Bugünden 1930'a 5,404,841 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

' l\ 'Hem yurtiçinde hem yurtdışında geçerli tek bir kredi kartı, yani bir 'dünya kartı' olsa da, birkaç kredi kartı taşımak zorunda kalmasak!" : "Hem yurtiçinde hem yurtdışında geçerli tek bir kredi kartı olsa,,, Ama kredili'olsa!" "Yurtdışı kredi kartımı H I neden yurtiçinde de •• • kullanamayayım?.. Döviz ödemeden tabii!.." "Kredi kartı kullanımında sınırlar kaldırılsa da, hem yurtiçinde hem yurtdışında, tek bir kredi kartı kullansak..." "Birileri çıksa da, yurtiçi kredi kartıyla yurtdışı kredi kartını birleştiriverse... B • Ama yurtdışındaki ™ ™ harcamalaıı da Türk Lirası ile ödesek ve de 'kredili 1 ödesek..." 'Kredi kartı kullanımında, birçok kart devrinden bir tek kart devrine ne zaman geçilecek merakediyorum..." ''Ben Londra'da başka, Istanbul'da başka kredi kartı kullanıyorum... Bir İngiliz Londra'da da, İstanbul'da da aynı kredi kartını kullanıyor... Aynı kolaylık bizde de sağlanamaz mı?" "Yurtiçi kredi kartı, ' yurtdışı kredi kartı diye bir şey olmasa, ikisi tek bir kart olsa, hayat daha kolay olmaz mı?, "Bütün dünvada geçerli olanı yurtdışı kredi kartı, Türkiye'de geçerli olanı yurtiçi kredi kartı!.. Neden iki kart?.. Türkiye dünyada değil mi?" OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 21 EKİM 1991 EVET /HAYIR OK^Y AKBAL Başka Kfense Yok mu? Doğulu bir yurttaş odun toplarken ayağı kay- mış uçuruma yuvarlanmış. Derken bir dala tutunmayı başarmış. Avazı çıktığı kadar bağın- yormuş: "Kisme yoh mi? Kisme yoh mi?" Bir süre sonra gökgürültüsü gibi bir ses: "Korkma, ben varım. Ben seni kurtaracağım. Bırak elleri- ni, kucağıma düşeceksin. Bana güvefc, ben senin kurtancınım" diye gürlemiş. Doğulu yurt- taş asağıya bakmış, dipsiz bir uçurum. Yeniden başlamış seslenmeye: "Başka kisme yoh mi?" GünlerdirTV'lerde, meydanlarda halkı kurtar- mak, halkı ardına takıp güzel günlere götürmek için "Bana güvenin" diyenleri düşündüm bu öyküyü duyunca!.. "Başka kimse yok mu?" diye seslenen yurttaşa hak verdim. Mücap Ofluoğlu'nun yeni çıkan anıları "Ay- nada"yı okurken bu fıkrayı anımsadım. Zaten bu öyküyü de Mücap anlatmışt. "Başka kimse yok mu?" Uçuruma düştü düşecek kişinin "Bana güvenin, ben sizin kurtarıcınızım" diyenlere güvenmesinin zor olduğunu anlatan bu öykü bugünlere çok yakışıyor. Kırk yıl tiyatro, sinema oyunculuğu yapmış bir sanatçının anıları elbette ilgınç olacak. Hele Ofluoğlu gibi şaitiiğinin, edebiyatçılığının yanı sıra görmeyi, göstermeyi iyı bilen bir gözlemci ise... Ofluoğlu, sanat yaşamının anılarını daha önce "Bir Avuç Alkış'ta (Çağdaş Yayınlan) yazmıştı. O kitabı için şöyle demişim: "Bu 452 sayfalık kitap tiyatro tarihimiz açısından olduğu kadar yazın tarihimiz için de değerli bir belge." "Ayna- da" için de aynı sözleri yinelemek isterim. "Aynada bakıyordu kendine - Deneysiz bir oyuncu ürkekliğinde - Kırk yılın oyunlan çizgile- rinde / Perdeler açılıyor - Perdeler kapanıyor - Salonlar doluyor - Salonlar boşalıyor gölgelerle / Salt aynada yansımak - Sahnelerın dışında oyunlardan uzak - Sılinmiş alkışlar içinde / Ay- nada bakıyordu gerçek yüzüne - Ne Polonius ne Harpagon ne Cyrano - Artık yalnızdı çizgile- rinde." Yarım yüzyıl süren bir sanat yaşamı. Arkadaş- lıklar, dostluklar, serüvenler. Umutlar, umutsuz- luklar... Ister istemez 45'li yıllara uzanıyorum: Kemal Edige, Mücap Ofluoğlu ile Yenikapı'da bir içkili yer. Biri bırakıp biri alıyor. Onun bunun taklitleri. Bir masal gibi geçen bir zaman parça- sı. İkisi de Şehir Tiyatrosu'na yeni girmişler. Mücap'ın ilk rolü, bir heykel gibi durmak oyun boyunca. Edige'nin filmlerde Koreli subay rolle- rioynaması... Bilmediğimiz, duymadığımız anılar yoğunlu- ğu sizi etkiliyor Işte bunlardan biri: Halit Fahri'nin "Baykuş'u oynanmış, seyirciler ara- sında bulunan Yahya Kemal oturduğu yerden bağınyor "Berbat bir eser." Yetmezmiş gibi Fransızca "Foutu" diye de ekliyor. Muhsin Bey hızla rampa kadar gelir Yahya Kemal Bey'e bağırır "Yahya Kemal Bey, ne kadar haykırsa- nız nafile. Biz artistler bu eseri sevdik ve yaşatacağız." Halit Fahri'nin anılarından almış builginçolayı Mücap... "Yeşşe, şepke, temem" gibi sözler bir zaman- lar sinema perdesinden gündelik yaşama inmişti. Serengil'di bunlan söyleyen. Ama öyle değilmiş, bu sözleri Ofluoğlu uydurmuş, üstelik Serengil'e sesini de vermiş. Ofluoğlu şöyle an- latıyor bu ilginç olayı: "Patron sözünü 'petrön', evet sözlerini 'bitta- bi yapnm. A'lar E, O'lar U, U'lar Cl. l'lar I olunca, sese de genizden haftf külhanbeyi edası verince roliyicekomikoldu." Bugün seçim sonrasının ilk günü. Sonuclar az çok belli olmuştur. "Seni ben kurtarırım" dt- yenlere inanmayan yurttaşlar, sonuclar karşı- sında ne diyortar acaba? "Ben seni kurtarınm", "Bana güven" diyenlere inandılar mı, yoksa Doğulu yurttaş gibi "Başka kisme yoh mi?" diye yeni umutların özlemi içinde midirler? Okuyun Ofluoğiu'nun "Aynada"sını. Biraz da seçimlerin, seçim sonuçlarının yarattığı stres- ten kendinizi kurtann.. Onııriu Bir Aydın BEHZATAY Şinası, Pans'te maliye ve doğa bilımlerine çalı- şırken bir yandan da yazın ve dil sorunlanyla uğraşır. Bu arada şaır Lamartine ve Ernest Renan ile dostluk kurar. Dahası, Socit Asiatıque'e üye seçilir. Bu durum önemlıdir. Onun Batı bılim çevrelerinde tanındığını ve kendisine değer veril- diğıni gösterir. 1854 sulannda tstanbul'a döner ve 'Meclis-i Maarif üyeüğine atanır. Memurluk yaşamı. ko- ruyucusu olan Mustafa Reşit Paşa'nınki ile koşuttur. Ne var ki Mustafa Reşit Paşa'nın yetiş- tirmelennden Ali ve Fuat Paşa, Şinasi'yi çeke- mezler. Bu yüzden zaman zaman görevinden çıkanhr. Sözgelimı sakalını kestirdıği ıçın Mec- lis-i Maarif üyeliğinden uzaklaştınlır (1856). Bereket, Mustafa Reşit Paşa beşinci kez sadarete atanınca Şinasi'yi görevine döndürür. Bunlar Şi- nasi'nin memurluk yaşamı ve serüvenı. Üzerinde çok durmaya değemez. Onun üzennde durula- cak çok yönleri vardır. Bu yönlere değinmek istiyorum. Dılındekı sadelik, tümcelerindeki açıklıkla ya- zınımızda ilk kez görülen Şırjasi, arkasında devletin olmadığı, Resmi Gazete niteliğinde ol- mayan ilk Türkçe özel gazeteyi (22 Ekım 1860: TfflâBllâAi^üıfifr?""'?'' r NP var ki ortağı Agâh Efendi'nin sınlrliliği yüzünden gazetenın 24. sayısında ortaklık kesilir. Bu kez Şinasi 27) Haziran 1862'de Tasvır-i Efkâr'ı çıkarmaya baş- lar. Tasvir-i Efkâr'ın ilk sayısıru çok beğenen bir paşa bunu Padişah Abdülaziz'e sunar. Abdüla- ziz, Şinasi'ye ödül olarak 500 altın gönderir Onuruna çok düşkün olan Şinasi, "Benim bu ka- dar para ile görûlecek işim yoktur" diyerek gen çevırir. Şinasi. devlet memuru oldugu halde Tasvır-ı Efkâr'da devlet işlerini eleştırdı diye bir zaman- lar kendisini 500 altınla ödüllendirmek isteyen ve bu alünlar yüzüne çarpıhrcasına geri çevrilen Pa- dişah Abdülaziz'ın buyruğuyla Meclis-i Maarif üyeliğinden çıkartılır. Bunun üzerine Şinasi, Tasvir-i Efkâr'ı 260. sayısında Namık Kemal'e bırakarak ikinci kez Paris'e gider (Namık Kemal de Pans'e kaçarken gazeteyi Recaizade Ekrem'e devredecektir). Şinasi, Paris'te kendini tamanuyla bilim ve dil çalışmalanna verir. O kadar ki Namık Kemal, Yeni Osmanhlar Cemiyetı üyelerinden Kayaza- de Reşat'la ziyaretlerine geldiklerinde, zaman ayırmamak için soğuk karşılar. Zaten Şinasi, Namık Kemal'le yazın alanında birlikte olması- na karşın yaşam, siyasa, huy ve karakter alanın- da ondan aynlır. Şinasi az, Namık Kemal çok ve güzel konuşur. Şinasi zorunlu görmedikçe el ya- zısıyla bir şeyler yazmaz, Namık Kemal pek çok meİctup yazar. (Yazılanlara göre Şinasi'nin el ya- nsı çirkinceymiş; Namık Kemal'inki ıse bir hattat elinden çıkmış kadar güzelmış). Şinasi müziği severmiş. Kemal'in müziğe düşkünlüğü yokmuş. Şinasi içkiyi sevmezmiş, Kemal bayılır- mış!.. Bütün bu huy ve karakter aynlıklan aynı da- vanın adamı olmalanna de engel olmamıştır. Yine de Yeni Osmanhlar Cemiyeti üyelerinin Paris'te bulunmalan. Şinasi'yi tedirgin eder. Çünkü o, artık siyasa ile uğraşmak istemez. Yukanda yazdığım gibi Yeni Osmanhlar Ce- miyeti üyelerinin çoğundan tedirgin oldugu için (Reşat, Nuri, Mehmet Beylerle ilişkisini kesme- miştir.) 1869 yılında tstanbul'a dönmüştür. Kansım boşadığı için kendı evine gitrnez. Gintli 1 Cemal adında birinin Babıali'deki evini kiralar, Burayı hem basımevi hem de ev olarak kullanır. Kendini basım ışlerine verir. Beş yüze ulaşan harf sayısını yüz ona indirir. Basım işinde kolay- lık veçabukluk sağlar. tlk yapıtının ikinci basım- lannı yapar. Yoğun bir çalışmanın içine girer. Ne var ki yaşamı düzensizdir. Tuttuğu evin alt ka- tında, izbe bir odada yaşamaktadır. Bu durum saynlanmasına neden olur. Sormagir'deki evine çekilir. Saynlığını öğrenen Prens Fazıl Mustafa Paşa. Şinasi'yi konağının bitişiğındekı eve getı- rir. Şinasi iyileşmeye başlar. Mustafa Fazıl Paşa. 1871 ilkyazında Çamlıca'daki köşküne gıderken Şinasi'yi de götürmek ister. Şinasi çok onurlu ol- duğundan. iyileştiğıni ileri sürerek (onu rahatsız etmemek, yük olmamak ıçın) kendi evine döner. Çok geçmez, kafasımn arkasında bir ur çıkar bu kez. Ve bu ur yüzünden, Fıruzağa'daki Sormagir Mahallesi'ndeki evinde 120 yıl önce (12 Eylül 1871) 45 yaşmdayken ölür. OKURLARA... OKAYGÖNENSİN Seçilenler, Seçilemeyenler B ugün yeni bir gün. Seçimin sonucu ne olursa olsun Türkiye yeni bir döneme giriyor. Sayın seçilenler "Basına rağmen seçildik", sayın seçilemeyenler de "Basın yüzünden seçilemedik" diye düşünmemek zorundalar. Seçilenler, Türkiye'nin geleceği için basınla ilgili konularda zorunlu karariarı hızla almalı, anayasa ve yasa değişiklikleriyle birlikte insanların daha çok okumasını teşvik edici uygulamalara girişmelidir. iletişim alanında, yeni hükümetin programına aJmak ve gerçekleştirmek zorunda oldugu acil sorunlan sıralayalım. Sayın seçilenler, basın düşmanınız değildir; demokratik rejimin, dolayısıyla sizin de gûvenceniz özgür basındır; ülkenin geleceğinin güvencesi, özgür basındır. Bu temel ilkeyi benimseyerek yola çıkmanız, demokrasiye inancınızın göstergesi olacaktır. — Askeri yönetim tarafından 1982'de çıkanlmış olan Basın Kanunu, Turgut Özal'ın çesitli vaatlerine karsın el sürülmemiş olarak durmaktadır. Gazetecilik meslek örgütleri, bu yasadaki anti-demokratik hûkümlerin nasıl değiştirilmesi gerektiği konusunda geniş çahşmalar yapmışlardır. Bu çahşmalar, hızla yeniden gündeme getihlmeli ve çağdaş bir basın yasası hazırlanmalıdır. — Yürümekte olan basın davalarına çıkanlacak bir af ve eski basın davaianndan dolayı sabıkaların silinmesi, yeni hükümetin düşünce ve basın özgürlûğüne saygısının somut bir göstergesi olabilir. — Muzır Kanunu yeniden elden geçirilmeli, Basın Kanunu'nda yapılacak değişiklige paralel olarak yenilenmelidir. — Terörle Mücadele Yasası ile bihikte basına getihlen kısıtlama hükümleri hemen kaldınlmaiıdır. — özel radyo ve televizyon kurulabilmesi için gerekli anayasa ve yasa değişikliği önerileri, Radyo Televizyon Yüksek Kurulu tarafından hazırtanmıştır. Bu öneri, hemen basın kuruluşlan ile tartşmaya açılmalı, devlet tekelinin kaldırılmasının yeni özel tekellere yol açmaması için güvenceler getiren bir yasa oluşturulmalıdır. Demokrasi için zorunlu çoksesliliği sağlayacak iletişim düzenini kurma yolunda zaten çok gecikilmiştir. — Gençlehn gazete ve kitap okumalannı teşvik için Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklan basın kuruluşlarıyla birlikte çalısabilir. Okullara gazetenın, kitabın girmesi için yetkililer harekete geçebilir. Ancak bu girişim için temel koşul, yetkililerin, gençlerin daha çok okuması, her şeyi okuması gerektiğine inanmasıdır. Buna inanmayan yetkililerle bu girişimlerin somut sonuçlara ulaşması olanaksızdır. — Basın yayın okullarında eğitim düzeyinin yükseltilmesi, genç gazeteci adaylann görgü ve deneyimlerinin artması için başlayan çahşmalar yoğunlaştınlmalıdır. — Gazete ve kitaptan alınan Katma Değer Vergisi kaldınlmaiıdır. — TRTnin basın reklamlarına tanıdığı yüzde 50 indirim, yalnız içerik, ekler ya da kuponsuz verilen kitaplar için uygulanmalıdır. Lotarya reklamlan için bu indirimin uygulanmaması anlamsız yanşı sona erdirebilir. — SEKA'nın yenilenmesi için basın kuruluşlarıyla birlikte ortak bir program oluşturulabilir. Sayın seçilenler, her zora girdiğinizde basım kötüleyip suçu gazetecilere yüklemeye çahşmaym: Basın kimsenin düşmanı değildir, siz de görevinizi yapacaksınız, basın da yapacak. RİZE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ İLAN 1991/408 Esas Davacı Gülhanım Yürnaz tarafından davalı eşi Hakkı Yılmaz aley- hine açılan boşanma davasının yapılan duruşmalan sırasında veri- len ara kararı gereğince: Davalı Ethem oğlu Hakkı Yümaz'ın adresinin büinmedigi ve ken- disine Rize PTT'si ile dava dilekçesi tebliğ edilemediği anlajılmakla duruşma günü olan 6.11.1991 günü saat 09.00'da mahkememiz sa- lonunda hazır bulunması veya bir vekil marifetiyle kendisini temsil ettirmesi, dava dilekçesi yenne kâin olmak üzere ilanen tebliğ olu- nur. 8.10.1991 Basın: 49770 GAYSAN MOBILYA O S C A R K 0 L T U K Konfor / Kalite Fonksiyon Evinizde: Günün tüm yorgunluğunu atın. Ofisinizde: Yorulduğunuzda kısa bir süre gözlerinizi kapayıp uzanın. Günün stresini atın. Performansınızartsın. Unutmayınız ki, önemli sorunlar istirahat anında çözülür. * Yüzey çeşitleri * İthal mekanizma *Motohu - Motorsuz tipler. * İthal emsallerine göre %50 daha ucuz. DÜZ YARI YATIK TAM YATIK BAYİLİKLER VERİLECEKTİR Modoko / Mağazt: Mobttvacılar Sitesi 2. Caö. Yukan DuduKu Ümraniye Te): 364 72 75-314 98 80 Fax:172 7713 PAZAR GÜNLERİDE AÇIKTIR.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog