Bugünden 1930'a 5,418,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

15 MART 1991 Honecker SSCB'de • BONN (AA) — Eski Demokratik Almanya'nın komUnist lideri Erich Honecker SSCB'ye götüruldü. Almanya'da yayımlanan Bild gazetesinin dün verdiği habere göre, Honecker (77), SSCB'ye sağhğının çok bozuk olması nedeniyle götüruldü. Honecker'in, avukatı Friedrich Wolf tarafından yapılan açıklamaya göre, eski lider Moskova'da tedavi altına abndı. Daha önce Almanya'daki bir Sovyet hastanesinde tedavi gören Honecker hakkında ülkesinde adli kovuşturma yapılıyor. Bu arada, Almanya hukümetinin, SSCB'yi uluslararası hukuku ihlaJ etmekle suçlayarak, eski Demokratik Almanya lideri ve Komünisı Partisi Başkanı Erich Honecker'in hemen iade edilmesini istediği bıldinldi. COMECON tarih oluyor • MOSKOVA (AA) — Varşova Paktı'nın dağıtılmasına yönelik anlaşmanın imzalanmasından sonra, Sosyalist Ülkelerin Ekonomik İşbirliği Örgütü olan "COMECON'un da varhğına son vermesiyle sonuçlanacak olan toplantı, örgütun Moskova'daki merkezinde başladı. Geçen ay sonunda Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de yapılması planlanan toplantı, örgüt üyesi bazı ülkelerin "hazır olmadıklan" gerekçesiyle ertelenmişti. Dağıtılmasına karar verilen, tarn adıyla "Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma örgütü"nün, SSCB ekonomik desteğine muhtaç olan uyelerinin katılımıyla "Uluslararası Ekonomik İşbirliği Örgutü" adıyla varlığmı yeni bir biçimde sürdürmesi beklenıyor. Gorbi: Karabağ Azerilerin • MOSKOVA (AA) — SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov, 1987 yılında Karabağ sorununun patlak vermesinden bu yana ilk kez Azerbaycan halkına güvence vererek Karabağ bölgesinin Azerbaycan topraklannın aynlmaz bir parçası olduğunu ilan etti. Birmingham 6 serbest • LONDRA (AA) — tngiltere'de Temyiz Mahkemesi, İrlanda Cumhuriyet Ordusu'na (IRA) mensup 6 militanı, 16 yıl hapiste kaldıktan sonra serbest bıraktı. "Birmingham Altısı" olarak bilinen altı IRA militanı, 1974 yılında Birmingham'da iki barı bombalayarak, 21 kişinin ölümune yol açmakıan ömürboyu hapis cezasına çarptırılmışlardı. 17 Kasım sahnede • ATİNA (AA) — Atina'da önceki gece Amerikalı çavuş Ronald Stevvart'ın ölumü ile sonuçlanan bombalı saldırının sorumluluğunu 17 Kasım terör örgütü üstlendi. örgutün Elefterotipia gazetesine gönderdiği bildiride saldırının, "ABD'nin Körfez savaşı sırasında 130 b<n Iraklıyı oldurerek" gerçekleştirdiği "ırk kıyımını" protesto etmek amacını taşıdbğı belirtildi. DIŞ HABERLER CUMHURÎYET/11 Castro: Küba Irak olmaz • HAVANA (Reuter) — Irak'ın Körfez savaşındaki yenilgisi ile ilgili olarak ilk kez değerlendirme yapan Küba Devlet Başkanı Fidel Castro, ülkesinin ABD'ye karşı bir savaşı kışkırtmayacağını ancak bir savaş cıkarsa halkının ölesiye savaşacağını söyledi. Castro, ülkesinin Körfez buhranı sırasında izlediği politikayı savundu ve "Kimsenin kınamadığını biz kınadık, karşı çıkılması gereken şeylere karşı çıktık" dedi. BM'de Türkiye'nin Kıbns konnsundaki ciddiyetinin üst düzeyde kanıtlanması görüşü yaygın OzaPdan jest beklentîsiBM çevreleri, özal'ın ABD'ye yapacağı ziyaret sırasında Kıbns konusunda bir jest yapmasının beklendiğini belirtiyorlar. Bu jestin hangi konularda beklendiği ise net değil. Kimi çevreler bunun, toprak ve mülteciler konularını kapsayacağını, kimileri ise asker çekilmesi yönünde bir adım atılmasının beklendiğini ileri sürüyorlar. ŞEBNEM ATtYAS NEW YORK — Cumhurbaşkanı Tbr- gut Özal'ın VVashington ziyareti öncesin- de Birleşmiş Milletler'de Kıbns sorunu- nun çözümü için Türkiye'nin 'ciddi' ol- duğu görüşü yaygın. Gerek Güvenlik Konseyi diplomatlan gerekse Türk ve Kıbnslı Türk diplomatlar, Tnrkiye'ııin şimdiye kadar olınadığı derecede çözii- me yöactik uzlaşmaa bir tutnm icinde göriiadügünü" doğmladılar. Hatta öy- le ki genel sekreterin Kıbns iyi niyet gö- revlisi Gustave Feissel ve özel temsilcisi Oscar Camitlion'un geçen hafta KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktas ile yap- aklan iki göruşmede Turk Dışişleri'nden temsilciler bulundu. Böylece TürkiyeJ nin "ciddi" olduğu görüntüsü daha da kuv- vetlendi. Birleşmiş Milletler'deki bazı diplomat- lara göre şimdi sıra Türkiye'nin ciddi ol- duğunun "en üst" düzeyde kanıtlanma- sında. "En üst düzeyde" ifadesiyle Cum- hurbaşkanı Özal'ın dolayısıyla önümüz- deki günlerde Washington'a yapacağı zi- yaret kastediliyor. Ancak bu ifadelerde Cumhurbaşkanı özal ile Bush göriışme- sinden Kıbrıs konusunda "kilit" bir ge- lişme beklenmediği, daha çok özal'ın bir "jest" getirmesinin arzulandığı gözleni- yor. Nasü bir jest sorusuna verilen yanıt- lar ise çeşitli. Şu an kilit konunun "top- rak ve mülteciler" olduğunu vurgulayan diplomatlar, Kıbns Türk tarafının "möl- tecilerin geri dönmesine iarin" vermesi- nin çok önemli bir gelişme olacağmı kay- UGOSLAVYA PROTESTO — Belgrad'da fabrika isçileri de Miloseviç'i protesto ettiler. (Foloğraf: AFP) Ogrenciler kazandı<C . .Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan 10.000 öğrenci isteklerinin kabul edilmesi üzerine gösterilerine zafer işaretleri ile son verdiler. Dış Haberler Servisi — Yugoslavya- nm başkenti Belgrad'da geçen hafta so- nunda başlayan yönetim karşıtı göste- riler, hükümetin göstericilerin taleple- rini kabul etmesi üzerine sona erdi. Gün- lerdir Cumhuriyet Meydanı'nı terk et- meyen göstericiJer dağıldı. Yugoslav resmi haber ajansı Tanjug, eylemlerine son vermeleri için daha önce yapılan tüm çağnlan reddeden çoğun- luğu öğrenci yaklaşık 10.000 gösterici- nin dun sabah eylemlerine son verdik- lerini bildirdi. öğrencilerin dağıldıkları sırada "zafer" işareti yaptıklan ve "Banşa bir şans verin" adlı şarkıyı söyledikleri be- lirtildi. Geçen hafta sonunda Belgrad'ın Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan ço- ğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu göstericiler, komünıstlerin denetiminde- ki radyo TV yayınlanm protesto etmiş- ler ve Içişleri Bakanı'run istifasını iste- mişlerdi. Hükümetin göstericilerin üze- rine tanklan yollaması üzerine kanlı bir caüşmaya dönüşen olaylarda iki kişi öl- müş, Sırbistan muhalefet lideri Drasko- viç de tutuklanmıştı. Olağanüstü toplantıya çağnlan Yu- goslavya Başkanlık Konseyi bir karar alamadan dağıhnca Sırbistan hukume- ti geri adım atmış, önceradyo-TVyö- neticileri istifa etmiş, tutuklanan Dras- koviç serbest bırakılrruş ve sonunda lciş- leri Bakanı Radmillo Bogdanoviç de hü- kumete istifasını vermişti. Tanjug, gösteriler sırasında 636 kişi- nin gözaltına alındığını, bunlardan 280*inin daha sonra serbest bırakıldığı- nı, 8 göstericinin de 30 günlük hapis ce- zalanna çarptırıldığım açıkladı. ~BAKER-ESADANLAŞTJ İsrailçekilsin dediyorlar. Ikinci bir "temenni" Türki- ye'nin yaklaşan seçimlerde Rum lideri Yorgo Vasiliu'yu rahatlatmak ve Perez de CueJlar'ın hazırladığı plana evet dedirt- mek için "önemsiz miktarda asker" çek- mesi ya da Maraş için Güvenlik Konse- yi karannın uygulanacağını açıklaması. Rum lideri Vasiliu'nun genel sekreterlik görevlileri ile görüşmelerinin ardmdan yaptığı açıklamalarda "mültecüere" de- ğinmiş olması, Vasilliu'nun bu tür jest- lere "cevap vermeye" hazır olduğu söy- lentisini güçlendirdi. Diplomatlar Vasi- liu'nun "daha esnek olduğuna, ancak muhalefetin oau zorladığına" dikkat çe- kiyorlar. Cuellar'm iyi niyet ğörevlisi Feissel, Kıbns'taki temaslarıru tamamlayarak hafta başında New York'a döndü. ön- ceki gün ABD Dışişleri Bakanhğı Kıb- ns Koordinatörü Nelson Ledsky, genel sekreterliği ziyaret etti, adadaki temas- lar konusunda bilgi aldı. Cuellar'ın hafta başında Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporun çahşması halen sürüyor. Cuel- lar, rapor için Güvenlik Konseyi'nden 15 şubata dek süre almıştı. Güvenlik Kon- seyi'ne bu tarihi CueÜar önermişti. Gü- venh'k Konseyi diplomatlan bu konuda "acele" etmediklerini bildiriyorlar. Feissel ve Camillion, iki kez KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la, dört kez de Rum lideri Vasiliu ile görüştüler. Bu görüşmeler öncesinde Denktaş'ın özel damşmanı Prof. Mttmtaz Soysal ve Dışişleri Bakanhğı lkili Siyasi Iliskiler Sommlusu Korkmaz Haktanır, New York'ta iki hafta kalarak genel sekreter- likle "sessiz diplomasi" sürdürmüşlerdi. Bütün bu çahşmaiar Kıbns'ta iki liderin yeniden bir araya gelmesi öncesinde or- taya iki tarafın da hemfıkir olacağı bir anlaşma taslak planı oluşturmayı hedef- ledi. Türkiye, genel sekreterin Güvenlik Konseyi'ne verdiği raporda yaptığı çağ- nya uyarak doğrudan göriişmelerde bu- lundu. Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı, ge- nel sekretere yardımcı olmak amacıyla Kıbns için çözüm bekleyen konularda, "fıkirierini bütün bir pakel halinde" ge- nel sekreterlikte göruştuler. öte yandan Fransız Dışişleri Bakanı 1 run Ortadoğu ile ilgili olarak Güvenlik Konseyi beş daimi uyesi* arasında "değerlendirme" yapılmasını, bu arada "Kıbns"ın da diğer konularla birlikte ele alınmasını söylemesi sürprizle karşılan- dı. Güvenlik Konseyi'nin diğer üç daimi üyesi Sovyetler, ABD ve Ingiltere temsil- cileri bu girişimden haberdar olmadık- lannı belirttiler. Üst düzeyde bir Türk diplomatı ise "açıklamanuı şaşırtıcı ol- duğunu, Fransa'nın Kıbns konusunda taraf dahi olmadığını" söyledi. Fransa, Körfez krizinin başından beri çeşitli si- yasi nedenlerle çoğunlukla bir yere var- mayan önerilerde bulunuyor. Güvenlik Konseyi'ne raporun sunulmasından son- ra konsey başkanhğından bir başkanlık açıklaması yapılabileceği belirtiliyor. SSCB Ifeltsîn: Pişmanım MOSKOVA (AA) — Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, SSCB Devlet Baş- kanı Mihail Gorbaçov'a karşı savaş ilan ettiği için pişman olduğunu söyledi. Yeltsin, Moskova Film Enstitüsü'nde yaptığı bir konuşmada, "Bizi batağa çe- ken ülkenin yönetimine savaş açahm" demişti. Konuşma, muhafazakâr komü- nistler tarafından Yeltsin'in devleti yok etmeye çalıştığının kamtı olarak değer- lendirilmişti. Bugun Komsomolskaya Pravda gaze- tesine bir demeç veren Boris Yeltsin, ko- nuşması sırasında hazırlanmış metnini okumaktan vazgeçtiğini ve içinden gel- diği gibi konuştuğunu kaydetti. Boris Yeltsin, gazeteye verdiği demeç- te ise "Hissettiklerimi söyledim. Belki de hazır metni okumalrydım. O zaman böy- le ağızdan kaçan bir şey olmayacaktı" dedi. POLITIKADA SORU1NLAR ERGUNBALa Laleve Devri Cumhuriyet'in önceki günkü sayısında 3. sayfada çok il- ginç bir haber vardı. Aslında haberi "çok önemli" ya da "ürkütücü" sözcükleri ile tanımlamak herhalde daha doğru olur. Park ve Bahçeler Müdürü Tarık Konal'a göre İstanbul Be- lediye Başkanı Sayın Nurettin Sözen, en güzel çiçeklerden biri olan, Avrupa'ya Türklerin tanıttığı, Hoilandalı gemicile- rin İstanbul'da görüp ülkelerine gotürdükleri laleyi boykot et- miş. Neden? Çünkü lale, Osmanlı İmparatorluğu'nun sefahat devri ile Dalan döneminin bir simgesi imiş de ondan. Bunu gazetelerde ufak bir haber olarak görsek inanmaz, "Hiç boyle şey olur mu" deyip geçerdik. Ama arkadaşımız Ayşe Yıldırım, Park ve Bahçeler Müdü- rü Tarık Konal'la ayrıntılı bir görüşme yapmış. Soruyor Ayşe Yıldırım Tarık Konal'a: Lale dikilecek mi? Yanıt: "Lale, Osmanlıda zevkin, sefahatın sembolüdür. Os- manlının sembolünü cumhuriyet döneminde yaşatmaya ge- rek varsa, çarşaf da yaşasın o zaman." Soru: "Lalelerin ekılmesine Sözen mi karar veriyor?" Yanıt: "Evet, laleye karar verir. Çünkü lale, Osmanlıda bir dönemin sembolüdür ve polrtik bir karardır." Soru: "Lale yasağı galiba Dalan döneminden kaynaklanan bir şey?" Yanıt: "Evet. Dalan döneminin tarihe nastl geçtiğini bili- yoruz. 'Dalan devri, talan devri.' Bir devrin sembolünü ille de yerleştireceğim diye uğraşırsanız o istanbul'a hizmet olmaz." Tank Konal, laleyi "Osmanlının zevk ve sefahatinin sembolü" olarak görüyor. Bu parlak (!) mantığa göre Osmanlının çöküş döneminde yapılmış olan söz gelişi Öolmabahçe Sarayı'nı da yıkmamız gerek. Ya da saray yerıne depo dıye kullanalım. Ya milyar- larca liraya restore edilen Çırağan Sarayı? Çöküş dönemt- nin diger bir sımgest. Derhal onu da yıkıp ortadan kaldırmak; gerekiyor. Ayrıca sadece laleleri ortadan kaldırmak yetmez. Bize so- rarsanız İstanbul'un çınar ağaçları konusunda bir araştırma yapmalı. Yaşı Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş ve sefahat dönemine kadar uzanan tüm çınarları kesmeli. Son derece ilerici (!) devrimci (!) ve de sosyal demokrat (!) bir kafa yapısına sahip olduğu görülen Sayın Tarık Konal, derhal kolları sıvayıp İstanbul'un eski çınariarını, Osmanlı İmparatorluğu'nun sefahat döneminden kalan eski yapıları- nı, binalarını saptamalı. Ondan sonra çınarları kesmekle ışe başlamalı. Eski yapılara gelince; gerçi onları yıkmak bıraz zor, ama Sayın Tarık Konal yılmadan mücadele etmeli. lleride onları da yok etmenin bir çaresi bulunur elbet. Sayın Tarık Konal ve Sayın Nurettin Sözen böylece sefa- hat devrinin sembollerini temizledikten sonra Dalan döne- minin sembollerini de ortadan kaldırırtar olur biter İstanbul da sadece Nurettin Sözen döneminin sembolleri ile kalır. Nedir onlar? Şimdilik görünen çöpler, pislik, sokaklardan birtüriü kalk- mayan çöp torbaları, kaderine terk edilmiş bakımsız park- lar... Caddelerin her yanını işgal eden seyyar satıcıiar... Ko- mik icraatlar... İstiklâl Caddesı ne tramvay koydular (o da Dalan'ın fikri idi), tek hat. Süs olmaktan başka ışlevı yok. Evet, Sayın Nurettin Sözen ve Sayın Tank Konal'ın dönem- . lerinin sembolleri bunlardır. Dıyeceksiniz ki "Dünyada bu kadar önemli olay var. Orta- doğu, Körfez, Irak... Lale olayı o kadar önemli mi" Evet, önemli. Nüfusu 8 milyona yaklaşan İstanbul, bu ka- fa yapısına sahip insanlar tarafından yönetiliyorsa ve bu in- sanlar SHP'nin yetkilileri olarak sosyal demokrat görüşün temsilciliğini yaptklannı iddia ediyorsalar, lale olayı çok önem- lidir. - Avrupa'da bu tür açıklama yapan bir yönetici görevde ka- lamaz. Ama burası Türkiye. Sayın Sözen, laleyi sevdiğini söyledi. Yarın Sayın Konal da bir açıklama yapar, "Bir yanlış anla- ma otdu. Ben laleden değil, ısırgan otundan söz ediyordum. Laleyi kim sevmez!" der olur biter. Dedik ya burası Türkiye. WASHINGTON Türkiyefye ek yardım Senato'da kabul edildi VVASHINGTON (Cumhuri- yet) — ABD SenatosuTahsisat- lar Komisyonu, dünkü birleşi- minde Türkiye'ye 200 milyon dolar ek acil yardım yapılma- sına ilişkin ek butce yasasmı ka- bul etti. Yardımın gerekçesinin "Türkiye'nin Irak ile sınınna kaydırdığı askeri birliklerin ya- rattığı mali kulfet" olduğu bil- dirildi. Dış Haberler Servisi — ABD ile Suriye, Arap-tsrail sorunun BM kararlan çerçevesinde çözü- me kavuşturulması konusunda göruş birliğine vardılar. ABD Dışişleri Bakanı James Baker ile Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad'ın 7 saatten fazla suren gö- rüşmelerinde, "Ortadoğu'da ba- rışm BM Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 338 nolu kararlannın le- mel alınarak oluşturulması gerekıigi" vurgulandı. Güvenlik Konseyi'nin bu kararlan, Israil- in 1967 yılında işgal ettiği top- raklardan çekilmesini ön- gorüyor.ABD Dışişleri Bakanı, S.Arabistan, Kuveyt, Mısır, Isra- il ve Suriye'de yaptığı görüşme- lerde, Arapların Israil ile işbir- liği yapmaya hevesli gözüktük- lerini belirterek "Banş pencere- si açılraıştır" dedi. Hafız Esat görüşmesinde, Or- tadoğu Banş Planı dışında, Lübnan, Amerikah rehineler, te- rör ve bölge guvenliğı konulan tartışıldı. Her iki taraf arasında terör tanımlaması üzerinde an- laşma sağlanamadığı, Lübnan konusunda ise tüm Lübnanlı hi- ziplerin 1989 sonunda S.Arabis- tan'da imzaladıklan Taif belge- sinin desteklendiğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı James Baker, 10 günluk Ortadoğu tu- runun Moskova durağına hare- ket etmeden önce, Şam'da Lüb- nanlı meslektaşı ile de görüştü. Bu göruşmede, savaş sonrası Or- tadoğu düzeni ile İsrail'in Lüb- nan'ın güneyinden çekilmesi ile ilgili BM kararlan ele alındı. Lübnan Dışişleri Bakanı Fa- ras Buez, ABD'nin Israil'e, Gü- ney Lübnan'dan çekilmesi için baskı yapma konusunda "ciddi" şekilde istekli olduğunu söyledi. ABD Dışişleri Bakanı James Baker ile dun Şam'da göriışen Buez, basın mensuplarına, "ilk kez ABD'nin bu konuyu vurgu- lamakta ciddi şekilde istekli ol- duğunu sovleyebilirim" dedi. ABD DışişTeri Bakanı Baker, Şam'daki temaslarını tamamla- dıktan sonra dun SSCB'nin Baş- kenti Moskova'ya gitti. Körfez bölgesindeki durum, Ortadoğu sorunu ve silahsızlanma konu- larını ele almak üzere Moskova 1 ya giden Baker, havaalanından doğruca SSCB Dışişleri Bakan- lığı'na giderek meslektaşı Alek- sandır Besmertnih ile göruştü. TASS, iki dışişleri bakanının baş başa yaptığı bu ilk göruşme- de, gundemdeki en önemli ko- nulardan birinin, stratejik saldın silahlannın indirimine yönelik anlaşmamn hazırlıklan olacağı- nı bildirdi. Savaş bitmeliydi... Bitti! Barışı kurmak ve korumak için... Işığa ve aydınlığa kavuşmak için... Hayat bilgiyle beslenmeli şimdi. Bilgiyle zenginleşmeli! BRITANNICA COMPTON'STürkiye'nin yeni bilgi kaynağı Türkiye, bu konudaki giri- şımlerine bundan yaklaşık 3 hafta önce başladı. Amerikan yonetiminin Çöl Fırtınası ope- rasyonu kapsamında ek bütçe isteyeceği anlaşılınca Türkiye 1 nin Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir, yönetun ve Kongre'de temaslara girişti. Kandemir, bu görüşmelerde Türkiye'nin Irak ile sınınna in- tikal ettirdiği ordu için büyük masraflar yaptığım vurgulaya- rak, Türkiye'ye de Çöl Fırtına- sı bütçesi kapsamında yer veril- mesi dileğini ısrarla vurguladı. Amerikan yonetiminin o dö- nemde söylediği, bu ek bütçe- nin tamamen Amerikan kuv- vetlerine dönük olacağı, üçün- cü partilere yer verilmeyeceği yönündeydi. Ancak aradan bir süre geçtikten sonra Israil'e ek yardım bu bütçe kapsamına alı- nınca, Wall Street Journal ga- zetesininin önceki günkü habe- rine göre Kandemir, bu kez ABD Dışişleri'nin siyasi işler- den sorumlu bakan yardımcısı Robert Kimmet'e gitti. Kim- met'in argumanı, Türkiye'ye Körfez koordinasyon grubu içinde bazı yardımlar verilme- sinin düşünüldüğü, oysa İsrail'- in boyle bir olanaktan yoksun olduğu yönündeydi. Kandemir, bununla yetinme- yip Senatör Robert Byrd'e bir mektup yazarak konuya dikka- tini çekti. Türkiye'nin Çöl Fır- tınası operasyonu sırasında sı- nıra kaydırdığı ordu için yaptı- ğı harcamalann büyük bir ma- lı kulfet yarattığı konusunda ik- na olan Byrd de yine Wall Stre- et'e göre ABD Başkanı Bush'a Türkiye'ye 650 milyon dolar ek yardım verilmesi için bir mek- tup yazdı. Bu çabaların sonucunda Amerikan yönetimi harekete geçirildi ve yönetim Türkiye'ye Çol Fırtınası kapsamında 200 milyon dolar ek yardım veril- mesi konusunda Kongre'den ta- lepte bulunmaya karar verdi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog