Bugünden 1930'a 5,410,009 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHUR1YET/2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 2 EKİM 1991 ÇocnkMahkemelerinin Anlamı Bugün Istanbul Çocuk Mahkemelerinde yargılanan çocuklann suçlan genelde hırsızlıktır. Bu çocuklann büyük bir bölümü kırsal kesimden gelip de gecekondu bölgelerinde yerleşen ailelerin çocuklandırlar UMRAN SÖLEZ TAN Hâkim, İsîanbul 2. Çocuk Mahke. Üyesi 19.yüzyılınbaşındasanayiningelişrnesi,ai- şunlardır; Genel bir dermansızlık. sık sık lenin parçalanmasına neden oldu. Üretim bavanhk eecirme. basta vûcudun van tara-parçalanmas araçlannın tek elde toplanması sonucu, işçiler büyük yerleşim ve sanayi merkezlerine akın ettüer. Konut sorunu büyük boyutlara ulaştı. Konut bulan aıleler de sağlıksız koşullar altın- da yaşıyorlardı. Ailelerinin bütün gün fabri- kada çahşmalan sonucu tek başlanna kalan küçüklerin bir bölümü ekonomik zorluklar nedeni ile pamuk-yün vs. imalathanelerinde günde 12-14 saat çalışmak üzere iş buldular (1). O günleri yansıtan ünlü "Dantelciler" (La- cerunners) araştınnasma bir göz atalım: "Bu işle uğraşan iki yaşında çocuğa dahi rastlanılmıştır. Suni olarak karıştınlmış bir dokunun bir tek ve aynı ipliğinin iğne ile çeki- lişini gözle takip etmek, hele bu iş genellikle ol- duğu gibi 14 ile 16 saat sürerse gözler için çok zararhdır. Bu durum en hafıfînden, ilerlemiş bir miyopluk, en ağınndan ki buna çok rast- larur, göz sinirinin bozulmasına bağlı olarak tedavisi olanaksız bir körlük meydana getirir. Fakat bunun dışında devamlı öne eğik durum, çocuklarda zayıflıga, kötü sindirim sonucu olan göğüs kafesinın daralmasına ve sıracaya neden olur. Omurga kemiğinin çarpılması yanında, rahim hastahklan da küçük kızlarda hemen hemen geneldir; o kadar ki bütün Dan- telciler yürüyüşlerinden tanınabilirler. Dantel işi gözlerde yaptığı tahribaün aynını bütün or- ganizmada yapar. Dantel endüstrisinde çalı- şan bütün çocuklann sağlıklannın büyük öl- çüde bozulduğu, bu çocuklann solgun, zayıf, yorgun, yaşlanna göre çok küçük kaldıklan ve diğerlerinden çok daha ender olarak bir has- tahğa karşı koyabildikleri hususunda doktor- lar tam bir oybirliğine varmışlardır. Genellik- le bu çocuklann maruz kaldıklan hastalıklar baygınhk geçirme, başta vücudun yan tara fında, sırtta ve midede ağnlar, bulantılar, iş- tahsızlık, omurga kemiğinin eğrilmesi, çıban- lar ve günden güne erime. Dantel fabrikasyo- nunun bir diğer kolu iğ danteli, Northampton, Oxford, Bedford ve Buckingham gibi, zaten tanmsal bölgelerde çpğu zaman genellikle kötü beslenmeden şikayet eden ve çok ender olarak et yiyebilen çocuk ve gençler tara- findan uygulanıyor. lşin kendisi son derece sağlığa zararlıdır. Çocuklar havasız ve rutu- betli küçücük odalarda devamlı dantel yastığına eğilmiş olarak çalışmaktadırlar. Vü- cutlannı bu yorucu pozisyonda tutabilmek için küçük kızlar tahta korseler kullanıyorlar, fakat bu durum, yaşlan gereği kemikleri daha yumuşak olduğu için, bu kızlarda göğüs kafe- sinin daralmasına yol açıyor. Kötü sindirim, havasızlık ve bu zararlı pozisyonun etkisi al- tında bu çocuklann çoğu veremden ölüyorlar. Bu işte çahşan kızlar hiçbir eğitim görmezler -hele ahlâki eğitim hiç görmezler- tuvaleti ve lüksü sevmeleri sonucu da, fahişelik bunlann arasında son derece yaygındır. Bu şekilde çok defa ana-babalannm (ebeveynlerinin) da buna dahil olduğu gayri ahlâki bir çevre içinde vahşi bir şekilde büyüyen çocuklardan daha sonra nasıl bazı ahlâki inceliklere sahip olması beklenebilir?" İngiltere'de başlayan bu durum 1820 yılla- nnda Fransa'da etkisini gösterdi. İktisadi ve sosyal bunalım, suçluluğun artmasma ve özel- likle çocuk suçluluğunun artmasına neden oldu. Bu durum resmi ve özel teşekkülleri, ço- cuklann ve özellikle suçlu çocuklann korun- ması hususunda düşünceye sevketti. Örneğin Fransa'da hastane ve hapishanelerdeki yaşam koşullan ve ihtilattan ürken Chaptal, eyalet- lerde ikisi on sekiz yaşından küçük çocuklara özgülenmek (tahsis edilmek) üzere evler kur- du. Yine Fransız hükümeti tarafından incele- me yapmak üzere Amerika'ya gönderilen Bea- umont ve Tocaueville. dönüşlerinde söz konu- su ülkedeki inıaz sistemini Fransa'ya tanıttı- lar. 3 Aralık 1832 tarihli bakanlık sirküleri, suçlu çocuklann çiftçilerin yanına yerleştiril- mesini öngördü(l). Bizde korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili ilk adım Mithat Pasa'nın Tuna Valisiyken bu bölgede açtığı Islahhaneler ile atılmıştır. Daha sonra korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili olarak devîet tarafmdan "Darüleytam^lar kurulmuştur. Meşrutiyet döneminde kurulan Darüleytamlar ile bu dönemin birbirini izle- yen savaşlannda şehit düşenlerin, göçmen ve sığınmacıların yetımleri yetiştirilmeye ve ülke- ye yararlı kişiler olarak kazandınlmaya çalı- şılmıştır. 30Haziran 1921 yılında yapıcı ve ku- rucu büyük insan Atatürk'ün buyruğuyla "Hi- maye-i Etfal Cemiyeti" adı ile Türkıye Çocuk Esirgeme Kurumu kurulmuştur (2). Suçlu küçüklerin cezalannın yerine getiril- mesinin (infazının) iyileştirilmesi konusunda yapılan çalışmalar dışında 19. yüzyüın sonla- nna kadar failin kişilıği, psikolojisı göz önüne alınmadan, suç soyut bir biçimde ele alınmıştı. Bu düşünceye şiddetle cephe alan pozitivist yöntem, ceza bilimine pozıtif deney ve gözlem yöntemini uyguladı. Bir yandan suçlu çocuğu, ceza hukuku dışı- na çıkarmayı, bir başka yandan eylemin ceza- landınlmasından çok failin ıslahını amaç edi- nen yeni düşünceler, psikolojisı ve kendine özgü davranışlan ile suçlu çocuğu. "sui gene- ris" bir suçlu olarak kabul ettiler. Gerçekten hakkında ceza uygulanmasının iyi sonuçlar vermediği saptanan çocuğun henüz çabuk et- kilenen bir yaşta olduğundan, çevresinden uzak tutularak ahlakh ve dinsel eğiüme tabi tutulması ve bu biçimde ıslahı öngörüldü. Bu eğilimler 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın ba- şında gözetim altında serbestlik ve dolayısıyla çocuk mahkemelerinin düzenlenmesini amaç- layan yasama faaliyetlerinde yerini aldı. 19. yüzyılın sonunda Anglo Sakson ülkelerinde başlayan söz konusu faaliyet 1914-1918 sava- şından önce Belçika ve Fransa'da, savaştan sonra ise Cermen ve Latin Amerika ülkelerin- de görüldü. Gerçekten Avrupa'da çocuk suç- luluğunun artması ve uluslararası kurultay- lann etkisiyle kanunlar ABD'de olduğu gibi. suçlu çocuklann gözetimini düzenlemeye çahştılar. 1869'da Massachusetts, serbest bı- rakılan mahkûmu hayırsever bir kimsenin gö- zetimine tabi kılan probation sistemini uy- gulamaya başladı. Sistem İngiltere, Ispanya, Danimarka, Almanya ve Hollanda gibi Avru- pa ülkelerine de yayıldı (3). Yavaş yavaş çocuk ve gençlerin psikolojisi- ne dayalı, cezadan çok eğitim (terbıye) önlem- lerine hükmeden ve sadece suç işleyenlerle de- ğil korunmaya muhtaç olan kimselerle de il- gilenen özel yargı mercilerinin kurulması dü- şüncesi ortaya atıldı (1). Beklenen rapor Hal böyleyken ülkemize dönüp baktığımız- da "gözetim altında serbestlik" önlemine da- yanmayan Çocuk Mahkemeleriyle karşılaş- maktayız. Yeni düzenlemelere gereksinim du- yulduğunu tanıtlayacak (ispatlayacak) dava dosyajan gündemdedir. Çocuklarla ilgili ra- por düzenlemekle görevli unnanlar (psikolog, pedagog, sosyal hizmet uzmanı) yüzeysel birer sayfalık basılı (matbu) raporlar hazırlamak- tadırlar. Çocuk Mahkemesi hâkimlerine ve yardımcı personeline düşen görevler "özellik" isteyen işlerdendir. Anglo Sakson sisteminde olduğu gibi hâkim tarafsız olmayan ve daima küçüğün lehinde ve onun korunması için çalı- şan olmak zorundadır kı, bu bizdeki Çocuk Mahkemeleri yargılamalannda da böyledir. Çocuk Mahkemesinde görevli yardımcı perso- nelden yukanda yer verdiğimiz 'Dantelciler'e ilişkin araştırma benzeri rapor düzenjerneleri beklenmese de, yapmakta olduklan işin du- yarlılığında; küçüğün karakter yapısının sap- tanmasına yararlı olabilecek yaşam ve aile iliş- kilerini, gehşmesini, o ana kadarki davranışını ve diğer bütün hususlan içeren bir rapor hazı- rlamaları beklenmektedir. Bugün tstanbul Çocuk Mahkemelerinde yargılanan çocuklann suçlan genelde hırsız- lıktır. Bu çocuklann büyük bir bölümü kırsal (Arkast 17. Sayfada) EVET/HAYIR OKTAY AKBAL Nr Ayna Önünde... Biri var aynadan beni seyreden. Saçları ağarmış. Dakikalardır kftfirt'an karalayan biri. Acır gibi bakıyor. Nedir zorun, ne diye sabahları akşamlan daktilo başında yorarsın kendini? Bak yıllar akıp gitti. Ne kaldı elinde? Kitaplar. Roman, öykü. deneme, anı. Senden sonra senin için konuşacak sözcükler yığını.. Dışarda güneş yakıcı. İşte yaşam bu Otelin havuzunda bir kadın yüzüyor. Başka biri uzanmış sereserpe. Sense oturmuşsun bir aynalı masanın önüne, yurt sorunlarını çözmeye kalkışıyor- sun. Kırk yıl mı oldu, daha mı çok? Demokrasi, sosyalizm, insan hakları, uygarlık, ekin, sanat. kısacası gücünün yettiğirvce güzel- likleri yaratmak, yaşamı değiştırmek çabast... Sonunda bir otel aynasının önünde kendini seyrederek bir şeyler yazmaya çalısan sen... Bir sabahtı. Cadde ustünde bir berbere girdim. Yıl 1950. Bir seçim sonuydu Ülkede her şey değişmek üzereydi. Patron beni tanıdı. Koşup geldi. Çırakları iteledi. Makas elinde şıkırdıyordu. Derken durdu, azıcık uzaklaştı, baktı, "Ne kadar benziyorsunuz ona" dedi. O, benim hiç sevmedigim bir politikacıydı. Ne yapsın, yanılmıştı. Çaresiz, ilgisini sürdürdü. Belliydi düş kırıklığına uğ- radığı... Aynaların önünde bu eski anı canlanır hep. Berber aynalan yasamımızın kesitlerini yansıtır. Zehirli bir araçtır ayna. Kendi- mizi en uzun seyrettiğimiz yerlerdir berber aynalan. "Berber Aynası" adlı eski bir öykümde anlattığım gibi. insan yaşlılığın ge- lişini, gençliğin uçuşunu bu aynalarda görür. Bu saörları Mersin'de bir otel odasının aynalı masasında yazı- yorum Gündelik olaylar, kişiler, politikalar Birden fark ettim, ay- nadaki adam guler gibi 1 Sen daha bıkmadın mı değişmez bir kısır döngüde gidip gelmekten? Hep yazdın, yazdın. Yıllar boyunca. Binlerce, on binlerce sözcük döküldü kaleminden. Insanlar oku- du ya da okumadı, beğendi ya da begenmedi Belki etkilediklerin de oldu. Bir değişimi başlatanlardan olmak istedin. öyle biri saydın kendini. Oysa zaman akıp gitmiş, yeniden eski konular, eski sorunlar, eskinin eskisi adamlar için yoruyorsun kendini, ka- lemini... "Aynalar söyleyin bana, ben kimin" diye sormuştu gençliğin- de Necip Fazıl. O guzel şairlik günlerinde... "Ben miyim. ben mi- yim yoksa arzı boynuzunda taşıyan öküz" demişti! Sonra da 'Ufacık gövdeme yüklü kafdağı" diye eklemişti. Her ayna karşısı- nda ister istemez bu dizeler gelir dilimin ucuna. Ayna, insanoğlu- nun bence en önemli buluşu Epey eski bir buluşu. "O ayna sa- tardı - Aynacılar çarşısında- Bir gün öldü -Tabutunu aynacılar taşıdı" diye yazmışö Orhon Anburnu 4O'lı yıllarda... Ayna, yansızdır, acımasızdır. Sen busun der. Sen işte busun! On gündür Mersin'deydim. Meksav'ın tiyatrolar karşılaşma- sında. Ne iyi? Yarışma, müsabaka dememışler. Karşılaşma çok daha yakışıyor. Güzel oyunlar izledik, ödüller verdik. Dostlar tanıdık. Toplantılarda söyleştik. Ama beni en çok etkileyen odam- daki ayna oldu, o aynadaki adam? Zaman zaman hafif eğlenerek bana bakan o ikinci ben. Nice öykülere, romanlara, şiirlere anlam veren, derinlikler yaratan bir ayna oyunu... "Bir gün gelir aynalarda ararım seni" diyordu Asaf Halet Çelebi Bulur muyuz, bulabilir miyiz yitirdiklerimizi? Bulsak da tanır mıyız? Karşımdaki adam bana benziyor. Ama ben miyim? Şair boşuna dememiş 'Aynada arama güzelliğinı, bana sor." Sıcak bir Mersin gününde aynadaki adama, onun alaycı bakı- şına, horlayan gülüşüne aldırmadan bir kez daha yazıyorum in- sanlarla, yaşamla, mutlulukla ilgili özlemlerimi. Ne zamana ka- dar? O aynadaki adam büsbütün yok oluncaya kadar... ÇORUM SULH HUKUK MAHKEMESİ 1991/74 SALtH KIZI: SARİYE Çonım merkez tlice mahallesi Ortailice mevkiinde Pafta: 115, Ada: 692, Parsel: 23 de kayıtlı gayri menkulün Sulh Hukuk Mahkemesi'n- de lclf.K.nu umumi hükümleri dairesinde açık artırma suretiyle sa- Ularak ortaklığın giderilmesine karar verilmişür. Birinci sauş günü: 12.11.1991 günü Çorum belediyesi raüzayede sa- lonunda, saat 14'OO'te bugün talipli çıkmadığı takdirde ikinci satış gunü olan 22.11.1991 günü aynı yer ve aynı saatte icra olunacakur. tlanen tebliğ olunur. 23.11.1991 DSHBStDCJ OBHHHEIC] • Enfraruj uzaktan kumanda • 50 program • On Screen Display • SleepTimer • CTI (Renk geçişlerinde keskinlik) " 63 ekran FST " 40 kanal kablolu yayına tam uyum • Teletekst yayınlarına Türkçe harflerle tam uyum • Teletekst yayınlarından bilgisayar çıkışı Büyük televizyon! Hemen bir Vestel Yetkili Satıcısı'na gelin, "3 yıl garantili" Vestel Comfort 63 ekran büyük televizyonu görün!.. TVESTEL Öncü -> Önder -»Lider PaVnFİYatı Peşınat STaksit 7Taksıt 9Taksıt 11 Taksıt Vestel Comfort 63 FST 4.378.000 900 000 807.000 608.000 497.000 427.000 13Takstt j 378.000 Vestel Comfort 63 FST Teletekst 4.689000 900 000 306.000 682 000 55S.000 479 000 424.000 PENCERE İki K'dan lUiKisL. ilkyazdoğanın uyandığı mevsimdir. Ağaç dallarına su yürür, tomurcuklar patlamaya hazırlanır, canlılar kızışır, kişinin damarlannda kan dolaşımı hızlanır. Hava- ya, suya, toprağa düşen cemrelerin yarattığı titreşimlerden hiç kimse benligini sakınamaz. Tartışma, çekişme, itişme, kakışma, hırgür, gerilim, çatışma, kavga, artıp yoğunlaşır. Seçim dönemi ilkyaza benzer... Politika kızışır Siyasetin cemreleri havaya, suya, topraga düştûkçe politika- cıları etkiliyor. Doğaldır. Ozal'ın koltuğundan aşağıya doğru bakılınca dipsiz bir uçu- rum görünüyor... Ya düşerse? Güzelim ülkemizde iktidardan düşmek hayat memat sorunu; ama, "tarafsız, sorumsuz cumhurbaşkanlığı" iktidar saltanatına dönüşürse, "düşme korkusu" da büyûr; ya herru, ya merru duy- gusu benliği sarar. Çok partili rejimin tarihçesinde ilk kez cum- hurbaşkanının da katıldığı bir seçim yaşanıyor; Ûzal doludizgin ANAP'tan yana esip savuruyor, saçıp kavuruyor. Inönü, serinkanlı, güleryüzlü... Demirel "beşuş"; ama, hırslı. Yıllarca siyaset yasaklannın cenderesinde sıkışmış; şimdi iktidann kokusu genzini doldurduk- ça meydanlarda rüzgârlanıyor... Ya Ecevir?.. • Ecevit'in işi zor... Belki de bu yüzden öfkeli... Yüzünde en küçük bir gülümsemenin rahatlabcı ışığını yakala- mak olanaksız... Çünkü hesabı iktidarla değil... SHP ile... Ne diyor? "SHP'ye verilen oy, PKK'ya gider..." Oldu mu? Ecevit'e yakıştj mı? Çok uzun süre bu ülkede demokrasiye acılışı engelleyen vefi- kir özgürlüğünü yasaklayan "İki K" vardı. "İki K'dan biri Komü- nistlikti; öteki Kürtçülük!.. Sol, bu suçlamaların acısı ve ağırlığı altında çile çekti. 12 Eylül askeri faşizmi "İki K"yı temel siyaset olarak benimsedi; yüz binlerce kişi haksız suçlamalarla, yersiz rftiralarla gözaltına alındı; ışkencenin turnikesinden geçırildi. İki K'nın birincisi artık aşıldı sayılır; dış ve iç gelişmelerle ko- münizm öcü olmaktan kurtuldu Ecevit, ikinciyi kullanıyor. • Ecevit, ikinci K'yı gündeme sokarak SHP'yi suçlamasının ge- rekçesini şöyle açıkladr. - Ben milliyetçiyim... öyledir... Vaktiyle okumuştum; ama bir kez daha gözden geçirdim. DSP'nin programını inceledim; partınin ilkeleri arasında "miili- yetçilik" yok. Yalnız 150'inci sayfadaki "kurallar" bölümünde bir tek kez, bir tek sözcükle "milliyetçilik" deyimi geçiyor. Oysa CHP'nin programında altı temel ilkeden biri milliyetçilikti. Sayın Ecevit, DSP'nin programını yazarken milliyetçiliği ne- den dışladı? SHP'nin temel ilkeleri arasında milliyetçilik var. • Evet, seçim mevsiminde politika kızışır, siyasetçiler ileri geri konuşurlar. SHP'yi ya da DSP'yi tutan seçmenler de bu tartışma- ya katılırlar, cjfkelenirler; "sosyal demokratlarbolünmesin"diye yazanlara kızanlar da eksik olmaz; ama çok değil, 20 gün sonra mevsim dönüşecek. 21 ekimde ayaklar suya erecek. Dilerim, seçim surecinin arkasından gelecek mevsim, sosyal demokratlar için sonbahar olmasın. RAHMJ SALTUK SÖYLÜYORSaltuk. Ptek ve KaseÇlık San. ve Tc. A.Ş. I.M Ç / 6 Btok N0.6517 Unkapanh Istanbui Tel 513 7369 tLAN NUSAYBİN ASLtYE HUKUK HÂKÎMLİGt'NDEN ESAS: 1985/79 Davacı SSK Kurumu vekili tarafından davalılaı Hüseyin Tepe ve MSB aleyhine açılan tazminat davasının yapılan açık yargüaması so- nunda; Davalılardan Hüseyin Tepe tüm aramalara rağmen adresinde bu- lunamadıjından ilanen tebligat yapılmasına karar verilmişür. 2.041.714 TL'nin 17.6.1985 tarihinden itibaren işleyecek yüzde 30 yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı kuruma vcrilmesine 28.5.1991 tarih ve 1991/68 No'lu kararla karar verilmiştir. llan olunur. Basın: 49542 YENÎ BÎR TURKIYE TÜRKÎYE'DE İLK KEZ EV KADINLARINA SOSYAL SİGORTfl. Bütün ev kadınlan DYP/ye! DY TEK BA3INA İKTİDAR
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog