASAL TEHDİT — Taylandlı bu bebek tüm aglamalanna karşın kendisinden kimyasal test yapmak için kan alınmasını önleyemiyor. Klong Toey'dc kimyasal bir yangına maruz ka- lanlar çeşitli hastalıklara yakalanıyor. Hemşireler de bu küçük oglanın herhangi bir hastalığa yakalanıp yakalanmadı|ııu tespit etmek için çabalıyoriar. (Fotoğraf: AP) Gözleri yormayan program MASSACHUSETTS (UBA) — Amerika Birleşik Devletleri- nin Massachusetts eyaletinin Te- xington kentindeki Ski Soft Publishting şirketi gözleri yor- mayan kelime ışlem programını yapu. Şirketin 'Eye nelief adm- daki kelime işlem programını, bilgisayarm ekranında belirle- nen harflerin büyüklüğünu nor- malin, üç katın akadar çıkabi- liyor. Yeni kelime işlem progra- mı, gözlerinin yorulmasmdan yakınanlann kolay okuyabilme- leri için kelimeleri ve satırlan arasındaki aralıklan ayarlayabil- melerine imkân veriyor. YAŞASIN GÜNEŞ — Önlerinden geçiveren bir güvercin ögTe tatilinden yararianmaya çalışan- lan şaşırtıveriyor. Paris'te merdivenlere sere serpe yayilıveren bu insanlar birazcık güneş avına çıkmışlar. kravaüarı ve döpiyesleriyle... (Fotofcraf: AP) Iki kalp nakli birden ANKARA (AA) — Hacette- pe Üniversitesi Rektörü ve To- raks ve Kalp-Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Yüksel Bozer ve beraberindeki ekip tarafından önceki gece iki kalp nakli birden gerçekleştiril- di.Yiiksel Bozer, birinci nakilde kalbin Diyarbakır'da trafik ka- zası sonucu ölen Muanuner Me> ral adlı askerden almdığım be- lirterek özel askeri uçakla dört buçuk saatte getırilen kalbin, Mersin'de şoförlük yapan 39 ya- şındaki Mehmet Giineş'e takıl- dığını bildirdi. Ikinci nakilde ise hamileyken yiiksek tansiyon sonucu beyin kanamasından ölen Hatke Gü- ney adlı 35 yaşındaki kadından alınan kalp, Samsun'dan getiri- len 43 yaşındaki malül emekli Şeker Aksu'ya takıldı. HABERLERIN DEVAMI Özal ve Boğa Kırmızıyı Gorûnce... (Baştarafı 1. Sayfada) ları da içeren bir tutum... Dört gündür dikkat ettik, özellikle Kürt so- runu açıldığı zaman böylesi bir izlenim veri- yor. Sanki kafaya kesin koymuş gibi, bu ko- nuyu bir yerinden tutup iyice sarsmak isti- yor. Bir tabuyu kırmak için kararlı olduğunu bazı odaklara sürekli belli etme çabasında. Bu tutumunu sorgulayanlardan ya da ken- disine bu konuda eleştirel havada soru yö- neltenlerden rahatsız olduğu söylenebilir. Son derece duyarlı bir aletle oynamaya başladığının ayrımında olduğu için biraz te- dirgin, biraz da sinirli olabilir. Kafasının içinde tam ne var? Yalnız bir dış politika oyunu mu, Irak'a ve bölgeye yönelik? Kürt kartını eline mi geçirmek istiyor Özal? Bunu kendisine bırakabıleceklerine inanabi- liyor mu? Oyun, sadece Saddam'ın devrilmesiyle SH nırlı olabilir mi? Bir dış politika kartıyla birlikte Türkiye'de de Kürt sorununu çözmeyi amaçlayan kap- samlı bir plan mı oluşturuluyor? Yoksa oyun içinde oyun mu söz konusu? İplerin ucu VVashington'a, Londra'ya mı uza- nıyor? Irak'ta Türkmenlerin ve Kürtlerin de katı- lacaklan bir federasyonun, gelecekte Tür- kiye'deki Kürtteri de içine alacak biçimde ge- nişletılmesi mi tasarlanıyor kimi odaklarda? Yoksa Özal'ın tüm manevraları "Ben de oyunda varım!" diyebilmek için mi? Özal'ın kafasında kimi çevrelerde iddia edildiği gibi federasyon fikri var mı Türkiye için de? Kürt sorununu bir federasyon çer- çevesinde mi çözmek istiyor Özal? Ya da Türkiye'nin himayesinde veya Tür- kiye'ye daha yakın duran, aynı zamanda Kerkük ve Musul'u da içine aian bir Kürt dev- letirte ilişkin senaryolar mı tezgâhlanmak is- teniyor? Hangisi? Bilemiyoruz. Dört gündür Özal'ın söyleşilerine, konuş- malarına dikkat ettik, milliyetler meselesini, merkezi devletin yetkilerinin azaltılması k o nusunu sürekli vurguladı. Başkan Gorbaçov'la görüştükten sonra düzenlediği basın toplantısında, Sovyet IkJe- rinin izlediği milliyetler politikasını "çağdaş" bulduğunu, altını çizerek açıkladı. Geçen akşam Kiev'de söyleşırken Rusya Federasyonu Başkanı Yeltsin'e merkezi dev- letle cumhuriyetler arasındaki ilişkiler konu- sunda neler söyiediğinı şöyle özetledi: "Cumhuriyetlere ne kadar çok imkân ve- rirlerse o kadar çabuk başarılı olurlar. Buna karşılık merkeze ne kadar çok yetki verilir- se iş o kadar zor olur. Bizde de vilayetlere yetki vermek istiyoruz, bürokrasi direniyor. Yeltsin'le de konuştuk bunlan." Şimdilik Özal'ın Kürt sorununu nasıl çöz- mek istediğine ilişkin somut bir plan ortada yok. Ancak konuyu bir tabu olmaktan çıkar- mak için sürekli tartıştırmak istiyor. Çözüm yönteminin ise insan hakları ve demokrasi- ye uygun olması gerektiğini söylüyor. Çarşamba akşamı Kiev'deki söyleşide şunları söyledi: "Harp Okulu konuşmasında da değindim. Meseleler sopayla değil fikirle, siyasetle çö- zülür. Sopa ve silah mesele çözmüyor, yeni sorunlar meydana getiriyor. Bakınız, bura- larda da meseleler silahla, sopayla çözüle- memiş..." Doğrudur: Kürt sorunu tabu olmaktan çıkarılmalı. Çözümü insan hakları ve demokrasi çer- çevesinde gerçekleşmeli. Sopa ve silahtan kaçınılmalı. Bu görüşmenin tümü genel ve çağdaş doğruları oluşturuyor. Genel yaklaşımların, yöntemın dışında ne var Sayın Özal'ın kafasında? önemli olan bu. Kürt sorunu için "Çözülmelidir. Şöyle olur- rouş, böyle olurmuş, geçer gtderız" diyen Cumhurbaşkanı ne yapmak istiyor? Böylesine duyarlı bir konuda çok daha faz- la açıklığa gerek var. Ankarada Kürt şaşkınlığı ANKARA (Cumhuriyel Bii- açıklanmasından rahatsızlık rosu) — Iraklı Kürt liderlerden duyduğunu belirtti. Akbulut, Talabani ile Barzani'nin temsil- cisi Mesut Dizai'nin Ankara'da Türk yetkililerle görüşmeleri, ar- dından Bakanlar Kurulu ve ik- tidar grubunda ortaya çıkan sı- kıntımn gidehlmesi için Cum- hurbaşkanı Turgut Özal'ın SSCB gezisinden dönüşü bekle- niyor. Cumhurbaşkanı Özal'ın dönüşünde Başbakan Yıldınm Akbulnt'un konu hakkmda ve Kuzey Irak'taki olası gelişmele- re karşı Türkiye'nin yaklaşımına ilişkin bilgi alacağı oğrenildi. SHP ve DYP de Cumhurbaşka- nı Özal'ın dönüşünden sonra Kürt sorunu ile ilgili Meclis'in bilgilendirilmesi için denetim yollarını işletme kararı aldı. Bu arada ANAP grubunun büyük tepkisini çeken Kürtçe serbestli- ğine ilişkin tasannın, sadece Kürtçe konuşulmasına ilişkin yasaklamayı içeren 2932 sayılı yasanın kaldırılması biçimine dönüştürüleceği oğrenildi. Tala- bani'nin PKK'ya ilişkin görüş- leri Dışişleri Bakanlığı ve Genel- kurmay'da sıkıntı yarattı. Bakanlar Kurulu rahatsız Başbakan Yıldırım Akbulut, Kürt liderleri ile yapılan "gizli diyalog" konusuna, önceki gun toplanan Bakanlar Kurulu'nda da tatmin edici açıklama getire- medi. AJdjulut^ sadeçe bu tür y i n d e fe^eratif bir Kürt devlçti görüşmelerin gızli tutulması'ge- göruşünu ortaya attığını söyle- rektiğini ifade ederek Cumhur- başkanı Özal tarafından Kürt li- derlerle yapılan görüşmelerin bazı bakanların sorusu üzerine kendisinin göruşmeye katılma- dığını, ancak daha sonra bazı devlet memurları tarafından kendisine bilgi verildiğini söyledi. Akbulut, bir bakanın sorusu uzerine de kendisine verilen bil- gilere göre PKK'nın Talabani ve Barzani güçleri ile bir ilgisi ol- madığmı söyledi. Akbulut, bu güçlerin Kuzey Irak'ta ayrı bir devlet kurma isteğinde olmadık- lannı da anlattı, ancak bölgede özerk bir Kürt devleti kurulma- sma yonelik senaryoların hatır- latılması uzerine herhangi bir yorumda bulunmaktan kaçındı. Edinilen bilgiye göre Bakan- lar Kurulu'nda söz alan devlet bakanlan Cemil Çiçek ve Veh- bi Dinçerler, Türkiye'nin ünker devlet fikrinden hiçbir biçimde vazgeçmemesi gerektiğini savun- dular. Cemil Çiçek, Körfez kri- zi ile birlikte ortaya atuan senar- yoların Sevr Antlaşması planla- rını anımsattığına dıkkati çeke- rek "O zaman kurtuluş Savaşı- nın ne anlamı kalır?" dedi. Devlet Bakanı Vehbi Dinçer- ler ise Amerikan basını ve Was- hington'daki Turk gazetecilerin lrak ile ilgili bazı senaryolar or- taya attığına dikkati çekerek Cumhurbaşkanı Özal'ın da ba- zı ANAP milletvekilleri ile yap- tığı toplantılarda Irak'ın kuze- Cumhurbaşkanı Alma Ata'da KİEV/ALMA ATA (Cumhu- riyet) — Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Sovyetler Birliği gezisinde, Kürt temsilcileriyle ilgili açıkla- masından sonra Kıbrıs'la ilgili "sinyıü" de verdi. Özal, Kıbrıs sorununun Türkiye'nin önünde sürekli bir engel olarak kalma- sının yanlış olduğunu belirterek "Makul olanı yapmamız lazım- dır. Bu hususta şimdiye kadar epey mesafe aldık" dedi. Cum- hurbaşkanı, Kurt sorunu üzerin- de de "Türkîye'de bir etnik me- sele varsa bu da çözülmelidir. Bunlardan korkmamak lazım- dır. Şöyle olur, bö>le olurmuş. Geçer gideriz, geçer gideriz" dedi. SSCB gezisini izleyen gazete- ci ve işadamlanyla çarşamba ak- şamı geç vakit Kiev'deki Intou- rist Oteli'nde sohbet eden Cum- hurbaşkanı Özal, gezisinin "fev- kalade iyi" geçtiğini belirtti ve "Herkesle yakın Oişki kurması- nı biliyorum. Gorbaçov'la da "Osmanlı'nın içinde çok çeşit li insanlar gelmiştir. Evrenos Gazi, Kösemihal... Çoğu dön- medir. O cemiyet hiç aynm yap- mamış. Biz asunda çok daha bağnazız bugün. tslam cemiye- ti hiçbir zaman bu kadar bağnaz olmamış. Zaten bağnaz olmadı- ğı zaman yukanya gitmiş. Ne zaman tutuculuk gelmiş, baş aşagı gitmiş. Onun için serbest- lik bakımından her şeyi ortaya koymalıyız." 21. yüzyıhn "bilgi «sn" ola- cağmı belirten Özal, "Serbest düşünceye imkân tanımalıyız. tnsanlanmızın kafalanna blok- lar koymadan düşünmelerini sağlamalıyız. Türkiye'nin geliş- mesinin gerisinde serbestçe dü- şünmek gelir. Yanlış şeyler söy- leyebilirler. Ama tartışarak so- nuçta dognıyu bulacaklardır" diye konuştu. "Türkiye'de bir etnik mesele varsa bu da çözülmelidir. Bun- lardan korkmamak lazımdır. öyle oldu. Kendisini Türkiye'ye Şöyle olur, böyle olurmuş. Ge- davet ettim. Kabul etti. Bu sene çer gideriz" diyen Özal, daha olmazsa gelecek sene olur" de- sonra sözlerini şöyle sürdürdü: ÖzaTdan 6 mesaj di. Sorulu yanıtlı devam eden sohbet sırasında Özal, özeljikle Kürt sorununa değindi. "ÖnU- müzdeki yılların Türkiye bakı- mından en onemli hadisesi, da- ha serbest bir Turkiye'dir" diyen özal, bunun "din ve vicdan hür- riyeü, fikir hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti olduğunu" söyledi. "Tabulardan çıkmak lazım. Beynimizdeki bölmeler gibidir tabular" diyen Cumhurbaşkanı Özal, Kürt sorununun adıru an- maksızın konuşmasını şöyle sür- dürdü: "Geçenlerde harp okulu ko- nuşmasında da degindim. Me- seleler sopayla degil, fikir ve si- yasetle çözUlür. Bakınız Sovyet- ler'de de çözülmemiş meseleler silahla sopayla. Sopa ve silah mesele çözmüyor, yeni sorunlar meydana getiriyor." Türkiye'nin çok değişik etnik gruplardan meydana geldiğini belirten Özal, "Kiminiz Kafkas- ya, kiminiz Balkanlar, kiminiz Arap yanmadası, kiminiz de ta- bii Orta Asya'dan gelmissinizdir. Hanginiz nereden geliyorsunuz bir düşonun bakalım. Bir iki gö- bek öteye gidemezsiniz. Zaten kayıUanmu da buna müsait de- gUdlr." Anadolu'nun îslam dinini be- nimsemeye başlamasının 11. asırda meydana geldiğini anla- tan özal, Osrnanh döneminde- ki durumu şöyle açıkladı: "Kürtçe kaset çalıyorlarmış, tabii olacaktır. Bizim Zenger Paşa Diyarbakır'da Kürtçe ka- setler çalmış. Hatta yasak kal- kınca kaset satışlan düşmuş. Bu insanlar niçin Türkiye'den ayn- lalım desinler? Geçmişe bakıyo- rum. Osmanlı devrinde bunlar için hiçbir ayncalık düşünülme-' miş. Aynlanlar ilk once gayri Müslimler olmuş. Kürtlerie hiç- bir problemimiz olmamış. Bun- lar Türkiye'yeijaglı insanlar de- ğil mi?" "Bizim Dogu'ya yaptığımız yatınm oralardan aldığımız ver- ginin 20-30 rnisJidir. Nereden ge- liyor bunlar? Batı Anadolu'nun zenginliğidir bu. Bugün Dogu- da elektriksiz, yolsuz köv kal- madı. Gidin bakın Irak'a, İran'a. Orada mı yaşamak isterier" di- yen Özal şöyle konuştu: "Başbakanken Dogulu milJet- vekillerini çağınp konuştum. Ayrılmak isteseniz başınız bela- dadır dedim. Ayrüsa ne olacak? Nasıl yaşayacaklar? Ayrı devlet neden kursunlar? Doğu'dan Ba- tı Anadolu'ya gelmiyor mu bu insanlar? Bunu isteyen yüzde 2-3 oranında olabilir. Bu kadar insan kötü yolda olabilir. Bunu da bir vakıa olarak kabul ede- ceksiniz." Sohbet birasında terör yasası- na da değinen Cumhurbaşkanı özal, şunları söyledi: "Terör kanunu çıkannz. Te- rör yapaniara, fikrini silah zo- ruyla kabul ettirmek isteyenle- re çok agır ceza verelim. Ama fikre bir şey yapmayalım. 141, 142 ve 163 boytece kalkmıs olur. Af degil, ama cezaları tecil ede- lim. Bir daha a>nı suçu işlerse Damokles'in kılıcı gibi kalsın. Af bence hep hatadır. Vergi af- fı dahil... Onun için af yerine te- cil yoluna gitmek gerekir." Sendikalar özal, Türkiye'deki sendikala- rın bindikleri dalı kestiklerini belirterek "İstibdamı zoriaşün- yorlar. Ücret talepleri çok yük- sek olunca, belki zamanından once -iyi mi oluyor, kötü mü oluyor, şu anda kestirmek müm- kün degil- otomasyona doğru gidiyor hadise. Büyük çapta sa: nayUer öyle sanayilere dönüyor ki belki 20 kişi ile çalışıyor ve sendika zaten içeriye giremiyor" dedi. TÜSİAD Sovyetler Birliği'nin avantajı- nın, bu işleri yapabilecek çok sa- yıda kaliteli adamları olmasın- dan kaynaklandığını belirten özal, şunları söyledi: "Biz de geri değiliz. TÜSİAD bir rapor vermişti, eğitim siste- mimiz zayıf diye. Orada kalktım itiraz ettim. "Eğer egitim siste- mimiz zayıfsa, son 10 senede bu bankacılar nereden çıktı, ihra- "catçılar nereden çıktı, basında yeni insanlar nereden çıku' de- dim. Bir eğitim sisteminden, ama bu sadece formel eğitim de- gildir. Hayattan öğrenme var. Işin içinde pişerek öğrenmek. Bizzat işin içinde hata yaparak ve onu diızelterek öğrenmek yo- luna gittik ki çok da yanlış yap- madık." Kıbns Özal daha sonra Kıbrıs konu- sunun Türkiye'nin önünde sü- rekli bir engel olarak kalmasının yanlış olduğunu belirtti. Özal, "Bir engel halinde kalması. bi- zim devamlı dışanya bakmamı- za mani olması vanlıştır, hata- dır. Bunu taviz verecegiz anla- mında söylemiyorum. Makul olanı yapmamız lazundır. Bu hususta şimdiye kadar epey me- safe aldık. Beş kantondan bu- gün iki ayn devlete, hatta fede- rasyondan da gevşek olsun de- meye geldik. Neredeyse konfe- derasvon lafını da söyledim ben. Burada önemli olan unsur eşit- lik, iki kesimlilik, iki toplumlu- Ink. Ne kadar Rum olacakmış, bu koouşuluyor. Yüzdesi şu ka- di. Dinçerler, "Bu senaryolara göre Irak'ta ikili ya da üçlü fe- derasyon kurulacak. Eğer ikili federasyon olacaksa, bunlar Arap federasyonu ve Kürt fede- rasyonu olacaktır" dedi. Dinçerler, "Yüzyıl" dergisin- de Türkiye Cumhuriyeti adının "Türk-Kürt Cumhuriyeti" biçi- minde değiştirilmesimn önerildi- ğini, Cumhurbaşkanı Özal'ın da bir Yunanh gazeteciye, şakacı bir üslupla, "Türk-Yunan federasyonundan" bahsettiğini ifade ederek "Şaka da olsa bir federasyon fikri ima edilmek is- teniyor. Türk-Kürt federasyo- nundan bahsediliyor. Bu doğru mudur" sorusunu yöneltti. Baş- bakan Akbulut, bu soruya yanıt vermekten kaçındı. Dinçerler, hiçbir koşulda uni- ter devlet fikrinden vazgeçme- mek gerektiğini de savundu. Sağhk Bakanı Halil Şıvgın, uzun uzun Kürtlerin Türk boy- lanndan biri olduğunu anlatma- ya çalışırken Devlet Bakanı Kâmran İnan, Kürt liderlerle gö- rüşmenin doğal olduğunu, an- cak bu görüşmelerin gizli tutul- ması gerektiğini savundu. Kürtçe tasarısı ANAP grubunda Kürt lider- lerle yapılan gizli göriişmeyle sertleşen tepkiler nedeniyle Kürtçe serbestisi getiren yasa ta- sansının yeniden düzenleneceği oğrenildi. Cumhurbaşkanı Özal'ın, TBMM komisyonlann-' dan yasa tasarısının geçmeyeceği olasılığım göz önune alarak ba- zı sımrlamalara gidilebileceğini belirttiği ifade ediliyor. Adalet Bakanlığı da Kürtçe konuşma yasağı getiren 2932 sa- yılı yasanın kaldınlmasına iliş- kin yeni bir tasan üzerinde ça- lışıyor. Özal'ın bu çalışmaları uygun görmesi halinde anayasa ve adalet komisyonlannda Kürt- çe serbestliğine ilişkin tasan, sa- dece 2932'nin kaldınlması biçi- minde düzenlenecek. Ancak ANAP milletvekilleri, tasannın sadece Kürtçe yasağı- Cumhurbaşkanı Turgut Özal nın kaldırılması biçiminde yasa- .ve beraberindeki heyet dün Ki- laşması halinde uygulamada sı ev'den Kazakistan'ın başkenti Alma Ata'ya geldi. Havaalanın- da Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbeyef tarafından karşıla- M u h a l e f e t bilgi nan Özal, daha sonra cumhur- başkanlarının başkanlık ettiği Türkiye-Kazakistan resmi gö- dar, bunu geçmeyecek. Mora- toryum var. OHU da kabul etli- ler prensip itibanyla, onu da bi- liyorum. En önemli taraf. bizim için orada Türkiye'nin variıgı la- zım. Yani güvenlik bakımından variıgı lazım" dedi. Özal, Rumların ciddi bir an- laşmaya niyetleri varsa Türkiye- nin "bu söyledigi şartlarda as- gariye inemeyeceğini, bunun mümkün olmadığını" belirterek "Hatta şunu da teklif edelim: Kıbrıs Rum tarafı Yunanlılara açık olsun, serbestçe gidip gel- sinler. Bu taraf da bize açık ol- sun, serbestçe gidip gelelim. Ya- ni bir nevi gümnık birliği yapa- lım. Onlar da yapsınlar" şeklin- de konuştu. özal, Moskova'daki görüşme- lerde Körfez güvenliğj konusun- da fikir ahşverişi yapıldığım da belirterek Araplann bu konuda kendi aralarında görüşmeleri ol- duğunu söyledi. "İranlılar bu iş- ten bir parça rahatsızlar. Ama benim tahminim Baker ile Sov- yetler'in konuşmalannı bekle- mek lazım. Sonra bize gelecek, görüşeceğiz. Sonra Körfez giı- venliği için neler meydana çıka- cak göreceğiz" dedi. Özal, Türkiye'nin bölgesel bir super güç olması gibi bir düşün- cesi olup olmadığı sorusuna "Ben hayal görmüyorum, ger- çekçiyim" yamtını verdi. Tür- kiye için kafasında arzular ve özlemler olduğunu belirten Özal, "Yani guçlü bir ülke ola- bilir miyiz diye çok düşunüyo- rum. Bunun yüzlerce sene ala- cagını düşünmuyorum. Onlarla ifade edilen seneler olabilir" gö- ruşünu dile getirdi. Özal Alma Ata'da kıntılar çıkabileceğine dikkat çe- kiyorlar. resmi rüşmelerine katıldı. Cumhur- başkanhğı Sözcüsü Kaya Tope- ri, görüşmelerde iki ülke arasın- da yakın ticari, siyasi ve sosyal ilişkiler geliştirilmesinin karar- laştırıldığım söyledi. Özal ve beraberindekiler, bu- gün Kazakistan'da incelemeleri- ni tamamladıktan sonra akşam uçakla gezinin son durağı olan Azerbaycan'ın başkenti Bakü- ye geçecekler. SHP Grup Başkanvekili Ha- san Fehmi Güneş, gelişmeler hakkında TBMM'ye bilgi veril- mesini sağlamak amacıyla dene- tim mekanizmalarını işletecek- lerini söyledi. SHP, Cumhurbaş- kanı Turgut Özal'ın hükümet ve Meclis'i devre dışı bırakarak ki- şisel politikalarla ülke çıkarları- nı tehlikeye soktuğu göruşünu savunurken Özal'ın bu girişimı- ni, ABD'de hazırlanan senaryo- lann bir parçası olarak niteliyor. SHP "üniter devleti" savun- makla birlikte Türkçenin resmi dil olarak konınmasına karşılık Kürtçe Uzerindeki sınırlama ve yasakların kaldınlması gerekti- ğini düşünüyor. Bu arnaçla Ge- nel Başkan Erdal Inönü'nün ve Antalya Milletvekili Deniz Bay- kal'ın iki ayrı yasa önerisi TBMM'de bekliyor. Ancak bu önerüerden ilki Anayasa Komis- yonu'nda reddedflmişti. Demirel: Ateşle oynamak Önceki gün Kürt liderleriyle görüşmelerin içeriğinin açıklan- masını isteyen DYP Genel Baş- kanı Demirel, dün de görüşme- lerin, devletler arası ilişkilere ters duştüğünu bildirerek "Bence bu, ateşle oynamaktır" dedi. Talabani ve Barzani'nin tem- silcisinin Türkiye'ye kimin tara- fından davet edüdiklennin ve ki- minle ne konuştuklannın önem- li olduğunu kaydeden Demirel, "Çankaya mı, hükümet mi, kim davet etti? Çankaya, 'Ben konuştum' diyor. Haagi sıfatla? TC'nin hükümet başkanı degil- dir. Devlet başkanı olarak kar- şısına aldığı bu kişilerle ne ko- nuşmuştur? Türkiye'nin bunla- n öğrenmeye ihtiyacı vardır" di- ye konuştu. Türkiye'nin Irak ile ilişkileri- nin kesUmediğini, iki ülkenin karşılıkh olarak büyükelçi bu- lundurduklannı anımsatan De- mirel, Irak devleti ile savaş ha- lindeki liderierin Türkiye'ye çağ- rılıp konuşulması nedeniyle ile- ride Irak'ın Türkiye'yi rahatsız edenleri çağınp konuşması du- rumunda Türkiye'nin bir şey söylemekte sıkıntı çekeceğini söyledi. Bu görüşmelerden ne umulduğunu bilmediğini kayde- den Demirel, "Hangi ülkede bu çeşit işleri cumhurbaskanı yapı- yor?" diye sordu ve bunun dev- leti sıkıntıya sokmaktan başka bir şey olmadığını kaydetti. Dışişleri rahatsız Kurt liderlerinden Talabani ile Dizai'nin Ankara'da gerçekleş- tirdikleri gizli temasların yankı- ları dun de sürerken bu temas- lar çerçevesinde gundeme gelen "PKK boyutu" Dışişleri Bakan- lığı'nda konuya başından beri duyulan geniş rahatsızlığı arttırdı. Bakanlık Sözcüsü Murat Sun- gar'ın önceki gün basın toplan- tısında, "Iraklı Kürtler PKK'nın kendilerini Batı emperyalizmi- nin oyuncağı olarak gördüğünü ifade ettiler" demesine karşın PKK ile Talabani ve Dizai'nin temsil ettikleri Kurdistani Cep- be arasında ilişki olduğu yolun- daki haberler bakanlık çevrele- rinde kaygı ile "not edildi." Dışişleri yetkilileri, PKK iie Kurdistani Cephe arasında ben- zerlik kurulmasına karşı çıkıyor- lar. Ancak Kürt muhalefeti ile Ankara'nın girdiği ilişkinin, ile- ride bölge başkentleri ile PKK arasında temas yapılması duru- munda "emsal" olarak öne sü- rülebileceğine de işaret edi- yorlar. Bu arada Ankara'nın gelenek- sel olarak soğuk baktığı 'Talabani-VVashington" temas- lanna da bundan böyle karşı çıkma zemininin yitirildiğine inanıyorlar. Askeri cephe Genelkurrrîay Başkanlığı, Ta- labani ve Dizai'nin Ankara te- masları konusuna tümüyle Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve güvenliği perspektifınden bakı- yorlar. Komutanlar bu konuda "topo" siyasilere atarak sessiz kalmayı yeğlemelerine karşın, Güneydoğu'daki sorunlann sür- düğü bir dönemde gerçekleştiri- len bu temasların ne denli sağ- lıklı olduğuna ilişkin şüpheleri- ni de çeşitli biçimlerde hissetti- riyorlar. Özellikle Talabani'nin "Tür- kiye'de 2 bin 600 kişinin ölümü- ne yol açan olayların sorumlusu" olarak görulen PKK'yı "yurtsever ve devrimci" diye nitelendirmesinin, askeri çevrelerin sıkıntısını arttırdığı tahmin ediliyor. Talabani'den açıklama Dış Haberler Servisi — Irak'ta Saddam Hüseyin rejimi- ne karşı mücadele eden Kürt cephesi liderlerinden Cdal Ta- labani, bir süre once Ankara- ya yaptığı ziyaret sırasında Türkiye'nin, Irak'taki Kürt ha- rekçtinin amaçlan konusunda- ki endişelerini giderdiğini söy- ledi. Ankara yonetimiyle yal- nızca PKK konusunda ciddi görüş aynlıkları bulunduğunu açıklayan Talabani, PKK ey- lemlerinin, Turk hükümetleri- nin izlediği politikaların sonu- cu olduğunu savundu. Irak'taki muhalefet gruplan- nın Beyrut'taki toplantısına ka- tılan Kurdistan Yurtsever Birliği lideri Celal Talabani, bir Arap gazetesine verdiği demeçte, bu ziyaretin, Türkiye ile Irak'taki Kürt hareketi arasındaki ilişki- lerde yeni bir dönem açtığını söyledi. AA'nın haberine gore Talabani, ziyaretin kendileri için en önemli sonucunun, Türkiye'nin Irak'taki Kurdistan cephesi ile ABD yonetimi ara- sında doğrudan ilişki kurulma- sı konusundaki iıirazını kaldır- ması olduğunu belirtti. Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurmaya çalışmadıkla- rını ve Ankara'nın bu konuda- ki endişelerini giderdiğini anla- tan Talabani şoyle dedi: "Görüşmelerde Irak'taki dik- tatöriuğun devrümesi gerektigi, Kürtlerin de birieşik bir Irak devleti içinde federe, konfede- re veya özerk bir yapı içinde haklannı elde etmeleri gerektigi konusunda görüş birligine var- dık. Cumhurbaşkanı Özal da bunu destekliyor". Ancak PKK'ya karşı izlenen politika konusunda Türk yone- timiyle göruş ayTÜığına düştük- lerini söyleyen Talabani, PKK'nın eylemlerinin, şimdiye dek Ankara'nın izlediği Kürt karşıtı politikalann bir sonucu olduğunu savundu. Reuter ajansının haberine göre Talaba- ni şöyle konuştu: "Türkler, PKK'yı terörist bir örgüt olarak görüyor, bizse PKK'nın devrimci bir Kürt ör- gütü olduğunu savunuyonız. Siz Kürt halkına karşı savaş açar ve bu halkın tüm haklan- nı, hatta kendi dilini konuşma hakkını bile elinden alırsanız, Kürtlerin haklannı isteme bi- çimleri de sizin bu politikanız gibi 'aşırı' olacaktır". SHP Ankara Milletvekili önergesinde sordu Ülkenin başbakanı kim? ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — Cumhurbaşkam Tur- gut Özal'ın Talabani ile Barza- ni'nin bir temsilcinin Türkiye'- ye gelerek yetkililerle görüştüğü- nü açıklamasının ardından baş- layan tartışma, TBMM'de de gündeme geldi. SHP İzmir Mil- letvekili Ahmet Ersin, dün yap- tığı gündem dışı konuşmada Özal'ı "komşu ülkelerin içişle- rine kanşarak rejimleri hakkın- da uluorta sözler edip Türkiye'- yi yayılmacı emeller taşıyan emperyalist bir ülke görünümü- ne sokmakla" suçladı. SHP Ankara Milletvekili Tevfik Ko- çak da verdiği soru önergesin- de söz konusu görüşmelerden haberi olmadığı yolundaki sav- lan anımsatarak Başbakan Yıl- dınm Akbulut'a, "Bu ülkenin başbakanı siz degil misiniz?" di- ye sordu. TBMM Genel Kurulu'nda gündem dışı bir konuşma yapan SHP'li Ersin, savaşın sona er- mesinden bu yana gelişen olay- ları değerlendirdi. Ersin, Türk- iye'nin Ortadoğu'daki bazı ge- lişmelerin dışında tutulduğunu ifade ederek "Yani savaş son- rasında bir koyup yirmi alaca- ğız mantığına dayalı tüccar he- saplarının tutmaması ihtimali giderek güçlenmektedir" diye konuştu. SHP İzmir Milletvekili Ersin, Türkiye'nin Körfez savaşına "dolar ve petrol gözlükleri" iie baktığını, bu politikanın da dünya ülkeleri tarafından itibar (Baştarafi 1. Sayfada) nı istediği soru önergesinde, "Bu ülkenin Başbakanı siz de- ğil misİBiz? Başbakan kimdir?" dedi. TBMM Başkanlığı'na dün verdiği önergesinde Koçak, Irak'taki Kurdistan Yurtsever- ler Birliği Lideri Celal Talaba- ni'nin ve Barzani'nin temsilcisi- nin Türkiye'deki görüşmelerine Başbakan'ın katılmadığı ve ha- beri olmadığı iddialanna dikkat çekerek şu görüşlere yer verdi: "• Hem de ülkemiz için ol- dukça önemli olan görüşmeler- de bulunmanız istenmediyse bu- nun nedeni sizce nedir? Bu ül- kenin Başbakanı şabsınız değil de yoksa bir başkası mıdır? Bu ülkede Başbakan kimdir? • Çankaya'daki görüşmelerin içeriği hakkında herhangi bir bilginiz var mıdır? Eğer bilginiz var ise görüşmelere kimler ka- tılmıştır? • Cumhurbaşkanı'nın açıkla- malanyla, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün açıklamalan ara- sındaki çelişkileri nasıl yorum- luyorsunuz? • Bu denli önemli bir toplan- uya Başbakan'ın. bakanların katılmadığı, ama buna karşın MİT yetkililerinin ve bazı Ame- rikalıların katıldığı savlanna karşılık hiçbir açıklamada bu- lunmamanızın, suskun kalmanı- zın nedeni nedir? Niçin susuyor- sunuz?" Özal'ın görmediğini öne sürdu. Ersin, Cumhurbaşkam Turgut Özal'- ın önümüzdeki günlerde ABD'- yi ziyaret edeceğini de hatırlata- rak kamuoyunun Özal'ın kapalı kapılar ardında yapacağı görüş- melerden endişe duyduğunu öne surdü. Ersin, "Bütün ikbalini ve istikbalini ABD'ye bağlayan Sa- yın Özal, hiç yetkisi olmadığı halde sırf hükümet uzerindeki etkisine dayanarak, kapalı ka- pılar ardında >aptığı tutanaksız ve baş başa görüşmelerde Tür- kiye'yi lehlikeli sorunlann ve yükümlülüklerin altına sokabilir" diye konuştu. ANAP grubunun büyük bir sessizlik içinde tepki gösterme- den izlediği bu konuşmaya Pev- let Bakanı Kâmran tnan yanıt verdi. İnan, Türkiye'nin dünya- da itibarının artmadığı iddiala- r;nın doğru olmadığını söyledi. Özal'ın ABD gezisine de deği- nen Kâmran İnan, tüm dünya liderlerinin VVashington'a gide- bilmek için sıra beklediğini ifa- de ederek ''Sayın Özal'ın ika- mette kalmak üzere davet edil- mesi onur vericidir" dedi. SHP Ankara Milletvekili Tevfik Koçak da Başbakan Yıl- dınm Akbulut' un yanıtlaması- ahnamıyor. 9- Astım olan turizm: Körfez krizinin en büyük darbeyi vur- duğu turizm sektöründe yaşa- nan bunalımın büyüyen boyut- lan, içleri boşalan bol yıldızlı oteller ve bunların arkasındaki milyarlık kredilerin sahibi ban- kalarla şirketlerin "hal-i pür melali" de gölge altına giden ko- nular arasında. 10- Demirbaş tüm dertler: Yalmzca faizlerine yetiştirmek için bu yıl bulunması gereken milyarlarca dolarlık dış krediden eldeki trilyonluk özelleştirme se- netlerine, enflasyondan konut sıkıntısına, ulusal savunmanın modernleştirilmesinden sağhk politikasının ve sağlık kurumla- rının kronik hastalıklanna, milli eğitime egemen olan imam ha- tipçilikten büyük kentlerdeki kanserleşmiş sonınlara kadar bütün dertler "Talabani tartış- maları"nın altında kalmış durumda. Özal, önümüzdeki hafta bu- günlerde Amerika'da olacak. VVashington yolunda, eğer yeni bir "gündem minaresi" dikmez ise Camp David çıkışı Başkan Bush'la birlikte Iraklı Kürtlerin de dosyasını kapatacak yeni bir "madde" bulacaktır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog