Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

20 EKİM 1991 KÜLTÜR-SANAT CUMHURÎYET/9 DEVLET SANATÇILIĞI Tıyatrocunun tepkisi • ANTALYA (AA) — Tiyatro sanatçısı Ercan Yazgan, devlet sanatçüığı kavramını eleştirerek "Kime bu unvan veriliyor, hak eden kişilere mi iktidara yakın olanlara mı?" dedi. Yazgan şöyle devam etti: "Bu unvan Hülya Koçyiğit'e neden verildi? Hülya Koçyiğit ANAP milletvekili adayı olduğu için mi? Insanın kafasmda bu tip sorular oluşuyor. Bizler halk sanatçısıyu ve böylesi en güzeliî' İktidara gelen herkesin, sanatçının yanında olduğunu söylediğini kaydeden Yazgan, şunları ifade etti: "1%3'te tiyatroya başladığımda 30 özel tiyatro salonu vardı. 1991'de ise Istanbul'da 8 salon var. Bunlar da kulisi, soyunma odası olmayan salonlar. Türkiye'de dolaştığımız 104 yerin yalnızca birkaç tanesinde soyunma yeri vardı. Bu derece kötü koşullarda tiyatro yapıyoruz. Devletten istediğınıiz, devlet yardımları dağıtmak yerine, her yıl bir tane tiyatro salonu yapması. Amâ değişik tiyatrolara paralar verip bu işten kurtulmak nedense kolaylanna geliyor!' 'Unvanların iptalini isteyeceğiz' • İSTANBUL (AA) — Film-San (Film Sanayii ve Tüm Sanatçüarı Güçlendirme Vakfı) Genel Başkanı Ümit Utku, devlet sanatçıhğı seçiminin, unvanın Türkân Şoray ve Hulya Koçyiğit'e verilmesi için yapıldığını iddia etti. Seçim sonrası kurulacak hukümetten unvanların iptalini isteyeceklerini belirten Utku, idare mahkemesine ba$vuracaklannı da bildirdi. Film-San Vakfı'nda bir basın toplantısı duzenleyen Ümit Utku ve Film-San üyeleri, devlet sanatçılığı unvanınm "hibe verir gibi" dağıtıldığını söylediler. Sanatçılan, "Onların vereceği devlet sanatçısı unvanını almaktansa, halk sanatçısı olarak kalmayı istiyoruz. Kültürden yoksun kültür bakanı ve sanattan anlamayan seçici kurulun 36 devlet sanatçısının seçimiyle ilgili kararıru protesto ediyoruz" diye konuştular. SERGİ Eyüboğlu'nıın yazma sergisi • Kültür Servisi — Akbank Bahariye Sanat Galerisi'nde Mehmet Eyüboğlu yazma sergisi açıldı. Sergi, üzerinde Anadolu motifleri taşıyan yazmalardan oluşuyor. Sanatçı Eyüboğlu, "Benim açtığım her yazma sergisinin kendine has bir rengi, dokusu ve motifi vardır. Bunun için sergilerime ayrı bir önem veririm. Kalamış'ta Mavi Kaplumbağa bahçesinde haziran aylarının ilk cumartesi ve pazar günleri açtığım geleneksel yazma şenliğinin gitgide ilgi gormesi beni yazma sergisi açmaya ve bu doğrultuda çahşmaya yönlendiren ayrı bir etkenî' Mehmet Eyüboğlu 1939'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'nde öğrenim gördü. Brüksel uluslararası sergisinde gösterdiği yoğun çabalarla yaptığı çalışmalar sonucu altın madalya aldı. Sanatçı Amerika'nın çeşitli bölgelerinde babası B. Rahmi ve annesi Eren Eyuboğlu'nun yapıtlarından oluşan sergiler açtı. Akbank Bahariye Sanat Galerisi'ndeki Mehmet Eyüboğlu yazma sergisinde 150'ye yakın yapıt bulunuyor. Sergi 1 kasıma dek açık olacak. Henry Moore İzmir'de • İZMİR (AA) — Dünyaca ünlü lngiliz heykel-gravür ve baskı ustası Henry Moore'un yapıtlan Karabağlar FY Art Galeri'de sergilenecek. Galeri sahibi Feridun Yeşilyurt'tan alınan bilgiye göre Moore'un yapıtlan, lngiliz Kültür Heyeti ve Halk Bankası'nın katkılarıyla Türkiye'ye getirildi. Sanatçının 1 kasımdan itibaren izlenime sunulacak yapıtlan, Mısır ve Aztek kültürlerini inceliyor ve Avrupa kültüru ile birleştiriliyor. Moore'un yapıtlan, Amerika'dan Japonya'ya kadar çeşitli ünlu devlet galerilerinde uluslararası düzeyde sergilendi. Moore, İkinci Dünya Savaşı sırasında Londra Metrosu'ndaki sığınaklara yaptığı resimlerle de geniş kitlelere ulaşmıştı. Henry Moore'un sergisi 15 kasıma dek açık kalacak. Galeri Arşiv'de yeni sezon • Kültür Servisi — Galeri Arşiv, 1991-92 sezonunda geçen yıl olduğu gibi bir fotoğraf galerisi olarak etkinliklerini sürdürecek. Galeride, fotoğraf konusuna ilişkin kitap, kartpostal, dergi gibi çeşitli yayınlar satışa sunulacak. Sezon başında ve sonunda ise geçen yıl olduğu gibi bu yıl da fotoğraf sanatı dışında bir konuya yer veriliyor. 26 ekimde gerçekleştirüecek açılış sergisi, ressam İsmail Hakkı Duru'ya ait. Duru'nun suluboya peyzajlanndan oluşan sergî, kasım ayının sonuna dek izlenebilecek. (Galeri Arşiv, Bağdat Cad. No: 270, Ak Apt. Daire 2 Göztepe) SİNEMA Halit Refiğ ve ıılusal sinema • İSTANBUL (AA) — Sinema yönetmeni Halit Refiğ, yazar Kemal Tahir'den etkilendiğini ve "kafasındaki karanhklan" onun aydınlattığını belirterek "Kemal Tahir'in kitaplarında kullandığı metoüarı ben sinemada kullandım" dedi. Refiğ, tstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Sinema Kulübü'nce düzenlenen sinema sohbetlerine "Ulusal Sinema" adh konuşmasıyla katıldı. "Ulusal sinema" akımının savunuculanndan olan Refiğ, bugüne kadar bu görüşten hiç sapmadığını belirterek şöyle konuştu: "1960'lı yıllarda, aralarında benim de bulunduğum bir grup yönetmen ulusal sinemayı savunduk. Bu yönetmenlerden bazıları birbirlerinden oldukça farklı zikzaklaria kendilerine çeşitli yollar aradı. O günden bu yana ben neye inanıyorsam, bugune kadar bu düşünceyi kendi içinde geliştirmek şartıyla aynı düşuncemi koruyarak hiç sapma göstermedim. Bunun için de bilincimi, irademi ve vicdanımı çok kontrol ettim:' 'Yeniden Ölmek' • İSTANBUL (AA) — Yükselişi Time dergisine kapak konusu olan genç dahi Kenneth Branagh'ın hem yönettiği hem iki rolü birden üstlendiği "Dead Again-Yeniden Ölmek"te, Branagh'ın eşi Emma Thompson da iki ayn rolü oynuyor. Senaryosunu yazdığı, yönettiği ve başrolünü oynadığı "5. Henry" adlı filmle, lngiliz Film ve TV Sanatları Akademisi'nce verilen tngiliz Oscan'nda, yılın en iyi yönetmeni dalında ödül alan yönetmen- oyuncu Branagh, bu filmi ile En 1yi Genç Avrupa Filmi dalında Avrupa Oscarı Felbc'i kazandı. Iddialı sanatçı "Yeniden Ölmek"te de bu iddiasını sürdürüyor. Van Morrison, biralbümü 'soğumadan'yenisini çıkanyor Baş köşelerin şarkıcısı PORTRE VAN MORRISON Rock'ın en önde gelen şarkıcı ve bestecilerinden biri olan Van Moırison, 31 Ağustos 1945'te Kuzey Irlanda'nın başkenti Belfast'ta doğdu. Asıl adı George Ivan Morrison'du. Caz şarkıcısı olan annesinin etkisiyle küçük yaşta caz ve blues türlerine merak sardı. Müzik nedeniyle okulu 15 yaşında terk eden Morrison, ünlü gnıbu Them'i 1963'te kurdu. Kısa sürede tngiltere'de adını duyuran Them'le bir ABD turnesine de çıkan Van Morrison, rock'ın ticari niteliklere kaymasına isyan ederek lrlanda'ya dondü. 1966'da yeniden ABD'ye giden Morrison, besteciliğinin ilk denemelerini iki solo albümde topladı. Bu iki albümü, 1968'de rock tarihinin klasikleri arasmda sayılan, bilinç-akımı romantizmini esnek bir caz ve blues söylemi içinde aktaran Asrtral Weeks izledi. Kabuğuna sığmayan, öfkeyle yoğrulmuş sesini, vatanının başkaldın ruhunu ABD'nin siyahi müzikleri ile ustaca bütünleştiren Van Morrison, 1970'lerde çıkardığı Tupelo Honey St. Dominich's Preyiew ve Veedon Fleece gibi yapıtlanyla kuşağının en romantik ve saygın isimleri arasına yerleşti. 1977'den 87'ye kadar hayli durgun bir dönem geçiren Morrison, No Gunı No Method No Teacher ve Poetic Champions Compose adlı iki mükemmel albümü birbiri peşi sıra çıkararak rock içinde kalıcı olduğunu kanıtladı. Morrison uzun bir suredir İrlanda'da yaşıyor. YAVUZ BAYPAR STOCKHOLM — Okyanu- sun ikifeıyısıda kayalıklanyla ünlü. Birinin adı Bob Dylan, öteki ise Van Morrison diye bi- liniyor. Rock tarihinin son 30 yı- lı, gölgelerinde cereyan etti. Çir- kin sesin gerçek gücü, bu ikisiyle kabul edildi. Mick Jagger, şar- kı söylemeyi ikincisinden, Van Morrison'dan öğrendi. Tedirginliğin, kaygının, öfke- nin, hüznün simgesi bu tıknaz Irlandalı, vatanının yaşamla he- saplaşmayı gelenek kılan sanatçı ruhunu rock'm bedenine kazan- dırdı. Bob Dylan gibi Joni MitcbeU gibi attığı her adım -doğru da yanlış da olsa- ciddiyet ve dik- katle izlenen bir müzisyen, Van Morrison. Romantizmi, geri iti- len bazı idealleri koruyanlar, umarsızlığa kapüan müzisycnler için güçlü bir esin kaynağı. Baş köşelerin bestecisi/şarkıcısı. Son beş yıl, olağanüstü ve- rimli bir dönem, Van Morrison için. Sürekli olarak besteliyor, söylüyor; daha bir albümü "so- ğumadan" yenisini çıkanyor. Kuşkusuz, üstada gönül vermiş olanlar şaşkın ve mutlu. (1970'lerin ortasında bunalıma sürüklenmiş, solgun yapıtlany- la büyuk hüsran yaratmıştı). Bu şaşkınlık ve mutluluğa 21 parçadan cluşan, 90 dakjka üze- rinde müzik içeren, hayli "dolgnn" bir yeni Van Morrison albümü eklendi birkaç hafta ön- ce. "Hymns To The SUence" - içindeki bazı fazlalıklan hesaba katmazsak- sonbahann müzik olaylanndan biri. 1987'de çıkan "No Gunı, No Method, No Te- acher", Morrison'ın müziğe ger- çek anlamda geriye dönüşünün mükemmel manifestosuydu. Aradan bir yıl geçmeden, "Po- etic Champions Compose" admda bir başyapıtı da rock ta- rihine yerleştiriverdi. 1989tarihli "Avalon Sunset" volkanik bir yaratıcnığı, geçen yılki "Eng- lightenment" ise olgunlaşmamn zaferini simgeliyordu. Bu sonuncusunda ise üstat ar- tık dorukta, rahatça, kendisiyle tek banşabildiği mekân olan müziğinin ortasında, eğleniyor. Orgun gizli ustası Georgie Fa- me'in süslediği, blues eklemli grubu önünde, sanki bir sergi açmış gibi sesinden çarpıcı, unu- tulmaz görüntüler sunuyor. Albümün ilk yüzü, diğerin- den daha dolgun ve tutarlı. "Professional Jealousy", "I'm Not Feeling It Anymore" ve özellikle de -reggae esintili- "So- me Peace Of Mind", kendini unutturmayacak güçte beste- ler/yorumlar. Bir portre dene- mesi olan "VUlage Idiot" ise gerçek bir mücevher. Albümün bazı fazlalıklar içerdiği, ikinci yuzü dinlerken ortaya çıkıyor. Morrison, epik besteleriyle blues parçalannı, şi- ir okuduğu bestelerle country çağrışımla yorumlan nedense pek elemeye gerek duymadan yanyana sıralamış. Birkaç kez dinleyince, "Jfee Me Through" gibi dini öğeler taşıyan parçalar- la, "I Can't Stop Loving You" gibi "biçem dışı" bazı yorumla- nn gereksizkği seziliyor. Albüm- de 20-25 dakikalık bir "safra" var. Fakat geri kalan bölüm, 24 ayar Van Morrison. Sesteki ge- rilim, tutku, zamanlama... her zamanki gibi yerli yerinde. Sa- dece "Pagan Streams" için bile "Hymns To The Silence"ı edin- mek gerekebilir. Son albümü, kuralı bir kez daha pekiştiriyor: Van Morri- son, Van Morrison'du 1 . Sonba- har ve kışta ona aynlan yer yi- ne büyük olacak. Hamit Görele'nin yapıtlan Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'nde Bir Türk moderniGörele1980 yılında yitirdiğimiz ressam Hamit Görele'nin yapıtlan yanndan itibaren Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'nde sergileniyor. Sanatçının kızı Tonya Görele tarafından seçilerek hazırlanan bu sergide dikkat çeken iki büyük boyutlu düzenleme var. Görele'nin yapıtlan, 14 kasıma dek sergilenecek. NECMİ SÖNMEZ Bugun olumlu ya da olumsuz özellik- leriyle tartıştığınuz çağdaş Türk resmi, yüzyıl başından 1930'lara dek geçirdiği süreç içinde gruplaşmalar kanalıyla bir tür kendini var etme çabası vermiştir. 'D Gnıbu', 'MUstakiIler' gibi birliktelikle- rin dışında kalmayı göze alabilen ender ressamlardan olan Hamit Görele'nin (1894-1980) 1935-60 arasında gerçekleş- tirmiş olduğu işlerden derlenen 25 yağ- hboya Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'nde sergileniyor. 1930'larda ya soyutlama ya da gercek- çilik gibi iki ayn uçta tercihlerini belü et- mesi istenen Türk ressamlan Batı ile kı- yaslandığında tekdüze, ama Türkiye için ilginç boya deneyimlerine giriyorlardı. Hamit Görele'nin kişisel tavnnı belirgin- leştiren ana eğilim, 1928-32 yıllan ara- smda bulunduğu Paris'te edindiği soyut- lamaya dayalı görsel notlama tekniğidir. Geometrik kökenli kuru ve akademik anlayışı aşılayan Lhote Atölyesi'nde 4 yıl çalışmasına rağmen Görele'de, onun "kendi sesi" olarak yakalanabilecek bir 25 YAĞLIBOYA— Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'ndeki sergi, Hamit Görele'nin 1935-60 yıllan arasında yaptığı 25 vağuboya resimden oluşuyor. figür çözümlemesi vardır. Onu bir Türk moderni olarak nitelendirirken göze çar- pan bu figürsellik, yer yer çok üst sevi- yeye taşıdığı soyut kurgu eğilimi ile bir- likte düşunüldüğtinde Görelç'de ön pla- na çıkan "saptayım" gücüdür. Kızı Ton- ya Görele tarafından seçilerek hazırlanan bu sergilemede dikkati çeken iki büyük boyutlu düzenleme var. 1930-40 arasında tarihlenebilecek olan "Basın Müzesi" isimli çalışma, sanatçı- nın 1933'te Galatasaray Lisesi'nde açtı- ğı ilk kişisel sergide yer aldı. Çemberli- taş, Ayasofya üzerinden gerçekleştirilmiş olan bu peyzaj kompozisyonu izlenimci vurgularla gerçekleştirilmiş çok şiirsel bir tablodur. Renklerin saf boya tabakası ile yuzeye yayılmış olması da Görele'deki desen gucünu göstermesi bakımından ol- dukça ilginç. Modern olarak yorumlana- bilecek ikinci çalışma ise "Sokaktaki De- nizciler." Görele'nin Paris'te gerçekleştir- diği bu resimde, kurgusal mantık pers- pektifi doğru olarak yorumlarken ken- dince biçim bozma (deformation) gudü- münde bir şekillenme üzerinde durul- dukça onu farkblaştıran, değişik okuma- lara yelken açan bir özellik. Paris'te eğitim görmesine ve desen açı- sından dikkati çeken bir yetkinliğe sahip olmasına rağmen akademi bünyesine alınmamıştır Görele. Şimdi onu resim- lerinin kalitesi bakımından kuşağının di- ğer sanatçılanyla kıyasladığımızda, bu "uzak duruşun"un ne denli önemli ol- duğuna vanyoruz. Bu serginin şimdiye dek hiç sergilenmemiş kimi Paris döne- mi ve 1950 sonrası çahşmalan içermesi de beürtilmesi gereken bir özellik. Bu re- simler sanatçının olgunluk dönemi hak- kında daha aynntılı bilgi edinmemize ne- den olduğu gibi saf soyuta doğru ilerle- yen Görele'nin hangi noktalarda nefes al- dığını, daha önemlisi doğru bellediği yol- da nasıl taviz vermeden ilerlediğini kav- ramamıza yardımcı oluyor. Ne tam an- lamıyla soyut ne de gerçekçi tarz üzerin- de ısrar etmemesi, ele aldığı resimsel ob- jeyi daha iyi çevreleyebilecek olan bakış açısını yakalamak için çabalayan Göre- le, bir Türk moderni olarak dikkati çe- kecek derecede kendisi olmayı başar- mıştır. 'Bir Güç Gösterisi'nde Amy Irving ve Andy Garcia başrollerde Adalete inaııan gazeteciııiıı öyküsü Brezilyalı yönetmen Bruno Baretto'nun yönettiği "Bir Güç Gösterisi", demokrasi, adalet ve gerçeğe inanan bir gazetecinin "çürümüş" bir sistem içinde hükümet ve polisle olan mücadelesini konu ahyor. İstanbul sinemalarında gösterime giren film, önümüzdeki haftalarda Türkiye'nin diğer şehirlerinde de gösterime girecek. Kültür Servisi — Brezilyalı yönetmen Bruno Baretto'nun Amerika'daki ilk sinema dene- yimi, "Bir Güç Gösterisi - A Show Of Force", Puerto Rico'- da gerçekleşen bir skandalı ko- nu alıyor. Film bugun Istanbul'- da Kadıköy Süreyya ve Şişli Kent sinemalarında gösterime girdi. Puerto Ricolular, 1898'de Birleşik Devletler sömürgesi ol- masından bu yana adalannda "Amerikan parmağı" taşıyor- lar. Kimisi 51. eyalet olarak ka- bul edilmek istiyor, kimisi de şu an oldukları gibi yani yalnızca Amerikan vatandaşı ohnaktan yana. "Bağımsızlıkçılar" ise ay- n bir Puerto Rico devletinin ha- yallerini kuruyorlar. "Bir Güç Gösterisi", gücün kötüye kulla- nımı ve bu tartışmalann 1978 yı- hnda nasıl şiddete dönüştüğünü irdeleyen bir film. Olaylar, bir televizyon muha- birinin yaşamı çerçevesinde ge- lişiyor. İki genç adamın gizem- li ölümleriyle ilgili resmi rapor- lardaki çelişkili ifadeleri keşfe- den muhabir, meslek hayatının en önemli olayının içinde bulu- AMY IRVİNG BAŞROLDE— Steven Spielberg'in eski kansı Amy Irving, filmde bir televizyon muhabirini canlandınyor. yor kendini bir anda. Puerto Ri- co tarihinin en büyük skandal- lanndan biridir de bu, aynı za- manda: Cerro Maravilla cina- yetleri... Gerçeği açığa çıkanna- ya çalışan muhabir, polis ve hü- kümet içindeki "çürümüşlük" ile karşı karşıya kalıyor. Üste- lik çözüm Puerto Rico'nun si- yasi.geleceği sorununun çözüm- lenmesiyle bağlantılı ki bu da her şeyi daha da zora koşuyor... Filrnin "renkli" bir kadrosu var... Hollywood'un "bugünü- nün" yıldızlanndan oluşan bir kadro: Amy Irving ve Andy Garcia başrollerde. Bu arada Robert Duvall ile Lou Diamond Philips de var. Steven Spiel- berg'in eski kansı Amy Irving, kişisel riskleri göze alarak Cer- ro Maravilla dağlarında iki gen- cin öldürulmesinden sonra dü- zenlenen polis raporlanndaki "yanhşlaT" konusunda kamuo- yunu aydınlatma uğraşı veren bir kişiliği temsil ediyor. Barbra Streisand'ın yönettiği ve başrolünü üstlendiği "Yentll" ile Oscar'a "Aşk öte Yakada" filmiyle de Altın Kü- re ödülüne aday olan, ayrıca "Micki ve Maude" ve "Canie" gibi filmlerle de tanınan Amy Irving, canlandırdığı kişilik hak- kında şunları söylüyor: "Kocasının ölümü, onu bir boşluk ve uzaklaşma duygusuy- la başbaşa burakmış. Cerro Ma- ravilla olayı, yaşama yeniden dönmesi, bu duygulannın yeni- den canlanması açısından bir katalizör oluyor. Değer verdiği her şey politik bir bakış açısıy- la soysuzlaştırüıp çarpıtılırken öylece otunıp orüara seyirci ka- lamıyor elbette..." "Dokunulmazlar - The Unto- uchables", "Kara Yağmur - Black Rain", "Baba - The God- father 3" ve "Gizli llişkiler - In- ternal Affairs" gibi Türkiye si- nemalannda da gösterilen film- lerde Robert de Niro'dan Sean Connery'e, Michael Douglas'- dan Marlon Brando'ya dek Hollywood'un önemli ve de bir kısmı "hiç eskimeyen" oyuncu- lanyla birlikte rol alan Andy Garcia ise "Bir Güç Gosterisi"n- de senato savcısı Mera'yı canlan- dınyor. Garcia, canlandırdığı ki- şiliği şöyle yorumluyor: "İn- sanlar için iyi olan ülke için de iyidir. Böyle olunca da bedelin ne olduğuna aldırmamak gere- kir. Işte Mera, bu bulamk ba- kış açısını hoş görmez. Huknki sisteme olan inancı, bir an bile duraksamasına izin vermez." "Bir Güç Gösterisi", Los Angeles Times, Life, Rolling Stones gibi ünlü yayın organla- nnda yazan Latin Amerika so- runlan uzerine uzman gazeteci Anne Nelson'un "İki Bayrak Altında Cinayet" adlı kitabın- dan esinlenilerek gerçekleştiril- miş. Nelson'a göre "Eğer Puer- to Rico basını olmasaydı Cerro Maravilla olayının ardındaki gerçek hiçbir zaman anlatüama- yacaktı. Bu, Puerto Rico sena- tosunun bir soruşturma başlat- masını sağlayan butun cesur ka- dın ve erkeklerin sayesindedir." Yönetmen Bruno Baretto ise şunları söylüyor: "Bir 'haçlı' değil, bir gazeteci anlatılan. De- mokrasi, adalet ve gerçeğe ina- narak yetişmiş. Bütün bu kav- ramlar çurümüş bir sistem tara- fından tehdit edildiğinde kendi- sini tutkuyla bunun nedenini bulmaya adar." Saıııi Güner anısına • BURSA (AA) — Şubat ayında geçirdiği bir trafîk kazası sonucu ölen ünlü fotoğraf sanatçısı Satni Güner'in anısına düzenlenen "Sami Güner Resim Sergisi" Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açıldı. DGSG Müdürü Emin îlter açılışta yaptığı konuşmada, sanatçının ölümünden önce aynı galeride açtığı sergi sırasında "Sizin galerinizdeki sergilerin anlamı bir başka oluyor. Ekim ayının ikinci yansında dünyanın çeşitli yörelerindeki görüntülerden oluşan bir sergi açmak isterim" dediğini hatırlattı. îlter, "Sanatçı dileğini yerine getiremedi. Ama biz, onun anısına açtığımız bu sergi ile vasiyetini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyonız" şeklinde konuştu. sergi, 30 ekime dek açık kalacak. Sanat Kurumu • ANKARA (AA) — Sanat Kurumu Başkanlığı'na ressam, heykeltıraş ve yazar İsmail Güneş seçildi. Sanat Kurumu'nun geçen günlerde yapılan olağanüstü genel kurul sonrası, yeni yönetim görev bölümü yaptı. İsmail Güneş, başkanhğa seçilirken yeni yönetim kurulunda da Cihat tleri, Şinasi Erdem, Uğur Bilge, Gülten Gökyay, llker Çetin, Halil Say, Osman Kaya ve Celal Kurtuluş görev aldı. İDOB'da rekora dofenı • İZMİR (AA) — Izmir Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 1990-91 sanat sezonunda, bir önceki döneme oranla temsil sayısını yüzde 30, seyirci sayısını ise yıizde 55 arttırdı. İDOB Müdürü Doç. Pekin Kırgız, 1989-90 sezonunda 66 gösteriyi 18 bin 407, 1990-91 sezonunda ise 89 gösteriyi 28 bin 578 kişinin izledıgini bildirdi. 10. yıla girdiklerini hatırlatan Pekin Kırgız, "Bu yılki hedefimiz 9. yü verilerini aşıp rekora gitmektir" dedi. Bu sezon, turnelerin yanı sıra tzmir ve çevresindeki sahneli mekânlarda "şan ve oda • müziği" konserleri vereceklerini belirten İDOB Müdürü, sahnesi bulunan üniversitelerde de gençler için gösteriler sunacaklannı açıkladı. Pekin Kırgız, İDOB'un programh gösterilerinden bazılannı bu yıl ilk kez Mersin'de sahneye çıkaracaklannı da anlattı. Öğretim üyelerinden sergi • ANKARA (UBA) — Anadolu Üniversitesi Uygulamalı Sanatlar Yüksekokulu öğretim üyelerinin yapıtlannın yer alacağı kanna sergi Milli Piyango Talihkuşu Sanat Galerisi'nde açıldı. 2 kasıma dek gezilebilecek sergide Atilla Atar, Sadettin Aygün, Halira Çeliker, Zehra Çobanh, AbduÜah Demir, Saime Bakan, Aytaç Katı, Ekrem Kula, Şahin özyüksel, Ali İsmail Türemen ve Bilgihan Uzuner'in yapıtlan yer ahyor. Otyamlar Antalyada • ANTALYA (Cumhuriyet Bürosu) — Gazeteci, yazar, fotoğraf sanatçısı ressam, Fikret Otyam, pastel, camaltı ve yağlıboya tekniğiyle ürettiği son resimlerini, Filiz Otyam da ozgun dokumalannı Antalya Kaleiçi Sanatevi'nde sergiliyor. Güneydoğu yaşamırun yanı sıra doğa ve kent yaşamından da izlenimlerin yer aldığı Fikret Otyam'ın resimlerinde konuların, geniş boşluklarda tekil figurler olarak yansıtılışı dikkat çekmekte. Fikret Otyam'ın 37 tablosunun yer aldığı sergiye Filiz Otyam da 17 özgün dokumasıyla katılıyor. Otyamlann sergisi 25 ekime değin açık kalacak. Tıyatro kıırsları • Kültör Servisi — Izmir Sanat Tiyatrosu, 91/92 sezonunun haarhklanmn sürdüğü şu günlerde, üç sezondur sürekli olarak yaptığı tiyatro kurslanna da başlayacak. Haftamn üç gününde uç ay boyunca yapılan çalışmalar sonucunda kursiyer oyuncular her yıl olduğu gibi bir de oyun sahneleyecekler.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog