Bugünden 1930'a 5,400,039 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

IKİM 1991 KENTYASAM CUMHURİYET/17 >UGUN • Atatürk Havalımanı yeni kargo tesislerinin temeli Başbakan Mesut Yılmaz tarafından saat 14.00'te atılacak. • Merkezi Su Kumanda Şistemi'nin (SCADA) açılışı İSKİ'nin düzenlediği törende saat 11.00'de yapılacak. • Elekiıik ve Elektronik Fuarı saat 12.00'de Hilton Gösteri Merkezi'nde başlıyor. MEKTUP Üsteeçitler kullanılrnıyor • lstanbul'da yoğun trafığin içine zorunlu olarak giren bir sürücüyum. Çarpık trafik düzenlemeleri, yerli yersiz konulan ışıklar ve bozuk yoUardan ötürü zaten kenetlenen trafiği bir de bilinçsiz yayalar kördüğüm yapıyor. Üstgeçitlerin bulunduğu bölgelerde bile parmaklıklardan atlayan bu insanlar, canlannı tehlikeye attıklan gibi surücüleri de zor durumda bırakıyorlar. Kaza yapınca kesinlikle suçlu olarak şoförler cezalandırılıyor. Lütfen yayalar, yakınlarındaki üstgeçitleri kullansınlar. ERKUT ERENER EREKLÎ TELEFONLAR 055 • kMp:000 056 : 527 57 00 • Itortto MMirtiil: 172 13 73 -74-75 ve 088 • İSKİ mtK 068 Akademide kız erkek aynmı^ün .. versitesi Egitim Fakültesi'ne bağlı Anadoluhisarı Spor Akade- misi'nde kız ve erkek ogrencilerin bazı dersleri avrı dersliklerde gorrneieri karan aiındı. Yeni ogretim yılı Ue başlayan uygulamaya, bazı ogrenciler, "çagdışı yaklaşım" diye tepki gösterdiler. Spor Akademisi Bolum Başkanı Fehim Üçışık, ogrencilerin suçlama- sının rfogru olmadıgını savunarak, "Her sınıfta 100 erkek, 50 kız ögrenci bulunnyor.. SaJon ve ögretmen yetersizüği nedeniy- le ögrencilerin tamamının bazı dersleri bir arada yapmaları güç- lıik yaratıyordu. Biz de ayn ayrı ders gorulmesinin daha uygun olacagına karar verdik" dedi. Üçışık, "Karma uygulamayı da zaten ben başlalmıştım" diye konuştu. Bu arada akademinin bir ogretim görevlisi ise, karma uygulamanın verimli oldugu dog- rultusunda geçen yıl rapor verilmesine karşın, uygulamanın bu yıl kaldınlmasını dogru bulmadıklannı soyledi. Hmr AdtO77 Sa|kk MMMtifc 511 89 18 Camfepaşa T * 588 48 00 Çap T*: 534 00 00 (100 hat) • Tı»: 340 01 00 f H M M : 345 46 80 ft Ettak 131 22 09 TMofcı hkyantaa: 152 43 00 SH T i H | i : 588 44 00 S » OtaMytfaa: 121 77 77 S » Sfatoşr 358 67 60 • nurtc- Tnflk S«ta Md.: 176 24 14 (İst). 356 04 85-86 (Kadıköy) Mtfe Tı*fc 377 22 07 (E-5). 356 04 86 (Şetıınçi), 314 36 (B Çekmece) • THY: Iç Wtor 573 13 31. D* Hattar 574 73 00 (25 hat). tatnfc 574 73 00. Itonmy—: 574 82 00 (45hat) • DDT: Skfcad D M I M : 527 00 50, H.P*$a D W | U 336 20 63 H.Pafa S M M 348 80 20 • VAPUR: |«Wr IMtan: 526 40 20, 144 42 33, DMb Ytfan (AcMte): 145 53 66. 144 25 02, 149 18 96 DMb OtaMsfl: 149 15 58 • tKTEMOUJt: (Hava tahmınıfiflrenme)573 89 80 • aBCTRfc AKZA: MaVTdrtakato 526 62 24 150 83 50, : 348 71 40 HABERLERİN DEVAMI OLAYLARIN ANAP moralsiz ARDENDAKI GERÇEK (Baştarafı I. Sayfada) göre "doğal lideri dünya çapın- dadır, ABD Başkanı Bush'un dostudur, Doğu'dan Batı'ya bü- tün ülkeleri gezerken devlet adamlanna akıl öğretir, ekono- mi dersi verir"; ama kendi ülke- sinde, kendi halkından tepki gö- rür. Bu tepkileri hafifletmek için partinin liberal kanadından bir genç Başbakan ortaya çıkar ya da çıkanlır; işler busbütun ka- nşır. Bugün ANAP yönetiminin doruğunda olumsuz bir rüzgâr esmektedir. Kararsızlık ağır ba- sıyor; Fransız reklamcı Sigue'la 1 ya karşı kuşku yoğunlaşıyor. özal'a karşı tavır nasıl saptan- mali? Üstelik seçime yaklaşırken parti içinde patlayan muhalefete karşı ne yapüabilir? • Bu sonuca nasıl varıldı? Bilindiği gibi ANAP bir "merkez partisi" olarak kurul- muştu. "Dört eğiUmi birleştiren parti" Vaşington'un desteğiyle 1983'te askeri gözetim altında yapılan seçimlere katıldı ve "si- villeşme sûreci"nin "seçeneği" olarak seçmenin desteğini sağla- du Ne var ki ANAP'ın tuttuğu yol yanlıştı ve öngörülen "mo- del" bir yanılgıya dayamyordu. "Depolitizasyon" üzerine kuru- lan "ulternatifsiz iktidar"ın "merkez partisi modeli" tutma- dı. "Normal" bir seçimde ANAP, iktidarı 1988'de yitırebi- UrdL Seçimleri biryıl öne alarak 1987'deyüzde 35 oylaparlamen- tonun yüzde 65'ine yayılan ANAP'ın tuttuğu yol bugunle- ri hazırlamıştır. Dört eğilimin parti içinde kalan iki kanadının, adaylık listelerinde dengeli bir uzlaşmayla temsil edilememesi de son sıkıntının özünu oluştu- ruyor. ANAP bu sıkıntısını atlatarak yeniden atılıma geçebilir mı? Çok güç görünüyor. Askeri rejimin gözettmi altında yapılan 1983 seçimlerine üç parti katıl- mıştu HP (Halkçı Parti), MDP (Milliyetçi Demokrasi Partisi) ve ANAP!.. Bu üç partiden ilk ikisi bugün siyasal yaşamda yoktur. Ya üçüncüsünün yazgısı ne ola- cak? "Merkez Partisi" tasarı- mıyla kurulan ANAP'ın "dört eğilim"den üçünü geride bıra- karak küçük bir "liberal parti" kimliğine bürünmesi iktidar ol- masına yetmeyecek bir küçül- tnedir; ama şimdilik yapılacak başka bir şey yok gibidir. Eğer başlayan olumsuzluk sü- reci kısa sürede durdurulup ter- sine çevrilemezse, ANAP'ın ge- leceği iyi görünmüyor. Bir par- ti seçime yirmi gün kala bir iç kapısmanın içine düşerse, iyim- serliğe olanak kalır mı?. * • • Memura (Baştarafı 1. Sayfada) ması, kararnamenin üç hafta kadar Başbakanlık Kanun ve Kararlar Genel Müdürluğü'nde bekletildiğini ortaya çıkardı. Bu gelişmelerden sonra İcararname Pakdemirli'nin talimatı üzerine önceki gün akşam saatlerinde Cumhurbaşkanlığı'na gön- derildi. Kararnamenin yapılan açıkla- malann tersine Başbakanlık'ta üç hafta bekletilmesinin nedeni ise anlasılamadı. Devlet Bakanı ve ANAP Genel Sekreteri Mus- tafa Taşar da kendisine yönelti- len bir sonıya dün, "Gelişmele- ri bflmiyorum" yanıtım verdi. Taşar, Pakdemirli'den olayla il- gili bilgi alacağını da sözlerine ekledi. # Kararnameye göre 1979 yılı ve sonrasında devlet memunı olan- lar bir derece yükseltüiyor. De- rece yükseltmesinden yararla- nanlann maaşlan da yaklaşık 10 bin lira ile 150 bin lira arasında artacak. (Baştarafı l. Sayfada) nuk geçmesiyle bir- ıiKte bu düşünceden vazgeçildi. Özellikle Çanakkale mitinginin sönük geçmesi ANAP'ın plan- larını altust etti. Genel Merkez yöneticileri ekim ayı başında yurt gezileri programının tü- müyle açıklanacağını söylemiş- lerdi. Ancak mitinglerden vaz- geçilmesi ve kent turlan yapıl- masının kararlaştırılması plan- lann yeniden gözden geçırilme- sine neden oldu. ANAP'ın yurt gezileri prog- ramını birkaç gün içinde açık- laması bekleniyor. Genel Merkez suskun ANAP Genel Merkezi ise parti binasından çok "huzure- vi"rü andınyor. Partide çaüsan personel dışında hemen hemen kimsenin bulunmadığı Genel Merkez'e Başbakan Mesut Yıl- maz da uğramıyor. Yılmaz yak- laşık iki haftadır Genel Mer- kez'e gelmiyor. Partiye gelen yurttaşlar muhatap olarak gü- venlik görevlilerini ya da parti çalışanlanm buluyorlar. Seçim programının kesinleşmemesi ne- deniyle Genel Merkez'e prog- ram soran gazeteciler çoğunluk- la, "Bilmiyoruz, netkşmedi, so- ra arayın" yanıtlarıyla karşıla- şıyorlar. Çanakkale ve Adana fiyaskosu Başbakan Mesut Yılmaz'ın geçen hafta sonunda Çanakka- le'ye yaptığı gezi oldukça sö- nüktü.Yılmaz'ı 1500-2 bin kişi- lik bir kalabalık izledi. Yılmaz'- ın önceki günkü otoyol açıhş tö- renleri, ANAP yönetiminin önümüzdeki günlerde düzenle- necek yurt gezilerinde alınması gerekli önlemler konusunda önemli ipuçları verdi. Adana gezisinde resmi ku- rumlann ilgisizliği, üstelik bü- rokratlann isteksizliği dikkat ce- kiyordu. Daha önceki gezüerde gazetecilerin gereksinimlerini fazlasıyla karşılayan PTT, bu kez sınıfta kaldı. Telefonlann hiçbirinin çabşmaması, gazete- cilere zor anlar yasatırken PTT görevlileri, sinyal sesi vermeyen telefonlara ilgisiz kalıyordu. Yümaz'a İzmir'de de ilgi yok- tu. Dün sabah tzmir'e giden Yıl- maz'ı Adnan Menderes Havaa- lam'nda az sayıda partili karşı- ladı. Görevden alınan il ve ilçe maz yenilginin sonımlulugunu taşunadıgımızı bir deklarasyon- la açıklayacagız. Gerektiginde yeni bir siyasi oluşuma gidebi- liriz." Bozkurt, deklarasyonun ar- dından partiden istifalann baş- layacağını savunarak, "Partiden aynhp istifa ederek yeni bir parti kurmak, bu suretle 20 Ekim sonrası siyasi oluşumlarda ve Tflrkiye'nin geleceğinde söz sa- hlbi olmak konulannda çalış- malarımız titizlikle sörmektedir" dedi. Bozkurt, imza sayısına ilişkin bir sonıya, "tmza sayısı önemli degü. Biliyorsunuz DP de dört- lü takrir Ue kunılmuştu, sonra nder oldu" yanıtım verdi. Yasin Bozkurt, deklarasyonla ilgili çahşmaların birkaç gun içe- risinde açıklanacağını kaydetti. Bozkurt, bir soru üzerine de ku- racakları siyasi partinin adının henüz belirlenmediğini sözleri- ne ekledi. Listedeki yerlerini beğenme- yerek adayhktan çekilen ANAP milletvekillerinin adlan şöyle: "Halim Aras (Kocaeli), Zeki Yavuztürk (Ankara), Ahmet Alüntaş (Muğla), Hamdi Özsoy (Afyon), Metin Yaman (Erzin- can), Vahap Dizdaroglu (Mar- din), Mehmet AIi Karadeniz (Giresun), Metin Balıbey (Af- yon), M. Zeki Uaın (Tokat), Yasin Bozkurt (Kars), Mehmet Deliceoglu (Adıyaman), Ülkü Söylemezoglu (Kahramanma- raş), Reşit Ülker (Istanbul), Hikmet Biçentürk (lçel), M. Emin Seydagjl (Muş), Nevzat Durukan (Bolu), Necati Akıncı (Şanlıurfa), Ömer Faruk Macun (Zonguldak), AIi Şakir Ergin (Yozgat), Onural Şeref Bozkurt (Ankara), Aycan Çakırogullan (Denizli), Ercan Vuralhan (An- kara), Sezai Pekuslu (Ankara), Nevzat Aksu (Çonım), M. Fu- at Yazıcı (Manisa), A. Reyhan SakaUıoğlu (Sakarya), Nnri Gö- kalp (Istanbul), Hayrettin El- mas (lstanbul), Ömer Günbulut (Sıvas), Mehmet Kahraman (Er- zurum), Kurtcebe Alptemoçin (Bursa), tsmet Tavgaç (Bursa), Fahir Sabuniş (Bursa), tsmail Dayı (Balıkesir), M. Ali Drtfiış- lu (Bingöl), Şamil Kozakoglu (Bolu), Ziya Ercan (Konya), Hazım Kntay (Ankara), Togay Gemalmaz (Erzurum), Selahat- tin Mumcuoglu (Van), Hasan Tannöver (Gaziantep), Mehmet Akarca (Samsun), Orhan De-yönetimi alanda yoktu. Kent tu- ru atan Yılmaz'ın selamına mirtaş (lstanbul)." yurttaşlann karşılık vermemesi mirtaş (lstanbul), Cezmi Erat dikkat çekti. ANAP'ta YSK'ya başvura- rak adayhktan istifa edenler kendi aralannda toplantılar dü- zenleyerek değerlendirmeler ya- pıyorlar. İsyancılardan yeni siyasi oluşum ANAP'ın aday listelerinden çekilen ve aralannda eski ba- kanlar Zeki Yavuztürk, A.Kurt- cebe Alptemoçin, Cemil Çiçek, Togay Gemalmaz ve Nihat Ki- tapçı'nın da bulunduğu yakla- şık 40 kişilik bir grup dün öğle- den sonra yeniden toplandı. Toplantıda yapılan durum de- ğerlendirmesinde, ANAP'tan istifa etmek ve deklarasyon ya- yımlama seçenekleri değerlendi- rildi. Toplantı sonrasında ANAP Grup Başkanvekili Yasin Boz- kurt, Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada "Partimizüı iyi git- medigi ve yanlış politikalar iz- lendigi her yöniiyle ortaya çık- maktadır" dedi. Bozkurt sözle- rini şöyle sürdürdü:. "Başbakan'ın motor sogut- ma olarak açıkladıgı ekonomik politika da yanhşür. Çunkü mo- tor sogutma ile kalkınma hızını yavaşlatmayı amaçlamaktadır. Bu da doğru degikJir. Zaten ko- alisyon ortagı olmak amacıyla ise başlayan Başbakan'ın izledi- gi poliükalara katılmıyonız. Bu nedenle 20 Ekimdeki kaçınıl- (Ağn), Mehmet Yaşar (Ağn), ts- mail Şengiin (Denizli), Hayret- tin Kurbetli (Trabzon). Yılmaz'ın stirprizi Başbakan Yılmaz, bugün Ba- kanlar Kurulu toplantısından sonra lstanbul'a gidecek. Bura- dan helikopterle Sakarya'ya ge- çerek partisinin düzenleyeceği mitingde konuşacak. Yılmaz'ın konuşmasında Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik eleştiri- lerde bulunması bekleniyor. Taşar, dün düzenlediği basın toplantısında, muhalefet parti- lerinin vaatlerde bulunarak ken- dilerini komik dunıma düşür- düklerini öne sürdü. Aday lis- telerindeki istifalan değerlendi- rirken "Listede çalkantı, kayna- ma oldu" diyen Taşar, "Ama şimdi kırgmhklar geçti. Şimdi meydanlara biz çıkacağız. Ça- buk koşan çabuk yorulur. Bu da bir seçim taktigi" görüşünü savundu. Cumhurbaşkarıi'nın konuş- masından rahatsız olmadıklannı söyleyen Taşar, "Bu memleket- te Süİeyman Demirel konuşacak da, Cumhurbaşkam konnşma- yacak mı?" diye sordu. Bir ga- zetecinin, giydiği ceketin Demi- rel'in DYP'nin propaganda afişlerinde giydiğinin aynısı ol- duğunu ammsatması üzerine Taşar, "Demirel beni taldit ediyor" dedi ve Demirerin oto- mobil kullanmayı öğrenmesi ge- rektiğini bildirdi. Taşar, bir soru üzerine ANAP'ın yurtdışından para yardımı almadığıru söyledi. Ta- şar, ANAP'ın gezi programınm henüz kesinleşmediğini de bil- dirdi ve bir gazetecinin "Gazi- antep'te kendisinin iyi karşılan- madıgım" ammsatması üzerine "Basın ne derse desin önemli degil. Mahalli basının birtakım isteklerini y apmadıgım için böy- le yazıyor. Miıhira olan Antep halkı ile Allab'ın benimle olma- sı. Gerisi vız gelir tıns gider" di- ye konuştu. ANAP lstanbul'da dün de ls- tanbul Milletvekili Orhan De- mirtaş listeden çekıldigini açık- ladı. Keçeciler'den sonra ANAP'ın en uzun süreli teşki- lat başkanhğı görevini de yürü- ten Demirtaş, dün Seçim Kuru- lu'na çekildiğine ilişkin başvu- rusunu yapmadan önce görüş- lerini şöyle dile getirdi: "Parti içinde bugune kadar genel başkan yardımcılıgı, teş- kilat başkanlıgı, hatta Ozal'ın cumhurbaşkanı seçildigi dö- nemde bir süre de genel başkan- lık görevini yürüttüm. Özetler- sem ANAP'ın içinde unvanlı ber türlii görevi yürüttüm. Ma- dem ki benim milletvekili olarak hizmet vermem istenmiy or, ben de çekiliyorum. Ancak 24 saat millet için hizmetimi sürdürece- gim. Bundan beni kimse alıko- yamaz." Halk Ekmek'te anlaşma lş Sendika Servisi — lstanbul Halk Ekmek Fabrikalan'nda calışan yaklaşık 500 işçinin gre- vi, 131. gününde anlaşma ile noktalandı. lsçi ücretlerine ya- pılan zammın ortalama yüzde 290 oramnda olduğu belirtildi. Hak-lş'e bağlı öz Gıda-lş Sen- dikası yöneticileri ile Büyükşe- hir Belediyesi yetkilileri, dün sa- at 09.00"da bir araya geldiler. Sa- at 18.00'e kadar süren görüşme- lerde anlaşma sağlandı. öz Gıda-tş Sendikası Başkanı Ba- ki Gölbaba, ortalama yevmiye ücretinin 74 bin 200 liraya yük- seldiğini söyledi. Sosyal haklar da dahil edildiğinde sözleşme ile sağlanan ücret artışımn yüzde -290*1 buldugunu söyleyen Ayba- ba, "Sozleşmeden önce bir işçi- nin çıplak ortalama bnit geliri 684 bin liraydı. Sözleşme Ue 2 milyon 671 bin 200 Uraya yttk- seldi BeJediye 62 bin Kra yevmi- ye öneriyordu, biz 92 bin lira is- tiyorduk, sonuçta ortalama 89 bin 40 lirada anlaşıldı" dedi. Gülbaba sözleşme rakamların- dan memnun olduklannı ifade etti. TAHMİNLER 1. KOŞU: F. Gold Bank (3), P. Sedahan (6), PP. Altınözü (1), S. Tropicana (7k 2. KOŞU: F. Tosoğlu (6), P. Hayırhoğlu (3), PP.Kuruşbey (2), S. Atlıer (1). 3. KOŞU: F. Cengiz Han (1), P. Çerkezkızı (5), PP. Seren (2), S. Serhad 72 (3). 4. KOŞU: F. Pusion (5), P. Fleuretfe (7), PP. Taipan (6), 5. Toy (11). 5. KOŞU: F. Umutemre (2), P. Seksek (7), PP. Bankobatur (8), S. özgün (1). 6. KOŞU: F. Ükşans (6), P. Se- dam (4), PP. Çelikoğlu (3), PP. Mercanguzeli (7), P. Şıma- nk(ll). 7. KOŞU: F. Akmeşe (2), P. Şemsettin (3), PP. Sözlü (5), S. Panter (6). Söz afişlerin (Baştarafı 1. Sayfada) kullandması, afişin kullanım alanını sınırlasa da afişler pro- pagandanın en önemli aracı ol- ma özelilgini yitirmiyor ve orta- dan kalkmıyor." Türkiye'de 1946 seçimlerinde büyük boyutlu, klasik düzende afişler kullamlmış. Yetkililer ya- pılacak araştırmaların daha ön- ceki yıllarda da benzer amaçlı afişlerin kullamlıp kullamlma- dığını ortaya koyabileceğini ak- tanyor. Türkiye'de 1954 ve 1957 yıl- larında afiş kullammımn arttı- ğı gözleniyor. 1950 seçimlerin- de yüksek mimar Selçuk Milar'- ın Demokrat Parti için hazırla- dığı "Yeter, Söz MiUetindir!" yazılı afiş büyük ilgi göruyor. Yetkililer "1950 sonrası tüm so- kak ve caddeler parti afişleriyle donandı, ancak bu dönemde afişlerde politik liderlerin port- releri dışında resim kullanımı yasaklandı. Bu büyük suurlama getirdi" diyor. 1970'ler boyunca afişlerin ya- nında duvar yazılarımn da bü- yük yer tuttuğu belirtiliyor. 1960'lann sonunda ilk kez se- çim afişlerinin hazırlanmasına reklam şirketleri katılmış. 1980'li yıllarda ise afişlerin bir dönem taşıdıkları önem diğer propaganda medyalarına oran- la azalmaya başlamış. "Turldye Seçim Afişleri 1946 - 1980", bir dönem afişlerin kuUannrunı konu alan bir sergi. Sergiyi düzenleyenler, yaşanan politik tartışmalann bir parça- sı olduğu için sergi kapsamında son on yılın afişlerine yer ver- memişler. 1946 yüı öncesine ait afiş ise bulunamamış. Sergi ön- cesi 250 kadar afiş incelenmiş. Bunkrdan 65'i sergilenmek üze- re seçilmiş. Ana seçim dönem- lerinin temel alındığı sergide üç ayn döneme (1950'ler, 1960'lar, 1980'ler) ait afişler yer alıyor. Sergiyi gerçekleştirenler, mal- zemenin toplanması âşamasın- da, 12 Eylül sonrası parti arşiv- lerinin elinde kendi afişlerinin kalmadığım saptamışlar. Yetki- Uler, "Adalet Partisi"nin afış- lerini bulmakta çok zorlandık- lannı aktanyorlar. tlgüilere göre tüm bunlar Türkiye'de bu tür malzemenin saklanmasırun ne kadar az yapıldığmı, saklanabi- len bölümün de telef olduğunu gösteriyor. Söz konusu sergi bu türde malzeme bulunduran ki- şilere bir tür duyuru nitehği de taşıyor. Elinde seçim afışi, ro- zet ve pul gibi malzeme bulun- duranlann vakıfla ilişki kurması bekleniyor. (143 31 27) "Türkiye'de Seçim Afişleri 1946 -1980" sergisinde onar yü- hk dilimlerde tüm siyasi parti- lere ait afişler sergileniyor: 1960'h yıllar öncesi Demokrat Parti'den 10, Halk Partisi'nden 8, Hürriyet Partisi'nden 5, Cumhuriyetçi Millet Partisi'n- den 1, 1960-1970 arasıCumhu- riyet Halk Partisi'nden 3, Ada- let Partisi'nden 2, Yeni Türki- ye Partisi'nden 1, Türkiye Işçi Partisi'nden 3, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nden 1, 1970'li yıllar sonrası ise Cumhu- riyet Halk Partisi'nden 5, Ada- let Partisi'nden 3, Demokratik Parti'den 1, Milli Selamet Par- tisi'nden 7, Milliyetçi Hareket Partisi'nden 5, Türkiye Işçi Par- tisi'nden 3, Türkiye Birlik Par- tisi'nden 2, Türkiye Sosyalist Iş- çi Partisi'nden 2 ve Cumhuri- yetçi Güven Partisi'nden 1 adet afiş bulunuyor. Sergiyi düzen- leyenler Vatan, Köylü Partisi gi- bi küçük partilerin afişlerini ise bulamadıklannı aktarıyor. GÖZLEM UĞURMUMCU 'Yeter Söz Milletindir' nasıl doğdu? Kttltür Servisi — Mimar Sel- çuk Milar'ın 1950 seçimlerinde Demokrat Parti için hazırladı- ğı "Yeter söz milletindir" yazı- lı afışi, o dönem üzerinde en çok konulan afişkrden olmuştu. 23 Şubat 1991'de ölen Mimar Mi- lar'ın oğlu Kerimhan Milar, "Yeter söz milletindir" afişini nasıl doğduğunu babasımn not- lan aracıhğıyla aktardı. Bu notlarda Milar şöyle yazı- yordu: "Ankara'da Meşnıtiyet cad- desinde büyük bir dairede otu- nıyordum. Kapı komşum bir gazeteciydi: Keman Akmanlar. Akmanlar'ın Adnan Mende- res'in yakın akrabası olduğunu sonradan ögrendim. Bir gün ba- na bir teklifle geldi. Adnan Menderes'e uzun uzun benden söz etmiş. Menderes de daha ev- vel kurulmuş olan propaganda afiş hazuiama komisy onuna ka- blmamı rica ediyordu. Ertesi gün parti genel merkezindeki toplantıya kaüldım. Komisyon- da afişin ne olması gerektiğini anlabyor. Graphis", 'Gebra- uhcgraphik' dergilerinden ör- nekler gösteriyordum. Bir ak- şam üstü uyelerden birisi elinde bitmiş bir afışle geldi. Ruloyu açarak 'Arkadaşlar afiş mesetesi hallolmuştur' diyerek afışi gös- terdi. Afışte ilkel bir çizimle şe- Idllenmiş üç genç erkek yer alı- yordu. Banlardan birisi köylü, diğeri işçi, üçüncüsü de sehirli- yi temsil ediyordu ve üsUerinde- ki bir madalyonda da Atatürk görülüyordu. Komisyonunuz- dan istifa ediyorum. Böylc bir afiş Demokrat Parti'yi iktidara getirmez. Dimi kaldınyorum: Kocaman bir el yaparsanız üze- rine de 'Yeter söz milletindir' yazarsanız afiş böyle olur diye bagırdım. Veda etmeden çıkıp gittim." Daha sonra Merkez Yönetim Kurulu Milar'a yeni bir çağn yapıyor. Milar'ın notlannda Celal Bayar'ın fıkri çok beğen- diği, ancak biraz sert bulduğu belirtiliyor. Milar, "kesinlikle hayır" diye yanıthyor, üzerinde "Yeter, söz milletindir" yazılı afiş 1950 seçimlerinde Demok- rat Parti'yi temsil ediyor. Oğlu Kerimhan Milar, ba- bası Selçuk Milar'ın söz konu- su afışi demokrasiye olan inan- cından yaptığını söylüyor, oğul Milar, "Daha sonra arkadaşla- n babamı zorladılar. Ama De- mokrat Parti'ye inancı kalma- mıştı. Son kez 'yapbklanmız yapacaklanmızın teminatıdır' sloganı afişierde yer aldı" diyor. (Baştarafı 1. Sayfada) muoyunun bir numaralı gündem sorunu olduğunu, araş- tırma ve soruşturmalar sonucunda, bu savların tersi sonu- ca ulaşılsa bile konunun kamuoyu açtsmdan önem taşıma- dığını da söylüyor. Bu gibi konularda somut örnek vermek gerekir. Somut örnekler verilmezse, kamuoyu aldatılmış olur. Kamuoyu, bu gibi soyut açıklama ve suçlamalar ile bazı gerçeklerin giz- lendiğı kuşkusuna kapılır. Bu kuşkularında da haklı oldu- ğu anlaşılır. Örnek verelim: ANAP Genel Sekreteri ve Devlet Bakanı Mustafa Taşar1 ın kardeşi Faruk Taşar'ın, Anadolu Bankası'nı dolandırdığı, banka müfettişleri Kadir Tekgüven ve Kemal Çolak'ın dü- zenledikleri 19 Aralık 1986 gün ve 1986/2 sayılı rapor ile be- lirlenmiş; Faruk Taşar ve arkadaşları, Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlanmışlardı. Olay, 1986 yılı başında kamuoyuna yansımış, TBMM'de- de arastırma önergesi verilmişti. 0 tarihlerde hükumet sözcüsü Mesut Yılmaz'dı. 8 Ocak 1986 günlü TBMM tutanağını açarak Mesut Yıl- maz'ın neler dediğini yeniden anımsayalım: —r..Sayın başbakanın talimatıyla ilgilibankanın genelmü- dürûnden bılgı ıstenmiştır. İlgili bankanın rnahallinde yaptır- dığı özel ıç denetim sonunda kredi rnuamelelerinde en ufak bir usulsüzlük olmadığı anlaşılmıştır. (...) Bu durumda daha ileri bir araştırmayı haklı kılacak en ufak bir neden mevcut değildir. Mesut Yılmaz, 'davudi sesi' ve ciddi devlet adamı görün- tûsü ile konuşmasını şöyle sürdürmüştü: —Bu önergenin değeri nedir, onu söylüyorum. Bu öner- genin yazılı olduğu kâğıt kendisinden daha değertidir. (TBMM: 57, ai.1986 0: 1 s: 245) Aradan birkaç ay geçtikten sonra Mesut Yılmaz'ın TBMM ve kamuoyunu aldattığı ve gerçeği gizlediği ortaya çıktı. Taşar ve arkadaşları, hem banka müfettişleri hem de Ga- ziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesı Savcılığı'nca suçlandı. Da- va açıldı ve dava Taşar'ın mahkûmıyetı ile sonuçlandı. Faruk Taşar'ın ağabeyi Mustafa Taşar, bugün Mesut Yıl- maz'ın en yakın destekçisidir! Bir başka örnek eski milli savunma bakanlarından Er- can Vuralhan ile ilgili soruşturma dosyasıdır. Konu, ilk kez bu köşede ortaya atıldı. Vuralhan'ın da ara- lannda bulunduğu komisyonların zırhlı araç ve gereç alım- larındaki sorumlulukları gündeme geldi. Mesut Yılmaz, o günlerde dışişleri bakanıydı. TBMM kürsüsünden Vural- han'ı savundu: TBMM'yi ve kamuoyunu yanılttcı bilgiler ver- di. DYP ve SHP'nin verdikleri gensoru önergesi de ANAP milletvekillerinin oyları ile reddedildi. Oiay 'saman alevi' gibi birkaç konuşma ve yazı ile bite- cek gibi değildi. Olay üzerinde çok durduk. O günlerin başbakanı Ozal, konu hakkında bir iki müşa- virini görevlendırerek konunun incelenmesını istedi. Bu iki müşavır, yayınlarda yer alan savları doğrulayıcı sonuçlara ulaştılar. Ozal, bu raporu TBMM'den gizledi. Bu raporda, söz konusu olaylarla ilgili soruşturma açılması' istenmek- teydi. Mesut Yılmaz, konunun üç büyükelçiden oluşan bir 'in- celeme komisyonu'nca araştırılmasını istedi. Komisyon, Vu- ralhan ve arkadaşlarını sorumlu bulan raporunu verdi. Bu gelişme üzerine Dışişleri Bakanlığı'nda ceza soruş- turması başlatılarak 'Memurin Muhakematı Komisyonu' ku- ruldu. Bu komisyon da üç büyükelçiden oluşmaktaydı. Ko- misyon, uzun ve titiz bir çalışmadan sonra Vuralhan'ın do- kunulmazlığının kaldırılması sonucuna vardı. O günlerde cumhurbaşkanlığı seçimı yapılmaktaydı. Baş- bakan Özal, dokunulmazlık dosyasını Başbakanlık'ta tuta- rak dosyayı TBMM Başkanlığı'na göndermedi. Mesut Yıl- maz da soruşturma sonucunda düzentenen İezlekeyi' Da- nıştay'a göndermekten çekindi. Sonunda dosya Yılmaz'dan sonra Dışişleri Bakanlığı'na atanan Prof. Ali Bozer'in im- zasıyla Danıştay'a gönderildi. Inceleme komısyonunda "Vuralhan hakkında soruşturma açılmalıdır" sonucuna varan iki büyükelçı; Tevfik Ünaydın ve Erol Celasun sonradan merkeze çağrılarak cezalandı- rıldılar. Memurin Muhakematı Komisyonu'nda iki büyükelçi ile birlikte "Vuralhan yargılanmalıdır" istemiyle fezleke dü- zenleyen Büyükelçi Metin Sirmen de yurtdışı atama karar- namesinden son dakikada çıkarılarak cezalandırılmış ol- du. Başbakan Mesut Yılmaz'ın bu konularda vereceği yanıtı olacağını pek sanmıyorum. Varsa buyursun... Haftaya yîne gitsem ıtıi? rada bir durmak lazun. Bu ma- çın eleştirisini yapmak bana düşmez. Ama onlar yani futbol- cular ben tiyatroda kötü oynar- sam beni seyretmeme özgürlü- ğüne sahipseler ben de onlar kö- tü ovnadıklarında beŞenmeme yircisi olarak gözlerim doldu. özgürluğüne sahip değjl miyim? "Ulan" dedim kendi kendime, En korktuğum maçlar 0-0 biten, söylemesi 'kabız (Baştarafı Sporda) satıyorlar biletleri.Yanikarda. yağmurda, deplasmanda Fener- bahçem benim/Biricik sevgilim diye takımlannı coşturan taraf- tarın buyuk bir kısmı içeri gire- memiş... Bir eski açık tribün se- "Kırk yıldır maça giderim, bir kere bile dogru durust, insanca maç seyredemedim." Hele şeref tribununde geçici şereflilerin koltukta kasüa kasıla oturduk- larını düşündükçe... Neyse ta- raftar denen 'Gencler'in tehdit- leri birilerini korkuttu ki, ara kapıyı açtılar. Açıkla numaralı birleşti. Ama ben bunun bir çö- züm olduğunu sanmıyorum. Nasıl yapıhr bilmiyorum, ama koca metropolde on rnilyon ki- şi yaşıyor ve derbi maçında bin- lerce kişi kapıdan dönüyor ya da maça gitmiyor. Elli, altmış bin kişilik stadyumlar yapsınlar ba- na ne... Ben de rahat rahat maç seyredebileyim... Neyse maç başladı. Şimdi bu- ayıptır söylemesi 'kabız maç- lar'dır. Neyse ki bu maç öyle ol- madı ve Fenerbahçe çok zengin bir futbol oynuyor. Bu beni çok sevindirdi. Maç bitti. Fenerbah- çe iyi bir skor yapmış, ezilme tehlikesi atlatarak huni gibi bir kapıdan damla damla çıktık. Veee... işte ondan sonra harika bir şey başladı. Seçim bayrak- lan asılmış caddelerden Kadı- köy iskelesine kadar şarkı söy- leyip, sloganlar atıp hiçbir tat- sız olay yaratmadan yani 'hoo- ligan'hk etmeyen taraftarla bir- likte büyük bir keyif içinde yü- rüyüp vapura bindim. Eminö- nü'nde indiğimde, ne düşünü- yordum büiyor musunuz? Aca- ba haftaya Fener'in macına git- sem mi? Ç<M*ııkMahkenıelerinîn Anlamı (Baştarafı 2. Sayfada) kesimden gelip de gecekondu bölgelerinde yerleşen ailelerin çocuklarıdırlar. Örneğin Se- faköy gibi yerlerde oturup konfeksiyon işinde çahşırlar. Bir bölümünün çaldığı eşya kullaml- mış bisiklettir. Bunlann cezadan çok önlemle ıslah edilmeleri yadsmamaz gerçektir. Yardımcı personel, rapor hazırlarken, ya- nılgısız tüm hâkim ve savcılann. kalem perso- nelinin taşımakta olduklan özveriyi göstere- rek, küçüğün ailesi ile ilişki kuraca'ktır, çevre araştırması yapacaktır; komşusuyla, arkada- şıyla, ustasıyla, öğretmeniyle görüşecektir. Böylece çocuğun eksıklerinin ne olduğu açığa çıkanlacaktır. Bu raporlann Çocuk Mahke- mesi kurulması nedenlerinden bırini içerir arastırma nıteliğinde (mahıyetinde) olması ge- rekli değilse de, bugün gereksinim olan da artık bu değildir. Bugünkü duruma taa baş- langıçta insanın, hele hele çocuğun ıstırabını duyan, bunun için çalışan sorumluluk yüklü duyarlı ınsanlar sayesınde gelınmiştır. Bu ra- porlar. küçüğün kışıliğine uygun en iyi '"tedbi- rin"' saptanmasına yarayacak kanıt olma nite- liğini taşımak zorundadır Rapordaki veriler, "tedbir"i hâkimin kafasında biçimlendirecek yeterlilikte olacaktır. Yoksa bugün olduğu gibi bir sayfayı aşmayan metnin sonucunda kanaatlennı belirtir tedbirin yazılması, Çocuk Mahkemesi olgusundan beklenen amaca nızmet etmekten ve de başka bir araş- tırmaya bulgu olmaktan uzak, olması ya da olmaması mahkernece pek bir anlam taşıma- yan, alelade, "vesaik" olmaktan öteye gideme- yecektir. Üstelik Çocuk Mahkemelerinde para cezasmdan çok diğer tedbirlerin uygu- lanması gerekliliğinin, farik ve mümeyyiz olan küçüklerin de rautlaka bu kapsam içine alınması zorunluluğunu dile getirecek nitelik- te ve bu konuda yasal yeni düzenlemelerin yapıknası gerekıp de geçtiğınin sergilendiği bir araştırmayı kapsayan, rapor düzeyinde olması gereki'rken! Gelecek yazımda Çocuk Mahkemelerı'nin amacı ve başka sorunlan dile getirmeye çahşacağım. Dr. Mehmet Artuk'un "Mukayeseli Çocuk Mahkemesi Hukuku" adlı yapıtından yararlanılmıştır. (l)Nillus (2) Suat Ballar: Türk Hukukunda Sosyal Hizmet ve Çocuklar. Engels, Dantelciler. (3) Dr. Mehmet Emin Artuk.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog