Bugünden 1930'a 5,418,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/4 HABERLER 18 ARALIK 1991 ORTAM ŞAHIN ALPAY Dönek Kravçuk Ukrayna da Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan edince, Sovyet İmparatorluğu'nun sonu geldi. 1654'ten bu yana Rus egemenliği altında olan Ukrayna'da halkın yüz- de doksan gibi ezici bir çoğunluğu, bağımsızlığa evet dedi. Bağımsızlık talebinin önderliğini yapan Leonid Kravçuk, milliyetçi duyguları ateşleyerek ülke tarihinin ilk demok- ratik seçimleri sonucunda Ukrayna'nın seçimle gelen ilk başkanı oldu. Kravçuk'un bağımsız Ukrayna başkanlığına seçilmesin- de biraz şaşırtıcı olan, aynı Kravçuk'un 1980'ler boyunca Ukrayna Komünist Partisi'nin ideoloji ve propaganda bo- lümünün başında olmasıydı. Bu mevkideki baş görevi, Uk- rayna milliyetçiliğiyle mücadele etmekti. Nitekim Kravçuk geçen ağustos ayında Moskova'daki darbe girişimine ka- dar bu görevi sürdürdü. Darbe girişimcilerinin başarısız oldukları anlaşılana kadar bekledi; sonra, Komünist Par- tisi'nden istifa ederek bağımsızlık hareketinin liderliğini üstlendi. . Doğrusu, dönekliğin bu kadarı belki hiç görülmemişti. Kravçuk'un yaptığı "dönüş" bana Türkiye'de 1980'ler boyunca süren, hatta 1970'lerde başlatılan "döneklik" tar- tışmalarını hatırlattı. Bu kadar konuşulmuş olmasına rağmen "dönekliğin" (yani kişinin savunduğu fikirleri kısa veya o kadar kısa ol- mayan bir süre sonra terk edip bazen eski fikirlerine zıt da olabilen fikirleri benimsemesi olayının) tatmin edici bir çözümlemesinin yapılmış olduğunu sanmıyorum. Bizdeki döneklik tartışmalarında görülen en önemli ye- tersizlik, dönekliğin türleri arasında ayrım yapılamamış ol- ması, Gerçekte dönekliği nedenlerine göre dört sınıfa ayırmak mümkün. Bir türü, korkunun yol açtığı döneklik. Kişinin aynı fikirteri savun- Kravçuk'un bağımsız Ukrayna başkanlığına seçilmesinde biraz şaşırtıcı olan, aynı Kravçuk'un 1980'ler boyunca Ukrayna Komünist Partisi'nin ideoloji ve propaganda bölümünün başında olmasıydı. maya devam ettiği takdirde başına kötü şeyler gelebileceği endişesiyle dönme- si. Başka bir türü, ki- şinin bunun kendisi- ne şan, şöhret, para ve mevki getireceği- ni umarak fikir degis- tirmesi. Oportünizm olarak nitelenebile- cek bu türün belki en iyi örneği Kravçuk. _ _ ^ _ _ _ _ ^ ^ _ _ _ _ ^ _ _ _ _ Dönekliğin bir başka türü, fikirleri ile yaşam bıçimi arasındaki tutarsız- lıktan rahatsız olan kişilerin sessizce bu fikirlerden vaz- geçmeleri. Denebilir ki bu, dönekliğin ahlaki türüdür. . Bir de felsefi döneklik var: Yani, savunduğu fikirlerle ol- gular ve gerçekler arasındaki çelışkinin giderek büyümesi karşısında, kişinin bu görüşleri terketmesı olayı. Bu tür döneklik en sık entelektüeller ve bilim adamları arasında görülüyor. İlk akla gelen örnekler arasında Eduard Bern- stein, Arthur Koest/er, Ignazio Silone, Leszek Kolakowski, Yves Montand gibi adlar sayılabilir. Fikirleri zamanla değişikliğe uğrayan, farklı dönemler- deferk.Ufikirler savunan filozof ve bilginler ise sayılama- yacak kadar çok. Bunların en ünlülerinden biri de Karl Marx'tır. Genç Marx ile yaşh Marx'ın görüşleri arasında büyük farklar olduğunu, Marksizm konusunda cahil oi- mayan herkes bilir. Dönekliğin türleri olduğu gibi fikirlerden dönmemenin türleri de vardır. Kimileri korku nedeniyle fikirierinden dö- nemezler: Başbuğun "Davadan döneni vurun" buyruğun- dan korkanlar gibi. Kimileri "erkek sözü verdikleri", (şar- kıdaki gibi) yemın ettikleri için dönemezler. Kimileri de fi- kırleriyle olgular ve gerçekler arasındaki tutarsizlığı ga- yet iyi kavradıkları halde, dönerlerse şan ve şöhretlerini yitireceklerinden çekinerek bu fikirlerde direnirler. Dönmemenin acıklı türü ise kavrayış yetersizliğinden kaynaklanır. Kimileri olgular ve gerçekler fikirlerini ne denli çürütürse çürütsün, bunu kavrayacak yetenekte olmadık- larından, yanlış fikirlerde ısrar ederler. Bir de aslında eski fikirlerini büyük ölçüde terk etmiş olmakla beraber, kırk yıldır aynı "şaşmaz ve yanılmaz" görüşleri savunmakta olduklarını söyleyenler vardır. Biz- de dönekliğin ya da dönmemenin en sık rastlanan türü budur. Bu tutum ahlaka uygun değildir, çünkü entelektü- el dürüstlükle bağdaşmaz. Döneklik ve dönmemenin yukarıda saydığım türlerinin her zaman saf bir biçimde görülmediği, çoğunlukla karı- şık halde bulunduğu da dikkate alınmalıdır. Görüldüğü gibi dönmek veya dönmemek, kötü bir şey de olabilır, iyi de. Örneğin teröristlerin terorizmi terk et- meleri toplum için çok yararlı bir döneklik biçimidir. Terö- rü azmettiren, teşvik edenlerin bundan vazgeçmeleri de. Mesela Abdullah Öcalan bir gün çıkıp "Terörü lanetliyo- rum, artık insanlar öldürülmesin" diyerek terorizmden dönse, kötü mü olur? GENELKURMAY Orduevleri gözebaüyorANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — Orduevleri ve askeri dinlenme tesislerinin sivillerin kullanımma da açılması yolun- daki önerilere Uişkin görüş bil- diren Genelkurmay Başkanlığı, "Orduevlerinde ve özel eğitim merkezlerinde verilen hizmet- lerde devlet bütçesinden süb- vansiyon yoktur. Disiplinli ve düzgün çalışmalanyla haklı bir şöhretleri vardır, ancak maale- sef göze batmaktadırlar" dedi. Genelkurmay açıklamasuıda orduevlerinin masraflarının "yiyecek ve içecekten alınan azami yüzde 10 kâr (kınm ha- riç) ile salonlann askeri perso- nele ve yakınlarına diiğiin ve- ya toplantı amacıyla kiralan- maanHan ve otd kısunlanndan elde edilen getirierden karşdan- dığY' belirtildi. Açıklamada TSK'ya (Türk Silahh Kuvvetleri) ait 21 adet özel eğitim merkezi bulunduğu, bunların tahsislerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da görev yapan personele öncelik veril- diği beürtilip şöyle devam edil- di: "Mevcut kapasite bu bolge- lerde görev yapan personele bi- le yeünemektedir." Açıklamaya gınc 10u ja <UL kamplar şunlar: Kara Kuvvet- leri Komutanhğı'na bağlı olan Bodrum, Karpuzkaldıran, Er- dek, Tuzla, Akçay, Ören, Gemlik özel Eğitim Merkezle- ri: Deniz Kuvvetleri Komutan- Uğı'na bağlı olan Yalova, Al- ünkum, Şafak, Uluçınar, Ulaş- h özel Eğitim Merkezleri; Ha- va Kuvvetleri KomutanlığYna bağlı olan Gümüldür, Erdek, Cevizli, Anamur Özel Eğitim Merkezleri; Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı olan Si- de, Kumburgaz, Çanakkale Özel Eğitim Merkezleri. Genelkurmay açıklamasında son olarak OYAK'ın (Ordu Yardımlaşma Kurumu) mali kaynağının "Subaytann, astso- baylann ve kendi istekleriyle kunıma üye olan TSK'da gö- revli sivil memuriann maaşla- nndan kesilen yüzde 10 aidat- larla sermaye iştiralu olan ticari kuruluslardan sağlanan genr- ler" olduğu kaydedildi. Ordu pazarlannın da "üyelerine pe- şin veya kredili ucnz, kaliteli mal alabilme imkânı sağlamak amacıyla OYAK içinde kurul- muş sosyal bir kunım" olduğu belirtildi. Koalisyon partileri çalkantılı, muhalefetpartileri saldında Ankara, HEPH tartışıyorANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — Meclis dün HEP kurultayını ve yanküarını tartışırken, DYP ve SHP liderleri hem kendi parti gruplarında sıkıntıh anlar yaşadılar, hem de muhalefetin eleştiri bombardımanına tutuldular. Muhalefetten hükümete en sert tepki, DSP Genel Başkanı Biilent Ecevit'ten geldi. Ecevit, İnönüyü "HEP'İ PKK bayreğı altında Meclis'e kadar getirmekle" suçladı. Demirel'e de "SHP'yi HEP ile hükümet arasında seçim yapmak durumunda bırakması halinde SHP'nin hukümette kalmayı tercib edecegi" uyarısında bulunarak "susmamasını" istedi. Bu eleştirilere karşıhk Inonu, "Ülke bütunlüğünü korumada hiçbir eksikliğimiz yok. Pişman degUiz" yanıtını verdi. Demırel ise suskunluğunu ilginç bir biçimde bozdu. Gazetecilerin konuya ilişkin sorusu üzerine Demirel, ellerini DSP'nin güvercin amblemini çağnştırır biçimde sallayarak "Bana böyle kanat mı çırpmış? Bu zamana kadar ne yapacağımı bana kimse söylemedi. Başka birisi beni idare etmedi" dedi. Bu arada İnönü, SHP Meclis Grubu'nda HEP kökenli milletvekillenni, "tki partide birden olunmaz" sözleriyle uyanrken Mahmut Kılıç, "Biz aslen HEP'Uyiz, SHP ile ittifak yaptık" yanıtını verdi. SHP'nin HEP kökenli milletvekillerinden Sedat Yurttaş ve Orhan Doğan da, "PKK'nın terör örgütü olmadığını" söyledi. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz ise koalisyon hükümetini, "Güneydoğu sorununa ilişkin görüşlerini yeniden belirlemeye" çağırdı. SJiP lideri Inönii grup toplantısmda HEP kökerüüeri' uyank Bd partide birden olunmazA N K A R A (Cumhuriyet Bii- |1 rosu) — Başbakan " Yardımcısı ve SHP Genel Başkanı Er- dal tnönn, HEP kökenli SHP milletvekillerini HEP kongresi- ne kaülmalan nedeniyle uyara- rak "Bir insan iki partide bir- den olamaz. Hangi partide ol- duğunu herkes bihnek ister" de- di. Inönü, bu milletvekillerini "tavıı tutariılıgı" göstermeye çağırırken HEP kongresindeki ayrılıkçı hareketleri özendiren tezahüratlara milletvekillerinin de katıldıkları konusunda ka- muoyunda yanlış izlenim doğ- duğunu savundu. fnönü, dün partisinin meclis grubu toplantıstndaki konuşma- sında pazar günü yapılan yerel seçimlere değindi. Tufanbeyli'- de seçimin kazanılmasının bun- dan sonra yapılacak seçimler için de umut verdiğini kaydeden İnönü, "Tabü seçimler her za- man beklediğimiz gibi sonuçtan- nuyor" dedi. Konuşmasının önemli bir bö- lümünü HEP kongresindeki ge- lişmelere ayıran liönü, bu ko- nuda şu görüşleri dile getirdi: "Bir konu gerçege uymayan bazı yonımlara neden oluyor. Bu da pazar günü yapılan HEP kongresi. Bir başka partinin kongresinden bahsetmem elbet yadırganacakür. Her partinin kongresi kendisini ilgUendirir. HEP kökenliler PKK terör orgütu değil Yurttaş PKK siyasi kimliği olan siyasi bir harekettir. Dogan PKK ulusal kurtuluş mücadelesi veren bir hareket. Bunu her ortamda söylüyorlar. ANKARA (Cumhuriyet BürosD) — SHP'nin HEP kö- kenli milletveküleri Başbakan Yardıması ve SHP Genel Baş- kanı Erdal tnönü'nün çıkışını, "HEP koBgresine kaülmalan- nın dogal oldugunu" belirterek yanıtiadılar. "SHP'den şu an- da ayrümayacaklannı" vurgu- layan milletvekillerinden Sedat Yurttaş ve Orhan Dogan, "PKK'nın terör örgütü olma- dıtını" savundu. Diyarbakır Milletvekili Sedat Yurttaş, "PKK'yı terör örg«tü olarak •heiemenin Kürtlerin büyük bir bölümünü yanlış niteiemek olacatını" söyledi. HEP kökerili SHP Diyarba- kır Milletvekili Sedat Yurttaş, lnönü'nün eleştirileri konu- sunda Cumhuriyet'e, "Biz SHP'nin HEP ile yaptığı itti- fak sonucunda parlamentoya geldik. Bu gerçefi unutursak yanlış >-apmış oluruz. Bu ger- çegi unatmadık" dedi. tki ay- n partinin milletvekili gibi davranmadıklannı söyleyen Yurttaş, "SHP miltetvekiliyiz, var. Bölge i g •aietvekili olarak bu kinüi|i- mizi sonuna kadar görürece- giz. Bundan da taviz vertne- ytcepz" diye konuştu. Yurttaş, kişilikü bir politika yürüttük- lerini, SHP'nin sorunu "Gü- aeydogu sorunu" olarak nite- lemesinin yanlış olduğunu, Kürt sorunundan söz edilme- si gerektiğini vurguladı. SHP'den şu anda istifa et- meyi düşünmediğini söyleyen Yurttaş, DSP Genel Başkanı Böleat Ecevit'i, "Türk milliyet- çilerini Kürt muhalefetinin izcrioe saldırtmak istiyor" şeklinde suçladı. Yurttaş, "Siz- ce PKK. teror örgütü mü?" so- rusunu da şöyle yanıtladı: "Bu dognı bir tespit olmaz.. PKK'yı terör örgütü olarak ni- tetemek, Kürtlerin büyük bir böliuniuıü yanlış niteiemek olur. PKK, siyasi kimligi olan siyasi bir harekettir. PKK, ay- nlıkçı, bölücü bir örgüt de de- ğil. Federatif bir çözüm iste- diklerini acıklıyorlar. Bu da aynnkçılık degildir." HEP kökenli Şınıak miUet- vekili Orhan Doğan da, HEP kongresine katılrnalarının do- gal karşılanması gerektiğini sa- vundu. "SHP'den şu anda ay- rümaya gerek gönnüyonım" diyen Doğan, HEP kongresin- de atılan sloganların kendile- rini bağlamayacağım, kendile- rinin misafir olarak katıldıkla- nnı söyledi. Doğan, "Şu anda SHP milletvekili sıfatını taşı- yorum. SHP'de bulundufBm süre içinde de parti dûdptiniııe uyacağım. Kongreye katılma- mız SHP'de sıkıntı yaratmamalıdır" dedi. "Sizce PKK terör örgütü mü?" soru- sunu da Doğan, "Ulusal kur- tuluş mücadelesi veren bir ha- reket Bunu her ortamda da söylüyorlar. Bizim de bunlara kuUUarunm tıkamamız diişü- niUemez. Adam daha dün fe- deratif çözüm istedigini açık- ladı" diye yanıtladı. Batman milletvekili Adnan Ekmen, "Biz SHP milletveki- liyiz, ama HEP kökenliyiz. Kongreye iıptıiı^iflmiTHan daha dogal ne olabilir" diye sordu. SATIL1K 76 (ekonomik model) 87 trafik çıkışlı, motor, kaporta yeni. 14.950.000 TL. Td.: 373 90 35 Başbakan Demirel ve Başbakan Yardımcısı inönü, Guneydoguda halkın herkesiminin şikâyetle- rini dinledikten sonra soruoa kalıcı çözüm bulabilmek amacıyla kollan sıvadılar. DYP Grubu'nda eleştirileri yanıtlayan Demirel: Kurtler etnm grup ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — HEP kongresiyle tırmanmaya ' başlayan Kürt gerginliği DYP gru- bunda da sıkıntı yarattı. DYP Kas- tamonu Milletvekili Münif tslamoğ- lu, Başbakan Süleyman Demirel'e Kürt sorunu konusunda taviz verilmemesi ve bu konuda SHP'nin uyanlmasını isteyen mektup hazırlıkla- nnı sürdürürken, DYP Manisa Milletvekili Tev- fik Diker Demirel'e "Kürt konusunda devlet po-. litikasında değişiklik mi var?" diye sordu. De- mirel ise Diker'in PKK terörüne taviz verilmemesi yolundaki uyanlan üzerine sert bir biçimde Türk- iye*nin üniter bir devlet olduğunu, bundan taviz verilmesinin mümkün olmadığım söyledi. DYP Genel İdare Kurulu üyesi ve Kastamonu Milletvekili Münif Islamoğlu, bir grup DYP mil- letvekili ile birlikte Kürt politikası konusunda ko- alisyon ortağı SHP'nin uyarılması ve Kürt soru- nunda taviz verilmemesine yönelik mektup ha- zırhğma girişti. Islamoğlu, bu konuda hazırla- nacak bir mektubun Başbakan Demirel'e sunu- lacağım belirterek sorunun öncelikle DYP GlK'te tartışümasını isteyeceklerini bildirdi. İslamoğlu, HEP kongresinde yaşanan olaylann soruna ye- ni bir boyut getirdigini ifade ederek, "Koalisyon ortagımmn uyanlması gerekir" dedi. öte yandan DYP grubunun basma kapalı bö- lümünde söz alan Manisa Milletvekili Tevfık Di- ker, "Sanki bu PKK terör örgütüne taviz verili- yormuş gibi bir görüntü yaraülıyor. Kürt konu- sunda devlet politikasında bir degişiklik mi var? Burada bu açıklansın" şeklinde konuşu. Diker, "Yeşil kart, araba ve ev anahtarlan, bölünmüş. parçalanmış Türkiye'de ne ifade eder?" diye sor- du. Başbakan Demirel, Diker'in bazı DYP millet- vekillerince de destek gören konuşmasının ardın- dan söz alarak, sert bir biçimde Türk devletinin üniter bir devlet olduğunu, bundan taviz veril- mesinin düşünülemeyeceğini söyledi. Edinilen bil- giye göre Demirel şöyle konuştu: "Doğu ve Güneydogu'da yaşayanlar azmhk de- ğildir. Hepsi bizim vatandaşlanmu, bizim insan- tanmızdır. Orada bazı yaobşlar yapılmış. Bölgede yaşayan vatandaş ile devletin arası acılmıştır. Türkiye Paris Şartı'na imza atmışür. Paris Şar- tı'na göre 26 tane etnik grup var. Kurtler de et- nik grup olarak degerlendirilınetidB-. Etnik grup- lann haklannı da kabul etmeliyiz." Varsa kendi miüetvekillerini, yoksa kendi örgütünü ilgUendi- rir. Başka bir partinin Ugilenme- si, ancak demokrasi içinde ba- şanlar dilemektir. Yalnız bu partinin kongresinde daha ön- ce o partide iken şimdi bizim partiınizde bulunan değerii mil- letvekillerimizin bulunmuş ol- ması ve o partinin kongresinde aynlıkçı hareketleri özendiren tezahüratlann yapılmış olnası kamuoyunda bir kanşıklık ya- raüyor. SHP millervekilleri de bu hareketkre katüıyoriar mı? Tabü böyle bir şey yok. Böyle bir şey olamaz. Ama böyle bir yanlış izlenim doğunıyor. Böy- le yanlış izlenimlerin doğması- na engel olmalıyız. Şimdi konunuo önemi dola- yısıyla temel yaklaşımımızı tek- rarlamak istiyorum. Bu temel yaktaşımımız, bizim parti ola- rak ülkenin bütunlüğünü konı- yarak üniter devlet yapısı için- de etnik kökeni ne olursa olsun hangi ana dili konuşursa konuş- sun bütün vatandaşlanmınn eşit haklan olan demokratik bü- tün haklan özgürlükleri tasıyan insanlar olarak birlikte huzor içinde yaşamalanm sağlamak- ür. İnönü, SHP milletvekillerin- den "bu fikirlere" bağlı olduk- larını göstermelerini isteyerek "Tabü göstermedik diye kimse bir şey söylemiyor, ama bu fi- kirlere tana bağlı olmadıklan iz- lenimleri verecek hareketler de onlan içinde bulnuunalı" dedi. SHP lideri parti olarak "çok zor bir sorunu" çözmeye çalış- tıklannı, başka hiçbir partinin bu konuda kendüeri kadar uğ- raşmadığım söyledi. İnönü, da- ba sonra HEP kökenlilere şu uyarıda bulundu: "Bunu yaparken partilerin vartıklannı korumalan için ge- rekli olmazsa olmaz birtakım şartlan da göz önünde tutmak zorundayız. Hangi duygusal bi- rikim olursa olsun bir insan iki partide birden olamaz. Hangi partide olduğunu herkes bilmek ister. Buna göre tavnnı ayarla- mak ister. Bu, seçmenlerin hak- kıdır. Biliyoruz ki zaman zaman dnygusal ortamlarda bu belirti- lik ortadan kalkabilir, ama bu süremez. Çünkü sürerse bu söy- lediğimiz fikirleri uygulama gü- cünü bulamayu. Halbuki bu uygulama hepimiz, ülkemiz için en önemli çaredir. Onu uygula- mak da bepünizde belirti bir tu- tarhhk ister ve o tutaruhğa nyiü- madığı izlenimleri doğduğn za- man onu ortadan kaldıracak davranışlar bekler." öte yandan SHP Ankara Mil- letvekili Uluç Gürkan, terör ve Kürt sorunumın TBMM Genel Kurulu'nda 19 aralıkta ele alına- cağı "güvenMk" konusundaki ge- nel görüşme öncesinde SHP gnıbunda tartışılmasını istedi. Ecevit înönü'yü, HEP kanahyb PKK'yı TBMMye getirmekle suçladu PKK devleti dinamitliyorANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Başbakan Yar- dımcısı ve SHP Genel Başkanı Erdal Inönü'yu, "HEP'i PKK bavrağı altında Ankara'ya ve TBMM'ye taşunakla" suçladı. Ecevit, Başbakan Süley- man Demirel'den, SHP'yi hükumet ile HEP arasında tercih yapmaya zorlamasını iste- di. Bülent Ecevit, dün TBMM'de düzenlediği basın toplantısmda, HEP kurultayımn, PKK'nın Ankara'ya kadar geldiğini göster- diğini savundu. Ecevit, "PKK Ankara'ya kadar gelmiştir. Kendi bayrağı ile Türk si- yasal yaşamına, hükümete, TBMM'ye, kı- sacası devletin temeliae bir dinamit gibi yerleşmiştir" dedi. Ecevit, SHP'nin, Güney- doğu'da tabela partisi olmamak için HEP ile yaptığı ittifakın PKK'yı siyasal yaşamın etkin unsunı haline getirdigini savunarak tnönü'nün HEP kökenli SHP milletvekil- lerinin kongreye katılmaları konusunda de- ğerlendirme yapmamasını eleştirdi. Ecevit, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kaldı ki Sayın Erdal tnönü. bu konuda HEP'le ittifak kurmuş olan, HEP'İ PKK bayrağı altında Ankara'ya ve TBMM'ye ta- ?ımış olan partinin genel başkanı olarak ko- nuşmak ve tavır almak zorundadır. Ayrıca başbakan yardımcısı olarak konuşmak ve tavır almak zorundadır. Türkiye Cumhuri- yeti'nin bir vatandaşı olarak konuşmak ve tavır almak zorundadır." Demirel'in bu konuda açıklama yapma- masını da eleştiren Ecevit, hükümetin sus- kunluğunun yargı organlannda da durak- sama yaratabileceğini savundu. Ecevit, "Ba- zı çevreler tabulan yıkıyonız diye kendile- rini avutuyorlar. Fakat tabuları yıkıyoruz diye devleti yıkmaya veya y ıktırmaya, ulu- sal birliği ve ülke bütunlüğünü tehlikeye at- maya kimsenin hakkı yoktur" diye konuş- tu. Demirel'in HEP kongresine ilişkin sus- kunluğunu anlayamadığım belirten Ecevit, şunları söyledi: "Koalisyon çözülmesin diye ulusal birli- ğin çözülmesine, ülkenin bölünmesine göz yumulamaz. Dün de söylediğim gibi Tür- kiye'nin bolunmemesi, koalisyonun v-aşama- sından daha önemlidir. Kaldı ki eğer Başbakan Sayın Demirel, koalisyon ortağı SHP'yi, hükümetle hep arasında bir seçme yapmaya zorlarsa, SHP'nin hukümette kalmayı yeğleyeceğini sanınm. Böylece hem Türkiye hem hükümet hem de belki SHP kurtulmuş olur." Ecevit, İTO'da yaptığı konuşmada yeni hükümetin bir açıklık ve yeniden yapılan- ma programı ile ortaya çıktığını hatırlata- rak şunları söyledi: "Gorbaçov da, açıklık ve yeniden yapı- lanma politikası yürütüyordu. Açıkhğı ge- lirdi, ancak yeniden yapılanmayı gercekleştiremedi. Durumu ne oldu gördü- nüz. Ben yeni hükümetin Gorbaçov'un bu açmazına düşmesinden korkuyorum. Hü- kümet programı, demokrasi ve insan hak- lan bakımından umut verici, ama glasnost ikrlerken perestroyka geri kalırsa millet çok sıkıntı çeker." Mesut Yılmaz grup toplantısmda HEP kongresini yorumladv Endişelerimiz doğru çıktıANKARA (Cumhuriyet Büro- su) — ANAP Ge- nel Başkanı Mesut Ynmaz, parti gru- bunda yaptığı konuşmada, HEP kongresinin, duydukları endişe- nin ne kadar ciddi olduğunu oı- taya çıkardıgım söyledi. Yılmaz, koalisyon ortaklan arasında ya- şanan uyumsuzluklar nedeniy- le siyasi konjonktürün ANAP- ın lehine döneceğini de iddia et- ti. Dün yapılan ANAP grubun- da söz alan konuşmacılar, "et- kin muhalefet" yapılmadığın- dan şikâyetçi oldular. lstanbul Milletvekili Orhan Ergüder, gündemden hiçbir şekilde düş- memeleri, eski bakanlann tecrü- belerini Meclis'te kullanmaları gerektiğini söyledi. Daha sonra söz alan Mesut Yılmaz'ın konuşmasının ilk bö- lümü basına kapalı gerçekleşti- rildi. Yılmaz bu bölümde, bası- nın iktidara avans tanıdığını ve projektörlerin ANAP'a çevrili olduğunu belirtip milletvekille- rinden dikkatli olmalarım iste- di.Yılmaz, konuşmasımn basına açık bölümünde HEP kongresi- nin endişelerini doğruladığmı belirtip şöyle devam etti: "O kongreye katiıp bölücü slogan- lar atan eski HEP milletvekille- rini bünyesmde taşıyan SHP ile koalisyon hükiimetini bu konu- daki görüşlerini yeniden belirle- meye davet ediyorum. Ortaya çı- kışian itibanyla dış güçlerin ma- şası olduklan tarttşümaz olan bölücü akımlann hiçbir haklı gerekçesi olamaz." Ayasofya için yasa önerisi • ANKARA (ANKA) — DYP Isparta Milletvekili Ertekin Durutürk, yülardır gündeme getirilen Ayasofya'nın ibadete açılması konusunda yeniden' yasa önerisi verdi. DYP'li Dunıtürk'ün yasa önerisinde Ayasofya Camii'nin "bütün mahalleleriyle" ibadete açılması, aynca "Topkapı Sarayı'nda mukaddes emanetlerin bulunduğu ' dairede emanetlerin getirildiği günden itibaren okunurken kesilen Kuran'ı Kerim okuma adetine devam olunmasını" istendi. Tahliyeden gözaltına ı • İSTANBUL (ANKA) — Avukat Ulutan Gün, Ankara DGM Başsavcısı Nusrct Demiral'ın Eızincan Cezaevi'nden tahliye edilen bir müvekkilini "gizli örgüt üyeliği" suçlamasıyla cezaevi kapısından gözaltma aldırdığını bildirerek Adalet Bakanlığı'mn Demiral'ı görevden almasını istedi. Avukat Gün, "Üç yıldır cezaevinde bulunan bir kişinin gizli örgütle ilgisi ne olabilir. Devletin denetimindeki cezaevinde gizli örgüt üyesi olamayacağı gerçeği göz önüne alınırsa amaçlanaıun gözdağı vermek olduğu anlaşüabilir" dedi. Sağlar Yılıııaz^a • ANKARA (ANKA) — Kültür Bakanı Fikri Sağlar, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'la görüşerek uygulayacakları kültür politikası ile ilgjli bilgi verdi ve destek istedL Meclis'te bulunan siyasi parti genel başkanlanyla önceki gün başlattığı görüşme çerçevesinde dün son olarak ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ı TBMM'deki odasında ziyaret eden Fikri Sağlar, demokratik parlamenter rcjim içerisinde sorunlann Meclis'te çözüleceğine inandığını belirtti. Yılmaz'm da ANAP hükümetleri döneminde Kültür •, Bakanlığı yapüğuu ., »^ hatırlaran Sağlar, hükumev progranunda yer alan kültür politikası konusunda .bilgi vereceğini, varea önerilerini alacağinı söyledi. TBMM'ye kokteyl • ANKARA (13BA) — Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği parlamentoda mühendis kökenli milletvekilleri ile tanışma kokteyli düzenledi. Bugün saat 19.00'da yapılacak kokteyle Başbakan Demirel ile Başbakan Yardımcısı İnönü de katüacak. TMMOB Başkanı Teoman AlptUrk, "Bu yılki kokteylin Parlamento'da bulunan milletvekillerinin büyük çoğunluğunun mühendis ve mimar olması bakımından ayn bir anlamı var. Ülkemizin siyasi yaşamını da mühendis ve mimarlar şekillendirecek" dedi. • Sanver KOt başkânı • ANKARA (Cumhuriyet Birosa) — Başbakanhk Kamu Ortaklığı Idaresi (KOt) Başkanüğı'na Üstün Sanvar atandı. Atamaya uişkin kararname dün Cumhurbaşkanı Tbrgut özal tarafından imzalandı. KOİ Başkanı ökkeş Uzuygur "ailevi ve kişisel nedenlerden dolayı özel sektöre dönmek istedigini" belirterek önceki gün istifa etmişti. KOİ Başkanhğı'na atanan Üstün Sanver, Bankacılar Birliği Genel Sekreteri ve Akbank Yönetim Kurulu murahhas azasıydı. Kapalıçarşı'da soygmı • İSTANBUL (AA) — Kapalıçarşı'da bir kuyumcuyu soyan 2 kişi, kısa sürede yakalandı. Perdahçılar Sokak 8 numarada bulunan Filiz Kuyumcusu'na dün öğle saatlerinde gelen 2 kişi, işyerinin sahibi Muharrem FUiz'i silah tehdidiyle etkisiz hale getirdi. Vitrindeki bir miktar altın ziynet eşyasını gasp eden soyguncular, daha sonra kalabahğa kanşarak kaçmak istediler. Ihbar üzerine harekete geçen polis, soygunculan Sultanhamam'da havaya ateş ederek yakaladı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog