Bugünden 1930'a 5,418,512 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

'75 ARALIK 1991 KÜLTÜR-SANAT CUMHURİYET/9 SİNEMA iz' Eleanor öldü • SANTA BARBARA (AA) — Amerikan sessiz film dünyasının önde gelen oyuncularından Eleanor Bordman 93 yaşında öldü. Philadelphia doğumlu olan Bordman 1920'li yıllarda Kodak fılmlerinin reklam posterlerinde "Kodak Kızı" olarak boy gösterdikten sonra yönetmenliğini daha sonra kocası olan King Vidor'un yaptığı "Kalabahk" adlı fUmde başrolde yer aldı. Santa Barbara'daki evinde uykusu sırasında ölen yıldız, "Yabancılar Kaldırımı", "Sessİ2 Ithamcı", "Anı Sokağı" ve "Denizcilere Söyle" adlı sessiz filmlerde oynamıştı. Bordman, sessiz filmden sesli filme geçildiği dönemde de aralannda "O Savaşa Gidiyor", "Mamba", "Sel" ve Kızılderili kadınla evlenen bir adamı konu alan 'The Squaw Man" adlı filmlerde rol almıştı. SÖYLEŞİ Yazardan TV'ye eleştiri • BALTIMORE — ABD'li ünlü roman yazan Kurt Vonnegut, televizyonun, Amerikan halkını 'acımasız ve duyarsız' hale geçirerek, 'insanhktan uzaklaştırdığım' söyledi. Vonnegut, Baltimore'deki Johns Hopkins Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, Amerikan halkının Körfez savaşını izlemekten 'neşelendiğine' dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Amerikalılar, eskiden düşman askerlerinin ölümüne üzülürdü. Ikinci Dünya Savaşı, sırasında Japon askerlerin ya da Alman SS'lerin ölümünü kutlamıştık. Bizi böyle insanhktan uzaklaştıran, duyarsız kılan, acımasız hale getiren televizyondur. Amerika'ya korkunç bir şeyler olmuş..!' Vonnegut'un savaşa karşı çıkan kitapları arasında 'Mezbaha 5' ve 'Kedinin Beşiği' bulunuyor. MÜZİK Mercury listenin başında • LONDRA (AP) — Yaklaşık üç hafta önce AIDS'ten ölen Queen topluluğunun efsanevi solisti Freddie Mercury bu hafta pop listelerinin tepesine oturdu. 1975 yılında piyasaya çıktığmda İngiltere listelerini dokuz hafta boyunca işgal eden "Bohemian Rhapsody" adlı parça geçen hafta yeniden piyasaya çıktıktan sonra bu hafta listenin tepesinde yer aldı. Freddie Mercury'nin "A Night at the Opera" albümü için yazdığı bu parçadan elde edilen gelir Mercury'nin kendi ölümüne neden olan AIDS hastahğının araştırümasında kullanılacak. 45 yaşındayken ölen Fredie Mercury. ölmeden önce bir açıklama yaparak "Bütün dünyanın AIDS'e karşı savaşta benimle birleşeceğini umuyorum" demişti. Elvis Presley, John Lennon, Buddy Holly ve Jim Reeves gibi sanatçılar da öldükten sonra tıpkı Mercury gibi yeniden listebaşlarını almışlardı. SERGİ Katoğlu'nun resimleri • Kültiir Servisi — Oya Zaim Katoğlu'nun resim sergisi cumartesi günü Benadam Sanat Galerisi'nde açılacak. 31 ocak tarihine dek açık kalacak sergide, Katoğlu'nun Bodrum'da yaptığı resimler sergilenecek. 1940 Istanbul doğumlu sanatçı Oya Zaim Katoğlu, öğrenimini Ankara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nde tamamladı. 196O'lı yıllann ilk yarısından bu yana resim çalışmalarına ağırlık veren Katoğlu, ilk yıllarında guaş, daha sonra yağhboya tablolar yaptı. Türkiye"de ve yurtdışında çeşitli karma sergilere katılan ve kişisel sergiler açan, ayrıca birçok özel koleksiyonda yapıtlan bulunan Katoğlu, yaşamım Ankara ve Bodrum'da sürdürüyor. YARIŞMA Genç sanatçılar yanşması • Kültur Servisi — BP Türkiye'nin de kapsamında bulunduğu BP Oil Avrupa, genç sanatçılara destek vermek ve onların çağdaş sanat eserleriyle Brüksel'de bulunan merkez ofisini süslemek amacıyla geçen yıl düzenlediği "BP Oil Genç Sanatçılar Resim Yarışması"nı bu yıl değişik daliarda yineliyor. Geçen yıl Avrupa çapında büyük ilgi gören yarışma sonucu, beş genç Türk sanatçısının eseri, BP Oil Avrupa tarafından satın ahnmışü. Otuz beş yaşın altındaki bütün sanatçılara açık olan bu yılki yanşmada baskı, desen, kâğıt üzerine boya ve karışık malzeme kullanılarak ortaya çıkacak iki boyutlu eserler değerlendirilecek. EADRA R E M Z I K I T A B E V I ROMANIMLA SANA BİR SES... Londra'dan ilginç bir konser, IstanbuVda bir müzik gezintisi Seste smırlar kalktıColin Davis yönetiminde Londra'da çalınan Peter Wiegold'un yapıtı, yorumcuyu da besteci kadar eserden sorumlu tutan bir yöntem içeriyor. Schwinck'in yönettiği tstanbul Devlet Senfoni konserlerinde ise özenle seçilmiş bir program dinledik. EVİN tLYASOĞLU Geçen hafta Londra Senfoni Orkestrası ün.ü şef Colin Da- vis yönetiminde Barbican Kültür Merkezi'nde, ilginç bir program sergiledi: Peter Wie- gold un "Soft Shoe Shuffle" başlıklı yapıtı, piyanist Uc- hidanın solistliğinde Men- delssohn'un 1. piyano konçertosu ve Drorak'ın 7. Senfonisi. Çok ünlü bir şef, çok gözde bir piyanist ve müzik tarihinin tartışılmaz iki değerli besteci- si. Peki, bu Wiegold kim? tçinde yaşadığımız günün bir bestecisi. Bazı yorumcular, çağdaş yöntemleri klasik din- leyici kitlesine tamtmayı görev edinerek, alışılagelmiş ünlü yapıtların arasında bir "sand- viç" şeklinde sunuyorlar. önemli olan bir çağdaş yapıtı, önyargıyla duymak istemeyen dinleyıcıye biraz zoraki de ol- sa dınletmek. VViegold'un yapıtı besteci- yorumcu ilişkisini pekiştiren, yorumcuyu da besteci kadar eserden sorumlu tutan bir yöntem içeriyor: Sahnedeki 15 çalgıcı bestecinin sunduğu anahtar notalardan yola çıkı- yor ve bir doğaçlama akışı içinde yapıtın iskeletine can katıyor. Yeni tını birliği. yeni renkler, yeni bir güzelduyum- sal (estetik) dtf arayısı. Nota yazımını ortadan kaldınp gra- fık çizgilere yol açan, besteci- yonımcu-dinleyici üçgenini İDSO konserlerinin yıidızı Norveçli çellist Trul Mork'tu. (Fotograf: İBRAHİM GÜNEL) birbirine yaklaştıran bir olay. Wiegold'dan söz ederken Osmanbaş'ın 197O'te bestele- diğj "Yaylı Dördül" geliyor aklımıza. Profesör Ilhan Us- manbaş şöyle anlatır yapıtını: "Çalıcılar istedikleri sayfa- dan başlayabilirler. Her sayfa- da çalıcınm seçmesine bırakıl- mış figürler var. Süreler isteğe göre uzatılır. Böylece çalıcılar yapıtın kuruluşuna katürnış olur. Şurası açık ki, biçim- kuruluş kavramı böylesine ge- nişlediği ölçûde ses-tını anlayı- şı da değişmiş, güzel-çirkin ses suıırları kalkmıştır artık.. Son 25-30 yıldır geleneksel notala- manın değeri de değişti. En kökten değişiklik ise yapıtın kuruluşunun çalıcıya bırakıl- ması oldu. Belli bir başlangıç, belli bir son yok artık.. Dinleyi- ci de istediği zaman konser salonuna giriyor, istediği za- man bırakıp çıkıyor, yapıt ise sünip gidiyor.." Ülkemızdeki konser prog- ramlanna bu tür yenilikler pek alınmasa da yeni tınılann peşinde arayışlannı sürdüren bestecilerimiz var. İDSO konserlerinin yıidızı Norveçli çellist Trul Mork'tu. Şef Alexander Schvvinck'ın yö- nettiği konserlerde özenle seçilmiş bir program dinledik. Programın her iki bölümünde de yer alan çellist Mork, gele- cekte adından çok söz ettire- cek bir sanatçı. 1961'de Bergen'de doğmuş. Birçok ya- nşmadaki odüllerinin yanı sıra Çaykovski Konkuru'nu kazanmış 1983'te. Şu sıralar EML şirketi için ünlü şef ve orkestralarla plak çalışmalan yapmakta. Haydn'ın Do ma- jör Çello Konçertosu'nu güvenli, ıçten, pınl pınl bir teknikle çaldı. Adagio'daki duyarh ağırbaşlılığı, son bö- lümdeki dinamizmi ve bu hızlı temponun içinde arayıp çıkar- dığı renkler; bis olarak çaldığı Britten'in Elegie'sinde doku- naklı sesi çalgısıylu özdeşleş- Szabo'nun 'Venüsle Buluşma'sı cuma günü sinemalarda Sinema Venüs'le buluşuyorKültür Servisi - "Mephisto", "Albay Redl" ve u Hanussen"lerin yönetmeni Ist- van Szabo'nun "Venüs'le Buluşma" adlı yapıtı 20 aralık cuma günü sinemalarda. "Mephisto" ile En tyi Yabancı Film Os- car'ını alan Macar yönetmen Szabo'nun "Venüs'le Bulnşma"sında başrolleri Glenn Close, Niels Arestrup, Macha Me- ril ve Moscu Alcay paylaşıyorlar. Szabo, "Venüs'le Buluşma"da. Wag- ner'in başyapıtı "Tannhauser" operası- nın Paris'te sahnelenişi çerçevesinde fünümüzün yeni Avrupası'na, özgürce onuşulan, düşünülen, banş içinde bir arada yaşanan çok uluslu bir dünyanın çehresine ayna tutuyor. 'öldüren Cazibe" ve "Tehlikeli tlişki- ler"den tanıdığımız Glenn Close, fılmde "Tannhauser" operasının primadonnası. Ona sesini veren ise Mozart, Verdi ve Strauss operalanyla ün yapmış olan sop- rano Kiri Te Kanav» a. Operamn en büy ük rollerinden biri olan Tannhauser'i, önde gelen Wagner tenorlanndan Rene KoUa seslendiriyor. Fılmle ılgili olarak "Okuduğum en iyi senaryo" dıyor Glenn Close. "Insanlık komed> asını en geniş anlamda ele alan ha- rika bir örnek. Korkulan, düşleri ve ku- surlanna karşın insanlann içindeki sevecenliğin yansıt ılmasından müthiş etki- lenivorum. Istvan Szabo'nun tıpkı Çehov gibi gerçek bir hümanist olduğunu düşünü- yorum." Filmin yapımcısı ise sinema dünyası- nın en ilginç yapımcılarından biri sayılan David Puttnam. "Ateş Arabaları". "Yerel Kahraman", "ölüm Tarlalan", "Gece- yarısı Ekspresi" ve "The Mission" gibi filmlerin yapımcısı Puttnam, son yıllarda bağımsız çalışıyor. Müzıği Marek Janowski yöneüminde- ki Londra Filarmoni Orkestrası ve dün- yaca ünlü Abrosian Singers Korosu kayıtlanndan alınan "Venüs'le Bu- luşma"nm çekimlerinde. Opera Europa için Budapeşte'deki 100 yılık opera bina- sı kullanıldı. mişti. Programın ilk yarısında öv- güye değer diğer solist ise yine Norveç'ten 1959 doğumlu Lars Anders Tomterdi. Dün- yanın her yerinde ünlü toplu- luklarla çalmış, festivallere katılmış, ödüller kazanmış bir başka sanatçı. Tomter Karl Stamitz'ın Vi- yola Konçertosu'nda çalgısı- nın ses rengini ortaya koyan derin bir ton duyurdu. Karl Stamıtz, orkestranın kitapçı- ğında yazıldığı gibi 1945 degil, 1745 doğumlu. Müzik tarihın- de Barok çağı Klasik çağa bağlayan köprü niteliğindeki önemli bestecilerden Minke Mannheim Okulu olarak anı- lan ilk senfoni orkestrası kuruculanndan biri. Mannheim orkestrasının en önemli özelliği bütün üyeleri- nin birer usta solist olmalan ve fısıltıdan gökgürültüsüne kadar ses farklannı duyura- bilmeleri. Aynı zamanda birer besteci olan üyeler. bu orkest- ra için yazdıklan eserlerde Barok üslubun klasik anlatı- ma geçişini sergilemişlerdir. Viyolacı Tomter, bütün bu özellikleri gözeterek çaldı Karl Stamitz'in yapıtını. Orkestra- nın da dengeli eşliği gerek Haydn'da. gerek Stamitzde belirgindi. Programın son ve ilginç ya- pıtı. Richard Strauss un icrası da zor, iyi icra edilmezse, din- lenmesi de zor olan senfonik şiiri. Don Kişot . yine Mork, Tomter ve Gülden Turalf nın solistliğinde çalındı. Çellist Don Kişot'u yansıtan yayında dramatik bir ustalıkla baştan sona bir bütünün çizgilerini çizdi. Hele Don Kişot'un ölü- münü anlatırken öylesine dokunaklıydı ki! Şef Schvvinck'in orkestra • içindeki aynntılan gözetmesi, solistler ve orkestra arasında- ki dengeyi koruması övgüye değerdi. Bir de Cervantes'in Don Kişot'unu düşündük: Uçanhğı, kara mizahı. düş- lemleri yanı sıra bunlann ardında yatan derin yaşam felsefesini.. Alman Konsolosluğu'nda düzenlenen Noel Konseri, amatör ve profesvonel sanat- çıların işbırliği sonucu bir çeşitlemeydi. Genelde "kendi için müzik yapan" kişilerin bir *araya geldiği. koro, oda müzi- ği ve hatta Mozart'ın Te Deum'unu bile seslendirecek kadar bir topluluk oluşturma- sı bir başka coşku. Böyle ortamlarda müziğın düzeyi, coşkunun sesi oluyor.. Sopra- no Ute Moriase, piyanist Eser Bilgeman trompetçi Gökmen Novan ve Alruğ Öztunç ile başta Musa Albükrek olmak üzere Pre Klasik Oda Müziği üyelerini kutlamak gerek... ^M/BELLEK F, AY SONUNA KADAR TAKSİM BELEDİYEDE Anıları ve belleği kurcalayanlarBilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve eleştirmen Vasıf Kortu'un düzenlediği sergi, farkh tartışma alanları yaratmak amacıyla farklı işleri bir araya, yan yana ve karşı karşıya getiriyor. Yıllardır Beklenmeyen Kitabı Nihoyet Çıktıl NALAN MANYASL1 Temel amacı. ufku geniş bir zıhin cimnastiği oluşturmak olan bir sergi "Anı/Bellek S*r- gisi 1" Ay sonuna kadar Taksim Sanat Galerisi'nde yer alacak "Anı/Bellek Sergisi l"in tasa- rım, kavram ve düzeni Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi ve eleştirmen Vasıf Kortun'a ait. Farklı işlerin, farklı tartışma alanları yaratmak amacıyla bir araya, yan yana ve karşı karşıya geldiği sergi, yine farklı oluşumlardan gelen altı sanatçının işleriyle oluşturul- du. Ankara'dan Halil Akdeniz, ortak çalışmalarıyla H. Alpte- kin ve M. Morris, Istanbul'- dan tpek Aksüğür Duben, Selda Asal ve Gülsün Kara- mustafa, Kortun'un deyişiyle "...Gelisigüzel bir nedenle bir araya gelmediler. Bu ve bun- dan sonraki sergikre anı/bel- lek sorununu inatçı bir biçirnde (bilinçli) ya da kendiliğinden (bilinçsiz) kurcalamış sanatçı- lar katılacak. Söz konusu olan olumlamak değil, bu işlerin bir söylem alanı oluşturması." Kortun, ilk kez iki yıl önce. Almanya'da gerçekleşen bir tren yolculuğu sırasında, Türk sanatında gelenek soru- nu üzerine notlar almaya başlamış: "Onceleri anı/bellek değil de gö>de ve gelenek sorunuolarak düşünüyordum konuyu" diyor Kortun, "Türkiye'de sanatta var olan tartışmaların geçerli- ğine inanmıyor. Üretimin büyük bölümü kendini tartış- maktan ve. aniamlandırmak- tan, zihinsel ve entelektül boyuttan kaçıyor. Sanatın dı- şında olup. bunu düşünebilecek ve iletişim kurabilecek insanlar da kendüerini kapalı tutuyor- lar. Sanat, kenar alan olarak görüldü, görülüyor. Bu iki alan, nasıl birbirine geçebüir- (di)? Sanatı, bir yapıtın bilgi alanı olarak düşünebilir miyiz? Bu sorulara > anıt arama ama- cıyla oluşturuldu bu sergi. Disiplinlerarası bir sergiye duyduğum ihtiyaç, bazı şeylere örnek olması ve serginin kendi den oluşan ve ağır metaforlan kapsayan bir.enstalasyon ha- zırladılar. İpek Aksüğür Duben, geçen yıl Maçka Sa- nat Galerisi'nde sunduğu çahşmalanndan yola çıkarak yaptığı üç ayn çalışmasıyla yer alıyor "Anı/Bellek Sergisi l'de. Selda Asal yazı dizileri ve manastır defterlerini örnek- leyen 6 metre uzunluğunda bir duvar resmi hazırlamış. Gül- sün Karamustafa da bellek taşıyıcısı niteliğindeki bir ça- lışmasıyla sergi izleyicisinin karşısına çıkıyor. Yaralı kitapAhmet Altan'tn 'Sudaki lz' adlı kitabı "mustehcen" bulunarak toplatılmış ve yok edilmişü. Şimdi Can Yayınlan kitabı mah- keme karanyla birlikte yeniden basıyor. "Mustehcen" bulunan salırlar kitapta ka- ra bantia örtulecek. Ama aynı satırları mah- keme kararmda bulmak rnümkün olacak. ÜÇ AYRIÇALIŞM AYLA— Taksimdeki sergide yer alan 6 sanat- çıdan biri de İpek Aksüğür Duben. hikâyesini yazması gerektiği Sergi sonunda, değişik disip- de diğer nedenleri oluşturdu." linlerden gelen ve farklı bakış- Türkiye'de resmın "gelenek- lan olan yazarlann metinle- sel"ve "evrensel" olarak nite- rinden oluşan, siyah-beyaz bir lendığini de söyleyen Kortun, katalog yayımlanacak. "Bu sorun, 'devletin resmi agzı'ndan çıkan sözlerle ifade Anı/BeUek ı / Kavram ve Ta- edıldı. Ama anı/bellek uzerıne . Vasıf K_ K o r t u n / Katl. ' o.arakg gösteri,di" di- X ^ Sergiye, Halil Akdeniz, birleş- Asal, Gülsün Karamustafa / ts- tiğinde tek ış olan, üç ayrı ^«* w / Büyükşehir Belediyesi resmıyle katılıyor. Alptekinve Taksim Sanat Galerısı / 9-30 Morris, değişik malzemeler- aralık / Tel: 145 20 68 AHMET ALTAN İlk yazılarımın yayımlanma- ya başlamasından itibaren birçok suçlamayla karşılaştım. Müstehcenlikle. devlet düş- manlığıyla. döneklıkle. komü- nistlikle, dinsızlikle. yozlan- mışlıkla suçlandım durdum. Mahkemelerde, gazete sütun- lannda. içki sohbetlerinde, edebiyat dergilerinde, broşür- lerde. sağcı toplantılarda. solcu tartışmalarda yargılandım. Galiba her seferinde de mah- kûm oldum. Herkes bir başka nedenden beni yargılayıp mahkûm edı- yordu, ama bütün bu değişik kesimlerin vardığı sonuç or- taktı, cezalandınlmam gereki- yordu. Şağcılann, solculann ve dev- letin şaşırtıcı bir ortaklık ve görüş birliğiyle hakkımda ver- dıkleri mahkûmiyet kararı. Sudaki İz romanında biliurla- şıp, somutlaştt. Solcularla sağcılar bir arada suçladılar, devlet ve iktidar da son darbeyi vurup, kıtabımı mahkûm ede- rek yaktı. Birçok insanı. zindanlarda, sürgünlerde. darağaçlannda kavuran bir büyük cehennem- den fışkıran o katranlı kıvıl- cımlârdan bir avucu da benim kitabımın üstüne düşüp kavur- du geçti. İnsanları suçlamak için haykırarak birbirlerini çiğ- neyenler, her konuda fıkir söylemek için yanşanlar diğer kitaplarla birlikte benim kita- bım da yakılırken belki de alevlerden gözleri kamaştığm- dan suskunlaşıp sessizleştiler. Genellikle bağınpçağırmak- tan hoşlanmayan, çoğunu hiç tanımadığım görmediğim dost- ianmız her zaman olduğu gibi bir belaya direnebilmemiz için bize omuz verdiler. Ve biraz da onların sayesinde Erdal öz, ben ve Sudaki tz loş adlıye ko- ridorlanndan bizi bekleyen yakıcı bir karara doğru boynu- muzu dik tutmaya çalışarak yürüdük. Bu olayda benim payıma acı düştü. Bunun için her şeye rağ- men mutluyum. Bir kitabı yakanların, bir kitabın yakıl- ması bir yolunu açanlann, bir kitabın yakılmasını sessizce seyredenlerin payına düşen utanç benim üstûme düşseydi, sanınm acıyı taşıyabildiğim kadar kolay taşıyamazdım o yükü. Doğrusu, kitap yakan bir toplumun suç ortaklanndan olmaktansa kitabı yakılan bir yazar olmayı yeğlerim. Dün de bunu yeğlerdım, bugün de bu- nu yeğliyorum, yarın da bunu yeğleyeceğim. Kitaplann ya- Sağcılann, solcuların ve devletin görüş birliğiyle hakkında verdikleıi mahkûmiyet kararı, 'Sudaki İz' romanında somutlaştı. kıldığı bır toplumda, yazı yazan bir insana, cellatlar ko- rosunun bir parçası olmaktan- sa suçlu olmanın daha çok yakışacağına inanıyorum çün- kü. Sudaki tz uzun yıllardan beri yasak. Sessiz bir ölü." Sudaki tz'i yaşatmanıa bir tek yolu vardı. kitabı yarala- mak. Ben de öyle yaptım. Bu kitabın bazı paragraflannı kendi elimle çıkartıp kendi yaz- dığım kitabı kendim yarala- dım. Elinizde yaralı bir kitap var şimdi. Bunu yaptığım için belki de kimse suçlamayacak beni. Ama bence, ilk kez gerçekten şimdi suç işliyorum. Bir kitabı yaralıyorum. Ne yank kı, kitabımı yaşata- bilmek için bu korkunç suçu işlemekten başka hiçbir çarem yok. PetrolJş'ten şür ödtilti • ANKARA (AA)— Petrol-tş Sendikası Kırıkkale Şubesi'nce düzenlenen şiir yarışmasının sonuçlan açıklandı. 153 sanatçının katıldığı yanşmada, birinciliği "Sürgün Günleri" adlı dosyasıyla Almanya'dan Kemal Yalçın kazandı. "Cehennemde Serenad" adb dosyasıyla Arif Berberoğlu ikinci, "Su Resimleri" adlı kitabıyla da Mustafa Köz üçüncü oldu. Seçici kurul özel ödülünü ise "Mozart ve Akdeniz" adlı dosyasıyla tsveç'ten yanşmaya katılan özkan Mert aldı. 'Yüreğim ıssız peyzajda' • Kültür Servisi — Ressam Ferhan Çelik'in resim sergisi cuma günü Göztepe'deki Dor Sanat Galerisi'nde açıhyor. Sanatçının sergisi 10 ocak tarihine dek açık kalacak. Ferhan Çelik, resmini şöyle anlatıyor: "Yağmurda ıslanmayı, ellerimin üşümesini, ruzgâra karşı yürüyememeyi seviyorum. Bir şeyi uç noktasma kadar yaşamayı seviyorum. Resim de benim için böyle bir olgu. Yüreğim bazen ıssız bir peyzajda, bazen bir çicek yaprağında, bazen de bir müzik çalgısının titreşiminde dolaşıyor!' MakedonyaVla 'Kadıncıklar' • İSTANBUL (AA)— Tuncer Cücenoğlu'nun genelev kadmlannın bir günlük yaşamım anlatan "Kadıncıklar" adlı oyunu, Yugoslavya'nın Makedonya Cumhuriyeti'nde 6. sezonuna girdi. luncer Cücenoğlu'na ülkemizde "Tobav", "Ismet Güntay" ve "Avni Dilügil" yazar ödüllerini kazandıran "Kadıncıklar" oyunu, Makedonya'nın Üsküp Halklar Tiyatrosu'nda sahneleniyor. Oyun, Bursa Devlet Tiyatrosu'nda da 3. sezonuna girdi. Kadıköy'de iki ressam • Kültür Servisi — Kadıköy'deki Anatolia Art_ Cafe'de iki sanatçımn ' £ yapıtlan sergileniyor. tki '"f sanatçının, Ahmet Öçal ve M. Can Göksu'nun ilk kişisel sergileri. Aslında tıp doktoru olan Ahmet Öçal'ın resimleri, hastane nöbetlerinde üretilmiş pastel ağırlıklı çalışmalar. »M. Can Göksu'nun yapıtlan ise karakalem ile yapılmış eski evleri konu alıyor. Tek Hücreliler ? • Kültür Servisi — Fotograf sanatçısı Hadiye Cangökçe ve Cem Çetin'in ortak çahşmalanndan oluşan "Tek Hücreliler" başlıklı portre sergisi Fransız Kültür Merkezi'nde açıldı. Polaroid transfer ve fax kopya gibi alışılmışın dışında yöntemlerin de kullanıldığı küçük boyutlu fotoğraflar, cam kavanozlar içinde çeşitü objelerle birlikte sergileniyor. bugün bilsak 18 ARALIK ÇARŞAMBA 19.00 YeşilRadyo: "Su Toplama Havzaları" Ayşegül NUHOGLU "Doğal Dengc Grubu" "YeşillerPartisi" Murat OGUZCAN Fotograf Çalışmalan M. Zıya ÜLKENCİLER yöneıiminde Latince Çalışmalar Salı-Perşcmbc 19.30-21.30 Seramik Çalışmalan KadriycEzel AĞAOĞLU 10.00-14.00 Görsel Sanat Atölyeltri Mchmci GÜLERYÜZ yönetiminde (Per. -Cuma) BlLSAK FINDIKLI Cafe-Rar-Restaurant Rezervasyon: 152 3868-152 0130 Cafe-Foyer-Bar(Giriş) 12.00-13.00 AfricanCafe-Bar(5.Kat) 21.30 Erkın KORAY bilsak, sırasclvilor cad., soğancı sok. 7 cihangir 143 28 79-99
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog