Bugünden 1930'a 5,476,064 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahibi: Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecılik Turk Anonim Şırketı adına Berin Nıdi • Murahhas Üye: Emine Uşaklıgil # Genel Yayın Mudürü Hasan Ccmal, Yazı İşlerı Müdurü Okay Gönensin 0 Haber Merkezı Mudüru: Yalçın Bayer, Sayfa Düzenı Yönetmeru: Ali Acar 9 Temsılaler: ANKARA Ahmel Tan, İZMİR. Hikmet ÇetinLaya. ADANA. Çetin Yiğenoglu lç Pohtıka Cetal Baştuıgjç, lstanbul Haberlen Şenaj kılkan. Ekonomı: Metal Tanur, Dış Haberler Efgu« Bıla. Iş-Sendıka Şakran Ktttnd, KUltür Otal Uster, Egıtım Genca) Şaylan, Yurt Haberlen Necdel Dogın. Spor Danışmam Abdnlkldlr Vucelman, Dızı Yazılar Kerem Çalışkan, Araştırma Şahın Alpsı, Duzeltme Abduliah Yazıcı # Koordmalör Ahmn Konıbaa # Malı Işler Erol Erfcıl 0 Muhasebe Balenl tatcr 0 Butçe-Planlama. Sevgi Osmanbcşcoglu 0 Reklam Ayşt Torun 0 İdare. Huseyin Gnrer # Işletme Onder Çıfik 0 Bilgı-Işlem NaiJ Inal 0 Personel Strgı Bostaocıojjlu Kaym Kurulu Başkan tlhan Selçuk, Oktay Akbal, Valçın Baifr, Hasan Ccnal, Hiknwt Çttinkaya, Okay Goacnsın, Dgnr MUHKU. Ali Sirmen, Ahmel Tan Basan \e Yayan. Cumhunyet Matbaacılık ve Gazetecılik TA Ş. Tdrkocağı Cad 39/41 Cağaloğlu 34334 lst PK 246 - lstanbul Tel 512 05 05 (20 hat). Telex. 22246, Fax (1) 526 60 72 • Bürolar Ankara: Zıya Gökalp Blv lnkılap S. No 19'4, Tel: 133 11 41-4', Telex 42344, Fax (4) 133 05 65 # lımir H Zıya Blv. 1352 S. 2/3, Tel. 13 12 30, Telra 52359, Fax (51) 19 53 60 # Ad»na: InOnO Cad 119 S. No 1 Kat 1, Tel- 19 37 52 (4 hat), Telex 62155, Fax O ) 19 25 78 TAXVİM: 20 EKİM 1991 Imsak: 4.48 Güneş: 6.13 Oğle: 11.54 tkindi: 14.54 Akşam: 17.25 Yatsı: 18.44 ABD'de "cinsel taciz" skandalı, bütün dünyada "Sarkıntılık nedir, ne değildir?" tartışmasını gündeme getirdi Eliııe,diline hâkim ol,dikkat!Türkiye, "erkek egemen" bir toplum. Bu nedenle söz atma ve sarkıntılık gibi olaylara günlük yaşamda çok sık rastlanabiliyor. Sarkıntılık yapan erkeklerin öğrenim düzeyi genellikle çok düşük. Laf atmayı erkeklik sayanlar bile var. Sarkıntılığa en çok hedef olan meslek grupları şöyle sıralanıyor: Pazarlamacılar, hemşireler, seİcreterler, hostesler ve tezgâhtarlar. İşyerinde sarkıntıhk daha "ince" bir şekil alıyor. Dr. Haydar Dümen'e göre işin temelinde 'saldırganlık'yatıyor. Gazeteci-yazar Duygu Asena'ya göre "Kadınlar utanmayıp, her cinsel tacizi gündeme getirseler, Türkiye'de konuşacak başka konu kalmaz." Ancak kadınlar kendi yöntemleriyle durumu bertaraf ediyor. Kadın, suçlanmaktan çekiniyor. SERPtL GÜNDÜZ "Sarkıntılık, cinsel tadz." Çeşitli yollan var. Elle, göz- le, sözle ya da dedikodu yoluy- la. işyerinde ya da sokakta ola- bilir. Otobüs, tren veya uçakta bile karşılaşabihrsiniz. Genellik- le kadınlara yöneliktir. Ve ka- dınlar kendilerini "cinsel nes- ne" yerine koyan bu tür "sar- kıntılık"Iardan nefret ederler. Sarkıntılığı yapan kişi ise "sa- pık, manyak" muamelesi göre- bilir. Koskaca Amerika bir hafta boyunca işini gücünü bırakıp, siyah bir yargıcın penisinin bo- yunu ya da bir bayana 'oral seks'ten söz edip etmediğini tar- tışmasa, TIME gibi dünyaca ünlü Amerikan dergileri "cinsel tadz"i kapak konusu yapmasa, bu sorun belki bu kadar sıcak bir şekilde gündeme gelmezdi. Amerika'da Anayasa Mahke- mesı'ne atanan siyah yargıç Oa- rence Thomas'ın daha önce ya- nında çahşan bir bayana sözle "cinsel tacizde" bulunduğu id- diası, yalnızca bu ülkeyi karış- tırmakla kalmadı bütün dünya- da "cinsel taciz" ya da "sarkın- tılık nedir, ne değildir" tartış- masını başlattı. Yargıç Thomas'ın aklanmasına rağmen, özellikle feminıst akım- lann işyerlerinde kadınlara yö- nelik sarkıntıhk olaylarını gün- deme getirdikleri gözleniyor. Ya Turkiye gibi "erkek ege- men" kültürun oldukça yaygın olduğu bir ülkede "sarkıntılık" olaylan ne durumda? Bu konu- da çeşith uzmanlar ne diyor? Türkiye'ye gelen birçok ya- bancı bayanın, Turk erkekleri- nin bakış, söz ve hareketlerin- den şikâyetçi olduklan basında sıkça yer alan haberler arasm- da. Kadınlara yönelik "laf atma" ya da "elle sarkıntılık" gibi olaylann ülkemizde hiç de istisna olmadığı büiniyor. örne- gın yazar-gazeteci Dnygu Ase- na'ya göre "Kadınlar utanma- yıp her cinsel tacizi gündeme ge- tirseydi, Türkiye'de konuşacak başka konu kalmazdı." Laf atmak kimine göre "er- kekHgin şanından" geliyor. Laf atan erkeğin genellikle yaşı ol- dukça genç ve öğrenim düzeyi düşük oluyor. Bazı erkekler de kadınlann, kendilerine laf atıl- masından hoşlandığını öne sü- rüyor. Kimi erkekler ise hiçbir zaman bir kadına laf atamaya- caklannı, elle sarkıntıük edeme- yeceklerini söyluyorlar. İşyerinde cinsel sarkıntıhk ta- bii daha bir "incetik" gerekti- riyor. Hedef ahnan kadınlar bu- nu anlayamayacak kadar "ap- tal" sayılıyor. Kadınlar da ap- tal olmadıkları için kendilerine durüst, içten, samirru, dost yak- laşan arkadaşlannı hemen tanı- yorlar. Yani "dokunmak var, dokunmak var!" lş biraz niye- te bağlı! Hostesler Dernegi Başkanı Neşe Kocaoglu'na soruyoruz; "Deraek olarak üyelerimiz ara- sında bize cinsel tacizieflgiliula- şan bir şey yok" diyor. Kocaoğ- lu, uçakla seyahat eden yolcu- lann seviyelerinin oldukça farkh okluğunu, çalışma ortamlannın da oldukça güzel olduğunu an- latıyor. Prof. Dr. Aysel Eksi, "Bu gi- bi olaylan sık sık gazetelerden okuruz, hastalanmızdan da sık sık duyanz" derken, ülkemizde bu tür olaylann Batı'dan hiç farkh olmadığını anlatıyor. Batı'nın bu tür olaylara ola- ğanüstü ilgi gostermesinin çeşitli nedenlen olduğunu söyleyen Prof. Ekşi, "Birinci neden, in- san haklanna verilen önemden kaynaklanıyor. Çiinkü eskiden bir kadın cinsel saldın ya da sar- kıntılığa uğramışsa bunu hak edecek olmasından. davet etme- sinden, yani kendisinin de suç- lulugundan şupbe edilirdi. Bu nedenle de saldınya uğrayan ka- dın, olaylan gizli tutmayı yegli- yordu" diyor. . Psikolog Emre Konuk ise bu konuda kendisine yansımış çok az olay olduğuna dikkat çeke- rek, "Bu tur olaylan kronik olarak gündeme getiren banıma rastlamadım" diyor. Psikolog Konuk şunları söyluyor: "Oldum olası ber >erde var. Türkiye'de de var. Sokakta ni- ye yapılıjorsa işyerinde o yüz- TÜRK HUKUKUNDA SÖZ ATMA VE SARKEVTDLJĞA 3 AY-2 YIL ARASI CEZA VERİLEBİIİYOR Şehvetli ıslık bile sarkıntılıkTürk Ceza Kanunu'nun 421. madde- si şöyle diyon "Kadınlara ve genç erkek- lere söz atanlar uç aydan bir seneye ve sarkıntılık edenler altı aydan iki seneye kadar hapsolunur." 24.12.1990 tanhli bır Yargıtay Ceza Genel Kurulu Karan ile "sarkıntüık" su- çu şöyle tanımlanıyor: "Sarkıntıhk, belirli bir kimseye karşı işlenen, o şahsın edep ve iffetine doku- nan ve ani ve hareketler yönunden ke- siklik gösteren, şehvet kastıvla işlenen edepsizce davranışlardır. Fail ile mağdu- renin viicntlarının teması şart değildir. Islık çalmak, mağdurun peşinden gide- rek sırnaşıkça bareketlerde bulunmak, cinsel organını göstennek veya megdu- run cinsel organını se>Tetmek, birden fazla ask mektobu vazmak, çimdik at- mak, el-kol işaretleri ile cinsel Uiskide bolnnmayı önermek gibi hareketler sar- kıntılık suçunu oluştunnaktadır." Söz atma (üç ay-bir sene) Türk Ceza Kanunu-Ozel Hükumler adh, Ayhan önder'in eylül 1991 tarihli (3. basım) kitabında "söz atma cürmu- niın tanımı" ve örnekleri şöyle sıra- lanıyor: "Söz atmak, belirli bir kişiyekarşı şebvet duygusu ile sozle >-apüan saldı- ndır. Sozlerin özel bir anlamı ve anla- şılabilir olması gerekli değildir, şehvet duygusu ile söylenmiş olması yeterlidir. (TCK 421. maddenin birinci fıkrasında- ki söz atma suçu üç aydan bir seneye ka- dar cezayı içeriyor) Yüksek mahkemece "söz atma" kap- samına girdiğine karar verilen bazı söz- ler şunlar: • Kocandan boşan, benim metresim ol. • Allah be şu dudaklara bak. • Pehlivan gibi kansın, bir kere me- rağım var, s.k edeyün. • Bana bir kere ver, seni hamamda yıkanm. Sarkıntılık (6 ay-2 sene) TCK-Özel Hükumler adh 3. basım eylül 1991 tarihli Ayhan önder'in kita- bında TCK. 421'de yer alan "sarkıntılık" suçunun Yüksek Mahkemece kabul edi- len örnekleri şöyle sıralanıyor: • Bu suçun faili yalnız erkek olabi- lir. Kadın, kız veya genç erkek ise bu suçta mağdur olabilirler. • Mağdureye doğru ıslık çalmak. • Sanığın mağdureyi arabası ile ısrarla ve sürekli takip edip arkadashk tekhfin- de bulunması. • Alkollü olan sanığın yoldan geçen mağdureye arkadan sanhp kalçalanna el atması. • Araya uzunca bir zaman girmeden devam eden söz atma. • Mağdureye birden fazla aşk mek- tubu göndermek. • Mağdureyi ısrarh biçimde izleyip, evinin çevresinde dolasmak, her gördu- ğü yerde el işareti yapıp, ıslık çalmak. • Pencere camını tıklatıp, "gel gılze- Iim seni de öpeyim" demek. • Evli olan mağdureye değişik zaman- larda telefon edip buluşup, tanışmak is- tediğini söyleyip 'canım' demek. • Sokakta rastladığı mağdurenin önü- ne çıkıp, ısrarla onun resmini çekmeye çalışmak. • Sanığın mağdure>'e penisini gös- termesi. • Mağdurenin nzası dışında yanağın- dan, dudağından öpmek, memesini ellemek. • Herkesçe kabul edilebilir nitelikte- ki bir seks mecmuasını gazete içinde ve- rerek okumasmı istemek, müdahilin if- fetine dokunan eylemli davramş olup, fiil sarkıntıhk teşkil eder. • Sanığın mağdureye eliyle şeklini ta- rif edip cinsi münasebette bulunmak is- temesi. • Bir kadının omuzuna sanhnak sar- kıntıhk suçunu oluşturur, fiilin devam- lılığı ise ırza tasaddi suçu olur. • Mağdurenin yüzüne ayna tutmak, şapka ile işaretler, ıslık çalarak ve mağ- dureyi kucaklarcasına hareketler yap- mak veya mağdurun yüzüne karşı gul koklamak sarkıntıhk suçunu oluştura- caktır. den yapdıyor. Erkekler niye ya- parlar? Herhangi bir yerde yap- tıklannda hangi motivle yapı- yoriarsa, işlerinde de aynı mo- tivle yapıyoriar. Bu, bir kadını tavlamak olur. Cinsel iliskiye ginnek arzusu obıbilir. Ancak işyerinde olanın sozu edilmiyor ve geciştiriliyor. Burada kadın- lann bunu nasıl fark ettiklerine ilişkin enformasyonum yok. Be- nim anladığım kadanyla normal karşdanıyor ve çok azıtmazsa kadınlar 'dur' demesini ve iliş- kiyi mesafe içine almayı beceri- yoriar." Dr. Haydar Dumen Aile Da- nışmanlık Merkezi adına görüş veren Dr. Haydar Diimen, "Davranışlann temelinde az çok agresivite, yani saldırganhk yatar" diyor. Saldırganlığımızı "üst ben"imiz engelliyor. In- sanlar çeşith isteklerine karşı "alt ben" ve "nst ben" arasın- da bir denge kuruyor. "Üst ben"de de toplumun ahlak de- ğerleri yatıyor. Dr. Dümen'in bu konudakı görüşlen şöyle: "Kompleksli kişilerde ya da üst beni yeterince gelişmemiş il- kel dürtüleri egemen olanlarda, ya da cinselliği konusunda kuş- kusu olan empotans kişiler bi- raz da gösteriş için bu tür el ve dille sarkıntılık edebiliyor. Bu gibilerin kimilerinde gizli eşcin- sellik sozkonusudur. " Gazeteci-yazar Duygu Asena, "Taciz edilen kadın konnşma- ya utanıyor, hatta stıçlanma korkusunu taşıyor" derken, özellikle resmi dairelerde, terfi durumlan söz konusu olduğu zaman kadınların açıkça taciz edildiğini öne sürüyor. Bakarak ya da sözle sarkın- tılığın artık ahşılmış durumlar- dan sayıldığına dikkat çeken Asena, "Kadınlar kendi yön- Jemleriyle bunlan bertaraf edi- yorlar. Ama cinsellik baskı un- sunı olunca iş defişiyor. Üste- lik kadınlar da kuyruk sallama- yanı kovalamazlar sozune inan- dmlmışlar. Turkiye'de neredey- se tecavüze ve sarkıntılığa uğrayan kadın suçlu dunımun- da. Eğer kadınlar utanmayıp, her tacizi gündeme getirseydi, Türkiye'de konuşacak başka konu kalmazdı." Ekonomik krizin darbesini yiyen ünlü modacılar, Paris defîlesinde çeşitli yöntemlerle "çıkış yolu" anyorlar Saluıdagel,ParismodagörsünGivenchy klasik çizgilerde ustalığını konuşturuyor. Lagerfeld çıkışı çift eteklerde bulmuş. Mugler ise podyuma manken diye Ivana Trump'ı çıkararak ilgiyi üzerine çekmeye çalışıyor. Rei Kawa Kubo'nun, şantiyesinde modeller bitmemiş teyelli giysilerle geziniyor... NECLÂ SEYHUN PAJRİS — Sonbalfcr yakışıyor Paris'e. Yeşil- den sanya, sandan kırmızıya dönüyor renkler, parklarda, bulvarlarda. Yollar boyu kırmızüı, sa- nh yapraklar uçuşuyor dört bir yanda. Meydan- larda, havuzlann çevresinde ateş kırmızısı çiçek- ler... Sonra fıskiyeler... Sonra yazı anımsatan gü- neşli günleri bölen kısa yağmurlar... Yağmur sonrası gene kaldınmlara taşan sohbetler, bul- var kahvelerinde... Yaz anılan, kış umutlan... Birbirinden güzel sergiler, birbirinden güzel fıhnler... Tiyatro oyunlan, baleler... Ve... son- ra defileler... Sonbahar demek, defıle demek ay- m zamanda. Defileler yakışıyor Paris'e. Nasıl ya- kışmasın ki moda demek Paris demek, Paris de- mek de moda!.. Defilelerle bir başka canhhk geliyor havaalan- lanna, otellere, restoranlara... Dünya, gazete- cileri ile ahcılan ile zenginler ile Paris'e akıyor. Sohbetlerin, gazetelerin, televizyonlann baş kö- şesüıe moda yerleşiyor. Birden günün en önem- li konularından biri olup çıkıyor moda. Yığınla model dökülüyor ortaya. Kimi güzel, kimi değil. Kimi klasik, kimi değişik. Ama bir başka soluk bu, bir başka oyun. Bu oyunda pa- buç pahah bu kış. Ekonomik kriz modaevleri- ni de etkiliyor dolu dizgin. Tek amaç azalan müş- terilerin dikkatini çekmek, onları yeniden 'alıcı' yapmak. Nedir bunun yolu?.. Her birine göre ayn. Herkes ayn bir yol ruttunıyor bu amaca ulaşmak için. Meslekte 40. yıhnı kutlayan Givenchy için bu yol 'klasik'ten geçiyor. Tüm koleksiyonda bu çizgi etkin. Ustalığı su götürmez bir kesimle tay- yörleri, elbiseleri, gece kıyafetleri süper klasik bir yol izliyor. Kaynak olarak 1940 yülarını ahnış Givenchy.. Bombe kollar, robalı bluzlar, düğmeli, cepli, bol etekler... Anılara gönül vermiş. Ama günün renklerini taşımış aralara. Matisse'in desenlisi- ni emprime olarak, işleme olarak katmış kolek- siyonuna. Lagerfeld 'çıkış'ı çift eteklerde bulmuş. Kısa mı, uzun mu?.. Etekte bir türlü karara vanla- mıyor ya o, çözümü kısamn üstüne uzunu giy- dirmekte bulmuş. Kısacık mini etekh elbiseleri- nin, tayyörlerinin bir de ayak bileğine dek uza- nan transparan ikinci etekleri var. Muslin ete- - ğin altından kısa eteği de aynı anda görüyor, bır LAGERFELD'IN ÇIÇEKLERI— Paris'teki defilede Kari Lagerfeld'in 92 yazı için hazır- taşla iki kuş birden vurmuş oluyorsunuz. Çıkış ladığı çiçck desenli, çıkma etekli ve plaj bluzlu bir modeli. (Fotograflar: AP) bu ama?.. TRUMP'IN ESKİ EŞt— Fransız modacı Thierry Mugler, Paris le podyuma skandallarla un- lenen ABD'li işadamı Tnımp'ın eski eşi Ivana Trump'ı çıkartarak buyuk ilgi topladı. Mugler'e göre 'hayır!..' Çıkış yolu bu de- ğil. O, bu ekonomik krizi önce müşterinin dikkatini çekmekte buluyor. En önernli iş bu. Bunun için de tutuyor podyuma Ivana Tnımp'ı çıkanyor manken olarak. Şu unlu, bosanması ile dünya basımmn, dergilerinin bir numaralı konusu olan sarışın güzel mul- timilyarder Ivana Trump'ı... Bu şen dul, pod- yumda tüm dikkatleri uzerine çekti, ama sat- manın yolu bu mu?.. Mugler'in defılesi eski bir western gibi... Şerif sevgilileri, kumarha- ne yaşamından, sigara satan kızlara. Bu kı- yafetleri kimler nerede giyecek acaba?.. Eko- nomik krize, müşteri kıthğına bir garip reçe- te doğrusu... Bir başka antika reçete de Rei Kawakubo'- dan. Comme dos Garçons'un stilisti, şantiye gibi bir podyumda, işçilerin işlerini bıtirme- diği izlenimini veren bir kargaşa dekorda, ter- zilerin modellerini bitırmediği, hatta işe doğru dürust başlamadığı izlenimini veren bir defi- le sunuyor. Kâğıttan yahut amerikandan yapümış mo- deller, kollan takılmamış, etek uçlan bastı- nlmamış, bitmemiş bir süni kıyafet. tğneler- le tutturulmuş, teğelli bir koleksiyon.. Bu mu müşteri çekmenin yolu?.. Bu modeller mi sa- tacak?.. Bunlarla mı çıkılacak ekonomik kriz- den?.. Allah'tan koleksiyonlarda başka 'yol'lar da var... Organze bluzlar, güzel keten elbiseler, şık pantolon takımlar, canh, çarpıa empri- meler... Daha sürüyor defıleler... Daha de- nenecek yollar var... Yaz buluşları, yaz umutlan, uçuşan yap- raklara, sonbahara kanşıyor şu an. Sonba- harlar da yakışıyor Paris'e... Danimarka'da agk fuarı • KOPENHAG (Cumhuriyet) — Danimarka'da ekim aymın başında düzenlenen seks fuanndan sonra şimdi de Vejle kentinde bir aşk fuan düzenleniyor. 1992 yıh sonbahar aylannda acüması beklenen fuar tüm şehre yayüacak ve Vejle şehir merkezi "aşk şehri"ne dönuştürülecek. Fuan düzenleyen "Eros Love Fair" komitesi, Vejle'deki aşk fuannın Kopenhag'daki seks fuanndan kesinlikle farkı olacağmı ve aşk fuannda pornoya yer verilmeyeceğini behrtiyorlar. Çevreyi çocuklar kurtaracak • Haber Merkezi — Çevre Bakanhğı, ilkokul öğrencilerini "çevre gönüllüsü" ilan etti. Bakanhkça hazırlatılan "Büytlklerinizi Uyann!.!' adlı kitapçık üç milyon adet bastmldı ve milli eğitim müdürlükleri kanalıyla tum yurttaki ilkokullara dağıtıldı. 32 sayfahk kitapçıkla küçük çevreciler arasında bir de yanşma düzenlendi. Nevşehir'de 3 tıp kongresi • NEVŞEHtR (Cumhuriyet) — Nevşehir, bu haftadan başlamak üzere 9 kasım tarihine kadar 3 ayn tıp kongresine ev sahipliği yapacak. 23-25 ekim tarihleri arasında Türk Plastik Cerrahi Derneği tarafından 13. Ulusal Plastik Cerrahi Kongresi toplanacak. Çeşitli universitelerden 200'e yakın bilim adamının katılacagı kongrede dünyada ve Türkiye'de plastik cerrahi alanında yapılan son yenüikler ve ortaya çıkan somnlar ele alınıp tartışılacak. Mütevelli belirlenmedi • ANKARA (ANKA) — Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bakanlar Kurulu'nun beş üniversitenin özel statüye kavuşturulmasına ilişkin kararnameyi yayımlamakta gecikmesi üzerine müteveUi heyeti adaylarını beUrlemekten vazgeçti. YÖK Genel Kurulu, YÖK Başkanı Prof. Dr. thsan Dogramacı başkanlığında toplandı. Daha önce tstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve tnönü Üniversitesi'ne getirilecek müteveUi heyet üyelerinden ikisi için altışardan 30 aday- belirlemesi beklenen YÖK Genel Kurulu, kararnamenin yayımlanmaması uzerine bu maddeyi gundeminden çıkardı. Çocuklarda kansızhk ^ • İZMİR (ANKA) — Derideki rengin kan hastahklannın habercisi olduğu belirtilirken Türkiye'de özellikle 6 ay - 2 yaş çocuklannın yüzde 80'inin kansız olduğu saptandı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağhğı ve Hastalıklan Anabihm Dah uzmanlanna göre kan hastahklanndaki ilk belirti renk solukluğu olarak ortaya çıkıyor. Bu nedenle aileler çocuklannın rengini solmuş gördüklerinde mutlaka bir doktora götürmelerini öğütluyorlar. Kan kanserinden lenf kanserine, Akdeniz anemisinden kansızlığa kadar birçok hastahğın habercisi olan renk solukluğunun altında ilk aranacak şeyin demir eksikliği olduğuna dikkati çeken uzmanlar, demir eksiküğinin ise çocukta, halsizlik, yorgunluk, huysuzluk, geceleri uykusuzluk, iştahsızhk gibi olumsuzluklan ortaya çıkardığım söylediler.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog